|
| Gönderen | Mesaj |
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:25:51
|
|
|
Kimse öyle bişey demediki Yiğitcim,
senki ne derin şiirler bulup yakalayan bir cansın,
bu sözlerden öyle bir anlam çıkarmış olamazsın,
ı ıı, inanmadım hiç..
nüktedanlık ediyor olmalısın kesin..

|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:28:55
|
|
|
Gidiyorum
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kır güllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşçakal usul boylum, güzel gözlüm hoşçakal
gidiyorum göz yaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın bahar çiğdemleri, kır gelincikleri, kırk kanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
gidiyorum başımda gam gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için
hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar sayki yaşamadım bu yerlerde nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan
gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla baş başa kalmaya gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgürlüğe gidiyorum
Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum
bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşçakal usul boylum, güzel gözlüm hoşçakal
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:31:25
|
|
|
İyi tatiller sevgili Abdulla hocam,
her şeyler gönlünüzce olsun inşallah..
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:42:00
|
|
|
|
Teşekkürler arkadaşlar.1,5 ay kadar uzak kalacağız.sizleri çok özleyeceğim.
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:48:58
|
|
|
İyi geceler Elvancım..
Sevgiyle..
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:16:44
|
|
|

Sesime Sessizlik karışıyor bu gece... Amatör ezgiler kulaklarıma çalınan...
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:44:31
|
|
|
Sussada Dilin Konuşsun Gözlerin
sussada dilin konuşsun gözlerin
uzaklarda da olsan seslen rüzgarada geleyim
seni deli gönlümle ölümüne seveyim bebeğim
kimse bilmesin sevgimi çekemezler sevdiğim
gelde'de artık kalbime hasretini bitireyim
gözümden akan yaşları seninle sileyim
rüzgarla konuş benim için bu gece
ne olur,seni birazdaha hissedeyim
sussada dilin konuşsun gözlerin
senis evdiğimi birtek rabbim bilsin
ellere duyurma sakın çekemezler dedim
seninle olan hayallerim seninle gerçekjleşsin
bedenim yaşlansın seninle birlikte
ama sana olan aşkım genç kalsın
gelde'artık bitsin bu hasretin,özlemin
koklarsam saçlarını yüceltirim sana karşı olan
aşkımı,sevgimi,sadakatimi ve saygımı
gözlerime bakarak konuş benimle
gel dediğinde
gündüz olsa bile
geceleri yaşıyorum gittiğin günden beri
gelde atık güneş gibi doğ kalbime
gündüz olsa bile göster yıldızları
senin o'yıldız gözlerinde
sussada dilin konuşsun gözlerin
seni çok sevmişim
sölesene bu umuttan nasıl vazgeçerim
hiçbiryere yazamadım seni sadece şiirlerime
ve hep sakladım seni,seni sven kalbimde
affet beni artık çiçeğim
elini koy kalbime birde bak gözlerime
hissettiklerinin aynısını bana gözlerinle söyle
sussada dilin konuşsun gözlerin
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
05:58:16
|
|
|
Yağmur Yağıyor ve Sen Yoksun-10/
/Bana ne kurumuş susuz çeşmeden,Ben yağmuru tesbih yaptım çekerim./ Ben de bir Yusuf olsaydım, emînim ki; görenler ellerini keserlerdi. Demek ki benim rızalığım, onun da benden râzı olmuş olması anlamını hiç taşımıyor-muş. demek ki; o artık sandığım yâr-ı vefâdârım değil! .. Demek ki; ey caaan derken ben, "bir başka lügat tekellüm ettim" ya da etmişim. Ve demek oluyor ki; her yağmur yağışında nâgehân yanımda olan can, aslında başka bir gönül yurdunun kurak ovasına kurulmuş bir tahtın hânı imiş. Ey serseri şâir bozuntusu! .. Otur şimdi sen, hâline hiç kimseciklerin bile ağlamayacağını bile bile; "Baştan başa bu cism-i siyahkârım ağlasın/ Ağ yârim ağlasın bana, hem yârim ağlasın" şeklinde Şeyh Galib`den şiirler savur şu efil rüzgâr önüne. Vaktinde âh eylememiş miydim söyle caaan! Bir Hayâli gibi zülfünle perişân olmamış mıydım evvel emirde söyle caaan! Söylesene sînem üzre oturtmadım mı seni nâr-ı sûzânım bilerek ki? .. Ve caaan; her yağmurlu şarkısında Ayna`ya eşlik etmemiş miydim; "Gittiğin yağmurla gel" diye diye! .. Yaşanan onca yaman çağdan sonra netmeli- neylemeli bilmem ki şimdi. Gerçi "Söyleyemem derdimi hiç kimseye/ Derman olmasın diye" de.. .. Yine de hâl ehli bakıp şu ahvâlime, demez mi gayri; "Bu dert sana az/ Kendin ettin kendine/ Yana yana gezzzz! .." Bak yine yağmur yağıyor caaan! / Ve sen yoksun. Ve anlaşıldı gayri gelmezsin yağmurunla birlikte şu kalb-i fakîre. Suretin bile gelmez bilirim şimdi! Keşke birkaç zaman daha..... Hayır hayır! .. Gelme artık istemeeeeeeem! .. Evet ben bir bülbülüm ama, değil bir can gül, derdimden habîr. Şimdi rûz-ı mahşere bıraktım bu bekleyişlerin âhını yâr! Şimdi dolaştırsın beni yağmurlar altında şu felek diyâr diyâr. Ve oturtsun bir sevdâ ovasında kocaman bir kaya başına, yanık bir musammat gazel okutsun o felek caan; " Söylersem bu derdi ben sırrım cihâna fâş olur/ Sâkin olup oturursam, sığmaz yüreğim baş olur" Olsun de korkma! .. Çünkü yağmur yağıyor Ve sen yoksun.. Hatta son kez -kendin gelmesen de - gönder gamzelerini. Onunla birlikte söyleyelim bu şarkıyı hadiiiiiiii caaan; "Böyle ayrılık olmaz/ Böyle sensiz yaşanmaz/ hani verdiğin sözler/ Hani..............." Hani sen hep.. Kahretsin! .. Yağmurrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...!
Ali Rıza Navruz
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
13:23:55
|
|
|
İstanbul
Bu gece sevda okunacak İstanbul sayfalarından. Çırpınışlarım yol alacak caddelerde. Dumanım tütecek evlerinin bacasından. İstanbul un minareleri seni arayacak iklimlerde.
Susamışlığını belli etmese de, Hasreti çekecek bu gece İstanbul. Yokluğunun tortusu kalmış memlekette, Tüm ağaç gölgelerinde seni arayacak İstanbul
Hayallerim gözlerinin Marmara ya daldığı yerde. Gidişin kol geziyor ben ise biçare. Kapı Aralığından duyulmuyor sesin, Sevdam kundaktaki bebelerin ninnilerinde.
Güneş her sabah İstanbul a doğuyor, Ben ise İstanbul da sana batıyorum. Sanma yaşıyorum. Her akşam boğazda boğulur, Gecenin siyahını ellerimde tutup İstanbul un sevda yokuşlarında seni bulurum.
|
|
|
18 Temmuz 2008 Cuma
11:07:27
|
|
|
|
|
|
18 Temmuz 2008 Cuma
11:07:58
|
|
|
|
|
|
18 Temmuz 2008 Cuma
11:08:14
|
|
|
|
|
|
18 Temmuz 2008 Cuma
11:09:14
|
|
|
|
|
|
19 Temmuz 2008 Cumartesi
19:46:38
|
|
|
|
|
|
|
19 Temmuz 2008 Cumartesi
19:47:14
|
|
|
Gelişi Güzel Ayrılıklarım.. .

.. susmaların bir sonbaharı olurmuş meğer, yapraklar candan koparmış, can dipsiz feryatlardan.../

Yarım kalmış bir sözüm vardı, dinlemedin... hoyratça hırpaladığın masum zamanlarda küstürmüştün, benim gerçeğimi..
 Bir yürek dolusu ağlarken avuçlarında, gözyaşlarımda hiç gizlemedim ki aşkı.. Gecelerin şerrine kapılır da, iki çift lafında sus olur mu sandın yoksa? Bir daha hiç ağlamaz mı sandın, avuçlarından düşerse... Buz gibi soğuk bir yağmur damlasıyla, kilitlerken dudaklarımda baharı, ruhunun çıplak, yalnız kışları geçer mi sandın yoksa?

Dinlemedin... susmaya alışkındı oysa, sana çoğalttıklarım... Keder içinde, hazin sabırlar doğururken özlem/in bir dokunsan anlardın, canım nasıl da kırgın..

/...Susmaların ne çok kalabalığı varmış meğer, "gitme" içindeki en yalnız kelime.../
Dinlemedin... Sesin bıçak gibi kestiğinde, ömrüm yüz çevirdi benden, yine de, içinde sen varsın diye beyaz bir masalla avutmadım yüreğimi..

Sözlerin tuz basarken yarım kalmışlığımın çıkmaz yollarına kocaman dağları sımsıkı tuttum içimde, ufacık bir taş parçası düşürmedim ayak izlerine..

Yarım kalmış bir sözüm... Dinlemediğin... Şimdi son nefesini veremiyor aşk, bende... / (sende olmadığı kadar...)

... Gelişi güzel ayrılıklardı benimki.. Senin kadar esaslı, hiç gitmedim senden.../
.. şiir : alıntı
|
|
|
21 Temmuz 2008 Pazartesi
01:29:29
|
|
|
DEVLERİN DÜŞÜNCELERİ GÜZELDİR
Umudu yitirmemek lazım hayatta Dünyada çeşit, çeşit insan yaşarmış İnsan kendi kaderini yaşarmış Her koyun kendi bacağından asılırmış Birazda insan şansını kendi yaratırmış
Ne derler kader derler alın yazgısı Şans kapıyı çalınca açmak lazım Nefes alınca birde vermek lazım Hayat tesadüflerden ibaret demişler
Göz görür kulak işitir kalp sever Bu değilmidir hayatı anlamlı kılan İnsan dediğin düşünebilmeli İnsan dediğin kendini yetiştirmeli
Gözümüzün gördüğü o kadar güzellik varken Kulağımızın duyduğu o kadar güzel ses varken Kalplere kilit vurmak niye
|
|
|
22 Temmuz 2008 Salı
04:11:38
|
|
|
Karanfil .Yârin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil, Gönlüm acısından bunu bildi!
Düştükçe vurulmuş gibi, yer yer Kızgın kokusundan kelebekler; Gönlüm ona pervane kesildi. .Ahmet Haşim
|
|
|
22 Temmuz 2008 Salı
14:54:06
|
|
|
İnsanların içinde hep iki ‘BEN’yaşar.
Birincisi ‘Ben olan ben’.
İkincisi ise ‘Başkalarının istediği ben’. Başkalarının istediği ‘Ben’sahtedir yapmacıktır.Ben olan ‘Ben’ise doğaldır.Oysa biz içimizdeki gerçek ‘Ben’i saklarız umursamayız yada bastırırız hep.Çünki başkaları için yaşarız genelde. ‘Ben bir damlayım.Damla okyanusa düştü,okyanus benim’diyor bir düşünür. Başka bir ifadeyle ‘her insan bir alem’.Damla aleme dönüşüyor bu dünyada…Peki okyanus olduğumuzun ,bir alem olduğumuzun farkındamıyız?Diğer insanların bir alem olduğuna inanarakmı bakıyoruz onlara?
‘Gittiğiniz her yere sevgi götürün.ilk önce kendi yuvanıza...Hiç kimsenin yanınızdan mutsuz ve kötü ayrılmasına izin vermeyin. Yüzünüzden, gözlerinizden,gülüşünüzden ve selamınızdan zerafet eksik olmasın. ‘Sözler kalpten çıkarsa kalbe kadar ulaşır…
|
|
|
22 Temmuz 2008 Salı
15:28:14
|
|
|
NiHaVenT TüRkÜ, A BENİM BAHTSIZIM
Hüzzam vururken, nihavent te durdu sazım Bu gece; mızrab sensin. A benim bahtsızım
Yüreğinle, bam telime dokunman lazım Bu gece; beste sensin. A benim bahtsızım
......................................Oynuyorsun sen benimle, küçük hırsızım ......................................İşve sende, cilve sende.Tatlı huysuzum ......................................Doymuyorsun sevdalara. Aşka aşıksın ......................................Düşeceksin dillere.A benim bahtsızım
Seni çalmak,söylemek; benim alın yazım. Bu gece dil de sensin. a benim bahtsızım
Gitme. Sensiz çalamam. Bana aşkın lazım. Bu gece ilham sensin. A benim bahtsızım.
................................Oynuyorsun sen benimle, küçük hırsızım ................................İşve sende,cilve sende.Tatlı huysuzum ................................Doymuyorsun sevdalara. Aşka aşıksın ................................Düşeceksin dillere.A benim bahtsızım
............. nihavent makamında fantazi türkü )) Mine Özdemirtaş
|
|
|
22 Temmuz 2008 Salı
15:29:16
|
|
|
Kaçışın Boştu Gülen Gözlü Adam ..
Yüreğimi eze eze veda ettim sana...Dilimin ucunda gidişinin hüzünlü türküsü, gözlerimdeyse bitmeyen, bitiremediğim, bitiremediğin aşkın yarım kalmış öyküsü...Derin bir çizikle kanayan çocuk yanım, bir yerlerde buz gibi donmuş kadın yanım ve geleceğe dair düşlerle geçmişin kaosunda boğulan kaderci bir yaşlı kadın...Hepsini harmanladım gidişinde, yüreğimi eze eze...
Veda etmedin bana...Biliyorum terketmiyordun sadece kendini alıp gidiyordun! Kendini; bir beden ve bir ruhu koyup bir gemiye açılıyordun engin denizlere...Sen sadece kendini götürdüğünü zannederken aşkımın sınırlarından, benim aşkımı, aşka olan inancımı, dünümü ve yarınımı da yüklenmiştin omuzlarına...Nasıl çırpındım anlatabilmek için sana. Ama kelimelerin yetersiz kaldığı, bildik herşeyin anlamsızlık çarkında kaybolduğu bir hava boşluğundaydık...Gözünün yaşını görmedim izin vermedin buna...Ama ağlayan, hıçkıran, “seni seviyorum” diye defalarca haykıran adamın çığlığı silinmedi kulaklarımdan...Kaçışın boştu gülen gözlü adam...İnsan herkesten hatta herşeyden kaçabilir.Ama kendinden?? Kaçamadın kendinden tıpkı kaçamadığım gibi kendimden...
Hatırladıkça güleyim mi ağlayayayım mı bilemediğim mesajlarımı çerçeveleyip, hafızamın en ayaydınlık odalarına astım. Neler yazmıştım sana...Öfkemi kusmuştum bütün birikmişliğimle...Kudurmuştu öc alma duygum tüm deliliğimle...İstiyordum ki çektiğim acının tadı senin de dudaklarına bulaşsın...Haykırışlarım senin sesinde yankılanıp kulaklarımda dolaşsın...Benim bütün deliliğime inat bir olgunluk yapışmıştı sanki yakana...Kırmadım, kıramadım seni...Boyun eğmişliğin sessiz nidalarıyla süslüydü kelimelerin. Sen kaderin önüne katıp götürdüğü bir adamdın...Razıydın, biliyordun...Oysa ben çocuktum o veda gününde...Elinden en sevdiği, yerine başka hiçbir şeyi koyamadığı, kokusu ciğerlerine dolmayınca uyuyamadığı oyuncağı alınmış küçük bir kız çocuğuydum...Ninniler söyleyip uyutabileceğim bebeğim yoktu – ki o bebek belki aslındı hiç olmamıştı! - , gecenin kara kabuslarında avunabileceğim yumuşak bir temas eksilmişti yatağımdan – ki belki ellerim hiç dokunmamıştı böyle bir tene- ...Ben yalnızlığın, en koyu en dipsiz yalnızlığın korkusuyla saldırırken silah yapıp kelimelerimi sana, sen, sen yürekli adam, sadece aşkını kalkan yaptın bu deli kadına...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|