|
| Gönderen | Mesaj |
|
19 Haziran 2008 Perşembe
04:18:22
|
|
|
" Senden bir tane daha yok bu dünyada

|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
04:40:02
|
|
|
Biliyorsun
Yaşıyor muyum bilmiyorum sensiz Peki sen nasıl yaşıyorsun bensiz Gecelerim bile aydınlıktı seninle Karardı sensiz gündüzlerim bile
Hani ben sensiz sen de bensiz yaşayamazdın Ben denedim yaşanmıyor sensiz Sen denedin mi nefes alınıyor mu bensiz Hayatta olduğunu bilsem
Bilsem bensiz yaşayabildiğini Gelmez miyim yanına Bulmaz mıyım seni sanıyorsun Ararım geceler boyu biliyorsun
Bilsem göçüp de gittiğini buralardan Gelmez miyim sanıyorsun yanına Dayamaz mıyım silahı kafama Gelirim yanına biliyorsun
Bir haberin gelse, burdayım desen Bırakamadım seni desen Dünyanın öbür ucuna gelmez miyim Bulmaz mıyım seni sanıyorsun O yemyeşil gözlerine bakmak için canımı Bütün hayatımı,yalnız seni alarak içinden Veririm o küçücük kalbimi veririm biliyorsun
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
19:47:19
|
|
|
Dikkat ediniz! Kişi güneşe yüzünü döndü mü, gölgesi arkasında kalır. Artik o nereye giderse gitsin, gölgesi hep peşinden gelir. Lakin kişi güneşe arkasını dönerse gölgesi hep önünde kalır. Ne kadar ugraşsa da gölgesini yakalayamaz. Işte bunun gibi, insan, Allah`a yüzünü dönerse, mal-mülk, aile ve çoluk çocuğu aynı gölgesi gibi onun peşinden koşar. Fakat kişi Allah`a arkasını dönerse o kişi mal ve iyalim peşinden ne kadar koşarsa koşsun, gölgesini tutamayacağı gibi onlara nail de olamaz. Zikrullah bir nurdur. Onu sönmekten koruyan cam fanus ise sohbet ve ilimdir. Eğer ilminizi geliştirmezseniz, iki ayaklı bir şeytan nurunuzu üfleyip söndürür.İyiliğe iyiliği, HER adam yapar, İyiliğe kötülüğü, SER adam yapar, Kötülüğe iyiliği, ER adam yapar.Bir ev kurulmuyor; Başlanmayınca, Bir kimse veli olmaz;Taşlanmayınca, Bir kul murada ermez; Sabretmeyince. Bir kişi vardır, soru sormak istediğinde sorusunun
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
18:49:56
|
|
|
Suskunluğun misafiri olmaktan haz alıyor yüreğim!
Musalla taşındaki cesedin suskunluğu kadar suskunum
Konuşmalara küstüm! Gemilerim artık kendime yol alıyor.
Her zaman her yerde her istenileni anlatamıyorum.
Kime, neyi, nasıl ispatlayacaksın! o halde suskunluğun elini tutuyorum.
Merhem tutmaz öyle yaralarım var ki! Konuşamıyorum…
İçime atıp susuyorum.
Kurşun geçmez şartlanmış beyinlere söz geçiremiyorum.
Sayfalarca susuyorum.
Kelimelerimin dinlenmeye en çok muhtaç olduğu anlarda,
Beni anlayacak bana derman olacak birini aradığımda,
O çok (boş) konuşanlar kaçıyor.
Sokağımın gece yarısı suskunluğa terk edildiği gibi,
Bende yüreğimi suskunluğun kucağına bırakıyorum
Konuştuğum zaman mahkûm,
Sustuğum zaman zanlı muamelesi görüyorum.
Ne yapacaksın, kime gideceksin…
Anlamsız konuşmalardan kendime sığınıyorum
Zor olanı tercih ettim sustum…
Boğazıma dizilmiş sözcükleri söylemeden, haykıramadan, içime atarak…
Bir bilseler susan birinin gözlerinde çuvallar dolusu kelime olduğunu,
Ve yine bir bilseler söz tükenmişse en güzel cevabın susmak olduğunu…
Tarif edemediğim acıları,
Hayal kırıklıklarımı susuşlarımla örtüyorum.
Yüreğimin en ücra köşelerine inen zehirli oklardan
Canım çok yandı!
Konuşursam;
Kırmaktan, kırılmaktan
Gözyaşlarımı tutamamaktan
Kelimeleri yan yana getirememekten
Yaralı kelimeler sunmaktan korkuyorum.
Geri alınmayacak kelimeler adına; ağzımın sürgüsünü çektim!
Şuan boğazımda düğümlenen kelimeleri çarmıha germekle meşgulüm
Sustum…
Ben sustukça suskunluğumun üstüne düşman gibi sözcükler yağsa da
İncitseler de beni, artık vakit susma vaktidir
Korkup kaçtı,
Suçunu kabul etti,
Haksız olduğunu kabullendi diyecekler…
Desinler… Dudağım mühürlü!
Duygularım susuşlarımda saklı kalacak.
Yıllardır biriktirdiğim hiç kullanılmamış kelimelerimi
Devren satılığa çıkarıyorum. İlan verdim!
Alan olmazsa kalbimin morgunda biriktireceğim
Sahi, her susan haksız mıdır?
Belki de her Suskunluğun arka planında ciltler dolusu anlamlar vardır.
Kim bilir!
Ve bir gün Söylenmemiş cümlelerimi zulama koyup gideceğim bu şehirden
Varsın kaçtı desinler…
Susacağım!
Derin denizleri her rüzgâr dalgalandıramaz…
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:25:22
|
|
|
BEN SUSKUNLUĞUNUN ESİRİYİM. KONUŞMAYAN SÖZCÜKLERİNİN,GÖZLERİNE YANSIYAN TARAFININ ESİRİYİM. BANA BAKMAYAN GÖZLERİNİN,GİZLİDEN GİZLİYE İZLEYEN BAKIŞLARININ...
Seni hep bir şeylerden saklayan yanım, gece uyuduğunda sevgimi avazım çıktığı kadar bağırarak, tüm Dünya`ya haykıran yanım... Yüzüne sessiz çığlıklarımla haykırmanın huzur dolu hırçınlığında, kendimi kaybetmemek için derin bir nefes daha çektim kokundan.
Ellerini tuttum sıkıca ve senin yaptığın gibi, yanaklarımı ellerinin o sıcaklığına yerleştirdim. Biliyor musun? Kendimi kandırıyorum ben. Sen hiçbir yerde yoksun. Aslında yokluğunu oyunlarımla kapatmaya çalışıyorum. Sen varmışsın gibi masaya iki tabak yerleştiriyorum.
Hala sevdiğin yemekleri yapıyorum biliyor musun? Gece yatağa uzandığımda düşlerinin binbir tanesiyle süslüyorum uykularımı. Seni beklerken,resimlerinle konuşuyorum,bazen kavga ediyorum onlarla. Evet farkındayım,ben hala anılarımı toparlamaya çalışıyorum. Hala uykumu yastıklarla boğup,gözlerime bir kibrit çöpü daha koyarak seni bekliyorum. Bir gün bu kapının çalacağını ve senin geleceğini düşündükçe, içimdeki uçurtmaların hepsi dans ediyor benimle. Seni beklerken umutlarımın en beyazını giyiyorum üstüme. Seni beklerken renklerle boğuşuyorum.
Anladım,ben gene kendimi kandırıyorum... Gelmeyeceğini bile bile umutlarımla,hayallerimle dalga geçiyorum. Artık senden başkasına verecek sevgim,enerjim,sabrım kalmadı. Yokluğunda,sığınabileceğim,oyunlarla avunabileceğim bir ben kalmadı. Düşünüyorum da aramızdan neler geçmiş,ben nelere bürünmüşüm. Kendim olmak bir yana ne yalanlar geçmiş kimliğimden.
En çok hangi kimliğimi sevdin çok merak ediyorum. Yokluğumu mu? Varlığımı mı? Yoksa sana esir olan yanımı mı? Yalvarışımı mı sevdin en çok? Sana dalıp giden gözlerimi mi sevdin? Yoksa kaybetme korkusuyla her gün eriyip giden tarafımı mı? Şehrine geldim senin hatırlıyor musun? Yoksa oradaki yabancılığımı mı sevdin benim? Sana karşı olan acizliğim,sevgimin umutsuzluklarla yok olup giden tarafı ve baştan başa her tarafı sen olan yaşam kaldı elimde...
Gelgitlerden yorulmuş bir beden, konuşmayı unutmuş sözcükler kaldı. Hayatımda ne varsa tükettim senin için. Kendime ve insanlara olan güvenimi; sana olan sevgimdeki inancımı, o iki kelimenin anlamını...
Hatırlıyor musun sevgili, bana kızdığın zamanlarda kendi şehrine git derdin. Yalvarışımın çığlıklarını hatırlıyor musun? Sonra geçerdi kızgınlığın, yanına çağırırdın beni. Gel derdin gelirdim ve yeniden giderdim. Bana varlığımdan bahsettiğin zamanlarda, bir kez daha kovulurdum Dünya`ndan. Varlığımdan rahatsız olmadığını, hatta sadece varlığımın olmasının sana yettiğini söylerdin. Bana olan ilgisizliğini böyle açıklardın.
Yokluğumda ise beni özlediğini söyler, geldiğimde varlığımın sana verdiği huzurla, beni tek başıma gecenin karanlığına iterdin. İşte, gelgitler arasındaki kayboluşum ilk burada başladı.
Anladım; ben gene kendimi kandırıyorum... Artık beklemenin o korkunç karanlığını yaşamaktan vazgeçip, senin beni her terk edişinde attığın o dipsiz kuyuya ben atıyorum kendimi. Çünkü çırpındıkça biraz daha batıyorum yokluğuna. Seni sevebilmek için verdiğim çabalarımı gene seninle tüketiyorum. Artık senin varlığını, yokluğunla birleştirip tozlu raflara kaldırıyorum. Nasıl olsa ikisi de aynı...
Varlığında yokluk, yokluğunda beklentilerin en zehirlisi... Sana ise renklerin en koyusunu, yokluğumu bırakıyorum.???????
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
18:25:34
|
|
|
Umutsuzluğu ihraç eden bir çok ülkenin Herhangi bir şehrinde bıraktım seni İnzivaya çekilmiş bu hikayenin hüzün dolu Tetiğini çoktan çektim Seni öldüreli çok oldu Şimdi benden de betersin İyi ve güzel Hakikate bel bağlamış saf dillerden Bir habersin Belki çıldırmak üzeresin Hayati burguların tükenmekte Gazete manşetlerinde aristokrat bir ferman Olurken ölüm ilanın karanlığın ardısıra Çığlıklar ve uğultular eşliğinde sevdamdır Uğurladığım
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
18:29:14
|
|
|
Öğrendiğin her şey,
susup arkanı döndüğün,
yenildiğini unutup,
güzelliğini sonuna dek yaktığın herşey
seni senden kurtarmıyorsa
ne anlamı var hayatının sana sevgili...
Masumiyetin kimi zulümden kurtardı, söylesene
Hem bu arzuda onun adı bile geçmez...
İstikbalin sıradan bir ayrıntı
bu telaşta
Ne yapsan göğsünde hayatına yabancı bir zaman
birikiyor...
Borçlu değildin ömrüne üstelik...
Ama ne yapsan boşluğa açılan
bir kapı oluyor hayat,
ne yapsan büyüyor o boşluk...
Ne yapsan suçlu değilsin,
sadece yerçekiminden muafsın...
O derin ıstırabınsa
seni hayata alışmaktan koruyor sadece...
Oysa bu bile umurunda değil...
Geleceğin ellerinde sıcaklığı üşüyen
bir mum sadece... Gördüm...
Geleceğin ellerine yapışan o soğukluk...
Durmadan ömrüne yapışan bu gerçeği soluyorsun sen...
Durmadan o aşkı soluyorsun...
Durmadan ciğerlerini yakan o büyük soğumayı...
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
22:39:50
|
|
|
Benim hayatim gazete sayfalarina benzer. Haberlerle doludur Sari sayfalari ve ilanlari vardir.
Bazen bir dogum haberi olurum nur top`u gibi bir gün dogar yeniden Her gün dogarim hayata inadina açarim gözlerimi Aci tatli her lokmayi agzima götürürüm sinarim hayati oda beni sinar Bir çocuk gibi emer hayati gögsünden doyana kadar oda beni
Ve bazen bir kayip haberi oluveririm satir aralarinda kendimi kaybederim Hükümsüzümdür artik
Gün olur ilan sayfalarinda aranan bir eleman olurum Kah bir hamal sirtinda hayati tasiyan Kah bir insaat isçisi tugla tasiyan kum karan Dertse derdi ve tasayi neseyse sevdayi bina ederim
Ararim hayata ilan veririm Iki oda bir mutfak degildir benim hayallerimi süsleyen Bir çift ela göz yanakta tek gamze bir sicak tebessümdür benim hayalim Zaten fazlada esyam yoktur bir kendim bir yüregim
Bazen de saltik veya kiralik ilanlari ile dolu olur sayfalarim Ama ne satilir ne tutulurum Fazla tadilat gördügümden mi nedir? Bilinmez ama Bir o kadar da bos bir meskendir Örümcek aglarinin kapladigi beynim kalbim ve bedenim
Evlilik ilanlari belirir birden sayfalarimda gam ve göbek adi keder ile Hayatimi birlestiririm aniden Mutluluklar dilerim dilekleri ve mesajlari çekilir alayli gülüslerle ikimize O bana ram olmustur her gece koynumda ve beynimde Ve sabaha boy boy dertler dogurur Sancilarini ve acilarini bana çektirerek
Bazense bir dip not olurum düzeltme babinda Yaptigim hatalar için bir bir özür dilerim Sayfalar dolusu
Bir kaza haberi olurum hayatin çarptigi Ve kurtarma faciasi suni teneffüslerle hayata döndürülmeye çalisilirim Suni asklarla
Ve yalan haber olurum magazin sayfalarinda Yalan hayatimi sasaali bir sekilde igrenerek yasarim
Bir makale olurum köseye çekilirim Belki ciddiye alinirim diye
Ayrintilara saklanirim giz olurum sir olurum ser olurum Kaybolurum Ve burçlara dalarim hayati oradan ögrenmek için Bazen ikizler olur ölüm ve hayat gibi Bazen bir akrep sokar beni Bazen bir basak açar öbek öbek Aslanlarin kovaladigi Ve sonunda hayat arenasinda bir boganin tosladigidir benim hayatim Bir kovadan su içerken Adina koçlarin ve oglaklarin kurban edildigi Belki de bir restoran da balik izgaradir hayatim Yengecin kiskacinda sikilsamda Sonunda terazilerin kefesine koyamadigim hayatim Bir yayla bogularak son bulsa
Spor haberlerine dönüsüverir Büyük umutlarla ve ücretlerle transfer ettigim Yalan hayatim fos çikmistir artik ve sagdan ve soldan gelen darbelerle Nakavt olan sonunda gerçege dönendir benim hayatim
Ve bilinmezleri bulmacalari vardir hayatimin Sagdan sola yukardan asari hep çözümsüzlük çikmaktadir Bazen bir çengele takili kalir Bazen yedi farki bulmaya çalisirim farkinda olmadan Kare kare çözmeye çalistigim hayatim Çözemedigim bulmacalar gibi yarim kalmistir artik
Gün olur üçüncü sayfalara düserim aniden Bir töre cinayetine ugramisimdir Isledigim cinayetleri sogukkanlilikla bir bir itiraf ederim Namusum temizlenmistir
Yada hayatimi çalan hirsizin pesinden kosarim Delil yetersizliginden salinivermistir katillerim
Ve Güzin ablalik bir konu Veya doktorunuz kösesinde paranoyalarla dolu düsünceler aktaririm Lakin umudum da yoktur tedavilerden
Mizah sayfalarindan firlayan Hoca Nasreddinlere birde benim için Koskoca okyanuslara maya tutturmasi için yalvaririm Yada bezgin Bekirlerin bezmis haline dönüsür hayatim
Ekonomi sayfalarinda hayat paritem ani degisikliklere ugrar Hüzün enflasyonlari yasanir hayatimda Ve ani bir kararla develüasyon yaparim ve dahada diplere vururum Borsadaki degeri giderek daha da düser Ve haraç mezat satilirim batarim biterim ölürüm
Ve ölümdür son ilanim
Ahmet oglu Yavuz geçirdigi elim bir hayat Sonucu Hakkin Rahmetine kavusmustur Bugün öglen namazina müteakip kilinacak olan cenaze namazindan sonra Karaca Ahmet mezarligina defnedilecektir Kendisine Allah tan Rahmet Sevenlerine bassagligi dilerim
En yakini olan HAYAT(devam ediyor)
Yavuz KAYA
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
02:55:32
|
|
|
|
http://www.insancapekinsanca.com/foto/albums/userpics/10002/23eylul__cmy.jpg
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
02:58:22
|
|
|
http://www.insancapekinsanca.com/foto/albums/userpics/10002/23eylul _
_cmy.jpg
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
11:48:17
|
|
|
KAR ALTINDA HÜZÜN DENEMESI
Dünyanın en uzun hüznü yağıyor
Yorgun ve yenilmiş insanlığımızın üstüne
Kar yağıyor ve sen gidiyorsun
Ağlar gibi yürüyerek gidiyorsun
Belki bulmağa gidiyorsun kaybettiğimiz
O insan ve tabiat çağını
Dön bana ve dinle
Kuşlar uçuşuyor içimde
Loş bir keman solosu gibi
Kuşların uçuştuğunu içimde
Dön bana ve dinle.
Karanlık denizlerin dibinde
Birtakım incilerin olduğunu
Birtakım incilere ve hatıralara
Neden bağlı olduğumuzu unutma.
Duy beni ve dinle
Denizler boğuşuyor içimde.
Unutma diyorum ama sen anla
Anlat bizim de yaşamak istediğimizi onlara.
ERDEM BAYAZIT
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:23:50
|
|
|
 ***
Hiç kimseyim ben,Adım yok, yüzümde Sen bana ister hüzün ister güzüm de.. Ya da ne istersen de. Kalbim yok, sevgimde.. Sen bana ister boşluk ister hoşluk de.. Ya da ne istersen de. Ya da iyisimi sen.. Bırak beni olduğum yerde
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:28:25
|
|
|
“DERİN AKAN NEHİRDEN
BELKİ YUTMAZ DİYE YÜRÜYEREK GEÇME
BELKİLER ADAMI İÇ ANADOLU OVALARINDA BİLE YUTUYOR
BELKİLERLE BEKLEME
BELKİLER ADAMI MAHVEDİYOR”
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:29:16
|
|
|

*** Kaybettim bugün kendimi.. Hükümsüzdür.! Sonu yok bunun,boşluklardan boşluk beğendim.. Vazgeçtim bugün herşeyden,halsiz şu kalbim.. Kan revan içinde hep.! Kanamaz denen yerlerim
|
|
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi
20:17:56
|
|
|
Sustukça sen oldum,sen oldukça kendime kaldım,seni buldum. Cezasının ne zaman biteceğini bir bilsem hükümlüydüm sende.. Aşkı taşımak tek özgürlüğüm oldu anlamalısın. Bende kendini üretirken yokluğunu aynı boyuta taşımasaydın keşke.. Sen yoksan olmayacaksan ben hangi kimlikle kalkarım ayağa hiç düşündün mü? Yığılıp kaldığım her yerde yokluğun çöküyor gözlerime.. Hayalinle kalmak seni yaşamak,bundandır,yalnızlığı hiç kimse benim kadar sevemez..
Tuhaf bir teslimiyette,yokluğunu yaşıyorum hepsi bu!Yokluğunda seni buldukça yeryüzündeki hiç kimsenin anlayamayacağı bir şölen oluyorsun içimde.. Eridikçe sana karışıyorum,seni sevmek,yaşama ve belki en çok sana direndikçe anlam kazanıyor.. Sen ve sen..Yalnızlık..Hayır!Sen ve ben.İçimde üretiyorum seni.Birlikte çoğalıyoruz,kimseye hesap vermeden. Susmuyorum..Çünkü seni seviyorum… Gözlerimi karanlığa sımsıkı yumuyorum.Sen olmak üzere başkalaşıyorum bir kez daha ve sonsuza kadar sen oluyorum..
Aşk,yaşamın belirlediği rastlantıların sunduğu yöneliştir,söylemiştim sana.Bu zorlu yürüyüşte kimseye tercih şansı tanınmadı elbette bilirdim bunu.O kadar anlamlıydın ki özeldinki tercih şansı tanınsaydı da bile bile ben yine seçerdim..Ödediğim ve ödeyeceğim bedeller ne kadar ağır olsa da..Sana seni anlatmakta bu kadar yetersiz kalmasaydım keşke.. Seni şu an yaşamaya ne kadar muhtacım..Tek gerçeğim sensin ve hepte öyle kalacaksın..
Yaşamın kırılma noktalarında beni birden bire tek başıma bırakınca sustuysam ve şu an hala susuyorsam onurumdandır..Ben kimi sevdimde sen oldum?Kaç sen vardın,son sahnede nasıl bir kimlik taşıyordun,söyle bana?Beni herkesten çok sevdiğini söylerken yüreğine inancımı bir an olsun yitirmedim Böyle zamanlarımda hep sustuysam doğru yorumla beni,beni anlamayışlarının çaresizliğindendir…
Ne yapmalıyım?Kadehler dolusu içerek beynimi uyuştursam unuturmuyum bu acıyı?Ama ben böyle bir iflası onaylayamamk..Unutmaya çalışmak bireyci bi kaçış değilmidir?Ben yokluğundan en çok bunaldığım anlarımda böylesine kaçışlara yenilmeyecek kadar doğru sevdim seni.Yüreğimi çatışmaların tam ortasına sürerken hiçbir ödül beklemiyordum,bilesin..
Yoruldum aşkım ,sürekli ertelediğim bir finale doğru sürekli aynı startlarla başlamaktan bitirmekten yoruldum..
Yine gece..Yine yoksun..Uğultu ve yalnızlık…
Ben herkesten başkaydım di mi?Herşeyindim senin..Öyleyse neden yoksun askim..Bundaki çelişkiyi hangi sözünle anlatır da ikna edebilirsin beni yokluğuna.?.. İçimde o kadar masumsun ki..seni yaşatmak adına nasıl bir direnişi üstlendiğimi kimse anlamasa da aldırmıyorum artık..
Yaşamak sana sığınmaktır,seni sende sevmektir.. Böyle anlarda yokluğun yüzümü kanatan bir ömür çizgisinin adıdır..
Sevdim seni hiçbir ödül beklemeden…Gözlerimi kapatıyorum artık susma vaktidir.. Bir varsın bir yoksun..Çocukluğumda anlatılan masallar gibi..Ama en çok yoksun..Başım dönüyor..Aşkım ey ömrümün varı!Ey VARLIĞIM! Seni seviyorum…
Her aşk bir yakalanmadır yaşama söyledim sana, Bilinmedik yenilgiler taşıdım sesimde Aldanmalara yüzüm yoktu sabıkalıydım En çok sana geldim durduk yerde Yasaktı yollarım , aşk bir gidilmez ülkeydi En çok kendi tarihimin kahramanı bile değildim sensiz Ne kadar dirensem o kadar hükümlüydüm sende Ve ben hep sana yürüdüm..yürüdüm..
Adımı unuttuğum her yerde seni bulmalarımdı beni yaşatan.. Zamansızdım,kimliksizdim,sen yoktun kimsesizdim Biriktirdiğim anlamlara seni katınca anlam buldum yeniden.. Aldanmalara yüzüm yoktu sabıkalıydım Hayatımdan çok en çok seni sevdim…
Yokluğunda bile sensin, Çoğalmalar yaşattın bana Sonunda tanıdık bi finalde tekil kalmalarımdı Kuşatmalardan çıkıp gelmeyen bakır tenli bir babaydın.. Ne zaman uzansam uzaklıktın Seni kuşandıkça sen oldum Böylece sen oldukça varlığıma ilişkin her şeyi unuttum Ama her şeyden çok en çok seni sevdim…
Herkesin ölümü kendi kıyametidir.Ben gözlerimde yokluğunu taşırken bir gün beklenmedik düşeceğim belki bağışla..Bilirim birgün gelir bütün yıldızlar düşer,kavuşma günü gelsin diye mahşeri bekler ölüler..Sen benim MAHŞERİMSİN…
Kırık ezgileri bir aşk senfonisi sandım Değilmiş Bildim Yanılmadım Yenildim Bütün hayaller darmadağındır şimdi sustum…
Kimse sen değil Sen herkes oldun,biraz… Ben değil...
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
04:45:19
|
|
|
Başlamalar
1
Seni seviyorum Ben de seni
Tutuyorum Ben de seni
Öpüyorum Ben de seni
2
Doğuyorum Ben de sana
Yaşıyorum Ben de sana
Geliyorum Ben de sana
Bitiyorum Ben de sana
Ölüyorum Ben de sana
3
Ben seninim Ben de senin
Sen benimsin Ben de senin
4
Gelip kaldım Ben de senden
Görüp kaldım Ben de senden
Gidip kaldım Ben de senden
Umup kaldım Ben de senden
5
Sen de ben de Ben de sen de
Sende bende Bende sende
Sen de bende Ben de sende
Sende ben de Bende sen de
6
Geliyorum Bende seninle
Gidiyorum Ben de seninle
Kalıyorum Ben de seninle
Ölüyorum Ben de seninle
7
Yalnızım Ben de sensiz
Çirkinim Ben de sensiz
Küçüğüm Ben de sensiz
Ölüyüm Ben de sensiz
Özdemir Asaf
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:36:38
|
|
|
Anlamıştım
Fikrimi kaybettim sanmıştım; Son...
Ellerimi çukurlara gömmüştüm; Sonu...
Çekilmez olmuştu gözlerin; Sonun...
Senin kahverengiliğine kapılmıştım; Sonuna...
Ölesiye seveceğimi anlamıştım; Sonuna dek!.
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:41:20
|
|
|
BİZİM YARINLARIMIZ
Elleri kirli, gözleri kara, İnsafsızca salınmışlar sokaklara, Nasıl kıymışlar, nasıl bu canlara? Bunlar bizim çocuklarımız. Bunlar sahip çıkamadıklarımız!
Alışmışlar ızdıraplara, Hayeller bile uzak onlara, Birileri alır iter suçlara... Bunlar bizim çocuklarımız. Bunlar sahip çıkamadıklarımız!
Biz sahip çıkmasak, birileri yürütecek kervanını, Kesecekler mahsunların, kollarını, bacaklarını! Karşımıza çıkaracaklar suç makinalarını! Bunlar bizim çocuklarımız. Bunlar sahip çıkamadıklarımız!
Önce tek tek kurutmalı bataklıkları, Sonra eğitmeli bu yavruları... Sevdirmeli tüm insanları. Bunlar bizim çocuklarımız. Bunlar bizim yarınlarımız!
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
06:01:39
|
|
|
Adak
Sana şiirler okuyacağım, gitme Güneşler doğacak yalnızlığımdan sana bir ışık getireceğim Büyük aydınlığımdan
Sana bir dolu umut getireceğim Küçük ellerine sığmayacak Sana Afrika gecelerini getireceğim Sımsıcak
Sana çiçekler getireceğim Bozulmuş güz bahçelerinden Sana bir serinlik getireceğim Yağmur tanelerinden
Sana avuç avuç yıldız getireceğim Güneşimden başka Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim Köpük köpük dalga dalga
Sana bir rüzgar getireceğim Dağlardan, tepelerden Gitme, sana zamanı getireceğim Zamanın bittiği yerden
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
11:56:21
|
|
|
Kelimelerin ruhunun susup,
Kemanın ruhunun konuşmaya başladığı o hüzünlü anlarda,
Geçmişe savrulup bir "karagözlünün" yamacına düşerken ruhum,
Lâl kesilir dilim,susturamazken yüeğimi...
AHMET IŞIKGÖZ
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|