|
| Gönderen | Mesaj |
|
19 Haziran 2008 Perşembe
16:04:36
|
|
|
|
kaçak hım.
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
19:27:39
|
|
|
Aşk
Sevgi.. kim bilir hangi dillerde sakız, hangi dillerde ağıt ve hangi gönüllerde sancı oldu şimdiye kadar. Hangi yürekleri ağlattı, hangi dudakları büktü..
Bütün şiirlerim bir ağıttı yiten sevgilinin ardından yazılan, bütün şiirlerim bir sancıydı onun olduğu yerden vurulan yürekte.. ama hiçbir zaman sakız olmadı cesaretsizlerin, kahrolası ihanetlerin dilinde.. Bir hayattı.. Bir candı yüreklere.. Bedeli oldu bu yüreğin ve yine gömüldü bir daha dirilmemek üzere ve bir daha can olmamak üzere ruhsuz bedenlere, anılar sepetinin en dibine..
Varolan tüm gücü ile haykırdı gül’e sevdasını... Yağmur olup yağdı çaresizliğine rağmen üzerine.. Güneş oldu doğdu, gece oldu sardı.. bir vefasız eline düştü.. umarsızca harcandı yokuşlarda.. her şeye rağmen avuçladı dikenlerini gül’ünün. Elleri yırtıldı.. avuçları kanadı.. yılmadı.. gücü vardı hala.. gözlerindeki yaşlarla büyüttü avuçladığı dikenli gül’ünü. Büyüdü, büyüdü, büyüdü.. her şey çok güzel gidiyordu.. sevdiceği gerçek bir sevgiyle bağlanmıştı ona… derken günlerden bir gün, izin istedi sevdiceğinden gül’ü.. “bırak beni.. gideyim, göreyim sevdiklerimi.. senden başka sevdiğim yok biliyorsun ama bırak göreyim beni bekleyenleri.. söyleyeyim sana olan sevdamı..”. bıraktı avuçlarından usulca.. ellerinden bir damla kan damladı gül’ünün gözbebeklerine.. gül’ü kanadı.. bir yara açıldı göğüs kafesinin tam ortasında. Yara kanadı, kanadı.. ama her şeye rağmen gitmek, bekleyenlerini görmek istiyordu. “Tamam” dedi gül’e sevdalı genç.. “Git.. dönme istersen bir daha.. ama bekleyeceğim ben seni, ellerim kan içinde, yüreğim hasretinle dolu bekleyeceğim” dedi dikenli gül’e sevdalı genç. “Ölümümle, yaşamımla bekleyeceğim..” “unutma” dedi, “sen benim için ölümü göze almıştın gençliğimde.. ben de senin için yaşamayı göze alarak döneceğim sana.. aşıp engin denizleri, avuçlayıp dikenlerini güllerin, yüreğimdeki hasretinle, avuçlarımdaki kanlarla sarılacağım boynuna..” dedi ve gitti..
………….
Aradan günler geçti.. haftalar.. tam 1 ay sonra sevdiceğine kavuşmak için hareket edecekti dikenli gül.. ertesi gün yola çıkacaktı.. Günlerden Salı, aylardan Ağustos.. Yıl 1999.
Çıkamadı yola..
…………..
Günler günleri, haftalar haftaları kovaladı. Elleri yırtık, avuçları kan içinde bekleyen genç dayanamadı.. Gitmek istedi sevdiceğinin yanına.. Ve düştü yollara.. Yokuşlar tırmandı.. Avuçları kanadı durmadan.. Sordu karşılaştığı her yüreği yaralıya.. Sevdiceğinin ailesi ile görüşür.. “Gördünüz mü dikenli gül’ümü, rastladınız mı bir pınarın başında ya da bir haber bıraktı mı ?..” Parmakla gösterdiler yerini.. “İşte, şurada.. İçeride, sor söylerler” dedi kalınca bir ses. Delikanlı ilerledi.. Gözlerini dikti.. Karşıda bir tabela.. “Eyüp Mezarlığı”.. Delikanlı şok olmuştu.. Devam etti.. İçeri girdi.. “………’i görmek istiyorum” dedi.. “Bir dakika bekle” dediler.. Bekledi.. Belli ki kayıtlara bakıyordu görevli.. Karıştırdı defteri.. “13. Ada’da” dediler. İlerledi dikenli gül’üne sevdalı genç.. 13. Ada’ya geldiğinde bakınmaya başladı sağına soluna.. Koca bir çınarın altında bir mezar dikkatini çekti.. Mezar taşında “Sesim gelmiyorsa da, gözyaşlarım da ayaklarını ıslatmadı mı halâ.. Nerdesin sevdiceğim?” yazılı bir mezar duruyordu.. Yaklaştı.. Mezar taşına dikkatlice baktı.. “Olamaz” dedi kendi kendine.. “….. - D: 1982 Ö: 1999” yazısını da görünce birden dizleri üzerine çöktü.. Gözyaşlarına hakim olamıyordu.. “Eğer sevgilim, bir gün ölürsem karanlık odamda, yatağımda sensiz, sakın ağlama olur mu?” deyişini hatırladı dikenli gül’ünün.. Kollarıyla sildi gözyaşlarını.. Ardından mezarın üzerindeki kanlı kağıdı gördü.. Sürekli şok etkisi yapan olaylardan birisi idi bu. Titreyen elleri ile açtı kağıdı.. Ve okumaya başladı :
“ Sevdiceğime; Sana kavuşabilmek için semâya kaldırıp ellerimi, kaçıncı dua edişim yaratıcıya, bilmiyorum. Seninle başlıyorum her günüme, seninle devam ediyorum yaşama ve seninle bitiriyorum günümü.. Özlüyorum birtanem, ağlamak istiyorum, ağlayamıyorum.. Sözümüz geliyor aklıma.. “Ağlamak yok.. Gözyaşların bu kirli dünyaya akmamalı. Onlar cennetin ırmakları olmalı. Söz ver bana ağlamayacaksın tamam mı?” deyişlerin geliyor aklıma.. Ağlamayacağım diyorum kendi kendime. Bu kirli dünyaya gözyaşlarımı akıtmak istemiyorum.. Sonra düşünüyorum.. Kirli dünyayı arındırmak için ağlamak gerekli belki de.. Sen de ağla sevdalım.. Ben tutamıyorum, engel olamıyorum gözlerime. Sana gelmek istiyorum her an.. Senin yanında olmak.. Sana kavuşmak.. Seninle bulmak istiyorum “son”lunun içinde “sonsuz”luğu.. Seninle yaşamak istiyorum sevginin dehlizlerinde.. Ağlamak istiyorum. Öncü olmak istiyorum arındırmak için kirli dünyayı, ağlayanlara.
Yatmıştım.. Uyuyordum.. Bir martı çığlığı böldü uykumu.. Korktum.. Etrafıma baktım.. Hiçbirşey yoktu ortalıklarda.. Uyumaya çalıştım, başaramadım.. Sen geldin aklıma.. Gözlerimdeki utangaç duyguyu sevdim o an.. Sana olan hasretimi dile getirmek istedim.. Ve şimdi yazıyorum.. Aslında bir şeyler karalıyorum.. Sözcüklerden oluşturduğum bir köprüyle sana ulaşmaya çalışıyorum belki de.. Fırtınalar yüklü, bulutlar taşıyan gökler gibiyim, gül yüreklim.
Saat 03:20.. Ne yazacağımı da bilmiyorum.. Deniyorum.. Senin yazdıkların kadar güzel, senin yazdıkların kadar anlamlı şeyler yazamıyorum. Kelimelere döktüğün ruhun, benim bedenimde canlanıyordu.. Ama ben yazamıyorum işte.. Sa
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
19:28:59
|
|
|
Saat 03:20.. Ne yazacağımı da bilmiyorum.. Deniyorum.. Senin yazdıkların kadar güzel, senin yazdıkların kadar anlamlı şeyler yazamıyorum. Kelimelere döktüğün ruhun, benim bedenimde canlanıyordu.. Ama ben yazamıyorum işte.. Sanki ölümün soğukluğunu hissediyorum ensemde.. Ne oluyor bana birtanem.. Sana olan hasretimi dile getirirken neden titriyorum?..
Anlatamadığım gibi belki yaşayamıyorum da.. Oysa yaşamayı ne çok istiyorum o engin denizlerdeki sevdayı.. Artık ırmak olmaktan çıkıp, denizlere açılmak istiyorum sevginle.. Annemlere anlattım seni. Çok merak ettiler.. Seni uzun zamandır görmüyorlardı. Kaç sene oldu kim bilir seni görmeyeli.. “Neden gelmedi?” diye sordular.. “Beni bekliyor anne. Sizleri de özlemişti aslında ama gelemedi” diyebildim ancak. Sonra annem şaka mahiyetiyle “Eee.. Düğün ne zaman?” diye sordu.. Yanaklarım kıpkırmızı oldu.. Utandım şimdi. Onlar da seviyor seni.. Benim seni sevdiğim gibi.. Benimkisi daha öte bir sevgi.. Tarif bile edemiyorum. Anneme ne dedim biliyor musun bugün ? “Anne” dedim.. “Eğer ölürsem Sevdiceğime kavuşmadan, mezar taşıma bir şey yazmanızı istiyorum..” “O nasıl söz güzel kızım.. Ağzından yel alsın.. Allah gecinden versin.” dedi.. “Olsun. Ecel bu anne, söz dinlemez ki.. Kimin ne zaman öleceği belli olmaz.” dedim. “Kızım neler söylüyorsun öyle.. Töbe töbe” dedi.. “Sesim gelmiyorsa da, gözyaşlarım da ayaklarını ıslatmadı mı halâ.. Nerdesin sevdiceğim?” “diye yazdırın mezar taşıma..”” dedim
İşte böyle sevdiceğim.. Gelemezsem yanına bil ki beni ancak ölüm engellemiştir.. Neyse gene ölümden söz ettim.. Karamsarlığa başladım.. Kusura bakma birtanem. Ama biliyorsun ki yalnız ölüm kesindir..
Sana her şeyin en güzelini, her yüreğin söyleyeceği en güzel iki kelimeyi, umuda açılan yollarda destan yazan o iki kelimeyi söylemek belki de tüm bu anlatmaya çalıştığım şeyleri özetleyecek..
İşte söylüyorum..
“Seni Seviyo”
Yarım kalmıştı mektubu. Galiba tam o anda olmuştu deprem.. O an alıp götürmüştü dikenli gül’ünü öte tarafa.. “Lanet olsun” diyerek toprağa vurdu yumruğunu.. “Hani birlikte ölecektik, birlikte yaşadığımız gibi..” Gözlerinden dökülen damlalar sarmıştı bedenini.. Ağlıyordu, ağlıyordu.. “Bu benim ikinci ölümüm” dedi kendi kendine.. “Bu benim ikinci ölümüm.. İlki senin geri dönmek üzere gittiğin gündü.. İkincisi bugün.. Yani bir daha dönmemek üzere gidişin.. Bitiyorum birtanem, bitiyorum.. Çünkü bu benim ikinci ölümüm..” dedi.. Yavaşça doğruldu.. Önce kollarıyla sildi gözyaşlarını.. Yavaşça eğilerek bir avuç toprak aldı.. Cebine koydu usulca.. “Seni Seviyorum canözüm” diyerek tamamladı dikenli gül’ünün yarım bırakmak zorunda kaldığı cümleyi.. Hareket etti.. Belli ki yorulmuştu.. Dayanmaya gücü yoktu.. Yüreğindeki sancı, parmak uçlarına da işlemişti.. Gitmek istemiyordu.. Onunla kalmak, o olmasa bile mezarına sarılarak kalmak istiyordu.. Gitmek zorunda olduğunu da biliyordu.. Yavaşça uzaklaşıyordu mezarlıktan.. Son bir kez baktı ve
“ sen yoksan Bir köşesi eksik kalır cennetin Sen yoksan Bir köşesi yara alır kalbimin”
dedi ve kayboldu gölgesi, batan güneşin bıraktığı kızıllıklar ardında..
26.03.2003 "Gizli Sevdalar
Karanlığa taş atmak kadar masum, Şehadete göz kırpmak kadar cesurdur yüreğim HAKAN MİRZALAY
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
19:33:31
|
|
|
Söyle Hayat Bu Duygunun Adı Nedir ¦¦¦
içimde yedi dünya harikası saklı binbir renk güvercin uçuşları yüreğimde pembe tuval rengi resimler herşey benim için varolmuş gibi gözlerimde hayat pembe giyisilerini çekmiş üstüne boynumdan pembe gölgeler yansıyor aynalara
cesur yürekli abloşa saygılar
|
|
|
21 Haziran 2008 Cumartesi
16:53:09
|
|
|
Hayal işte..
Sen nefesimi kestin hep kaç gece soluksuz kaldım. Ne zaman yalnızım desem çalıverirdin kapımı Ellerinde demet demet mutluluk çiçekleri..
Yağmurları severdim ben cama vuruyor ayak seslerin Sevdim ne çok sevdim seni... Nefret ettim Türkçe den yetiremeyince cümleleri.. Şimdi sana benziyor her erkek bakışında sen,gülüşünde sen.. Ağlamak geliyor içimden,görüverince ekmek attığın kuşları. Ne yazık! Ben uçmak isterken senin şehrine,kırıveriyor yokluğun kanatlarımı, Üzgünüm elim kolum bağlı kaldı..
Herşeye rağmen beklemekte yüreğim Tekrar yaratılmak küllerinden hiç pes etmeden.. Ellerini tutana kadar uzanmak boşluğuna, Yitip gitmeyi göze almak bir senin uğruna..
Vurupta gittiğin kapıya bakıyorum şimdi Hala çınlamakta sağır eden o ses Öylesine emin öylesine kararlı sen.. Hiç olmadığım kadar yalnızım şimdi Çoktan alıp başını gitti hayalin, Silinmekte ayaz izlerin,çok zor duymak sesini.. Oturup bir köşeye bekle diyor kalan son umudum Dönüşüne saklamak gözyaşlarımı.. Bir mart sabahı geldiğini hayal etmek, Henüz doğmakta güneş..
İki kelime düşür dudaklarından ne olur Zor olmasın ``seni seviyorum `` demek
|
|
|
21 Haziran 2008 Cumartesi
18:06:06
|
|
|
|
HAYALSIZ YAŞAMAKTA ÇOK KÖTÜ BİŞEY OLMASI GEREK YİĞİT BEY
|
|
|
21 Haziran 2008 Cumartesi
19:50:43
|
|
|
sanırım
|
|
|
22 Haziran 2008 Pazar
00:06:30
|
|
|
Acılara Ben Kefilim
Gözlerinin hasretinde yüregim bosluklarda sesini arıyor...Yankılansa sesin odama ve gözlerin geceme yıldız misali düşse yeter bana..Baska bir sey istemiyorum....Bir tek gülüsün tüm acılarıma iyi gelecek kadar güzel..Ve seninle yasayacagımız güzel günler tüm hayatıma bedel..Bos duvarlara ismini söylüyorum ve seni yıldızlara soruyorum acaba neler yaptı diye...Vurulmusum sana ,gözlerine yanıyorum bir alev topu giibi..Hasretin sanki volkan gibi kösebaslarinda patlıyor..Sensiz düsüncelere dalsam her fikrim kör kursunlara ispat ediyor...Gözlerinden mahrum gecelerim katrana boyanıyor ...Ucurtmalarimi senden haber alır mi diye omuzlarımdan kaldırdım..Yüregimi göcmen kuslarla sana yolladim..Bos gelmeyeceklerdi biliyorum...Yüregini ve gözlerini bırakacaklardı avuclarıma...
Acıların yarınlarda müjde kokan ciceklerdi..Düsünsene karların altındaki citlenbikleri...Aylarca toprakla kar arasında kalırlar..Ama içlerinde hicbir zaman umutsuzluguna yenilmezler.Yaprakları hazani andırsa da icindeki umutlarını sererler dudaklarına..Bahar oldu mu nazlı bir gelin gibi günesin koynuna girerler.. Tüm umutlarını günesle sevda kokan yüreklere sererler...Aynı o misal sende hicbirseye yenilmeyeceksin..Yarınlarını bahar addedip icindeki sevgi yapraklarını yüregime sunacaksin..Her yapragıda ölümüne sevdanin naif durusunu, yalnızlıga karsi dik baslılıgını ve acılara karsı metanetini görecegim..Gördükce sımsıkı saracagım seni..Bırakmayacagim seni acıların kollarına ...Bu kadar kolay pes etmeyecektik fani yaralarımıza...İyilesmesi yılları sürecek acılarına ben her gün nefesimle merhem olacagim..Yavas yavas iyileseceksin...her güneste sana umutları bırakacagim ve gözlerin dünden daha iyi parlıyorsa o zaman daha cok saracagim iyilesmen icin...Tüm acılarina ben kefilim..Yeter ki sen mutluluklara gülümse.
|
|
|
22 Haziran 2008 Pazar
11:30:37
|
|
|
Günaydın arkadaşlar.
Merhaba Elvan.Nasılsın?
|
|
|
22 Haziran 2008 Pazar
11:40:13
|
|
|
|
Tşk.Ben de iyiyim Elvan.
|
|
|
24 Haziran 2008 Salı
10:12:19
|
|
|
Bak şu tepenin ardına dostum, Güneş doğacak birazdan gülümseyerek. Çekip gidecek gece,tüm kasvetini alarak, Yeni bir gün yeni bir umutsabahı başlıyacak. Sil gözünün yaşını,pes etme hayatın yokuşuna, Koş kırlara…kelebeklerle yarış kim tutarki seni? Kader deyip bağlama kollarını böğrüne,kelepçenmi var? Gülümse kendine ,gülümse herkese güneş kıskansın! Bastığın toprak gururlansın!attığın adımlardan, Şiirler yaz gözlerinle,gökyüzünün derinliklerine. Dudaklarında çiğdemler açsın,tatlı sözlerinle, Hayat devam ediyor…küsmek çare değilki derdine. Çek ipini kederlerinin! mutluluk darağacında sallandır! Sev,sevilll…gönül limitinin alabildiği kadar, Dün yok,yarın belki,!bugününü yaşa bence; Göreceksinki o zaman,asırlar sığacak her anına.
ALINTI
|
|
|
24 Haziran 2008 Salı
10:17:02
|
|
|
hehe
|
|
|
24 Haziran 2008 Salı
12:36:16
|
|
|
Bir Sevda Türküsü
Sokul yanıma, çığlıklar dolarken kentin sokaklarına yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan. Üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi sımsıkı tut ellerimi ki, bir kır çiçeği korkusuzluğuna ulaşayım. Tuz ekmek ve şarap kadar kutsal, okunması düşlenen bir kitabın el değmemiş koyakları kadar gizemli, sevdaya ait ne varsa içimde sırtımda taşıyorum akşamları. Rüzgarın baştan çıkarıcı çağrısına kapılıp ipini koparan uçurtma gibi çılgın olmak istiyorum, bu yüzden, görmüyor musun kollarım sana uzanıyor savaş alanının tam ortasından Peşimde kanıma susamış canavarlar var, gecenin sabaha yakın olan kısmında çalı ol yapraklarının arasına al beni, dikenlerin batmasın ama. Çocuklar kadar berrak pınarlar olsun avuçlarında, bir yudum içtiğimde ay kanatlarını tak gözlerime gözlerinle yak beni yüreğindeki ateşle. Karınca gölgesi olsan bir öğle üstü, uyusam uykuların en derininde, mermer yontular görsem düşümde, kılıfından çıkarsam ölümü rasgele öpsem ağustos gibi yanan göğsünden, uyandığımda sen yoksan haykırsam, haykırsam, haykırsam...
|
|
|
24 Haziran 2008 Salı
16:18:53
|
|
|
Masa Da Masaymış Ha
Adam yaşama sevinci içinde Masaya anahtarlarını koydu Bakır kâseye çiçekleri koydu Sütünü yumurtasını koydu Pencereden gelen ışığı koydu Bisiklet sesini çıkrık sesini Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu Adam masaya Aklında olup bitenleri koydu Ne yapmak istiyordu hayatta İşte onu koydu Kimi seviyordu kimi sevmiyordu Adam masaya onları da koydu Üç kere üç dokuz ederdi Adam koydu masaya dokuzu Pencere yanındaydı gökyüzü yanında Uzandı masaya sonsuzu koydu Bir bira içmek istiyordu kaç gündür Masaya biranın dökülüşünü koydu Uykusunu koydu uyanıklığını koydu Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha Bana mısın demedi bu kadar yüke Bir iki sallandı durdu Adam ha babam koyuyordu.
Edip Cansever
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
04:19:20
|
|
|
LİMAN KIRINTILARI
Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Yalan söyledim, yırtık blucinli tayfalara, Seni sevmediğimi söyledim. Oysa rıhtımlar en şarkılı dalgalarla yıkanıyordu, Midye kabuklarında sakladım gözyaşlarımı; Hastaydım,kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma Seni unutmak gerekiyordu......
Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi, İskele fenerlerinin altında oturup seni bekledim sevgilim Ellerim ıslaktı,gözlerim ıslaktı Gelip caydırabilirdin beni gitmekten Oturup sigara içer,anlaşabilirdik.. Sana tapacağım yalan değildi benim olursan Seni seviyordum,seni istiyordum......
Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Filler gibi içtim liman meyhanelerinde; seni unutmak için içtim.. Senin sokağında geceler yıldızsızdı,
senin sokağında gece yağmur yağıyordu Ben zayıftım,çabuk ıslanıyordum Bana sevmek yaramıyordu, ben sevilemiyordum...
Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Sana bırakacağım bu kentin üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm, Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi, ikincisi seni ilk öptüğüm yerdi Üçüncüsü.... söylemeye dilim varmıyor, üçüncüsü bana git dediğin yerdi İşte bu mısraları orda karalıyorum; işte demir aldı şilebimiz, Gidiyor,gidiyor,gidiyorum........
Edgar Allan POE
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
15:16:31
|
|
|
SEN DE
yabancı bir geceye attım adımlarımı umutları tükenen bir şiirin son hecesine yazdım adını inanmasan da... seninle başladı ve sennle bitti...
ayakseslerini duy yıldızların sen de ! sen de! kapat kapılarını yıldızlara aydınlatmasınlar geceyi. ben kapattım kapı,pencere ne varsa kapattım sen de! sen de! yazdın mı adımı tükenen bu sevdanın veda cümlesine...
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
16:00:23
|
|
|
evet işte bu ya duygu yüklü olmak hepsi bu
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
16:10:26
|
|
|
sana anlatabimek seni
Bir ressamın tablosunda izlerim seni Gözyaşlarım boyası kalbim fırçası Hayal dünyamın düşler sokağına uzanırım Uzatsam tutarmısın ellerimi Sararmısın sıcaklığınla,alırmısın dünyana çatlamış dudaklarıma yağmur olurmusun. Mendil olurmusun gözpınarıma Bir müzikalde dinlerim seni kemanlar anılarını anlatır Piyanolar ruhundaki sevgi pınarını akıtır Nota olursun gitarın tellerinde dansedersin Kalbimin her hücresine damla damla akarsın Şarkı olursun dudaklarda, balerinlerin kanatlarında süzülüşün. Bir şairin kaleminde okurum seni Onun kalbine mürekkep oluşun Şiir olursun sayfalara GunBATIMI gibi gizemli Birde yağmur olursun dökülürsün gözlerimden Sana anlatabilmek seni.. (alıntı)
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
19:22:47
|
|
|
Bir resim çizer misin benim için İçinde yalnız sen ve ben olan Öyle olsun ki İçinde dostluk olsun Sevgi olsun Aşk olsun Öyle bir çiz ki Kimseler görmesin Kimseler dokunamasın Ve hatta Özlenmişlikleri ifade etsin Geç kalınmış yılları yaşatsın Şimdi söyle bakalım Böyle bir resim çizer misin?
|
|
|
28 Haziran 2008 Cumartesi
19:39:17
|
|
|
IYI GECELER GÜLÜM Haziran bulutları olsun yatağın, Aşka düşsün yolun düşünde. Bir dere kenarında, Söğüt gölgesine sığınsın başın Ayakların suda Aslında su senin ayaklarında gülüm Elinde Bursa işi bir çakı Sabaha kadar umutlarını yont!
Bir de beni düşün düşünde. Yokluğunda nasıl da Haziran bulutuyum, Söğüt dalıyım, Akan, akmayan suyum, Ama illâ ki; Yonttuğun umudum...
İyi geceler gülüm, İyi bir gün olsun yarın...
Nevzat TEKİN
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|