Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > DERİNLİĞİNE KİMSE SEVGİLİ OLAMADI

DERİNLİĞİNE KİMSE SEVGİLİ OLAMADI


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
22 Temmuz 2008 Salı 18:19:45

KARABASAN.

Sen benden gittiğinde, her şey bomboş olacak,
Darmadağı dünyama,yalnız hüzün dolacak.
İçimde burukluğu seninle ayrılmanın,
Hayalimde o tatlı, gülen yüzün kalacak...

Yıkılacak üstüme şu duvarlar, evler de,
Gökteki ışık saçan güneş bile sönecek.
Kıyametin gelişi ne zaman bilemem de,
Yaşadığım şu alem cehenneme dönecek.

Sensizliği düşünmek bile bu kadar zorken,
Hasretinle yüreğim ahh..nasılda yanacak?
Birkaç günlük yokluğun bile bu kadar korken
Ebedi gidişine kalp nasıl dayanacak!..

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Temmuz 2008 Çarşamba 17:40:40
Yürümeyeli çok oldu bu bulvarda
Karanlığa, sessizliğe ve kimsesizliğe-
Vurulmuş bir adam yanım olarak..
Geceden hiç mi hiç korkmadım,
Akan suyu geceleyin daha çok sevdim,
Celalinden korkmam, heybetinden kaçmam
Dalıp geçerim dalgalarının arasından..
Yürürüm sahile doğru
Kimsecikleri göremem,
Zaten ben kalabalıklardan korkmuşum ve kaçmışım,
Mavi Bulvar’a vurulmuşluğum da bu yüzden

Mavi Değildin Artık Bulduğum gibi misin? Mavi
Yoksa bıraktığım gibi çiçek mi?
Hangi şehrin, hangi yerindesin?
Ya da şehirler arası yollarda
Hangi istasyonda
Seni bulmak istediğim yerlerde yoksun
Muhtemelen olmak istediğin yerlerdesin
Yani benim olmadığım yerde
Gerçi ben olmasam da olmasam da ne fark ederki
Sen bensiz gitmişsin
Ben senle gelmişim
Bulduğumda seni daha yeni doğmuştun gönlüme
Fırsatını bulup da sarılamamıştım sıkıca
Sevememiştim...
Dağınıktım, barındıramıyordum kimseyi düşüncemde
Ama sen farklıydın
Çünkü bulduğumda seni
Hiç kimse koparmamıştı toprağından
Yalnızdın, yalnızdım bulduğumda seni
Sonra bıraktın.., bıraktım..
Bıraktığımda yağmur götürmüştü toprağını
Yerinde yoktun bulutlar gibi
Bir sahipsizlik, bir serserilik çökmüştü üzerime
Sadece senin yokluğun değildi dokunan,
Bulduğumda sen maviydin
Sonra koruyamadım bıraktığımda ise:
Her hangi bir şehrin her hangi bir yolun çiçeği olmuştun
MAVİ DEĞİLDİN ARTIK...
Mavi Düş

Bir mavi düş gördüm rüyamda
Bu düşün içinde, Emel Sayın`ın gözleri vardı
Bakıyordu gözlerimin içine,adeta ruhumun ta
derinliklerine
Kaplıyordu içimi birden eşsiz güzellikte bir duygu
seli
Esiyordu başımın üstünde bir sevda yeli

Bir mavi düş gördüm rüyamda
Bu düşün içinde, Emel Sayın`ın elleri vardı
Dokunuyordu yüzüme, kadife gibi yumuşacık narin eli
Hiç yaşamamıştım böylesine güzel bir duygu, kendimi
bildim bileli

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Ağustos 2008 Çarşamba 03:31:23

 

YILDIZLARIDA GÖTÜR 

yıldızları da götür;
firarına uğrarlar gece karabasanlarında…
elleri kanasın,
bırak kör kalsın..
sen yıldızları da götür..
zaten gidersen ruhumun ayinesi giden;
geride ne kalır..
peşin sıra gölgeni de getirir sular..
ayak izlerin silinir..
bir yarıklar kalır kanımda dolaşan çınarlarda;
ve bir çınar olursun canımda..
mülteci olur mu insan yaşıyor oluşluğuna.. hastalık hastalığından korkarsa.. dem vurdum..
dem/in vurdum..
vur/ul/dum..
yağmurda üşümüş kuşlar gibiyim avuçlarında.. ve bir ağrı saplanır hayatın en yaşanılası haline.. halden hale girer, hal girmezken hale; hikaye.. kırık hikayeler biriktirir sevginin tutsaklığı, gözlerini yumsa görünen kötü belalı kabuslar gibi zamanın hırsızlığı..
yollar vurup ta kaçan, vurulup ta ortada kalan aşklarla dolu.. hepsi bir ihanet.. hepsi bir hayal/et.. kalbi kırılmış ağlamaların..
güne güneşe saramam seni..
acımı..
acıyan yanımı..
ruhu sarsmış sarmış kara delikler derinliği;
beklerken vurulmanın çaresizliği..
oysa sana en mahrem sırlarıyla çocukluğum birikti..
sen; bir avuç yıldız öykümsün..
bir çocuğun kurduğu düşsün..
uzak vakitler arifesi..
yokluğunla nefes nefese kalma cesareti..
umudundan vurdum karaları..
yağmurum, sana sakladım içimin en kurak toprağını..
ekilmemiş,
biçilmemiş,
ayak basılmamış,
yüreğimde coğrafyalarım var keşfedilmemiş..
sesinin ikliminde büyüttüm mevsimlerimi.. beşinci mevsimdir kokun.. ve büyüyor gelişin,çoğalırken gelmeyişlerin.. içimi yaksa da, yanmak arınmaksa.. yanarak arınıyorum yolunda..
umutla!
Satır aramsın sen; asla d/olmayan.. şimdi geldin mi..
gelip yüreğimden bunca acıyı çektin mi..
öyleyse şu kanayan yanım niye.. bak bir sela okunuyor.. ben içimde ölen kuşları izliyorum.. ölüyorlar, durduramıyorum..
zaman’ı biçilmemiş zamanlar giydirdim ruhuma; gelişini yine bekliyorum! kuşlar da gidiyor.. bir sela okunuyor duyuyorum.. kırık bir kalem susan sözcükler.. gözlerin büyüyor sevdiğim, çocukluğumu gözlerinde büyütüyorum..
güne açılan gözler güneşi müjdeliyor.. içimde kayıp trenler; hangi istasyona indi son gücüm.. yüreğimin üzerinde yağmur yüklü bulutlar, üzerime yağarsın..
o kadar güçlü değilim..
kesik başlı bir yara,
içinden akan sen..
diksem nefessiz kalırsın, aktıkça acısa da canım..
kuşlarda terk ediyor kenti.. bir onlar kalmıştı dost!
Hüzünlü bir kanat sesi kendilerini hatırlatan tek fotoğraf..
içimde taş sekiyor, kaç acım doğacak kim bilir..
ben de giden kuşlar gibi terk etsem içimi.. içimden kuşlar göç etse.. sonra avcılara yakalanıp vurulsam.. içim ölse ve bütün ak’lığımla sana uyansam..sana konsam..
en çok kokun’un üzerine kurdum şehirleri.. bir koku gelir.. ve kokun gelince hasat mevsimi durur yüreğimde..
sakladım seni..
sakladım..
kimse bilmiyor..
adının altına gömdüm; s(an)cımı! Biri çalmış iç çekişliliğini dayanmanın..
gider misin gerçekten; yaşıyor oluşluğumu da alıp.. içine hapseder misin bu canı ardından kalan yetimliğimin.. tamam git!meden bil ama.. gidişinin ardına saklanmış bir çocuk düşer yüreğinin üstüne, oynadığı oyundan.. sen benim yıldız öyküm değil misin.. onları da götür, göğümü de al.. ucan kuşları.. çünkü ardında kalmaz bir “yaşamak”..
satır aramsın sen asla d/olmayan..
belki de..
hani belki..
olmaz da belki işte..
yok ama!
bil(m)iyorum..
ardında sanık kalır her şey..
gemileri döndürür tek bir kelimen..
hadi bir “belkim” ol!
kimse bilmiyor zaten..
ve sen,
zatı en!
tamam hadi git, yıldızları da bekletme..
karanlığın kalsın
görünmez o zaman yaramdan akan düş kırıklıkları..
git..
üç harf..
aşk gibi..
ana gibi..
söz gibi..
sen gibi..
ben gibi..
gam..
acı..
yok.. kalsın..yokluğun kalsın.. sen git..
bir yıldız öyküsü daha vur/ulsun.. git..
dur/ma..
bak/ma.. ağır olur canın, yani canım, yanmasın..
bütün yanmalar bana kalsın..
külden yapılan hisarıma adını verirler.. sonra yıldızlar döner bakarsın.. kim bilir belki sen de.. sen de adımı sayıklarsın.. ve bir çocuk doğar yeryüzünde, biraz sen kokar.. yetim kokar yüreğinden..
belki “belki/im” olursun..
kendini vurduğun gibi dönüp beni de vurursun..


Gün ERIM

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:06:44

Ben Kimseden Gitmedim Sen De Gitme

Şimdi sen gidiyosun git

Kal demicem sana yalvarırcasına...Bana dokunuşlarını bırak git!Bir veda bırak bana ama kal demicem sana git!

Şimdi sen gidiyosun git

Hayatımın geri kalanıyla başlamak ile bitmek arasında gidip gelicem biliyorum..Ama kal demicem sana git!

Şimdi sen gidiyosun git

Gitmeye bakan gözlerine kal demicem..Son kez bak bana ama son olduğunu bile bile kal demicem sana git!

Şimdi sen gidiyosun git

Yolları da beraberine kat..Nasılsa ben bittim ama kal demicem sana git!

Şimdi sen gidiyosun git

Ama kal yine de yüreğime olur mu?Burdan gitsen de benden hiç gitme..Ben hiç kimseden gitmedim..Sende gitme!

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:18:36
Çilek
Kapına güller koyan
Telefonda dinleyip susan
Gölgen gibi peşinde koşan
Bendim ben, bendim ben
Camına taş atıp kaçan
İçip içip ağlayan
Yoluna sevdiğim yazan
Bendim ben, bendim ben
Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam
Gözlerinden kalbine akıcam
Yar senin için bu şehri yakıcam
Senin aklını, aklını alıcam

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 17:43:05

Bazen Vedâ`ya Bile Vakit Yoktur...

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
6 Ağustos 2008 Çarşamba 23:57:57

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Ağustos 2008 Cuma 17:04:36
 olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o`nu sevdiğinden.

Cok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de
hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
8 Ağustos 2008 Cuma 18:42:28

 

 

Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de
hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
8 Ağustos 2008 Cuma 19:08:24

 

 

Merhabalar Elvancım iyisin inşallah cannn..

 

Sevgilerimi yolluyoruumm..

 

 

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
9 Ağustos 2008 Cumartesi 01:52:46

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Ağustos 2008 Cumartesi 17:09:24
Hiç düşündünüz mü "merhaba" ne anlama geliyor diye?.
Çok ilginç bir o kadar da hoş ve sıcak bir anlamı varmış meğer.
"merhaba" aslında farsça kökenli olup "benden size zarar gelmez" anlamına geliyormuş.
Çok hoş değil mi?
Bunu öğrendikten sonra karşımdaki insana merhaba demek daha bir anlamlı benim için.

herkese tekrar merhaba

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
11 Ağustos 2008 Pazartesi 04:41:32

 



 



 



 



Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
11 Ağustos 2008 Pazartesi 23:58:01
yasmin o pastalardan bizede varmı insanın canını çektiriyon yanındada bir bardak çay dokunmayın keyfime

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Ağustos 2008 Salı 01:50:29

 

olmazmı , olmasada buluruz elbet ki..

 

Sevgiyle..

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Ağustos 2008 Salı 14:10:37
Bende ibende isterim


Sevda Üstüne
.
Bütün kitaplari yakmali
Sevda üstüne ne söylemislerse yalandir
Kitaplara göre insan
Karanlikta yüzüne bin mumluk lamba tutulmus
Gözleri, yüregi kamasmis insandir
Aptaldir, hastadir, kahramandir
Bütün kitaplari yakmali
Sevda üstüne ne söylemislerse yalandir.
Içinde bir tek suret yasayan yürege yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalin boynun burarlar
Bir tek meyve veren dali keserler
Insan dedigin bir bugday tarlasi gibi olmali
Esti mi rüzgar bir degil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dali kesmeli
Insan dedigin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
Içinde kiyametler kopmali
Insan dedigin derya misali
Uçsuz bucaksiz olmali.

Gel çikalim sevgilim gel
Gel kurtulalim birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan bir uca
Açalim yüregimizin kapilarini sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebilecegimiz kadar.
.
Bedri Rahmi Eyüboglu

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Ağustos 2008 Salı 19:00:11


Neydi ki içimdeki bu “ahh”
Sonsuzluğuma düğümlü günah…

Bendim, soğuk bir adın ardından koşar adım sürünen. Bendim, ellerimde sakladığım düşleri parçalayıp kırık dökük mektuplara bürüyen.

Issızlığıma çokluk sayacak kadarken, hep en yalnızlığım oldun neden?

Bir düşü anlatmanın kaç hali vardı dilimde? Kelimelere yüklenen hangi hal halimden haberdar edebilirdi? Hangi kelime bir gözyaşını gösterebilirdi? Yüzüm bile saklarken hüznü, bunu kelimeler başarabilir miydi?

Bir yaraya inatla tuz sürmekti her şey. Ölüme giderken, sigara basmaktı içimdeki isme. İsminin üzerindeki darp izlerinden sorgulanmalıydım belki. Suçluydum. Oysa isminde bulunan her iz benim ölüm sebebim oluyordu. Suçluydun…

Tüm korkmalarımı acemi bir cesarete çevirip yürüdüm. Hep kırıldım, hep düştüm…

Bildiklerimi kendimden saklamayı nereden öğrenmiştim ben? Kaç kez yutmuştum ömrümün çığlıklarını?
"Sen ya bir yanılgının yangınıydın ya da yazgının."
Ardı yoktu / ötesi çoktu…
Hiçbir harf yazmaktan öteye gidemiyordu ve hiçbir yazı, yazmak istediğin kadarı olamıyordu. Ben gibi beceriksizleşiyordu…


Tüm acılarının parmak izlerini yüreğimde aramamalıydın. Dillendiremediğin, bilemediğin tüm sahnelerin oyuncusuydu satırlarım. Ben ikileminin kaçışlarıydım. Yanlış adreslerdi avuçlarımda doğru yol diye sakladığım.

Bilmek istenilmeyen her şey susarak dinlenirmiş meğer. Bilinmek istenilmediğimde susulacak mıydım?

Her aynada kendimi görmekten uzağım artık. Göz bebeklerimde yatan yaraları tüküremiyorum geçmişe. Sessizce çekip giderken düşlerimin can çekişlerine, içime gömdüğüm gözyaşlarımı sezemeyecek hiç kimse…

Bir gece yarısı bıçaklanırken en sessizliğimden, dilimden dökülen harfleri toplayınca hep sen ediyor neden?

Sen bilir misin düş diye sabahlamayı? Ve kırıklarını bir teselli ile değil başka bir kırıkla sarmayı?

Acı bir itiraftım, en çok kendimi yaktım…
Şemsiyeler altında yağmura direnirken ruhum, ardımdan geçip giden her şeye sessiz kaldım.

Unutulduğum köşedeydim her vakit. Aransam bulunacaktım. Sorulsa tarifi mümkün olan gidişlerim vardı benim. En fazla iki sağa bir sola uzunca adımlardın. Ve adımlarından düşen her ses canımı ağzıma alırdı, açıldığında ağzımdan düşecek kadar. Oysa hiçbir adımın kayıplığımın yanına düşmeyecekti. Aranmayacaktım…

Ellerimde bilinmez uçurumlar vardı. O nedenle hep avuç içlerine dönüktü parmaklarım. Gelen durakta kendimden inmek ve bir şehre yüzüstü düşmekti dileğim. Uyuyakaldım. Ne kendimden inebildim ne de bir şehre yüzüstü serildim.

Ne kadarlıktı ki adım ve kaç harf kalınlığı vardı ki birilerinin hatırlayışlarına ağırlık yaptım? Birilerini acıttım, ağlattım. Ya ben ömrüme düşen acıları, göz kapaklarımda saklı yaşlarımı kimden kuşandım?

Yokluğunun alnına üflenirken satırlarım, nasıl oldu da ben hep varsın sandım?

Bir yıl daha geçmişti geçen yılların üstüne. Kimsizdin sessizliğinde? Hangi yaranın kabuk bağlanışına tanık oluyordun ve hangi acıdan dökülen yaşları benliğinde buluyordun?

‘Ben tüm acımaları kendi saflarıma çekiyorum’ sandığımda sana hangi üzülmek kalıyordu?

Hiçbir şeyi düzeltmek zorunda değildim; ama bozan bir eldim, bozduklarımı düzeltmenin geç kalışlarınd Söylenmiş olan hiçbir söz geriye alınamazdı, bilirdin. Diyemezdim; saçmaydı, yalandı… Diyemezdim… Desem yıllar sonra yine aynı sözcükleri dökerdim harflerimden. Ki susmayı bilmeyen bir alfabeydi bendeki. Söz veremezdim bildiklerimi yutacağıma. Bir dahası yok, üzülme diyemezdim…

Hep en kötü yanından tuttum geleceğin. Söylenmiş olan her şey bir düşün ön adlarından oluşmaydı. Söylenmiş olan her şey benim yükümdü, peki sana neden ağır geldi?

Alışkanlıklarla başlayan kelimelerin arasında yer buldum kendime. Simetrik bir duruş sergileyebilirdim çünkü yerimi en başından belirledim. Yadırgamadım üzerime yürüyen sözcükleri, bilmek istemesem de biliyordum bir gün hepsinin kapıma geleceğini. Tutulmamış bir söz kadar acıdı içim. Tutulmamış bir söze yapılan sayısız itiraz kadar ezildim. Madem biliyordun neden acıyorsun ki yüreğim?

Şimdi hiçbir mutluluğu birbirine yamayıp koca bir gülüş kondurmuyorum dudağımın kıyısına. Susmalarımı biriktirerek yazıyorum. Hadi at tüm yüklerini ben caymıyorum…


Adıyla var olan darağacım!
Mutlu olabilirsin, imkansızlığına inandım

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Ağustos 2008 Salı 19:15:23

 

Issızlığıma çokluk sayacak kadarken, hep en yalnızlığım oldun neden?

Bir düşü anlatmanın kaç hali vardı dilimde? Kelimelere yüklenen hangi hal halimden haberdar edebilirdi? Hangi kelime bir gözyaşını gösterebilirdi? Yüzüm bile saklarken hüznü, bunu kelimeler başarabilir miydi?


 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Ağustos 2008 Salı 19:21:13
Rüya
Sen ve ben gece ile gündüzgibi
Uzak dağların ardından doğan güneşin
Yere ışık saçması gibi
Ve yalnız kalışın dayanılmaz
Ferahlığı

Sessiz bir dal salınışı
Umutsuzca uçan göçmen kuşların
kanat çırpışı
uzakta kalan sevdalısının
resmine bakan aşığın sessiz haykırışı
bebeğine ilk kez bakan annenin
sona eren acıları
kıpırdanan göz kapakları
titreyen elden düşen kalem
okunan yaprağın çevrilmesi
rüyalarda görülen gelecek
ve hiç kimsenin çekmeyeceği sabır tesbihi
gül kokulu mendile silinen göz yaşı
hayattan alınan hazzın
sona eren ömürle arta kalnların
sığınacak bir liman bulan balıkçıların
son sözünü söyleyen idamlığın
ve benm aklımdan geçen
geceden kalma fikirlerin satırları
sırtında küfesi ile bir hamal
sahhafın raftan seçtiği kitap
dünden kalma bir sabahçı kahvesi
elinde simit ile koşan bir öğrenci ve onlara
bakakalan bir güvercin pervazda

mahkumun attığı volta maltada
gardiyanın sabah sayımında dikkati
özgürlüğe muhtaç kafes kuşları gibi
yarınları özleyen kader mahkumları
ve ben sensizliğe mahkum
yalnızlığa
kahra ve sabra
susuzluğu bilen bir oruçlu açlığı bilen bir fakir
babannesinin elinden şeker alan torun
güreşe tutşan iki pehlivandır
gece ile gündüz
sonbaharın sarışın saçları
ilkbaharın giydiği yeşil elbise
meyvesinde lezzet soğuğunda ızdırap zamanın
kırkikindi yağmurlarında ıslanır hayatın arta kalan zamanları
yunusça dile gelir derviş
semazen dibi döner dünya
ve bir ney sesi ile sona erer
RÜYA....

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
13 Ağustos 2008 Çarşamba 01:58:57

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa