| Gönderen | Mesaj |
|
20 Ağustos 2008 Çarşamba
18:58:21
|
|
|
|
tşkler elvan
|
|
|
20 Ağustos 2008 Çarşamba
21:06:31
|
|
|
|
nasılsınız
|
|
|
20 Ağustos 2008 Çarşamba
21:08:46
|
|
|
|
|
|
20 Ağustos 2008 Çarşamba
21:09:05
|
|
|
|
bunlar sana canım
|
|
|
22 Ağustos 2008 Cuma
03:11:09
|
|
|
|
|
|
22 Ağustos 2008 Cuma
03:12:41
|
|
|
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
01:54:18
|
|
|
İçimi ezer delice bir cesaret görünmez bir el kitler kapılarımı, miskinliğimden değil bu minnet çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe gibi saklarım göğsüme kanatlarımı, kadınlığın böyle karşıma dikeldikçe utanırım seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Bilinç denen şey şeffaf bir hançer her gece deşer yaramı, yıllar divane ömrümden zulümle geçer halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir hayatla katlayamam yorgun yaşımı, büyük aşklar hep gecikmeli gelir garibim seni sevdiğimi söyleyemem.
Dilsizim.
Erken geldin dünyaya, benden önce benden önce koştun yollarımı, şu ince yağmur dinince gideceğim seni sevdiğimi söyleyemem
Misafirim.
(H.Ferhad)
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
01:55:39
|
|
|

Sen yoksun ki
Gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta, Çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün, Akarsularda gittikçe kararan boşlukta; Sularda yüzünden yayılan bir tatlı hüzün. Göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi; Gece akasya dalında asılı gölgeydi, Bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi! Halâ o penceredeyim, lâkin sular ölgün; Sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün.
Cahit Sıtkı Tarancı
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
11:31:45
|
|
|
Seni Seviyorum
Kitaplarda yazmayan bir aşk benim ki Duyulmamış büyüklükte Aşkıma ağladığım zaman sel olurcasına büyük Gözlerimi kapattığım da kaybetme korkusu sararcasına Araya mesafe girdiğinde sürgün yemişçesine Sana olan aşkım anlatılamıycak kadar büyük Güneşin doğuşunda gökyüzünün maviliğiyle bütünleşmesi gibi Gece kendini gösteren ay la beraber yıldızların sevinmesi gibi Yağmur yağdığında toprağın ıslak sevinci gibi Kozasından çıkan bir kelebeğin sevinci gibi Rüyaya dalıp sabah karşımda seni görmek istercesine Her günün sonunda sana sarılmak istercesine Her yediğim lokmayı seninle paylaşmak istercesine büyük Aşkımı anlatmak zor insanlara onlara yaşatamıycağım kadar büyük Kimsenin sevemiyceği kadar büyük Bir annenin yavrusunu ilk kucaklayışı gibi aslında Bir arının bal yapması kadar mutlu bi şekilde aslında Bir mahkumun uzun yıllar sonra güneşe doyması gibi aslında Bir gurbetçinin memleket hasreti gibi aslında Okumayı yeni öğrenmiş bir çocuğun mutluluğu kadar büyük Aşkım destan oluyor galiba Aşkımın büyüklüğünü anlamaya başlıyor insanlar galiba En önemlisi aşkımın bana aşık olduğunu anlıyorum galiba Daha çok seviyorum herşeyi aslında Aşkımı yazıyorum kitaplara artık Büyük harflerle SENİ SEVİYORUM....
|
|
|
26 Ağustos 2008 Salı
02:05:12
|
|
|
" Sevda Sevenin, Müzik Evren`indir " anlayan yüreklerde yaşamını sürdüren.
|
|
|
26 Ağustos 2008 Salı
02:51:30
|
|
|

Giderler gelirler bilmeyiz hiç nasıl olduğunu ama gelirler
bir tutam deniz mavisini serperler üzerimize güneşten çalınan ateşten atılır biraz da yüreğimize kızıla dönüverir açan goncalar
her söyleyiş şarkı olur şiir olur aşk olur apansız
sonra bir gün aniden giderler söylenmez tek bir söz giderler ve giderler
duyulur gözlerinde gidişlerin yükü ve götürürler her şeyimizi de her terk ettiklerinde
gitsek istendiğinde de alırız ve gideriz bilirler mi bilmezler bilirler belki ama göstermezler
onlar sadece giderler geldikleri gibi aniden
sonra gidişlerin cehenneminde arar dururuz kendimizi bilmeden beraber gittiğimizi
19.09.2006 Atilla Güler
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
15:22:05
|
|
|

Sevgili Yiğit, abloşunun kardeşi nerelerdesin,
bak GÜNAYDIN GECE sayfamızda öksüz kaldı sen olmayınca,
özledim ama napıyıımm, özletme kendiniii..
Sevgilerimi yolluyoruum..
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
17:41:54
|
|
|
ABLOŞUN KARDEŞİ ABLOŞA KÜSMÜŞ BEYAN EDİLİR VEDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN ANONS EDİLİR
MSNEYE GEL SLM YOK
SİTEYE GEL SLM YOK ABLOŞ KARDEŞ SNA KÜSMÜŞ
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
15:42:05
|
|
|
Kaybolmak uz re suya düsen bilezik; Bak, bütün kırışıklar silindi sudan. Son saatimde mi uyandım uykudan, Neden bos gecen yıllardan içim ezik? Durdu beni ölüme götüren kervan. Eski bir şarkı söyleniyor rüzgârda. Duydum ki sevmeyi bilen dudaklarda Benim ilahilerim hala okunan.
Sevgilim. Ellerime dokunaraktan. Beni çağıran bir eda var sesinde. Bu muydu insanlara son nefesinde Görüneceğinden bahsedilen şeytan? Sular çekilmeye başladı köklerde Isınmaz mı acaba ellerimde kan? Ah! Ne olur bütün güneşler batmadan Bir türkü daha söyleyeyim bu yerde!
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
15:58:48
|
|
|
Ürkek Bir Çırpınıştır Içimde
gecenin karanlığına süzülür o ay bakışın/ her bir bakışının ışıltısı bir yıldızı andırır/ gülleri kıskandırır güzelliğin/ çiçekler senden feyz alır açmak için/ rüzgar sana bakar esmek için/ güneş doğmaz sen varsın diye dünyamda/ gülüşüne yağmurlar şahit/ sana benzetecek bir şey bulmak zor/ ve çatlamış dudaklarımın arasına sığmaz o iki cümle/ ürkek bir çırpınıştır içimde yaralı sevdan/
Ahmet Akbaş
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
18:42:17
|
|
|
http://imageshack.us/
Herşey yapilabilir Bir beyaz kağıtla Uçak örneğin uçurtma mesela Altına konulabilir Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu icin Sallanan bir masanın Veya siir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine...
Bir beyaz kağıda Herşey yazılabilir Senin dışında
http://imageshack.us/
Güzelliğine benzetme bulmak zor Sen iyisimi sana benzemeye çalış Herşeyden, Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor Belki tabiattadır çaresi Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin Ve benim Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim Anlarım bitkiden filan Ama anlatamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla...
Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok Köklerim içimde gizlidir Gelen, giden, açan, soran, bere, budak yok Bir şiir istersin "İçinde benzetmeler olan"
http://imageshack.us/
Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok...
http://imageshack.us/
Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Herşeyi anlattım Olan olmayan acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün satabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Severadım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine...
Sana bakmak Suya bakmaktır Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvanlar değil tüccarlardır Sen öyle göz
http://imageshack.us/
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır...
http://imageshack.us/
Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim bütün sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz...
Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Herşey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır
http://imageshack.us/
Sana bakmak Allah`a inanmaktır...
Yılmaz Erdoğan
|
|
|
14 Ekim 2008 Salı
04:06:17
|
|
|
yıldızları da götür; firarına uğrarlar gece karabasanlarında… elleri kanasın, bırak kör kalsın.. sen yıldızları da götür.. zaten gidersen ruhumun ayinesi giden; geride ne kalır.. peşin sıra gölgeni de getirir sular.. ayak izlerin silinir.. bir yarıklar kalır kanımda dolaşan çınarlarda; ve bir çınar olursun canımda.. mülteci olur mu insan yaşıyor oluşluğuna.. hastalık hastalığından korkarsa.. dem vurdum.. dem/in vurdum.. vur/ul/dum.. yağmurda üşümüş kuşlar gibiyim avuçlarında.. ve bir ağrı saplanır hayatın en yaşanılası haline.. halden hale girer, hal girmezken hale; hikaye.. kırık hikayeler biriktirir sevginin tutsaklığı, gözlerini yumsa görünen kötü belalı kabuslar gibi zamanın hırsızlığı.. yollar vurup ta kaçan, vurulup ta ortada kalan aşklarla dolu.. hepsi bir ihanet.. hepsi bir hayal/et.. kalbi kırılmış ağlamaların.. güne güneşe saramam seni.. acımı.. acıyan yanımı.. ruhu sarsmış sarmış kara delikler derinliği; beklerken vurulmanın çaresizliği.. oysa sana en mahrem sırlarıyla çocukluğum birikti.. sen; bir avuç yıldız öykümsün.. bir çocuğun kurduğu düşsün.. uzak vakitler arifesi.. yokluğunla nefes nefese kalma cesareti.. umudundan vurdum karaları.. yağmurum, sana sakladım içimin en kurak toprağını.. ekilmemiş, biçilmemiş, ayak basılmamış, yüreğimde coğrafyalarım var keşfedilmemiş.. sesinin ikliminde büyüttüm mevsimlerimi.. beşinci mevsimdir kokun.. ve büyüyor gelişin,çoğalırken gelmeyişlerin.. içimi yaksa da, yanmak arınmaksa.. yanarak arınıyorum yolunda.. umutla! Satır aramsın sen; asla d/olmayan.. şimdi geldin mi.. gelip yüreğimden bunca acıyı çektin mi.. öyleyse şu kanayan yanım niye.. bak bir sela okunuyor.. ben içimde ölen kuşları izliyorum.. ölüyorlar, durduramıyorum.. zaman’ı biçilmemiş zamanlar giydirdim ruhuma; gelişini yine bekliyorum! kuşlar da gidiyor.. bir sela okunuyor duyuyorum.. kırık bir kalem susan sözcükler.. gözlerin büyüyor sevdiğim, çocukluğumu gözlerinde büyütüyorum.. güne açılan gözler güneşi müjdeliyor.. içimde kayıp trenler; hangi istasyona indi son gücüm.. yüreğimin üzerinde yağmur yüklü bulutlar, üzerime yağarsın.. o kadar güçlü değilim.. kesik başlı bir yara, içinden akan sen.. diksem nefessiz kalırsın, aktıkça acısa da canım.. kuşlarda terk ediyor kenti.. bir onlar kalmıştı dost! Hüzünlü bir kanat sesi kendilerini hatırlatan tek fotoğraf.. içimde taş sekiyor, kaç acım doğacak kim bilir.. ben de giden kuşlar gibi terk etsem içimi.. içimden kuşlar göç etse.. sonra avcılara yakalanıp vurulsam.. içim ölse ve bütün ak’lığımla sana uyansam..sana konsam.. en çok kokun’un üzerine kurdum şehirleri.. bir koku gelir.. ve kokun gelince hasat mevsimi durur yüreğimde.. sakladım seni.. sakladım.. kimse bilmiyor.. adının altına gömdüm; s(an)cımı! Biri çalmış iç çekişliliğini dayanmanın.. gider misin gerçekten; yaşıyor oluşluğumu da alıp.. içine hapseder misin bu canı ardından kalan yetimliğimin.. tamam git!meden bil ama.. gidişinin ardına saklanmış bir çocuk düşer yüreğinin üstüne, oynadığı oyundan.. sen benim yıldız öyküm değil misin.. onları da götür, göğümü de al.. ucan kuşları.. çünkü ardında kalmaz bir “yaşamak”.. satır aramsın sen asla d/olmayan.. belki de.. hani belki.. olmaz da belki işte.. yok ama! bil(m)iyorum.. ardında sanık kalır her şey.. gemileri döndürür tek bir kelimen.. hadi bir “belkim” ol! kimse bilmiyor zaten.. ve sen, zatı en! tamam hadi git, yıldızları da bekletme.. karanlığın kalsın görünmez o zaman yaramdan akan düş kırıklıkları.. git.. üç harf.. aşk gibi.. ana gibi.. söz gibi.. sen gibi.. ben gibi.. gam.. acı.. yok.. kalsın..yokluğun kalsın.. sen git.. bir yıldız öyküsü daha vur/ulsun.. git.. dur/ma.. bak/ma.. ağır olur canın, yani canım, yanmasın.. bütün yanmalar bana kalsın.. külden yapılan hisarıma adını verirler.. sonra yıldızlar döner bakarsın.. kim bilir belki sen de.. sen de adımı sayıklarsın.. ve bir çocuk doğar yeryüzünde, biraz sen kokar.. yetim kokar yüreğinden.. belki “belki/im” olursun.. kendini vurduğun gibi dönüp beni de vurursun..
Gün ERIM
|
|
|
17 Ekim 2008 Cuma
09:50:19
|
|
|
|
|
|
7 Kasım 2008 Cuma
03:32:40
|
|
|
" Sevda Sevenin, Müzik Evren`indir " anlayan yüreklerde yaşamını sürdüren.
|
|
|
7 Kasım 2008 Cuma
03:33:03
|
|
|
|
|