|
| Gönderen | Mesaj |
|
12 Haziran 2008 Perşembe
18:00:03
|
|
|
Hasreti denizlerin, Denizler kadar derin. Ve o kadar bucaksız. Ta karşımda yapraksız Kullanılmış bir takvim. Üzerinde bir resim; Azgın, sonsuz birdeniz. Kaygısız, düşüncesiz, Çalkanıyor boşlukta Resimdeyse bir nokta; Yana yatmış bir gemi, Kaybettiği alemi Arıyor deryalarda. Bu resim rüyalarda Gibi aklımı çeldi, Bana sahici geldi. Geçtim kendi kendimden, Yüzüme o resimden, Köpükler vurdu sandım. Duymuş gibi tıkandım, Ciğerimde bir yosun. Artık beni kim tutsun. Denizler oldu tasam, Yakar onu bulmazsam Beni bu hasret dedim Varırım elbet dedim. Bir ömür geze geze Takvimdeki denize. Ne var bana ne oldu Odama nasıl doldu Birden bire bu meltem Ve dalgalandı perdem Havalandı kağıtlar. Odamda kıyamet var. Ah yolculuk yolculuk Ne kadar baygın soluk O gün bizde betbeniz Ve ne titrek kalbimiz. Ve eşyamız ne küskün. Yola çıktığımız gün Bir sıraya dizilmiş Gözyaşlarını silmiş, Bakarlar sinsi sinsi Niçin o anda hepsi Bir kuş gibi hafifler Arkandan geleyim der Niçin o güne kadar Dilsiz duran ne kadar Eşya varsa dirilir Yolumuza serpilir Ufak böcükler gibi Gezer onların kalbi Üstünde döşemenin Gizli bir didişmenin Saati çalar o an Birden bakar ki insan Herşey karmakarışık. Ayırmak olmaz artık Bir kalbi bir taraktan Ve kalb ağlayaraktan Çekilir geri geri Terkeder bu mahşeri. Bu mahşerin içinden O gün ben de geçtim ben, Nem varsa evim, anam, Çocukluğum, hatııram, Ve ne sevdalar serde Bıraktım gerilerde Kaçar gibi yangından. Rüzgarların ardından Baktım da süzgün süzgün Kurşun yükünü gönlün Tüy gibi hafiflettim. Denize hicret ettim
|
|
|
15 Haziran 2008 Pazar
14:51:20
|
|
|
|
|
|
17 Haziran 2008 Salı
10:54:38
|
|
|
YİGİT SEN NASIL BİR İNSANSIN MERAK EDİYORUM İNAN CANIM SENİ HERZAMAN DUYGU YÜKLÜ .OLAMAZ BÖYLE BİRŞEY DİYORUM
|
|
|
17 Haziran 2008 Salı
19:29:15
|
|
|
tşkler efendim o sizin bakış açınızdır kalbinizin güzelligindendir
efendim
saygılar
|
|
|
18 Haziran 2008 Çarşamba
20:53:27
|
|
|
Tanışmadan karar vermeyeceksiniz.. Birini sevip sevmeyeceğinize... Hayatınıza alıp almayacağınıza.... E, zaten normalide bu diyeceksiniz. Evet ama yazılarından ,şarkılarından, şususundan busundan ötürü aranızda parelallik kurduğunuzve sırf bu nedenle çok iyi arkadaş olabileceğinizi düşündüğünüz bir yığın insan var biliyorum.. Ve diyorum ki ( o kadar emin olmayın) En iyisi ( hayran ) olarak kalın... Hayalleriniz yıkılmasın....
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
06:56:50
|
|
|
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
07:02:02
|
|
|
Aslında Hayat
Aslında hayat İnançla verilen eyvallahın Işıl ışıl yanan eyvahıdır.
Aslında hayat Erkekleşmiş saç tohumunun Dişileşmiş ağarmasıdır.
Aslında hayat Pembe beyaz çiçeğini açan mart ayının Mayıs ayındaki kırmızı lekeleridir.
Aslında hayat Bach”ın notalarında gezinirken Beynindeki tası delmeye çalışan tuşların Birbirine ulaşma kaşıntılarıdır .
Aslında hayat Ağızda çiğnenen markalı sakızın usaresinin Midede uğradığı sukut-u hayalidir .
Aslında hayat Birin , milyarlara sıçrayışındaki hamlenin Cebirini ,kimyasının bozulmadan akıllıca yaşamaktır.
Aslında hayat Vücudun otuz altı buçukluk normal ateşinde yüreğinin ceylan gözler karşısında kaynama noktasını yaşamaktır.
Aslında hayat Kaybetmekten korktuklarının icmalinde Sıralama yapabilme cesaretindir .
Aslında hayat, Gönül tarlanda açan , son sandığın çiçeğin İkinci , üçüncü şahıslardan gizlenme anlaşılmazlığıdır.
Aslında hayat , Bittiğini gördüğün aşkının Ayrılık rüzgarlarındaki fırtınalarını yaşamandır.
Aslında hayat Son durağım dediğin kahverengi toprağın bozkırdaki şafak kızıllığıdır.
Aslında hayat , Ülkenin mapushanelerinden gardiyan gözetiminde emanet maviliklere savurduğun ıslah edilmemiş intikam külleridir .
Aslında hayat , Bir balıkçının oltasının ucuna taktığı bilimsel yemin Av , avcı , aracı üçgeninde kar taneleri dolaşımıdır .
Aslında hayat , Çözümü zor görünen denklemlerin denksizliğinde Onaylanabilen bir denkliği yakalamanın beyin oyunlarıdır.
Aslında hayat Yaşamaktan korktuğun , yaşlı ölümün Sendeki genç doğumudur.
Aslında hayat Sevgililer gününde aldığın kırmızı şarabı Duvarlarla paylaşmandır.
Aslında hayat , Sebze meyve saklanan dolaplarda Çoraplarını bulmandır .
Aslında hayat , Çiçeğin özünde göremediğimiz renktir.
Aslında hayat , En güzel meyveleri yetiştirdiğimiz anda Özünü yaşamaktan korktuğumuz bağbozumudur.
Aslında hayat , Tenin içinde hergün katlettiğimiz anka kuşunun Tenin dışında küllerinden kendini yaratma gayretidir .
Aslında hayat , Emmeye doyamadığımız üretkenin memelerini kör kuyular gibi köreltmekdir .
Aslında hayat , Güneşini görmemeye çalıştığımız gündüzlerimizin karanlığındaki kesik kesik tekil ışıklardır.
Aslında hayat , Aşk ve umut ikizlerinin Dışımızda oluşan yaşantımıza döktüğü lavralardır.
Aslında hayat , Bir kirpinin dikenlerinin altında yatan Yaşamaya dair yürek çarpıntılarıdır .
Aslında hayat , Loş ışık altında beynimizin çizdiği ütopik çizgilerin aydınlıkta görülen farklı kalınlıklarıdır .
Aslında hayat , Yarattığımız bir sürecin şafağındaki yuvasından, bize uzattığı gül dalının uzunluğudur .
Aslında hayat , Bir yaşın , ardındaki yaşa emeklemesidir .
Aslında hayat , Karanlığın sakladığı özelliklerin , Aydınlığın kümesindeki özelliklere katılımının doğum sancılarıdır .
Aslında hayat , Önem vermeden bir sonraki günü görmek için Koparttığımız takvim yaprağının püf noktasıdır .
Aslında hayat , Kendi mastürbasyonumuzla sancısız doğurduğumuz rutubet yarasalarıdır .
Aslında hayat , Üzerine konmayı ihmal ettiğimiz keyif tünekleridir.
Aslında hayat , Çözmeyi , başkalarına bıraktığımız bulmacalarımızın Ortaya çıkmayan gizemli kelimenin sözlükteki adıdır.
Aslında hayat , Fail-i meçhul cinayetlerimizin yargılanmayan arsızlığının ipuçlarıdır.
Aslında hayat , Yaşamın en dinç ayının , Son zamanlarına fırlatılan nurudur ...
Aslında hayat, Tırnak uçlarına yakalanan kuşun kurtuluş çırpıntılarıdır.
Aslında hayat , Kendimizi , kazanmaya hazırladığımız şans numaralarının Kaybetmeye hazır olmadığımız şans numaralarıyla flörtüdür.
Aslında hayat , Kendimizi arayacağımız /bulacağımız yeri gösteren kullanımı en kolay detektördür.
Aslında hayat , Yüreğimizin sıcaklığının , İhtiraslarla kaybettiğimiz hararetidir .
Aslında hayat , Bize verilen en güzel isimin , Erdemle taçlandıracağımız soyadıdır .
Aslında hayat , Sayı doğrusunda , sonsuza uzanan bizlerin , Çığlık çığlığa azalttığı senleri , benleriyizdir .
Aslında hayat , Zorlukların merdanesinde kolaylıkla açılan Yarınların inceliğinin yufka kalınlığıdır .
Aslında hayat , Dünyanın herhangi bir yerinde yaşamanın Bedelini ödediğimiz çekirge sıçrayışlarıdır .
Aslında hayat , Bir başak sapındaki üçüncü sıçramada Kırk ayağa yakalanan yengecin yıldız falıdır .
Aslında hayat , Tenimize zamansız düşen yağmur damlalarının Yapraklar üzerindeki efsunlu yeşilliğidir .
Aslında hayat , Cebimizdeki metal paraların yarı çapıdır.
Aslında hayat , Rakımı belirsiz istemlerimizin , Karşımıza ne zaman çıkacağının belirsizliğidir .
Aslında hayat , Karaborsada biletini aldığımız pembe filimin Akborsa perdesinde seyrettiğimiz zifiri karanlığıdır .
Aslında hayat , Millerce öteden çizdiğimiz denizin Bir türlü tutturamadığımız mat lacivertliğidir .
Aslında hayat , Yapmakla , yapmamak arasına sıkıştırdığımız Taşımaya zorunlu olduğumuz görünmeyen ağırlıktır.
Aslında hayat Pişmanca sürdürülen bir yaşantının Pişman olunmayacak bir yaşama kare kare aktarımıdır.
Aslında hayat , Aşk apartmanının zemin etüdünü , Ayrılık depreminden önce yapmaktır .
Aslında hayat , Soluk soluğa yaşanan tesadüfleri , Bir maceranın kalp atışlarının yoğun temposunda Karşılamaktır.
Aslında hayat , Bir yavrunun anasının memesini emerken Meme ucunda o yavrunun geleceğini hesaplamaktır .
Aslında hayat , Birkaç tane baldırı çıplak(!) militanın attığı adımlarda Milim milim dünyayı zorlamasının Gönüllü katlandığı işkencelerdir.
Aslında hayat , Yorgun birleşmelerin ardından gelen uykularda Bir çift bedenin özgürlüğe sere serpe fırlatılışıdır .
Aslında hayat , Geç gelen mutluluğun mahremiyetinin Üçüncü şahıslardan saklanmasıdır .
Aslında hayat , Aşkın odak noktasında durup , sevgiliye hoşçakalı Gözleriyle söyleyebilmesidir .
Aslında hayat , Kitabın içinde yazılı yazısızlıktır.
Aslında hayat , Rafta
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
07:09:44
|
|
|
Aslında hayat , Rafta duran albenili vazonun eğretiliğidir.
Aslında hayat , Malzeme bolluğunda yaşadığımız malzemesizliktir.
Aslında hayat , Masörsüz masajın yavaşlığında gevşemedir .
Aslında hayat , Beklenen evet depreminin , hayır şiddetidir .
Aslında hayat , Senin olmayan savaşın , havasına sıktığın kurşundur.
Aslında hayat , Yaşamımızın bir bardak suyuna düşürülen bir damlasının dudakları ıslatan son damlasıdır. Aslında hayat, Gece yarısı bombalamalarının latin demokratikliğinin tarzancasıdır .
Aslında hayat , Ortadoğu kanamalarının hürriyet meydanındaki mitingidir.
Aslında hayat , Zor kabullenmelerin silahı ile donatılmış isyanlardır .
Aslında hayat , Ortadoğu evine pencereden atılan bebe katlinin demokrasi (!)bombasıdır.
Aslında hayat , Çocuklarımızın ve sevdamızın göğeren başak uçlarında yetersizliğin boğazımıza takılan allerjisidir .
Aslında hayat , Her türlü dönekliğin ruhuna okunan aldırma gönüldür.
Aslında hayat , Neyi arıyorsan , özlüyorsan ,sorguluyorsan O”dur.
Aslında hayat , Viskideki patatesin ,rakıdaki anosanın ,şaraptaki üzümün, biradaki arpanın ABeCesidir.
Aslında hayat , Gerçekteki düşün , canına can katımıdır .
Aslında hayat , Bir nefesin bir nefese verdiği ; milyon ,milyar cesarettir .
Aslında hayat , Bir kurşun kalemin kurşunlara karşı çizdiği net çizgilerdir.
Aslında hayat , Yaşarken yedi , ölürken onüç rakamının ortalaması on üzerinden on mudur ?
Aslında hayat , Bir gaz çıkarımının karambolünde , kirlettiğin donunu aleni kendin yıkamandır.
Aslında hayat , Yavrularını yiyen nankör kedidir .
Aslında hayat , Can üniformasının üzerindeki apoletlerdir .
Aslında hayat , Her beden ve beyinin mezarının baş ucundaki mezar taşlarının , sonradan yazılan ifade tercihinin yıllar sonraki mantığıdır ...
Aslında hayat , Yazın güneşte , kışın ayazda kuruttuğu hazan yapraklarıdır .
Aslında hayat , Gönül masasında rakseden oryantalın yalancı oynamalarıdır.
Aslında hayat , Bir hayat şiirinin dinlenmesi için açılan korkak telefon çaldırmalarında Telefonu meşgule düşürmektir .
VE ASLINDA HAYAT , SENDEKİ BİR ÖLÜMÜN BENİ YARATAN DOĞUMUDUR .
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:21:28
|
|
|
BİR GÜN DAHA BİTMEDEN...
Bir gün daha bitti.Ufukta yeni batan güneşin büyüleyici kızıllığı duruyor hala.Ve ay güneşin görevini devralmak için bekliyor,yıldızlar da aya eşlik etmek için... Bir gün daha bitti.Geçmişin ağır yükü omuzlarımızda,dostlukların,sevdaların yıprattığı yüreklerimiz artık bitap düşmüş.Yeni sevdalara kapı aralamak istemiyor.İki büklüm olmuşuz menfaatler karşısında,hayattan zevk almayı unutmuşuz gündelik telaşlar denizinde kaybolurken.Birine nasıl ihanet edebileceğimizi,en vefasız insan olmak için neler yapılacağını,sürekli somurtmayı,dostlukları ,sevdaları çöpe atmayı bazen, bazen de çıkar ilişkileri çerçevesinde yaşamayı en saf duygularımızı bile, kazık atmayı sözde çok sevdiklerimize,nefreti , kini çok iyi öğrenmişiz.Tecrübemiz büyük bu konularda.Lakin henüz öğrenememişiz sevdaların,dostlukların yüceliğini,hayattan zevk alabilmenin tek yolunun sevgiden geçtiğini,telaşları bir kenara bırakıp içimizden geldiğince yaşamamız gerektiğini hayatı,kimsenin başaramadığını başarıp vefalı olmayı,gülmeyi......Ne de çok şey öğrenememişiz!!! Daha doğrusu öğrenmek istememişiz galiba. Ne kadar güzellik varsa çevremizde elimizden geldiğince uzak tarihlere ertelemişiz bunları yaşama zevkini tatmayı
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:41:48
|
|
|
Sana yüreğimi yollardım elimde olsaydı eğer satırlara sığdıramadıklarımı sözcüklerin çaresizliğinde çaresiz kalıp anlatamadıklarımı bulurdun onda şimdi o yürekten sevgiler yolluyorum sevdama temmuz güneşinin ışıkları gibi sımsıcak bembeyaz güller gibi tertemiz o güller gibi ap ak...
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:42:06
|
|
|
Belki yarısında bile değiliz yolun belkide sonuna yaklaştım kim bilir düşe kalka ine çıka bazen soluklanıp bir yokuşta bir inişte yuvarlanıp tepetakla geride bıraktık zamanı kimi yalnızdık uçsuz bucaksız yolun tenha kuytularında kimi karanlıklar basmıştı dört yanımızı ve bilcümle mahlukatı doğanın iyinin ve güzelin dışında ne varsa dost bir yüz ararken gözlerimiz kulaklarımız tetik kesmişken dostça seslenişlere uzaklardan çok uzaklardan gelen ayak sesleri ağıt ağıt türkü türkü yankılandı yüreğimizde
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:42:30
|
|
|
Aradım Dolaşıp yurttan uzak taşrada bir kâr aradım. Bana münkâd kalacak zenne hükümdâr aradım. Yok imiş böyle kazanç, böyle nisâ, böyle diyâr Coşarak yurda dönüp karyede bir yâr aradım.
Nice köşklerde kasırlarda misâfir yaşadım. Çoğu günler kötü evlerde de tâhir yaşadım. Kararan her gece bir hânede yatmak yerine, Koşarak yurda dönüp karyede bir dâr aradım.
Taşrada=başka memleketlerde Kâr=iş, güç, kazanç Münkâd=bağlı, mut’i Zenne=kadın Nisâ=kadın Karye=köy, kasaba Tâhir=temiz Dâr=ev
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:42:52
|
|
|
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:44:12
|
|
|
Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün Hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde Hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun Kendin kadar aklımdasın Hala öyle savruk bir gök Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi Ve aşkını şaşırmış bir tanrı Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara Öyle misin yeşigözlü kumral saçlı Öyle bıraktığım gibi misin Gerçeği yakmada hala usta mısın Yoksa çırak mı yanarken yalanda Saçlarıma dolanan aydınlığımsın Somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede Anlattıkça eksilen tek anlam Hala bıraktığım gibi misin Yoksa beni bıraktığın gibi mi Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma Hala Bıraktığım Gibi misin??? alıntı.....
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:48:57
|
|
|
Üşümüş bir yüreği kolay mıdır ısıtmak. Ellerinle ellerime dokunuyorsun.. Anlamsız inkar etmek. Ellerim oluyorsun.. Görüyor musun.. Giderek büyüyor gözlerin gözlerimde Gecenin ortasında inliyor sesim. Duyuyor musun… Sevdam ağlıyor.. Kar yağmış yüreğime aşk oluyorsun. Çiçekler açıyor deydiğin yerde Umut fenerlerim bir bir yanıyor. Bir şeyler mi kalmış ne Kıyıda köşelerde.. Doğuruyorsun Doğuruyorsun.. Ne yaman diyorum aşk.. Birden.. Sevdalım oluyorsun…. Sahte gülüşlerime dokunuyor dudakların. Isınıveriyor üşümüş yanım. Ezberlerken tenim tenini Kalıyorum avuçlarında.. Erkeğim oluyorsun.. Perde perde iniyorsun korkularıma Gevşiyor Öfkeden sıkılan yumruklarım.. Gölgelerin arkasına saklanmıyorum artık. Bir başka yürüyorum Ürktüğüm caddelerde. Cesaretim oluyorsun.. Tutulmuyor artık sokak başları. Kent meydanları daha bir aydınlık.. Bitiyor yüreğimin Uzak uzak turları.. Geliyorsun Geliyorsun… Ülkem oluyorsun.. Ne yaman diyorum aşk.. Bir bakıyorum. Sevdalım oluyorsun…
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
14:32:14
|
|
|
Kirgin DüsLerimden
Kırgın düşlerimden uzak, kırgın kalbimi avutuyorum. Kimbilir kaç zaman geçti sensiz, sayamadığım... Senden uzak, sesinden uzak... Bir kez dokunamadığıma mı yansaydım sana, yoksa sesinden uzak kaldığıma mı, hangisi daha çok canımı yakıyordu...anlayamadım. Yıllardır içimdeydin, belki de asırlardır... belki de doğmadan önce de biliyordum seni. Hep beklediğimdin sen, ama sana bunu anlatamadım... Ben geldikçe, kaçanım oldun.. içini bilmediğim, yüreğini görmediğim sevdanın, kekremsi tadı oldun dilimde.. bıkmadan usanmadan sevgimi anlattığım, kağıtlar tükenip de kalemimin kırıldığı an da bile beni düşündüğünü umut ederek, yeniden yazmaya koyulduğum adını bile koyamadığım sevdam oldun. Benim için çok şey oldun, ama ben senin için hiçbir şey oldum... Kaç kopuş yaşadım bunca senedir.. Şerha şerha bölündü ruhumla birlikte kalbim. Dayandım...dayandım da bir senden kopuşuma dayanamadım.. Ama olsun be gülüm, ayrılığı bile senden diye, sevdim ben... Hep beni sevdiğini hayal ettim, belki de sevmedin.. ama ben hep hayal ettim. Hayalin bile güzeldi, bozmaya kıyamadım.. Beni kırdığın zamanlarda bu hayale sarıldım sımsıkı, seni kolay affetmelerim de bu yüzdendi zaten. Gözyaşlarım akarken sessizce yanaklarımdan, onları bile sevdim, çünkü onlar sana aitti. Seni kaç gece döktüm gözlerimden bilmem, sayamadım... Sesini hapsettim beynimin tüm hücrelerine. Özledikçe, çıkarıyorum sesini. Kapatıp gözlerimi, seni düşünüyorum yanımdaymışsın gibi. Hep kızdın bana belki de seni sevdiğim için, nedenini anlamadığım kızgınlıklarının tümünü bana yönelttin her zaman. Bilemedin, bilemedin senden bir şey istemediğimi. Bırakmadın beni, seni özgürce sevemedim. Seni senden gizli sevdim. Gittin, yoksun hayatımda. Artık gizlemiyorum duygularımı, özgürce seviyorum seni. Gözyaşlarımı hergün avucumda biriktiriyorum, sonra öpüyorum onları bir bir, seni öpercesine. Gittin ve ben, gitme kal benimle diyemedim sana. O kadar istekliydin ki gitmek için, dur diyemedim sana. İçim yandı da yine de kal diyemedim umursuz bakışlım.. Ardından bakarken, sessiz çığlıklarla bağırdım... duysaydın çığlıklarımı yine de gider miydin? Kulaklarını kapatabilirdin belki, ya kalbini kapatabilir miydin bana? hiç bilemedim... Gitmen, seni sevmemi engellemiyor anla artık. Sen yokluğunda da varlığımsın... hiç gelmeyecek olsan da bundan sonra, yine de varlığım kalacaksın. Seni hep beklemiştim asırlardan bu yana...geldin varlığınla beni mutlu ettin. Şimdi gittin, yokluğunla bile mutlu ediyorsun. Çünkü senden bana kalan şey o kadar güzel, o kadar özel ki... Gel demiyorum sana, demeyeceğim.. Gittiğin yerde mutluysan eğer, bu da bana yeter. Sesinden mahrum kalmışım ne çıkar, senin özleminle her gün canım daha bir yanmış ne çıkar.. Yokluğunu varlığa çevirebilmişim ya, bu da bana yeter..
Gün aşık olmuş geceye, Gece de yakamoz düşürmüş denize Ne gün erişebilmiş geceye, ne de gece kavuşabilmiş gündüze. Birbirlerini hiç görememişler belki de.. Ama engel olmamış bu aralarındaki sevgiye.. Varlıklarını hissetmeleri bile yetmiş kendilerine Bazen, gün isyan edip yakmış ortalığı Gece de özleminden tüm ışığını söndürmüş gökyüzünden İkisi de bulutlara yükleyip hüzünlerini Tüm yeryüzüne yağdırmışlar gözyaşlarını Yine de vazgeçmemiş sevdasından ikisi de Sonsuza dek birbirlerini göremeyeceklerini bilseler de .... Ben geceyim işte, senin için yakamoz düşürüyorum bol bol denize. Sen benden gitsen de, ben gelirim senin bensiz kıyılarına. Yokluğundan soyunup, varlığını giyerim üstüme... Gelirim, derin, sessiz duygusuz uykularına... Benim için var olduğunu bilmek bile yetiyor, seni hiç göremesem de...
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
15:09:18
|
|
|
Aşk Ağlıyor Uyan Gece
Aşk ağlıyor bir sabahın köründe Gerdeğe giremeden sevgilisini kaybetmiş Tutamamış son kez elinden Doyamamış baka baka Gün ağarmış geceden sabaha Coştukça çoşmuş içindeki kalp sızısı Daha bir azar olmuş Kokusunu unutamamış
Aşk ağlıyor geceden çıkarken sabaha Yıldırım gibi koşuyor ufuk rüzgarlarında Otopsilerde çıkmış gecenin ölümü Ex demiş doktorlar adına Kalmış gece masada Bistüri saplanmış tam karnına Gece kanamış Çoook kanamış Yetiştirememişler aşk kanını gecenin damarlarına Bir kan bulunamamış Duyan olmamış Anlayan olmamış Gören olmamış Kimse anlamamış Gece masada kanamış kanamış Bir tek aşk ağlamış gecenin ardında Susamış karanlıklara
Aşk düşmüş gecenin önünde dizlerinin üstüne Aşk üşümüş geceye Aşk ızdırap çekiyor Aşk ağlıyor Ey gece aşk ağlıyor Kalk uyan duy Allah aşkına Aşk ağlıyor Ağlıyor ardında Uyan gece Uyan Uyan Aşk ağlıyor Ağlıyor Sen konuş susma Konuş gece Aşk ağlıyor Ağlıyoooooooooooooorrrr
Kibar Tavasav
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
18:55:03
|
|
|
Biraz dikkatli baksaydın gülen gözlerimdeki, ağlayan ben`i görebilirdin. Ya da gerçekten sevseydin beni kalbimin çığlıklarını susturabilirdin. Ben senken sen ben olamadın. Izdırabımın sebebi oldu sevgim. Tükendim ,tükettim, hıncımı almak için tekmeler attım sevgiye kendime yüreğime ..
Birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için ne yaptıysam olmadı Boyun eğdim varlığınla yaşamaya Artık özlemiyorum Dilim söylüyor ama hissetmiyorum. Sevgiyi kandırarak ve gizlenerek yaşıyorum. Daha fazlasını kaldıramayacak kadar yorgunum ya da bahaneler buluyorum.
İçim acıyor Gücüm yetene kadar dayanıyorum. Daha dayanabilir miyim bilmiyorum. Zaman sığındım kurtuluşum için yaralanan kalbimi sarmak biraz olsun hayata bağlanmak kaybettiğim kendimi bulmak için
Sen benden gittin ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin
Belki yıkıldım sevgiye güvenimi kaybettim ama yürekten sevdim Şunu bil ki terk edenim sen yüreğimi hiç hak etmedin
|
|
|
2 Temmuz 2008 Çarşamba
00:23:12
|
|
|
öÖYLESİNE EKSİĞİM SENSİZ...
Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım
Sensizliğin köşe başındayım
Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar
Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum
Bütün umutsuzluğuma inat
Yine seni arıyorum...
Dudaklarımda bildiğin o ıslık
Sokak lambalarına sığınıyorum
Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle
Bir deli rüzğar saçlarımda
Yalnızlıktan üşüyorum
Bulamayacağımı bile bile
Yine seni arıyorum...
Anlatacak nelerim var bir bilsen
Içimde ihtilaller kopmuş
Kendimi sürgüne verdim
Mutluluğum çoktan iflas etmiş
İtiraza hakkım yok biliyorum
Beni savunmak sana düştü
Seni arıyorum...
Yarım kalmış şiirlerim gibisin
Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda
Öylesine eksiğim sensiz
Öylesine sahipsiz.
İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum
İçinde geç kalmışlığın çaresizliği
Çocuklar gibi ağlıyorum
Ve gel gör ki her damla gözyaşımda
Yine seni arıyorum...
http://www.edebiyatogretmeni.net/ahmet_selcuk_ilkan.htm
|
|
|
2 Temmuz 2008 Çarşamba
00:27:02
|
|
|
|
eyvallah apo dayı nasılsın
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|