Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ««««Bir Yeraltı Nehrini Beklerken»»»»

««««Bir Yeraltı Nehrini Beklerken»»»»


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:10:44

Ölümsüz Sevgi



bırak yaşasın gönlümdeki son aşk
gülün toprakta yaşadığı gibi
kalbimde sızlayan sade o yaprak
huzura ersin yaşayan sevgi misali

gözlerini karartma sakın yalnızlığıma
bırak ışıklar misali aydınlatsın her yanı
bakma sevdayı bilmeyen insanlara
sensiz anlamaz onlar gelen baharı

solmasın çiçeklerin sonbaharlarda bile
doğacak güller sesizce beklesin bizi
sen karanlıklarda ayrılık hasreti çekme
gönül sevdamız yaşatsın yalnız aşkımızı

belki ararım bulutlarda sevgiyi seninle
gül bahçesine dökülen yalnız yapraklar gibi
tomurcuk çiçekler beklesin baharda ikimizi
aşk hasretiyle yaşatalım yalnız ölümsüz sevgimizi

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:30:13

 

Gelmez , umarsız hayın sefkili..

 

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:32:02

Hoşgeldin Yasmin.Nerelerdesin Nasılsın?

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:39:14

 

Hoşgördüm Abdullah hocam, tatiliniz iyi geçiyordur umarım,

biz biraz orada biraz da buradayız bilindiği üzre, taşı kırmaya

devam etmekteyiz bir taraftanda..

 

Sevgilerimi yolluyorum..

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:46:40

Asıl tatil yarın başlayacak arkadaşaım.Datçaya gidince

Sabahtan işlrim vardı.Gündüzde çok sıcaktı sabaha bıraktım yolculuğu.

Bende sevgilerimi gönderiyorum canm arkadaşım

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
10 Temmuz 2008 Perşembe 19:26:47


Bir yağmur kokusu var içimde
Çırılçıplak Islağım

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Temmuz 2008 Cumartesi 22:53:03

Elinden Tutasım Geldi



Düğün halayında gördüğüm güzel
Takmış yakıştırmış her şeyi özel
Ritim tutturamaz melodi,gazel
Ayağına güller atasım geldi

Yalnız bir köşede avare kulken
Beni hoş ettin ey inciler döken
Yok benzerin böyle kendine çeken
Gönlümü halaya katasım geldi

Herkesin içinde bir özge renkce
Giyim kuşamı pul pul ince ince
Bambaşka görüyor insan sevince
Gözlerin içine batasım geldi

Al fesi saçında bir başka durur
Böyle güzel,ne taç ne şapka durur
Aşk ferman dinlemez sanki kudurur
Mecnunca yerlere yatasım geldi

Ne bitmez oyunmuş yıl gibi geldi
Bir an kalp atışım bağrımı deldi
Esti durdu bana sanki bir yeldi
O tatlı nazına çatasım geldi

Heyacanımı ölç gelde yanıma
Nabızlar arttıkça vurur kanıma
İster beni tanı ister tanıma
Seni yüreğime yutasım geldi

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
14 Temmuz 2008 Pazartesi 04:19:47

 

Bu sana son yazışım...” diye başlayan bir mektup var şu an karşımda.

“Bu sana son sözüm” dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik.

Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri vardı…

“Bu sana son yazışım…” bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürek toprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi…

Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda, fırtınalarda savrulurken sığındığım biri vardı…

“Bu sana son yazışım...” düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu; Sen istediğini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu yaptığın?

Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda düşündüğüm biri vardı…

“Bu sana son yazışım…” diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim diye devam eden satırlar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın her şey boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiçbir şey değil bunlar diyorsun öylemi?

Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri vardı…

“Bu sana son yazışım…” ben bunları hak etmedim… Ama sen her şeye müstehaksın, üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin… Senin söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli başkalarının ne düşündüğü demek bu yaptığın…

Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve saatin her çalışında, yanımdayken özlediğim ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri vardı…

“Bu sana son yazışım…” Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek bu?

Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm, gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri vardı…

 

(¯`v´¯
`*.¸.*´
¸.•´¸.•*¨ ¸.•*¨
(¸.•´ (¸.•´ .•´ ¸¸.•¨¯`•.

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
14 Temmuz 2008 Pazartesi 16:42:37

Nasıl Seviyorum



Kokun hasretimin özlemin ızdırabı gibi sardı.
Tahammülüm de yok seni görmemeye
Ne güzel sevmişim.
Seni gülüşünü
Bakışını
Nefes alışın kadar yakın olmayı özlüyorum.
Ya da gözlerine bakmayı özlüyorum.....
Ne güzel seviyorum.
Avuçlarındaki falını
Sırma saçlarını
Sesini duymayı
Adımı söylemeni sevdiğim kadar seviyorum seni
Sana olan amansız sevdayı seviyorum.
Seni özlemeyi seviyorum.
Adını dağa haykıracak kadar,
Sana özenle seçilmiş kelimelerden şiir yazacak kadar seviyorum.
Seni sevmeyi seviyorum.
Elinle yanağımı okşaman kadar
Gözlerine bakarken sevdiğimi görmeni
Ya da söylememi bıkmadan sevdiğimi söyleyecek kadar seviyorum seni.
Martının suya dokunması ,
Turnanın hasretlere uçması,
Minik serçe yüreğinin heyecanı
Çocuk kalbinde oyunlar
Sevmekle başlayan umutlar kadar seviyorum seni
Seni seviyorum sevebildiğim kadar.
Özleyebildiğim kadar
Rüyalarımda kalbine dokunmak
Ateşe vermek aşksız günleri
Suya vermek sevgisiz dünü
Aşık olmak gelecek gün gibi
Doğacak güneşi beklemek gibi seviyorum seni.
Mehtap seyretmeyi beraberce
Sonbaharda yürümek
Ve bir bardak demli çay gibi
Bir sigarayı efkarında kürek çekmek misali
Bin nefesin alınışı kadar yürekli ve devamlı seviyorum seni.
Seni seviyorum yaşamak adına
Gece uyumak ve güne uyanmak gibi seviyorum.
Seni özlemek ve hasret duymak gibi seviyorum.
Yanında olduğumda duyduğum özlem kadar seviyorum.
Gözlerine vurulduğum ölmeyi istediğim kadar çok seviyorum

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Temmuz 2008 Pazartesi 17:09:20
Gözlerine vurulduğum ölmeyi istediğim kadar çok seviyorum

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Temmuz 2008 Pazartesi 17:43:54
Her şey geride kaldı…
Adı özlem oldu yaşanan bütün çocukluk anılarının…
Çamurdan evler yapmak o kadar cazip gelmiyor şimdilerde…
Oysaki tırnaklarımızın aralarının kararmasına umursamadan avuçlardık tozu toprağı…
Karıncaların yuvalarına erzak götürme telaşını gözlerimizi kocaman açarak izlerdik…
Çocuk kalbi! Yardım etme hevesiyle, minik ekmek parçaları doldururduk yuvalarının üstüne
Küçüktük bir zamanlar çocuktuk saftık günahsızdık
Ne kadar kolaydı mutlu olmamız…
Sıkılmazdık bunalmazdık…
Hastalıklarımız bile küçüktü, bizim gibi
İki gün burnumuz akar çarçabuk iyileşirdik vişne aromalı şuruplarla…
Küsmemizde, barışmamızda oyunlarımız kadar kolaydı
Kırılmazdı kalplerimiz.
Küstüğümüzde elimizle iki parmağımızı üst üstü koyar, küs işaretini yapar
Çok değil iki dakika sonra bu işareti bozar
Ya da küstüğümüzü unutur devam ederdik oyunlarımıza.
Kan kardeşliği de bilirdik kan akıtmadan…
“Sen benim kan kardeşim olur musun?” der oluverirdik oracıkta sözle.
Bisikletlerimiz bile küçücüktü
Üç tekerlekliydi…
Oyunlarımız sürekliydi.
Akşamları evlerimize dağılışlarımızın ardından
Ertesi günü yine kaldığımız yerden başlardı oyunlarımız.
Yalancıydık o zamanlar…
Yalanın kötü bir şey olduğunu bilmezdik.
Yeminler ederdik inandırmacasına.
Sevgililerimizde yoktu o zamanlar, kalbimizi kıranda…
Oyunlarımız kolaydı!
Saklambaç vazgeçilmezimizdi…
Bir küçük çam ağacı bile saklayabilirdi küçücük bedenimizi…
O küçücük ellerimize sığdırabileceğimiz küçük taşlar arardık beş taş oyunu için.
Sonralarda idrak ettik istop oyununun asıl adının stop olduğunu
Uçurtmalarımız vardı, kan ter içinde kalırdık en yükseğe uçurtma çabasında.
Birde bulutlara mektup gönderirdik
Uçurmalarımızın ipine yazılı bir kâğıt iliştirir, rüzgârında etkisiyle ulaşmasını beklerdik hevesle…
“postacı rüzgâr çabuk gönder mektubumuzu” derdik.
Postacı rüzgâr derdik postacımızdı rüzgâr.
Alel acele bir kiremit bulur seksek oynamak için kabataslak çizimler yapardık en geniş trotuara…
Yoktu o zamanlar rekabet, ihanet, nefret!
Bize yabancıydı bu tür kelimeler.
İsteklerimizde küçüktü bizim gibi…
Alınmış bir oyuncak bebek, bir küçük araba yeterdi bizi mutlu etmeye…
Sağlıklıydık, saftık, temizdik, günahsızdık…
Adı özlem oldu şimdilerde…
Özlenmiş bütün çocukluk anlarımızın

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Temmuz 2008 Salı 15:31:13

Yüreğime bahar gelse mesela,

Bir cevizin kabuğundan sert

Ya da gölgesinden sıcak, bir incirin.
 
Dağların doruklarından, sel olup aksa karlar.

Aksa da

Arınsa

Acının, yüreğimde çöreklenmiş tortusu…
 
Kanat çırptıkça bir kelebek

Biraz telaşlı,

Biraz da ürkek,

Rüzgarında dağılsa tutuklu heveslerim.

Papatya kokuları okşasa da umutlarımı,

Dönüverse meçhulden sürgün gülüşler.
 
Ve

Sen,

Güneşi versen gecemin avuçlarına,

Hesapsız/umarsız/sınırsız düşler kursak beraber.
 
Sabahı doğursa da varlığın gecenin koynunda,

Savuşacak yer arasa mülteci karanlıklarım,

Filiz verse boy boy aydınlıklar…
 
Kayısı çiçeklerinin gölgesinden gayrı,

Gölge kalmasa gözlerimde mesela,

Umuda tutuklu,

Sabahlara uyandırsan içimdeki çocuğu…
 
Sen de duyuyor musun?

Sanırım

Baharı muştuluyor nergislerin kokusu…
 
Arzu Eşbah

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
22 Temmuz 2008 Salı 15:33:15

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Temmuz 2008 Salı 15:39:26

Kalacaksan, gökyüzü kadar lacivert olsun yüreğin...
 
 
..........Lacivert

Zaman beni unutuyor denizin mavisinde
Kalbimin kızılı gözünün karasında
Aylak bir saat isliyor
Sana inat benden uzakta
Hayata öfkem karışmıs
Biraz kırgın biraz bulanık rüyalarımm
Artık kendi çocukluğumun büyüyen sokaklarındayım
İçimde ask derin
İçimde hasret derin
İçimde kavga derin
Ben kimin
Ben neden
Hala seninim
Eskisin istemediğim duygularım biraz yorgun
Hangi iskelenin nöbetinde simdi gemilerim
Ben kaçak kaptanıyım senle başlanan seferimin
Martılara dokunsam
Martıları okşasam
Kız kulesine yanaşıp
Bir salacak sabahında
Seni bana ayırsam
Sormadan inanır mısın hayatıma
İnanır mısın inanmadığın kadar
İnanır mısın terk etmediğin kadar
İnanır mısın bin yıl tanıyormuş kadar
Senden gitmediğim kadar gidiyor geceler deniz mili
Sabahlar eksik
Gözlerin gibi
Ellerin gibi
Şiirler gibi
Gökyüzüne sakladım tek gamzeni
Gideceksen gökyüzü gibi sessiz git
Kalacaksan gökyüzü kadar lacivert olsun yüreğin

Naşide Göktürk

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Ağustos 2008 Çarşamba 02:51:48

ANLARSIN

Bir gece bize gel
Merdivenler gıcırdamasın,
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın.

Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın.
Mavi bir gökyüzümüz olsun,kanatlarımız
Dokunarak uçalım..

İnsanlardan buz gibi soğudum,
İşte yalnız sen vardın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

Cahit KÜLEBİ


 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:21:00
Çilek
Kapına güller koyan
Telefonda dinleyip susan
Gölgen gibi peşinde koşan
Bendim ben, bendim ben
Camına taş atıp kaçan
İçip içip ağlayan
Yoluna sevdiğim yazan
Bendim ben, bendim ben
Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam
Gözlerinden kalbine akıcam
Yar senin için bu şehri yakıcam
Senin aklını, aklını alıcam

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:29:34
Herşey bitmişti
Elini elimden çektin usulca
Elveda dedin
Anladım artık yoktun sen
Ama seninle başladı seninle bitecek
Son sözümün "benim herşeyimsin" diye söylemeden gitmiştin.
İçimden haykırmak geliyordu!
Unutma!sen benimsin diye birtanemsin diye...
zalimsin işte herşeyi bir anda nasıl silebildin?
beni nasıl unuttun?
Düştüğüm haller...
Kendimi vurmuşum içkiye,sigaraya,şarkılara...sabahlar uzak bana...
Ağlıyorum ama neye çare?
Hatırlarmısın sevdiğimilk elimi tuttuğun anda gözlerimizdeki o ışıltıyı.
Delice seviştiğimizi nasıl unuttun?
Çılgınlar gibiydik..
Yağmurun altında yürüdüğümüz o gece nasıl da güzeldi.
Hayellerimiz,umutlarımız,ümitlerimiz herşey geride kalmıştı artık.
Sen yoktun çünkü.
Birtanem yok,sevdiğim yok,canımın içi yok artık yanımda yokk!!!

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 15:35:57
Alıp Başımı

Dertler...
Gönlümü dantel dantel işlemiş
Yok bir zafer
Hasretim gülmeye
Durun...
Gelmeyin üstüme üstüme
Çare yok bu derdime
Benim derdim kendimle
Alıp başımı gidesim geliyor
İçip içip ölesim geliyor
Zindanlara giresim geliyor
Şu koca dünya bana dar geliyor


__________________

XxCANISIxX

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
8 Ağustos 2008 Cuma 19:03:22
Bana kalanı yaşıyorum Sevgili.. Uzak bir sevda nefeslendikçe içimde, sen görmediğim odaların mavi duvarları arasındasın... Aklımda donen düşten başka bir şey değilsin çoğu zaman; ama o düş, tüm nefeslerime sindiği için yaşamın kendisi oluyor..  Ah Sevgili Sen, yaşamın kendisi oluyorsun.. Bana kalanı yaşıyorum Sevgili.. Sesten, görüntüden yoksun bir hayal olarak koştukça Sen gönlümün sokaklarında..Ve artik biliyorum, ´Seni henüz söylenmemiş sözcüklerle ´Seviyorum´.. Bana kalanı yaşıyorum Sevgili, dokunuşlardan uzak bir saydam tenli olarak gezindikçe sen başka iklimlerde.. Evden cikasim gelmiyor, sanki seni ardımda bırakıyormuşum gibi hissediyorum..Kapanıp dört duvar arasına, sadece tulleri kıpırdatan uysal esintilerde soluyorum mevsimleri..Şiirler kuruyorum sırça konaklarda.. Ve içine seni koyuyorum sadece..
Bana kalanı yaşıyorum Sevgili...




















 

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
9 Ağustos 2008 Cumartesi 02:11:02

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa