Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > - Dokunsalar kopacak gibiyim -

- Dokunsalar kopacak gibiyim -


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Haziran 2008 Pazartesi 21:30:40

Sevişmeler Korkak Değil... /... Düşler Yaralı



selamıma düşerse aşk,

ellerinden öperim

mümkünse kavgasız zamanların,

incelikli sabahlarında görüşelim



zaten susmayacaktım

sadece avutacaktım vedaları

bir kadeh şarap içer misiniz..? Ardından,

uyuturuz bütün sefil aldanışları



tutkunun doruklarında bekliyorum

müsaitseniz,

beraber kandıralım isimsiz dokunuşları



beni beklerken buldular kaçıp giden sevdaları

iyi niyetime gelmiş,

artık tutuklamıyorum duasız sürüklenen kayıpları



utancımı bağışlayın,

korkularımdan temizleyemedim fütursuz soyunmaları

sakıncası yoksa yardımınızı isteyeceğim,

o narin ellerinizle üzerimden çıkartır mısınız,

işe yaramayan yılışık avuntuları..?



gözlerimden öpmeyin, ayrılık getirir

batıl bir inanç doğru ama,

siz dudaklarınızı dudaklarımda gezdirin



hayır, üşümüyorum

dirileşen, biriken özlemlerimin teni

ışıkları yakmayın ne olur,

nefesiniz gözlerimin rehberi

..artık her şeyi öğrendiniz

isterseniz şimdi beni,

sev(mey)ebilirsiniz....



Pelin Onay

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
1 Temmuz 2008 Salı 13:01:55

Dudak Neye Yarar Dil Neye Yarar

 
Benim yüreğime domdom kurşunu
Girse ne yapar ki sen olmayınca
Fırlatsan ne yazar havan topunu
Kalbime, kalbinle sen dolmayınca

Olursa vuslatım seninle olsun
Kimin haddinedir sen vurmayınca
Çoşmuşum akarım el nasıl dursun
Sevdamın önünde sen durmayınca

Ne çıkar desem ki can seni arar
Aşk ile yanıma sen varmayınca
Dudak neye yarar dil neye yarar
Hasretle belinden kol sarmayınca

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
1 Temmuz 2008 Salı 13:04:03

Dudak Tiryakisiydi Sevda

 
Dudak Tiryakisiydi Sevda

Nefes nefese dokuduğum sevda ötelerine
Bırak salınsın aşk öykünmeleri


Notlar düştüm geceme tenha sohbetlerden
İçim ateşe döndü yana yıkıla avazlarda

Kilim dokusuyla güzelleşip
Ürperiyorken soluklarında gece
Bir sevda dönüşü gibi yaşamak
Şiir ol dediğim gözlerde sırılsıklam

Nereye payidar oluşlarında gezinse de sokuluşlar
Seni seviyorum fısıldamalarında dingin gece

Sen öfkesindeyken gün be gün
Onulmaz bir feryattın kahkahasında hayatın
Bir orkide işleniyorken gece soyunuşlarına
Mahzun yükleriyle şiirler dökülür suskun

Dudağımda tiryaki bir kelime
Yüreğimde elif esintisi sevda sürgünü
Düşüncede tan yeri ruh izi çırpınışlarında

Eğer biliyorsa rüzgarın beni
Üzgünseme o sıla yanlı yüreği

Sanki ebem kuşakları
Feryat figan aşk solunumlarındayken
Aşk sana emanet vahlarında

Ve kimbilir belkide aşkın gizemi

Hayatın
Dilenci bir şaire vasiyetinde saklı...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Temmuz 2008 Salı 18:56:57

BELKİ YİNE GELİRİM

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
\"Tükürsem cinayet sayılır\" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...

Ahmet TELLİ

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
1 Temmuz 2008 Salı 20:05:19

 

Eğer ki korksaydım senden, bu kadar üstüne gelir miydim..
Bu kadar delik deşik eder miydim tam merkezini..
Bir çamaşır makinesi gibi beynini bulandırır, bir ordasın bir burda
karar ver artık dedirtir miydim sana...Her şeye saldırıp, onu da
yapacağım bunu da, herşeyi öğreniceğim diyerek sallantıda
bırakır mıydım düşüncelerimi..

Anlat bana, Eğer ki sevmeseydim seni, gider miydim, döner miydim..
Senden vazgeçip son anda nefes almaya devam eder miydim.. Bana
yaşattığın onca acıya rağmen, sensiz yapamayan beni sevmeye devam
eder miydim.. Senden nefret etmeden nasıl yaşardım? NEfret edip
edip, sevgimi sana karşı aşka nasıl dönüştürdüm?

Eğer ki, olmasaydım da ki ince tılsımı, oldum işte burdayıma çevirecek
gücü bulmasaydım, senden nasıl faydalanır, seni nasıl çamuruma harman
yapardım? Yarattığın insan heykellerine nasıl ruh verir, onları dostum,
ailem, arkadaşım ve düşmanım diye ayırırdım..

Eğer beni sevmeseydin, ben nasıl sende varolurdum.. Bana o ruhu,
tohumu vermeseydin, ben nasıl seninle koyun koyuna sevişir, uyur, en
büyük kavgayı edip seninle bir ömür sürerdim..

HAYAT SÖYLE BANA...
ANLAT..
EĞER SENİ SEVMESEYDİM
sana her seferinde baştan nasıL başlardım?????

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Temmuz 2008 Salı 20:07:41
?

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
1 Temmuz 2008 Salı 20:15:21

 



Hayat, sevgili Yiğit kardeşim Hayat..

sorunun cevabı HAYAT..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Temmuz 2008 Salı 20:18:04

abloş ben ne bilirim ilkokulu 8 yılda zor bitirdim

bilmece gibi şiirmiş ya

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Temmuz 2008 Çarşamba 00:41:33

Rüya








Şimdi uyu rüyanda güzel şeyler gör mesala beni
Ben hep güzel şeyler görüyorum mesela seni
Her an seni görüp seni yaşamak istiyorum
Çünkü
Seni çok seviyorum
Sensiz nefes bile alamıyorum
Her şey üstüme geliyor korkuyorum
Bir köşeye kaçıyorum uzaklaşıyorum insanlardan
Aklıma gülüşün geliyor
Sonra alıyorum kalemi elime seni yazıyorum
Bulutlara
Çünkü seni çok seviyorum
Hayallerimde yaşatıyorum tutamadığım ellerini
Bakamadığım gözlerini
Sonra alıyorum gitarımı elime seni söylüyorum
Yıldızlara
Çünkü seni çok seviyorum
Bekliyorum bana aşkım diyeceğin
Sarılıp öpeceğin
Artık bende seviyorum diyeceğin günleri
Çünkü
Seni çok seviyorum.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
2 Temmuz 2008 Çarşamba 00:46:38
hocam nasılsınız .sizdemi benim gibi bugün nöbetçisiniz

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 16:13:16

 

Çelişkilerin Kadını
 
 Dostum...
 Sözlerime şaşırma...
 ve aklın karışmasın...
 Ben, çelişkilerin kadınıyım...
 ben cennetim ve ben cehennemim...
 
 
 Ben, kara gözlü kadınım...esrarlı sözleri olan...
 Ve bazen beni yenilmiş bir kadın olarak bulabilirsin...
 Evet, ben günbatımı ile uyuyan biriyim...
 Ve geceleri yatmayıp gitar çalan biriyim...
 
 
 Bir kadının okyanusunda dolaşmaya çalışma...
 Onun sahiline vardığın
 ve limanına demir attığın zaman...
 Yolculuk sona erer...
 
 
 Ve bana şaşırma...ve düşüncelerime...
 Ben yüzeyim ve ben derinliğim...
 Ben birbirine en uygun olanım,
 ben rüzgar ve fırtınayım...
 
 
 Ben kendine aşık olan kadınım...
 Ben hem erkek hem de kadınım...
 Ben dünyanın bütün kadınlarıyım...
 meleksi ve kötü...
 
 
 Ben bir çocuğum ve içimde işkence çeken bir kadın ...
 İnatçılığımda ve yaramazlığımda...çocuğun yankıları ...
 Ve benim kadınlara özgü dünyamda...
 yüzler, bilezikler ve aynalar ...
 Sırlarını açıyorlar ve konuşuyorlar...
 Ve her çağdan mücadele eden kadınlar ve çocuklar ...
 
 

 Benim yastığımda uyuyan bir kadın ...
 Ara sıra rüya görüyor ve bazen ilahi söylüyor...
 Ve bazen şarkı söylüyor...
 Ara sıra gülümsüyor bilinmez bir şekilde...
 Ve ben de onunla beraber gülüyorum onun bekleme yolculuğunda...
 
 
 
 Ve burada inatçı bir kadın ...
 oyuncak bebeğimin haykırışlarından hoşlanıyor...
 Ve sınırlarımı aşıyor...
 gülüyor ve gözlerimin rengiyle alay ediyor...
 Ve sonra zaferini ilan ediyor...
 
 
 Peki dostum,
 sen ne görüyorsun bir kadında...?
 Seni sürekli arzulayan...
 Seninle bir kale kuran...
 Seninle beraber ve sana karşı olan...
 Ve günlere ve kaderlere meydan okuyan...
 
 
 Seni en güzel elbiselerle giydiren kadın...
 Senin güzel siyah saçlarını kesen...
 güçlü Samson’un saçlarını...
 Sana gizlileri ve sırları açıklayan kadın...
 Mağlup ve muzaffer...
 Gizlenen ve purolu...
 Ve üstadım, sana kötü tercihlerini itiraf etmeye kalkışan...
 
 
 Senin kalbine yaklaşan bir kadın...bazen...
 Ve ilahi söylediğinde ve ıslık çaldığında kaçmaya tereddüt etmezsin...ve
 kaçarsın...
 
 
 Ben çelişkilerle dolu bir kadınım...
 Evet, ben aynı anda ateş ve buz ile oynayan biriyim...
 Ben güneş tarafından kuşatılmış biriyim...
 ve avuçlarımda aylar var...
 
 
 Dostum, şaşırma...
 Bir elbiseyi giyip sonrada çıkaran
 bir kadından daha fevkalâde hiçbir şey yoktur...
 Ve dünya ona yardım edemez...ama şaşırır...
 
 
 Ve sen daima tuğladan bir adam olacaksın...kilden...
 Ve sen daima sözlerimden sonra geleceksin...istilacıdan sonra...
 Ve sen daima şaşıracaksın...şaşıracaksın...şaşıracaksın...
 
 
 (A Woman of Contradiction)
 
 
 Ceviren: Ali Tosmer

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
10 Temmuz 2008 Perşembe 19:28:23



Zamansız

Gözlerini Ufka Dikişin Var ya..
Beni Benden Edişin..

Hesap Vermeden
Sormadan Söylemeden

Sevişin

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
11 Temmuz 2008 Cuma 20:42:38
Sual


cevabını alamasam da soracağım ey hayat;
yıldızlerı nerede bu şehrin
ve iklimleri üç ayda bir değişirken ülkemin
/üç ayda bir/
ben de değişmek zorundamıyım?

2.

ruhumun nadasını biriktiriyorum gizlice
evet bir gün
kendimden bile saklanacağım...

3.

önce
hep birkaç gün yağmur yağar
ve hep önce başkaları ağlar düşlerime
oysa kırılması çok zor camlara benzese de kalbim
alakasız bir sevda için ağlayabilirim.

4.gün

hayalimde bir saksı çiçeği büyütmeyi isterdim
/ismi önemli değil/
büyütemediğim üç küçük kedi yavrusuna inat hemde
olmadı
olmayan bir çok yanılışıma saydım
ve şimdi
küçük parantezler açmadan susmak için yaşayacağım...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Temmuz 2008 Cumartesi 19:56:01

Seni çok seviyorum..
Düşünüyorum da epey zaman oldu
sevgiye aşka dair yazılar yazmayalı..
Böyle yazılarıma mutlu başlamayı özlemişim..
"Seviyorum" demeyi özlemişim..
Şimdi ise korkmadan cesurca söylüyorum o iki kelimeyi
Seni Seviyorum diyorum sana...
Şimdi her yerim aşk kokuyor..
Sen kokuyorsun..
İyiki çıktın karşıma
iyiki benimsin ve iyiki benimlesin...
Ya çıkmasaydın!
Düşünmesi bile kötü.
Şimdi benimsin ya yok ötesi...

Bütün kötülükler, acılar son buldu..
Şimdi mutluluk var hayatımda..
Mutluluk senin adın.
.Mutluluk sensin...

Tek bir düşmanım var oda geçip giden zaman..
Bilirsin zaman su gibi akıp giderken
hep bir şeyleri yanında götürür..
Seni bana getirdiği gibi
bir gün alıp gitmesinden korkuyorum şimdi...
Seninleyken zaman dursun istiyorum...
Hiç gitme yanımdan..
Hiç bitmesin bu güzellikler...
Beni hiç sensiz bırakma...
Zor buldum seni..
Göze alamam kaybetmeyi sensizliği..
Bir anda herşeyim oldun...
O kadar zamandan sonra ilk kez senin için yandı bu yürek...
İlk kez seninle hissettim kalp atışlarımı...
Elimi hiç bırakma ne olur!

Hep benim tek benim ol!
Ben bu yürek attığı sürece seninleyim..!!!!

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
14 Temmuz 2008 Pazartesi 03:48:44

Anılar öptü dudaklarımı
(..çok zaman sonra belki de sen..)

sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgilere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık
nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık

dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık

nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
idam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık

ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda

bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık

ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..

Pelin Onay


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Temmuz 2008 Pazartesi 15:48:18
ve sen, her şeye rağmen gelip, `seni seviyorum` desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
14 Temmuz 2008 Pazartesi 16:27:15

Unutmadım



sanma ki seni unuttum
beni mecbur etiler
kimseye söyleyemedim
ben seni unutmadım

dağları denizleri
bende özledim
yalçın kayaları bende sevdim
seni daha çok sevdim

ben seni bırakmak istemedim
sende bunu istedin
sana anlatamadım sevgimi
ben seni unutmadım

yasmak zordur
bizim alemde bilirsin
kursunlar gördüm yeri geldi öldüm
ama ben seni yine unutmadım

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
15 Temmuz 2008 Salı 05:51:52

 
PORTEKİZ`DEN 43. SONE  
Elizabeth Barrett Browning

Seni nasıl severim? İzin ver yollarını sayayım.
Derinliğinde ve genişliğinde ve yüksekliğinde severim
Ruhumun erişebildiği yerlerin, göze gözükmeden
Var Olan ve Mükemmel Güzel.
Seni her günün en gürültüsüz eksikliğinin
düzeyinde severim, yanında gün ışığının ve yanında mum-ışığının.
Seni özgür severim, Doğruya çabalayan insanlar kadar
Seni safça severim, övgüden vazgeçerken onlar.
Seni arzuyla severim, eski üzüntülerimde yüklü duran,
Seni güvenciyle severim çocukluğumun.
Kaybettiğimi sandığım bir aşkla severim
Yitirilmiş azizlerimle beraber—Seni ömrümün bütün
Nefesleriyle, gülüşleriyle, gözyaşlarıyla severim!—Ve, Tanrı öyle istiyorsa eğer,
Öldükten sonra seni daha da iyi seveceğim.

Çeviren: Vehbi Taşar


SONNET #43, FROM THE PORTUGUESE

By Elizabeth Barrett Browning

How do I love thee? Let me count the ways.
I love thee to the depth and breadth and height
My soul can reach, when feeling out of sight
For the ends of Being and ideal Grace.
I love thee to the level of everyday`s
Most quiet need, by sun and candle-light.
I love thee freely, as men strive for Right;
I love thee purely, as they turn from Praise.
I love thee with the passion put to use
In my old griefs, and with my childhood`s faith.
I love thee with a love I seemed to lose
With my lost saints!---I love thee with the breath,
Smiles, tears, of all my life!---and, if God choose,
I shall but love thee better after death.

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
15 Temmuz 2008 Salı 13:39:01

Sessiz Çığlık



Susmuş tüm suretler ve gece
Durun acılar! Feryat gitmek üzere...
Koparmayın tırnağı etten,
yürekler göçecek;
Kopacak tüm kanatlar,
kuşlar sensiz ölecek.

Sevgini değiştiğin
renklerin içinde kaybolacaksın.

Göğüslerine ve damarlarına
faça atmış,
kaybolduğu pisliğin içinde cinnet geçirmiş,
taşlanan fahişelerin duygularına bürüneceksin.


İşte o zaman kaldıracağım kafamı
gereceğim göğsümü,
çünkü ben gitmiş olacağım.

Yılanları bile
ağlatacaksın duygusuz bedeninin
güzelliğiyle.
Yalnız kalmanın, rüzgarla ışıkla
konuşmanın acısını anlatacaklar sana!
yalvaracaksın soğuk duvarların taşlarına.

Ve bir gün gelecek, herkes susacak,
vicdan azabı çalacak kapını.
Susacak korkacaksın duymasınlar diye
nefesinin sesini.

güzel gözlerinin esiri olacaksın,
şaibelerin saracak vücudunu;
Korkularını kokusunu etrafa saçan
alevlere sarılacaksın,
çünkü ben gitmiş olacağım.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
16 Temmuz 2008 Çarşamba 03:24:24

GİTME
 
Düşlerin gerçeğe, gerçeklerinse düşe dönüştüğü bir yaşam özlüyorum. Yaşamaktan
bunalmıyorum, bunalımı yaşayıp, bunu kendime ait bir yaşam biçimine
dönüştürüyorum.

Sanırım bütün sorunum özlemekle ilgili. Keşke "yaşlanmaya başladım, o yüzden
geçmişi özlüyorum" diyebilseydim. Zerre kadar özlemiyorum geçmişi. Geçmişe dair
ne varsa silindi hafızamdan. Ben geleceği özlüyorum. Belki de hiç
yaşayamayacağım geleceğime dair özlemlerim. Asıl sorunda burdan başlıyor zaten.
Geleceğin olmayacağını biliyorum. Olmayanı, olma ihtimali bulunmayanı özlüyorum.
İşte bu özlem koyuyor insana...

Beni koyup gitme
Ne olursun
Durduğun yerde dur..
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin, yorulursun
Beni koyup gitme
Ne olursun...

Duvarda gölgeler ve o görüntülerle çarpışmak yoruyor. İnsanlar gerçek değil
artık, mekanlar gerçek değil. Belki de o yüzden sevmiyorum ana caddeleri,
ışıltılı alışveriş merkezlerini, konforlu mini sinama salonlarını. Flimlerin
değeri düşüyor oralarda, filmler hırpalanyor. Ruhumuz bütün "sakıncalı" kareleri
sansürlüyor, makaslıyor, yalnızlaştırıyor. Sansürlü, makaslı, yalnız bir yaşam
bu benim yaşadığım ve yalnızım işte yine...

Şaşırmıyorum aslında, böyle olacağını çok öncesinden biliyordum. "Boş durmadım,
savaştım. Savaştım ama yenildim. Yenildim ama ezilmedim" diye kandırmayacağım
kendimi. İşte itiraf ediyorum; ezile ezile, hırpalana hırpalana yenildim.
Yenildim işte ötesi yok..

Bir deniz kıyısında otur
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin çocuğun olur
Sonun kötüye varacak
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun...

İşte bu yüzden korkuyorum ana caddelerden. Deniz kenarlarını seviyorum, salaş
meyhaneleri seviyorum. Issız ve bana ait olan yerleri seviyorum. Televizyonu
değil ama o televizyonun altındaki dolapta bulunan anılarımı seviyorum. Her
açtığımda o dolapta bulunan anılarımın anlatacakları var bana çünkü. O salaş
dediğim meyhanenine öyle, kayalara vuran dalgalarında ne çok anlatacağı şey var.
Bunlar dışında herşeyin sadece görüntüsü var oysa.

Elimi tutuyorlar ayağımı
Yetişemiyorum ardından
Hevesim olsa param olmuyor
Param olsa hevesim...
Yaptıklarini affettim
Seninle gelemiyeceğim yine de
Beni koyup koyup gitme
Ne olursun...

Bunun için yalnızca kendimi korumak için kaçıyorum herşeyden. Kaçarak yaşıyorum.
İçime kapanmıyorum, düpedüz içime kapaklanıyorum. Böylece korunuyorum hayattan.
Bedenimse ruhumun zırhı sadece...
 

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa