|
| Gönderen | Mesaj |
|
30 Haziran 2008 Pazartesi
21:30:40
|
|
|
Sevişmeler Korkak Değil... /... Düşler Yaralı
selamıma düşerse aşk,
ellerinden öperim
mümkünse kavgasız zamanların,
incelikli sabahlarında görüşelim
zaten susmayacaktım
sadece avutacaktım vedaları
bir kadeh şarap içer misiniz..? Ardından,
uyuturuz bütün sefil aldanışları
tutkunun doruklarında bekliyorum
müsaitseniz,
beraber kandıralım isimsiz dokunuşları
beni beklerken buldular kaçıp giden sevdaları
iyi niyetime gelmiş,
artık tutuklamıyorum duasız sürüklenen kayıpları
utancımı bağışlayın,
korkularımdan temizleyemedim fütursuz soyunmaları
sakıncası yoksa yardımınızı isteyeceğim,
o narin ellerinizle üzerimden çıkartır mısınız,
işe yaramayan yılışık avuntuları..?
gözlerimden öpmeyin, ayrılık getirir
batıl bir inanç doğru ama,
siz dudaklarınızı dudaklarımda gezdirin
hayır, üşümüyorum
dirileşen, biriken özlemlerimin teni
ışıkları yakmayın ne olur,
nefesiniz gözlerimin rehberi
..artık her şeyi öğrendiniz
isterseniz şimdi beni,
sev(mey)ebilirsiniz....
Pelin Onay
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
13:01:55
|
|
|
Dudak Neye Yarar Dil Neye Yarar
Benim yüreğime domdom kurşunu Girse ne yapar ki sen olmayınca Fırlatsan ne yazar havan topunu Kalbime, kalbinle sen dolmayınca
Olursa vuslatım seninle olsun Kimin haddinedir sen vurmayınca Çoşmuşum akarım el nasıl dursun Sevdamın önünde sen durmayınca
Ne çıkar desem ki can seni arar Aşk ile yanıma sen varmayınca Dudak neye yarar dil neye yarar Hasretle belinden kol sarmayınca
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
13:04:03
|
|
|
Dudak Tiryakisiydi Sevda
Dudak Tiryakisiydi Sevda
Nefes nefese dokuduğum sevda ötelerine Bırak salınsın aşk öykünmeleri
Notlar düştüm geceme tenha sohbetlerden İçim ateşe döndü yana yıkıla avazlarda
Kilim dokusuyla güzelleşip Ürperiyorken soluklarında gece Bir sevda dönüşü gibi yaşamak Şiir ol dediğim gözlerde sırılsıklam
Nereye payidar oluşlarında gezinse de sokuluşlar Seni seviyorum fısıldamalarında dingin gece
Sen öfkesindeyken gün be gün Onulmaz bir feryattın kahkahasında hayatın Bir orkide işleniyorken gece soyunuşlarına Mahzun yükleriyle şiirler dökülür suskun
Dudağımda tiryaki bir kelime Yüreğimde elif esintisi sevda sürgünü Düşüncede tan yeri ruh izi çırpınışlarında
Eğer biliyorsa rüzgarın beni Üzgünseme o sıla yanlı yüreği
Sanki ebem kuşakları Feryat figan aşk solunumlarındayken Aşk sana emanet vahlarında
Ve kimbilir belkide aşkın gizemi
Hayatın Dilenci bir şaire vasiyetinde saklı...
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
18:56:57
|
|
|
BELKİ YİNE GELİRİM
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı \"Tükürsem cinayet sayılır\" diyordu birisi Tükürsek cinayet sayılıyor artık Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum Okuduğum bütün kitaplar paramparça Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği Dizginlerini koparan bir at sanki bu Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...
Ahmet TELLİ
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
20:05:19
|
|
|
Eğer ki korksaydım senden, bu kadar üstüne gelir miydim.. Bu kadar delik deşik eder miydim tam merkezini.. Bir çamaşır makinesi gibi beynini bulandırır, bir ordasın bir burda karar ver artık dedirtir miydim sana...Her şeye saldırıp, onu da yapacağım bunu da, herşeyi öğreniceğim diyerek sallantıda bırakır mıydım düşüncelerimi..
Anlat bana, Eğer ki sevmeseydim seni, gider miydim, döner miydim.. Senden vazgeçip son anda nefes almaya devam eder miydim.. Bana yaşattığın onca acıya rağmen, sensiz yapamayan beni sevmeye devam eder miydim.. Senden nefret etmeden nasıl yaşardım? NEfret edip edip, sevgimi sana karşı aşka nasıl dönüştürdüm?
Eğer ki, olmasaydım da ki ince tılsımı, oldum işte burdayıma çevirecek gücü bulmasaydım, senden nasıl faydalanır, seni nasıl çamuruma harman yapardım? Yarattığın insan heykellerine nasıl ruh verir, onları dostum, ailem, arkadaşım ve düşmanım diye ayırırdım..
Eğer beni sevmeseydin, ben nasıl sende varolurdum.. Bana o ruhu, tohumu vermeseydin, ben nasıl seninle koyun koyuna sevişir, uyur, en büyük kavgayı edip seninle bir ömür sürerdim..
HAYAT SÖYLE BANA... ANLAT.. EĞER SENİ SEVMESEYDİM sana her seferinde baştan nasıL başlardım?????
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
20:07:41
|
|
|
|
?
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
20:15:21
|
|
|

Hayat, sevgili Yiğit kardeşim Hayat..
sorunun cevabı HAYAT..
|
|
|
1 Temmuz 2008 Salı
20:18:04
|
|
|
abloş ben ne bilirim ilkokulu 8 yılda zor bitirdim
bilmece gibi şiirmiş ya
|
|
|
2 Temmuz 2008 Çarşamba
00:41:33
|
|
|
Rüya
Şimdi uyu rüyanda güzel şeyler gör mesala beni Ben hep güzel şeyler görüyorum mesela seni Her an seni görüp seni yaşamak istiyorum Çünkü Seni çok seviyorum Sensiz nefes bile alamıyorum Her şey üstüme geliyor korkuyorum Bir köşeye kaçıyorum uzaklaşıyorum insanlardan Aklıma gülüşün geliyor Sonra alıyorum kalemi elime seni yazıyorum Bulutlara Çünkü seni çok seviyorum Hayallerimde yaşatıyorum tutamadığım ellerini Bakamadığım gözlerini Sonra alıyorum gitarımı elime seni söylüyorum Yıldızlara Çünkü seni çok seviyorum Bekliyorum bana aşkım diyeceğin Sarılıp öpeceğin Artık bende seviyorum diyeceğin günleri Çünkü Seni çok seviyorum.
|
|
|
2 Temmuz 2008 Çarşamba
00:46:38
|
|
|
|
hocam nasılsınız .sizdemi benim gibi bugün nöbetçisiniz
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:13:16
|
|
|
Çelişkilerin Kadını Dostum... Sözlerime şaşırma... ve aklın karışmasın... Ben, çelişkilerin kadınıyım... ben cennetim ve ben cehennemim... Ben, kara gözlü kadınım...esrarlı sözleri olan... Ve bazen beni yenilmiş bir kadın olarak bulabilirsin... Evet, ben günbatımı ile uyuyan biriyim... Ve geceleri yatmayıp gitar çalan biriyim... Bir kadının okyanusunda dolaşmaya çalışma... Onun sahiline vardığın ve limanına demir attığın zaman... Yolculuk sona erer... Ve bana şaşırma...ve düşüncelerime... Ben yüzeyim ve ben derinliğim... Ben birbirine en uygun olanım, ben rüzgar ve fırtınayım... Ben kendine aşık olan kadınım... Ben hem erkek hem de kadınım... Ben dünyanın bütün kadınlarıyım... meleksi ve kötü... Ben bir çocuğum ve içimde işkence çeken bir kadın ... İnatçılığımda ve yaramazlığımda...çocuğun yankıları ... Ve benim kadınlara özgü dünyamda... yüzler, bilezikler ve aynalar ... Sırlarını açıyorlar ve konuşuyorlar... Ve her çağdan mücadele eden kadınlar ve çocuklar ...
Benim yastığımda uyuyan bir kadın ... Ara sıra rüya görüyor ve bazen ilahi söylüyor... Ve bazen şarkı söylüyor... Ara sıra gülümsüyor bilinmez bir şekilde... Ve ben de onunla beraber gülüyorum onun bekleme yolculuğunda... Ve burada inatçı bir kadın ... oyuncak bebeğimin haykırışlarından hoşlanıyor... Ve sınırlarımı aşıyor... gülüyor ve gözlerimin rengiyle alay ediyor... Ve sonra zaferini ilan ediyor... Peki dostum, sen ne görüyorsun bir kadında...? Seni sürekli arzulayan... Seninle bir kale kuran... Seninle beraber ve sana karşı olan... Ve günlere ve kaderlere meydan okuyan... Seni en güzel elbiselerle giydiren kadın... Senin güzel siyah saçlarını kesen... güçlü Samson’un saçlarını... Sana gizlileri ve sırları açıklayan kadın... Mağlup ve muzaffer... Gizlenen ve purolu... Ve üstadım, sana kötü tercihlerini itiraf etmeye kalkışan... Senin kalbine yaklaşan bir kadın...bazen... Ve ilahi söylediğinde ve ıslık çaldığında kaçmaya tereddüt etmezsin...ve kaçarsın... Ben çelişkilerle dolu bir kadınım... Evet, ben aynı anda ateş ve buz ile oynayan biriyim... Ben güneş tarafından kuşatılmış biriyim... ve avuçlarımda aylar var... Dostum, şaşırma... Bir elbiseyi giyip sonrada çıkaran bir kadından daha fevkalâde hiçbir şey yoktur... Ve dünya ona yardım edemez...ama şaşırır... Ve sen daima tuğladan bir adam olacaksın...kilden... Ve sen daima sözlerimden sonra geleceksin...istilacıdan sonra... Ve sen daima şaşıracaksın...şaşıracaksın...şaşıracaksın... (A Woman of Contradiction) Ceviren: Ali Tosmer
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:28:23
|
|
|

Zamansız
Gözlerini Ufka Dikişin Var ya.. Beni Benden Edişin..
Hesap Vermeden Sormadan Söylemeden
Sevişin
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma
20:42:38
|
|
|
Sual
cevabını alamasam da soracağım ey hayat;
yıldızlerı nerede bu şehrin
ve iklimleri üç ayda bir değişirken ülkemin
/üç ayda bir/
ben de değişmek zorundamıyım?
2.
ruhumun nadasını biriktiriyorum gizlice
evet bir gün
kendimden bile saklanacağım...
3.
önce
hep birkaç gün yağmur yağar
ve hep önce başkaları ağlar düşlerime
oysa kırılması çok zor camlara benzese de kalbim
alakasız bir sevda için ağlayabilirim.
4.gün
hayalimde bir saksı çiçeği büyütmeyi isterdim
/ismi önemli değil/
büyütemediğim üç küçük kedi yavrusuna inat hemde
olmadı
olmayan bir çok yanılışıma saydım
ve şimdi
küçük parantezler açmadan susmak için yaşayacağım...
|
|
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi
19:56:01
|
|
|
Seni çok seviyorum.. Düşünüyorum da epey zaman oldu sevgiye aşka dair yazılar yazmayalı.. Böyle yazılarıma mutlu başlamayı özlemişim.. "Seviyorum" demeyi özlemişim.. Şimdi ise korkmadan cesurca söylüyorum o iki kelimeyi Seni Seviyorum diyorum sana... Şimdi her yerim aşk kokuyor.. Sen kokuyorsun.. İyiki çıktın karşıma iyiki benimsin ve iyiki benimlesin... Ya çıkmasaydın! Düşünmesi bile kötü. Şimdi benimsin ya yok ötesi...
Bütün kötülükler, acılar son buldu.. Şimdi mutluluk var hayatımda.. Mutluluk senin adın. .Mutluluk sensin...
Tek bir düşmanım var oda geçip giden zaman.. Bilirsin zaman su gibi akıp giderken hep bir şeyleri yanında götürür.. Seni bana getirdiği gibi bir gün alıp gitmesinden korkuyorum şimdi... Seninleyken zaman dursun istiyorum... Hiç gitme yanımdan.. Hiç bitmesin bu güzellikler... Beni hiç sensiz bırakma... Zor buldum seni.. Göze alamam kaybetmeyi sensizliği.. Bir anda herşeyim oldun... O kadar zamandan sonra ilk kez senin için yandı bu yürek... İlk kez seninle hissettim kalp atışlarımı... Elimi hiç bırakma ne olur!
Hep benim tek benim ol! Ben bu yürek attığı sürece seninleyim..!!!!
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
03:48:44
|
|
|
Anılar öptü dudaklarımı
(..çok zaman sonra belki de sen..)
sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz
acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık
kirpiklerimizde beslenen düşler,
yeni doğacak sevgilere miras
düşünüyorum da,
belki biz sevgiyi değil, hep ayrılığı büyüttük seninle
çıplak bedenlerimizden akan özlemler yanılttı bizi
yağmur yağarken anımsadığın ben değil,
yalnızlığındı belki de
ve ben yalnızlığını bile özledim desem,
beni duyamayacak kadar sessizsin artık
nakaratındayım anıların
beni bu gece dehlizlere sürükleyen Timur Selçuk,
babasının şarkılarını söylüyor
öyle hüzünlü, öyle hasret, öyle tutkulu
ben de senin şarkılarını söylüyorum
is gibi, sus gibi, öyle vurgulu
kaçırıp getireyim kendimi yanına bir an için desem,
sana sarılamayacak kadar yorgunum artık
dağınıklığını toparlarken odamın,
elimde kaldı bir kitabın içinden düşen resmin
göz göze geldik bir an,
gözlerinde 'seni seviyorum' bakışın
kara çalılar ardına saklanan sinsi bir isyan kaşıdı yüreğimi
resimlerde kalacak kadar yabancı değildik o zaman
her şeyden önce dostumdun,
ıslak hüznümü bile varlığınla gülümsetebildiğim
şimdi gözlerinde yeniden kulaç atmak istiyorum desem,
mavilerinde yüzemeyecek kadar bitkinim artık
nerede yanlış yaptığımı itiraf etmedi aşk
idam kağıtları birikmiş bir sevda duluyum
şarkıların sakiliğini tek başıma yapıyorum,
rakı makamına göre kadehe doluyor
bilirsin işte, artık sevmek istemeyen kadınlık halleri
an geliyor,
kalbim kanatlanıp göğüs kafesine girmek istiyor desem,
semalarında süzülemeyecek kadar yaralıyım artık
ağdalı sevdim seni ama yapışkan değil
sevmek çekip gitmekti gerektiğinde, bunu bildim
sadece şiirlerimde konuşabildim, bağıra..çağıra
kızdın ve kırıldın sitemlerimin tavşan dudaklarına belki ama
sevdim seni, ayazda..boranda
bir kedi gözlerimin içine baktı
ruhumdan bir deniz geçti, dalgaları göğsüme çarpttı
antika bir fincanda iç çekişlerim kaldı
gül kurusu perdeler, mutluluğuma kapandı
anılar dudaklarımı öptü, dudaklarım sızladı
çok zaman sonra sen de öp beni desem,
öpüşlerimiz bizi yakacak kadar sıcak değil artık
ve sen, her şeye rağmen gelip, 'seni seviyorum' desen,
bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
Pelin Onay
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
15:48:18
|
|
|
ve sen, her şeye rağmen gelip, `seni seviyorum` desen, bu iki kelimeden ölesiye korkuyorum artık..
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
16:27:15
|
|
|
Unutmadım
sanma ki seni unuttum beni mecbur etiler kimseye söyleyemedim ben seni unutmadım
dağları denizleri bende özledim yalçın kayaları bende sevdim seni daha çok sevdim
ben seni bırakmak istemedim sende bunu istedin sana anlatamadım sevgimi ben seni unutmadım
yasmak zordur bizim alemde bilirsin kursunlar gördüm yeri geldi öldüm ama ben seni yine unutmadım
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
05:51:52
|
|
|
PORTEKİZ`DEN 43. SONE Elizabeth Barrett Browning
Seni nasıl severim? İzin ver yollarını sayayım. Derinliğinde ve genişliğinde ve yüksekliğinde severim Ruhumun erişebildiği yerlerin, göze gözükmeden Var Olan ve Mükemmel Güzel. Seni her günün en gürültüsüz eksikliğinin düzeyinde severim, yanında gün ışığının ve yanında mum-ışığının. Seni özgür severim, Doğruya çabalayan insanlar kadar Seni safça severim, övgüden vazgeçerken onlar. Seni arzuyla severim, eski üzüntülerimde yüklü duran, Seni güvenciyle severim çocukluğumun. Kaybettiğimi sandığım bir aşkla severim Yitirilmiş azizlerimle beraber—Seni ömrümün bütün Nefesleriyle, gülüşleriyle, gözyaşlarıyla severim!—Ve, Tanrı öyle istiyorsa eğer, Öldükten sonra seni daha da iyi seveceğim.
Çeviren: Vehbi Taşar
SONNET #43, FROM THE PORTUGUESE
By Elizabeth Barrett Browning
How do I love thee? Let me count the ways. I love thee to the depth and breadth and height My soul can reach, when feeling out of sight For the ends of Being and ideal Grace. I love thee to the level of everyday`s Most quiet need, by sun and candle-light. I love thee freely, as men strive for Right; I love thee purely, as they turn from Praise. I love thee with the passion put to use In my old griefs, and with my childhood`s faith. I love thee with a love I seemed to lose With my lost saints!---I love thee with the breath, Smiles, tears, of all my life!---and, if God choose, I shall but love thee better after death.
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
13:39:01
|
|
|
Sessiz Çığlık
Susmuş tüm suretler ve gece Durun acılar! Feryat gitmek üzere... Koparmayın tırnağı etten, yürekler göçecek; Kopacak tüm kanatlar, kuşlar sensiz ölecek.
Sevgini değiştiğin renklerin içinde kaybolacaksın.
Göğüslerine ve damarlarına faça atmış, kaybolduğu pisliğin içinde cinnet geçirmiş, taşlanan fahişelerin duygularına bürüneceksin.
İşte o zaman kaldıracağım kafamı gereceğim göğsümü, çünkü ben gitmiş olacağım.
Yılanları bile ağlatacaksın duygusuz bedeninin güzelliğiyle. Yalnız kalmanın, rüzgarla ışıkla konuşmanın acısını anlatacaklar sana! yalvaracaksın soğuk duvarların taşlarına.
Ve bir gün gelecek, herkes susacak, vicdan azabı çalacak kapını. Susacak korkacaksın duymasınlar diye nefesinin sesini.
güzel gözlerinin esiri olacaksın, şaibelerin saracak vücudunu; Korkularını kokusunu etrafa saçan alevlere sarılacaksın, çünkü ben gitmiş olacağım.
|
|
|
16 Temmuz 2008 Çarşamba
03:24:24
|
|
|
GİTME Düşlerin gerçeğe, gerçeklerinse düşe dönüştüğü bir yaşam özlüyorum. Yaşamaktan bunalmıyorum, bunalımı yaşayıp, bunu kendime ait bir yaşam biçimine dönüştürüyorum.
Sanırım bütün sorunum özlemekle ilgili. Keşke "yaşlanmaya başladım, o yüzden geçmişi özlüyorum" diyebilseydim. Zerre kadar özlemiyorum geçmişi. Geçmişe dair ne varsa silindi hafızamdan. Ben geleceği özlüyorum. Belki de hiç yaşayamayacağım geleceğime dair özlemlerim. Asıl sorunda burdan başlıyor zaten. Geleceğin olmayacağını biliyorum. Olmayanı, olma ihtimali bulunmayanı özlüyorum. İşte bu özlem koyuyor insana...
Beni koyup gitme Ne olursun Durduğun yerde dur.. Kendini martılarla bir tutma Senin kanatların yok Düşersin, yorulursun Beni koyup gitme Ne olursun...
Duvarda gölgeler ve o görüntülerle çarpışmak yoruyor. İnsanlar gerçek değil artık, mekanlar gerçek değil. Belki de o yüzden sevmiyorum ana caddeleri, ışıltılı alışveriş merkezlerini, konforlu mini sinama salonlarını. Flimlerin değeri düşüyor oralarda, filmler hırpalanyor. Ruhumuz bütün "sakıncalı" kareleri sansürlüyor, makaslıyor, yalnızlaştırıyor. Sansürlü, makaslı, yalnız bir yaşam bu benim yaşadığım ve yalnızım işte yine...
Şaşırmıyorum aslında, böyle olacağını çok öncesinden biliyordum. "Boş durmadım, savaştım. Savaştım ama yenildim. Yenildim ama ezilmedim" diye kandırmayacağım kendimi. İşte itiraf ediyorum; ezile ezile, hırpalana hırpalana yenildim. Yenildim işte ötesi yok..
Bir deniz kıyısında otur Gemiler sensiz gitsin bırak Herkes gibi yaşasana sen İşine gücüne baksana Evlenirsin çocuğun olur Sonun kötüye varacak Beni koyup koyup gitme Ne olursun...
İşte bu yüzden korkuyorum ana caddelerden. Deniz kenarlarını seviyorum, salaş meyhaneleri seviyorum. Issız ve bana ait olan yerleri seviyorum. Televizyonu değil ama o televizyonun altındaki dolapta bulunan anılarımı seviyorum. Her açtığımda o dolapta bulunan anılarımın anlatacakları var bana çünkü. O salaş dediğim meyhanenine öyle, kayalara vuran dalgalarında ne çok anlatacağı şey var. Bunlar dışında herşeyin sadece görüntüsü var oysa.
Elimi tutuyorlar ayağımı Yetişemiyorum ardından Hevesim olsa param olmuyor Param olsa hevesim... Yaptıklarini affettim Seninle gelemiyeceğim yine de Beni koyup koyup gitme Ne olursun...
Bunun için yalnızca kendimi korumak için kaçıyorum herşeyden. Kaçarak yaşıyorum. İçime kapanmıyorum, düpedüz içime kapaklanıyorum. Böylece korunuyorum hayattan. Bedenimse ruhumun zırhı sadece...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|