|
| Gönderen | Mesaj |
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:45:27
|
|
|
AL BEEE !!! AL ARTIK !! ALDA GİT MAVİLERİNİ !!
Bir deli rüzgâr eser akşam vakti denizlerden Alır başını gider uzayan sularda bir tekne Şimdi ben nasılım, şimdi ben nerdeyim, şimdi ben Kâğıttan güller yap beni ekleme
Al bir bulut ansızın çöker gözlerime En güzel şarkılar bitti artık en eski ve en Uzun yalnızlıkların ortasında uzun bir gece Ta içimde işleyen bir rüya gibi önce sen, sonra sen
Yine mavi deniz yine o korkulu düş sevmek yine En kuytu ümitlerimiz ayaklar altında ezilen Oralarda bir yerde büyür karanlığım alabildiğine hemen Al mavilerini git ben bu denizi batıracağım.
Ama yok sularım aydınlanır belki dur gitme Arınırdım ısınırdım bana bir şarkı söylesen
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
05:55:16
|
|
|
Mavi, Maviydi Gökyüzü .Mavi, maviydi gökyüzü Bulutlar beyaz, beyazdi Boslugu ve üzüntüsü Içinde ne garip yazdi...
Garip, güzel, sonra mahzun Isikla yagmur beraber, Bir türkü ki gamli, uzun, Ve sen gülünce açan güller.
Beyaz, beyazdi bulutlar Gölgeler bugulu, derin; Ah o hiç dinmeyen rüzgâr Ve uykusu çiçeklerin.
Mor aydinlikta bir çinar Veya kestane dibinde; Mahmur süzülen bakislar Ikindi saatlerinde...
Birden gülümseyen yüzün Sabahlarin aynasinda Ve beni çildirtan hüzün Iki bakis arasinda.
kim bilir simdi nerdesin senindir yine aksamlar merdivende ayak sesin rihtim tasinda gölgen var .Ahmet Hamdi Tanpinar
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
13:28:47
|
|
|
Nilüferler
....bostan dolabının yanındaki, suları bana kahverengi gözüken, o küçük ve eskimiş havuzdaki solgun ve kederli nilüferlere gidip bakardım çocukken, babam, onların kökleri olmadığını anlatmıştı bana.
Neden bu çiçekleri hep bir şeylere benzetmek için kullandıklarını ancak büyüyünce anladım. Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. Hayat da böyle bir şeydi benim için ; hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu.
Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim, öyle solgun nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başına durdum, köklerimi salamadım, ne, olduğum yere sağlamca yerleştim, ne, başka diyarlara kaçabildim,
Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı.
Onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başıma yüzebileceğimi düşündüler. Ben de bu yüzden; kederi, yalnızlığı, kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim.
Ne garip başka bir şeyde olmak istemedim, beni beğenmeleri yetti bana... Köksüz bir hayat, çaresiz yalnızlık, tuhaf keder.
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:39:41
|
|
|
Mavi gözlerde değildi aşinalığım. mavinin derinlikleinde saklanandı... gördüğüm değildi gözün. gördüğüm içinde fırtınalar kopandı.. bir çıngırak sesiydi gördüğüm düşümde... beni uykuyla uyanıklık arasında bırakan... bir bastondu gördüğüm belkide... mavi süsleleli baston. kimin kendisine ihtiyacı olduğunu iyi bilen.. Mavi Kayıklarla kayıkçılar Dalgıçlarla balıkçılar Bilirsin ne ister, deniz!
Kendini bu isteklerin; Yelkenlerin küreklerin Altına seriver, deniz!
Balıkların kandillerin Ne varsa olsun ellerin Bana mavini ver deniz
|
|
|
4 Ağustos 2008 Pazartesi
15:36:02
|
|
|
HER ZAMAN MUTLU OLUN.... insanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş.hep şikayetci hep bıkkınmış. birgün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. saklayalım,zor bulsunlar... zor buldukları için belki kıymetini bilirler diye başlamışlar tartışmaya.... sorun büyükmüş... mutluluğu saklamak kolay değilmiş çünkü.... kimisi: ``Everestin tepesine saklayalım demiş,kimisi atlas okyanusunun dibine demiş tac mahal ın kubbesi,mekke sokakları,italyan sofrası.... bir hastanenin yeni doğan odası,dondurma külahı,şarap şişesi.. sigara paketi,lale bahçesi.... pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş.... derken meleklerden biri: İÇLERİNE SAKLAYALIM demiş... KİMSENİN AKLINA GELMEZ İÇLERİNE BAKMAK...... işte o gün bu gündür mutluluk insanın kendi içinde saklıymış... hiç bir mutluluk kolay kolay gelmiyor,kolay kolay gülmüyor insanın yüzü.. EMEKTE VE İNSANIN İÇİNDE SAKLI MUTLULUK ... ne başkasının ekmeğinde,ne başkasının evinde,nede başka birşeyde... bu yüzden gözünüz hep içeride olsun... siz dışını boşverin içine bakın.....
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
04:06:44
|
|
|

Mutluluk Bir Hedef Degil Bir Yoldur
Uzun bir sure güzel hayat başlamak üzere diye düşündüm. Gerçek güzel hayat! Ama hep bir engel daha vardı önde. Öncelikle yapılması gereken bir şey, bitmemiş bir iş, tamamlanması gereken bir hizmet, ödenecek bir borç... Hemen sonra güzel hayat başlayacak. Sonunda uyandım ki, hayat zaten bu engeller. Bu perspektif mutluluk için bir yol olmadığını, bilakis mutluluğun kendisinin asıl yol olduğunu görmeme yardımcı oldu. Öyleyse yaşanan her anin keyfini çıkarmalı, ve bu anlar, paylaşılacak özel biri ile geçirildiğinde daha da çok keyfi hissedilmeli. Zamanın kimseyi beklemediğini unutmamak lazım. Öyleyse; okulun bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, 6 kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı, evlenmeyi, boşanmayı, Cuma akşamını, Cumartesi sabahını, yeni araba-ev almayı, yeni araba ve evin borcunun bitmesini, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, onbeşini, şarkınızın radyoda çıkmasını, ölmeyi, yeniden doğmayı beklemeyin daha fazla mutlu olmak için. Mutluluk bir hedef değil yoldur.
Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın, Hiç incitilmemiş gibi sevin, Kimse seyretmiyormuş gibi dans
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
15:02:03
|
|
|
Ellerimde Hiç Çıkmayacak Dokunuşlar Var..
Ellerimde hiç çıkmayacak dokunuşlar var... Aşkın dokunuşları! Senin izlerinle dolu Eski bir eşya gibi Ellerim! Yüreğim gibi tıpkı... Yüreğim neyse o gibiyim bende.. Yüreğim umutsuz, kırık Bende kırığım umutsuzum, mutsuzum.. Ben sensizim Yüreğim de öyle.. Çok direndim ona Kilitlerini kırdırtma dedim Dinlemedi! İlle de o dedi O doldursun boşluklarımı Kabul dedim Yeter ki kanama sen! Ama şimdi daha çok kanıyo biliyo musun? Sensizlik var kabuğumun altında Bunca ıslanmışlığına rağmen Kurumuş dudaklarım var Çatlamaya yüz tutmuş! Sana hapsettiğim umutlardan geriye karanlık var Ellerimde hiç çıkmayacak Ellerimde sana ait olan Ellerimde küflenmiş dokunuşlar var Senin, aşkın dokunuşları!!
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
15:18:51
|
|
|
Çilek Kapına güller koyan Telefonda dinleyip susan Gölgen gibi peşinde koşan Bendim ben, bendim ben Camına taş atıp kaçan İçip içip ağlayan Yoluna sevdiğim yazan Bendim ben, bendim ben Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam Gözlerinden kalbine akıcam Yar senin için bu şehri yakıcam Senin aklını, aklını alıcam
|
|
|
8 Ağustos 2008 Cuma
04:12:14
|
|
|
YAĞMURUN BÜYÜSÜ Şehrin üzerine çöken gri bulutların ardından, içime kasvet çörekleniyor, “keşke yağsa ve içimdeki kasvet dağılsa” diye düşünüyorum bir an .. Yastığıma başımı koyduğumda yağmur çiselemeye başlıyor . Kendimi, yağmurun büyülü sesine odaklıyorum. Her düşen damlada ahenkli notalarını fısıldıyor kulaklarıma, ruhumla bütünleşip dans ediyor sanki damlalar .. Gözlerimi kapatıp, kendimi yağmur damlalarının götüreceği uzak diyarlara bırakıyorum. Her düşen damlada, yüreğime umut dolup taşıyor, sırılsıklam ıslanıyorum. Çevredeki bütün çirkinlikleri yıkayıp, yağmurdan sonra açan güneş gibi temizliyor dünyamızı. Bulut bulut göz yaşlarım geçiyor düşüncelerimden, çisil çisil yağan yağmurda denizin rengini taşıyor damlalarında, yosun kokusu taşıyor, toprak kokusu sarıyor dört duvar odamı .. ve ben tatlı bir sarhoşlukla kayboluyorum gecenin alaca karanlığında ..
Ruhum belki de bugüne kadar hiç olmadığı kadar hür ve bağımsız, sanki hafif bir esintide bedenimden ayrılıp savrulacak bilmediği diyarlara .. Karanlığın içinden faili meçhul bir el uzanıyor aniden, “ gel “ diyor, “bulutların içinde gezinelim, huzuru bulacaksın, ‘hadi gel.” Sesi takip ediyorum hiç düşünmeden, yüzüyorum sanki maviliklerde .. Bazen bir damla olup yağıyorum evrene, bazen de sevmeyi unutmuş yüreklere düşen sevgi tohumu, barış meşalesini yakan alev oluyorum, ocağında sevgi aşı pişen, dumanı sevgi, kardeşlik tüten buram buram duman oluyorum. Denizlerde yolunu şaşıran balıkçılara yunus, istiridyeden çıkan inci oluyorum. Çaresizlere derman, fakirlere aş oluyorum .. Adım sevgi, kardeşlik, huzur, mutluluk olup, tüm evrene yağıyorum.
Bu huzur ve mutluluk içinde gözlerimi açıyorum, kırlangıçlar çoktan uyanmış sabah şarkılarını söylüyor, limon çiçekleri en güzel kokularını dağıtıyor etraflarına, birazdan güneşin kızıllığı düşecek dağların ardından denizlerimize .. Islanan sokaklar pırıl pırıl yanacak güneşin aydınlığında, Gökyüzü her zamanki gibi masmavi gülümseyip, ışıldayacak dünyamıza .. ve ben yine maviliğime döneceğim içimde hiç tükenmeyen umutlarımla ..
Umut mavi kanatları açmış baş ucuma Gökyüzü mavi bir derya ışıl ışıl yanıyor Yüzüme aksediyor güzelliği baharın Yüreğim de çiçekler filiz atıyor
Gün, gecenin koynuna eş Yıldızlar, aya tutsak sarhoş Mavi ufkun büyüsü ne hoş Yakamozlar arasında gel huzura koş
Ayse Turkuaz
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
05:40:45
|
|
|
sırılsıklam hüzün olan bir gecenin tam ortasına düştüm dün gece bulaştı üstbaşım, kolkanadım hüzüne halime yanmaktan vazgeçtim bakınca hüzn-ü gecenin yüzüne utanç gördü nere baksa gözlerim gece anlattıkça şaşıran sözlerim kusura bakmayın özür dilerim beni, bana anlatmaktan vazgeçtim titrek alevler eşliğinde daldığım hayaller tanıdık maziye sürüklerdi beni gecenin dondurucu yalnızlığında yapayalnız damlalar kayardı apansız gece üşürken, eşlik ettim usulca o titredi, ben titredim söze başlarken yanağa inen damla üşüdü sonra buz kesmiş eli uzandı gecenin buza meyleden yanağıma. derken buğulu buğulu tüten dostluğu kolundan çekiştirip getiren ay, ısıttı geceyi yer kaplanmıştı, beyazdı sütten bir kuru güldü sükutu bitiren işte o söyletti heceyi söylerken hüznü pay ettik aramızda ne az ne fazla hepsi denk namımız işte bu, yaramızda barışla alırız, olmaz cenk geceye düşen hece gecem heceye düşen gece hecem gecem hecemdir, hecem gecem yar-ser geçsin, bende geçem geçmem gece/kuru gül yarımdan hüzün buz kessin ortalıkta gök ısınır yüreğimdeki nârımdan ve güneş çıkacak ah-u zârımdan geceye düşen hece
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
16:41:35
|
|
|
YAKAMOZ
Rüyalarımda gördüm seni Ve her defasında tam birbirimize sarılacakken Ansızın uyandım kan ter içinde Ama yılmadan her gece... Bana her seslenişinde,geliyorum aşkım bekle Hep bir umut ışığı yandı içimde Rehber oldu karanlık gecelerime Nerdesin... Ne zaman mehtaba baksam Ay tutuldu gecelerde Gel artık Hasretim dolunaylı gecelere Her gece yakamoz aradım Her sabah koştum güneşin ardından Hep seni aradım Güneş battı ağladım Gece yine dolunaysız Ben mehtapsız,yakamozlar kaçamak Yine doğacak güneş,gözlerimde bir çocuğun umut ateşi Gözlerimde arsız bir aşkın bekleyişi Geldiğin güne kadar sürecek Bu çaresiz sürükleniş...
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
16:44:13
|
|
|
|
Topluluk içinde yalnız bir damlayım ben… Yüklü bir bulutun yüklü ve sadece yalnız bir tanesiyim
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
18:09:32
|
|
|
yigit bey güzel sözler bunlar.
tşkler .anlamlılarda
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
18:12:00
|
|
|
|
tşkler elvan siz nasılsınız
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
18:18:15
|
|
|
|
sevindim elvan iyi olmanıza
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
20:23:10
|
|
|
hehhe bende iyiiym
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
16:30:58
|
|
|
|
slmlar elvancım
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
16:43:50
|
|
|
|
tşkler yüregine saglık elvancım
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:18:11
|
|
|
Yetinmekle özgürüm rağbet etmek bir düğüm Çözdükçe oldu kördüğüm beklemekle geçti ömrü Kuru dalga vurdu kumda suyuna kavuştu Bir biz kaldık beklemeyi bilemedik Bacı doğdu kuruntulu herkes layığını buldu Yok bunun mübalağası ya da yahutu Krallık kendine hükmedebilmektir Kendine sözü geçemeyenin devrile boyu geçti kulağı boynuzun boyu Krallık ilk kendini yenmektir Hadi gel tanıda tam üstüme bas bu kızın hüznüde kendine has Buz gibisiniz işlersiniz iliğime ince ince ..
Söylenip duruyor ayaklarım diyor ; ey sahip dinlenmen lazım (lazım) Sabah oldu ve gece kibrini yitirdi o halde benimde biraz uyumam lazım (lazım) Gelecek yoksa geçmişte yoktur bunun üzerine uzun uzun düşünmem lazım (lazım) Biz yareni , yaren bizi bekler uyanmamak üzere uyumam lazım (lazım)
Kış güneşiyle ısıtmaya kalkma beni Tanırım ben o sinsiyi senden iyi Düne bakan vardı boynunu eğdi İnsanlar iyi ama temiz değil Hepsi eksik yaptı sana Kolo Kuçu kuçu bile daha sadakatli Cami’ye değil Kabi nehrine giderim Rahmetten payı olana güvenirim Artık laf çalamazlar hepsini bir nur kovalar Adamı perçeminden tutup atacaklar haberi yok Fal okur o şeytan işi oyalamalar İmandan çıktın haberin yok Ölünce nice ateş denizinde boğulur Sen beni sevmesen de olur … Söyle fahişenin aşkından n’olur? Ona sevdamı anlatsam pişkin değildir yanlış anlar Başıma iş gelir sözü zehir gönül elden gitti ve ses kesildi Cana gıda 2 lokmam var o da helaldir taştan çıkar Sözüme güç verir ? başım göğe erdi akıl baştan gitti
Söylenip duruyor ayaklarım diyor ; ey sahip dinlenmen lazım (lazım) Sabah oldu ve gece kibrini yitirdi o halde benimde biraz uyumam lazım (lazım) Gelecek yoksa geçmişte yoktur bunun üzerine uzun uzun düşünmem lazım (lazım) Biz yareni , yaren bizi bekler uyanmamak üzere uyumam lazım (lazım
|
|
|
18 Ağustos 2008 Pazartesi
18:52:03
|
|
|
Maviye sevdalı, Bir deli yürek benimkisi.. Ha gökyüzü,görürüm ha deniz Ne fark eder ki.. Bir kere maviyi görsün, Mavi değsin sevdalı yüreğime yeter ki.. Mutluluktan kanat çırpıp, Alır başını gider enginliklere.. Deli yüreğim... Bazen kaybolur ufuk çizgisinde.. Bazen de öylesine yükselir yok olur, Bulutların taa ötesinde... Yıllardır var olan.. Bir mavi sevda yüreğimde…kayıp sevgileri sahilde ara tozlu sayfaları mazide bırak şimdi gözlerini dik ufuklara farketmez rengi...yeşil kahve siyah sen yine... mavi mavi yaklaş...mavi mavi bak
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|