| Gönderen | Mesaj |
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
01:56:32
|
|
|
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:18:54
|
|
|
iyi geceler yasmin şükür umarım sende iyisindir
sevgiler benden
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:26:13
|
|
|
BaLdaki_Tuz__ : Uğur Erdoğan Dağgülü`ne MektupCanım ...
nemli ve kötü bir geceden yazıyorum sana dair bu mektubumu ...
sana yazmayışımın tam birinci yılı ... doğum günüm ...
güneş batalı neredeyse dört saat oldu ... parmaklarım bir şeyler yazmak istiyor sana ... ama beynim aynı kararda değil bu kez ... ilk kez yaşıyorum bunu, bilmeni isterim ...
nasıl yazacağım sana bu mektubu hala bilemiyorum ... dilersen geçmişi bir kenara bırakalım bu mektupla diyeceğim ama olmayacak sanırım ...
bunca zaman sonra nasılsın`la mı başlamam gerekiyor bilemiyorum ...
birden aklıma geldi... önceki yıl sana gönderdiğim iki küçük kumru heykeli hala duruyor mu sende ... ve içine yazdığım not ...
sana ne çok not göndermişim ... aklıma geldikçe gülüyorum ... gülmem utanmamdan değil yanlış anlama mutluluğumdan...
buralar bildiğin gibi ... ölenler var .. üzüleceğin kişiler ... gülünç kavgalar oluyor bir de, görsen çatlarsın gülmekten ...
komşulardan seni soranlar oluyor arada sırada , sizi çok seviyorduk ayrılacağınıza neden evlenmediniz diye sormuyorlar mı bir de, gel de anlat şimdi ...
en meraklısı bahçe komşumuz olan kadın ... soruyor da soruyor seni , bir şeyler geveliyorum ...
``Git`` diyor ``yahu tut saçından getir``, kadın kısmı bu ... hem senden iyisini mi bulacak.. ``
nasıl anlatayım ki ona sırf seni mutlu kılmak için kendimi bu ayrılığa mahkum ettiğimi ... mutsuzluğa demiyorum dikkat et, ayrılığa ...
biliyor musun kağıt havluda çıkmış parmak izin hala duruyor ... elin ıslakken tutmuşsun ... tam da aslında yüreğimi tuttuğun gibi ... kutsal emanet gibi sakladım ... masa camının altında duruyor ...
ben sana söz verdiğim gibi kendime bakıyorum , yemek düzenimi değiştirmedim ... her sabah erken kalkıp ütü yapıyorum .. çamaşır makinesi arada sırada arıza yapıyor ama onunda çaresini buldum şimdilik ...
bazen evden çıkarken güneşliği çekmeyi unutuyorum, birlikte çarşıdan aldığımız minderlerin rengi solmuş hafiften ... duvarda duran resminin yerini değiştirmiştim bu yüzden ama minderler hiç aklıma gelmemişti doğrusunu istersen ...
işimi değiştirdim ... eski iş yerime uğruyorum arada sırada, yarım kalmış işlerim vardı , şimdilik onları halletmeye çalışıyorum ... yeni yerimde çok kalıcı değil gibiyim.. pek tutmadılar beni...
neyse ne ya ..
oğlun nasıl ?.. senden çok onu özledim dersem kızma bana, bilirsin çocuklarla aram hep iyi olmuştur... tam burnunun orta yerinden öp onu ... ve umarım derslerinde başarısı devam ediyordur ...
mektubum kısa oldu .. farkındayım ...
sana yine yazarım .. iyi şeyler yazarım....
en mimlenmiş yerinden, gözlerinden öperim ...
Uğur Erdoğan
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:34:56
|
|
|
BİR GÜN ANLARSIN
En güzel aşklar da biter Kristal gözyaşları dökülür solgun yanaklara Posterli duvarlarda kalır güçlü yumruk izleri Geceyi yırtar çığlıklar karşılıksız hıçkırıklar Sonra bir ses kulaklarda küçük bir "elveda..."
En güzel aşklar da biter Sanma sonsuza kadar sürer yaşanan mutluluk Bazen karanlık örtemez hayatın çılgın burgacını Koşsan avuçlarında binlerce güvercin yavrusuyla Telefonlar suskundur kapılar sağırdır çınlamalara
En güzel aşklar da biter Her şey bir suyun akışı gibi geçer anında Mevsimler değişir kuruyan çiçekler üzerinde Başka elleri tutsan avutamaz seni bilirim Hangi gözlere baksan karşındadır o zalim...
En güzel aşklar da biter Suskun acıyla yaşamak olgunlaştırır insanı Hadi sokağa çık yüzünü yağmura/rüzgâra ver Koynunda sapı gümüş bir hançer sakla her zaman Örselenmiş kâlbin sızısını dindiremez türküler
En güzel aşklar da biter Bitmeyeni varsa da bedeli çok ağır ödenir...
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:41:25
|
|
|
Bir baharın ötesinde. Yorgun kuşlar misali, arasan belki de bulunmayacak emsali, içi ve dışı umut, sevgi ve hasret kokuyor sanki.
Kim bilebilir ki ; yaşam ile ölüm arasındaki farkı ? Tekrar umut beslemek özlemlere, yaralı kalmış kalbin sevgisine ve son bir kez bakıp maziye , niye sevdim mi demektir ?
" AŞK " yarım yamalak bir su kenarı olgusu değil, o suyu dahi içinde bulunduran duygudur. Seversin her an aşkı ve sevgiyi karşılıksız olsa dahi. Öylesine vurur ki kalpleri ; duramaz rüzgarı karşısında en çılgın ve vurdum duymaz asi.
Bunun adı " AŞK " başı da sonu da siler ezberi...
Esecek bir nefes rüzgar varsa , uçurum kenarlarında bozsun dengemi, kurtulmak çaremi; sanki , ya ölüm seni onsuz , yada kurtulmak onu sensiz mutlu etmeye kafi.
Yaralı kuş misali. Dua et alsın tüm bedenini, aksi takdirde hazır aşkın fermanının acıması katli... Nasıl olduğunu bilmeksizin katılırsın aşk oyununa. Öylesine bir kalem ve öylesine bir kağıt sevişir adeta aşk adına.
Sonuç mu; Psikolojik baskılarına aşka tanımadığı uygarlığı, " Yaşayan bilir ve uygular " felsefesi ile kalbimize aksetmektir.
Kurtuluş: Sev lakin Aşık olma
Kaçış : Kendi düşen ağlamaz
Ve son söz: Aşk acıdır, Sevgi Tatlı,
Aşk için ölünür, Sevgi için yaşanır...
Murat Civelek

|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:50:03
|
|
|
Kurtuluş: Sev lakin Aşık olma
Kaçış : Kendi düşen ağlamaz
Ve son söz: Aşk acıdır, Sevgi Tatlı,
Aşk için ölünür, Sevgi için yaşanır...
AŞK BÖYLE BİRŞEYMİ Kİ
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:53:07
|
|
|
HE VALLAA, SANIRIM AAAYNEEN DE BÖYLE BİŞİİ OLMALI,
KESİN HATTAA..
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
03:16:39
|
|
|
o yüzden ben aşktan çok korkarım
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
04:25:55
|
|
|
aslında emniyet kemeri bunun için icad olmuş
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
15:45:03
|
|
|
 
EMNİYET KEMERİ....
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:17:40
|
|
|
Cesaretimin bana yaptığı bileceklerimden korktu dostum Artık cesaretimden çekiniyordum bilmiyordu Buluyordum bir bahane çalışmam gerek kendime Çok hastayım gidiyorum aman gelme ziyaretime Hoşuma giden hikayelerinde hep yarındır arkası Hayallere bel bağlamanınsa çoktur götürüsü Kıyaklarını salla arkadaşların kaçın kurrası Karıştırmasın kötülerin yaptığı iyilikler aklını Tanırsın onları tavrından Tartaklamazsa birini akşam uykusu kaçar hırsından Hiçbir başkası için sevinmemiş ki onlar prensibe bul kurallar Sirke balık kötü ahlak insanı bozar kulak sağır Haksız duruma düşmezdin sen elbet haklı olsaydın Başa gelenler Allah’tan der saçını başını yolmazdın Yaratan’ı ya kızarsa de etrafa fazla dalaşma Aramızdaki farkı anlardın benle birgün kalsaydn
Tüh be..Yine tren kaçtı Tee yürü yürü aşınacak yol desene Kara ketik delik bi şemsiye yaş süzülür yüzüme kavuşur
Gel darma dumana bi teselli ver Dağılan parçaları birleştir Hastalandı kalbimi iyileştir Defter kalemimle boğuşur
Gel darma dumana bi teselli ver Yarımı tamamla bizi denkleştir Hastalandı kalbimi iyileştir Defter kalemimle güreşir
Yatıştırmak istersen beni sözden vazgeçmen gerek Çok yıl oldu biteli güvenim kelimeye Aniden bir ses geldi gaipten seslendi Dedi ; burası sakindi insan geldi cehennem alevlendi Yıkılsaydı gökkubbe cümleten dönerdik toza Dener her suçlu kaçmayı ama nedense varamaz uzağa Hatalarından ötürü geriye düştün öküz oldu buzağı Birileri hep birilerini çekiştirir almadan rıza Rüyalara kavuşmam için yeterdi geceyi beklemem Ayağım kaydı unuttum yüzmeyi denize düşerken panikten 40 ihlasla oldu beyaz pirincin bitanesi bizse gafletin ta kendisi Öyle nankörüz ki .. Durduramıyorsan kendini zayıfsın zayıf halkasın Bu dersi geçmek için sağlamlaşmalı daha baştasın Herşeyin bir ortası var neden yaşam yok Kutup’ta Çünkü hayat ortada bul ortayı hayatı ortala
Tüh be..Yine tren kaçtı Tee yürü yürü aşınacak yol desene Kara ketik delik bi şemsiye yaş süzülür yüzüme kavuşur
Gel darma dumana bi teselli ver Dağılan parçaları birleştir Hastalandı kalbimi iyileştir Defter kalemimle boğuşur
Gel darma dumana bi teselli ver Yarımı tamamla bizi denkleştir Hastalandı kalbimi iyileştir Defter kalemimle güreşir
|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
05:56:26
|
|
|

|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
05:58:31
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
00:24:53
|
|
|
|
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
04:01:32
|
|
|
Ne olur gel ay karanlık
Maviye, Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine. Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düs benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık...
itten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmussam kapına Var mı ki doymazlıgım? ille de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmus yazıcılar Fermanım yazar N`olur gel, Ay karanlık...
Dört yanım pust zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cigaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çiyansı. Dört yanım pust zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmus, Etme gel, Ay karanlık...
Ahmed Arif
|
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
04:02:07
|
|
|
Anlayamadılar
Biz İnce Bel, Ela Göz, Sütun Bacak İçin Sevmedik Güzelim Gümbür Gümbür Bir Yürek Diledik Kavgamızda... Ateşin Yanında Barut, Barutun Yanında Ateş Olasın Diye! .. Rakı Sofralarında Söylenip, Acı Tütün Çiğnercesine Sevdik Anlayamadılar...
Nazım Hikmet Ran
|
|
|
26 Ağustos 2008 Salı
02:24:53
|
|
|
İnsan Denen Garip...
İnsan var olan canlılar içinde en garip olanıdır. Karmaşıktır. Bir biri ile çelişen bir çok özelliği bir arada taşır. Hiç bir canlı ile karşılaştırma yapamayacağımız özellikleri vardır.
En önemli özeliği her zaman kullanmasa da düşünme ve üretme yetisidir.
İnsan sadece ortaya koydukları ile garip değildir. O aynı zamanda kendisi ile ilgili düşünceleriyle de gariptir. Kendisini yerin dibine batırabileceği gibi göklere de çıkarabilir.
İnsanı yücelten sözlerin tümü yine insana aittir. İnsanı yeren, aşağılayan sözlerde öyle. Aynı şeyi eylemleri için de rahatlıkla söyleyebiliriz.
Sözün kısası ve özü: İnsan kolay anlaşılabilecek bir canlı değildir. İyilik edende odur en katmerli zulmü yapanda. Kıskanç, haris ve kendini düşünen olduğu kadar cömert, paylaşan ve koruyup kollayandır. Adaleti bulanda, adaletsizliği yapanda insandır.
İnandığı bir şeyi kanıtlamak için yalan söyleyebileceği gibi en akla hayale sığmayan şeyleri kabul eder veya inananda odur.
İnsan denen bu garip yaratık. Kendine yalan söyleyen, kendisini kandıran tek canlıdır.
Bilmediğini bilir gibi yapar. Hem aklı ile övünür hem de on paralık yararı için aklını, yüreğini devreden çıkarabilir. Egosuna yenilir...
|
|
|
4 Eylül 2008 Perşembe
18:29:33
|
|
|

Bu resim küçültülmüştür. Resmi orijinal boyutunda görmek için ( 700x465 , 145KB.) BURAYA TIKLAYINIZ.

Bu resim küçültülmüştür. Resmi orijinal boyutunda görmek için ( 700x435 , 134KB.) BURAYA TIKLAYINIZ. ______________________________

Herseyim.......! Korkular Sizin.İntikam Benim....! Aşk.....Dostluk....YalaN.... SevGi SaHTe......!
|
|
|
4 Eylül 2008 Perşembe
18:30:19
|
|
|
kim kızdırdı seni abloşum yine
İnsan Denen Garip...
İnsan var olan canlılar içinde en garip olanıdır. Karmaşıktır. Bir biri ile çelişen bir çok özelliği bir arada taşır. Hiç bir canlı ile karşılaştırma yapamayacağımız özellikleri vardır.
En önemli özeliği her zaman kullanmasa da düşünme ve üretme yetisidir.
İnsan sadece ortaya koydukları ile garip değildir. O aynı zamanda kendisi ile ilgili düşünceleriyle de gariptir. Kendisini yerin dibine batırabileceği gibi göklere de çıkarabilir.
İnsanı yücelten sözlerin tümü yine insana aittir. İnsanı yeren, aşağılayan sözlerde öyle. Aynı şeyi eylemleri için de rahatlıkla söyleyebiliriz.
Sözün kısası ve özü: İnsan kolay anlaşılabilecek bir canlı değildir. İyilik edende odur en katmerli zulmü yapanda. Kıskanç, haris ve kendini düşünen olduğu kadar cömert, paylaşan ve koruyup kollayandır. Adaleti bulanda, adaletsizliği yapanda insandır.
İnandığı bir şeyi kanıtlamak için yalan söyleyebileceği gibi en akla hayale sığmayan şeyleri kabul eder veya inananda odur.
İnsan denen bu garip yaratık. Kendine yalan söyleyen, kendisini kandıran tek canlıdır.
Bilmediğini bilir gibi yapar. Hem aklı ile övünür hem de on paralık yararı için aklını, yüreğini devreden çıkarabilir. Egosuna yenilir...
|
|
|
4 Eylül 2008 Perşembe
18:59:05
|
|
|
|
|