Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > yeşilgözlüm ve dostluk

yeşilgözlüm ve dostluk


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:29:41

 

evet yaa kusura bakmayın arkadaşlar, evde görünce bir misafirim geldi, güzel sohbetinize katılamadım bu yüzden, ama daha sonra kaldığımız yerden devam ediceeezz...

Sevgiylee..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Haziran 2008 Perşembe 20:31:24

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Haziran 2008 Cuma 01:51:56

 

alo abla ne oldu pabucum damamı atıldı küstüm ben sana hani bana slm.elvan sanada küstüm elvan

---

hiç olurmu öyle şey abloşunun kardeşi olmuşsun bir kere, hiç olurmu öyle şey.. ı ıı

şimdi sakin sakin bakarken gördüm valla, gündüz iş güç arasında

elde olmadan kaymalar olabiliyor hoşgör Yiğitcim..

neyse sitem sevgiden doğar dedim avuttum bile kendimi..

bir güzel insansın sen, sevgilerimi yolluyorum..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Haziran 2008 Cuma 01:54:29
Bir yudum insan….gözbebeklerinde.
Hep böyle güzel bak ne olur….
Hep böyle içten..hep böyle sevgiyle.
Ruhuma göz kırpmayı unutursan
bir yerlerde
Saklan nereye olursa bana gözükme.
Yaz yağmurlarından korunacak….
Sırça saraylarım olmasın..istemiyorum.
Islanmalıyım..iliklerime kadar.
Ve sen su damlayan saçlarıma bakıp
Sadece gülümse.
Belime sarıl ve yürü
Götür…götürebildiğin yere.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Haziran 2008 Cuma 02:02:27

Her yere yetişir
Hiçbir şeye geç kalınmaz

Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abı sen de bagisla.

Boynu bukuk duruyorsam eğer
içimden böyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet Abım benim
insan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antedin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alim-satımına belki)
Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
Sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cigara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anisi issizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abı.
Bir güzel kadeh tutusun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cidara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenleri
Ve bir kasın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abı
Biz eskiden seninle
istasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kil gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini islerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abı
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim su ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki simdi
Hayalsiz yasıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İsçiler
Almanya yolcusu isçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abım benim
Gördün mu bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor simdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
iste o kadar.

Ahmet Abı, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.

Edip Cansever

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
6 Haziran 2008 Cuma 17:37:59
öpme gelincik gözlerimden
her seher kızıl şehrâyin şarkıları
dinletme bana yeniden
ışıkla örülü ruhumun
şakayık kırılganlığında
kırma kanatlarını kör kumrularımın

öpme gözlerimden gelincik
ruhum tutsak, içim esrik
ne olur dinle içimi bir kerecik
istediğim bütün,
bir erguvan düşlemesidir yalnızca
öylesine mor, öylesine yitik.
hûların sırtındaki sırdır istediğim
kırık aynalarda hıçkıran gençliğimden
arta kalan
paslı bir şiir,
küflü bir şarkıdır dilediğim.

öpme gelincik gözlerimden
yeter artık bıktım nergis çöllerinden
içim sığmıyor bu dem içime
uzak aşk bahçelerinde
alev ırmaklardan bir şarkı akmakta biteviye

bir leyl efsûnu,
bir asl çağrısı
şirin bir şiir bu
lâle birlemesi.

öpme gelincik gözlerimden
her gece ayrılık şarkıları
söyletme bana yeniden
kanla kurulmuş kalbimdeki
yusuftutanları ürkütme,
kör kırlangıçlarımı salma
yalancı baharların kalbine

yeşil gözlerimden öpme!


 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Haziran 2008 Cuma 17:47:15

İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...
İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...
Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...
Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...
O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...
Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...
Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam

 

 

TÜM BUNLARLA DOLUYKEN İHANETİNİ KALDIRAMAM BAŞKA OTOBÜS DURAGINA.

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Haziran 2008 Cumartesi 04:06:01



ÇAKIL
 
Seni düşünürken

Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar

Bir gelincik açılır ansızın

Bir gelincik sinsi sinsi kanar
 
Seni düşünürken

Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır

Deliler gibi dönmeğe başlar

Döndükçe yumak yumak çözülür

Çözüldükçe ufalır küçülür

Çekirdeği henüz süt bağlamış

Masmavi bir renk erik kesilir ağzımda

Dokundukça yanar dudaklarım
 
Seni düşünürken

Bir çakıltaşı ısınır içimde.



Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Haziran 2008 Pazar 14:05:44

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Haziran 2008 Pazar 14:06:05

Yaşam bir ıstaka
gelir vurur ömrünün coşkusuna
hani tutulur dilin
konuşsmazsın!

tırmandıkca yücelir dağlar
sen mağlupsun sen ıssız
ve kalbinde kuşların gömütlüğü
tutunamazsın...

eloğlu sedalardan den tutar
aşk büyütür yıldızlardan
yasak senin düşlerin
okunamazsın...

birini sevmişsindir geçen yıllarada
açık bir yara gibidir hala
hala ne çok özlersin onu
ağyamazsın...

yolunda köprüler çürür
sesin,sessizlik sanki bir uğultuda
savurur hayat kül eyler seni
doğrulamazsın!

yapayalnız bir ünlemsin
dünyayı ıslatan şu yağmurlarada
herşey çeker ve iter
anlatamazsın...

yaşam bir ıstaka
gelir vurur işte ömrünün coşkusuna
sesinde çığlıklar boğulur ama
bağıramazsın...

sonra vakt erişir,toprak gülümser sana
upuzun bir ömrün ortasında ne hayata ne ölüme
yakışamazsın!

yazdırmalısın mezar taşına:
ey hayat,sen şavkı sularada bir dolunaysın
aslında hiç olmadaım ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Haziran 2008 Pazartesi 04:09:05
Benim mezarlarımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var..
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan.

Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum..
Ağlasam geçer,
Biliyorum..
Ağlanmıyor.
Özdemir Asaf

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Haziran 2008 Pazartesi 18:13:56

sen aglama dayanamayız abloş

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Haziran 2008 Pazartesi 19:03:08

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Haziran 2008 Salı 04:58:25

 

YAĞMUR YAĞIYOR VE SEN YOKSUN/ 20

Bir sana düşen paya bak/
Şu
Benimkine bir de…
Yok- yok
Bu kantarın topuzunda hile var…
Heeey havaaaaar!
O, kayıplarda yine/
Yağmur var
Dolansız! ..

ALİ RIZA NAVRUZ

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
10 Haziran 2008 Salı 11:06:00

Sonsuzluğum...
Diğer yarım...
Gözyaşım...
Huzurum...
Mutluluğum...


Her kelimeme anlam yükleyen"..
Hayatımın başı , sonu

Canı yandığında içimi sızlatan



En ufak dargınlığımızda canı yanan,
Kendi canı gibi sahiplenip seven,
Zarar gelmesinden herzaman korkan,
Çoğu zaman kendinden bile çok düşünen,
İncitmekten korkup , hep dikkatli olan  yeşil gözlü dostum"

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
10 Haziran 2008 Salı 23:24:32

Bekleyenler İçin



Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin
İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada

Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi

Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, nerdesin diye

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Er geç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
11 Haziran 2008 Çarşamba 20:32:44

uzun boylu ağrılara atıldım;
sokaklarda hırçın rüzgârlara katıldım;
iyi yürekli çocuklar
sessizce büyümekte
“dünyanın şavkı kendine,
efkârı bize mi?” demekte;
kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte
kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara
düşmekteydiler
uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler...

iyi yürekli çocuklar,
günlerin rahmine yaslarken düşlerini
bazen apansız ölmekte,
ölmekteydiler...
ama şalvarları gül desenli döne’ler
yeniden dillenip döllenmekte
doğrulup yeniden dillenmekte
ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden
rüzgârlar esmekteydiler…

(gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar “püsküvit”(!)istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler;sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler ve hep aynı nakaratta bir köhne hayat!)

sonrası bildik törenler, kanıksanmış itaatler
ve her aşkın künyesine bir gün
dökülen küller...
sonrası pazaryerleri; patates, pırasa vs.
taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da

bu ay da sürüm sürüm
turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda;
defolu çıkmış hayat
kimin umurunda!

kimin umurunda
yeni donlar giyen eski kadınlar
ve bilumum “öteki”ler
dolup boşalan kültablaları,
bozuk sifonlar, şerefsiz adisyonlar,
ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar...

kimin umurunda
buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı
ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri…/

“-vay anasını bu maçı da alamadık abiler
ipne hakemler bizi yine mağlup ettiler!”
iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
en pahalı düşleri dolara endeksleyip
en ucuz pazarlara sürmekteydiler!

sonrası aşkın
ve şarabın şanına düşen gölgeler...

gölgeler...
kimin umurunda?
yoruldu yorgunluk da
aşk bir yana, düş bir yana
paranın sultası düştükçe
düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya
her şey hızla ayrışmakta
üstelik gün ortası, ışıkta:

her şey pazar
ve karmaşa...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../

iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
o aşınmış saçaklarda, yollarda
ısrarla yanlış atlara binip
ısrarla düşmekteydiler...
“-yok yoluna geçti geçen günler
..k yoluna kaldı kalan günler geride
bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler?
camları buğulu bir genelev odasında
vizite fiyatına...”

solarken
gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar…

sürerdi...
yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat
“bu maçı da alamazken abiler”
iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte;
büyüdükçe kirlenmekte,
kirlendikçe ölmekte,
öldükçe bilmekte,
bildikçe acımakta
ve acıdıkça görmekteydiler
ki her fırtınadan her anıdan geride
herkes figüran
yaşamın sahnesinde...

sahnesinde
yaşamın
kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler
minibüslerde demlenmiş ter
ve çürük sperm kokusu

sahnesinde
aşklarla rus ruleti
ve tel kaçıran çorapların kederi...

sahnesinde
brüt bir yaşam
net bir ölüm
bırak rezil gündüzleri
geceye yaslan gülüm!

iyi yürekli çocuklar düzineler halinde
feleğe küfrederek geçmekteydiler
uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce
büyümekteydiler...

“-işte bu şikeler sürdükçe
maç mı alınır ulan sayın abiler?
ipne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler!”

aşkta,
düşte,
işte,
birer
birer
inerken
beyaz
bayrakları:

/bizim çocuklar,
bütün maçlarda yenildiler.../

1998, Ankara
geliyormusum
pencerelerde yaz
ve bileklerimde bayat bir intihar

oysa olunecek bir sey yokmus
gidince sen
yasanacak bir sey olmadigi kadar

yaniyormusum
vardigim yere birakip kendimi
atlasinda yeryuzunun;
cilgin ve cirkin
ve huzunle oyalanan
yuregimde kul tadi nice yangindan kalan...

oluyormusum
senin saclarin uzuyormus ustelik
olunce ben
cigarayi da birakip sumerbank’a taksit oduyormussun

bedenin tecritmis gencliginden
ikisi de yalnizmis
geceler opuyormus memelerinden...
*
bense gencligimi pazarliksiz
ve hizla gectigimden
bugunler saclarimla birlikte siir yazmayi da kisa
kestigimden
pic kalmis asklarla avutup kendimi
bileklerimde bayat bir intiharin dikis izleri
gelip gecmis yillarin dis izleri omrumde
nester ve gul’mus hayat

guluyor...guluyor...guluyormusum...


YILMAZ ODABAŞI

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 03:07:05
Hâtıralar

Bilmem ki hâtıralar,
Ne istersiniz benden,
Gelir gelmez sonbahar?

Bu kanad çırpış neden?
Cama vuracak ne var
Ey eski hâtıralar

Sanmayın güller açar,
Bülbül değildir öten;
Bu rüzgâr başka rüzgâr

Ne istersiniz benden,
Bilmem ki hâtıralar,
Gelir gelmez sonbahar?
Cahit Sıtkı Tarancı

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
12 Haziran 2008 Perşembe 16:26:36

yasmin abla ne yarparsa en güzelini yapar

büyük bir hayranlıklıkla yazılarını okuduugum bir paylaşımcı abloşumdur 

elvan hanım siz nasılsınız

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 16:37:32

 

siz harika bulmadıkça hiçbir paylaşım harika olamaz dimi,

sözüm Cahit Sıtkı üstada değil elbet o benim haddimi aşar

ama birlik ruhuyla paylaştığımız için banada her bir paylaşım harika hissettiriyor ve siz harikasınız arkadaşlar,

iyiki varsınız Elvancım iyiki varsınız Yiğitcim..

Sevgilerimle..

 

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa