Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ««««Bir Yeraltı Nehrini Beklerken»»»»

««««Bir Yeraltı Nehrini Beklerken»»»»


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 03:11:16

 

An Gibi
________________________________________
Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını
An gibi aklımdasın

Gelir geçer gemiler
Belki sende geçersin diye
Bir kumru konar her sabah pencereye
Bir miladı taşır gece bir yıldız
Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı
Hani sarılırsın kendine
Hani aklın karışır
Bu bir divaneliktir gönül aha alışır
Ömrüm bitse ne çıkar
Can gibi aklımdasın

Gündür bu geçer gider
Belki bir şey kalmaz sanırsın
Yani bir sabah uyandığında
Ne hayatın tortusu ne kokusu alışmışlığın
Her şey başka olacaktır
Başka bir otobüs başka bir gazete
Resimlerden silinecek yüzün belki de ne adın ne sanın
Bir şafak vakti açınca gözlerini
Bir merhabayla
Yeniden kurulacak dünya
Ve sen her şafak
Nan gibi aklımdasın

Bazen bir şey geçer içinden insanın
En ücra yerlerinden cesaret gibi bir şey
Ne olacak işte kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel
Fasulyenin tadı yoksa
şarkılar yakmıyorsa içini
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay
Mahallenin en güzel kızına
Denizin tuzu
Yalnızlığın bahanesi yoksa
bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına
zannetme ki ölmek zor
ölmek kolay kolay da
kan gibi aklımdasın

bu da geçer
her sabah kanayacak değil ya
bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın
biraz da helvası bizim bakkalın
senden ayırdığım üç beş zeytin
otururum sofraya
her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın
bende unuturum nasıl unutulursa sana susuzluğum
ve nasıl becerdiysem kahrolmayı
öyle unuturum
ekmek gibi an gibi aklımdasın

Ve gözlerin gelir geçer içimden
Su içerken sen sokulurken akşam kızıllığına
Ekmeği bölerken
Yalnızsam yıllar nasıl geçmişse aradan
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar
şiirler yalan yazmışsa ayrılığı
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını
An gibi aklımdasın
An gibi aklımdasın
aklımdasın...

İbrahim Sadri

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 03:12:34

 

Kaç, Gizlen, Sus
________________________________________
Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tesbih misal
Hep yıldızlar saydım,
Yalnızlıktan kaçıp, ayın mehtabında dolaştım,
Kendimi gizledim vefasız aynalarda,
Kamufle olup sessizliğe sustum,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ayrı dünya çocuğu..
Her gece ayın doğuşunda
Sancısını çekerim yalnızlığın,
Sonra firari fikirle yıldızlar sayarım,
Kaçarım esaretine düşmekten yalnızlığın,
Gök kubbesi altında gizlenirim karanlığın,
Yürürüm gecenin kucağına susarım,
Benim adıma doğan
Her Gündüz için, her güneş için
“To be or not be” önemli değil,
Her ne kadar asil bir eylem olmasa da
Ben kaçarım, ben gizlenirim, ben susarım..

Ben ölmek için doğmadım..
Her gece yürüyüşlerimde
Bir yıldız kayar gökten
Ama hiç dilek tutmadım,
Kehribar tespih misal
Hep yıldızlar saydım,
Ben kaçtım, ben gizlendim, ben sustum..

Ben ölmek için doğmadım
Ben ebedi yaşamak için öleceğim…

İbrahim Sadri

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Haziran 2008 Perşembe 13:33:23

Ben Öldüğümde








Kırgın olduğum kimse yok
Dargın olduğum
Kin tuttuğum da yok
Sadece merhumu nasıl bilirdiniz denildiğinde
Çok sevdi deyin, yeter...
Düşündükleriniz size kalsın...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 16:52:16

 

Amanin sevgili Abdullah hocam,

pek hüzünlü geldi yaa bu şiir bene..

allah sağlıklı sıhhatli uzun ömürler versin inşallah..

Sevgilerimlee...

 

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Haziran 2008 Perşembe 17:43:13

Hoşgeldin Yasmin.Şükür kavuşturuna deyeyimİnşallah iyisindir.

Şimdi çıkmak zorundayım.Akşam görüşmek dileği ile...Sevgilerimi gönderiyorum

 

Seni Görmek İstiyorum



seni görmek istiyorum!
nerede nasıl olursa,
ya bir savaşın tam ortasında.
bir dağın taa başında,
ya da bir uçurumun en kenarında,
nerede nasıl olursa,
seni görmek istiyorum!

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Haziran 2008 Pazar 14:51:40

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Haziran 2008 Perşembe 06:25:55

 

Tanrılar Okulu(The school of Gods)...
 
Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla ‘öğretilir’.
Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.
Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz.
Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.
Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’ için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.
Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.
Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.
Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz şekilleniyor.
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.
Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.
 
.................
hep aynı olaylarla karşılaşıyorsun, çünkü sende hiçbir şey değişmiyor! her şey benzerini kendine çeker. cennet parçacığı cennete doğru, cehennem parçacığı cehenneme doğru yol alır”


lupelius`a göre yeryüzü, insanların sıralar halindeki idam mahkumları gibi yaşadıkları kozmik bir hapishane, dünya boyutunda bir zindandır. bu vizyonun son ve kesin bir yenilgi oluşturduğu yargısına varmak yerine, göz kamaştıran çılgınlığıyla cesurca bir plan tasarlar. insan için, onu olanaklının sınırlarının ötesine geçirecek bir serüven düşler; kaçınılmaz görünen ölümcül yazgısından kaçış ve dünya yasalarından kurtuluş.

ister bilinçli, ister bilinçsiz verilmiş olsun, kişinin başına kendi rızası olmadan hiçbir dış olay gelemez. öncelikle psikolojisinden geçmeden, hiçbir şeyle karşılaşamaz.

düşünce bu yüzden çok güçlüdür. düşünüş yazgıdır.
varoluş bizim buluşumuzdur ve bu yüzden sadece bize bağlıdır.
bu dünyadaki yaşantı, bir tanrılar okuludur.
kendisinin efendisi olan, dünyanin da efendisi olur.
yaşamın sadece “düş”ün yansıması ``her şeyi sen düşlüyor ve yaratıyorsun; savaşları da, barışı da. insanlığın, kendini olumsuz duygularla düşüncelere kaptırması sorunlarının asıl nedenidir.``


``yaşamınızda, bir şeyin olması için tüm benliğinizle isteyip de gerçekleştiğini görmüş olmalısınız. ya da yolunda giden bir şeyleri, olumsuz düşünceleriniz, korku veya şüphelerinizle baltaladığınızı hissettiğiniz oldu mu? “korktuğum başıma geldi” demişsinizdir.``

“farkındalık düzeyimiz yaşamımızı yansıtır. herkes bir şeye inanır. inanmak zor değildir. fakat iradeyi yeniden uyandırmak, hedefini seçip onu ısrarla kovalamak çok az kişiye nasip olur. gerçek sermaye içimizdedir. ele geçirdiğimiz kaynaklar, koşullar ne olursa olsun nasıl diri tutacağımızı bildiğimiz bir iç zenginliğin maddi yansımalarıdır.``
 ``kendine inanan bir kişi, bilinmeyene doğru belirgin bir adım attığında, hiç şaşmaz bir biçimde ancak o zaman ayaklarının altında bir zeminin oluştuğunu görür.``


``varoluşun bedeli için ön ödeme yap. eğer isteklerinde samimiyseler, çabalarında başkalarına yardımı ol. kendi evreninin kaşifi, yaratıcısı olmayı iste. sonrasında dünya, yapmasını buyuracağın her şeye boyun eğecek ve arzuladıklarının tümünü sana verecektir.”

yaşadığınız deneyimin, kendi yarattığınız gerçekliğin içinden varolduğunu ve bu gerçeklik içinde başınıza gelen tüm iyi ve kötü olayların sadece sizin hayal gücünüzden şekillendiğini bilin..sonuç olarak hayal kurarak yarattığınız gerçeklik bir kabusa dönüşmüşse ya da tam tersi, buna sebep sadece insanın kendisidir..yaşadığınız herşey sizin içinizden kopunca insanın kendi tanrısallığı üzerine ilginç bi bakış açısı gelişiyo ister istemez..

` dünya, sen bu halde olduğun için böyledir; yoksa sen dünyadan dolayı böyle değilsin.
.........................................................
 Düş Öğretisi / Tanrılar Okulu
 
"Ben özgürlüğüm! Beni artık tanıdın. Ve artık bunun dönüşü yok. Bu yüzden; bundan sonra bu değersiz yaşamı sürdüremeyeceksin. Hiç kimse veya hiçbir şey, seni bağımlı olmaya zorlayamacak; bunu yaparsan, sen yaparsın.!
Çünkü bağımlı olmak her zaman kişisel

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Haziran 2008 Perşembe 06:27:21

Düş Öğretisi / Tanrılar Okulu
 
"Ben özgürlüğüm! Beni artık tanıdın. Ve artık bunun dönüşü yok. Bu yüzden; bundan sonra bu değersiz yaşamı sürdüremeyeceksin. Hiç kimse veya hiçbir şey, seni bağımlı olmaya zorlayamacak; bunu yaparsan, sen yaparsın.!
Çünkü bağımlı olmak her zaman kişisel bir seçim, öyle olmadığını iddia etsen bile.
Dünya her isteğe yanıt verir. Ne var ki sen ne istediğini bilmiyorsun. Çünkü yıllardır düşlemeyi bıraktın.


Hazırlan. Bu bir kır gezintisi olmayacak."

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Haziran 2008 Perşembe 06:30:56

De Hadi



Anlat bana güzelim
Anlat bana sevdayı
Ki güneş neden doğar
Neden hava kararır
Gökyüzü neden mavi
Yaprak neden sararır
Bu su nereye akar
Bu yol nereye çıkar
Neden yağar yağmur, kar
Bu kuş nereye uçar
Anlat bana güzelim
Anlat bana de hadi
Aşk nedir sevda nedir
Bu derde deva nedir
Benim gönlüm sendedir
Senin gönlün kimdedir
De hadi!..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
28 Haziran 2008 Cumartesi 19:54:28

 

HÜZNÜNE SEVDA

 


ıstırabım sende
biliyorum, konuşacak bir şeyimiz yok
ama gözlerini al da gel.
acemiliğini, suskunluğunu, elindeki yarayı
beni birisi severse inanmam
seni birisi severse utanırsın
bilmediğin bir hastalığa acımak için bile
olsa gel
biliyorum konuşacak pek bir şeyimiz yok
ama ıstırabım sende
mutlaka al da gel.

Cezmi ERSÖZ

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
29 Haziran 2008 Pazar 02:09:20

Ayrılık






Dokunulmazlığına dokundukça
Yasaklarına yaklaştıkça yıkıldım
Bakışlarının derinliğinde
Çılgınca bölündüm içimdekilere
Dakikalar gibi
Saniyelere bölünüp
Acizleştim yaşama
Kulaklarımda son sesin
Dudaklarının adıma parlayan
Son ritmi.
Rüzgâra karşı duraksayan ağaçların
Dalından düşen son kuru yaprak
Gözlerin mi ağlamaklı olan
Bakışların mı
Düşlerimin ve takıntılarımın suçlusuyum
İşliğimin ritminde titreyen
Eski bir türkü
Duraksayan bir kızın
Gözlerinden düşen
Son ayrılık türküsü.

Biliyor musun
Yalın yalnızlıklarda sensiz adımlara esir olmak
çok zor.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Haziran 2008 Pazar 04:42:39

 

SENİN ŞU TUTUKLU HALLERİN...

"İşin ne zaman bitiyor?" sorusuyla başlar bazen tutukluluk hallerin. "Hiç bitmeyecek, bitse bile yalnız kalmak istiyorum!" çığlığının yerini alır, sessiz bir "biraz sonra" ve başlar esaretin.

Telefondaki ses kararlıdır seni tutuklamaya. Sigarasının dumanını görür gibi olursun, hafif sinirli; "ne zaman bitecek?" tonunda. "Peki, ondan sonra?" sorusu bekler ardında, "başka bir işim daha var" diyebildiğinde. Sen gıyaben tutuklusundur, işin bitmiştir.

O; gelecek, işin bittikten sonraki, dört gözle beklediğin anları avuç avuç ceplerine doldurup gidecektir.

Halbuki elinden alınan "işinin bittiği" zamanı tepe tepe kullanmak arzusuyla yanıp tutuşmaktasındır. Belki gözlerini kapatıp bir müzik dinleyeceksindir, belki yarım kalan bir kitaba devam edecek, belki de dudaklarında ıslık, ellerin kelepçede değil ceplerinde, kentin sokaklarında avare gezineceksindir.

Ne zaman salınıvereceğini kestiremediğin, bitmesinin "azad edilmek" ile ifade edilebileceği berbat bir hal başlamış, vicahen tutuklanmışsındır. Senin yolunu gözlemektedir incir çekirdeğini doldurmayan muhabbetler, dolup boşalan kül tablaları. Karşı cins üzerine tezler, "kiminle olmalı" hipotezleri üretilirken, "kiminle olmamalı"ların cevabı dolaşmaktadır kafanda.

Gözlerinin önünden Samanpazarı`ndaki çaycı Hasan Tuşik, Behiç Bey İstasyonu`ndaki bisiklet yolları, yan odandaki elektrikli tornavida geçerken, tikli bir göz süzmektedir bir tilki dikkatinde seni. Çubuk Pazarı, Ilgaz, Kastamonu yolları bekler seni, "hayırsızlığın" tartışılırken.

Senin şu tutuklu hallerin bazen;

yarısı bile yetecek bir mesaidir, hergün ömrünü verdiğin.
"Kıs şunun sesini"dir, Ay`dan geri döndüren
"sen daha yatmadın mı?"dır kalbin pırpır çarparken
"hayrola nereye?"dir, gökyüzüne kanat çırparken.
"Neredeydin?"dir anlatmaya bir ömür yetmezken
"neredesin"dir? kendin bile bilmek istemezken - "bulunmak"tan mutlu, "bulun"maktan mutsuzken.

Bir güzel gözlüye, doğru sözlüyle güneş gibi tutulmuşsundur bazen; önün, günün, gözün kararmış, vurulacak uçurtmayken.

Boynundaki tasmadır senin şu tutuklu hallerin. Beş santim ya da beş metre uzunluğunda, ama mutlaka bir zincir ile, bırakmaya hiç niyetli olmayan bir el tarafından sımsıkı kavrandığın.

Cesaretindir; tahliyenin kefaleti, kurtarılmış yaşamın uğruna ödemen gereken bedel.

Geçmiş olsun.
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Haziran 2008 Pazar 04:45:43

 

Aşk sayesindedir ki insan, ebedîlik kazanır ve lamekâna erer. Ancak bu yol çok çetindir.

Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar. Sultan olur ülke yönetir, şarap olur sarhoş eder. At olup koşar, kuş olup uçar. Hazine olur viran gönüllerde saklanır, kimya olur hakir topraklan altına dönüştürür. Sır olur saklanır, gonca olur açılır. Gül bahçesi olur kokusuyla âşıkları mest eder, güneş olur âşıklarının ümit meyvelerini olgunlaştırır.

Aşk Mecnun’dan Leyla’ya bir feryat, Mansur`dan dâra bir sır, gözden kalbe bir yoldur. İlla ki belalarına katlanmak gerek.

Sabr etmeyen belâlarına aşkın anmasın
Nûş etmesin şarâbı kaçanlar humârdan

Belâlarına katlanamayacak olanlar aşkın adını anmasınlar,

‘Sonunda baş ağrısı var’ diyenler, şarabı hiç içmesinler.

-Taşlıcalı Yahya Bey-

İskender Pala
Ah mine’l-Aşk

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Haziran 2008 Pazar 19:55:31
HAYATA HAYATIN NERESİNDEN BAKIYORSUNUZ?

Hayat nedir sizce? Hayata nasıl bakıyorsunuz siz?

Yalnızca birkez yaşayacağınızı bildiğiniz halde hayatı,onun hakkında oturup kafa patlatırcasına düşündünüz mü?

Nedir sizce hayat?

Başarılarınızın toplamı mıdır, yoksa hayal kırıklıklarıyla kurduğunuz şatoların adına mı hayat diyorsunuz siz?

Belki siz de ölüm gelip kapıyı çalana kadar gelip geçen bir zaman parçası olarak görüyorsunuz hayatı.Ne dersiniz? Hayat yaşadıklarınızın mı yoksa pişmanlıklarınızın mı adıdır sizce?

Hayat da mutluluk gibi mors alfabesine mi benzer? Uzun tekdüze gelip geçen mutsuzlukların ardından kısacık anlarda yaşanan mutluluk gösterileri midir?

Hayat sandığınız kadar sakin midir? Hayatı duru pürüzsüz bir gölün üzerinde nazlı nazlı yüzen yaprağın gizlerinde mi yoksa derinliklerindeki sürprizlerde ve korkularda mı ararsınız siz?

Başkalarının dayattıklarını yaşamak mıdır hayat sizce yoksa kendi bildiğinizi son nefesinize kadar okuyarak kendinize saygı duymak mı? Hayat verilenlerle yetinmek midir sizce?

Bir korkak gibi bir köşeye çekilerek pişmanlıklarınızın çetelesini tutmaya mı hayat dediniz yoksa?

Hayata nasıl bakıyorsunuz siz?

Yasaklara,ayıplara,günahlara sararak kaldırıp bir kenara mı attınız hayatı? Bir çuval inciri berbat ederim korkusuyla denemekten hep kaçmak mıdır hayat sizce? Yenilgiyi peşinen kabullenmek midir hayat?

Bir kaplanın çevikliğiyle koşarken, bir yandan bir bilgenin beyniyle düşünmekse hayat! Kendinizi neresine koyuyorsunuz bu hayatın siz?

Başkalarının hayatlarını çalmaya da hayat der bazıları; acaba siz de çaldırıyor musunuz hayatınızı? İçtenlikle sorar mısınız kendinize bu soruyu?

Hayat bir başkaldırı destanı mı,yoksa ehil bir sürünün uysallığı mı olmalıdır sizce?

Bedelini acı bir şekilde ödeyerek şiir gibi anları haketmek midir hayat yoksa başa geleceklerden korkup sığ ve güvenli sularda kulaç sallamaya çalışmak mı? Nedir sizce hayat?

Hayata nasıl ve nereden bakıyorsunuz siz?
(ark.K.bu mükemmel paylaşım için tşk.ediyorum

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
1 Temmuz 2008 Salı 16:39:13

 

Yağmur giyen kadın

 

Güneş giyerdi bahçelerin

Sen hep yağmur giyerdin

Ben bir kadın sevdim

Sende bin kadın sevdim

Şimşek çakardı gözlerin

Yağmur vururdu camlarına

Sen yağmur giyerdin

Yüreğim yakıp giderdin

Bir arabaya binip giderdin

Yüreğimi ezip giderdin

Benim çocuksu gülüşlerim

Çocuksu küsüşlerim vardı

Başının etini yerdi

Ben seni çocuksu yüreğimle

İhtiyar kelimelerimle sevdim

Ben seni sevdim

Bin bir kadın özledim

Şimşek çakardı gözlerin

Gözlerime düşerdi

Ben her defasında

Yanar kururdum

Yağmur düşerdi gözlerine

Her defasında can bulurdum

Bir damlasında

 

Burhan KÜÇÜK-Kdz.Ereğli

14.10.2005

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Temmuz 2008 Salı 18:49:24
Yaşamak şakaya gelmez,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi meselâ,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
Yani, o derecede, öylesine ki,
Meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
Yahut, kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel, en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak, yani ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
Yani, beyaz masadan
Bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
Biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
Hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
Yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
En son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
Diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
Yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
Fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
Belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki, hapisteyiz,
Yaşımız da elliye yakın,
Daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
İnsanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
Yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
Hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Bu dünya soğuyacak,
Yıldızların arasında bir yıldız,
Hem de en ufacıklarından,
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
Yani, bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Hattâ bir buz yığını
Yahut ölü bir bulut gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
Duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
2 Temmuz 2008 Çarşamba 00:00:22

Sevinç Tadında Sevmek



dünden kalma hüzünlerime
aşmak olmuyor yüreğimi
akşama daha çok var...

zamanı sevinçlere bölmeliyim

sevinç tadındaysa "sevmek seni"
ölürsem; sevinçten ölmeliyim.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
2 Temmuz 2008 Çarşamba 00:27:40
tatlı geceler hocam

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 16:16:08

 

 
Kalbini Bir Issızlığa Emzirirsin

İncitir tenini Kim olursa olsun sevişmek, İncitir yüzleri olmayan bedenlerin Kimsesiz hazları... Çarmıha gerilmiş ruhlar Döner boşluğun çarkında. Bir elin burada, bu aşksız zamanlarda, Bir elin yorgun kalbinde,
Döner bir gün döner diye beklersin, Tenini incitmeden kalbinin kapısını açacak el, Eldeki incetilmiş büyü, sabır, yangın...Beklersin, beklersin...
Beklerken, Kalbini bir ıssızlığa, umut dolu bir yokluğa emzirirsin...


Cezmi Ersöz
 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
7 Temmuz 2008 Pazartesi 18:21:09

Döner bir gün döner diye beklersin, Tenini incitmeden kalbinin kapısını açacak el, Eldeki incetilmiş büyü, sabır, yangın...Beklersin, beklersin...
Beklerken, Kalbini bir ıssızlığa, umut dolu bir yokluğa emzirirsin...

ama dönmez gelmez o yeşil gözlü sevgili

 

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa