|
| Gönderen | Mesaj |
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
19:01:25
|
|
|
|
tşkler saygılar
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
05:26:08
|
|
|
Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan`da Ganj Nehri`nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York`ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Cezmi Ersöz
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
16:32:28
|
|
|
HERŞEY GEÇER HAYAT KALIR....
Hakkımızda
HAYIRLISI...
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
05:04:10
|
|
|
Ertelenmiş sözler var dilimde Buruşmuş bir kağıdın içinde duygularım Gecikilmiş bir aşk yazılı köşeye atılan kağıtta Hiçbir şey için geç değil belki Belki simdi tam zamanı Birde yürek sözden anlasa Hergün bir sonrasına ertelenir itiraflar Bir kaçış ki bu insanı kendinden eder Sorular döner beynimin içinde Beynin içinde satır satır işlenir duygular Bir gün sonraya ertelenir hergün Bir yaprağın yere düşüşü gibi olabilsem Ağır ağır süzülsem herseyin farkında olarak Bir şelale gibi olsam Coşkunca düşsem arzularımın yüreğine Korkularımı erteleyebilsem bir anlığına Hergün koskoca bir yaşam ertelenir oysa Sözcüklerin ucuna yüklüdür yaşam Kendimin kendimle savaşı bu Kendimle ertelenmiş sözcüklerimin savası Korkularımızın esiri olmuşuz Ertelenmiş bir yaşam var sırtımızda Ertelenmiş sevdalar yaşarız Ertelenmiş dostluklar Ertelenmiş kendini buluşlar En çokta yüreğimizdeki parıltılar? erteleriz Oysa sevmek daha kolay gözükür korkmaktan Sevsek hesapsızca Aşık olsak ertelemeden yüreğimizdekileri Sözcükler aksa billur bir su gibi Ertelemesek yaşamımızı Belki olacak ertelemesiz yaşayışlar Bir umut ışığı yanar yürekte Umudu erteleriz bu sefer Umudu erteleriz bir sonraki güne Ertelenmiş bir umudun sırtına yüklemişiz korkularımızı Ertelenmiş sözcüklere saklamışız yüreğimizi Ertelenmiş bir varoluş yaşarız
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
04:01:16
|
|
|
Y- O - R - U - L - D - U - M ...
Yoruldum; anlaşılmamaktan, Sevdiklerimi, sevenlerimi "dost" yapmaya çalışmaktan, Yüreğime kulak tıkayıp mantıklı olmaya çalışmaktan, Haksız ithamlarla yaralanmaktan.
Yoruldum; sevgime hak ettiği değeri bulamamaktan, Güzel bildiğim insanları bir bir hayatımdan çıkarmaktan, Sevdiğim gibi sevilmeyip, sevmeyi isteyip de sevememekten, incinmekten, yalnızlıktan, gözyaşlarından...
Yoruldum; Dostluk limanımda huzur bulmayan okyanusun beni bilmeden yaralamasından, Camdan bir vazo olan yüreğimin, her defasında parmaklarımın arasından kayıp tuzla buz olmasından, Dipsiz bir sevgi kuyusu bulduğunu zanneden sevgi çiçeğimin, umutsuzca solmasından,
Y- O - R - U - L - D - U - M ...
yalnızlık acı bir karanlıktır, karanlık aydınlanması için beklenen gündüzdür, gündüz hep umutların olduğu ve çiçeklerin açtığı aydınlıktır, ben hep gece olmayı isteyen garip bir kulum.
GECENİN YARISI BAŞLIYORSA ÇIĞLIĞIM; DUYULSUN DİYE DEĞİL. ÇAĞIRMALARIMSA; GELMEN İÇİN DEĞİL. DUYMADAN SESLENMEYİ BİLİYORSA; BU YÜREK. GÖRMEDEN SEVMEYİDE BİLİR.
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
11:47:36
|
|
|
Zemheride Bırakma Düşlerimi
Yakıp yıkmışım her şeyi, Târûmâr eylemişim Gelmiş dayanmışım kapına, Gözlerine sığınmışım Ne olur anla beni Öksüz ve yetim kalmışım
Çaresizim, Sahipsizim, Gün görmemiş bir viraneyim Kabuslarla sıçramışım uykulardan Ne olur anla beni, Çekip alamadım gülüşlerimi Bu med-cezir akşamlardan Sevinçlerim asılı kalmış, Karanlığın kuytusunda paslanmış rüyalarım Ne olur anla beni Hangi pencereye baksam, Hangi yıldıza dokunsam Ay çarpar yüreğimi
Ne yaparsın, Saatler bilinmeze ayarlanmış Her saniye bir başka hayat tadar ölümü, Her dakika başka bir zemheri Kar altında kalmış günlerim, Ne olur anla beni Bir güneş yankılansa sabahıma Yine akşamın koynunda vurulur Kızıla boyanır masmavi gökyüzü
Ne olur anla beni Ayaza tutulmuş gözlerim Soğuk vurmuş şiirlerimi Ne olur anla Zemheride bırakma düşlerimi
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:37:59
|
|
|
Adam,bir haftanın yorgunluğundan sonra Pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.
Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü:
-Ohh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve “baba haritayı düzelttim,artık sinemaya gidebiliriz”dedi.
Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hala hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu cevabı verdi:
- Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN
DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
02:30:54
|
|
|
Bir bavuL doLusu cümLe var defterimde... Yara bandı tutmayacak kadar derin tümceLerim... ... Sen yoLLarına 29 harfLe acı döşeyen bir şahsa Yara değiLde Yar diyebiLir misin?
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
19:46:37
|
|
|
http://www.ortanokta.com/on/#
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
18:51:30
|
|
|
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
04:21:09
|
|
|
AĞITI YARALI KUŞLAR KONAR ALNIMA
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Beni bir sağucu mu sanırlar Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna Gelir bana konuk olurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır Zamanın aynasında salınır salkım söğüt Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge Dalında yaprak çürür Evren küçülür
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Tanrının üvey çocuğu mudur onlar Bu yüzden mi şairlere dokunurlar Göğün yorgun yüzünde sessiz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Hüznüme usul usul yağar kar...
Bülent Özcan
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
12:50:32
|
|
|
Yalnızlık Karmaşası
bana sorma yalnızlığın ne demek olduğunu hiç medet umdunmu kayan yıldızlardan bana sorma uykusuzlugun ne demek olduğunu barışık yaşama dair ne varsa küstünmü
sen hiç hayal yüklendinmi ne olacağından ümit fişkırmadan masum gülüşündeki ritimde ağlamak gözyaşi değildir paniklerimizde cansız oyuncağa sarılmak telaşla ağlamak budur
ne bağırıp sana küfürün neresinde kalayım senden ne alayım aldıklarımla ne yapayım niçin öleyim hocalar vaazlansın musallada beklemekteyim de nerede bekleme salonu
mendille silip aşkını gitmeye hakkın varmı gel bir kere teorisiz firtinasiz maksatsız yosun tutumuş kapımı yavaş aç gıcırdamasın bir sen anlarsın kardan adamı eritmesini
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
18:07:53
|
|
|
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Tanrının üvey çocuğu mudur onlar Bu yüzden mi şairlere dokunurlar Göğün yorgun yüzünde sessiz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Hüznüme usul usul yağar kar... ya sen vrya abloş bi tanesin ya
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
03:44:16
|
|
|
şimdi ne diyim bilemedim Yiğitcim.. 
beğendiklerim ve en beğendiklerim isimli iki özel klasörüm var, belki böylece sıralamak şiirleri pek de doğru değil ama öyle yapmışım işte ve bu şiir birinde üçüncü sırada yer alıyor, sözün bittiği yer gibi bir şiir dimi gerçekten de, bendeki etkisinide kısaca bu şekilde açıklayabilirim sanırım..
Sevgilerimlee.. 
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
03:44:55
|
|
|
Yarası alıngan bir mutsuzluk ve ayrılıklar için mi eğitilmiştik?.. Çekip gitmekle, kalakalmanın arasındaki o beyaz sıkıntıdan neden kurtulamıyorduk?.. Kimsesiz bir vedanın tırnakları uzuyor, ölüm, hayatla dalga mı geçiyordu?.. ‘Kolay mı kaçmak, yağmur altındaki yaprakların o mutsuz ölümlerinden’, böyle mi diyordu Bachmann!.. Hepimiz kendimizden kaçarken, kendimize mi ölüyorduk?.. ‘Onlarınki nerede, göğüslerinde elbet, bizimse her yanımız tepeden tırnağa yürek!’ elbette ‘ c`est la vie ‘ diyorduk!.. Harflerin de kemikleri kırılıyordu, duymuyorduk!.. Düşlerimiz kıyameti koparıyordu... Duymuyorduk!.. Gururlu bir dansı vardı yağmurun, görmüyorduk!.. Hayat bizi kulaklarımızdan çekip en koyu renklere götürüyordu... Görmüyorduk!.. Kuşlu bir eşarp, ırmağın boynuna sarılıyor, çağın ayakları birbirine dolaşıyor, çocukların saçlarını tarıyordu delikanlı güneş!.. Görmüyorduk!.. Hayatın sololarına kayıtsız kalınamıyordu... Hayat çılgın bir tabloydu ve hayatın tablosuna sığmayan muhteşem bir duruşu vardı aşkın!.. ‘Dünya büyük bir olasılıkla boşluk korkusundan oluştu’ diyordu Stanislaw J.Lec! Adam ve Kadın, yüreğiyle düşünüp, yüreğiyle susup, yüreğiyle çıldırıp, yalnızca yüreğiyle yaşayanlara şapka çıkarıyordu.. Her şey kendi ritmi ve kütlesiyle aşka mı dönüşüyordu?.. Yağmur tanesinin içinde bile, çelik bilek bir yüreğin attığını neden duymuyorduk?.. Oysa ‘Gemi orkestrası, batan Titanikte sonuna dek çalmıştı...’ sayıklamalar
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
11:19:22
|
|
|
  
Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz,
bu seçimde kazandıklarını sananlara
yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada
bazen kaybetmek en doğru seçimdir.
Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir. Can Dündar
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
03:27:43
|
|
|
Her Seçim Bir Vazgeçiştir... Hı hıı, doğrudur..
PALYAÇO Doktora gelen adam hastayım der, hayattan zevk alamıyorum.
Açlar aklıma geliyor, yemek yiyemiyorum. Çıplaklar hatırıma geliyor,
Onlarla birlikte üşüyorum.
Her cinayette kendimi suçlu buluyorum. Her katil bıçağının kabzasını
sanki benim ellerim tutmuştur. Her atılan kursun benim kalbime
saplanıyor. Bütün bu toplumun suçları benim omuzlarıma
yüklenmiş. Artik gülmesini unuttum.
Doktor, hastasını omzundan tutar, pencerenin önüne getirir, perdeyi
aralar, parmağıyla karşı duvardaki afisi gösterir. Bu afiste, bir sirk
palyaçosunun reklamı vardır. Azizim, der, su palyaçoyu goruyormusun?
Tavsiye ederim, her gece bu palyaçonun gösterilerine git. Bütün
kederini, elemini, derdini unutursun. Gülmeyi, kahkahayı öğrenirsin.
Hayattan yeni bastan zevk almaya başlarsın.
Hasta başını eğer, Doktor, der, iste o palyaço benim!
Aziz Nesin
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
16:32:06
|
|
|
|
hehehe ben okumuştum palyoçoyu abloş
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
16:46:17
|
|
|
tüüh yaaa, şimdi pişti mi olmuş oluyorum ben yanii...
hay allah..
Sevgilerimi selamlarımı yolluyorum Yiğit kardeşim..

|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
17:11:58
|
|
|
|
pişti oldu abloş
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|