|
| Gönderen | Mesaj |
|
15 Mayıs 2008 Perşembe
19:00:13
|
|
|
Al Götür Beni, Gözyaşının Olmadığı Diyarlara.... Al Götür Beni, Gözyaşının Olmadığı Diyarlara....
|
|
|
16 Mayıs 2008 Cuma
14:55:29
|
|
|
Bu Mektup Sana
Bu mektup sana…hani eskiden canım dediğim sen vardın ya işte ona bu mektup… Belki hüzünlenirsin diye göz yaşlarımı akıtmadım korkma mektuba… Bakarsın hatanı anlarsın incitmezsin bir daha kalpleri diye yazıyorum Korkma ben alıştım yaşamaya senin bıraktığın o kırık kalple… Şimdi nerdesin ne yapıyorsun kimin elini tutuyorsun yada kime aşkım diyorsun bilmiyorum... Ama sakın incitme onların kalplerini… Benim suçum demek ki seni çok sevmemmiş… Yoksa sen bunları yapacak biri değildin,belkide… Hatırlıyor musun o günleri hani birbirimize seni çok seviyorum derdik… Ne kadar güzeldi o günler sana anlatamam çünkü anlamazsın! Hiç düşündün mü bilmiyorum bensiz yapabilir mi acaba diye Ama hiç zannetmiyorum çünkü sen bencil bir kalp taşıyorsun biliyorum… Hani senin için her şeyi yaparım derdim, bende yaparım derdin hatırlıyor musun? Ama sen hiçbir şey yapamazsın çünkü sen sadece arkadan vurursun… Belki hüzünlenmişsindir, dur bekle pencereden dışarıya bak gözünü kapat Ve biraz bekle… Evet unuttun değil mi yazdıklarımı! Hayır deme kendini kandırırsın, beni kandırdığın gibi… Bu arada bizim şarkımız vardı hatırladın mı? Ben hiç unutmadım ki çünkü hep onu dinliyorum… Yalnızlık… Bilir misin bu duyguyu? Ben çok iyi bilirim çünkü aldatan bir kadın gibidir yalnızlık… Karanlığı bilir misin peki? Çok çaresiz kalırsın hani tutunacak dalın kalmaz ya işde öyle bir şey… Nerden bileceksin ki..! Şimdi ben hem yalnızlığı hem de karanlığı yaşıyorum senin umurunda olmasada… Belki geri dönmek isteyeceksin bana Sanacaksın ki bende döneceğim sana Ama yanılıyorsun,sana bir sözüm var ve tüm cesaretinle kazı beynine; - BAZI ŞEYLER AFFEDİLEMEYECEK KADAR BÜYÜKTÜR, AMA AFFETMEK BÜYÜKLÜKTÜR… SENİ AFFETMEK BÜYÜKLÜKSE,BIRAK YALAN DÜNYADA BEN KÜÇÜK KALAYIM!.. Evet…bir şelale kadar hırçın geldi sana belki yazdıklarım; Ama su kadar berrak duygularımla akıttım sayfaya merak etme! Sen zaten merak etmezsin ki!
|
|
|
17 Mayıs 2008 Cumartesi
02:33:06
|
|
|
Gidemem
Bazen daha fazladır her şey
Bir eşikten atlar insan
Yüzüne bakmak istemez yaşamın
O kadar azalmıştır anlam
O zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut
Ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor
Ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar
Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
Bir şiirden bir sözden
Bir melodiden bir filmden
Geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor
Yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden
Bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor
Ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün
Ayrılıktan kaçılmıyor
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür
Ömür imtihanla geçiyor
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem
Unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir
Sezen Aksu
|
|
|
17 Mayıs 2008 Cumartesi
15:19:44
|
|
|
Gözlerdeki DüşümBakmak, derin maviliklere öyle Okyanusun derinliklerinde kaybolurcasına Kürek çekmek,bıkmadan tüm inadına Devası gemilere inatçasına... İşlesede yüreğine ,hırçın tarifsiz dalgalar Yıkılmaz göğüs gerer, gözlerinin mavisinde.
Ve içerim usul,usul öyle derinden Kimsesiz, kalabalık içerisinde Öyle tutulmuşken gözlerine Tutulmuştur titrek ellerim, Bir yetmişlik dibinde gördüğü resime...
Belli etmem gözlerimin karasından gördüğüm maviliği, Kimseye söylemeden sessizce, Silerim tuzlu akan ılık yaşları,
Ardından gamlı halimin neşesinde , Gece gördüğüm gündüz güneşinin, Aya çatan hilal kaşlarının hatırasına, Harman dalı vurur heybetli yüreğim, Eğilir yarin eteğinde, diz vurur İki kol açılırken şükürdeki Allah`a ...
Bir feryat kopar, Yüreğimden, kimse duymaz oysa, Gözleri mavi olan yarimden başka...
Sevgi için, sevgi tadında....
|
|
|
18 Mayıs 2008 Pazar
16:27:16
|
|
|
|
Mavi heveslerden katran denizlere doğru yol alırken sensizliğin akşamında; yelkenleri rüzgara,kendimi de sonsuzluğa saldım yanan geminin koynunda...
|
|
|
18 Mayıs 2008 Pazar
23:56:39
|
|
|
Rüzgarlar yelkenleri hep doldursun ve
gemiler yanmasın hiç...
Hoşgelmişsiniz, hoşluk getirmişsiniz sevgili Ahmet..
çokça paylaşımlar, çokça güzellikler dileğimle..
Sevgilerimle..
|
|
|
19 Mayıs 2008 Pazartesi
11:28:54
|
|
|
Yüreğim Seninle
Dün gece, Oturup da beraber düzenlediğimiz şark köşesine, Ama bu sefer sensiz, Eski yanlışlarımı yazmak geldi içimden.. Yıllara vurdum kendimi,ruhumu-benliğimi.. Ne lüzumu ya da neye faydası varsa bundan sonraya... Eski dostları yad etmek geldi yüreğimden, Bütün resimleri koydum ortaya, Kimler gülmedi,kimler ağlamadı ki bana, Görebilmeliydin sen de bu anı! Hep sen vardır, Yazıtlarda,şiirlerde,resimlerde ve de yanlışlarda Seni suçladım bunca yıldan sonra da, Kırk yılda bir gibisin diyiverdim ardından... Hani bir sevdaya düşersin, Ve her seferinde bu bambaşka sevda dersin ya, İşte ben geçmişe dönüp seni yad ettiğimde İşte sadece bu bambaşka deyiverdim... Sonra gözüm gitmeden bir gün önce Eve getirdiğin soğan çiçeğinde takılı kaldı.. Senin dışında her şey ve Herkes anlam ve önemini yitiriveriyor bir çırpıda. Sen kırk yılda bir gibisin yaban gülüm Yaşam ustam.. Tarlalarda açarsın, bayırlarda, bağlarda Zengin köşklerin bahçeleri yaramaz sana Umut gülüyle,sevgiyle büyürsün sen diz boyu Sen sen oldun ya bu cihanda Gayrı göz yaşı akmaz oldu yanaklarımda Umuda yolculuk başlar son tren vagonunda Ne yolcu vardır bu vagonda benden gayrı Ne de sallanan bir el.. Dünya boş demiştin Bir yazında uzaklardan, Hani bana gelecektin yıllar sonra bile olsa, Gelmedin yaban gülüm Gelemedin belki de Sağlık oluversin bir nefeste Yılların aksi vurmuştur Şimdi yüzüne Sevdaların katmer katmer olmuştur yeryüzünde Cihanda sensizlik zor bana dediğinde, Hak verememiştim ben bu yüreğe. Şimdi hak verdim yaban gülü sensizliğe Ama olsun pişman değilim Yaşıyorsun ya bir yerlerde Benle ya da bensiz mutluluk bardağını Doldurursun sen mezeyle Başın darda kalırsa, Koş gel bana demiştin bir yazında Ama iki arada bir derede kalma sen yinede Yüreğim daima seninle...
|
|
|
19 Mayıs 2008 Pazartesi
18:38:38
|
|
|
Hayatımdan qidenlerr... daha qeri qelmeyi hayal bile etmeyin!! . Hayatıma yeni qirenler qitmeyi düşünürseniz... Hiç beklemeyin!! Kalıp tanımaksa amacınız durup izleyin... BAŞKALARINDAN deqil beni benden öğrenin!!! Zira Ben ; Aradıklarıma SAHİP, Sahip Olduklarıma TUTKUNUM
|
|
|
20 Mayıs 2008 Salı
15:45:13
|
|
|
Aziz Bir Rüya - mezopotamya yusuflarına…- ey züleyha ey çölün sinesindeki esmer fırtına ey geniş salonlardaki yalın ve yalnız güzellik ey kendini kendinden kıskanan rüzgar kanatlı kısrak ey vurgun yüreğinin tutsağı ey züleyha ey mısrın siyah güneşi ey nilin kabaran yüreği ey karagözlü inci züleyha dün gece sen gömülüyken gecenin gizemine herhangi bir zindanında ülkemin yırtık gömlekli bir yusuf düştü gece karası kafa tasımın içinden nil’e kavuştu yusuf yusuf aziz bir rüya oldu yanan yanakların gözyaşı kıvrımlarında kıtlık yaşadı fırat yedi bin sene tigris kan ağladı dembedem soldu cızir soldu botan soldu Mezopotamya nil ağladı ürperdi tuna kirpiklerimde boynu ilmikli nice yüzbin yusuf sallandı züleyha ey züleyha ey ayakları halhallı ey parmaklı kınalı ey burnu hızmalı çöl çiçeği ey züleyha dün gece mısır ve nil ve zindan ve sen züleyha ve sen ateşin kızı ve sen mısrın bahtsızı derin uykudayken göğe ulaştı yakub’un feryad ve figanları darda mütebessim bir mansur vardı ve bir de binlerce yusuf züleyha ah züleyha ey züleyha tükenmedi yusuf’un gözlerindeki mavi rüya ey züleyha kanatlanınca yüreğinden yedi yusuftutan kuşu ellerinle dokun gökyüzüne dokun yüreğine yusuf’un maviyi anla en güzelden en güzel rüyayı dinle boğul maviliğinde yusuf’un züleyha ah züleyha ey züleyha duy bahar tadındaki gülüşlerini / gazellerini yusufun yusuf ne zindanda ne darda ne semada züleyha yokla yüreğini bak yusuf orada orada yusuf yusuflar orada züleyha Necdet Karasevda
|
|
|
20 Mayıs 2008 Salı
17:32:15
|
|
|
Yetinmeyi bilir misin, Sana verdiği kadarıyla hayatın? Hoş, bilsen de bilmesen de Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil Ama olmadı yar Kendini kayırıyor her insan önce Bu yüzden aşka kıyar Giderim, alışığım gitmelere Direndi bu can ne bitmelere Giderim, alışığım gitmelere Gerek yok isyan etmelere
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
05:18:20
|
|
|
BİR GÜNGELİRDE ÇİÇEK YANLIZ SEİN İÇİN AÇACAK OLURSA VE İÇİMDE ANSIZIN BİR HEYCAN DUYARSAM SONRADA HER GÜN HASRETİNİ YAŞARSAM SENİN İÇİN YAŞADIĞIMI SAKIN UNUTMA.........
BİR GÜN GELİRDE YÜZÜMDE YILLARIN DERİN İZLERİ KALIRSA MAZİYİ BİR KEZ DAHA HATIRLAYACAK OLURSAN İÇİMDE ÖZLEM YAĞMURLARI BAŞLAMIŞSA SANA OLAN AŞKIMI BİL VE SAKIN UNUTMA.............
BİR GÜN GELİRDE ÇOK UZAKLARDAN BİR MEKTUP GEÇERSE ELİNE MEKTUPDA ÖLDÜĞÜM YAZIYORSA VE SENDE ARADIĞIN MUTLULUĞU BULDUYSAN BENİM İÇİN MUTLU OLMAYI SAKIN UNUT MA.........
BİR GÜN GELİRDE YOLUN DÜŞERSE MEZARIMA ELİNDE BİR DEMET GÜL VARSA YAVAŞÇA KABRİME KOY VE SENİN İÇİN ÖLDÜĞÜMÜ SAKIN UNUTMA.....
Süleyman Çelik
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
05:18:53
|
|
|
ÖMRÜM, SENİ ÖMRÜMCE...
gecikmiş bir mevsimin yağmuru niye yağsın soluğu kesilmiş yüreği, serinletmeye
Ömrüm, seni sevmekle-- Ne günahlar işledim
İpince bir koruluktun önce Yağmur sonu yaz gökleri altında ışıyan, Uçurtmasız uçarı bir çocuğun Gökyüzünü usulca teyelledin düşlerine.
Sonra turunç kokulu bahçelerinde Fışkırdı ilkgençliğin ilk sürgünü, Tadımlık bir utancı yüzünle paylaşırken Gizlice gülümseyen sendin bir mayıs günü,
Ömrüm, ne sihir ettinse o gün Bir öğle sonu çözüldü kördüğüm, Yaldızlı bir tören aynasında Öbür ben``i sezinledi mayalanmış hüznüm.
Tedirgindi, suçunu itiraf edene dek masum benden, kimi geceler ucuz otellere sığındı; Fersiz günler göğsünde ince ipek mendiller Biriktiren iffetli bir kadındı.
Sanırım sana bedel ince akşamların Eski iskelede kaldı incirli tadı, Çakırkeyif bir annenin göğsünde dinlenen Serinkanlı yüreğin yeni aydınlığımdı.
Sendin o, avcundaki Mine yazısından Tanıdım seni, aşka dil verdi diyetim, Yaralanmış, yağmalanmış yarım yüzyıl sonra Seni uslu kumrular gibi özledim.
Ömrüm, sem ömrümce Törensiz sevdim.
Hüseyin Cahit
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
05:26:10
|
|
|
yani sevdan hayata gülümsemek (Eylem-canlara...)
ne zaman veda etmeye kalksam aşka Sahra Çölü`ne dönüşür sanki dünya uyuşur bilincim sonra soyunur zehir gibi girer koynuma
oysa sesimi karıştırsam rüzgara dondurduğum gülüşün hafızamdan ezgiler fısıldar gencecik ve taptaze geri döner gelir bana
anlatacağım şey yani denizdeki mavi tan atışındaki kızıl güneşteki özgürlük gökteki gökkuşağı dağlardaki çiçekler dayanışmadaki sıcaklık
yani partizandaki azim namludaki kin gözlerdeki yangın dudaklardaki türkü alanlardaki halay alınlardaki yıldız
yani bilinçlerdeki bilim göğüslerdeki onur düşlerdeki devrim inançtaki coşku yürekteki aşk bedendeki can özlem yani sevdan...
yani her sabah türkücan gözlerinin şafağından aydınlık akar odama her sabah sözlerinin ışığında kapıdan dışarıya adımı attığımda seslenirim hayata umutla MERHABA!
Turgay Usanmaz
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
16:16:12
|
|
|
Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!
İçli türkülerden geçerken yollar
Hala diriyken tablada kül
İçimde bir gül gözlerinden ölür!
Gitmek dilerim turna kanı mürekkebimde donduğu vakit!
Kırmak isterim hatrını harın!…
İşte,
Derunumda kuyular sıralarken mütercim
Bir Yusuf dilerim, değilken Züleyha!
Aklımın bir ucundan geçerken kalbimin müstakil bahçelerine
Sen bu meçhulün faili olabilirsin sadece!
-bana kal de!- .b
Sen bu seslenişin kalbi olabilirsin sadece!
Ellerimde bir demet okyanus vardı oysa!
Münferit güller getirdim sana pusat gölgelerinden!
Ölümü hatmettim kanarken gülbank!
Gördüm tuzlanmış yarada kanı
Ebabiller bekliyordu sırtım namluyla boğuşurken!
Gücenmiş yağmurlar getirdim sana çöl diyarından!
Telef olmuş yanlarım ağrıyor şimdi!
Kaç kalmak bana yeter ki?!
Beter kalsan da bu viranede
Sen bu vedanın şahidi olabilirsin sadece!
-bana kal de!- .a leylim kül kaldım
.muradım yangınlarda!
.onikisiekimin
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
16:29:38
|
|
|
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünkü dünya`nın öbür ucunda, Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı.... Kedilere ağladık Kuşların yasını tuttuk. Yüreğimizin yufkalığı Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması Sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili Sevinerek, severek, sevilerek, Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın
Yılmaz GÜNEY
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
05:19:44
|
|
|
Sana, Yağmur Ormanlarından Mektup Gelirse;
Sana, Yağmur ormanlarından mektup gelirse; Sakın kimseye benim yolladığımı söyleme. ------------------------------
Gümbür, gümbür seviyorum seni Tıpkı,Gök gürlemesi gibi. Bu yazdıklarımı; sakın şiir sanma aşkım. Şiir değil. Sadece,şairin sana yürüyen........ ayak izleri
11/02/2004
Mine Özdemirtaş
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
16:37:43
|
|
|
Sen en çok neye, Neyle aşık olursun Böyle katı dururken yüreklere Söylesene?
Masum değiliz, Maskesiz dokunamıyorum artık Yalanlarına İnanmanın aptallık olacağı her üryan dokunuşa
Aşk bitti. Sende ki sonu ne bu hikayenin? Ben bin yıllık bir umutsuzlukla Hala son sayfayı çeviremedim.
Sen; Yazık ki, Aşkla insan olmayı Beceremedin
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı
16:29:14
|
|
|
Bu gece kadehlerim senin için kalkıyor.
Bu gece kadehlerim senin için kalkıyor.
Hemde sol elim ile..
Bilirsin herşeye tersten başlayan yanlarım var!
Bu gece kadehim sana akarken,içerimde hala geçen o sonbahara takılı kaldığımı ve dönüşümün olmadığını düşünüyorum, dalgalanıp bir o tarafa bir de şu tarafa zıplarken, irkiliyorum.
Ardından bir doğum günüm daha geçti sensiz, başka kollarda, başka insanlara bakarken gözlerim,sen geldin aklıma,çaresiz sessiz sessiz ağlamak geldi yokluğunda, fakat yüzüm yoktu bu aptal aşka!
Dürüst olamadın sen bana hiç! saklıyordun beni benden, bazen kendini...
biliyordum herşeyi fakat bir türlü ihtimallerim kesin ganyandan yana olmuyordu,aptaldım sensizliğe...
Bugün burda yitik bir cumayı yaşıyorum, kimbilir sen çok uzaklarda nedensiz neleri yaşıyorsun, buda bir ihtimal ganyanı değil mi?
Çok mutsuzum,ara ara kaplıyor içimdeki matem, yastayımmış gibi oluyor benliğim, tüm organlarım anlaşmış cuma günleri hep bir ağızdan ismini söylüyorlar, ben seni hatırlama taraftarı değilim.
Koparasım var geçmişin takvimin,kafamı duvarlara vurasım,atlayıp son kalkan otobüs ile yanına gelesim var! vakitsiz gidişinin, günahların hesabını ve tüm bu yalanların bedelini ödeyesim var.
Dayanmaz ki ritimi bozuk yüreğim!
Kaderin çizdiğini yaşarken,baskalarının gözlerine bakarken, sen sanıyorum tüm geçmişim ile, uyandığımda ise, sadece rüya olup kalıyorum tüm kabuslarıma.
İkimiz sığamadık o ucu yırtık resime. tökezlenmiştik bir kere,arkasını aramak kalleşce olurdu, öfke ile söylenen tüm sözleri tutmak zorunda kaldık, hani en çok seven sen idin?
-yalandı değil mi? en çok seven yoktu değil mi ortada?
Şimdi;
Ne kapını çalacak halim,
Ne zamanı geri getirecek gücüm
Ne de beni tekrar sevmeni dileğecek dileğim kalmadı
Herşey bitti, birer birer yitip gitti
Camdan idi aşkımız tuzla buz oldu, zaman öyle bir zaman ki,ölsemde ölemiyorum
Ömrümde her rüzgar başka diyarlar açtı kabuslarımı, çok zor günler geçirdim,Başka diyarda,başka 'gece'lerde,başka şehirde çık karşıma yeniden tekrar,
tekrar aşık olacağım sana gece'm...
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
22:50:38
|
|
|
Canına Can Verdim
Canına Can Verirdim
Sen bir nazlı gül olaydın dalına yaprak olurdum canına can verirdim acına toprak olurdum
sen bir damla yaş olaydın başına bulut olurdum düştüğün denizlerden her damlanı bulurdum
sen bir türkü olaydın kıskanırdım rüzgarlardan kalbime koyardım sesini yalnızca ben duyardım
tual olaydın fırçalarıma sevginin rengine boyardım ne okşardım saçını ne öpmeye kıyardım ne elveda eder ne görmeye doyardım
sen de sevseydin beni başımın üstüne gezdirirdim kalbimin içine koyardım canına can verirdim kanına kan veririrdim sende sevseydin beni
sende sevseydin beni yağmur olur yağardım bulut olur ağardım yoluna toprak olurdum dalına yaprak olurdum sen de sevseydin beni
sende sevseydin beni aşkına çıra olurdum pervane olurdum ışığına etrafında döner dururdum
sende sevseydin beni önüne yol olurdum kapına kul olurdum sende sevseydin beni
sen de sevseydin beni canına can verirdim kanına kan verirdim sen de sevseydin beni…
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
04:47:41
|
|
|
UNUTMAK YOK
Bunca zamandır nerede olduğumu soracak olursan "Oldu bir şeyler" demeliyim oturmalıyım bir taşa kararan dünyada, kendini yemiş bitirmiş bir nehirde. Korumasını bilmiyorum yitirdiklerini kuşların Geride bıraktığım denizi ya da çığlığını kızkardeşimin. Nedir bu toprağın zenginliği? Gün neden günle kapanıyor? Neden karanlık gece çalkalanıyor ağzımda? Ve ölüm neden?
Nereden geldiğimi sormayacak mısın? Anlatayım sana; Kırık şeyleri Acılı kapları Sık sık tozlanan koca sığırları ve tutulu kalbimi.
Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler, ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan. Ağlayan yüzlerdir bunlar, Parmaklardır gırtlağımızdaki, ve toprağa düşen yapraklardır. Yiten günün karanlığıdır. Yeşertir kaleleri hüzünlü kanımızdaki.
İşte menekşeler ve işte kırlangıçlar, Sevdiğim her şey Tatlı mesajlar veren günbegün açıkta zaman tatlılığı artan. Kaçamayız biz; Dişlerimizin arasından: Neden kemiriyor boşa giden zaman sessizlik kabuğunu? Ne yanıt vereceğimi bilmiyorum.
O kadar çok ki ölümüz Ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler Ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar Ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler Ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
PABLO NERUDA
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|