|
| Gönderen | Mesaj |
|
18 Haziran 2008 Çarşamba
20:52:09
|
|
|
``Ya biz, binde bir karşımıza çıkan dostluk,arkadaşlık,sevgililik fırsatlarını ne yapıyoruz? Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omuzumuza dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor muyuz? Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir başkasına ,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan geçip gidiyor mu?
Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına sürerken birgün geri dönüp onu deliler gibi arayacağımızı hiç hesaba katmıyor muyuz? Hayat her zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız arkadaşlıkların, eskimeden yıprattığımız dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.
Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kitlenir.
Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları ``BIRGÜN`` geçmişte kalmıştır; oysa, hani şu karşıdan karşıya geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip ``Nasıl olsa ileride birgün tekrar karşıma çıkar `` dediğinizdir. Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir O, boş yere bu sokaklarda aranırsınız...
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
04:35:08
|
|
|
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
10:32:33
|
|
|

Günaydın Elvancım
günü iyi geçiriyor olmanı diliyorum..
Sevgilerimlee..
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:19:43
|
|
|
|
gecenin karanlığından kurtarıpta yüreğini, günün aydınlığına çıkarabildiyse merhaba de yeni güne, doğan güneşe, ağlama artık giden sevgilinin ardında, sana gülüm diyebilen yeni bir can bulduysan hiç çekinme merhaba de.. blue sevdalara
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:43:44
|
|
|
MEVSİMSİZ KAR-- OLa ki yürürüm bir başka aşka Ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe Unutma ki tek aşk olduğum sensin Aşık olduğum değil Karanlıkla süzülüyor içime yıkım Dur diyorum yıkılıyorum Uçurumları başucuma koyuyorum sonra Okşuyorum saçlarını rüzgarda Sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime Gitme diyorum gitme düşüyorum Sonra beni soruyorlar bana Tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça Yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar Önce bir bir sonra hepsi Sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık Uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana Öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta Her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:47:37
|
|
|
Kendime hayret edesim geliyor... Mesela diyorum...saçlarımı kessem... giyim tarzımı değiştirsem... değişir miyim... olur muyum başkası... aynalara küs.... hem yalansız hem ödülsüz yaşayasım geliyor... hani ağlayasım geliyor deliler gibi.. bilmediğim bir yerde bir balıkçı teknesine atlayıp açılasım geliyor... ya da paraşütle atlayasım... ya da hani ne bileyim... raffting yapasım... anlayacağınız çıldırasım... şaşırasım... kendimden ayrılasım geliyor... doğrularımı unutasım
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:47:58
|
|
|
Bazı sabahlar çıkıyorum evden... tanıdıklarıma selam vermeyesim geliyor... sevdiğim şarkıyı dinlemeyesim... dizilerimi seyretmeyesim... güne değişik başlayasım geliyor öpmek istemiyorum...öpülesim geliyor.. sevmek istemiyorum...sevilesim geliyor.. hani 15 likler gibi aşık olasım geliyor.. 15 likler gibi... Dürtüsüz sarılasım... şekilsiz konaklayasım geliyor bir yürekte... Hayatıma kapak yapasım geliyor... yeni bir kapak... Kendime şaşarak....şaşırarak...
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:56:32
|
|
|
Notaları Kurşunlanmış Bir Şarkıdır Yalnızlık ... XII Daha birileri bir yerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce... Ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.Yarayı anlatan, anlatırken; yara ise orada yara olarak yalnız.
Destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim. Herkes kendine göre bir yalnızlıktır...
... XIV
Yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
Seviştiğim gece emzirdiğim gecedir. Özümü katarım ona. Geceyi kanatırım, gece beni kanatır. Geceyi kanatırız, gece bizi kanatır.
Geceler insanlığımız, insanlığımız yalnızlıktır... ... XVII
Şimdi güzel bir deniz karşımda; korkunç çırpıntılı, dehşetli mavi bir deniz tutmuş da bir ucundan b(akıyor) uzaklara...
Uzak, uzaklığında, ben kendi yakınlığımda yalnızım; ortalarda olsam da ortalı yalnızlıktır…
... /Y a n g ı n l a r o r t a s ı n d a n o t a l a r ı k u r ş u n l a n m ı ş b i r ş a r k ı d ı r y a l n ı z l ı k.../ Yılmaz Odabaşı
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
18:23:54
|
|
|
Ve konuşur içim, dudağımı ısırırken düşlerim: "Aşk; ihanetine bile ihtiyacım var... Artık biliyorum... Yokluğunda çoğalıyor yokluklar..."
Şimdi ben, vaktin ağır aksak ivmesinde, bir sigara paketinin arkasına yazmış olduğum imlası alkollü şu satırları okuyorum:
"Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni, son bir hoşçakal ıssızlığını yaşayabilmek için geldim kapılarına korkma ; içeri girecek değilim sadece kapına asılı kalsın istedim dualarım, gözlerim ve tüm düşlerim..."
Bir "Hoşçakal" ıssızlığıyla kalmak nedir bilir misin?......
Bilir misin ardından kapanan kapılara asılı kalan göz bebeklerinin inanılmaz harabeliğini? Tüm anlamlarını kaybetmiş bir alfabeyle, "Lütfen" kelimesini kekeleyebilir misin? Defalarca yutkunarak ve direnmeye çabalayarak gözlerini sürüklemeye hazır sele, nasıl "Kendine iyi bak" denir bilir misin? "Sen de" dendiğinde çoktan dağılmış yanlarını saklayabilir misin?.... Aşkın ihanetini bile özleyecek kadar, Aşkı sevebilir misin?.....
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
21:33:15
|
|
|
kendine iyi bak sözünü hiç sevmem aynen hoşçakal ı sevmediğim gibi..
ı ıı Sen sevBulamadıysan seniSenin gibi sevecek biriniKalbini açtığın, her şeyinle sevdiklerinSevemiyorsa seni senin gibiSen sev kendini, onları sevdiğin gibiSen ara kendini, sesini duymak içinŞiirler yaz kendine, kendini onurlandırmak içinMektuplar yazAşkım diye başlayanHer ne olursa olsun seni seviyorum diye bitenSarıl kendine, okşa saçlarını kendi ellerinleNe mutlu edersin kendini,Bir düşünseneNeden arıyorsun kiSeni senin gibi sevecek biriniSen varsın ya!Mutlu et kendiniBaksana şu kalbineNe kadar büyükDüşünsene bir kereGörebilselerdi bu kalbiNasılda kıskanırdı tüm dünya seniNeden hep yalanlar söylüyor sevdiklerim diyeceğineSen hep doğruyu söyle kendineDürüst ol, güven kendineHata yaptığında kızma kendineYaşıyorum ve öğreniyorum diye sevin yaşamayı Tecrübelerinle de kendine üzülme, Seni acıtanlar olsada çevrendeBiliyorsun artıkSeni hiç kimse sevemez senin kalbinleYumuşak davran kendineKanayan yaralarını sar kendi ellerinlePaylaş her şeyini kendinleVar mı senden daha iyi sırrını tutabilecek biri?Bir düşünseneVar mı bu dünyadaSeni sevebilecek biriSenin kalbinle?
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
21:36:02
|
|
|
Kendine iyi bak bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez Kendine Iyi Bak derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.
"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sıkıp giderler
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:15:39
|
|
|
hadi düş
Yüreğime
kal öylece
Uzat Ellerini
Ruhum Sana Dokunur
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:16:04
|
|
|
|
|
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi
22:57:25
|
|
|
Vur Beni
Yağmur yağarken usul usul şehrin karanlık caddelerine, Haylaz bir rüzgarla açılıyor yine kapım. Karakızım, Benim nazlı kızım; Saymadım bu kaçıncı yağmur senden sonra, Bu kaçıncı çalışı kapımı rüzgarın. Caddeler ıslak, caddeler ağır, Sensiz;karanlık bu şehir. Bilirsin; Yağmur sonrası eşkiya olur yürekler, Boran olur tozu dumana katar. Şiirler yazmayı dener Beceremezsin, Çıkıp dolaşayım şehri dersin, Karanlıktan ürkersin. Masanda hep iki kadeh şarap olur Biri benim diğeri onun dersin İşi çıktı Demincek buradaydı Şimdi gelicek dersin Kadehler bir biri ardına yenilenir sabahlar koştura koştura gelir... Sevdalarda usta sayarsın kendini, Ama bir gün biri çıka gelir, Tutar ellerinden, Öğrettir yürümeyi yağmurlarda. Şimdi bir hayal perdesi iniyor şehrin üzerine Ağır ağır kuşlar ölüyor kaldırımlarda Toplamış pılını pırtısını çiçekler Tutunacak bir el aramaya gidiyorlar başka baharlarda Gözlerin gecemi aydınlatırken Dudakların korkularımı siliyor yeryüzünden Şimdi dağlara çıkma zamanı Bir isyanın gebeliği var düşlerimde Şimdi şiir yazma zamanı. Demiştim bir keresinde sana; `Suskunluğun mavzer gibi; Nezaman patlasan bir parçamı götürecek gibisin.!` Karakızım, Benim nazlı kızım; Şimdi zamanıdır Vur beni...!
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
19:29:54
|
|
|
Gülüşün mavi olsun birtanem Baharı müjdeleyen gökyüzü gibi Bakışların mavi olsun birtanem Sıcacık içten sevgi dolu baktığın için Tenin mavi olsun birtanem Yumuşacık bir ten İpeksi bir dokunuş gibi Adın mavi olsun birtanem Mavi gibi saf ve temiz Tıpkı sen tıpkı sevgimiz gibi...
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
19:30:37
|
|
|
Sen... Yüzümdeki gülüşlerin, ellerimdeki terlemenin, yüreğimdeki deli atışın sebebi... Her gece uykum, her sabah güneşim. Yıldızım, ayım, akan kanım. Bitmeyen masalım. Bahçedeki çiçeğim, çiçekteki rengim. Gökyüzüm, denizim, mavim sen...
Sevdamın adresi, aşkımın menzili, içkimdeki tat, yaşadığım hayat sen... Sebebim, niyetim, geleceğim, geçmişim, bilinmezliğim, belirsizliğim, kararlılığım, kararsızlığım sen... Bitmez yolculuğum, sonsuzluğum. Sen, gözüm elim, yüreğim. Beyaz kelebeğim, bebeğim sen...
Hani gidecek olsan, yollarına sererim tüm kır çiçeklerini. Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle. Üzülecek olsan, içim erir, kalırım öyle. Seni bir üzen şey beni bin üzer inan. Kırıyorsam seni, bu benim densizliğimdendir, şaşırmışlığımdandır. Kendimle kavgalıyım ben. Bir yanım sana tutkun, bir yanım çok bencil. Kayboluşlara vuruyorum kendimi, seni üzdüğümü bilmeden. Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum. Ah ben, nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen... Bakma bana birtanem, içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme sakın bunlarla...
Seni bilirim ben, bir tek seni. Seni söylerim, seni duyarım her yerde ve her zaman. Sensiz olmaya gücüm yok, sensizliğe katlanmak benim harcım değil. Seni her şeyinle, ay parçası yüzünle, duruşunla, gülüşünle, bakışınla, konuşmanla, çocukluğunla, olgunluğunla, kızgınlığınla, şaşkınlığınla, güçlülüğünle, zayıflığınla kabul etmişim bir kere. Ne değiş, ne de değiştir beni. Biz böyle sevdik birbirimizi. Seni sen yapan ne varsa kabulümdür hepsi.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan, hangi göğün altındaysan önce o sonsuz maviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlara bak. Aşkımı, yüreğimi, içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum, tut onu. Tut ve bırakma... Ben maviyi sende buldum, beni başka renklerle kandırma
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
19:43:36
|
|
|
Ben Hangi Mevsimlerdeyim Biliyor Musun
Bahar Geldi Dedin, Kuslar Civildayacak Yine Günes İsitacak Tenimizi, Kanimiz Kaynayacak Taze Umutlar, Sicacik Sevdalar Patlayacak Yüreklerde Sen Hangi Dünyalarda Yasiyorsun Be Gülüm? Yada Ben Hangi Zamanlarda, Hangi Mevsimleri Yasiyorum Biliyor Musun?
Var Mi Böyle Bir Dünya ? Sevgiklerin Deger Buldugu! Yada Böyle Bir Zaman ? Hic Bir Mevsime Yakismayan İkimizde Hakliysak Eger Ya Biz Dünyanin Hep O Karanlik Yüzünde Yasadik Yada Hayat Deneni Hic Anlamadik.
Sen Bana Günesten Bahsediyorsun Benim Yüregime Hic Dogmadi Ki O Günes! Hic İsitmadi Ki Ellerimi!
Sen Bana Ciceklerden Bahsediyorsun Ben Ciceklerin Seklini Bile Bilmem Rengini Hic Görmedim Ne Yüregime Tohumlari Ekildi Ne De Tomurcuga Durdugunu Gördüm!
Sen Bana Umutlardan Bahsediyorsun Umut Dedigin Nedir Ki?
Ben Bir Yüregimin Kanayislarini Bilirim Zincirlerini Hissederim Sadece Kirilislarsa Umut Dedigin Vurulmaksa Ardarda Sebepsiz Yada Kurak Topraklarsa Sözünü Ettigin Ben Onlari Cok İyi Bilirim Yani Karakis Ayazini Yüzünü Kesen Rüzgarlari...
Ama Bana Baharlardan Söz Etme! Sen Hangi Dünyalarda Yasiyorsun Be Gülüm? Yada Ben Hangi Zamanlarda Hangi Mevsimleri Yasiyorum Biir Misin?
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
15:46:04
|
|
|
Tüm renkleri aldım elime BENİ bulacağım içinden SİYAH oldum birden Beğenmedim SİYAH beni Kara Kara Kapkara olamadım hiç KIRMIZI oldum Fazla ışık saçtı.... Yaktı yıktı savaştı Bu da olmadı..... YEŞİL olabilirim gibi Evirdim çevirdim... Uysal mı uysal çokda durgun Yok yok bu fazla geldi bana SARI mı acaba..... HAYIR ASLAA Hastalıklı düşünceler gibi.. MAVİM suskun Aldım elime Ben işte MAVİDE Durgun , hırçın , ama çılgın Sevgi dolu , gülüş dolu . Beni buldum MAVİDE İşte ben işte MAVİ MAVİCE düşünce MAVİCE hayat MAVİCE gülüş VE dosta dost Düşmana da dost MAVİCE, Benim işte.. MAVİ BENDE BEN MAVİDE
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
16:34:45
|
|
|
Günah mı?
zalim bir kadına gönül verdim günah mı deli gibi sevdim taptım ona günah mı neler umdum neler buldum gunah mı ellerinden tutup öptüysem günah mı
gönlüme zincir vuramadıysam günah mı vurgunum sana benim gibi sevmek günah mı sesini duymazsam seni hissetmezsem günah mı kim ne derse desin benim gibi seven varsa gelsin
bu günahın bedelini çekmek için canımı veririm senin için dünya bir yana aşkın bir yana yeterince bedel ödettin bana
GÜNAHIMA GİRDİN EN SONUNDA
|
|
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:08:30
|
|
|
evet hocam kendi günahlarına kurban ettiler
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|