Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > yeşilgözlüm ve dostluk

yeşilgözlüm ve dostluk


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
3 Haziran 2008 Salı 10:15:22
 Can Yücel ne güzel anlaymış..

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Haziran 2008 Salı 19:19:09

Mavi bir ışığım vardı

Bir de sen

Kimdin?ismin neydi?

Gözlerin ne renkti ?

Ama yanımdaydın

Tanıdığımdan beri...

Bir sonbaharı daha yaşarken

Düşen son yaprağı buruk izlerken

Hayallerimde düştü son yaprakla

Kimdin?

Bir ismin varmı?

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Haziran 2008 Salı 19:22:20

kalbimiz güzel olan şeyler için atıyor bizim elvan

kötülük sahibinedir



paylaşımlarında fena degil

desemde inanma çünkü

çok güzelller

dost

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Haziran 2008 Salı 20:03:24
Suya Yazılmış Sevdaydık Seninle



Suya yazılmış bir sevdanın, vuslata gebe kalmış umudun ölümsüz satırlarını yazıyorum yıldızların gözbebeklerine. Mürekkebini yüreğimizin sevda kokan çağlayanlarından alan bu aşkı yazıyorum Melek’lerin ıslak kirpiklerine. Arsız dikenleri ayaklarımızla ezip vuslat yolculuğundaki pamuksu düşlerimi anlatıyorum bizi dinleyenlere. Seni ve ölümsüz sevdamı suya yazıyorum çünkü sevdamız su gibi berrak, su gibi saf ve güneş gibi sıcak. Aldığımız her nefes umuda ve mutluluğa sunulmuş adaktı. Kazanan biz olmalıydık çünkü beyazı giyindik sevdanın. Aşkın yüce duygularında nefes aldık ve suyun duruluğundan güç alarak yalnızlığın üzerine delicesine yürüdük.



Hatırlıyor musun bu sevda yolculuğunda nice uçurumları aştık seninle? Karanlık ve puslu yollardaki arsız ayazları ezerek nice kaldırımları aşındırdık. Üşüdük mevsimlerin sıcakla olan dansında. Üşüdük çünkü sevdamızın yollarında umutlarımız kaç kez esir alındı. Kaç kez yüreklerimiz hain sorgularda acılara gebe kaldı. Ama pes etmedik ve yenilmedik. Sevdamızı içimizdeki kelimelere saklayıp umuda gülümsedik. Ayaküstü yaşanan sevdalardan değildik biz. Küçük ve ağrısız pusulara diz çökecek kadar, elleri kanlı cellâdın topal dizine boynumuzu bükecek kadar kırılgan değildi bizim sevdamız. Acıya inat, yokluğa inat büyüyen bir aşk hikâyesiydi bizimkisi. Gecenin güneşe beslediği ve ateşin suya içten içe gizlediği sevgi gibi imkânsız heves değildi birbirimize duyduğumuz aşk. Altı çizili kelimelerin anlatmakta aciz kaldığı bir duygu sağanağıydı hislerimiz. Birbirimizi uzaklardan görsek, avuç içlerimiz sebepsizce terlemeye başlar, dilimizdeki kelimelere sevdanın prangaları vurulurdu. Tek bir söz etmeden saatlerce gözlerimizin içinde Cenneti solurduk. Utangaçlığın bu kadar güzel yakıştığı yanaklarımıza kelebeklerin ince sevdaları dokurduk..



Pusulara kafa tutup yalnızlığa karşı süngüsüz savaştık. Süngüsüz savaştık çünkü bembeyaz sevdaya kan ve isyan yakışmazdı. Aşktan öte,yüreğimizden öte silahımız yoktu. Mermisi çicek olan bir silahın peşinde nice engellere göğsümüzü siper ettik seninle. Karanlıklara inat hep mayasız geceleri aşındırdık kırgın kaldırım taşlarını ayak uçlarımızla ezerek. Oysa ayaklarımız çıplaktı. Pamuksu bir yolculuğun peşinde sürüklenirken nerden bilebilirdik ki yollarımızda çicek diye suskun dikenlerin ekildiğini, nerden bilebilirdik ki gecelerimize yıldızların yerine karanlıkların serildiğini? Kanasa da ayaklarımız, vuslatı tuz diye kanayan yaramıza sürüp umut kokan sevdamıza yürüdük. Pusular kurulsa da yollarımıza, aldırmadan aşkımızı baharların gülüşlerine ördük..



Nice uçurumları aşmışken kan ter içinde kaldı yüreklerimiz. Ilık meltemler aradık sırtımızdaki teri silmek için. Bulamadık ama üzülmedik. Ilık nefeslerimizi birbirimizin tenine sürüp karanfil kokan terimizi gülüşlerimizle sildik. Yalınayak yürüdük bıcağın üstünde. Yıldızları sağıp gökyüzünden aydınlığın içinde yıkandık. Bu sevdaya yüreğimizi koyduk. Kirlenmemiş köpüklerde yıkanmış ölümsüz sevdayı tüketmedik. Aksine tek nefeslik sevdamıza vuslatı ekleyip nice yanık türküler ürettik bu pamuksu yolculukta.



Mavinin göğsüne su misali beyaz sevdamızı yazmak için çıkmıştık yola. Ve söz vermiştik Cennet kokulu vuslata.Yol üstündeki tek nefeslik molalarımızda, arsız ayazlarda toprağa boynunu çevirip umuda küsmüş çicekleri güneşe çevirdik. Susuz kalmış çardak kuşların dudaklarına zemzemi değdirip sevdamızın ak sütüyle emzirdik. Her şey gül gülistanlık değildi oysa. Her an nefesimizde hissediyorduk kanlı pusuları. Bir kapatsak gözlerimizi karanlığa; darağaçlarımız hazırdı oysa. Ve ikindi vakti ayrılıklara kefensiz gömülmek için hazırdı musalla taşımız. Onca acıya, onca ayrılığa inat korkmadık, sevdanın korkuyla işi olmazdı çünkü. Gerekirse bu yolda diklenen arsız yangınlara kafa tutacaktık. Ve yumruklarımızı bıçağın ucunda bileyip kaygısız fırtınanın boğazına dayacaktık sevdamızın kararlılığını. Olmadı mı göğsümüzü siper edecektik. Çünkü söz vermiştik vuslata ulaşmaya. Kör kuyularda kalsak da umudun merdivenlerini birer birer çıkıp aydınlığa çevirecektik yüzümüzü. Karakışlarda sevdaya yenik başlasak da kelebeğin sırtına vuslat diye motifleyeceğiz naif gülüşümüzü..



Sevda hamalı olduk bitmek bilmeyen yokuşlarda. Sırtımıza nice ayrılık çuvalları yüklendi. Yılmadık, kızmadık. Sadece sustuk ve içimizden dualara sarıldık. Ne zaman yükümüz kaburgalarımızı esecek olsa; ağır yükümüzü rüzgar boynuna asacaktı..İsyanlar büyütmedik dilimizin ucunda. Çığlıklara bürünmüş ateşten kelimelerimizi boşa harcamaktan sakındık. Dilimizden sürgün eyledik umutsuzluk kokan satırları. Çünkü su kadar narin bir sevdaya isyan yakışmazdı. Bir an çığlıklarımız büyüse, dilimize gem vururduk. Çünkü bize ağlamak bize kalleşce isyan etmek değil, savaşmak yakışırdı. Savaş diyorum sevdayla kör ayrılığın savaşıydı buydu. Vuslat yolculuğunda üzerimize gelen nice fırtınaları yakmadık mı? Engin okyanuslara yüreğimizi yaslayıp bir avuç su damlasına gül kokulu sevdamızı yazmadık mı? Ilık rüzgarla gelen sevinçlerimizi vuslatın dudaklarına kazımadık mı?



Umuda ve mutluluğa giden bu pamuksu yolculuğun sonunda sevdanın ellerinden zemzemi içeceğiz. Avuçlarımızda karanlıkları ezip gümüş damlaları serpeceğiz dolunaylı gecelere. Yetim çocukların gülüşlerini ekeceğiz vuslat bahçelerine. Adlarımızı sonsuzluğa bırakıp tek yürekte Cennetin güzelliklerini içimize çekeceğiz. Gülüşlerimizi acıya adak diye serip umuda ve sevdaya Anka’nın kanadında delicesine gülümseyeceğiz. Karanlıkları göğe gelin edip baharlardan kalma çicekleri kelebeğin yüreğine işleyeceğiz. Ayrı bedenlerimizden feragat edip tek nefesimizle hayatın ılık sularında gezineceğiz.Bize, bembeyaz bir sevdaya da ancak böyle güzellikler yakışır. Pes etmeden ve h

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 03:13:34

 

Arkadaşlar fena menaaa katiiiiyyyeennn kabul edemeyeceğiiimmm özürlerimleeee...

 

Çok özel bir grup, farkındalıklar boyutuna geçmiş çok özel insanlar, çok özel ve güzel paylaşımlar var hep buradaaaa, zateenn başkacada olabilemeeezz diye düşünüyorum beeen.. öyle olunmasa buradaki tüm konu başlıklarımız özel bir hazine haline gelemezdi, zaman içerisinde müthiş bir arşivimiz olacağına inanıyorum hep birliktee... harikasınııızz... ve farkındasınııız, farkındasınız ki hep birlikte bir sürekliliğimiz vaaarr... ve yine farkındasınız kii hep birlikte buradayııız...

Ebruli Saatlerde, arasam bile sıradan olan hiçbirşey bulamıyorum, bu yüzden müthiş keyif alıyorum, umarım bu keyfi yansıtabiliyorumdur da... Hepinizi seviyorum,

ve yine bu arada hoşgelmişsin hoşluk getirmişsin Elvancım diyorum.. 

Sevgilerimi yolluyoruum...

 

benim arkadaşım;
SIRADAN olmalı...
SIRA`dan bakmalıyız herşeye...
mesela;
birlikte SIRA`dan çay içmeliyiz,
gitmeliyiz SIRA`dan yerlere...
kimse SIRA SIRA olmamalı oralarda...
yani;
LAYLAylom olmamalı!
öyle SIRAdan olmalı ki;
birlikte şarkı söylemeliyiz SIRA SIRA...
SIRAdan sevgi sunarken,SIRAlar ve SIRAdakiler sarsılmalı....
gümbür gümbür SIRAlanmalı!
"deniz ve martı" dediğinde SIRAdan cevaplamalı,
"sordular seni neredesin" dememeli....
SIRADAN olmalı benim arkadaşım...
mesela;
SIRAdan gülücük vermemeli,
yürek taşımalı SIRAdan...
ki ben o yürek karşısında SIRAMa gireyim...
velhasıl arkadaşım;
zehir zemberek SIRADAN olmalıyız!
öyle ki;
SIRAdan olmayanlar, secdeye durup SIRA SIRA olmalı!..


 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 12:41:17
Bir süre sonra sevmeyi değil sevilmeyi seveceksin. İstesen de sevemeyeceksin artık . biliyor musun deli gibi sevilmek bile bu acı kadar tatlı gelmeyecek sana. Mahkumsun yaşamaya. Elin kolun bağlı , o gitti artık UNUT ! yada MUŞ gibi yap. Sus … İsyan etme ne olur, acın canımı acıtıyor

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 12:47:41

 

Bazan merak ediyorum, insanlar daha çok sevmeyimi istiyorlar yada sevilmeyimi çoklukla,

sevmek içinmi seviyorlar yoksa sevilmek içinmi seçiyorlar sevmeyi,

yada sevildikleri içinmi sevmek akıllarına geliyorda seviyorlar,

merak ediyorum sevginin akrep ve yelkovanı nasıl işliyor,

hangisi hangisini kovalıyor  çoğunlukla..

bu konunun geneli ve istisnaları hangi kıstasın parantez içinde..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 12:53:22

 

Merhaba Elvancım hoşgeldin, kendi adıma ben iyiyim canım, umarım sende iyisindir..

öğle tatilindede ne kadar felsefe yapılırsa artık işte, derin bir konuya dalıverdik birden..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 12:56:21

alo abla ne oldu pabucum damamı atıldı küstüm ben sana hani bana slm.elvan sanada küstüm elvan



Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:00:44

tşkler ben küstüm size

Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili… Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:03:54
yosun gözlümmü yoksa cennet gözlümmü oluyor yeşil gözler

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:07:06
Sevgi dolu bir sözcük, en soğuk günde bile insanı ısıtabilir

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:07:31
Sevgi göklere açılan geniş ve nurlu kapıdır. Yüreğinde bu hissi taşıyanlar asumana çıkan kapılardan sorgusuz sualsiz geçerler. Güneş gibi parlar nurdan çehreleri… Yüreğinde sevgiyi başköşeye oturtanlar, ateş denizlerinde mumdan gemiler yüzdürmeye muvaffak olurlar.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:08:02
Yaşadığımız bu yoz çağda yeryüzü sevgiye ne kadar da muhtaçtır. Oysa bu cevher bizde fazlasıyla mevcuttur. Fakat paylaşmayı hazmedemeyenler, zihinleri nefret ve haset afyonuyla uyuşturarak idrak kabiliyetini yok ettiler. Maddi varlıklar paylaşıldıkça azalsa da, sevgi paylaşıldıkça artan bir değerdir

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:08:24
 Bir narın içinde nice nar taneleri gizlidir. Her bir tohum nice ağaçlar saklar haznesinde. Mevlana Hazretleri`nin dediği gibi "Bir mum, başka bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez." İşte onun gibi sevgi de paylaşıldıkça tükenen değil, artan bir değerdir. Fakat dünyayı ateşe verenler, çıkarlarını kin üzerine kuranlar; sevgi ve birlikten vebadan kaçar gibi korkup kaçıyorlar. Lâkin kaçtıkça çukurlaşıyorlar.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:10:19

benim emirhanında    (bebi

şimin)gözü renkli

süper yakışıyor

insana



Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:14:37

eyvvalllah elvan

herkese iyi evlat nasip etsin

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:16:10

size mutlu sohbetler ben gider.
abloş ses yok suskunusun kagve molasındamısın(yasmin)

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:17:26

uzaklık neyse yorumsuz kalayım  elvan



herşeyden önce insan kendi olmalı ne olursa olsun aynadaki yansıyanı degil içindeki iyiligi bilmeli

mutlu kalın

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 13:20:57
   k

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa