|
| Gönderen | Mesaj |
|
5 Ağustos 2008 Salı
15:28:40
|
|
|
Aşk Böyle Bir Şey Demek ki!!!
Eğer, O`nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğini... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsan gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsan bu hislerin... O`nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O`nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O`ndan söz edilince yüzün, senden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
Ve O, her durduğun yerde duruyor, Her baktığın yerden sana bakıyor, sen keyiflendikçe gülüp, Hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri O`nun yaşadığı yer, en güzel kokusu Bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... Hayat O`nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O`nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan O`ysa... her filmin kahramanı O... Her roman O`ndan söz ediyor, her çiçek O`nu açıyorsa... Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez Özlem saç diplerinizden çekiştirip beynini acıtıyorsa,
İştahın kapanıyor, iştahın açılıyor, iştahın şaşırıyorsa... İştahın, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... Elin telefonda yaşıyor, işaret parmağınla ha bire O`nu tuşluyor, dara düştüğünde kapıyı çalanın O olduğunu adın gibi biliyorsan... Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O`na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsan...
Kokusu burnundan, sureti gözünden, sesi kulağından, teni aklından silinmiyorsa bir türlü... Özlemi, sol memenin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsan gün boyu... Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsan... O`nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; Bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O`nun yüzü suyu hürmetine... Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu seni zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsan ve bütün bu hallerinde sen bile akıl erdiremiyorsan kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
Bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayakların "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve sen kendine rağmen dönüyorsan, Sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...
O halde bugün senin günün!.. Çok yaşa ve de `sen de gör.
|
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
18:31:40
|
|
|
Aşk ve sevgi arasında gidip gelmeler, tanımlamalar, deneyimler, yorumlar yorumlar yorumlar, her kişinin yaşadığınca farklılaşan anlamı, yaşanıp yaşanıp eskimeyen, tüketilemeyen, meraklanılması hiç bitmeyen aşk ve onu kucaklayan sevgi, her ikiside güzel şey...
Füsun Önal da demiş hemi de güzel demiş..
"AŞK, ÇİŞ GİBİDİR GELİNCE TUTAMAZSIN"
İlginç bir tarif duydum geçenlerde bir filmde. İşte aynen böyle diyordu adam arkadaşına. Komik ve romantizmden uzak ama valla doğru bir benzetme. AŞK kapıyı çaldı mı, kimse önüne geçemez duygularının. Tutamaz, kapıp koyuverir kendini AŞKın yakıcı rüzgarına... Savrulur, kavrulur... Kendini bir anda AŞKın kollarında bulur.
AŞK yıkıcıdır... SEVGİ ise yapıcı... Biri alev alevdir... yakar, kavurur... Diğeri güvenle yanıp, sakin sakin ısıtır.
AŞKta gözler kördür... Aşık olan, görmek istese de göremez olur görmesi gereken şeyleri...
SEVGİ ise her şeyi gösterir insana... Şefkati, güveni, özlemi, dürüstlüğü... Hataları, günahları, sevapları... Her şeyi görerek, bilerek sever insan. Umulmadık şeyler sonradan sürpriz olmaz yani.
SEVGİ öğreticidir de. Sevgiliyle hem dost, hem de arkadaş olabilmeyi severek öğrenir insan. E-tabii seks, neşe, eğlence de SEVGİyle dolu dolu yaşanır ama SADECE öpüşüp koklaşmak, gezip-tozmak, sevişip yatmak yetmez. Dostluğu, arkadaşlığı da yakalamayı bilmelidir insan...
SEVGİyle birlikte dostluğu, arkadaşlığı yakalamayı becerenler, daha sağlam bir birlikteliğe adım atmış olurlar.
SEVGİ, güven vericidir. İnsan sevildiğini bildikçe, kendini güvende hisseder. Güven duygusu, zamanla insanın içinde “güç”e dönüşür. Güçlü hissetmek insanı mutlu kılar. Hayata, farklı gözlerle bakmasını sağlar.
SEVGİ duygusu ile dolu bir kalp taşıyan kişi, olumsuzlukları daha bir sabırla karşılar, aksiliklere olgunlukla karşı koyabilir.
SEVGİ, dürüstlüğü barındırır içinde. Sevdikçe, yalan söyleme isteği kaybolmaya başlar insanın içinde. Yalan söylemek zorunda kalınırsa eğer, SEVGİ, küçük ve masum yalancıkları affetme gücü verir insana.
Sevip, sevildikçe huzur kaplar insanın tüm benliğini. Her şey daha bir güzel görünür insanın gözüne. Deniz daha mavidir, ağaçlar daha bir yeşil... Şarkılara neşeyle mırıldanarak eşlik eder sevenler... Sevmediği, sinir olduğu şarkılar bile hoş gelebilir sevenlerin kulağına.
Sevenler birbirlerinden uzakta yaşasalar da, güven duygusu yok olmaz onların içinden...
AŞK ise şeytanla işbirliği halindedir.
“... Şimdi ne halt karıştırıyordur acaba? Yanında kim bilir kim var! Kim bilir bu gece yatağına kimi atmıştır! Benden başka kim bilir kaç kadına aynı şeyleri söylemiş, aynı şeyleri yapmıştır! Geçen gün cep telefonunda isimsiz bir mesaj vardı. Numarası özeldi, görünmüyordu. Geçen gün bara gittiğimizde “Bizim şirketten” diye tanıştırdığı kadından gelmiş olabilir mi o mesaj? Yoksa o kadınla arasında bir şeyler mi var? Ooofff! Tanrım deli olacağım, telefonu da cevap vermiyor. Tabiiiiii “meşguldür” şu anda da ondan açamamıştır telefonu!.....”
Ya da: “... Bu kıza güvenmemeliydim. O oğlana da pas veriyor olabilir. Geçen gün her zaman sürdüğü parfümün yerine başka bir koku sürmüştü. Kim bilir kim hediye etti! Saçlarının rengini ve biçimini de benim için değiştirdiğini söylüyor ama inanmıyorum. Bu gece kız arkadaşında kalacağını söyledi. Kim bilir ne haltlar karıştıracaklar! Geçen gün cafede otururken bir oğlanla merhabalaştı. Acaba beni onunla mı aldatıyor. Ööööfff! Tanrım deli olacağım, telefonu da cevap vermiyor. Tabiiiiii “meşguldür” şu anda da ondan açamamıştır telefonu!.....”
Bu gibi düşünceler “Güvensizlikten” düşer insanın aklına-fikrine. Kendine olan güvensizlikten... Karşıdakine olan güvensizlikten... Bu güvensizlik hissini de, AŞK verir insana. Kuşkuyu beyinlere kazır. Ve insanda ne huzur bırakır, ne de keyif!
Gelelim AŞK ateşine düşenlere... Onlar mutluluktan uçtuklarını sanırlar. Her şeye, her yere bakarlar ama görmezler. AŞK, kör etmiştir gözlerini.
Ne kötü huyları, ne kötü alışkanlıkları, ne yalancılığı, ne aldatmaları, ne işsizliği, ne de parasızlığı, kısacası hiçbir şeyi görmez olur AŞKIN tuzağına düşenler.
Aslında AŞK, tsunami misali yıkar geçer ortalığı... Pençesine aldıklarını yakar, yıkar, siler, süpürür. Süründürür... Ağlatır... İnletir... Sevinince de, üzülünce de, hatta durup dururken bile göz yaşlarını sel gibi akıttırır....
AŞIK olanlar kendilerini an gelir dağların tepesinde uçar gibi hissederler. Sevinçten, mutluluktan, heyecandan... Sonra belki de ortada fol yok yumurta yokken, bir anda kendilerini göz yaşları içinde bulurlar. Kıskançlıktan, kıskançlıktan, kıskançlıktan... Şüpheden, güvensizlikten ve yine kıskançlıktan.
AŞK acısı çekmiş biri olarak, sadece gençlere değil, (çünkü aşkın yaşı olmaz) valla herkese olabildiğince AŞKtan uzak kalmalarını, ama ille de AŞKı yaşayacaklarsa, çekecekleri acıları, akıtacakları göz yaşlarını hatırlatmak isterim. Benden söylemesi, gardınızı alın valla.
Nietzche ne demiş: “Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin.” Yani bu dalgaya kapılacaksan, düşmekten korkmayacaksın. AŞK böyle bir şey işte...
Amaaa, SEVGİ her zaman daha güven vericidir. Ben taaa Kolej yıllarımda AŞIK olduğum “Uzun Boylu Çukur Çeneli” sevgilimle birlikte olana kadar iki evlilik yapmama ve hayli sevgilim olmasına karşın, Ona olan içimdeki AŞK hiç tükenmemişti.
Onunla yıllar sonra birlikte olduğumda, kalbimi, vücudumu, bedenimin her zerresini dolduran AŞK ateşi ile üç yıl boyunca yanıp tutuştum. Kıskandım... ağladım... şüphelendim... ağladım... En mutlu anlarımda bile için içi
|
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
18:32:24
|
|
|
devamı ;
Onunla yıllar sonra birlikte olduğumda, kalbimi, vücudumu, bedenimin her zerresini dolduran AŞK ateşi ile üç yıl boyunca yanıp tutuştum. Kıskandım... ağladım... şüphelendim... ağladım... En mutlu anlarımda bile için için kendimi huzursuz ettim. Aslında beni huzursuz eden tutulduğum AŞKın ateşiydi.. Sonra ayrıldık...
Araya giren uzun yıllar boyunca içimdeki AŞK hiç tükenmedi Amaaa... bana acı veren AŞKı nihayet SEVGİye dönüştürmeyi başardım. Ondan sonra sakinleştim. Huzursuzluk, huzurla yer değiştirdi.
Ayrı geçen yıllar boyunca başka birliktelikler yaşamama rağmen Onu düşünmekten vazgeçmedim. Uzaktan da olsa, her zaman Ona SEVGİ yüklü pozitif düşüncelerimi ışınladım. Ve sonunda ne oldu biliyor musunuz? On iki yıl sonra yine birlikte olmaya başladık.
Şimdi ayrı şehirlerde yaşıyoruz. Aramızda kilometreler var. 14 Şubat’da birlikte olmayacağız.
Ama Ona güveniyorum. Çünkü Onu SEVİYORUM. İçim huzur dolu Çünkü Onu SEVİYORUM.
İyi ki AŞK ateşi ile kavrulduğum günlerim geride kaldı. İyi ki artık sevmeyi SEVİYORUM. Haaa, sanmayın ki Ona AŞIK olduğum yıllardan dolayı pişmanım. Asla... Çünkü: “AŞK pişman olmamaktır.”
Ama SEVGİNİN, SEVMENİN huzuruna kavuştuğum için de çooooook mutluyum.
Benim için her gün 14 Şubat... Darısı herkesin başına...
*** FÜSUN ÖNAL**
|
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
18:34:42
|
|
|
|
AŞK ise şeytanla işbirliği halindedir
|
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
19:22:00
|
|
|
gitaristin duyguları... Basen sahnenin ortasında yalnız kalırsın farkında dilsindir ama orda sadece sen varsındır… Ne seni dinneyen bir kişi nede izleyen..sadece sen varsındır…ve yinede sen çalarsın azından, içinden dökülen tüm akorları tüm kelimeleri…kendini dinlersin bi an kimsenin ulaşamayacağı bir yerdesindir..ve sadece sen varsındır.içinden geçenleri,düşüncelerini annayacak kimse yoktur.bi an kendinle cebelleşirsin,kendini yersin,kendini yok edersin,çığlıklar atarsın ama ııı seni dinneyen yoktur farkına varmadan çalmaya devam edersin sonsuzluğa ulaşıcakmış gb bi ümit bi his olur içinde ama annıyamassın aslında faydası yoktur bilemessin,ve başaramassında oraya ulaşmayı ne kadar çabalasanda hepsinin boş olduğun farkına varırsın zamanla…ve solo çalmaya başlarsın ve o derinden kulaklarına kadar işliyen ses seni ifade eder.aslında o sesle ne kadar çok ortak yönün vardır farkına varırsın..o ses sadece seni etkiler ve sadece sana dokunur..ya sen sen kime işlersin sen kime dokunursun?tabiî ki kendinden başka hiç kimseye…o an aklından tüm gelmişin,geçmişin geçer düşüncelerin sana bi çıkış kapısı bulamas ve annarsınki sadece kocaman bi hiçsindir…içini sarar ve kıpırdıyamassın…sen sadece bi hiçsindir..ve bi andaa tüm yaptıklarının farkına varırsın,tekrar bakarsın önüne ve yine farkına varırsın seni izleyen kimsenin olmadığını ancak bu sefer aklın başındadır..umursamazsın ve vazgeçmeye çalışırsın,çabalarsın fakat bunuda başaramıcanın farkına varırsın ve her şeye bıraktığın yerden devam edersin….bu işte öle bişey……..!!!
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
00:36:18
|
|
|
Gelmeyeceğimi Düşünme
Acılarında yüreğinde bulamazsan beni Arama beni ; zifiri karanlıklardayım Gelmeyeceğimi düşünme asla Bir gün güneşe çıktığımda Kahverengi gözlerini bırakacağım yüreğime Gülüşünle baharları sunacağım gözlerime Ellerin yangın, gözlerin fırtına yeri olsa da Yeminliyim bir gün Bir avuç güneşimle sana gelmeye.
Yağmur sonrası gözlerinde bulamazsan beni Arama gözlerimi ; kelebeğin gözyaşlarındayım Gelmeyeceğime düşünme asla Bir gün baharlara kanatlandığımda Gülüşlerini dizeceğim solgun gözlerime Ellerimle yüreğini çizeceğim gökyüzüme Yolların ayaz, dağların karlı olsa da Yeminliyim bir gün Bir tutam uçurum çiçeğiyle sana dönmeye.
Seher vakti gülüşlerinde bulamazsan beni Arama gözlerimi; Yıldızların düştüğü kör kuyulardayım Gelmeyeceğimi düşünme asla Bir gün sevda ovasına ulaştığımda Baharları arayacağım saçlarında Soluklanacağım sevdanda Mevsimler Aralık, gecelerin karanlık olsa da Yeminliyim bir gün Bir yudumda mutluluklarımızı seninle içmeye.
|
|
|
11 Ağustos 2008 Pazartesi
03:28:48
|
|
|
Hoşgelmişsiniz..
paylaşımlara katılırsanız seviniriz..
Sevgiyle..
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
00:00:46
|
|
|
AYRILIK ÇANLARI Ayrılık çanları çalsa ansızın Elveda sevgilim diyecek misin? Önünde diz çöksem, gitme kal desem Bakmadan ardına gidecek misin?
Ayrı yönde akan ırmaklar gibi Dalından uçuşan yapraklar gibi Ümitsiz, çaresiz aşıklar gibi Kalbinden aşkımı silecek misin? Son ümidi yere serecek misin?
Kendini boş yere teselli edip Sevdadır nasılsa geçici deyip Yaşlı gözlerini gizlice silip Bakıp da yüzüme gülecek misin
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
01:04:45
|
|
|
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:00:43
|
|
|
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:18:42
|
|
|
Bir elif miktarı gülümseme konu başlığı Yemliha
yeni açtı Elvan hadi sende katıl 
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:58:45
|
|
|
ÇOKTAN KATILDIM BİLE
İSTERSEN BİR İKİ KONU BAŞLIĞIDA BEN AÇABİLİRİM RESİM VEYA ÇİÇEKLER ÜZERİNE
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
03:04:49
|
|
|
Çoook seviniriiimmm, harika olur,
hangi konuyu seçmek istersen keyfle eşlik ederiz bizde Yemliha..
sorulur mu hiç..
Grubumuz paylaşımlarla var olabilir ancak değil mi..
ve bizlerde seçtiğimiz paylaşımlarla güzellik katabiliriz..
çok sevinirim.
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
00:43:12
|
|
|
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
04:04:51
|
|
|

en sevdiklerimden biridir..
eline sağlık Yemliha..
Çok güzel anlatıyor dimi sevmeyi..
Büyük dağlar altında ezilmek gibi,
Derin okyanusların yanında bir karış kalmak gibi,
Devlerin altında kalan küçücük karınclaar gibi,
Seni sevmek ne zormuş..
A.Küçükşahin
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
10:50:00
|
|
|
AŞK`A GELDİM
özgürlüğe susamış, kankırmızı isyanlarımda... son dokunuşlarıydı gitmelerinin...
ahh’larım figanlarımı sardığında,
’amann’ diledi sevmelerim....
-ve bir elimde, gümüş tesbih diğerinde iki dal beyaz gül’le...
çöllere serildiğinde yüzüm...
- bir kuru dal uzat zemzemine susamış bedenime, -dedim....
daha yanmadın... seraplarını ardında bırak, kurut güllerini, gül dudaklarımda -dedi...
isteme benden, kıyamam güllerime ve dudaklarına,
onların yerine, versem ikincil baharlarımı, yüklense bir ömür boyu aşk, -alaturka sevdalarımı maktülü olsam gülüşlerinin yetmez mi, -dedim...
o zaman... bırak sevdalarını ardında, öyle gel, -dedi...
tüm benlerimi bıraktım sen olmaya geldim -dedim...
söz verdim... geldim...
sonra .........sen gittin
aşkla gittin...
kaldım öylece,ben başıma...
-(b) aktım ardından, -(y) andım... ....yandım .......yandım (u) yandım...
ve sonra (k) öze düştüm... (s) öze geldim....
aşk’a geldim.
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
14:43:30
|
|
|
Bulutlardı yağmuru getiren Hüznüm bulut oldu Yağmur oldu yasak sevdamız İnatla gurbete doğdu Acıya büyüdü sevgiler karanlıklar kentinde Güneşi hiç göremeden Oynadığımız bir oyundu Al beni yar götür Götür buralardan Bıktım artık hep aynı varoluşlardan Yitirmekten yitirilmekten Korkudan korkmalardan Aldatmadan aldatılışlardan Hiç almadan hep vermelerden Al beni yar götür Götür buralardan Bıktım artık hep aynı varoluşlardan Yasaktı bize sevda yaşamak Aramızda hep birileri oldu Aramızda hep sende oldun Ben yalnız seninle doğdum Al beni yar götür Götür buralardan Bıktım artık hep aynı varoluşlardan
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:20:51
|
|
|
Tutar yokluğa atar her gelen yeni gün dünü Dağ dağa küsmüş dağda olmuş kapris düşkünü Karadelik korkusuzca açar çiçek kış günü Herşeyi bilirsin çözemezsin birtek müşkünü Kimin ne dediği değil senin ne düşündüğün önemli Başkasının yolu değil kendi sapakların değerli İyi bir insan olamıyorsan eğer zalim hayatta Sende o kötü adamlardan birisin elbet hissedersin Hissederiz hayrımız için her felaket Anlamayız biz oradan oraya koşturan karıncalardan Tek eksiğimiz eksik zikrimiz ve Her zaman değildir fikrimiz ve zikrimiz bir belki kırk yılda bir Eski günler geride kaldı duman duman oldu tüttü Böyle büyüdü kız aldı hız bir haftalık apansız Söz altın sükut gümüş dilini kopardı derviş Kolera dermiş sabreden muradına erermiş
Derdime gark oldum akşamdan sabaha Yıllar ardıma sıra olmuş derdim var buhran var Ağlaya ağlaya iki büklüm oldum ah halim vah Kimimiz yolcu olur dünyadan taa Arafa
Sus!Çünkü çok konuşan çok hata yapar! Sus!Cehaletinin alameti dilinin felaketidir!
Mutlu olma sevdasından vazgeç Asıl mutluluk budur .. Şerli suyu iç kudur yarına ayıl hayıflan Dünkü kadar küçük düşmedin sen hiç Doğrusu insan unutkan bügün büyük gün devam Suya değene kadar elin kavurur tüm cismini alev Ne kadar dayanırsan ateşe o kadar günah işle Sükut altın sapını gümüşle Dinlediğin bütün bu şarkı benden İhtiyacını al da kalk yerden Yapan kadar alan kullanmaz kullanan görmez Bil , ne bu?Tabut!Doğru ya hepimiz ölümü unuttuk Böyle olur kaput .. Tutma bırak ? ağla ağla gönlü dağla vakkası Anla hepsi yazı dalar Kolera yoktur arkası Sade Rabba duasıdır kaskı kaçar gibi görünür arkası
Derdime gark oldum akşamdan sabaha Yıllar ardıma sıra olmuş derdim var buhran var Ağlaya ağlaya iki büklüm oldum ah halim vah Kimimiz yolcu olur dünyadan taa Arafa
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
23:27:21
|
|
|
evet yasmin birkaç kelime çok şey anlatıyor Büyük dağlar altında ezilmek gibi,
Derin okyanusların yanında bir karış kalmak gibi,
Devlerin altında kalan küçücük karınclaar gibi,
Seni sevmek ne zormuş..
A.Küçükşahin
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
16 Ağustos 2008 Cumartesi
02:01:30
|
|
|
Ne çok şey anlatır gözyaşları.. .Bazen söylenemeyen sözlerin sesi,bazen bir pişmanlığın diyeti,bazen de bir sevda nefesi... Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları...Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine...
Eğer anlayabilirse...
İnsanoğlu bir garip... Sevinir ağlar,üzülür ağlar,hasret çeker ağlar,kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında,gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet...Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı...
Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları... Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini...Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı,boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinin sızladığı oldu mu hiç? Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de...
Ağlamak zayıflık mı?Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı,tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız? Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?
Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden... O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!...Artık zapt edemiyorum içimdeki çağlayanı....
Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için Ağlıyorum özlediklerim için Ağlıyorum özleyip kavuşamadıklarım için Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için Ağlıyorum .........unutamadığım için Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime Ağlıyorum sevsem de beni sevmeyenlere Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma
Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma...
Bir gözyaşı size ne hissettirir?
Ne anlatır gözyaşları... Bir gözyaşına neler sığar?

|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|