|
| Gönderen | Mesaj |
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
01:39:14
|
|
|
Teşekkürler sevgili Abdullah, aşk denizdir..
Sevgilerimle..
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
12:42:50
|
|
|
Denize Aşk
denizin ufku gibi aşk hem çeker insanı hasretine hem denize korkar insan kara çeker hayata kurtarıp tekrar yaşatmaya cesaret değil verdiği, ümit değil umutsuzluk sadece, devam etmeye, sürüklenmeye...
bunu fırsat sanar insan başlar hayatını değiştirmeye
tam vazgeçmişken hayattan umudu yitirmişken yaşamaktan kendisidir derler insanı kurtaran tam denize boğulurken üvey hayatından gerçek aşkına doyamadan, ıslanamadan... çekilir geri alin yazısından kendi yalnızlığına ıssız, sonsuz bir yola...
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
13:19:44
|
|
|
Çok Özel
Sus. Sesini çıkarma sakın Ürkütme. Romantik fısıltılar dinliyorum. Zor alıştılar zaten, Dalgaların sesine. Sus, Kaçırma. Issız geceleri sever, Aşk sözcükleri Bir de mehtabı. Çekinir, Duymasın ister, Kimsecikler. Özeldir, Anlayamazsın sen Neler söylediğini, dalgaların. Neler getirdiğini, Alıp götürdüğü derinlikleri. Bilemezsin sen, Issız, karanlık gecelerde fısıldaşan sözcükleri Hissedemezsin, Göremezsin Parıltıları yakamozlarda. Duyamazsın mehtabın sesini.
Sen yaşamadın hiç ayrılıkları Boğulmadın hiç yalnızlık denizinde, Bilemedin, almadan vermeyi Kara sevdaya düşüp, yüreğin çarparken Soluksuz kalmadın hiç, Olamazsın benimle…
Git, Bırak beni Uydurduğum, Yalandan dinlediğim, Romantik fısıltılarla kalayım Sus Ses verme sakın, Ürkütme Yalan sevdamı…
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
14:24:38
|
|
|
Ormanın içindeki Tek başına bir ağaç gibi olamazsın...
Yaprakların temas etmeli başka dallara Sen titredikçe Onlar sallanmalı...
Muhabbetin olmalı Kuşlar ve kelebeklerle
Dokunmalısın yerin yumuşak karnına
Mutlaka bir kökün Taa uzaklara ulaşmalı Uzamalısın göğe doğru Hemen şuracıkta gibi bulutlar Uzanmalı uzanmalısın...
Bil ki dost, Yalnız kalamazsın... Gecelerin hisli nefesi Her sefer daha da üşütür seni...
Paylaştığın bir evde olsa Bir minicik anda olsa Sen dost, Bütünüyle sırf sen kalamazsın
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
02:29:29
|
|
|
BİR AŞK ÖNCESİNİN SIZISI
Ah yine mi gönlümde benim kuş uçar yana yana su akar döne döne? Filizlerin yaralısı aşkların sır-sınır tanımayan düşleri yine mi sarmış teni asmalarda sürgünlerin belalısı işlere? Gizleyemem: bir yanım duruşundan sığırcık bir yanım bakışından tomurcuk... Bilemedim nasıl oldu: kayıp gitmiş yüreğimin yarısı ardı sıra çiçeğine goncalandı büyüsü... Dahası var: talan olur, yalan olur yeşermeden yolan olur diye diye ötesini- berisini soramadım kimselere düşümün yazılarım- sızılarım saklı kaldı içimde; bir kez olsun duruşunu saramadan ölür isem suç benim! "Boşver!" dedim: eli- günü düşünecek an değil yaralanan benim canım kime ne; dudağımda kıvılcımın irisi... Korktuğum şu: ürkütürsem kavuşamam, ayışığı kirpikleri incinir; gücenirse barışamam, bu dert beni bitirir... Kısacası: yoncalara oyalanmış gözlerinde usul usul uçuşan kelebeksi o gülüş saçlarında esin kuşun yavrusuna yuva yuva kıvırcık sesler beni köşe- bucak huyuna... Neyleyim ki: şu ömrümde doyamadı hasretlerin sürüsü gide- gele yol üstünde kanarım; ne gurbette ne sılada duruldum ona yanarım. Nihat Behram
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
04:25:06
|
|
|
Gönül Borcu
bana gönül borcun var bu aşk`tan sana göre bir tutam... bana göreyse hiç yaşanmayan. ben mi çıktım karşına? kapattım mı gözlerini, bakmasınlar diye bir başkasına. gelmedin de "gel.." mi dedim günleri yollarındamı tükettim, senin gönül borcun var bana bu aşk`tan sana göre bir tutam... bana göreyse hiç yaşanmayan.
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
22:29:21
|
|
|
Kıskansın
Ellerin ellerime değsin istiyorum. Ve kıskansın deniz bizi... Balıklar kıskansın, denizanası kıskansın, Akıtsın zehrini sulara... Dalgalar yücelsin gönlümüzde. Ey gönül sende kıskan... Gözlerim gözlerime baksın istiyorum Sözlerin sözlerime, tenin tenime dokunsun istiyorum. Sen de mi kıskandın ey rüzgar... Sen de mi dokunmak istiyorsun tenime Ya sen ey güneş, ısıtmak mi istiyorsun bedenimi Ya gökteki yıldızlar... Kıskansın bizi, Özlediğim aşka susuyorum ... Nasıl da ağlıyor gökyüzü, Nasıl da akıyor yağmur... Kıskansın istiyorum her şey, herkes... Seviyorum.... Ellerin ellerime değsin istiyorum...
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
03:11:42
|
|
|
Küsmek, sevdanın yüreği itmesiydi, aşkın gönülden kopmasıydı, gözlerin gerçeği bir türlü görmemekte inadıydı, ellerin tenleri hissetmemesiydi ama neden...Sevmek ise, sevmenin en güzelini yaşattım ve yaşadım içten ve yürekten, sevdadan, yalan dolan olmadan, gerçek sevgilerin rıhtımından ödünç almadığım yaşanması gereken bir aşkla, okyanusların avuçlarından akan mavilerin mavisinde, akşamın göğsünde takılı dolunay’ın etrafına ince ince işlenmiş yıldız motiflerinin parlaklığında, senin tenin kadar sıcacık olan güneşin kollarında sevmiştim seni...Neden acaba gülmeni, gözlerini, tenini, aşkını, sevdanı, kısacası seni her halinle özlemek...Bir gülün dikenli dallarından tutmak gibisin şimdi..Bir yüreğe iki aşk konur muydu ki, sen bohçaya konup bağlanan kullanılmazlar gibi inatla sıkıştırıp durdun bu sevdayı...Eğer kulağıma usulca fısıldayabilseydin, ben yüreğindeki sevdamla aşkını terk ederdim ve sana çağlayan sevdaların baharlarında sığamayacağın kadar dört yapraklı çiçeklerin oynaştığı bahçeleri bırakırdım...Şimdi nerelerdesin, kiminle berabersin bilemiyorum...Aşkımı sana kendimden önce yollamıştım...Çünkü, seninle buluşmak için kararlaştırdığımız sayfiye yerinde ki buluşmaya gelmeyeceğinden emindim..Yinede iki kişilik bir sevda ayarladım sana, çünkü bu sefer başka yüreklerin koynunda gelecektin buluşacağımız yere bana inat...Seninle olacak olan o ilk günkü buluşma, benim için ne büyük bir aşk olacaktı...Bilemezdin ki, o an seni seviyorum demenin ve yüreğimde değer verdiğim sevdana sarılabilmenin önemine zaman ayıra bilmeyi ama olmadı... Sevdaların içinde sevdaları yaşayamıyorsan yüreğinde, o ilk heyecanı tadamıyorsan uzaktan uzağa yaşadığımız gibi, yine beni aklına getirme ne olur, ben bir kez vuruldum kanı akan kan kuyularımın yüreğinden...Ölmedim, o ilk sevdanla bana verdiğin sevgiyle ayaktayım hala, ama perişanım, derbederim, mecnunum, neyler artık bu kırgın gönül aşk ile sevdayı söyler misin... Umutsuzluk bile ne güzel bilirmisin, ikide bir umudu getirir bana...Ölüm ne büyük bir saçmalık olurdu ay yüzlü sevdalarım doğmasaydı...Ben, benden başkası değilim ki sen kimsin şimdi...Bilinmeyen bir aşktayım senden çok uzaklarda...Güneş küsse de umutları beklemek bahara muhtaç bir çiçek gibiyim, benim sevdalarım sevgiye susamış...Bir mucizenin sevdalara bırakacağı aşk, belki de yüreğimin kuytularında açacak bir tutam sevda...
Geçer mi bunlar hiç..Yaşadığım yerlerin köreldiği, bulutlara mahkum bir gökyüzü ve yok olmaya yüz tutmuş ben..Seher vakti tanıdık bir sokağı selamlarken sarhoş misali kırmızı çiçeklerin baharında, karanlıklarını söktüğüm yolumun üzerindeki kaldırımlardan senmi geçiyorsun şimdi, savrulurken saçların tokalarından kurtulmuşçasına..Sevdamın yarısı sendin, yarısı ayrılık bendeki, ay ışığında giderken iki yüzlü aşklar bilirmisin ki avuçlarına beyaz güvercin koymuştum, bakır tenli yaprakları boyarken siyaha..Sevda esintilerinin ayaz sabahlarında kapıyı çekip giden sen değilmiydin ki, gecelerin içindeki karanlığın gözlerini sana getirmiştim avuçlarımda...Anlatamam sevdamı sevdasız yüreklere, sen anlayamadıktan sonra..Varsın yüreğimde bahar kış olsun, sussa yüreğim kar akşamların ufkunda gönlümün hüzünleri katar katar olur...Sevdaların ölümü varsa eğer beyaz toprağın ışıklarında seni bende vurmak isterim, senin beni acımasızca vurduğun gibi..
Ama, sen hala gözlerimde güneş, dudaklarımda türkü, yüreğimde sevdasın... Erişemiyorum ki doruklarına uzatsam ellerimi okşasam tenini, koklayabilsem seni...Sen bedenimde sevdamsın, yollar uçsuz ve derin, dağlar yüksek ve hala karlı ama ben senin için aşar gelirim bir gel diyebilsen keşke...Ecel tarlam olsan sen, tebessümler içinde bahçende gül olur biterim, usanmaz bin asır beklerim geleceğini bilsem...Senden başka sevdayı yaşayabilmek, düşlerimin kırıntılarında acılara sığınırken yüreğim, uzat ellerini al götür beni de ne olur aşkının mavi semalarına, açarken sevdam gözlerini... Adın üç harfken senin, ben her şeydim, hem sevda, hem yürek, hem sevgi hatırlar mısın.. Göz pınarlarım seninle seviştiğim resmini okşar, seni hasretle sevdiğim günleri hatırlarken, yüreğimin sessiz çığlıklarını duyuyorum yüreğimin ta derinlerimden...Seni hala özlüyor ve seviyorum bilirmisin bilmem.. Bilmeni isterim ki, karanlık gecelerde önemli değildir yıldızları görebilmek, önemli olan gündüzleri görebilmektir yıldızları...Aşık olmak önemli değil, önemli olan ise bir ömür boyu sevebilmektir sevdiğini...Ve yine unutmayasın ki, gidene kal demeyeceksin, gidene kal demek zavallılara, kalana git demek terbiyesizlere, dönmeyene dön demek acizlere, hak edene git demek asillere yakışır, melek yüzlüm... Bu yazılarımı tekrar tekrar okumak istersen, sen sende iken oku, ama göz yaşlarını akıtmadan oku...Sakın yüreğini burkmadan, sevdan küllenmeden, diğer sevdalar koynunda yokken oku... Ben seni severken yürekli sevdim, yanlış ve korkak yüreklerde sevda aramadım kendime..Sahte gülüşlere yer yoktu sevdamda, ne kötülük tohumlarının gizemini çözebildim, ne de çiçeklerin bile zehirli olabileceği geldi aklıma...Yüreğim sevdasız şimdi, özlem çekmeye başlar hasretlik sen olmayınca yanımda...Ve, şunu da asla unutma ki, yaşadığım bu şehirde toprağın mezara benzediği bir yerden geçmeye kalkışsam, ölüm bana gülerken, gün batımlarında beyaz kefenlerin sevdamı sardığını görüyorum...Hoşça kal, küçücük yüreğinde kocaman kocaman aşklar çağlarken, her şey gönlünde sakladığın hayallerinin gerçekleşmesi için olsun... Gözlerin kapalı düşlerken geçmişi, beni hatırlayabildinmi acaba.... Kerim Çolak 27.06.06/01.00
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:36:36
|
|
|
AGLaMa HüZüN GüLü*~..
Kaldinmi yine kendinle bas basa Hüzün Gülü Aratiyor mu gecen günün dünü Yasamiyor sanki ölü... Agliyor bu gece yine Hüzün Gülü
Yildiz gözlerde yine mi yas var.. Yine mi kalbini kirdilar.... Egme kaldir basini... Aglama bu gece Hüzün Gülü
Biri var canim diyen... Biri var Gülüm diyen... Biri var halini bilmeyen... Aglama bu gece Hüzün Gülü... Sana kalkan Eller .......????? Her gün kiran diller ......????? Birak Allahin´dan bulsun... Aglama bu gece Hüzün Gülü...
Canim dersin canin ciksin der... Bikmaz sürekli hancerler... Yeter artik vazgec sevmekten... Aglama bu gece Hüzün Gülü....
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
05:38:32
|
|
|
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı Beni sensiz bıraktın, beni sensiz bıraktın.
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
10:09:12
|
|
|
Gel Beraber Ağlayalım Gel beraber ağlayalım sabah olmadan Damla damla bir zehir karışsın kanımıza İnsanları affedelim, yaşamayı sevelim Sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza Gel beraber ağlayalım
Hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları Gerçek olmayan hayallerimizi düşün Biz de bir yerde insanız neyleyelim Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün Gel beraber ağlayalım
O ayrılığın kederin hüküm sürdüğü O zamanın ilerlemediği gecelerde Söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün Gel beraber ağlayalım
Ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde İnan sevdiğim bizi aldattılar Sonunda yapayalnız kaldık neyleyim Gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar Gel beraber ağlayalım http://www.siirkolik.com/siir/siirkolikler.asp?id=42
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
10:10:15
|
|
|
Bu şiir de Ümit Yaşar Oğuzcan`dan
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
20:06:55
|
|
|
YETİM SEVİNÇLİ AŞKIMIZ
Nasıl da unuttuk, kimsesiz odalarda işte vaktidir kendimizden kopmanın, dediğimiz o sonsuzluk anlarının bizi herkesten ayırdığını...
Nasıl da unuttuk, mutluluktan,hazdan,sevinçten daha çok bizi hayata bağlayan o ıstırap dolu hayaletin, o kara hülyanın bizi herkesten ayırdığını...
Şimdi yetim sevinçli aşkımız büyülenmiş,hayran kendine, şimdi vakitsiz, belki çok geç, kayıtsız kendine... Atıyor tenini, tenindeki ruhu atıyor, kör ve iradesiz bir şehvetin ateşine...
CEZMİ ERSÖZ
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
02:35:29
|
|
|
Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım
CAN YÜCEL
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
18:52:13
|
|
|
|
|
|
7 Haziran 2008 Cumartesi
23:05:00
|
|
|
Güvercin Kanadında Sevmek
Bir telaştır Sevmek Ucu bucağı olmayan yüreklere Kan kırmızı güllerin ekildiği... Bir ürpertidir Sevmek Heyecanla titreyen gönüllere Mavi buselerin iliştirildiği... Bir tutkudur Sevmek Maviliklere Nazlıca süzülen Beyaz güvercinin Kanadına sakladığı Tılsımın keşfedildiği... Ve Ayrılıksa sonu Bir hüzündür Sevmek Bahçesinde çiçeklerini Yağmurumla suladığım Dalından meyvasını Ellerimle kopardığım....
Hürrem Yalçın
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
04:43:28
|
|
|
Adın İçin... Bir kenti şafağın alacakaranlığında terkedip gidişler gibisin arkandan savrulan sarı hüzün yapraklarıyla...
bu kenti sen yıktın bu depremleri sen yolladın öksüz çocukluğuma -ki Freud için sadece bir istatistiktim (0-6 yaş grubu) -
o kentin korkunç uğultusunda yitirdim sesimi yanıbaşımdaydın aramızda şiirler ve en hüzzam aşk şarkıları..
duymadın...
bir kenti şafağın alacakaranlığında bırakıp gittin ve puslu bir griliğin çöktüğü lodosla bulutların ansızın dağıldığı o muazzam değişkenliğinde bir kent nasıl çöker üstüme bakmadın.
gittin...
kalsaydın sana bir çocuk anlatırdım oysa metrekareye yüzlerce hüzün düşüren kayıp ve ağlamaklı... yalnızlık yazılı isminin yanına
kalsaydın sana bir düş anlatırdım çıldırtan bir sususuzlukta vaha olurken umut deniz kızlarına olan düşsel bir aşk ve sana yağmurlar anlatırdım
oysa benzemezdi sana yağmurlar...
ama gittiysen eğer neden bu kente her gece yağmur yağardı?
Şimdi bu kenti adın için bağışlıyorum bazen kelimelere sığmaz anlatacakların en sevdiğine bile kekeme kalırsın
ve şimdi bu kenti adın için bağışlıyorum...!
Özhan Hakan
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
11:09:47
|
|
|
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
11:10:03
|
|
|
|
Yaşamda herzaman uzanan bir el olması dileğiyle
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
23:16:44
|
|
|
Ne Mümkün
Sevdam azgın bir ırmak gibi Delice akar gider durdurmak ne mümkün. Hasretim gökyüzü ile buluşmuş koca bir dağ Azgında olsa ırmağın dağ ile başetmesi ne mümkün.
Hayallerim gecenin karanlığında Denize vuran yakamoz gibi Geceden sonra Yakamozları yakalamak ne mümkün.
Canım tek nefes Verilmeye hazır, hevesli gibi. Cananım gökyüzüne çıkarttığım parlayan yıldız Tek nefesin gökyüzüne ulaşması ne mümkün.
Gönül can gibi, ömür gibi Zaman gibi Verdikten sonra Alabilmek ne mümkün...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|