|
| Gönderen | Mesaj |
|
3 Haziran 2008 Salı
20:02:21
|
|
|
YUMDUM GÖZLERİMİ
Yumdum gözlerimi Karanlıkta sen varsın Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar Şimdi orda herşey seninle başlıyor Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait Ve sana ait olmayan
NAZIM HİKMET
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
22:45:08
|
|
|
|
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
04:10:15
|
|
|
Sen üzülme Sen üzülme bana sevgilim,
idare ediyorum işte
İttire ittire götürüyorum hayatı
bilinmezliği ile...
Sen üzülme suskunum diye.
Söküklerini dikiyorum gecenin.
Ay ile yıldızları birleştiriyorum,
Gök ile güneşi,
martılar ile denizi, güzel ile çirkini...
Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun
Son finalini koşuyorum nefes nefese.
Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye
Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize
O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben.
Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye
Merak etme; güneş bana da doğacak
Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak
Denizin tuzu tenimi ısıracak
Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi
Ruhumu sımsıkı saracak.
Gelmek istersen yeniden bana
Kapım açık tüm sevdalara
Geleceğin zaman haber ver
Ya da dokun yüreğime
Gün ışığı aydınlığında
NELLS
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
03:04:25
|
|
|
Evet evet Doğrusu bilmiyorum Dalıp dalıp gidiyorum böyle Dalıp dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent Bir duvar, birde sen,duruşunda güz özellikleri Dostlar,bütün dostlar içeride.
Bir kentmi,bir yüzmü,binlerce yüzmü,bir kentmi Beyazmı,dahamı beyaz,okadar çokmu beyaz Bütün bunları kendime bir adres gibi sorup Hüznüme,kalbime,soğuğuma Gelecekten arta kalan bir mutluyum
Ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum Dünyanın bu küçük sesini işit Bak,bir dalı,bir örtüyü,bir denizi tutan ellerime Nanelerden,ıtırlardan,ıhlamurdan gelen Anlayamadığım sevgililik Var ya Yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin Adı en sevdiğin şairin adıyken
Soruyorsun birde Gülüyorsun,gül ya,neden gülmeyeceksin Ağlayacaksan ağla işte Bir gülüp bir ağlayacakken böyle sen Soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime Kaynamış suda pembeleşirken Kederlerde bütün yüzler birleşir Ve unutma gereklidir Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır,düz Kuş sürüleri vardır eğri Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyasıda vardır ki İster kıyıları çekine çekine döven sulara benzet İster ağır ağır yanan yaprak kümelerine Anlıyormusun Anlıyorsun elbette Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.
Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi Bir renk değildir mavi huydur bende Ve benim yetinmezliğimdir Ve herkesin yetinmezliğidir belki Denecektir ki bir süre Ve denecektir Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten Başka nedir ki
Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliğim Ya sizler Ey sırasını beklemeden gelen Akşam üstleri,
Edip Cansever
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
11:23:26
|
|
|
|
Sevecekhsem kaLbim TuTuşmaLı.sevdiqim insan yanıma yakısmaLı
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
02:58:00
|
|
|
Sevgilimsen Eğer... Sevgilimsen eğer...ben seni sende yaşamalıyım sevgili, Sevgiliysek eğer... Çok şeyler katmalısın hayata kendinden, benim için...ve kendin için tabii... artık laflar yetmiyor değirmenini döndürmeye sevginin. önce hüzünleri kurutmalısın sayfalar arasında, kaçıncı sayfada Olduklarını asla bilmemeliyiz... ve... gülücükler Takılmalı hayat okyanusundan bıraktığın ağlara... Kucaklar dolusu... Uzağımdaysan, uzaklıkları yakın etmelisin ayrılığa İnat! üstüne üstüne yürümelisin zamanın. gözlerin Gecem olmalı, saçların rüzgar; hesabını yapmamalıyız Mesafelerle ayların... kilometreler kapı önü olmalı, Kış ortasında kapıma getirmelisin gülüşünle baharı... Aylar saatteki yelkovan, seninle yakalamalıyım uzayan Sabahları... Yakınımdaysan, en yakını aramalısın! yüreğimin Kuytularında iç savaşlar çıkarmalısın. ben bıkmalıyım Mutluluklardan. inadına tebessüm olmalısın. sen Düşüncelerimin bordasında vazgeçilmezim Olmalısın.. sen... sevgilimsen eğer yanımda olmalısın Benimle olmalısın İçimde olmalısın... Ben seni sende yaşamalıyım sevgili, Sevgiliysek eğer... gel dediğimde gelmelisin kutuplarda da olsan... gel dediğimde hayır demesini bilmelisin küsmeme Aldırmadan... yine de kızamamalıyım sana. Çok şeyler istiyorsam senden yine de sen bilmelisin Sunacaklarını. Belki bazen bir tebessüm, Belki ufak bir not, Belki elinden gelenin en fazlası... Seni verdiklerinle değil, onlarsız da sevmeliyim..! Hayat kısa sevgili, hayat sürprizlerle dolu. bana gül Bahçesi vaat etmemelisin papatyayla yetiniyorsam... Ve.. yüreğimi yormamalısın dinlenmek istiyorsam... Ben seni sende yaşamalıyım sevgili... Bilmeliyim içini, yüreğini... ne duyuyorsan, ne Yaşıyorsan olduğu gibi... sevinçlerini sevincim Bilmeliyim. hüzünlerine ortak olmalıyım. korkularında Yanında olmalıyım, korkuları birlikte yenmeliyiz... Her şeyinle benim olmalısın... harikalıklarınla olduğu Kadar günahlarınla - yanlışlarınla... her olumsuzluğa Birlikte kanat germeliyiz, sen, ben istemeden de Yanımda olmalısın..! mutluluklar türetmeliyiz ufak şeylerden.. Balıkçının oltasındaki balıktan, Parktaki çocuğa kağıt helvanın yaşattığı mutluluktan Ya da telefondaki bir alo dan ... ufak şeylerden Büyük mutluluklar çıkarmalıyız. Senin tebessümün beni güldürmeli, benim hüznüm seni Üzmeli..yürekten olmalısın..! Aylık yaşamıma girmelisin olur olmadık. hatta Haftalık, günlük.. beni yine de sensiz bırakmalısın Yanımda olduğun ölçüde. özlemeliyim seni tüm Yoğunluğunla... saatlerin, günlerin hesabını Yapmalıyım. yokluğun kangren gibi kemirmeli içimi... Ama... o ölçüyü sen bilmelisin... özlemim tavındayken Varlığınla ödüllendirmelisin, hani derler ya; kendini özlet ama unutturma, özlemler sevdayı Güçlendirir bilirim... Ben seni sende yaşamalıyım sevgili... Günlük hayatında nasılsan öyle olmalısın benimleyken.. Yaptığım yemeği beğenmediysen yemeyebilirsin (bunu Bana tüm şirinliğinle söylemelisin ki sana Kızamamalıyım). ve... sen de bana kızmamalısın Seninle futbol maçlarını izlemiyorsam, sevemedim Bir türlü... ama belki bazı önemli maçlarda eşlik Edebilirim sana ne dersin, senin için... Birbirimizi olduğumuz gibi kabullenmeliyiz.. macun Tüpünü ortadan sıkıyorsan ya da ne bileyim... tüm Giysilerini ortalığa dağıtıyorsan bunları da Bilmeliyim... Bir virüs gibi girmelisin içime. ne senle olmalıyım Ne de sensiz... gazetelerde senin burcunu okumalıyım Benimkinden önce bir görevmiş gibi.. sonra yorumlar Yapmalıyım falların üzerine... bakla fallarında Her şeyi sana yormalıyım... ve... ben de senin Vazgeçilmezin olmalıyım. Beni olduğum gibi kabul etmelisin. Ben buyum, böyleyim... Beni böyle sevmelisin... Hırçınsam, kıpır kıpırsam (ki yüreğim kıpırtılarla Dolu) bir o kadar da durgunum belki. sen beni Çözmelisin... beynimin labirentinde çıkış yolunu Bilmelisin... beni her şeyimle bütünlemelisin... Ben seni sende yaşamalıyım sevgili... Cesur olmalısın! Yürekten olmalısın! Gözlerimdeki toroslara tek nefeste çıkmalısın! Gözlerimdeki okyanusa düşünmeden dalmalısın! Sen hayatımda tek yörüngem olmalısın! Sensiz olmamalı sevgili...! Hiçbir fedakarlık istemiyorum senden... olduğun gibi Olmalısın. nasılsan öyle! doğal, sıradan... farklı Olmaya çalışmamalısın... ve... bütün bunları kendin Olmakla yapmalısın. sen olmakla... nasılsan öyle Sevmeliyim seni. öyle sevdirmelisin kendini. Ben seni sende yaşamak istiyorum sevgili... Sunduklarınla, sunmaya çalıştıklarınla, olmaya Çalıştığın farklılıklarla değil. Duygularınla doğal, Yüreğinle doğal, Yaşamınla doğal yanlarınla... Zaten olduğun gibi kabulümsen, her şey peşi sıra gelir. Kendin olmakla başarırsın her şeyi... ve... senin Kabulünsem olduğum gibi, tüm savaşlara hazırım yaşam Boyunca... Haydi ! uzat elini Hayat kısa sevgili...vakit kaybetmeyelim... Belki bir daha fırsatımız olmaz... Haydi yola çıkalım! Ben seni sende yaşamalıyım sevgili Ve sen de Beni bende yaşamalısın... Sevgiliysek eğer..!
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
23:53:22
|
|
|
Öyle Bakma Bana
öyle bakma bana yenilirim tüm aşklara tüm yağmurlara çöker tüm yollara sessizlik öyle bakma gözlerin yüreğimde mezar kazır sonra bakma bir ceset olur düşerim hayattan çığlığım utandırır tüm mutlulukları bir yara gibi buldum zaten seni üşüyen göğsüme bir hıçkırık gibi gömüldün öyle bakma tüm sessizlikleri bozar yüreğim kapıları açılır tüm kederlerin öyle bakma sevmek en saf yerim ağlamak en cömert yerim öyle bakma her sabah yeni bir acıya uyanır yüreğim dudaklarımda biten bir aşkın sesi titrer gözlerimi kavuşmasız kaparım kara duvarları yırtar sessizliğim öyle bakma yüzüne bir uçurum gibi bakarım yıldızlarda kalır gözlerim ancak bir türküyle örtersin üstümü bensiz, dallara yakışmaz ilkbahar öyle bakma yalnızlığıma dar gelir sokaklar öyle bakma ayak izlerine kapaklanırım sonra mezara gömülür tüm gülüşlerim öyle bakma çözülmezse bu yasak düğümler sensiz bir gecede kendimi kurşuna dizerim
|
|
|
13 Haziran 2008 Cuma
19:58:25
|
|
|
Sen göğsünü çiçeklere saklarsın
Ben savruk göçerliğini yüzümün
Öyleyse bir şarkıya başlamalı
Çiçekçilrden çalınmış bir şarkıya Haydi Aklını zorla, başka ne söylenirki
Ansızın doğan bu aşkın adına
Hangi çiçek yakışıryakasına
Hangi mevsim, hangi gök...
|
|
|
15 Haziran 2008 Pazar
14:46:34
|
|
|
|
|
|
15 Haziran 2008 Pazar
14:47:32
|
|
|
**************************************************- - ***************************** **************HAYATI MASAL TADINDA YAŞAYANLARIN YERİ*************** **************************************************- - ***************************** *HAYAT; HATA YAPMAMAYI DEĞİL, HATADAN DERS ÇIKARTIP TEKRAR ETMEMEYİ ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; DÜNDE OLANLARI SORGULAMAYI DEĞİL, GÜNÜ İLİKLERİNE KADAR YAŞAYABİLMEYİ VE YARINI PROĞRAMLAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; İÇİNDEKİ SESE HER NE OLURSA OLSUN KULAK VERME SANATIDIR. *HAYAT; DANIŞMADAN YOLA ÇIKILMAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; BÜYÜK KONUŞMAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; BOL KESEDEN SÖZ VERMEYİ DEĞİL, VERİLEN SÖZÜN ARKASINDA DURMAYI ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; SEVMEKTEN DAHA ÇOK SEVİLMEYİ ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; PARANIN AMAÇ DEĞİL, ARAÇ OLDUĞUNU VE PARANIN SATIN ALAMAYACAĞI BİR TAKIM DEĞERLERİN OLDUĞUNU ÖĞRENME SANATIDIR. *HAYAT; SANATSA BİZDE SANATÇILARIZ. *O HALDE. *YA SEN HAYATINI YAŞARSIN...YA DA HAYAT SENİ!
|
|
|
16 Haziran 2008 Pazartesi
02:40:45
|
|
|
|
|
|
20 Haziran 2008 Cuma
03:26:39
|
|
|
DÜŞLERİN GÜRÜLTÜSÜ
Tenimin içinde yaşıyorum, dut yemiş bülbül olsam yine de size şakırdım!..
Hayâl büyücüsüydüm, ilk yanlışım akarsu olmak istememle başladı!..
Üzerimdeki şu zalim zamanı kaldırın, kendimden uzak bir yere gitmeliyim!..
Kendime bakmaktan yoruldum, kendime yetiştim fazla korkudan!..
Kuşlar göğe başlasın, kaybolan kaderiniz boynumuzdan incedir!..
Herkes düşlerine sarılsın da büyüsün, hayat siyanür kokuyor!..
Şapkanın derdi başından aşkın, yazın belleğinde hayâl mahcup!..
Şair, düşünceyi geldiği yere kovalayan adamdır, böyle yazmışım defterime!..
Çok yaşasın ütopya, senden başka kristal var mıdır?..
Kimi düşlerin ellerinden tuttum, kimi düşleri bağlasam durmaz!..
Ey saflığın zehri alınmış yalnızlığı, seni kimseye bırakmam!...
Kimsesiz bir rüyanın ellerinden havalanacak kadar cesur birisi değilim!..
Derindir çağımın ırmağı, gövdemi taşırır düşleriniz, sizde hep melek dansı!..
Geceyi yontuyorum, sözcüklerin de kederini gördüm!..
Yaprağın çığlığından yapılmış bir sıkıntıydım, ışığınızdan sürgün!..
Bende ne çabuk eskiyorsunuz, kendinizde masum, başkasında dalgın!..
Ey canı sıkılan dünya, kanlı çadırım, hayâl dükkanım, aşk dersem yetiş!..
Kalbini şiirine göre uzat, ruhunu şımart, düşlerin açıkta kalsın!..
İmge terbiyecisiyim, ormanınıza yabancı, bahçenize tiryakiyim!..
Ateş, kimin elinde duruyorsa fazla çıplak ve düşçü değil midir?..
Sudan ve kuşkudan yapılmışız, ruhunuzun kuyusuna inebilirsiniz!..
Sarhoş bir dünyanın dar sokağında, yanlış bir şehrin kırık lambasıyım!..
Muammayız, sahici bir korkudayız, ne yapsak yalnızlığın koynundayız!..
Melekler erken uyanır sabahları fakat ben annemden başka gündüz görmedim!..
Lorca diye bir şair vardır, kalbi bir bıçak gibi keskin!..
Çocukluğumun bana baktığı yerdeyim, aşk kendine gelememek zarafeti değil de nedir?..
Giderek hayatın konumunu alıyorsun, durmadan uçan bir ada olmalısın?
Ah, kuytu meleğimin canı sıkılmasın, ne kadar uzaktaysan o kadar varsın!..
( e.turgut )
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:52:02
|
|
|
Yazılanlar Gerçek mi? Tüm gerçekler yazılamadığı gibi, Tüm yazılan da gerçek değil tabi ki... Bir düşsel sevda, bir hayali sevgili Yakar, habire yakar yüreciğini.... . 24/09/2003 Nesrin Göçmen
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
03:22:40
|
|
|
*******...........Anlatiyordu .Titrek sesini aksamin ayazina katarak Ve içten içe aglayarak anlatiyordu... Sözlerine helalinden saf, temiz,berrak Hayaller katiyordu
Aksami seviyordu sözcükler Anlamlar tam bir gece asigi Dislere beyaz bir peçe gibi Örtünüyordu gülücükler....
Bir sessiz çiglik bekleniyordu Bir sessiz inleyis hatta Her nefese bir hicran tohumu Özenle ekiliyordu
Parmak uçlarinda bir tatli uyusukluk Sanki kevser serhoslugu dimagda Nizami adimlarla canevinden Yorgun ordular çekiliyodu
Anlatiyordu Sesi ötelerden bir müzik... Notalardan gönüller dökülüyordu Oluk oluk kan akiyordu gözlere Gözlere hilkatten sürmeler Çekiliyordu
Anlatiyordu Sözcüklerin suskunluguna inat Harflerle vurusuyordu, cümlelerle dövüsüyordu Yedi kat gökten noktalar düsüyordu
Bir küçük kizin zemheri ayazinda Elleri üsüyordu Her kar tanesiyle birlikte gökten Bir çift eldiven düsüyordu...
Titrek sesini aksamin ayazina katarak Ve içten içe aglayarak anlatiyordu... Sözlerine helalinden saf, temiz,berrak Hayaller katiyordu .Vahdet Nafiz Aksu
|
|
|
12 Temmuz 2008 Cumartesi
23:31:14
|
|
|
Dalgalarımı Geri Verin
Aşk denizinde kaybolmuş bir yolcuyum ben. Ne yapsam da kurtulamıyorum hırçınlığından Kıyıya vuruyor yalnızlığım, Karaya çıkamadan derinlere gömülüyor hayallerim. Martılar daireler çiziyorlar üzerimde Akbabalara benzetiyorum onları... Ne bir yemek, ne bir su, Acılarla besleniyor vücudum. Koca okyanus az geliyor kalbimdeki yangını söndürmeye. Bulutlar karardıkça daha da şiddetleniyor içimdeki fırtına... Dalga sesleri, parçalıyor geceleri. Her geçen gün umutlarım giderek azalıyor bu ıssızlıkta, Yalnızlığın ne kadar acı verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Güneş gözlerimi kamaştırırken, Tuzlu su derimi eritiyor... Yorulmuş bedenim salıyor kendini dalgalara; Kapanıyor gözlerim yavaş yavaş. Ve kendimi karada buluyorum bir gün İnsanlar acımasız; sevgi ne demek... Her taraf karanlık, her tarafı acı kaplamış Mücadele etmek çok zor Yalnızlık denen duygu kurcalıyor beynimi. Ne bir kimsem, ne de bir sevdiğim. Ağır ağır ölüme doğru ilerliyor ruhum Dalgalarımı geri verin bana, Denizi özlüyorum!
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
17:42:12
|
|
|
Beni görmek istersen şayet,
Hüzün kuşlarının gökyüzünde hüküm sürdüğü bir gecede,tüm zorluklara rağmen ayakta durabilen yıldızlara bak.
Ardından kapa gözlerini.
Bak oradayım:
Yıldızların büyülediği göz kapaklarının arkasındaki o gizli yaşamda...
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
18:07:40
|
|
|
|
özünün gizinde saklıyım
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
18:07:54
|
|
|
|
http://www.ortanokta.com/che_nol/photo/photoid=19998978#photos
|
|
|
15 Temmuz 2008 Salı
05:46:34
|
|
|
Ayrılıklar Tam Buluşmalar Yarım Sorma ne olursun bakışlarımdaki yitik anlamı. Geçmişin acı hayali canlanır sonra. Sanki bilmiyor muyum neleri yaşamadan kaybettiğimi. Ve kimlerin hayallerini süslediğimi.
Biliyorum.
Ama kahretsin bilmek değiştirmiyor ki bir şeyleri. Ve arttıkça yüzlerimdeki çizgiler bıçak sırtı bir keskinlikle yüzleşiyorum. Ve her geçen gün içi boşalmış bir bakış kalıyor yeni güne. Ve aynalar dahi isyan ediyor. Cıvıltılı bir dünyanın vakitsiz dinginliğine...
Gülü reyhan olur soluğun. Ve hala sım sıcak durur anılar sım sıcak ve biraz boynu bükük. Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır bahçedeki toprağın altında. Ve bir firari sevda gibidir zaman zamanın koyuluğu...
Hatıralarını yazma derdi babam hep, tarih sanıp kuşatırlar çevreni kala kalırsın boynu bükük ve kimsesiz.
Hatıralarını yazma derdi babam hep, tarih sanıp savururlar gençliğini kimsenin bilmediği uçsuz bucaksız diyarlara...
Hatıralarını yazma derdi babam hep, ama dinlemedim onu ve yazdım hep...
Sessizliği dinliyorum ve solukların kokusu geliyor burnuma. Sustuğum her yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiştir bu diyip atıyorum kendimi kentlere. Penceresinde sardunyaların kuruduğu kentlere. Adını unuttuğum sevgililer kalıyor paslı sokaklarda.
Onun adı aşktı. Eylül’ ün rüzgarına kapılmış bir yaprağın öyküsü...
Uzun bir yokuşu tırmanırken ölecek gibi oldun mu? Nefes alamayıp tıkanmak, her şeyin sonunun geldiğini düşünmek. Bir firari güvercin havalandı yüreğimden, kırık kanadı nasıl da iyileşmişti birden. Bu ilişki hiç bitmeyecek dedim içimden hiç...
Nasıl Mayıs kadar güzel kokulu bir ay yoksa; Eylül kadar da çıldırasıya sevilecek bir ay yoktur. Mayıs’ın vaat ettiği mutluluk kadar yakın yada uzak, Eylül’ün dokunuşu kadar masum bir bakış var yüreğimde; izlemeye devam et...
Hüzün ne kadar sarsa da bizi, teslim olma diyor yüreğim. Acı mutluluk getirir mi hiç? Kızma sakın, bu kadar acının yaşandığı bir andan sıyrılıp, nasıl anlatırsın aşkı deme. Oldu, felaketin gelmesi ile aşık oldum kızdım kendime günler sonra. Körfezdeki deprem yüreğimde de olmuştu, kızdığım şey aşkım değildi acıyla gelişiydi sadece.
Eylülün bulanık bir çay gibi yapraklara aktığı gündü. Gitti sevdiceğim, gitti yürek ateşim, yarim, sevdam... yine yaşlı ağlaşmalar yine hüzünlü sabahlar dar akşamlar çığlık çığlık.
Yine bir akşamdı. Yine aksam taşıyorlardı ıslak gözlerime yapraklar sanki. Gülerken vurulmuştuk sanki. Akşamdık tren düdüklerine yakın kentlerde konaklıyorduk.
Uzun sürmez dediler, bu ayrılık habercisidir, kalantor bir ayrılığın kalantor habercisi. Sık dediler dişlerini sık... Dayan dediler bu daha ne ki... Bunları size neden mi yazdım gerçekten bilmiyorum içimde bir yara vardı ve sizinle paylaşmak istedim dinlediğiniz için sağolun....Fatma Kıran
|
|
|
16 Temmuz 2008 Çarşamba
03:18:28
|
|
|
ayçöreği ve denizyıldızı
Edebiyatımızda sokak çocuklarını konu alan ilk şiir belki de, 25 Kasım 1926 tarihli Servetifunun dergisinde yayınlanandır. Şairin göstermiş olduğu duyarlık günümüzde bile geçerliliğini korumakta, şiirde sormuş olduğu sorular yanıt beklemektedir:
Kimbilir ki bu çocuk ne işler işleyecek? Belki üç kuruş için birini şişleyecek, Yahut bir mağazanın delecek kasasını, Bu vaka artıracak mücrim piyasasını: Hemen kolundantutup atacaklar hapsi... Fakat ya onun cürmü tamamen bizdeyse? Çünkü o, cemiyetin, bizim mağdurumuzdur... Onu bu hale koyan bizim kusurumuzdur...
Şiirin adını okuyacak olursak, Haliç`in bir köşüsine sürgüne gönderilen tarihi bir yapıyla karşılaşırız: "Köprünün Çocukları".... Galata Köprüsü Uzun Ömer, Sülün Osman ve Fok Balığı Yaşar`ın yanında, dubalarının kuytu köşelerinde barınan kimsesiz çocuklarıyla da ünlüydü. Sokak çocukları bir zamanlar suyun üstünde beşik gibi sallanan Galata Köprüsü`nde uykuya dalarlardı. Köprünün bu özelliği unutuldu gitti çoktan... Sokak çocuklarına sahip çıkılmasını isteyen, onlardan toplumun sorumlu olduğu gerçeğini haykıran şairin unutulması gibi!.. Kim midir bu şair? Yanıtı, şiirinden bir kaç dize daha okuduktan sonra verelim:
Bir parça düşünelim biz de vazifemizi.. Çünkü bu nesil yarın tel`in edecek bizi.. Bu biçare sürüyü geliniz kurtaralım! Biz onları bir öz kardeş gibi saralım.. Onlar kendilerine açılan bir aguşa Nasıl atılacaklar bilseniz koşa koşa.. Ah! Onlar tutunacak birer el arıyorlar, Bize yalvarıyorlar!. Bize yalvarıyorlar... Sırayla oturmuşlar dubanın kenarına Güneş hayat veriyor köprü çocuklarına...
9 yaşındaki Nesim konuşuyor: "Gideceğim, suçluları, hırsızları yakalayacağım. Hırsızlardan sonra kaçak uyuşturucu satanları. İnsanları koruyacağım. Çocukları kandıranları hapse atacağım. Benim yaşadığım dünya iyi çocuklar ve iyi kalpli insanlarla dolu olacak."
"Köprü Çocukları" adlı şiiri yazan, dünyanın iyi insanlarla dolu olması için kavga veren ve bu yolda öldürülen Sabahattin Ali`den başkası değildir!...
Akgün Akova`dan iki dize okumanın tam sırasıdır:
Çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün Ömür boyu harcanmak için
Sunay Akın (ayçöreği ve denizyıldızı)
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|