Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ¸ø¤°¤ø,¸ AKŞAM VAKTİ ¸ø¤°¤ø,¸

¸ø¤°¤ø,¸ AKŞAM VAKTİ ¸ø¤°¤ø,¸


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Haziran 2008 Salı 20:02:21

YUMDUM GÖZLERİMİ

Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin

Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan






NAZIM HİKMET

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
3 Haziran 2008 Salı 22:45:08

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 04:10:15

 

Sen üzülme
 
Sen üzülme bana sevgilim,

idare ediyorum işte

İttire ittire götürüyorum hayatı

bilinmezliği ile...


Sen üzülme suskunum diye.

Söküklerini dikiyorum gecenin.

Ay ile yıldızları birleştiriyorum,

Gök ile güneşi,

martılar ile denizi, güzel ile çirkini...

Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun

Son finalini koşuyorum nefes nefese.


Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye

Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize

O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben.


Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye

Merak etme; güneş bana da doğacak

Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak

Denizin tuzu tenimi ısıracak

Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi

Ruhumu sımsıkı saracak.


Gelmek istersen yeniden bana

Kapım açık tüm sevdalara

Geleceğin zaman haber ver

Ya da dokun yüreğime

Gün ışığı aydınlığında



NELLS

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Haziran 2008 Cuma 03:04:25

 

Evet evet
Doğrusu bilmiyorum
Dalıp dalıp gidiyorum böyle
Dalıp dalıp gidiyorum ve dalgınlığımda bir kent
Bir duvar, birde sen,duruşunda güz özellikleri
Dostlar,bütün dostlar içeride.

Bir kentmi,bir yüzmü,binlerce yüzmü,bir kentmi
Beyazmı,dahamı beyaz,okadar çokmu beyaz
Bütün bunları kendime bir adres gibi sorup
Hüznüme,kalbime,soğuğuma
Gelecekten arta kalan bir mutluyum

Ben gelecekten korka korka dönen bir mutluyum
Dünyanın bu küçük sesini işit
Bak,bir dalı,bir örtüyü,bir denizi tutan ellerime
Nanelerden,ıtırlardan,ıhlamurdan gelen
Anlayamadığım sevgililik
Var ya
Yani uzaktan yüzünü bile seçemediğin birinin
Adı en sevdiğin şairin adıyken

Soruyorsun birde
Gülüyorsun,gül ya,neden gülmeyeceksin
Ağlayacaksan ağla işte
Bir gülüp bir ağlayacakken böyle sen
Soyulmuş bir dilim ayva yetişiyor gözlerime
Kaynamış suda pembeleşirken
Kederlerde bütün yüzler birleşir
Ve unutma gereklidir
Bir başka bakışında da gökyüzleri vardır,düz
Kuş sürüleri vardır eğri
Bir sana bir ayak bileklerine bakanların dünyasıda vardır ki
İster kıyıları çekine çekine döven sulara benzet
İster ağır ağır yanan yaprak kümelerine
Anlıyormusun
Anlıyorsun elbette
Ne yaparsan yap yürürlüktedir yetinmezlik.

Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir
Ve herkesin yetinmezliğidir belki
Denecektir ki bir süre
Ve denecektir
Bir akşam üstünü düşünmek bir akşam üstünü düşünmekten
Başka nedir ki

Gelecekten utanarak dönen bir sevinçliğim
Ya sizler
Ey sırasını beklemeden gelen Akşam üstleri,


Edip Cansever
 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
10 Haziran 2008 Salı 11:23:26
Sevecekhsem kaLbim TuTuşmaLı.sevdiqim insan yanıma yakısmaLı

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Haziran 2008 Perşembe 02:58:00

 

Sevgilimsen Eğer...
Sevgilimsen eğer...ben seni sende yaşamalıyım sevgili,
Sevgiliysek eğer...
Çok şeyler katmalısın hayata kendinden,
benim için...ve kendin için tabii...
artık laflar yetmiyor değirmenini döndürmeye sevginin.
önce hüzünleri kurutmalısın sayfalar arasında,
kaçıncı sayfada Olduklarını asla bilmemeliyiz...
ve... gülücükler
Takılmalı hayat okyanusundan bıraktığın ağlara...
Kucaklar dolusu...
Uzağımdaysan, uzaklıkları yakın etmelisin ayrılığa
İnat! üstüne üstüne yürümelisin zamanın.
gözlerin Gecem olmalı, saçların rüzgar;
hesabını yapmamalıyız Mesafelerle ayların...
kilometreler kapı önü olmalı,
Kış ortasında kapıma getirmelisin gülüşünle baharı...
Aylar saatteki yelkovan,
seninle yakalamalıyım uzayan Sabahları...
Yakınımdaysan, en yakını aramalısın!
yüreğimin Kuytularında iç savaşlar çıkarmalısın.
ben bıkmalıyım Mutluluklardan.
inadına tebessüm olmalısın.
sen Düşüncelerimin bordasında vazgeçilmezim Olmalısın..
sen... sevgilimsen eğer yanımda olmalısın
Benimle olmalısın
İçimde olmalısın...
Ben seni sende yaşamalıyım sevgili,
Sevgiliysek eğer...
gel dediğimde gelmelisin kutuplarda da olsan...
gel dediğimde hayır demesini bilmelisin küsmeme
Aldırmadan...
yine de kızamamalıyım sana.
Çok şeyler istiyorsam senden yine de sen bilmelisin
Sunacaklarını.
Belki bazen bir tebessüm,
Belki ufak bir not,
Belki elinden gelenin en fazlası...
Seni verdiklerinle değil, onlarsız da sevmeliyim..!
Hayat kısa sevgili, hayat sürprizlerle dolu.
bana gül Bahçesi vaat etmemelisin
papatyayla yetiniyorsam...
Ve.. yüreğimi yormamalısın dinlenmek istiyorsam...
Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...
Bilmeliyim içini, yüreğini...
ne duyuyorsan, ne Yaşıyorsan olduğu gibi...
sevinçlerini sevincim Bilmeliyim.
hüzünlerine ortak olmalıyım.
korkularında Yanında olmalıyım, korkuları birlikte yenmeliyiz...
Her şeyinle benim olmalısın...
harikalıklarınla olduğu Kadar günahlarınla - yanlışlarınla...
her olumsuzluğa Birlikte kanat germeliyiz,
sen, ben istemeden de Yanımda olmalısın..!
mutluluklar türetmeliyiz ufak şeylerden..
Balıkçının oltasındaki balıktan,
Parktaki çocuğa kağıt helvanın yaşattığı mutluluktan
Ya da telefondaki bir alo dan ...
ufak şeylerden Büyük mutluluklar çıkarmalıyız.
Senin tebessümün beni güldürmeli,
benim hüznüm seni Üzmeli..yürekten olmalısın..!
Aylık yaşamıma girmelisin olur olmadık.
 hatta Haftalık, günlük.. beni yine de sensiz bırakmalısın
Yanımda olduğun ölçüde.
özlemeliyim seni tüm Yoğunluğunla...
saatlerin, günlerin hesabını Yapmalıyım.
yokluğun kangren gibi kemirmeli içimi...
Ama... o ölçüyü sen bilmelisin...
özlemim tavındayken Varlığınla ödüllendirmelisin,
hani derler ya; kendini özlet ama unutturma,
özlemler sevdayı Güçlendirir bilirim...
Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...
Günlük hayatında nasılsan öyle olmalısın benimleyken..
Yaptığım yemeği beğenmediysen yemeyebilirsin
(bunu Bana tüm şirinliğinle söylemelisin ki sana
Kızamamalıyım).
ve... sen de bana kızmamalısın
Seninle futbol maçlarını izlemiyorsam,
sevemedim Bir türlü...
ama belki bazı önemli maçlarda eşlik
Edebilirim sana ne dersin, senin için...
Birbirimizi olduğumuz gibi kabullenmeliyiz..
macun Tüpünü ortadan sıkıyorsan ya da ne bileyim...
tüm Giysilerini ortalığa dağıtıyorsan
bunları da Bilmeliyim...
Bir virüs gibi girmelisin içime.
ne senle olmalıyım Ne de sensiz...
gazetelerde senin burcunu okumalıyım
Benimkinden önce bir görevmiş gibi..
sonra yorumlar Yapmalıyım falların üzerine...
bakla fallarında Her şeyi sana yormalıyım...
ve... ben de senin Vazgeçilmezin olmalıyım.
Beni olduğum gibi kabul etmelisin.
Ben buyum, böyleyim...
Beni böyle sevmelisin...
Hırçınsam, kıpır kıpırsam
(ki yüreğim kıpırtılarla Dolu)
bir o kadar da durgunum belki.
sen beni Çözmelisin...
beynimin labirentinde çıkış yolunu Bilmelisin...
beni her şeyimle bütünlemelisin...
Ben seni sende yaşamalıyım sevgili...
Cesur olmalısın!
Yürekten olmalısın!
Gözlerimdeki toroslara tek nefeste çıkmalısın!
Gözlerimdeki okyanusa düşünmeden dalmalısın!
Sen hayatımda tek yörüngem olmalısın!
Sensiz olmamalı sevgili...!
Hiçbir fedakarlık istemiyorum senden...
olduğun gibi Olmalısın.
nasılsan öyle! doğal, sıradan...
farklı Olmaya çalışmamalısın...
ve... bütün bunları kendin Olmakla yapmalısın.
sen olmakla... nasılsan öyle Sevmeliyim seni.
öyle sevdirmelisin kendini.
Ben seni sende yaşamak istiyorum sevgili...
Sunduklarınla, sunmaya çalıştıklarınla,
olmaya Çalıştığın farklılıklarla değil.
Duygularınla doğal,
Yüreğinle doğal,
Yaşamınla doğal yanlarınla...
Zaten olduğun gibi kabulümsen, her şey peşi sıra gelir.
Kendin olmakla başarırsın her şeyi...
ve... senin Kabulünsem olduğum gibi,
tüm savaşlara hazırım yaşam Boyunca...
Haydi ! uzat elini
Hayat kısa sevgili...vakit kaybetmeyelim...
Belki bir daha fırsatımız olmaz...
Haydi yola çıkalım!
Ben seni sende yaşamalıyım sevgili
Ve sen de
Beni bende yaşamalısın...
Sevgiliysek eğer..!

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Haziran 2008 Perşembe 23:53:22

Öyle Bakma Bana



öyle bakma bana
yenilirim tüm aşklara
tüm yağmurlara
çöker tüm yollara sessizlik
öyle bakma
gözlerin
yüreğimde mezar kazır sonra
bakma
bir ceset olur
düşerim hayattan
çığlığım utandırır tüm mutlulukları
bir yara gibi buldum zaten seni
üşüyen göğsüme
bir hıçkırık gibi gömüldün
öyle bakma
tüm sessizlikleri bozar yüreğim
kapıları açılır tüm kederlerin
öyle bakma
sevmek en saf yerim
ağlamak en cömert yerim
öyle bakma
her sabah yeni bir acıya uyanır yüreğim
dudaklarımda biten bir aşkın sesi titrer
gözlerimi kavuşmasız kaparım
kara duvarları yırtar sessizliğim
öyle bakma
yüzüne bir uçurum gibi bakarım
yıldızlarda kalır gözlerim
ancak bir türküyle örtersin üstümü
bensiz, dallara yakışmaz ilkbahar
öyle bakma
yalnızlığıma dar gelir sokaklar
öyle bakma
ayak izlerine kapaklanırım sonra
mezara gömülür tüm gülüşlerim
öyle bakma
çözülmezse bu yasak düğümler
sensiz bir gecede kendimi kurşuna dizerim

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Haziran 2008 Cuma 19:58:25
Sen göğsünü çiçeklere saklarsın



Ben savruk göçerliğini yüzümün



Öyleyse bir şarkıya başlamalı



Çiçekçilrden çalınmış bir şarkıya
Haydi Aklını zorla, başka ne söylenirki



Ansızın doğan bu aşkın adına



Hangi çiçek yakışıryakasına



Hangi mevsim, hangi gök...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Haziran 2008 Pazar 14:46:34

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Haziran 2008 Pazar 14:47:32
**************************************************- - *****************************
**************HAYATI MASAL TADINDA YAŞAYANLARIN YERİ***************
**************************************************- - *****************************
*HAYAT;
HATA YAPMAMAYI DEĞİL, HATADAN DERS ÇIKARTIP TEKRAR ETMEMEYİ ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
DÜNDE OLANLARI SORGULAMAYI DEĞİL, GÜNÜ İLİKLERİNE KADAR YAŞAYABİLMEYİ VE YARINI PROĞRAMLAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
İÇİNDEKİ SESE HER NE OLURSA OLSUN KULAK VERME SANATIDIR.
*HAYAT;
DANIŞMADAN YOLA ÇIKILMAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
BÜYÜK KONUŞMAMAYI ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
BOL KESEDEN SÖZ VERMEYİ DEĞİL, VERİLEN SÖZÜN ARKASINDA DURMAYI ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
SEVMEKTEN DAHA ÇOK SEVİLMEYİ ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
PARANIN AMAÇ DEĞİL, ARAÇ OLDUĞUNU VE PARANIN SATIN ALAMAYACAĞI BİR TAKIM DEĞERLERİN OLDUĞUNU ÖĞRENME SANATIDIR.
*HAYAT;
SANATSA BİZDE SANATÇILARIZ.
*O HALDE.
*YA SEN HAYATINI YAŞARSIN...YA DA HAYAT SENİ!

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
16 Haziran 2008 Pazartesi 02:40:45

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
20 Haziran 2008 Cuma 03:26:39

 

DÜŞLERİN GÜRÜLTÜSÜ


Tenimin içinde yaşıyorum, dut yemiş bülbül olsam yine de size
şakırdım!..

Hayâl büyücüsüydüm, ilk yanlışım akarsu olmak istememle
başladı!..

Üzerimdeki şu zalim zamanı kaldırın, kendimden uzak bir yere
gitmeliyim!..

Kendime bakmaktan yoruldum, kendime yetiştim fazla
korkudan!..

Kuşlar göğe başlasın, kaybolan kaderiniz boynumuzdan
incedir!..

Herkes düşlerine sarılsın da büyüsün, hayat siyanür kokuyor!..

Şapkanın derdi başından aşkın, yazın belleğinde hayâl mahcup!..

Şair, düşünceyi geldiği yere kovalayan adamdır, böyle yazmışım
defterime!..

Çok yaşasın ütopya, senden başka kristal var mıdır?..

Kimi düşlerin ellerinden tuttum, kimi düşleri bağlasam durmaz!..

Ey saflığın zehri alınmış yalnızlığı, seni kimseye bırakmam!...

Kimsesiz bir rüyanın ellerinden havalanacak kadar cesur birisi
değilim!..

Derindir çağımın ırmağı, gövdemi taşırır düşleriniz, sizde hep
melek dansı!..

Geceyi yontuyorum, sözcüklerin de kederini gördüm!..

Yaprağın çığlığından yapılmış bir sıkıntıydım, ışığınızdan
sürgün!..

Bende ne çabuk eskiyorsunuz, kendinizde masum, başkasında
dalgın!..

Ey canı sıkılan dünya, kanlı çadırım, hayâl dükkanım, aşk
dersem yetiş!..

Kalbini şiirine göre uzat, ruhunu şımart, düşlerin açıkta kalsın!..

İmge terbiyecisiyim, ormanınıza yabancı, bahçenize tiryakiyim!..

Ateş, kimin elinde duruyorsa fazla çıplak ve düşçü değil midir?..

Sudan ve kuşkudan yapılmışız, ruhunuzun kuyusuna
inebilirsiniz!..

Sarhoş bir dünyanın dar sokağında, yanlış bir şehrin kırık
lambasıyım!..

Muammayız, sahici bir korkudayız, ne yapsak yalnızlığın
koynundayız!..

Melekler erken uyanır sabahları fakat ben annemden başka
gündüz görmedim!..

Lorca diye bir şair vardır, kalbi bir bıçak gibi keskin!..

Çocukluğumun bana baktığı yerdeyim, aşk kendine gelememek
zarafeti değil de nedir?..

Giderek hayatın konumunu alıyorsun, durmadan uçan bir ada
olmalısın?

Ah, kuytu meleğimin canı sıkılmasın, ne kadar uzaktaysan o
kadar varsın!..

( e.turgut ) 


Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 16:52:02

 

Yazılanlar Gerçek mi?
 
 
 
 Tüm gerçekler yazılamadığı gibi,
 
 Tüm yazılan da gerçek değil tabi ki...
 
 Bir düşsel sevda, bir hayali sevgili
 
 Yakar, habire yakar yüreciğini....
 .
 24/09/2003
 
 Nesrin Göçmen

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:22:40
*******...........Anlatiyordu .Titrek sesini aksamin ayazina katarak
Ve içten içe aglayarak anlatiyordu...
Sözlerine helalinden saf, temiz,berrak
Hayaller katiyordu

Aksami seviyordu sözcükler
Anlamlar tam bir gece asigi
Dislere beyaz bir peçe gibi
Örtünüyordu gülücükler....

Bir sessiz çiglik bekleniyordu
Bir sessiz inleyis hatta
Her nefese bir hicran tohumu
Özenle ekiliyordu

Parmak uçlarinda bir tatli uyusukluk
Sanki kevser serhoslugu dimagda
Nizami adimlarla canevinden
Yorgun ordular çekiliyodu

Anlatiyordu
Sesi ötelerden bir müzik...
Notalardan gönüller dökülüyordu
Oluk oluk kan akiyordu gözlere
Gözlere hilkatten sürmeler
Çekiliyordu

Anlatiyordu
Sözcüklerin suskunluguna inat
Harflerle vurusuyordu, cümlelerle dövüsüyordu
Yedi kat gökten noktalar düsüyordu

Bir küçük kizin zemheri ayazinda
Elleri üsüyordu
Her kar tanesiyle birlikte gökten
Bir çift eldiven düsüyordu...

Titrek sesini aksamin ayazina katarak
Ve içten içe aglayarak anlatiyordu...
Sözlerine helalinden saf, temiz,berrak
Hayaller katiyordu .Vahdet Nafiz Aksu

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Temmuz 2008 Cumartesi 23:31:14

Dalgalarımı Geri Verin




Aşk denizinde kaybolmuş bir yolcuyum ben.
Ne yapsam da kurtulamıyorum hırçınlığından
Kıyıya vuruyor yalnızlığım,
Karaya çıkamadan derinlere gömülüyor hayallerim.
Martılar daireler çiziyorlar üzerimde
Akbabalara benzetiyorum onları...
Ne bir yemek, ne bir su,
Acılarla besleniyor vücudum.
Koca okyanus az geliyor kalbimdeki yangını söndürmeye.
Bulutlar karardıkça daha da şiddetleniyor içimdeki fırtına...
Dalga sesleri, parçalıyor geceleri.
Her geçen gün umutlarım giderek azalıyor bu ıssızlıkta,
Yalnızlığın ne kadar acı verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
Güneş gözlerimi kamaştırırken,
Tuzlu su derimi eritiyor...
Yorulmuş bedenim salıyor kendini dalgalara;
Kapanıyor gözlerim yavaş yavaş.
Ve kendimi karada buluyorum bir gün
İnsanlar acımasız; sevgi ne demek...
Her taraf karanlık, her tarafı acı kaplamış
Mücadele etmek çok zor
Yalnızlık denen duygu kurcalıyor beynimi.
Ne bir kimsem, ne de bir sevdiğim.
Ağır ağır ölüme doğru ilerliyor ruhum
Dalgalarımı geri verin bana,
Denizi özlüyorum!

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
13 Temmuz 2008 Pazar 17:42:12

Beni görmek istersen şayet,

Hüzün kuşlarının gökyüzünde hüküm sürdüğü bir gecede,tüm zorluklara rağmen ayakta durabilen yıldızlara bak.

Ardından kapa gözlerini.

Bak oradayım:

Yıldızların büyülediği göz kapaklarının arkasındaki o gizli yaşamda...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Temmuz 2008 Pazar 18:07:40
özünün gizinde saklıyım

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Temmuz 2008 Pazar 18:07:54
http://www.ortanokta.com/che_nol/photo/photoid=19998978#photos

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
15 Temmuz 2008 Salı 05:46:34
Ayrılıklar Tam Buluşmalar Yarım
 
Sorma ne olursun bakışlarımdaki yitik anlamı. Geçmişin acı hayali canlanır sonra. Sanki bilmiyor muyum neleri yaşamadan kaybettiğimi. Ve kimlerin hayallerini süslediğimi.

Biliyorum.

Ama kahretsin bilmek değiştirmiyor ki bir şeyleri. Ve arttıkça yüzlerimdeki çizgiler bıçak sırtı bir keskinlikle yüzleşiyorum. Ve her geçen gün içi boşalmış bir bakış kalıyor yeni güne. Ve aynalar dahi isyan ediyor. Cıvıltılı bir dünyanın vakitsiz dinginliğine...

Gülü reyhan olur soluğun. Ve hala sım sıcak durur anılar sım sıcak ve biraz boynu bükük. Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır bahçedeki toprağın altında. Ve bir firari sevda gibidir zaman zamanın koyuluğu...

Hatıralarını yazma derdi babam hep, tarih sanıp kuşatırlar çevreni kala kalırsın boynu bükük ve kimsesiz.

Hatıralarını yazma derdi babam hep, tarih sanıp savururlar gençliğini kimsenin bilmediği uçsuz bucaksız diyarlara...

Hatıralarını yazma derdi babam hep, ama dinlemedim onu ve yazdım hep...

Sessizliği dinliyorum ve solukların kokusu geliyor burnuma. Sustuğum her yerde bir şeyler kırılıyor. Bekleyiştir bu diyip atıyorum kendimi kentlere. Penceresinde sardunyaların kuruduğu kentlere. Adını unuttuğum sevgililer kalıyor paslı sokaklarda.

Onun adı aşktı. Eylül’ ün rüzgarına kapılmış bir yaprağın öyküsü...

Uzun bir yokuşu tırmanırken ölecek gibi oldun mu? Nefes alamayıp tıkanmak, her şeyin sonunun geldiğini düşünmek. Bir firari güvercin havalandı yüreğimden, kırık kanadı nasıl da iyileşmişti birden. Bu ilişki hiç bitmeyecek dedim içimden hiç...

Nasıl Mayıs kadar güzel kokulu bir ay yoksa; Eylül kadar da çıldırasıya sevilecek bir ay yoktur. Mayıs’ın vaat ettiği mutluluk kadar yakın yada uzak, Eylül’ün dokunuşu kadar masum bir bakış var yüreğimde; izlemeye devam et...

Hüzün ne kadar sarsa da bizi, teslim olma diyor yüreğim. Acı mutluluk getirir mi hiç? Kızma sakın, bu kadar acının yaşandığı bir andan sıyrılıp, nasıl anlatırsın aşkı deme. Oldu, felaketin gelmesi ile aşık oldum kızdım kendime günler sonra. Körfezdeki deprem yüreğimde de olmuştu, kızdığım şey aşkım değildi acıyla gelişiydi sadece.

Eylülün bulanık bir çay gibi yapraklara aktığı gündü. Gitti sevdiceğim, gitti yürek ateşim, yarim, sevdam... yine yaşlı ağlaşmalar yine hüzünlü sabahlar dar akşamlar çığlık çığlık.

Yine bir akşamdı. Yine aksam taşıyorlardı ıslak gözlerime yapraklar sanki. Gülerken vurulmuştuk sanki. Akşamdık tren düdüklerine yakın kentlerde konaklıyorduk.

Uzun sürmez dediler, bu ayrılık habercisidir, kalantor bir ayrılığın kalantor habercisi. Sık dediler dişlerini sık... Dayan dediler bu daha ne ki... Bunları size neden mi yazdım gerçekten bilmiyorum içimde bir yara vardı ve sizinle paylaşmak istedim dinlediğiniz için sağolun....Fatma Kıran

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
16 Temmuz 2008 Çarşamba 03:18:28

 

ayçöreği ve denizyıldızı

Edebiyatımızda sokak çocuklarını konu alan ilk şiir belki de, 25 Kasım 1926 tarihli Servetifunun dergisinde yayınlanandır. Şairin göstermiş olduğu duyarlık günümüzde bile geçerliliğini korumakta, şiirde sormuş olduğu sorular yanıt beklemektedir:

Kimbilir ki bu çocuk ne işler işleyecek?
Belki üç kuruş için birini şişleyecek,
Yahut bir mağazanın delecek kasasını,
Bu vaka artıracak mücrim piyasasını:
Hemen kolundantutup atacaklar hapsi...
Fakat ya onun cürmü tamamen bizdeyse?
Çünkü o, cemiyetin, bizim mağdurumuzdur...
Onu bu hale koyan bizim kusurumuzdur...

Şiirin adını okuyacak olursak, Haliç`in bir köşüsine sürgüne gönderilen tarihi bir yapıyla karşılaşırız: "Köprünün Çocukları".... Galata Köprüsü Uzun Ömer, Sülün Osman ve Fok Balığı Yaşar`ın yanında, dubalarının kuytu köşelerinde barınan kimsesiz çocuklarıyla da ünlüydü. Sokak çocukları bir zamanlar suyun üstünde beşik gibi sallanan Galata Köprüsü`nde uykuya dalarlardı. Köprünün bu özelliği unutuldu gitti çoktan... Sokak çocuklarına sahip çıkılmasını isteyen, onlardan toplumun sorumlu olduğu gerçeğini haykıran şairin unutulması gibi!.. Kim midir bu şair? Yanıtı, şiirinden bir kaç dize daha okuduktan sonra verelim:

Bir parça düşünelim biz de vazifemizi..
Çünkü bu nesil yarın tel`in edecek bizi..
Bu biçare sürüyü geliniz kurtaralım!
Biz onları bir öz kardeş gibi saralım..
Onlar kendilerine açılan bir aguşa
Nasıl atılacaklar bilseniz koşa koşa..
Ah! Onlar tutunacak birer el arıyorlar,
Bize yalvarıyorlar!. Bize yalvarıyorlar...
Sırayla oturmuşlar dubanın kenarına
Güneş hayat veriyor köprü çocuklarına...

9 yaşındaki Nesim konuşuyor: "Gideceğim, suçluları, hırsızları yakalayacağım. Hırsızlardan sonra kaçak uyuşturucu satanları. İnsanları koruyacağım. Çocukları kandıranları hapse atacağım. Benim yaşadığım dünya iyi çocuklar ve iyi kalpli insanlarla dolu olacak."

"Köprü Çocukları" adlı  şiiri yazan, dünyanın iyi insanlarla dolu olması için kavga veren ve bu yolda öldürülen Sabahattin Ali`den başkası değildir!...

Akgün Akova`dan iki dize okumanın tam sırasıdır:

Çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün
Ömür boyu harcanmak için

 

Sunay Akın (ayçöreği ve denizyıldızı)