|
| Gönderen | Mesaj |
|
13 Mayıs 2008 Salı
19:24:04
|
|
|
Hayat bu kadar mı acımasız..? Nerde yanlış oldu ki diye düşünüyorum.sıkışmış kalmışım bir yerlerde..Bir türlü çıkamıyorum…çabalıyorum bütün gücümle tam başardım derken yine aynı hızla dibe batıyorum ve başladığım yere dönüyorum..
Ve neden diyorum böyle oldu…hayat güzel giderken neden birden bire her şey tersine döndü.acaba sen gittikten sonra mı her şey üstüme bu kadar çok geldi..ve ezdi beni..
Sen gittikten sonra…evet sen gitmiştin,bir türlü kabul edemediğim bir gerçekti…oysa çok zaman oldu sen gideli..
Aslında gelişinden belliydi gideceğin bir sonbaharda gelmiştin kaç sonbaharlar devirdik birlikte ve gidişinde geldiğin gün gibi soğuktu..sonbaharın ayazıydı.
Kendimi hiç sevmiyorum seni sevdiğim için..Herkes gülüyor halime bilmiyorsun sen?neden dersen senin yüzünden..ama ben onlara inat daha çok sevmiştim seni…
Sevmiştim…sevmiştim…
Şimdi senden geriye koca bir acı kaldı..sevgin kalmadı sadece ne olduğunu anlamadığım ama her sızladığunda canımı yakan bir acı kaldı…
Bir de gözyaşları var sonu gelmeyen damlalar…içimdeki o acı her sızladığında yağmur gibi akan önüne bend kuramadığım damlalar getirip bırakıyo gözlerime…belki de seni zehirli kirpiklerime bıraktığım zaman huzuru bulabiliyorum..sana hala ağladığım için yine bana herkes kızıyor…bir damla gözyaşını bile hak etmiyormuşsun…
Gerçekten öyle mi??
Öyle…
Keşke bana ihaneti hediye edeceğine seni sevmiyorum deyipte gitseydin olmaz mıydı??inan daha çabuk kabullenirdim..
Sen bana seni sevmiyorum diyemedin am
|
|
|
13 Mayıs 2008 Salı
19:25:54
|
|
|
|
|
|
14 Mayıs 2008 Çarşamba
14:57:20
|
|
|
|
http://www.ortanokta.com/Babyprenseszulal/photo/photoid=22480188#photos
|
|
|
20 Mayıs 2008 Salı
19:07:35
|
|
|
Kadın olmak, Erkek olmak, İşin özü insan gibi insan olmak! İki cinsiyeti birbirinden ayıran milyonlarca neden bulunabilir, asırlardır yazılmış yazılarsa bunları destekleyebilir. Evet farklılıklarımız göz önündedir hep. Her şeyde taraf ve fanatik olduğumuz gibi bunda da taraf ve fanatiğizdir. Ama unuttuğumuz şeyler yokmudur? Bizi buz dağları gibi bizi sırt sırta döndüren bu anlamsız nedenler yüzünden birbirimizle mücadele etmiyormuyuz? ‘’Hayat bir mücadele ‘’ dediğinizi duyar gibiyim. Hayat bir mücadele ama onun nehrinde bile bazen kendimizi akışa bırakmak zorunda kalabiliyoruz. İlişkilerimizde neden kendimizi akışa bırakamıyoruz? Her şeyin en mükemmeline sahip olmak için mi? Mükemmel; beklentilerimizin üzerindeki anlamına gelmez mi? Bizler popüler olan her şeyde olduğu gibi bunda da başkalarıyla mı yarışıyoruz! Başkalarının mükemmelleri…
İşte bu son satırlara karşı çıkanlara sesleniyorum. Bizi birbirimize sımsıkı bağlayan şeyler de var! Birbirimizden ayrılmamızı imkansızlaştıran, içimizi ısıtan, bizi kucaklayan, bilinç altı kutularımızı ağzına kadar dolduran, durgun denizlerimizi coşturan. Sevilmek, Sayılmak, Önemsenmek, Değer verilmek, Güvenmek ve güvende hissetmek… Bunlar bir kaçı sayabildiklerimin ama bir düşünün bu satırlarda yazılı olan şeyler hepimizin ihtiyaçları değil mi? İnsan olmanın ayrıcalıkları bunlar. Yüreğimize ipeksi dokunuşlar yapan birini hangimiz geri çevirebiliriz ki? Sevildiğimizde, önemsendiğimizde kadın yada erkek oluşumuz fark etmez… O an sadece insanızdır. Ve bu duygular hepimize iyi gelmez mi? Kalplerimizi güçlendirmez mi? Sorularla dolu hayatımız. Ama bildiğim tek şey var o da sevmek güzel şeydir. Bazen sadece şevkatle sevmek, karşılık beklemeden. Bunaltmadan sevmek, Ondan kaf dağlarını beklemeden, gerçekleri ve verebileceği kadarını sevmek, Onu kusurlarının ne kadar sevimli olduğunu düşünerek sevebilmek, Ve kusurlarımızı birbirimizin yüzüne vurarak değil, birbirimizi tamamlayarak sevmek. İşte sevmek bu satılarda size ne hisler anımsattıysa bunun binlerce misli daha fazla güzel ve içimizi dolduran bir duygu. Her şeyi sevmek, hatta önce kendini sevmek ve tanımak Unutmamalı ki kendini seven insan sevgisini daha güzel yansıtabilir.
Sevgiler.
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
04:40:18
|
|
|
IYI GECELER GÜLÜM Haziran bulutları olsun yatağın, Aşka düşsün yolun düşünde. Bir dere kenarında, Söğüt gölgesine sığınsın başın Ayakların suda Aslında su senin ayaklarında gülüm Elinde Bursa işi bir çakı Sabaha kadar umutlarını yont!
Bir de beni düşün düşünde. Yokluğunda nasıl da Haziran bulutuyum, Söğüt dalıyım, Akan, akmayan suyum, Ama illâ ki; Yonttuğun umudum...
İyi geceler gülüm, İyi bir gün olsun yarın...
Nevzat TEKİN
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
16:31:10
|
|
|
Ve asla Unutma...
Herkesin bir meleği vardır... bazen bir gülücük, bazen bir omuza dokunuş sizin hayatınızda bir devrim yaratır...
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
19:45:21
|
|
|
DENİZ OLABİLMEK..
Koşup da Cunda''nın eteklerinden
Yüzüstü bırakıp giderken
Mavileri,
İki dalga arasına
Savruldu denizin köpükleri,
Sana mı kaldı rüzgarı yakalamak.
Bak,bir filika
Kostak mı kostak.
Dans ediyor balıkçı teknesinin
Ardında kıvrılarak.
Ne kalem yeter
Ne de tabloya sığar enginler
Göz alabildiğine
Uzandıkça denizler
Hep tedirgin bekleyişler
İçindedir sahiller.
Göz kırpan
Yakamozlar
Sevdasın sulara yazar.
Kaçırma sakın,
Beklersin sonra
İşin yoksa
Ay''ın şavkıyla yeniden
Tutuşana kadar.
Bırak
Sana mı kaldı
Rüzgarı yakalamak.
Ne deniz kabukları kalacak
Tükenen yaşamlardan
Ne yosun, ne de kum
Dalga dalga öfkenle boğulacak.
Deniz olmayı bil dostum
İçinde binlerce can
Yaşamsın onlar için
Farkında bile olmadan.
Bırak,
Rüzgar eserse essin.
Sen
Yaşamı kucaklamaya bak..
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:36:08
|
|
|
|
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
02:25:07
|
|
|
Karanfil .Yarin dudagindan getirilmis Bir katre alevdir bu karanfil, Gönlüm acisindan bunu bildi!
Düstükçe vurulmus gibi, yer yer Kizgin kokusundan kelebekler; Gönlüm ona pervane kesildi. .Ahmet Hasim
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
20:02:45
|
|
|
Gözlerim Gözlerinde
Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin... Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum. Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum; En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin, Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim! Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin; Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini, O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini.
Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
03:18:06
|
|
|
Poetika
Yalnızlığı sevmiyorum Yalnız kim ola ki Kendim... Kendimin kendini sevmiyorum Kediler hariç... Kahve ocakçısı olacaktım ben Tuttum kavlimi Yazdıklarımsa hep nafile Hep nişanlı angaje ısloganlı Can, diyorlar, bir kahve yap şu dümenin ağzına Kallavi olsun! Bende yoksa kahve, yemişçiden tedariklenip Ve cezveyi ateşe sürüp, üstüne yemeni, şekerini Taşırmadan pişiriyorum Biliyorum, bilmez miyim bu kahve ocağınnan Ocağımızı bucağımızı Isıtamayacağımı! İşte onun içinde de içim titreyerek Cezvenizi sürüyorum ateşe
Can Yücel
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
11:45:58
|
|
|
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
04:23:38
|
|
|
|
hep senden yanadır çektiğim kahır derdimi o nemli duvarlar dinler yaylı tanburlara benzedi kalbim böyle inim inim her gece inler kirpiklerim islak bulutum kara alıştı gözlerim yağan yağmura sevilip sevmekten vurgun yedik biz savrulduk bir gece çok uzaklara... HAKKI YALÇIN
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
12:47:01
|
|
|
Sadece Sen
Sana olan sevgimi İliştirmeliyim gözlerine Bana olan tövbeni unutmalısın İkimizde öylece kalmalıyız sokakta Sen soğuk bir kış gecesi Ben sana üşüyen serçe Sonra sabah olmalı Gözlerinde uyanmalıyım Yepyeni bir güne Ne bir ah olmalı dilimde Ne de bir günah kanımda Sadece sen olmalısın Sadece sen benim yanımda
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
03:34:15
|
|
|
Sen Aslında Çok Eski Bir Şeye Aşıksın . künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerimi ölürsem beni seninle ararlar simdi
bak, incelirken zehirleniyorsun yavaş yavaş beni yanaşma ruhum boğuyor geceleri
ölürsem beni seninle ararlar simdi
yüreğim paslı bir sarnıç gözyaşlarının demi hala avuçlarımda
sesleniyorsun sevdaların kilitlendiği manastırlardan yaşamak güçlü olmak değildir her zaman
künyeme kazıdım ölü doğmuş sevinçlerini ölürsem beni seninle ararlar simdi . Cezmi Ersöz
|
|
|
15 Haziran 2008 Pazar
14:53:08
|
|
|
|
|
|
17 Haziran 2008 Salı
10:52:24
|
|
|
|
Bir sonbahardı hatırlıyorum. Sararmış yapraklar caddelerde telaşlı insanlarla doluydu ve ben ilk kez hatırlıyordum yaşamanın ne demek olduğunu. Kuşların öttüğünü fark ettim ve denizin mavi olduğunu ve dünyanın senin etrafın altında dönmediğini. Hala seni seviyorum, hala seni görüşümde yüreğim kanatlanıp uçacakmış gibi hissediyorum. Ama artık biliyorum aşk tek kişilikte yaşanabilir ve zaten sen bunu anladığım günden beri daha yakınsın bana. Belki de beklediğim buydu güvenmemdi kendime. Şimdi her şeyi fark ederek yaşıyorum ve her şeyin tadına varıyorum ama hala bir yerim eksik biliyorsun. Ama bende biliyorum ki hiçbir şey eksik kalamaz. Elmanın bile iki ayrısı vardır ve benim eksik tarafım sensin
|
|
|
18 Haziran 2008 Çarşamba
11:33:01
|
|
|
Yıldızlar
Yıldızları seyrediyorum kaç zamandır Hani öle çok sevdiğimden de değil hani Hani sen çok severdin ya yıldızları Biliyorum yine bakıyorsundur pencerenden Bir zamanlar ikimizin olanlara İşte bu yüzden bakıyorum Çünkü farklı yerlerde,farklı zamanlarda olsak ta Seninle aynı yere bakmakla avunuyorum
Ve bir ara çıkıyor aklım yerinden Seni yanımda zannediyorum Ama dönüp de bakamıyorum Korkuyorum giderse hayalin diye Bakmak yerine elimi uzatıyorum boşluğa Elini tutacağım sözde Her hücrem milyonlarca umut dolu Gülecek gibi oluyorum bir ara hatta
Saksısıyla devriliyor menekşe Ayağımda saksıdan ve umutlarımdan kalan keder parçaları Ne zaman aktı bilmiyorum Çenemde düştü düşecek bir damla gözyaşı Bir suçlu gibi oturuyorum kanepeye Ellerim yüzümde Öylece kalakaldım asırlarca belki Ve uzanıp ta yardım edemedim Yerde can çekişen menekşeye.
|
|
|
18 Haziran 2008 Çarşamba
14:28:01
|
|
|
Karanlıklara dem tutan umut, Sen mi doğarsın, ben mi batayım. Acılara kılavuz olan masal, Sen mi bitersin, ben mi başlayayım.
Karanfiller taktığım sırma saç, Sen mi dalgalanırsın, ben mi coşayım. Yollarına toz olduğum sevda, Sen mi bulut olursun, ben mi duman olayım
Bu sehre sor beni,kac gece agladim, Su yarali kalbimi kimselere acmadim, Sevdan her an icimde,bir an olsun caymadim, 3,kurusluk sevdalara serefimi satmadim,
Vefasizlik etmedim,ihaneti bilmedim, Su insafsiz gecelere birkez boyun egmedi, Sevdan her an icimde,bir an olsun caymadim, 3,kurusluk sevdalara serefimi satmadim,
___________________ Yüregimin kiyisina vurdu minicik bir dalga, Susmaliydim, tutamadim kendimi, Bi canim var feda etsem sevdami bilemezsin, Bi acim var anlatsam önünü göremezsin, Herkes unuttu gitti, ben de unuttum herseyi, Bari, bari sen unutma beni...
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
06:18:54
|
|
|
Bir kadın tanıdım... Yaş kırküç… Bir kadın tanıdım adı bende saklı.. İçimde bahar rüzgarları esti, güller açtı. Açan güllerin yanında ince sızı da aktı. Bir kadın tanıdım.. Nice adamdan has yüreği vardı. Yüzünden eksik etmediği gülüşünün ardında, İçinde sakladığı derin bir acısı vardı. Bir kadın tanıdım.. İnceydi yüzü,naifti elleri, cam kadar parlak gözleri vardı. Gizem vardı içinde,tavırları tasasızdı kendince, kozayı oynardı kelebek olduğunu bile bile.. Bir kadın tanıdım.. Şarap gibi..her geçen yıl güzellik katmış. Kadınlığına iltifattan mahçup, İnsan olmayı hedef saymış. Bir kadın tanıdım.. Kaçırırdı bakışlarını karşındakinden; Sanki yakalanırsa gözlerindeki ışık, Hissedilecekti yüreğindeki karışıklık. Bir kadın tanıdım.. Mıknatıs gibi çekerken karşındakini, Çelikten kafese hapseder gibiydi kendini. Dokunulması imkansız olandı. İnkar etse de;belli ki tuttuğu bir yastı… Bir kadın tanıdım… Yıldız kadar parlak gözleri, Güneş kadar sıcak gülüşleri, Melek kadar temiz yüreği Kelebek kadar renkliydi düşleri. Yaş kırküç.. Ve ben bir kadın tanıdım.. Çözemediğim.Gitmeye tam gidemediğim. Kalmaya hiç ışık göremediğim. Biçare gönlüm! Savaşmaya cesaret edemediğim.... -yaş kırküç
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|