Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > kiralıkmış hayatlar aynı aşklar gibi

kiralıkmış hayatlar aynı aşklar gibi


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:07:59

 

neden inanmıyım ki

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:08:18

pişmanlık yorumunu yapamıyorum bu sebebten

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:09:58

 

e güzel...

hayata karşı pişmanlıkları olmayanların kendilerine karşı pişmanlıklarıda olmaz sanırım..

sen şanslılardansın o halde..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:12:14
şanslı olmak  hayatttaki tercihlerimdendir.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:12:21

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:42:53
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Nisan 2008 Çarşamba 19:57:20

 

 Çok doğru bir söz....

 ayakta alkışlıyoruum..

Sevgiylee..

 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:32:49
tşkler  yasmin

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:40:25
fizik boyutunun arkasında ruhların  birlikte hareket ettigi bir dönemde yaşıyoruz

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Nisan 2008 Perşembe 03:21:11

 kesinlikle..

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Nisan 2008 Perşembe 06:21:40

 

Pişmanlık...

aslında önce tanımlamak gerekiyor sanırım, nedir pişmanlık, ve neye pişman olunur, niye pişman olunur, neden pişman olunur... olası çeşitleri nelerdir, pişmanlık var yüzün kızartır, pişmanlık var içinde bir ahtır ancak kendi duyduğun, pişmanlık var çaresiz pişmansındır dönüşü yok, pişmanlık var aslında yoktur onu yaratan gururdur savaştığın, ve bazanda pişman olup olmama arasında biryerlerdesindir, doğruların ve duygularındır savaştığın..

toplumsal bir sebebe dayalı ise pişmanlığın saklarsın ve de yüzün de kızarmaz aynalarda zaten kızaracak olsa yapmazdın, saklayamazda deşifre olursan belki utanırsın...

ahlaki bir sebebe dayalı ise pişmanlığın yine aynı durum geçerlidir, öyle ya da böyle içinde taşırsın ama korkun ya deşifre olmandır yada utanmaktan korkmak, sonuç olarak korku şüzündendir yaşadığın pişmanlık, utanmaktan yada kızarmaktan değil..

içinde ah olarak taşıdığın pişmanlık, genellikle farkındalığa varamadan sebep olduğun bir olumsuzluktur ki her zaman düzeltebilir yada tekrarına neden olmazsın... öğrenmenin yaşı yoktur zira..

çaresiz pişmanlığın genellikle kendini gerçekleştirememiş olmandan kaynaklıdır, hepimizin dünyaya gelmemizin bir sebebi olduğunu düşünürsek bu nedeni en kısa zamanda bulmalıyızdır, iyi birşeyler, bizi mutlu eden birşeyler, erdemli şeyler mesela olmalıdır hayatımızda, çocuk büyütmek olarakda algılayabiliriz bunu, hani hiç birşey yapmıyorsak iyi bir şeyler yapabilecek iyi bir çocuk için emek harcarız misal, veyahut kansere çare bulmak olarak da, işte geç kalmışsanız bu noktada çok geç farketmişseniz görevinizi yada yaradılış sebebinizi, artık yapılacak bir şey yoktur, çaresiz pişmanlığınızı yaşayacaksınızdır, mutlaka hepimizin iyi yaptığı faydalı bir yanımız olmalıdır, çünki insan olarak en üstün donanımla yaratıldık... Bize, kendimizi şeytanımız harcatır genellikle...

gururunla savaştığın pişmanlık kolay vazgeçer olmanızdan, sonuna kadar mücadele edip elinizden geleni yapmadığınızın farkındalığıyla ortaya çıkar ki, pişmanlığınız hala bir şeyler yapabileceğinize inandırmaya uğraşırken sizi gururunuz acımasızdır yaşanan negatif karşısında sizi savunup durur vazgeçmeye... velhasıl bir kurt beyninizi kemirip durur..

ve sonuncusu, arada bir yerde olmak, doğrularla duyguların savaştığı pişmanlık, yine kendini gerçekleştirememiş olmaktan yada kişisel gelişimin tamamlanamamış olmasından kaynaklıdır, çocuk dersini çalışmamıştır mesela sınıfta kalabilir, utanabilir, üzülebilir ama hayat ona yinede bir yol çizecektir, yolun sonu aydınlıkta olabilir karanlıkda, her iki durumda da kişi en doğru olan şeyin iyi bir eğitim olduğunu bilmesidir, hala kendini eğitebilir ama halada zor gelir, savunma mekanizmaları yine çalışır ve kendince bahaneler üretir, ama içerde bir yerlerde yinede bir pişmanlık olur, çünki insanoğlu hehp daha iyisini isteyecektir, sonuç kötüysede zaten başarısızlık hikayeleri ile dolu bir toplum olduğumuz için oda topluma uyar gider, başarısızların yanında zaten kendini farketmesine gerek yoktur, öylece kendini avutur... başarıya şans der, nasip der, kendi yapmadıklarını çocuğunun yapmasını bekler...

Pişmanlık duygusu insanı yoran bir duygudur ve genellikle pişmanlıklar uzun ömürlü olmazlar, insan bencileyini onu bir müddet sonra zaten yok eder ya da çok derinlere iter...

bir pişmanlık var ki, sanırım her insan (istisnalar kaideyi bozmaz) öyle yada böyle bu pişmanlığı bilir, o gönlümüzden gelir, yapmayı isteyipte yapmadıklarımızı gönlümüz unutmaz ve hatta bize unutturmaz ama engel beynimizdir, kartlarda beylik sözlerde sözü edilen pişmanlık bu pişmanlıktır, sonuç olarak hani an ı yaşa denirya... Mesela bangi jumping yapmayı istemişsinizdir ama halatın güvenlik hesabını yapmaktan yada bir timsaha yem olma tehlikesi yüzünden o heyecanı, o an ı yaşayamamışsınızdır... yada yanınızdaki kişiyi müzik duyduğunuzda caddede dans etmeye ikna edememişsinizdir , işte pişmanlık... her an ı yaşadınız mı?...

Velhasıl pişmanlık, insanların sevapları yada günahları arasında illa bir yer bulur...

Yadaaaa, bütün bunları bilip, insanca duygularla en az birkaçını yaşamamışsanız oda pişmanlıktır, ya yaptıklarımız kaynaklıdır ya da yapmadıklarımız kaynaklı...

Yorumun kişiselleştirme yönüne gelince, hani kendimizide kattıkya konu başında, insanlar en iyi yaşayarak öğrenirler, ve hatalar bizi hatasızlığa götürür, bunların çapları yaşımızla doğru orantılı olarak gelişir, aslında bu yüzden çocuklara çokça çocukça hatalar yapmasına izin verilmelidir henüz kontrolünüz altındalarken, ki pişmanlık duygusunu öğrenebilsinler... mesela bir çocuğu büyütürken "sanmıştım" kelimesini söylemeyi yasaklarsanız, çocuk her hareketinin sebebini, şeklini, sonucunu düşünmekten dolayı çocuk olmaktan daha çok gereği gibi olur ancak, gereği gibi olan insanlarında kendilerince pişmanlıkları vardır, yapmadıklarına dair... Büyüdüklerinde çok fazla gereği gibidirler ve pişman olunacak şeyler yaşamazlar, onlar gönüllerinde bir yerlerde yinede pişmanlıklar taşırlar...

çocuktum küçücüktüm, evde bir çikolata vardı, soracak kimsede yoktu yada sormak işime gelmedi belkide, azıcık köşesinden ısırmıştım ve yine paketiyle aldığım yere koymuştum, zira saklanmış bir yerde duruyordu, akşam ortaya çıkarıldı, paylaştırılacaktı kardeşlerimle, ve ısırığım görüldü, büyük bir olasılıkla zaten aranan kişi biliniyordu, ama önce diş izlerine bakıldı, bu kimin diş izine benziyor denildi, ve başkaca birşey denmeden ucu olmayan parça bana verildi, çok utanmıştım çooooooooookkkkk, yediğimden hiç bir tad alamadığımı şu an bile çok iyi hatırlıyorum... pişmanlık duydum mu bilmiyorum, hatırlamıyorum çünki ama çoook utanmıştııımmm...


lisede kopya çekmiştim, çekiyordum çekemedim çünki tamda defter elimdeyken yakalandım, çok iyi bir öğretmendi, sessizce sınav kağıdımı aldı ve kürsüye gitti, hiç konuşmadı, aileme söylememesi için adeta yalvar yakar olmuştum, affedildim, çok çalışmak şartıyla, hem kopya çekmiştim, hem aileme söylenmemesini sağlamıştım, vicdan azabım o kadar büyüktü ki, ertesi yıl tarih öğretmenimin sorumlusu olduğu kitaplık kolunda görev aldım, seçilmek için çok istekliydim ve elimden gelen gayreti sarfettim, yazım çok güzeldi, bir sene boyunca öğretmenim bü

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Nisan 2008 Perşembe 06:22:30

lisede kopya çekmiştim, çekiyordum çekemedim çünki tamda defter elimdeyken yakalandım, çok iyi bir öğretmendi, sessizce sınav kağıdımı aldı ve kürsüye gitti, hiç konuşmadı, aileme söylememesi için adeta yalvar yakar olmuştum, affedildim, çok çalışmak şartıyla, hem kopya çekmiştim, hem aileme söylenmemesini sağlamıştım, vicdan azabım o kadar büyüktü ki, ertesi yıl tarih öğretmenimin sorumlusu olduğu kitaplık kolunda görev aldım, seçilmek için çok istekliydim ve elimden gelen gayreti sarfettim, yazım çok güzeldi, bir sene boyunca öğretmenim bütün kütüphanenin etiketlerini bana yeniletti, çarşambaları öğleden sonra kütüphanede nöbet tuttum hep, ve hep o kopya anının utancını taşıdım yüreğimde, sonuç olarak tarih öğretmenime kendimi başarıyla övdürecek kadar sevdirdim bu arada çok çalışmaktan bende tarih dersini sevdim, tam bir çizme şeklinde İtalya yapardı tahtaya, şu an gülümsüyorum..

allaha çok şükür başka unatçlar yaşamadım yüzümü kızartmadım ammaaaaa, pişmanlık mı, şöyle bir duruyorum söyleiynce, elbet var pişmanlıklarım, yalnız gönlümün bildiği...

Uzunca bir yazı oldu, sıkılıp yarım bıraktıysanız hoşgörümdesiniz, aldığım zamanınızdan dolayı beni affedin..

Canım yazmak istedi..

Sevgilerimle...

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Nisan 2008 Cumartesi 10:38:19

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa