Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > blue night

blue night


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Mayıs 2008 Pazar 02:06:42


http://www.insancapekinsanca.com/foto/albums/userpics/10002/normal_geceninmavisi3.jpg


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Mayıs 2008 Pazartesi 16:06:14

Gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
cop gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karsımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım

ne vakit markadan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kus gibi gülerdi
bir rüzgar aklimi alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

aksamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mu cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mi
felaketim olurdu ağlardım
ATİLLA İLHAN

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Mayıs 2008 Salı 18:21:43

 



Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
28 Mayıs 2008 Çarşamba 16:23:29
Sonbahar...
Bir başkadır...mevsimlerin en hüzünlüsüdür benim için sonbahar.
Benim için gerçekten son bahar mıydı sonbahar...
İsterdim ki sevgili, bu baharı ve bundan sonraki bilmem kaç baharı birlikte yaşayalım seninle..
İsterdim ki ağaçların hüznünü birlikte paylaşalım.
Doğanın ağıtına birlikte kulak verelim.
Bulutlarla birlikte ağlayalım, yapraklarla birlikte ölelim.
İlkbaharda tekrar dünyaya gelelim en neşeli halimizle.
Ama sonbahardı bu mevsim, benim son baharım.
İsterdim ki cümlelerimde artık hüzün olmasın.
Hep kahkahalar atalım, hayata bu sefer de biz çelme takalım.
İsterdim ki seninle dünyaya bir dönme dolaptan bakalım. Eğlenerek, herşeye yüksekten bakarak, kimi zamanda korkak bir
heyecanla yüreğimizi tutarak.


`Bugün bir başka baktın sanki yüzüme,
Sanki için için ağlıyor gibisin
Pek kulak verme kendin olsan bile bazen sözüne
Sanki kulaklarımı çınlatıp anıyor gibisin`


Seni düşünmek bile aydınlatıyor karanlık odamı.
Üşüyorum..
Rüzgarın uğultusunda sesini arıyorum.
Kalbim çok geçmeden seni buluyor..
Her zamanki yerindesin yine, damarlarımda dolaşırken yakalıyorum seni.
Can damarımdan kalbime akıyorsun sürekli.
Sıcaklığını hissediyorum.
Canım yanıyor...
Penceremden doğanın yavaş yavaş ölüşünü seyrediyorum.
Güneş heyecanını kaybetmiş. Hükmü yok artık hücrelerime.
Kendimi güneş gibi hissediyorum o an.
Sıcaklığı kaybolmuş, heyecanı yok olmuş, kendini bile ısıtmaktan aciz, hücrelerine bile hükmü geçmeyen bir zavallı.
Pencereden bakarken bir şeyi fark ediyorum, dehşetle ürperiyorum.
Artık dünya mavi değil..Mavi değil...
Bunu fark etmemle birlikte kırılan bir kristal gibi parçalanıyor kalbim. Her bir parçası içimi dağlıyor.
İçimden ılık bir kan damlıyor. Canım daha bir yanıyor..
Maviyi kaybediyorum.
Son umut kırıntımı da kaybediyorum.
Seninle tanıdım maviyi sevgili.
Mavi sevdamın rengiydi.
Mavi yüreğimin sesiydi.
Mavi hüznümdü.
Mavi dünyamdı.
Mavi huzurumdu.
Mavi sendin...
Sen maviydin.
BEN MAVİYİ SEVİYORDUM.
BEN SENİ SEVİYORDUM.
Mavinin gözümün önünde yok oluşuna dayanamıyorum.
Gözlerimi kapatıyorum.
Açtığımda herşeyi farklı görmekten korkuyorum.
Açmamalıyım gözlerimi..
Açmamalıyım.
Gelişini duyuyorum.
Yerimden kalkıp, boynuna atılmak, “Bak gördün mü artık mavi yok, sevdamız yok” diye haykırmak istiyorum.
“Mavi benim hayatım, mavi benim hüznüm, alma maviyi benden” demek istiyorum.
Diyemiyorum.
Kalkamıyorum yerimden..
Gözlerimi açamıyorum...
Sesini duyuyorum.
Titrek ve ürkek sesini.
Ellerini saçlarımda hissediyorum.
Yüzümde nefesini duyuyorum.
Kokunu çekmeye çalışıyorum içime..beceremiyorum..
Sıcaklığın çekiliyor tenimden...
Damarlarımda artık akmıyorsun...
Sesin aynı mavim gibi kayboluyor yavaş yavaş...
Aynı mavim gibi kayboluyorsun..
Karanlık...
Ben karanlıktan korkarım..
gitme...bırakma beni..
gitme..

Yitik bir sevdaydı yaşanan
Kırık ümitler içinde filizlendi
Yıkık dökük hayallerle can buldu
Ve maviyle birlikte yok oldu
Güle güle sevdam..
Güle güle mavi..


Her bitiş, bir başlangıçtır aslında.
Farklı bir mekanda, farklı bir zamanda

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
28 Mayıs 2008 Çarşamba 23:14:23

Deli Sevgisi

 


Çok sular geçsede köprünün altından
Asla unutma sevgilim,asla
seni seven bir deli var karşında
neden,nedir,niçin diye sorma bana.
Söyleyemem seni sevdiğimi sana.
Çağlayan sular gibide olsa sevgim,
Tutkumun esiride olsa ezgim,
Her yanımı sarsada dört duvar,
Seni, unutmam,umutamam asla.

Zamanla herşey düzelecek aslında,
Aşkım konuşulsa da bir müzik faslında,
Asla yenik düşmeyeceğim
Tut ellerimi bebek,geç kalsanda zamanında.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Mayıs 2008 Perşembe 03:40:47

 

Lacivert

zaman beni unutuyor denizin mavisinde
kalbimin kızılı gözünün karasında
aylak bir saat isliyor
sana inat benden uzakta
hayata öfkem karısmıs
biraz kırgın biraz bulanık rüyalarımm
artık kendi çocuklugumun büyüyen sokaklarındayım
içimde ask derin
içimde hasret derin
içimde kavga derin
ben kimin
ben neden
hala seninim
eskisin istemedigim duygularım biraz yorgun
hangi iskelenin nöbetinde simdi gemilerim
ben kaçak kaptanıyım senle baslanan seferimin
martılara dokunsam
martıları oksasam
kız kulesine yanasıp
bir salacak sabahında
seni bana ayırsam
sormadan inanır mısın hayatıma
inanır mısın inanmadıgın kadar
inanır mısın terketmedigin kadar
inanır mısın bin yıl tanıyormus kadar
senden gitmedigim kadar gidiyor geceler deniz mili
sabahlar eksik
gözlerin gibi
ellerin gibi
siirler gibi
gökyüzüne sakladım tek gamzeni
gideceksen gökyüzü gibi sessiz git
kalacaksan gökyüzü kadar lacivert olsun yüregin

Naside Göktürk

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Mayıs 2008 Perşembe 19:46:24
GECE MAVİNİN SİYAHLIĞINDA..
Gün
Taşıyamadı gecenin
Bir ton karanlığını
Tırmandı Ay ışığına.
Yaralarından
Akan kan
Damlarken
Gün batımına
Gözlerinden
Uçuşan yıldızlar
Saçıldı Gökyüzüne ardı ardına.

Umutlar hüzzama
Poyraza döndü hava.
Savruldu bulutlar
Estikçe rüzgar
Gecenin karanlığına.
Kabardı deniz
Yakamozlar taktı dalgalarına
Köpükler ada kuytularında
Rast makamında.

Rüzgar haykırsa
Dalgalar savrulsa da
Muhayyer makamlarda
Dokunamadı kimse
Batan gün''e yanan
Gecenin gözyaşlarına

Sulusepken
Yıldız yağmurlarıyla
Uçuşurken kıvılcımlar
Tutuşur akşam
Patlar
Karanlıklar.
Boyanır
Zeytin dalları
Mavinin siyahına

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Mayıs 2008 Cuma 04:03:30

 

Şiirle buluşur bir köşede gönüller

Dokunur ince ince en hasından dizeler

Yollar açılır, kısalır mesafeler, orada atar kalpler

Söyleşir şiirler, ah bu şiirler, yüreklerin dilidirler…

y.

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
2 Haziran 2008 Pazartesi 17:38:49

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
3 Haziran 2008 Salı 20:04:19
Umudun kafdağının ardında gibi gözüktüğü sisli akşamlarda, başını göğe çevir orada doğmak için bekleyen güneşi hayal et...
Bil ki, o her ne olursa olsun aynı kararlılıkla her sabah doğacak, o akşam ne kadar karanlıkda olsa, o gece ne kadar uzun da olsa, o hiç bir zaman ışığı ve umudu bizlere taşımaya dair görevinden vazgeçmeyecek.
Yeterki bizler, onu içeri alabilmek için biraz olsun gönül pencerelerimizi aralayabilelim, yeter ki yaralarımıza rağmen cesaretimizi toplayıp başımızı göğe doğru çevirebilelim

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
4 Haziran 2008 Çarşamba 03:23:38

 



 

GİZLİCE

YILDIZLARIN KAYDIĞINI GÖRDÜM GÖKYÜZÜNDE
KUTUP YILDIZI İSE AŞKIN SİMGESİ
HALA DURUYOR YERİNDE


KONUŞMAK YASAKTI BİZE
BİZ DE GÜLÜMSEDİK BİRBİRİMİZE
GİZLİCE…


Turgay Usanmaz

(2 Aralık 2000)

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 19:01:25

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Haziran 2008 Çarşamba 19:01:45

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Haziran 2008 Perşembe 19:50:03
bak akşam
vakit tamam
duruldu işte bulanık denizler
dürüp ömrümün defterini
toplan gidiyoruz ey kalbim

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Haziran 2008 Perşembe 20:22:17
çocuğun gördüğü düştür barış,
annenin gördüğü düştür barış,
ağaçlar altında sevdalıların sevda sözleridir barış;
gözlerinin içinde uçsuz bucaksız bir
gülümseme elinde yemiş dolu bir zembil ve
alnında ter tomurcukları,
pencerede suyu soğutan testideki damlalar gibi;
akşam üstü eve dönen babadır barış,
dünyanın yüzünde yara izleri kapanırken
ağaçlar diktiğimizde
havan mermilerinin kazdığı çukurlara;
yangının kavurduğu yüreklerde
ilk tomurcuklarını açarken umut
ve ölüler kanlarının boşa gitmediğini bilerek
yana dönüp içerlemeksizin uyuyabildiklerindedir
barış…
barış yemek kokusudur tüten,
aksamlayın
arabanın yolda durmasının korkutmadığı,
kapı çalınmasının dost demek olduğu,
ve pencereyi saat başı açmanın renklerinin uzaktaki çanlarıyla
gözlerimizin bayram etmesini sağlayan
gökyüzü demek olduğu zamandır barış;
barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır,
uyanan çocuk önünde
başaklar birbirlerine eğilip işte ışık ışık ışık dedikleri
ve ufuk çemberi ışıkla dolup taştığı zamandır barış;
hapisaneler onarılıp kitaplıklar yapıldığı zaman,
eşikten eşiğe bir türkü yükseldiği zaman
geceleyin,
cumartesi akşamları mahalle berberinden çıkan yeni tıraş olmuş
bir işçi gibi baharda ay buluttan çıktığı zamandır barış;
geçmiş gün yitirilmiş bir gün olmadığı, sevinç yapraklarını akşamın içine salan bir kök ve kazanılmış bir gün hak edilen bir uyku olduğu zaman acıyı kovmak için zamanın dört bir bucağından güneşin hemen ayaklarını bağladığını duyduğun zamandır barış.......
barış ışınlar demetidir yaz ovalarında iyilik alfabesin tanın dizlerinde,
kardeşim dediğin yarın kuracağız dediğin zaman kuracağız dediğimizi kurunca
türkü çağırdığımız zamandır barış;
ölüm yüreklerde az yer kapladığı ve güvenli parmaklarla
mutluluğu gösterdigi zaman bacalar;
ikindi vaktinin büyük karanfilini
ozan ve proleter aynı şekilde kokladığı zamandır barış;
insanların sıkışan elleridir barış,
dünyanın masasındaki ekmektir,
gülümsemesidir annenin
budur yalnızca
başka bir şey değildir barış
ve toprakta derin yarıklar açan sabahlar
tek bir sözcük yazarlar,
barış başka bir şey değil barış;
dizelerimin rayları üzerinde
buğday ve güller yüklenmiş geleceğe doğru yol alan bir trendir barış,
kardeşlerim barış içinde derin derin soluk alıyor tüm dünya bütün düşleriyle
verin ellerinizi kardeşlerim işte budur barış...


yannis ritsos

(özdemir ince’nin çevirisi)

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
5 Haziran 2008 Perşembe 20:23:09
uzun ama güzel okumanızı tercih ederim

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
16 Haziran 2008 Pazartesi 19:44:34
şimdi gidebilirsin ...
Azığında bulunan son harflerini döktün dilinden. Şimdi gidebilirsin, bir cümlelik yanımdaydın zaten.

Camıma vuruyor satırlar dolusu düşlerim. Cümlen çatık kaşlarıma işleniyor. Canım acıyor. Yaşadıkça sıkıntılı nidaların eline düşüyor günler.

Gitmeyi göze alana “kal” diyemem ki. “Kal” desem kalan sen olmazsın. Sen gitmeyi göze almışsın. Zoraki kalmalar gitmekten kötüdür. Bir “git” dememe bakıyorsa gözlerin, gidebilirsin… Elbet bir sabır dikilir alınyazıma. Kaf dağından ödünç aldığım gülmelerimi oturturum yanaklarıma. Sana söylenecek tüm sözlerimin cellâdı olurum. Öldürürüm kelimelerimi. Gidebilirsin. Kasvete bulanmış bir hava çökse de yarınlarıma ben dünlerime sarılırım. Oysa kahrı paralamıştık birliğimizde. Şimdi gitmeler sıkıştıysa düşlerine, gidebilirsin; ama ben gitmene hiç alışkın değilim. Provasız bir gidiş olacak seninki, amatör terk ediş…

Yine de azığında bulunan son harflerini döktün dilinden. Şimdi gidebilirsin, bir cümlelik yanımdaydın zaten.


Vakit gidişinin arifesi… Gözlerimi teslim edeceğim karanlığa sonra tekrar aydınlığın ellerine kavuşunca sen gitmiş olacaksın. Yüreğimin bir yanını tutmayı bırakacaksın. Yerlere düşecek, ortalıkta ne kadar kırık hikâye varsa hepsinden payına düşeni alacak. Elime yüzüme bulaştırmadan ben tutacağım diğer yanımı da.

Zaman bir meltem hızında üst üste devriliyor
Ve gidiyorsun… Gidişinle hayat istasyonumdan mutluluğa giden trenler arasındaki yerim siliniyor. Dev günler altında bir karınca gibi yok oluyorsun.

Geçirilmemiş bir cinnet beynimin duvarlarına yerleşiyor ansızın. Artık yoksun…

Simsiyah hüzünler doğuyor gönlümün sıra dağlarına. Bir tutam sabır birkaç damla gözyaşı ile yoğruluyor günler. Yıldırımlar gibi sağa sola çarpıyor enkazım. Oysa dağları çınlatmışlığımız vardı. Adımız tebessümler eline düşerdi. Şimdi ise, adım hüznün ta kendisi.

Gideceğine hiç ihtimal vermezdim önceden. O yollarda payımıza düşen bir yolculuk yoktu sanki. Yalanmış ihtimalsizliğim. Gittiğin zaman diliminden, acılarımı en nadide çiçek gibi toplayan yine benim.

Düşlerimden vurgun yedim. Şimdi ne İstanbul’u konuşturacak kadar güçlüyüm ne de içimdeki yarayı susturabilecek kadar deli. Gözyaşlarımı ceplerimden çıkarıp gözlerime astıysam kime ne ki? Ben ki; yitirdiğimi bulmak için yumdum gözlerimi. Senden önce çakıldım yüreğim yere. Ters noktasından hayata sobe… İyi de ben seni yakalamak için oynadım bu saklambacı. Karşıma yakalanmış bir durumda çıkan hayat niye? Yitirdiğim bu saklambacın neresinde?

Yine unutkanlığın kuytu ellerine kaptırdım kendimi. Öyle ya sen gitmiştin. Çünkü azığında bulunan son harflerini dökmüştün dilinden. Gitmeliydin, bir cümlelik yanımdaydın zaten.

Kendime sağır bir ben oluyorum. Ve baştan ayağa bir ‘sen’im artık biliyorum. Lisanım tozlu raflarda dolanıp duruyor. Dilim küflü satırlara vuruyor kendini. Ayağıma prangalanmış paramparça olmuş bir kalbi taşıyorum. Hadi susturun içimdeki aşk erini. Hadi yollarıma düşmüş yarım yamalak kelimelerimi mayın yapın bana. Kalemimi sürmeyeyim onlara. Sürmeyeyim ki içim daha fazla yanmasın. Sürmeyeyim ki köşe başlarında düşürdüğüm tebessümler bir gün tükenmeyen bir mutluluk olarak karşıma çıksın. Hadi susturun içimdeki aşk erini.

Zihnimi ücra yerlerde kalmış kitap aralarında bırakalı çok oldu. Şimdi kaçıncı sayfayı temsil eder bugün? Gitmeyi isteyişin, gidebilirisin diyişim ve gidişin, giriş ve gelişmeden yoksun bir kitabın sonucu muydu? Peki, bu bir sonuçsa zihnimi neden çıkaramadım kitap aralarından. Yine, yanlışa sürükleniyor bu işlem. Yok mu yanlış giden hayatının sağlamasını yapacak bir ben?

Hecelerimde saklı birisin artık. Harfsiz bir isim. En bildiğim yanımın en meçhul ünlemi, gitmeliydin. Nefeslerimin yarım ve hayatın unu fak olduğu bir anda hiç gelmediğini öğrendim.
Ve siyah-beyaz hüsran doldu avuçlarıma. Gidişinin şarkısı çalınmaz artık gözyaşına teslim edilmiş yanlarımda. Gelmeyişinin ağıtları yakılır mısralarımda. Peki, bu gelmeyiş neden gelmişlikleri barındırdı yüreğimde. Yoksa gelmemiştin de benden mi gizlemiştin? Ya da geldin sandığımda sen çoktan gitmiş miydin?

Duygularım üçken bir bilmecede şimdi. Ne yana gitsem biraz daha kör, biraz daha dilsiz oluyorum yarınlarıma. Ne yana gitsem sağırlığımı unutup konuşturuyorum tüm cümlelerimi yüzüme vurulmuşçasına. Ardıma düşen elleri bağlı bir yaşama kurban gidiyor nefeslerim. Ölümü içine alan sokaklara düşer mumla çizdiğim mutluluklar. Bir kibritle son bulur sonra. Gün gözlerine kavuşmuşken kentin geceye dönüktür benliğim. Gidenlerin diyarından bir kalış dilenirim.

Gitmeliydin… Gittin… Gidişin acı bir nota kaldı günlüğümde. Yumdum gözlerimi hüsrana. Kalktım, yine karşımdaydı acı. Senden kalan boğazımdaki düğümlere bir yenisini ekledim. Acı çeken beni ve giden seni çizdim düşler kâğıdıma. Kalem yerine yaramdan damlayan siyah bir hüzün kullandım. Tüm tuzları acımı silmek için silgi sandım. Düşler kâğıdımdaki sen resmini, acım yok olsun diye silmeye çalıştım. Yapamadım…

Dilim yine küflü satırlara vuruyor kendini. Kalemim susuşuna susayıp musalla taşına yürüyor.
Provasız gidişin kelepçeliyor sanrılarımı. Ne kadar çoğalsa da sözlerim, azığından dökülen son harflerin çöl gecelerimi isyana sürüklese de, gitmeliydin. Belki de hiç gelmemiştin…

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
17 Haziran 2008 Salı 10:44:43

umudumuz temenimiz dileklerimizin hepsi barış.

yigit bey büyük bir  zevkle okuyorum yazılarını

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
17 Haziran 2008 Salı 19:27:48

tşkler menkeşe hanım tşkler

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
17 Haziran 2008 Salı 20:04:29
..BEKLİYORUM;ÖYLE BİRHAVADA GEL Kİ VAZGEÇMEK MÜMKÜN OLMASIN

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa