|
| Gönderen | Mesaj |
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
14:54:41
|
|
|
hayat üstüme geldikçe oyıun oynayacagım onla her ne kadar ay ışıgında şeyhtanla raks etmedeimse hayatla edecegingim.onun okadar kışkançlıgına verdigi hüzne karşın hep gülecegim mavi tutacagım kalbimi
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
15:50:11
|
|
|
Mavi Liman
Nazım
Çınarlı, kubbeli, mavili bir liman..................
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
16:17:38
|
|
|
|
YÜREĞİNİZDEN SEVGİ TOHUMLARI EKSİK OLMASIN
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
04:42:03
|
|
|
Her şeyi yavaş yavaş öğreniyordu..
Zenginliği, elde edemediklerinden, ekmeğin büyüklüğünü, gide-gele fırından. Aşkı kitaplardan, yalnızlığı kendinden, hayatın zorluğunu ise her gün okul dönüşlerinde oturduğu yerde minik avuç içlerini gözlerine dayamış ağlayıveren o küçük kız çocuğundan öğrendi.. Her şeyi yavaş yavaş öğreniyordu...
Her gün adama karşı huysuzlaşıyordu kadın. Çünkü yaşamdan korkuyordu. Kendinden korkuyordu. Kendinden en az O`nun kadar korkuyordu. Çünkü yaşam vuruyordu kadını, haksız, yersiz, arsız ve zamansız, vuruyordu. Avucunu doldurmayacak bir huzur, küçük bir çocuğun ısırığı kadar minik bir lokma mutluluk için kim bilir nelere katlanıyordu. Akrep bağımlı olduğu yelkovanını izliyor, akıyordu zaman denilen iki hece. Artık o gülümseyemeyen, sevemeyen bir kadın. Adama sorsa içindeki acıları anlatabilirdi ona. Ya o? O anlatabilir miydi? Nereye vurduğuna aldırmadan vuruyordu, duyulmuyordu frenin acı sesi. Belliydi ki başkalarının adresi de onu vuruyordu. Belliydi ki o da yalnız,yenik. Sayı doğrusunun eksi yönü onun durduğu yer, belliydi..
Geride kalan her altmışar saniyede daha iyi anladı adam: Her insanın payına bir yalnızlık düşermiş. Ama bazı yalnızlıklar birden çok insana. En büyük yalnızlıklar ise adresini kaybetmiş çocuklara... Penceresiz kendi odalarına ya da kendi kentlerindeki beton tutsaklığa kapatılmış insanlar, başka odalardaki, başka duygulardaki insanları anlayabilirler miydi? `-Oğlum çabuk büyü` demişti annesi adama.
`-Beni bu acılardan kurtar...`
Oysa onlar büyümüşlerdi. Büyümek kurtarıcı olmaksa, on yaşının tıpkı kendi gibi küçük kasabasındaki, ceplerine doldurduğu avuç dolusu acılarından onu kim kurtaracaktı. Kurtarmak için büyüyor ama büyüyebilmek için kurtarılmıyor ya da kurtarılamıyordu. Bunları düşündükçe karışıyordu kafası, minicik bir örümcek de kurar elbet ağını,
-doğasında var ya nasılsa- adamın karışan kafası o örümcek(ciğin) sanatının ağırlığı kadardı. Çarşamba -en sempatik gün ilan etmişti 7 gün içinden, harflerinin tombul oluşundan yumuşak bir nesneye dokunuyormuşçasına gün alabildiğine pamuk kıvamında geçse keşke, 7 gün içinden bir tek bu gün parmaklarında ince bir tüy gezindirebilse keşke
- Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar…Günler akıp gidiyordu, büyümek istiyordu. Çabucak, hızla büyümek istiyordu. Alabildiğine süratli...
Çocuk kalmayı istemek yanıltıcı bir düştü aslına bakarsa... Şimdi mevsimin son ikindisi.
Şimdi bir yudum Bergamot çayı.
Şimdi biraz kuştüyü yastık yüzü görmeli sırt.
Şimdi biraz müzik. Gözlerini yumanlardan: Miles Davis, Chet Baker, Jacques Brell. Yağmurlar şimdi onun üzerinde. Yağmurlar diyorum ya hani, her bir damla ayrı bir yağmurdur da ondan. Ahmak ıslatanı, çisisi, dolusu, çiğdemi, eylül yağmuru, sabah yağmuru, koru yağmuru, yağmayan yağmuru...hepten dindi. Biraz uyku...
Yağmur dindi, mevsim de.
Kış şimdi.
Dünün ertesi.
Bugünün ortası.
Bir parça yağmurlu uyku,
Tozsuz, kumsuz, çamursuz.
Yapraklar neden sararır öğretmenim?
Kasım`ın en son günü, yağmurun... Hale Gizem Imert
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
02:31:15
|
|
|
güne düşer yalnızlık gün devrilir vakit akşam
düş/sel olur halka halka suda yanar
sunakta kalır derisi yüzülen hüzün meçhul yolculukta hayallerdir yorulan
kader denen kedere inat dünden kalan bugüne yaşanan her an armağan
üzerinde tepindiğin dünya patlamaya hazır volkan
umutları vardı aşkların şarkıları vardı rüzgarın bir ömrü nakışlayan çizgileri insanın
uzun bir yolculuk …gökyüzü tanık ölümlerle eskimezdi yüzler her şeye rağmen….
etten kemiktendi insan ….
dilimdeydi dizeler dizi dizi inci dizdim mavi güne gün düş/tü güneş düşüm…
10 ekim 2005
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
04:13:02
|
|
|
Akşamda Çocuk Sezgiler
İyileşmez çocukluğum yüzündendir Bu dalgalar arasında gidip gelişim Bilge ve güngörmüş martılarla Benim işim sevinç, aşk bana göre Hele gün başladı mı sancılanmaya Başıma gelenlerin hemen hepsi İyileşmez çocukluğum yüzündendir
İyileşmez çocukluğum yüzündendir Ölü resimleri gibi solgun yüzler karşısında Duyarsız kalışım, hatta inatla susuşum Boş tutkuların, anlamsız korkuların Kirli yağmur suları gibi biriktiği Akşamlardan güle oynaya geçişim İyileşmez çocukluğum yüzündendir
İyileşmez çocukluğum yüzündendir Dağların ve denizlerin durmadan devinişi Beni çağırması bütün uzakların Birdenbire rüzgârlarla uzaylara açılışım Herşeyimin birden maviye kesmesi İyileşmez çocukluğum yüzündendir
|
|
|
25 Mayıs 2008 Pazar
22:21:03
|
|
|
Düşlerin Adresi Olmaz
Ay fer`siz kaldı dağ karanlık ay karanlık bu gece; bir başka karanlık.
Engin deniz dalgasız fer`siz kollarına sığınmış sessiz susuz kalmış deniz bu gece; başka deniz engin fer`siz deniz.
`Düşlerin adresi olmaz`
susuz engin deniz -ay- -fer- -siz-
fer kayboldu ayda ay kayboldu ferde
düşler... Ayfer’in gölgesinde.
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
15:57:50
|
|
|
bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı
17:55:08
|
|
|
Yaşam Adına
Kahramanlık Sevginin bilincidir aslında Çabadır Birlikte ya da tek başına "Çiçek gücü" nde ince Analık gibi derin Ayak direyeceksin Kıracaksın ölümü yaşam için Yaşam adına
Arif Damar
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı
18:06:51
|
|
|
Harçlığım
Üstümdeydi bu akşam BİRİKMİŞLİĞİM.... Yıldızlara baktım Hülyalara daldım Gözlerini...... Gözlerime düşürdüm Gök kubbeden Bir yıldız kopardım Saçlarına takıverdim Dudaklarını düşürdüm Dudaklarıma Öpülesi...... Tüm perdeleri kaldırdım Suretini....... Duvara indirdim Ay’ı avuçlarına bıraktım Gözlerinde kayboldum Dudaklarında şarap oldum Mahzeninde yıllandım Çıkıp gelsen oradan Bir tadına bakıversen Üstümdeyken sarhoşluğum Ah ben yine bu akşam Kendimi... HARCADIM........
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı
18:11:16
|
|
|
|
|
|
27 Mayıs 2008 Salı
18:28:17
|
|
|
Ay Işığı
Her gece karanlık odamı aydınlatan, O mutlu günlerimi bana hatırlatan, Sana olan bu sevdayı, gölüme yazan, Gecelerimde yalnız, ay ışığım olsan.
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
16:23:56
|
|
|
Her aşk kendi masalını yaratırmış...
Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam.. Bilmez kendi masalını yaşamayanlar.. Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna, nasıl candan vazgeçilir, nasıl ölümüne sevilir, nasıl bir söz için uğruna ömür tüketilir... Ben senin için vazgeçmişim canımdan...Ölümü bile sevmişim sırf senden diye yar...
Geceye sırnaşan hüzünlerle oynaşan, deli bir sevdaya gark olmuş yüreğim... Kaşına gözüne sözüne yandığım, gözlerinden kurşunlandığım bir sevda.. Her günü masalın bir cümlesini oluşturan, büyülü anlarımızı yaşayamadığımız hayatımızdan çalan, bizi çıldırtan.. kudurtan.. öldüren bir sevda..
Her gece başımı yaslarken gecenin siyahına, nedenleri keşkeleri teslim ediyorum yarınların umursamaz kahkahalarına... Elimde kalan sen... sonra sen... ve en son yine sen... biliyorum ki ne giderse gitsin benden, bana kalan her zaman yine ve yine sen
Yokluğun... Acı hüzün karması Sensizlik... Ölümün diğer adı
Acı ve hüzün arkası gelen bir ölümsün sen… Ölüm senin olamadığın yerde sevgili.. Ölüm benim koynumda…
“Söylesene nasıl yaşar bu beden sensiz”
Geç kalmış bir aşk can çekişiyor
Bu şehrin ruhunda Ne sen kurtarabilirsin onu ne de ben Gecikmişliğinin cezasını çekmekte
Ayaz tutmuş yüreklerde Gökyüzü bir başka ağır bugün Ben bir başkayım Ellerimde geç kalmış bir aşk Gözlerimde buğulu bir hüzün Bir ben değilim ki ağlayan ardından Ankara ağlıyor yokluğuna gülüm
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
03:30:58
|
|
|
Her aşk şiiri yalnızca tekrarlar...
aşk iklimdir tarikat cihazlarıyla yaratır dünyasını inanmayanlar için Allah imkanıdır
aynıdır cenneti cehennemi ahreti uyandırır
kendi ahlakını ister ikliminden nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi tabiatının koşulları ya da iklim tuzağı kendi derinliği kadar sever herkes uçurum başlar bir yerinden aşk rehin alır dünyayı
soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu bazı uykusuzluklar rüyadır
iklimle beslenir aşk gök haritası ile kalbin kapısı eştir aşk merhamet ister sahibinden
leyla ile mecnun çölde geçer sanrı, humma, aşk aynı çölün çocuklarıdır akraba karanlığında çoğalır bire kadar inen tanrılar yol kaderle kısalır
Kum Saati``nde akan eski soru: neden çöle indi dört kitap aynıdır çöl ile kalbin kapısı geçilmez tutulmadan aşkın doğusu ve batısı
çünk aşkın doğusu ve batısı vardır kuzeyden güneye iner mazinin kavimleriyle kapısı bulunmayan şehirlere
kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır kaleler düşer şehirler yakılır kıyamet yeryüzü provası sükunet cinnetiyle geçer tufandan korkanların hayatı onlara okudukları kitaplar kalır
mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz çünkü mazi kalplerde yaradır zamanların birbirini tutmamasıdır aşk birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır ölümlü insan ile görece zaman var oluş bir alaydır bilgeliğin ardından koşan yalın gerçeklerle yaşlanır
aşkın çetin definesi Babil kulesi kadar dağılmıştır yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir kayıp kule diller kadar şifrelenmiştir tene ve tarihe ışık hızında yeniden dirilinceye kadar kule, kalp, dil bilmece
sahibinin körüdür aşk başka alemlerin gözleri ödünçtür aşk üzerine söylenmiş bütün sözler unutulmadan hatırlanmaz bir daha bunu yapan aşktır
aşk insanın içindeki gençtir kendi içindeki yol ortasında kalan yarım hayatların kayıp sahipleri için aşk uzaktır
aşk uzak olduğunda kullanılmaz yakınlıklarla aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için daha önce de söylendi: her öğrenilen bir sonrakine saklanır zaman aşktan böyle intikam alır kimse koşamaz zamanın önünden hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları
aşk kusurdur hatadır günahtır yasaktır imkansızdır bu yüzden insanlık için hala bir imkandır
bir başlangıçtır aşk insanın kendine başlangıcı çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi tekrarlayabilir aşkı başlangıçları unutanlar için artık imkansız olanı
bu, hayatı tekrarlamaktır diyalektik bile bu yüzden aşktır
aşk hakkında söylenmiş bütün sözler yaşanmadan yalandır
aşk bir haktır sonuna kadar kullanır kullanılmaz olanı
iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı, bu da olmadı her aşk şiiri yalnızca tekrarlar tekrarlanmaz olanı her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı belki bu kadar söz bağışlatır bana bu aşkı 2001 yazıydı çok istedim çok istedi çok istedik ama olmadı
Murathan Mungan
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
03:32:22
|
|
|
Bağışla. Ya zamanından çok erken gelirim Dünyaya geldiğim gibi Ya zamanından çok geç Seni bu yaşta sevdiğim gibi
Mutluluğa hep geç kalırım Hep erken giderim mutsuzluğa Ya her şey bitmiştir çoktan Ya hiçbir şey başlamamış
Aziz NESİN
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
03:36:30
|
|
|
Geç Kalınmış Sevdalara
Geç kalmışım sana ve sevdama Geçerken zaman durmadan Farkında olmamışım ardımdakilerin Beklemişsin beni yıllarca Taki sevgini tüketene kadar Farkındayım şimdi sevdamızın Ama kül olup uçtuktan sonra Yalvarsam yakarsam,hatta tapsam yersiz Başka ellere ar olmuşsun Yeni bir şans istedim Ona bile zaman ve sevgimiz kalmamış Sen çoktan çizmişsin yolunu O yolda ben Arkadaş bile olamamışım sana Bana kalan bir avuç gözyaşı Bana kalan keşkelere sığınan çaresiz bakışlar Bundan gayrı bana kalan yansızlığım Bir bakmışım bitip, gitmişim Bir bakmışım kaybolmuşum yalnızlığımda Elveda gül yüzlü.
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
16:29:08
|
|
|
SEN
Sen, camlidaglarda agaran safak
Sen, duru gollerin niluferisin
Sen engin ovada sararan basak
Sen,umut kaynagi,alinterisin
Sen gokte yildizsin,uykularda dus
Sen, yesil ekinsin ,sen beyaz gulus
Sen,mavi denizsin sise burunmus
Sen,sevda sirrinin dugumlerisin
Sen ,her guzelligin canli sergisi
Sen,kalp yarasinin emin sargisi
Sen,benimdilegim hakkin vergisi
Sen gonlune sakli ask hancerisin
Sen,koyu golgesin yaz sicaginda
Sen olgun meyvesin dal kucaginda
Sen,korsun alevsin ask ocaginda
Sen Gadir Allah'in sahaserisin
Sen "Ben"sin gel gorki ben "sen " degilim
Sen,Benim dusuncem,ruhum ve dilim
Sen,benim gozlerim,ayagim elim
Emin ol,sen bana benden birisin.
ABDURRAHIM KARAKOC
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
17:13:13
|
|
|
Denizin dalgalarının kıyıyı okşadığı sahillerin birinde bir çakıl taşı varmış. Hergün güzelim dalgaların sesini dinler mest olurmuş. Öyle bir ahenkle müzik söylermiş ki dalgalar onları dinleyince ayrı alemlere gidermiş. Bir gün çakıl taşının yanına güzel dalgalar bir hediye paketi bırakmışlar. Bu hediye bir midyeymiş.
Midye çakıltaşının denizi görmesini biraz engelliyormuş. Çakıl taşı bu duruma üzülmemiş. gel zaman git zaman bir akşam midye kabuğu hafif ikiye ayrılmış. Ay ışığında içindeki inci parıl parıl güzelliğini göstermeye başlamış. Çakıl taşının gözleri kamaşmış. Bütün gece ona hayran hayran bakmış. Güneş doğunca bir martı ayağıyla midyeyi ikiye ayrılmış. İncinin güzelliği bütün bütün ortaya çıkmış. Çakıl taşı, inciye bakmış. İnci:
-Ne zorlukları aştım, sabırla. Midyenin içine bir kum tanesi olarak girdim. Kozanın içindeki tırtıl gibi, çamuru yiyen fidan gibi sabırla geldim, bugünlere.Sahilde dolaşan bir insan inciyi görmüş ve almış eline:- Yaşasın! Ne güzel bir kolye olur, bu. Güzelliklere güzellik katar demiş. İnsan, inciyle beraber uzaklaşmış. Çakıl taşı da onlar kaybolana kadar onlara bakmış. Yine dalga seslerine kulak vermiş, gözlerini ufka çevirmiş. Yine eskisi gibi güneşin doğuş ve batışını seyredebilmiş
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
19:45:52
|
|
|
YAŞAMA DAİR İÇ DÖKÜŞLER...
Özgürlük dediğin
Kucak dolusu
Deniz kokusu..
Dalgalar toplarken
Eteğini sahilden
Silinir gider
Her kürek çekişinde
Ardında kalan izler..
Belki beynin,
Belki yüreğin
Yıpranır senelerden.
Biliyorsun,
Ahşap teknelerin kaderi
Zaman kurt gibi
Kemirdikçe gövdeni;
Dün de, bugün de,
Birikecek gecelerin koynunda.
Yosunlara bulansa da yaşam,
Üzerinize afiyet
Kuşatmalar altında..
Daha dün gibiyken
Yaşananlar,
Gözlerinin önünden
Anılar yüklü
Trenler geçer katar katar
Dilerim raylar
Dosdoğru umutlarına akar.
Ay düşerken
Denizin mavisine
Hüzün çöker geceye.
Kaç atımlık barutla
Kaç mermi saplanıverir
Ardı ardına
Kanayan yüreklere.
Sevda,
Namluya sürülmüş gonca.
Bir tetik dokunuşu kadar yakın
Zaten yüreğinin ağzında
Kaçırma...
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
03:38:45
|
|
|
Gel Seninle Resim Yapalım
Gel seninle resim yapalım. Bir yüz çizelim ince, Küçük nezleli bir burun Ve gözler zeytin iriliğinde.
Sonra bir gelincik, ince bir boyun, Soyulmuş bademden daha ak bir ten, Öyle bir yüz ki seher vakti Mutluluk estirsin güneş doğarken
Ve saçlar çizelim, bulutlar, Türküler, masallar gibi, Hepsinin üstüne sonra Kocaman bir insan yüreği.
Öyle bir yürek ki sevgiyle Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun, İsterse ondan sonra Bütün şairler ölsün.
Cahit Külebi
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|