Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > sonsuzlugumdan bana yazılan

sonsuzlugumdan bana yazılan


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 14:54:41

hayat üstüme geldikçe oyıun oynayacagım onla her ne kadar ay ışıgında şeyhtanla raks etmedeimse  hayatla edecegingim.onun  okadar kışkançlıgına verdigi hüzne karşın hep gülecegim mavi tutacagım kalbimi

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 15:50:11

 

Mavi Liman

Nazım



Çınarlı, kubbeli, mavili bir liman..................



 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 16:17:38
YÜREĞİNİZDEN SEVGİ TOHUMLARI EKSİK OLMASIN

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Mayıs 2008 Cuma 04:42:03

 

Her şeyi yavaş yavaş öğreniyordu..

Zenginliği, elde edemediklerinden, ekmeğin büyüklüğünü, gide-gele fırından. Aşkı kitaplardan, yalnızlığı kendinden, hayatın zorluğunu ise her gün okul dönüşlerinde oturduğu yerde minik avuç içlerini gözlerine dayamış ağlayıveren o küçük kız çocuğundan öğrendi..
 
Her şeyi yavaş yavaş öğreniyordu...

Her gün adama karşı huysuzlaşıyordu kadın. Çünkü yaşamdan korkuyordu. Kendinden korkuyordu. Kendinden en az O`nun kadar korkuyordu. Çünkü yaşam vuruyordu kadını, haksız, yersiz, arsız ve zamansız, vuruyordu. Avucunu doldurmayacak bir huzur, küçük bir çocuğun ısırığı kadar minik bir lokma mutluluk için kim bilir nelere katlanıyordu.
 
Akrep bağımlı olduğu yelkovanını izliyor, akıyordu zaman denilen  iki hece. Artık o gülümseyemeyen, sevemeyen bir kadın. Adama sorsa içindeki acıları anlatabilirdi ona. Ya o? O anlatabilir miydi? Nereye vurduğuna aldırmadan vuruyordu, duyulmuyordu frenin acı sesi. Belliydi ki başkalarının adresi de onu vuruyordu. Belliydi ki o da yalnız,yenik. Sayı doğrusunun eksi yönü onun durduğu yer, belliydi..

Geride kalan her altmışar saniyede daha iyi anladı adam: Her insanın payına bir yalnızlık düşermiş. Ama bazı yalnızlıklar birden çok insana. En büyük yalnızlıklar ise adresini kaybetmiş çocuklara...
 
Penceresiz kendi odalarına ya da kendi kentlerindeki beton tutsaklığa kapatılmış insanlar, başka odalardaki, başka duygulardaki insanları anlayabilirler miydi?
 
`-Oğlum çabuk büyü` demişti annesi adama.

`-Beni bu acılardan kurtar...`

Oysa onlar büyümüşlerdi. Büyümek kurtarıcı olmaksa, on yaşının tıpkı kendi gibi küçük kasabasındaki, ceplerine doldurduğu avuç dolusu acılarından onu kim kurtaracaktı. Kurtarmak için büyüyor ama büyüyebilmek için kurtarılmıyor ya da kurtarılamıyordu. Bunları düşündükçe karışıyordu kafası, minicik bir örümcek de kurar elbet ağını,

-doğasında var ya nasılsa- adamın karışan kafası o örümcek(ciğin) sanatının ağırlığı kadardı.
 
Çarşamba -en sempatik gün ilan etmişti 7 gün içinden, harflerinin tombul oluşundan yumuşak bir nesneye dokunuyormuşçasına gün alabildiğine pamuk kıvamında geçse keşke, 7 gün içinden bir tek bu gün parmaklarında ince bir tüy gezindirebilse keşke

- Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar…Günler akıp gidiyordu, büyümek istiyordu. Çabucak, hızla büyümek istiyordu. Alabildiğine süratli...

Çocuk kalmayı istemek yanıltıcı bir düştü aslına bakarsa...
 
Şimdi mevsimin son ikindisi.

Şimdi bir yudum Bergamot çayı.

Şimdi biraz kuştüyü yastık yüzü görmeli sırt.

Şimdi biraz müzik.
 
Gözlerini yumanlardan: Miles Davis, Chet Baker, Jacques  Brell. Yağmurlar şimdi onun üzerinde. Yağmurlar diyorum ya hani, her bir damla ayrı bir yağmurdur da ondan. Ahmak ıslatanı, çisisi, dolusu, çiğdemi, eylül yağmuru, sabah yağmuru, koru yağmuru, yağmayan yağmuru...hepten dindi.
 
Biraz uyku...

Yağmur dindi, mevsim de.

Kış şimdi.

Dünün ertesi.

Bugünün ortası.

Bir parça yağmurlu uyku,

Tozsuz, kumsuz, çamursuz.

Yapraklar neden sararır öğretmenim?

Kasım`ın en son günü, yağmurun...
 
Hale Gizem Imert

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Mayıs 2008 Pazar 02:31:15

 

güne düşer yalnızlık
gün devrilir
vakit akşam


düş/sel olur halka halka
suda yanar


sunakta kalır
derisi yüzülen hüzün
meçhul yolculukta hayallerdir yorulan



kader denen kedere inat
dünden kalan bugüne
yaşanan her an  armağan


üzerinde tepindiğin dünya
patlamaya hazır  volkan


umutları vardı aşkların
şarkıları vardı rüzgarın
bir ömrü nakışlayan çizgileri insanın


uzun bir yolculuk …gökyüzü tanık
 
ölümlerle eskimezdi yüzler
her şeye rağmen….


etten kemiktendi insan …. 



dilimdeydi dizeler
dizi dizi inci dizdim mavi güne
gün düş/tü  güneş düşüm…





10 ekim 2005

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
25 Mayıs 2008 Pazar 04:13:02

Akşamda Çocuk Sezgiler



İyileşmez çocukluğum yüzündendir
Bu dalgalar arasında gidip gelişim
Bilge ve güngörmüş martılarla
Benim işim sevinç, aşk bana göre
Hele gün başladı mı sancılanmaya
Başıma gelenlerin hemen hepsi
İyileşmez çocukluğum yüzündendir

İyileşmez çocukluğum yüzündendir
Ölü resimleri gibi solgun yüzler karşısında
Duyarsız kalışım, hatta inatla susuşum
Boş tutkuların, anlamsız korkuların
Kirli yağmur suları gibi biriktiği
Akşamlardan güle oynaya geçişim
İyileşmez çocukluğum yüzündendir

İyileşmez çocukluğum yüzündendir
Dağların ve denizlerin durmadan devinişi
Beni çağırması bütün uzakların
Birdenbire rüzgârlarla uzaylara açılışım
Herşeyimin birden maviye kesmesi
İyileşmez çocukluğum yüzündendir

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
25 Mayıs 2008 Pazar 22:21:03

Düşlerin Adresi Olmaz





Ay fer`siz kaldı
dağ karanlık
ay karanlık
bu gece; bir başka
karanlık.

Engin deniz dalgasız
fer`siz
kollarına sığınmış sessiz
susuz kalmış deniz
bu gece; başka deniz
engin fer`siz deniz.

`Düşlerin adresi olmaz`

susuz engin deniz
-ay-
-fer-
-siz-

fer kayboldu ayda
ay kayboldu ferde

düşler... Ayfer’in gölgesinde.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Mayıs 2008 Pazartesi 15:57:50

bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Mayıs 2008 Salı 17:55:08

 

Yaşam Adına
 

Kahramanlık
Sevginin bilincidir aslında
Çabadır
Birlikte ya da tek başına
"Çiçek gücü" nde ince
Analık gibi derin
Ayak direyeceksin
Kıracaksın ölümü yaşam için
Yaşam adına

Arif Damar

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
27 Mayıs 2008 Salı 18:06:51

Harçlığım


Üstümdeydi bu akşam
BİRİKMİŞLİĞİM....
Yıldızlara baktım
Hülyalara daldım
Gözlerini......
Gözlerime düşürdüm
Gök kubbeden
Bir yıldız kopardım
Saçlarına takıverdim
Dudaklarını düşürdüm
Dudaklarıma
Öpülesi......
Tüm perdeleri kaldırdım
Suretini.......
Duvara indirdim
Ay’ı avuçlarına bıraktım
Gözlerinde kayboldum
Dudaklarında şarap oldum
Mahzeninde yıllandım
Çıkıp gelsen oradan
Bir tadına bakıversen
Üstümdeyken sarhoşluğum
Ah ben yine bu akşam
Kendimi...
HARCADIM........

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Mayıs 2008 Salı 18:11:16

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
27 Mayıs 2008 Salı 18:28:17

Ay Işığı






Her gece karanlık odamı aydınlatan,
O mutlu günlerimi bana hatırlatan,
Sana olan bu sevdayı, gölüme yazan,
Gecelerimde yalnız, ay ışığım olsan.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
28 Mayıs 2008 Çarşamba 16:23:56

Her aşk kendi masalını yaratırmış...



Sensiz olamam yar ben sensiz yaşayamam.. Bilmez kendi masalını yaşamayanlar.. Bilmezler nasıl yanılır bir aşk uğruna, nasıl candan vazgeçilir, nasıl ölümüne sevilir, nasıl bir söz için uğruna ömür tüketilir... Ben senin için vazgeçmişim canımdan...Ölümü bile sevmişim sırf senden diye yar...

Geceye sırnaşan hüzünlerle oynaşan, deli bir sevdaya gark olmuş yüreğim... Kaşına gözüne sözüne yandığım, gözlerinden kurşunlandığım bir sevda.. Her günü masalın bir cümlesini oluşturan, büyülü anlarımızı yaşayamadığımız hayatımızdan çalan, bizi çıldırtan.. kudurtan.. öldüren bir sevda..

Her gece başımı yaslarken gecenin siyahına, nedenleri keşkeleri teslim ediyorum yarınların umursamaz kahkahalarına... Elimde kalan sen... sonra sen... ve en son yine sen... biliyorum ki ne giderse gitsin benden, bana kalan her zaman yine ve yine sen

Yokluğun... Acı hüzün karması
Sensizlik... Ölümün diğer adı

Acı ve hüzün arkası gelen bir ölümsün sen…
Ölüm senin olamadığın yerde sevgili..
Ölüm benim koynumda…

“Söylesene nasıl yaşar bu beden sensiz”



Geç kalmış bir aşk can çekişiyor

Bu şehrin ruhunda
Ne sen kurtarabilirsin onu ne de ben
Gecikmişliğinin cezasını çekmekte

Ayaz tutmuş yüreklerde
Gökyüzü bir başka ağır bugün
Ben bir başkayım
Ellerimde geç kalmış bir aşk
Gözlerimde buğulu bir hüzün
Bir ben değilim ki ağlayan ardından
Ankara ağlıyor yokluğuna gülüm

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Mayıs 2008 Perşembe 03:30:58

 

Her aşk şiiri yalnızca tekrarlar...

aşk iklimdir
tarikat cihazlarıyla
yaratır dünyasını
inanmayanlar için
Allah imkanıdır

aynıdır cenneti cehennemi
ahreti uyandırır

kendi ahlakını ister ikliminden
nafile kalplerin kaçınılmaz kaderi
tabiatının koşulları
ya da iklim tuzağı
kendi derinliği kadar sever herkes
uçurum başlar bir yerinden
aşk rehin alır dünyayı

soğuğun uykusu başka sıcağın uykusu
bazı uykusuzluklar rüyadır

iklimle beslenir aşk
gök haritası ile kalbin kapısı eştir
aşk merhamet ister sahibinden

leyla ile mecnun çölde geçer
sanrı, humma, aşk
aynı çölün çocuklarıdır
akraba karanlığında çoğalır
bire kadar inen tanrılar
yol kaderle kısalır

Kum Saati``nde akan eski soru:
neden çöle indi dört kitap
aynıdır çöl ile kalbin kapısı
geçilmez
tutulmadan
aşkın doğusu ve batısı

çünk aşkın doğusu ve batısı vardır
kuzeyden güneye iner
mazinin kavimleriyle
kapısı bulunmayan şehirlere

kapısı bulunanlar aşkı surların dışında bırakır
kaleler düşer şehirler yakılır
kıyamet yeryüzü provası
sükunet cinnetiyle geçer
tufandan korkanların hayatı
onlara okudukları kitaplar kalır

mazi hiçbir aşkla tamamlanmaz
çünkü mazi kalplerde yaradır
zamanların birbirini tutmamasıdır aşk
birbirine erken ya da geç kalmış kapılardır
ölümlü insan ile görece zaman
var oluş bir alaydır
bilgeliğin ardından koşan
yalın gerçeklerle yaşlanır

aşkın çetin definesi
Babil kulesi kadar dağılmıştır
yeryüzüne binlerce tarifle, aşk hala gizdir
kayıp kule diller kadar
şifrelenmiştir tene ve tarihe
ışık hızında yeniden dirilinceye kadar
kule, kalp, dil
bilmece

sahibinin körüdür aşk
başka alemlerin gözleri ödünçtür
aşk üzerine söylenmiş bütün sözler
unutulmadan
hatırlanmaz
bir daha
bunu yapan aşktır

aşk insanın içindeki gençtir
kendi içindeki yol ortasında kalan
yarım hayatların kayıp sahipleri için
aşk uzaktır

aşk uzak olduğunda
kullanılmaz yakınlıklarla
aşk kişiye kendini tanıtır unutturmak için
daha önce de söylendi:
her öğrenilen bir sonrakine saklanır
zaman aşktan böyle intikam alır
kimse koşamaz zamanın önünden
hiçbir sönmüş gerçek onaramaz kor kayıpları

aşk kusurdur hatadır günahtır
yasaktır
imkansızdır
bu yüzden insanlık için hala bir imkandır

bir başlangıçtır aşk
insanın kendine başlangıcı
çok az kişi ilk kez aşık oluyormuş gibi
tekrarlayabilir aşkı
başlangıçları unutanlar için
artık imkansız olanı

bu, hayatı tekrarlamaktır
diyalektik bile bu yüzden aşktır

aşk hakkında söylenmiş bütün sözler
yaşanmadan yalandır

aşk bir haktır
sonuna kadar kullanır
kullanılmaz olanı

iyi aşk şiiri yoktur, hiç olmadı,
bu da olmadı
her aşk şiiri yalnızca tekrarlar
tekrarlanmaz olanı
her biri yalnızca bir sonrakinin ilhamı
belki bu kadar söz
bağışlatır bana bu aşkı
2001 yazıydı
çok istedim çok istedi çok istedik
ama olmadı

Murathan Mungan

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Mayıs 2008 Perşembe 03:32:22

 

 

Bağışla.
Ya zamanından çok erken gelirim
Dünyaya geldiğim gibi
Ya zamanından çok geç
Seni bu yaşta sevdiğim gibi

Mutluluğa hep geç kalırım
Hep erken giderim mutsuzluğa
Ya her şey bitmiştir çoktan
Ya hiçbir şey başlamamış

Aziz NESİN

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
29 Mayıs 2008 Perşembe 03:36:30

Geç Kalınmış Sevdalara

 





Geç kalmışım sana ve sevdama
Geçerken zaman durmadan
Farkında olmamışım ardımdakilerin
Beklemişsin beni yıllarca
Taki sevgini tüketene kadar
Farkındayım şimdi sevdamızın
Ama kül olup uçtuktan sonra
Yalvarsam yakarsam,hatta tapsam yersiz
Başka ellere ar olmuşsun
Yeni bir şans istedim
Ona bile zaman ve sevgimiz kalmamış
Sen çoktan çizmişsin yolunu
O yolda ben
Arkadaş bile olamamışım sana
Bana kalan bir avuç gözyaşı
Bana kalan keşkelere sığınan çaresiz bakışlar
Bundan gayrı bana kalan yansızlığım
Bir bakmışım bitip, gitmişim
Bir bakmışım kaybolmuşum yalnızlığımda
Elveda gül yüzlü.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Mayıs 2008 Perşembe 16:29:08
SEN



Sen, camlidaglarda agaran safak

Sen, duru gollerin niluferisin

Sen engin ovada sararan basak

Sen,umut kaynagi,alinterisin

Sen gokte yildizsin,uykularda dus

Sen, yesil ekinsin ,sen beyaz gulus

Sen,mavi denizsin sise burunmus

Sen,sevda sirrinin dugumlerisin

Sen ,her guzelligin canli sergisi

Sen,kalp yarasinin emin sargisi

Sen,benimdilegim hakkin vergisi

Sen gonlune sakli ask hancerisin

Sen,koyu golgesin yaz sicaginda

Sen olgun meyvesin dal kucaginda

Sen,korsun alevsin ask ocaginda

Sen Gadir Allah'in sahaserisin

Sen "Ben"sin gel gorki ben "sen " degilim

Sen,Benim dusuncem,ruhum ve dilim

Sen,benim gozlerim,ayagim elim

Emin ol,sen bana benden birisin.



ABDURRAHIM KARAKOC

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Mayıs 2008 Perşembe 17:13:13

Denizin dalgalarının kıyıyı okşadığı sahillerin birinde bir çakıl taşı varmış. Hergün güzelim dalgaların sesini dinler mest olurmuş. Öyle bir ahenkle müzik söylermiş ki dalgalar onları dinleyince ayrı alemlere gidermiş. Bir gün çakıl taşının yanına güzel dalgalar bir hediye paketi bırakmışlar. Bu hediye bir midyeymiş.

Midye çakıltaşının denizi görmesini biraz engelliyormuş. Çakıl taşı bu duruma üzülmemiş. gel zaman git zaman bir akşam midye kabuğu hafif ikiye ayrılmış. Ay ışığında içindeki inci parıl parıl güzelliğini göstermeye başlamış. Çakıl taşının gözleri kamaşmış. Bütün gece ona hayran hayran bakmış. Güneş doğunca bir martı ayağıyla midyeyi ikiye ayrılmış. İncinin güzelliği bütün bütün ortaya çıkmış. Çakıl taşı, inciye bakmış. İnci:

-Ne zorlukları aştım, sabırla. Midyenin içine bir kum tanesi olarak girdim. Kozanın içindeki tırtıl gibi, çamuru yiyen fidan gibi sabırla geldim, bugünlere.Sahilde dolaşan bir insan inciyi görmüş ve almış eline:- Yaşasın! Ne güzel bir kolye olur, bu. Güzelliklere güzellik katar demiş. İnsan, inciyle beraber uzaklaşmış. Çakıl taşı da onlar kaybolana kadar onlara bakmış. Yine dalga seslerine kulak vermiş, gözlerini ufka çevirmiş. Yine eskisi gibi güneşin doğuş ve batışını seyredebilmiş

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Mayıs 2008 Perşembe 19:45:52
YAŞAMA DAİR İÇ DÖKÜŞLER...
Özgürlük dediğin
Kucak dolusu
Deniz kokusu..
Dalgalar toplarken
Eteğini sahilden
Silinir gider
Her kürek çekişinde
Ardında kalan izler..
Belki beynin,
Belki yüreğin
Yıpranır senelerden.
Biliyorsun,
Ahşap teknelerin kaderi
Zaman kurt gibi
Kemirdikçe gövdeni;
Dün de, bugün de,
Birikecek gecelerin koynunda.
Yosunlara bulansa da yaşam,
Üzerinize afiyet
Kuşatmalar altında..

Daha dün gibiyken
Yaşananlar,
Gözlerinin önünden
Anılar yüklü
Trenler geçer katar katar
Dilerim raylar
Dosdoğru umutlarına akar.

Ay düşerken
Denizin mavisine
Hüzün çöker geceye.
Kaç atımlık barutla
Kaç mermi saplanıverir
Ardı ardına
Kanayan yüreklere.

Sevda,
Namluya sürülmüş gonca.
Bir tetik dokunuşu kadar yakın
Zaten yüreğinin ağzında
Kaçırma...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Mayıs 2008 Cuma 03:38:45
Gel Seninle Resim Yapalım

Gel seninle resim yapalım.
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli bir burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.

Sonra bir gelincik, ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken

Ve saçlar çizelim, bulutlar,
Türküler, masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.

Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,
İsterse ondan sonra
Bütün şairler ölsün.


Cahit Külebi