Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > YÜREK

YÜREK


GönderenMesaj

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
7 Temmuz 2008 Pazartesi 20:01:23

Belki !







Belki şimdi uyuyorsun,
Belki beni düşünmüyor, duymuyorsun,
Belki’de ağlıyorsun acıklı bir dizi filme,
Belki’de sana yazdığım şiirin ikinci dörtlüğündesin,

Belki sende seviyorsun ama söylemiyorsun
Belki sende sevmiyorsun Belki’leri
Belki de keşke sevmeseydim onu diyorsun
Belki’de sevmeseydi keşke beni kendinden fazla

Belki en sevdiğim şarkıyla gelirsin,
Gittin yağmurla gel hani,
Belki hatırlıyorsundur,
Belki’de yağmurları bekliyorsundur KİMBİLİR.

Kim bilir belki bir gün gelirsin,
Belki göz yaşlarımı sen silersin,
Belki’de ben geliveririm,
Belki doğum gününle gelir kara haberim,
Belki’de mezarımda bir Fatiha okursun...!
Kimbilir.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:24:07
Dostum

Kaplumbağalar, yollar hakkında
tavşanlardan çok daha fazla şey anlatabilirler.
- Her insan iki insandır;
biri karanlıkta uyanık!
diğeri ise aydınlıkta uykudadır.
- Dostum! sen ve ben
yaşama yabancı kalacağız;
ve birimiz diğerine
ve her birimiz kendine,
ta ki senin konuşup, benim dinleyeceğim güne dek
senin sesini kendi sesim sayarak,
ve senin önünde dikileceğim ana dek,
bir aynanın önünde durduğumu düşünerek...
- Eğer insanlara boş elimi uzatır
ve bir şey alamazsam çok üzücü;
ama asıl ümitsiz durum,
dolu elimi uzatıp
kabul edecek kimseyi bulamamamdır...
- Şeytan sen doğduğun gün öldü,
artık bir melekle karşılaşmak için
cehennem azabı çekmek zorunda değilsin...
- Diğer yanımla hiç bir zaman tam bir uyum içinde olamadım,
görünen o ki maddenin özü aramızda uzanmakta...
- Diğer yanın daima senin için üzülür,
ama o zaten acıyla beslendiği için, bir sorun yok...
- Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz, ayak izlerimi silecek,
rüzgar, köpüğü önüne katacak,
ama, denizle kıyı daima kalacak.
- İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.
- Kişinin hayal gücüyle,
düşlerinin arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

- Eğer kış,
"Baharı yüreğimde saklıyorum"
deseydi, ona kim inanırdı?

- Haydi! seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak, kendi kabuğunun ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak, bir işe yaramaz.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:25:00

DOSTUN OLABİLİRİM
 
Sana hayatındaki korkular, şüpheler veya korkularınla ilgili çözümler sunamam;

AMA SENİ DİNLEYEBİLİR VE BERABER CEVAPLARI ARAŞTIRABİLİRİZ.
 
Geçmişini, acılarını ve hayalkırıklıklarını değiştiremem, ne de gelecekte olacakları;

AMA YARDIM ETMEK İÇİN HER ZAMAN YANINDA OLABİLİRİM.
 
Ayağının kaymasını engelleyemem;

AMA DÜŞMEMEN İÇİN VE DE TUTUNMAN İÇİN SANA ELİMİ UZATABİLİRİM.
 
Eylencelerin, zaferlerin, başarıların ve mutlulukların benim değil.

AMA BUNLARI NEŞE İÇİNDE SENİNLE PAYLAŞABİLİRİM.
 
Hayatta yapman için aldığın kararlar benim değil, yargılarında;

AMA SANA DESTEK OLABİLİR, CESARET VEREBİLİR VE İSTEDİĞİNDE YARDIM EDEBİLİRİM.
 
Yollarımızın, değerlerimizin, ikimizin ayrı düşmesini engelleyemem;

AMA SENİN İÇİN DUA EDEBİLİR, SENİNLE KONUŞABİLİR VE SENİ BEKLEYEBİLİRİM.
 
Kalbinin kırılmasını ve acı çekmeni önleyemem;

AMA SENİNLE BİRLİKTE AĞLAYABİLİR, KIRIK PARÇALARI TOPLAMAK VE DE YERİNE KOYMAK İÇİN YARDIM EDEBİLİRİM.
 
Sana kim olduğunu söyleyemem;

AMA SENİ SEVEBİLİR VE DE DOSTUN OLABİLİRİM...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:25:29
``Dostları olmalı insanın,
           Aynen gemilerin limanları gibi
           Zaman zaman uğradığın,
           Yükünü boşalttığın,
           Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.
 
           Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
           Geri döneceğin günü bekleme umuduyla.
           Bazen rüzgara o açmalı yelkenini,
           Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla,
           Halatlarını çözmeli
           Seni çok ama çok özlemeli``

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:26:01
Sana "Nasılsın?" diye sormayacağım...



Başkaları sorduğunda onlara ne Kadar harika, ne Kadar muhteşem,
ne kadar olağanüstü olduğuna dair verecek onlarca cevabın var biliyorum.
Bir kez daha aynı sözleri duyacağımı bildiğim için sormayacağım sana o soruyu...



Sormayacağım; çünkü, hayatında yaşadığın bitmez tükenmez sorunları yüreğinin kanayışını, hayatının eksilişini, içinin daralışını, yaşama sevincinin tükenişini biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, hayatında yakın geçmişe kadar, tüm çevrendekilerin gıpta ile baktığı bir çok şey başarıp meyvelerini toplamak için çok çalıştığını, ancak bu topraklarda senin gibi insanların önüne ne derece devasa engeller dikildiğini ve senin bu engelleri aşabilme gücünün tükenme aşamasında olduğunu biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, umduğun, istediğin hayatı bir türlü yakalayamayan
ama yine de bulduğunla yetinmen gerektiğini hissettiren insanların alaycı
tavırlarının seni nasıl kahrettiğini, nasıl yorduğunu biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, bu topraklarda yeteneklerine göre değil kimin yanında
durduğuna göre değer kazandığını bildiğini ve bunun sana acı verdiğini, dirensen de kendini artık buralara ait hissetmediğini biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, geleceğe ait bir çok beklentin olduğunu ve bunun için ölesiye çabalamana rağmen, sevdiğin ve en yakınım dediğin insanların hayata bakışını anlamamaktaki ısrarının seni çok üzdüğünü biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, insanların özgürlüğün ne olduğunu bilmediği,
bilenlere ise bir kaç gömlek bol geldiği ve o özgürlüklerin sadece kendine ait bir hak olarak görülmesinin sana acı verdiğini biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, "serde erkeklik var" diyemeyip, saklamadan, gizlemeden, utanmadan ağlayabildiğini, "ağlamak ne zamandan beri hak oldu, alındı, satıldı, verildi, lütfedildi?" diye isyan ettiğini biliyorum...



Sormayacağım; çünkü, bazen avazın çıktığı kadar bağırarak, bazense susarak,
bazen sayfalar dolusu yazarak, bazen de ağız dolusu konuşarak sevdanı anlatmak istediğini, ama yine de beceremediğini görüp hayata küstüğünü de biliyorum...



Evet Sana "nasılsın?" diye sormayacağım...

Bu bir Bayram Günü sabahı da olsa sormayacağım...

Şimdi yıka elini yüzünü, gülümse aynalara, kendine çeki düzen ver ve her zaman senden bekledikleri maskeyi tak yüzüne...

Gülümseyerek "harikayım, nasıl iyi olmam ki" de yine... 
Sevgilerimle…

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:27:56

Adanın kekik kokuları sinmiş üzerine.

Buram buram geliyor kokun hafif meltemle.

Deniz ise tüm ihtişamı ve maviliğiyle izlemekte bu kekik kokulu kızı.

 

Geçen zamanın birinde rüyamda görmüştüm tanımadığım bir kızı;

Tüm adayı dolaşıyordu, yüzüne gülümseme çok yakışmıştı.

Gözlerindeki derin ve yakıcı bakışlar ise kısa bir süreliğine tatile çıkmıştı adeta.

İncecik, o her an kırılması muhtemel bedeniyse her türlü zorluğa kafa tutarcasına kıvrak hareketlerle nazire yapıyordu etrafa.

Çevresinde asker gibi duran zeytin ağaçları onu selamlıyordu.

O ise gülümsüyordu hala.

Dünyaya dikleniyordu sanki.

‘Ben buyum işte, serseriyim, asiyim, ama sonuna kadar da aşkla doluyum’ der gibiydi.

Nihayet bir kıyının dibindeki kayaya oturuverdi. Yorulmuştu.

Bakışlarındaki çözülesi imkansız derinlik bu kez denizin sonsuzluğunda kaybolup gitmişti.

Birkaç damla yaş önce sağ sonra sol yanağından süzülmeye başlıyordu yavaş yavaş.

O bile yakışıyordu.

Hüzün ve getirdiği yaşlar.

Minik yüzünü ellerinin arasına alıyor ve bakışları daha da derinleşiyordu,

hüznü daha bir coşuyordu.

Deniz, yanına gidene kadar sakindi. Ama o da dayanamadı.

Beyaz köpükler ona bir şey anlatırcasına köpürdükçe köpürdü.

‘Yapma. Bak bende yanındayım’ der gibi.

Sonra, meltem, nöbet sırasını poyraza devrediyor, poyraz da yanına geliyor şimdi, gözyaşlarını alıyor yanaklarından,

hiçbir yere dokundurmadan içine çekercesine götürüyor bilinmeyene doğru.

Güneş ise batmamakta direniyor ve son sıcaklığıyla ışıklarını sadece kekik kokulu kıza gönderiyor. Yanaklarından süzülen yaşların izlerini kurutmak için.

Hepsi ama hepsi gülümsemesini bekliyorlar şimdi.

Gözleri hala uzaklara takılı halde yerinden kalkıyor ve onun için çırpınan doğaya gülümsüyor, teşekkür edercesine.
 
Uyanmıştım, dudağıma takılmış tebessümle ve gözlerimden süzülen bir iki damla yaşla.

Sanki ben o adanın deniziydim, poyrazıydım, güneşiydim.

Ondan böyle uyandım belki de.

Bu ada hangi adaydı?

Bilemiyorum.

Peki, bu kız kimdi?

Onu da bilemiyorum.

Bazen bu rüya gelir aklıma.

İşte o zaman seni başka bir senle anarım.

Hani böyle;

Kekik kokan.

Denizin kızı.

Güneşin ilahesi, gibi.

Gözleriyle beni sarsan ve saran.

Minik kollarıyla kucaklayan.

Herkesi peşine taksa da bir tek beni arayan.

Yanımdayken hiç konuşmadan, aşkını sadece gözleriyle anlatan.

Dudaklarını dudaklarıma kilitlediğimde ürkek bir kırlangıç gibi titreyen.

Hayatla kavgaya tutuşabilen.

Bu rüyamın ne anlama geldiğini bilemiyorum ama seninle öyle sen oldu ki.

Aynen rüyamda olduğu gibi sende arada sırada geliverirsin aklıma.

Ruhuma aldırmadan giden kadın olarak.

Belki de bu rüyam ondandır.

Hani seni böyle kabul etmek isteyişimdendir.

Benim olmanı isteyip sen kaçtıkça seni daha çok bekleyişimdendir.

Kaç yıl oldu beni örselediğin allah aşkına?

Bir, üç, beş…

Bilmem.

Fark etmez de zaten.

Önemli olan kalbimdeki yerin, benim seninkinde olan yerim de ilgilendirmiyor.

Vazgeçtim çünkü senden.

Vallahi geçtim.

Sümen altı ayrılık da değil bu.

El altından ayrılık hiç değil.

Saka kuşu kafesinde mutsuzsa kanatlarını bedenine iyice yapıştırır ve şişer,

öylece hareketsiz durur. Ne yemek yemek ister ne de su içmek. Sadece durur.

Özgürlük girmiştir bir kere kalbine.

Sende öyleydin içimde.

Kanatlarını çoktan bedenine yapıştırmış, konuşmuyordun.

Bende bugün pencereyi açtım ve seni uçurdum.

Kalbimin penceresi bir an açık kaldı, içim boşaldı.

Ama ardıma bakmadım, inan.

Baksam belki bende kanatlanmak isteyecektim.

En güzeli bakmamaktı.

Hep bir merak olacak içimde;

“Acaba sen baktın mı?” diye

Ne kadar da kocamanmışsın gözümde ve kalbimde.

Düşünüyorum da;

Pamuklara sarılıp sarmalanacak kadar değilmişsin sen aslında.

Ruhumu sana emanet edecek kadar iyi bir emanetçi de değilmişsin.

Kalbimin ağrılarını dindirecek bir keman ya da şarkıların notalarını yazacak bir sevdalı da.

Sen sadece bir yokluk sevdasıymışsın.

Hiçlik.

Anladım.

Baksana, var olmayan kekik kokulu bir kız, beni aldı, seninle çarptı, topladı ve sonunda böldü.

İşlem tamam.

Şöyle bir bakıyorum, ne kadar da çok ‘Bilemiyorum’ saklanmış ruhuma.

Ne fark eder ki.

Bunca yıl sen saklanmışsın, bırakayım birkaç da ‘Bilemiyorum’ saklansın.

Çok mu...?
 
burnuma kekik kokuları gelmiş...çok mu?
 
Alıntı…

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:28:33
Sevgi Dağıtmak Suçmuş    Kafeste yaşarım, ellerim kollarım bağsız
Ama ayaklarımdan prangalı bir halde
Sırtımda inançlarımdan oluşan sevgi yüküm
Taşırım her gün, kan ter içinde.
Şaşkın seyrederlerken ordan geçenler beni
Yüzümdeki mutlu gülümsemeyle
Yaşam sırtımda daha da bir ağırlaşır
Taşırım yükümü içleri sevgi dolu, ellerim belimde

Bilirmisiniz hey insanlar, insancıklar,
Taşıdığım bu yük bana az gelir,
Verin bana sevgilerinizi, onlarıda koyun sırtıma
Götüreyim hepsini, sevgi çiçeğinin bahçesine.
Her sabah doğan güneşe bakıp,
Yağan yağmurun altında yeniden yeşersinler,
Açsınlar yeniden sevgi çiçekleri olarak,
Kimi kırmızı, kimi Mine beyazı gibi bir gül
Bazıları şaşkın hercai, yada mor menekşe
Esen yellere güzel kokularını serperek
Ulaşsınlar sevgiye aç gönüllere
Sırtımdaki yükler arasında dağıtayım dört bir yana,
Seslenerek insanlara, yokmu sevgi isteyen?
Demet, demet elinize tutuşturayım sevgi çiçeklerinin
Yeniden yeşerttiği sevgi gülleri olarak.

Dönerim akşam olunca kafesime yeniden
Ellerim bağsız, ayaklarımda pranga
Prangalar üstünde yazar mahkumiyet kararım
Hükmüm benim müebbede mahkum,
Layihasında derki, Bu karar
Herkesi sevdiği ve sevgiyi dağıttığı için,
Sevginin yasaklandığı bu dünyada
Aşık olmak istediği için.

İyi bakın, kafeste gördüğünüz o sevgi hamalı
Dikkatle bakın, o benim,
Her gün sevgi taşımak ve dağıtmak için
Açın gönüllerinizi, bekleyin beni
Güneşin doğmasını, sabahı sabırla beklerim. 
Ali Osman Yılmaz

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Temmuz 2008 Perşembe 03:34:11
Mine    merhaba
kırık kalbimin kırılgan mine`si
yine yeniden hoşgeldin

yüreğim parmakuçlarımda şimdi
aç göğsünü ben geldim 
Erkan Bal

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
10 Temmuz 2008 Perşembe 11:50:13

BİR GEZGİN ADAM

 

Bir adam belki de en çok bir rüzgardır şimdi

Şişli yabancı gölge gibi gezgin bir rüzgar

Şehri bir yabancı gibi dolaşıyor

Şehrin mabetleri bir bir tükeniyor

Başlıyor içinde sonsuz susuzluk

Avuçlarının içi terliyor.

ERDEM BAYAZIT

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
10 Temmuz 2008 Perşembe 11:57:53

SANA, BANA, VATANIMA, ÜLKEMİN İNSANLARINA DAİR  

 

``Telgrafın tellerini kurşunlamalı``

Öyle değildi bu türkü bilirim

Bir de içime

-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-

Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek

Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen

Haberler bilirim mektuplar bilirim.

 

Gamdan dağlar kurmalıyım

Kayaları kelimeler olan

Kırk ikindi saymalıyım

Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma

Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından

Baştan ayağa ıslanmalıyım

Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

 

İçimde kaynayan bir mahşer var

Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar

Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde

Ya da çamaşır sererken bahçelerinde

Birden alıverirler kara haberini

Okul dönüşü bir trafik kazasında

Can veren oğullarının.

 

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim

Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş

Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine

Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin

Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan

Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde

Örneğin Hint Okyanusu gibi derin

İsyanın kapkara sularına dalan.

 

Nice akşamlar bilirim ki

Karanlığını

Bir millet hastanesinde

Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda

Başını kalorifer borularına gömmüş

Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden

Haber sormaya korkan

Genç kızların yüreğinden almıştır.

 

Bir de baharlar bilirim

Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği

Anadolu bozkırlarında

İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru

Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen

Cesur otobüs pencerelerinden

Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen

Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında

Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının

Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken

Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

 

Yazlar bilirim memleketime özgü

Yiğit köy delikanlılarının

İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları

Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan

Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan

Diğeri kan ter içinde yayla yollarında

Mavzerinin demirini alnına dayamış

Yüreği susuzluktan bunalan

İçinden mahpushane çeşmeleri akan

Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp

Apansız silahına davranan

Nice delikanlıların figüranlık yaptığı

Yazlar bilirim memleketime özgü

 

Güzler bilirim ülkeme dair

Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir

Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha

Kalbim gibi

Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri

Titreyen kenar mahalle çocukları

Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için

Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

 

Kadınlar bilirim ülkeme ait

Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak

Göğüsleri Çukurova gibi münbit

Dağ gibi otururlar evlerinde

Limanlar gemileri nasıl beklerse

Öyle beklerler erkeklerini

Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

 

İsyan şiirleri bilirim sonra

Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden

Harfler harp düzeni almıştır mısralarında

Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır

Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda

Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

 

Müslüman yürekler bilirim daha

Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet

Eller bilirim haşin hoyrat mert

Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır

Her kırışığı sorulacak bir hesabı

Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

 

Bütün bunların üstüne

Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim

Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim

Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli

Adın kurtuluştur ama söylememeliyim

Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

ERDEM BAYAZIT

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
10 Temmuz 2008 Perşembe 19:11:37


"Dön Benim İçin"
diyemem Ay parçası
yüreğim şimdi yağmur çamur vuslatı

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
31 Temmuz 2008 Perşembe 17:13:16
Yiğit cigim defoluysa hayat yamalıdır aşklar

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
31 Temmuz 2008 Perşembe 23:12:13

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
1 Ağustos 2008 Cuma 16:04:35
güzel söz menekşe hanım.benim hyatım orjinal.siz bakmayım cümlelerimde hüzün kokar.aslında neşeli ne mavi tadın da  mutlu bir insanım

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
2 Ağustos 2008 Cumartesi 03:49:33

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Ağustos 2008 Pazartesi 15:20:11

DAVET.

Dörtnala gelip Uzak Asya`dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

NAZIM HİKMET

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
5 Ağustos 2008 Salı 00:02:43

Ne kolay olmuş herşey...

Seni seviyorum demek nede kolay olmuş artık!
İki kelimeyi hemen söyleyebilmek
Anlamadan hissetmeden degerini bilmeden..
Ne kadar kolay olmuş herşey
Arkada bıraktıklarımızı düşünmeden
Ne hissettiklerini ne düşündüklerini bilmeden
Güle güle diyebilmek bunu söyleyebilmek...
Ne kolay olmuş degilmi ne kolay!
Herşeyi oldu bittiye getirebilmek
Çekip gitmek biraz olsun bile düşünmemek
Kendine iyi bak hep mutlu ol demek
Aşık olmak....
Herhangi birini hemende kalbimizin en güzel yerine koymak
Tercih etmek iki sevgiyi birbirinden ayırmak
İşte bu demek ne kadarda kolay olmuş!
Şimdi kimileri hayat zor diyecek
Hayatta kolay olmuş artık hemde çok kolay...
Kısa yoldan köşeyi dönmek
Zengin olmak fakiri fukarayı ezmek
Daldaki çiçekleri toplamak için
Ayak altında gül ezmek...
Hemde hiç vicdanen rahatsız olmadan
Bundan zevk alabilmek
Ne kadar kolay olmuş degilmi ne kadar kolay!
Hayattan vazgeçmek,yenilmek
Ne kadar kolay olmuş!
Zorluklara karşı koyamayınca kendini bir köprüden atmak
İntihar etmek.......
Ne kadar kolay olmuş degilmi ne kadar kolay
Herşeyden vazgeçmek
Herşeyi bir kalemde silip atmak,atabilmek
Ve bu hayatta gerçekleri unutmak,görmezden gelmek
Çok kolay olmuş çok kolay!
Herşeyi bilenler içinde ne zor bunları söyleyebilmek
Üzülmemek,umursamamak!!!!!!!!
Nerde eski sevgiler,aşklar demek
Silinsede sahnemizden arzu ile kamberler
leyla ile mecnunlar,kerem ile aslılar,aşkı için dağları delen
Ferhat ile şirinler
Eminim yaşamakta şu an gerçek kara sevdalar...........

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
5 Ağustos 2008 Salı 12:39:52

 

Ben seni değil bitanem
Senin olamamayi sevdim
Bir şeyler yanliş gitti ya her seferinde
Ben tum yanlislarimin sen olmasini sevdim
Anla be gulum
Ben seni degil
Bunca yasadigim sensizligi sevdim
Oyle ki hep ona sarilip uyudum geceleri
Sevgisizdim onu sevdim
Ben bitanem, kimsenin sevemeyecegi kadar
Kendimden bile haberim olmadan
O kadar, iste o kadar delicesine sevdim

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
5 Ağustos 2008 Salı 12:40:48

 

Merhabalar Elvanım Elif yüreklim nasılsın..

günün iyi geçiyor olmasını diliyorum..

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
5 Ağustos 2008 Salı 12:47:02

 

senin adına çok sevindim canım bende iyiyim, koşturup duruyorum işte, fırsat bulduğumdada biraz soluklanmak için burada oluyoruuumm..