|
| Gönderen | Mesaj |
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:13:54
|
|
|
valllaha dede dogrumu der ne yapar aşk hakkında dedmde aşkamları sevmiyor benim gibi baksana
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:15:28
|
|
|
kesinliklee... yok şeey, aşk vardır daaa,
o da ancak sevgi ve saygı ile kalıcı olur desek..

|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:17:30
|
|
|

Nereye bakarsam siyahtır SENSİZ , ne kadar gidersem o kadar UZAK Ne kadar inanırsam o kadar yalandır MUTLULUK ,şimdi ne kadar yaşarsam yaşayayım o kadar sensizdir HAYAT
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:17:44
|
|
|
şimdilik iyi akşamlar diliyoruumm...
Sevgiylee...
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:18:53
|
|
|
tşkler
Benden, seni anlatmamı isteselerdi, bir yürek anlatırdım içinde koskacaman bir dünya, dünyada kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatan.
Deselerdi yaz onu; yazardım en güzel şiirleri dilsiz istekleri dipsiz kuyu sarınçlarında yuvarlanan aşkları.Yazardım parmaklarım morarıncaya kadar yazardım, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.
Deselerdi çiz onu; çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yedi veren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı oyalı özenli bir dünya ve korkardım kendi çizdiğim dünyaya dokunmaya, korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.
Deselerdi kim O ? O derdim O işte yüreğinde deryaları taşıyıpta tek bir dünyalıya konuşamayan, o sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri idi.
Ve O derdim ; Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum, konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Görmediğim kadar özlediğim,özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek...
Ve O derdim ; Yaşayıpta yitirdiğim değil yaşamayıpta bilmek istediğim, konuşmasını beklediğim kızıl dudaklarına hasretlendiğim hasreti ile eridiğim, yanımda iken bile özlediğim gittiği yolu kıskandığım aydınlık günlerimi aradığım
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
17:21:29
|
|
|






















 








|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
13:12:13
|
|
|
Gerçekten harika iki sayfa olumuş
Akşamın Kurgusu
Gölgem ol ve beni izle Kimselerin bilmediği yerlere -Ne güzeldir ıslak kıyılar şimdi- Gülerek gidelim seninle
Ben senin gölgen olayım Durarak koşarak hep arkanda Görülmedik yerlere savrulayım Her çekip gidişinde Ben hep senin yanında
Ayaklarının izi Çorabının alacalı yeşili Kafandaki düşünce Yüreğindeki karasevda Düşlerindeki uzaklar özlemi Kim derlerse beni göster çekinme
Hırçın uzak denizlere Açılmak istediğinde Bilerek isteyerek güvenerek Her zaman beni bağla yedeğine
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
13:17:06
|
|
|
Akşamüstü
Severdim kentlerin yağmuru bekleyişini Eskimiş bir limana sarılan çocuksu bulutların bıraktığı hüzünleri, Ayaküstü yaşama bağlanan yüreklerin çığlığında yazılan Kayıp şiirlerin gözyaşlarında kaybolan Yalnızlık bekleyişlerini Korkuyla bir olup uçan kuşların kanatlarına Ve bambaşka bir dünyanın bambaşka yaratıklarına, Bıraktığım bir iz gibi sis dolu gecelerin karanlığında,
Severdim, Ellerine sımsıkı sarılırken umut dediğim yarınlarına Umutsuzluk içinde diz çökerken Ve bir hüznü getirip boynuma dolarken, Kimsesizce yaşadığım ve yaşlandığım çıkmaz sokakların Takvim yapraklarına yenik kıyılarından sessizce geçerken, Ağladığım sayfalarda,bir oyun gibi çocukluğumu karalarken Severdim elbet yağmurların kentimi özleyişini, Denizde kaybolan ayışığının renginden kaçarken gölgelerim, Ve ben insan olduğumu anlamışken,anlatamamışken sana Yazamamışken, Dokunamamışken böylesine özgürce ellerinin sessizliğine Öpememişken dudaklarının sınırlarıma vuran kıyılarından Özleyememişken, Ve şafak rüzgarlarında, Hiçbir düşünceye yakalanmamışken bir başıma, Severdim derdim,öncesi olmayan öfkelerime bıçaklanıp Dönerdim yalınayak çıplak yalnızlığıma, Bomboş bir sayfada aranan küçük bir nokta gibi Ötesinde ne sırların saklandığı batık bir kalyon pasında, Çürümemişken daha ayaklarım, Ve koparılmamışken kollarım, Dinlemekten yorulmayacağım sevda şiirlerini Hep severdim, Hep özlerdim,gözlerim önüne bir bir sıralanan Bir bir kaybolan gölgelerin matlaşmış ayrıntılarını Ve ben Senin olduğumu gecelerce Sana böylesine kolay anlatamamışken, Severdim çıkmaz sokaklara yağan yağmurların sesini Dinlerken sessizce, Ve ben,adammışım insanmışım kendimce, Yarına bugünden daha yakın, Bugüne yarından daha uzak, Küçücük bir noktaymışım,yalnızlığın ıssız caddelerinde Bu kentte, Yağmurlu bir çıkmaz sokakta, Son kez bakarken gözlerine,yüreğimin donukluğundan Tanıştığımız gibi bir akşamüstü kaldırılmışım....
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
14:25:32
|
|
|
Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece... Hayallerim gözümün önünde dans etti... Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar değil; yalnızlığımda... Oysa aşk iki kişilikti... Şarabım vardı; bir kadeh elimde, diğer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi... Çiseleyen yağmur bile ürpertemedi bedenimi; Hayalin gibi... Bense yalnızdım; yokluğunda... Sadece yalnızdım işte bu aşkta, oysa aşk iki kişilikti...
Denizin dalgalarımıydı azan; içimdeki volkanlar misali... Oysa içim azdıkça sustu dudaklarım... Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı... Şimşekler vardı yüreğimde ürkütücü!... Korkutan. Sadece ben duydum, ben hissettim içimdeki yalnızlığın sesini. Dudaklarım suskun, gözlerimde yaş. Sen ise sadece yoktun!... Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti.
Gökyüzü bir kızardı, bir kapkara oldu saçların gibi... Bak o bile seni hatırlattı bana, gözlerinin karası gibi... Gözlerin gibi öfkeliydi yıldırımlar o gece... Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesiydi elimdeki, elimde hayallerim bile yitmişti. Umutlarımdı yanımda olan nicedir, hayallerim ve düşlerim... Ne zaman terk ettiler beni, hiç bilemedim... Sense sadece yoktun, SADECE YOK !!! Oysa, yalnızlıktı tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti...
Ellerimdeki yağmur tanesini bıraktım denize, özgürlüğüne kavuşsun diye... Büyüdü büyüdü deniz oldu... Sonra deniz büyüdü büyüdü okyanus oldu... Okyanuslar geçilmez, dağları aşılmazdı ve kırılmış kalbim bir düşman gibi seni andı... Sense sadece yoktun... Sadece yok !!! Bıraktım kalan son hayallerimi de özgürce gökyüzüne... Özgürce döndüler önce başımın üstünde sonra uçtular semaya... Bir öpücük kondurdum her birine, kokumu sana taşısınlar diye... Duydun mu? SEN ise yoktun yanımda, sadece yok... Bense iki kişilik yaşadım bu aşkı, yorgun bir kambur gibi üzerimde. BİR BAŞIMA KATRAN GECELERDE!... Senden kalan son hatıraydı, yüreğimdeki AŞKIM, onu da semaya bıraktım ÖZGÜRCE! geriye sadece CAN kırıkları!...
HANİ, ÖLÜMDÜ BİR BAŞINA YAŞANAN, AŞK İKİ KİŞİLİKTİ
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
04:33:00
|
|
|

Ben ağlardım gün batımlarında. Bir sen bilirsin birde ağaç dalları. Yapraklar hüznüme koşardı, rüzgar feryadıma, sen acı bir tütsü olur dolardın yüreğime.
Seni ilkin böyle tanıdım. Saçlarının rengini hatırlamıyorum; ama gözlerin grup vakti kızıllığını andırıyordu. Uykudan yeni uyanmış gibi mahmur.
Şiirler okurdum sana ağaç dallarından tutunarak. Gözlerine bağışlardım bakışlarımı. Sen çok uzaklarda değil, yanı başımda ağlardın ve ben ilhamımı narin göz yaşlarından alıyordum senin. Sen benim her gün yeniden dirilişim, sevincim, sevgim oluyordun.
Tıpkı dün gibi uzaksın şimdi. O zaman varlığının sarhoşluğuyla, şimdi de yokluğunun acısıyla ağlıyorum gün batımlarında. Her gün batımı acı bir tütsü, vaftizlenen rüyalarımı kırbaçlayan deli bir hoyrat. Martılar olurdu mısralarımda, denizi yararak ilerleyen vapurlar, çocuk sesleri, genç sevgililerin taze bakışları, toprak kokusu, çimen rengi, albatros ve de aşk celladının kemendine takılan kaytanlı, fosforlu sözler…
Sen şiir gibiydin, mısraya benzerdi bakışların. Gülünce çiçekler açardı yanaklarında, bahar olurdu, yaz olurdu. Sen sevdiğim, yitip gitmesini istemediğim mevsimdin. Karlı kış geceleri sımsıcak şöminem, umudum, ekmeğim, aşım, kimseyle paylaşmadığım arım, züllü yarınımdın. Sen benim masmavi göğümdün. Gün olur kitaptın avuçlarımda okunan, gün olur şemsiyeydin yağmurlardan koruyan ve gün olur “bendin”, ”sen” olmayı dilediğim zaman.
Bakışlarını en çok sen olmayı düşlediğimde seyrettim. Tebessümün okyanuslar kadar derin, baharlar kadar narin. Seviyordum seni tepeden tırnağa. En çokta bakışlarına hayrandım bakarken gözlerimin rengine. Ve bir şeyler akardı o an coşkun bir sel gibi yüreğime. Seninle dolardı tüm azalarım. Yeni uyanmışçasına bir tüy gibi hafiflerdim esrik bakışlarında. Kanat çırpardım, mutluluk denen o kutsanmış sevdayla sarmaş dolaş olurdum, bulutlarda gezinirdim, göğe, maviliklere değerdi başım.
Sen mevsimdin bağrımda; taze çiçekleri olan, serin bir meltem gibi umutlarıma, ruhuma, güzel yarınlarıma dolan. Sen bir mevsimdin bağrımda. Yüreğime akan bir ırmak, bir pınar. Aşktın, parıltıydın gökler kadar yüce, denizler kadar berrak.
Ya şimdi nerdesin ? Hangi iklimde, kimin mevsimisin? Gözlerin hala grup vakti kızıllığına mı çalmakta, hala okyanuslar kadar derin mi tebessümlerin. Beni unuttun mu, ağaç dallarından tutunarak sana şiirler okuduğun gün batımlarını bizi dinlemeye gelen kuşları, rüzgarı, martıları…
Seni bilmem, ama ben hala aynı yerdeyim. Kıpkızıl akşam manzaralarını andırmakta yüreğim. Döneceğin demleri avlıyorum. Bir ben bir de ağaç dalları biliyor şimdi yüreğimdeki yangını.
Birde... Geleceksen gel artık...
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
05:21:40
|
|
|
Şiirlerin Hatırı Var
......................... Eğer, Seni yaşayabilseydim Sensizliği yaşadığım kadar. ................... O zaman Bu şiir yazılamazdı canım Sahipsiz kalırdı satırlar
.................. Zaten ben; Bu yüzden................. Terk edemiyorum seni
Nasıl terk ederim ki? Yaşanmamış duyguların Ve.............Henüz Yazılmamış şiirlerin .................Hatırı var
28/11/2003 çamlıca
Mine Özdemirtaş
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
16:35:59
|
|
|
Uzaktayım senden çok uzakta
Ve senden uzaktayken her rüzgarda titriyo içim.
Üşüyorum gece çöküyo üstüme. Korkuyorum.
Sonra sen geliyorsun aklıma birden, ansızın henüz sabah olmadan aydınlanıyo içim.
Ve bir an için anlıyorum uyumadan da rüya görebilirmişim.
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
04:57:12
|
|
|
Yürüyelim Seninle İstanbul``da
Kırmızıyı sevdiğini bilseydim hayallerim kıpkırmızı olurdu
İstanbul hala günesin ardında ufuklarında birkaç kara leke birkaç kan pıhtısı dudaklarında İstanbul hala sevimli mi sevimli ve hala bir tomurcuk tadında yürüyelim seninle İstanbul``da
korkusuz bir rüyadır bekler bizi Beykoz``da, Üsküdar``da birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü yenilgisiz bir muamma gibidir arar buluşmayan ellerimizi deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda
tam orada, Çamlıca yokuşunda birkaç bulut çekelim gökyüzünden damarlarımızdan geçirelim ve birden bırakalım suların üzerine sen bir defa konuş, sen bir defa gül kumlu ebrular yapalım seninle serpmeli ebrular, bülbülyuvası hercaimenekşe, gonca ve sümbül
yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında yürüyelim seninle İstanbul``da Boğaziçi mağrur türkülerini gözlerine baka baka söylesin martılar üşüyünce denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi
anlayabilir misin neden çıban gibi büyür bağrımda büyür de kelebek olur bu sizi kırmızıyı sevdiğini söyledin bu yüzden mi günlerdir İstanbul``da gül kokusu yayılan tepeler kırmızı, sular kırmızı
İstanbul bilmeli ki, sahillerine mehtabı taşıyan senin bakışlarındır İstanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler önce senin yüreğine açılır uzaklarda bir yerde toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın parmaklarında hüzün sana doğru akan nehrin ağlayan suretidir
bir elimizde umut bir elimizde sevda yürüyelim seninle İstanbul``da musiki kesilsin, tükensin yazı çaresiz kalınca mızrap ve şiir ozan bir kenara bıraksın sazı ressam fırçasına neden mi kızgın tuvalde çizgiler, renkler kırmızı kırmızıyı sevdiğini bilince çekilir mi artik güllerin Nazi
Anadolukavagi``nda her aksam burcu burcu bir rüyadır hayalin karanlık, hüznünü düşürür dağa kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar endamın her sabah iner toprağa
hasret, yalnızlığı çoğaltan deniz ayrılık acıyla süzülür kandan nefesin fermandır Topkapı Sarayı``nda dönüsünü bekliyor rıhtımda şehzadeler öylesine yorgun, mahzun ve candan
İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda uykusundan uyanınca fırtına dalgalar türkümüze aşina olur yüzümüze bakınca deniz fenerleri sahibini arayan gemilerin çığlığıyla vurulur
tarih heyelandır hainlerin ardında İstanbul tarihin soylu anası biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız sevdayı kız kulesi``nden yalıların burukluğu altında geçiyoruz sokaklardan delice
anlayabilir misin Beyoğlu``nda gezinen hayal kırıklığının benden türediğini anlayabilir misin kırmızı neden böyle doldurur aynalara inleyen yüreğimi
sana giden yolların kavşağında bir adam direniyor izini bulmak için siliyor tanyerine akan alin terini ufkunda sapsarı umudun rengi mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah arıyor sessizce kaybolan günlerini
Gülhane``de simit satan çocuklar nasıl anlasınlar ellerimizin neden böyle çekingen olduğunu Ayasofya önünde tramvay bekleyenler gökyüzüne dokunurken bu acı kimdir diye sorsunlar içlerinden birlikte yürüyen iki yabancı
biz gitsek de, İstanbul``da yine de yıllar yılı gezinmeli bu sizi benden bir yaralı şiir kalmalı senden bir tebessüm, bir de kırmızı
Nurullah Genç
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
16:51:25
|
|
|
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı,
unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi...
Kimi derinden sevsem, o bir başkasını derinden hatırlardı.
Öylesine çok sevdim ki onları,
başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını
sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim.
Beni yitirmekten hiç korkmadılar;
çünkü onlara göre fazla iyidim;
bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden.
Beni terk edenlerden tek bir isteğim olurdu.
`Ne olur, bir daha beni aramayın!
Çünkü ben kolay unutamıyorum.
Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden
keder bahçemi dağıtıyorum.
Çocukluğumun o güzel bahçesini.
Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni...
Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece
mutlaka akıllarına ben gelirdim...
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
03:31:50
|
|
|
Seni bana anlatmak zor demişlerBeni sana anlatmak kolay mı sanki?Senin aşkın gerçekten zor da,Benim aşkım kolay mı sanki?Boşuna arama o günleri,Sen beni unuttun da,Ben seni unutmadım mı sanki???
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
12:01:40
|
|
|
Bekleyiş
Özlem yalnızca sensiz geçen yılların Verdiği acı değildir ey diğer yarım. Sensizliği buram buram çekiyorsam içime Alarak yanına hasreti de. Bastığım toprak alev saçıyorsa, Puslu gözlerle mutluluğumu çaldılar Diye kızıyorsam ağlarken hasretle Buda özlemdir elbet en katmerlisinden. Ve eğer amaç diye bir şey varsa bu; Sana kavuşacağım günü bekleyişimdir hiç gelmeyeceğini bilsem de.
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
18:55:44
|
|
|
KİM DEMİŞ
BEN Mİ İÇİYORMUŞUM
HİÇ SU KATMADAN GECE YARILARINI...
BEN Mİ SÖYLÜYORMUŞUM
O MUTSUZ, O UMUTSUZ ŞSRKILARI...
RESİMLERİNİ
BEN Mİ ÇİZİYORMUŞUM GÖZLERİMLE GÖKYÜZÜNE..
AWUÇLARINI ISLATAN
BENİM GÖZYAŞLARIM MIYMIŞ.?
BEN Mİ YAZIYORMUŞUM
O ŞİİRLERİ PARMAK UÇLARINA....
KİM İNANIR SANA SÖYLE KİM
HANGİ YALNIZ RÜZGARLAR
HANGİ MEYHANELERİN SIRILSIKLAM CAMLARI
HANGİ SAHİL BOYLARI...
KİM TANIKLIK EDER SANA SÖYLE KİM.?
SELLER, YAĞMURLAR MI
YUNUSLAR, MARTILAR MI
YOKSA UYKUSUZ SABAHLARDA
YORGUN SOKAKLAR MI...???
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:40:48
|
|
|
GÜLLERiN AĞLADIĞI SAAT
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin
Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Yüzünü hatırlatır gökyüzüde ne varsa
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir
Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar
Özlemler ateş şimdi anılar duman duman
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Çagırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar
Böylece üstümüze çöker de karanlıklar
Camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir
Her akşam uzaklara alır götürür seni
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani.
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
02:28:39
|
|
|
bu şiiri çokça severim, yüreğine sağlık sevgili Yiğit...
Sevgilerimlee.
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
02:33:52
|
|
|
İnsanin bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir peki? Yüreğin bir başkası için çarpması mı? Suyun yüzünde, yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer mi yoksa? Göç mevsimi, yaralı eşini kanatlarıyla örterek ölümü bekleyen yaban kazlarının vefası mı? Ya da kayayı delen tomurcuğun direnci mi sevmek? Kan ve gözyaşından oluşmuş bir dünyanın ortasında bile, insanı insanla kucaklaştıran duygu mu?
Önce kendini tanımakla başlar sevgi. Kendini onarmakla başlar... İnsanın, insan olma bilincini, aklıyla, yüreğiyle duymasıyla başlar... Doğanın ve yaşamın bir parçası olduğunu anlamasıyla...
Yaşam benim için var. Su benim temizliğim. Ben suyu en uzak dallara taşımalıyım... Sonra insan var... Doğanın en güzel ürünü... Üç bin yılda ayağa kalkmayı öğrenen ve beni bugüne hazırlayan insan... İlmek ilmek örülen kültürümün ilk halkası... Bir insana duyulan sevgiyle başlayan yaşam...
Peki nedir sevgi? Birlikte bir gülüşü uzatmak, acıyı paylaşıp azaltmak belki de. Aynı duaya el kaldırmak. Dokunmak biraz. Kanın, damarlardan akışını hızlandırarak duymak insanın sıcaklığını... Aynı anda görebilmek bir şimsek çakımını... Ocağı birlikte üflemek ısınmak için... İnsan olmanın o eksikliğini güzelliğini sezebilmek karşılıklı. Tamamlayabilmek birbirini...
Bir türlü önleyemediğimiz o ses: "benim onurlanacağım kadar önemli ama benden bir adım geri..." diyorsa eğer, o sesi susturabilmek...
Koltuklara, halılara, kristallere, markalara gösterdiğin özenin çok fazlasını gösterebilmek bir insana... Duygularını, düşüncelerini anlamaya çalışmak. Özlemlerini aramak birlikte...
Benim ol ama benden bağımsız bireyliğini de koru. Olduğun gibi kal ama çoğalsın, zenginleşsin içinin erdemi... Seni ilk sevdiğim gün gibi sürdür kişiliğini ama durmadan gelişelim birlikte... Birlikteliktir sevgi... Kimsenin kimseyi kullanmadığı... Kimsenin kimseye hükmetmediği... Kimsenin kimseyi mülkiyetine geçirmediği...
Önce beni bekle duraklarda, sonra bekleyeni olmayan bütün yolcuları... Önce benim için bir şarkı söyle, sonra bütün sağırlar duysun sesini...
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|