Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ¸ø¤°¤ø,¸ AKŞAM VAKTİ ¸ø¤°¤ø,¸

¸ø¤°¤ø,¸ AKŞAM VAKTİ ¸ø¤°¤ø,¸


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:13:54

valllaha dede dogrumu der ne yapar aşk hakkında dedmde aşkamları sevmiyor benim gibi baksana

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:15:28

 

kesinliklee... yok şeey, aşk vardır daaa,

o  da ancak sevgi ve saygı ile kalıcı olur desek..

 



 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:17:30


 

Nereye bakarsam siyahtır SENSİZ , ne kadar gidersem o kadar UZAK
Ne kadar inanırsam o kadar yalandır MUTLULUK ,şimdi ne kadar yaşarsam yaşayayım
o kadar sensizdir HAYAT

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:17:44

 

şimdilik iyi akşamlar diliyoruumm...

Sevgiylee...

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:18:53

tşkler

Benden, seni anlatmamı isteselerdi, bir yürek anlatırdım içinde koskacaman bir dünya, dünyada kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatan.

Deselerdi yaz onu; yazardım en güzel şiirleri dilsiz istekleri dipsiz kuyu sarınçlarında yuvarlanan aşkları.Yazardım parmaklarım morarıncaya kadar yazardım, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.

Deselerdi çiz onu; çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yedi veren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı oyalı özenli bir dünya ve korkardım kendi çizdiğim dünyaya dokunmaya, korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.

Deselerdi kim O ?
O derdim O işte yüreğinde deryaları taşıyıpta tek bir dünyalıya konuşamayan, o sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri idi.

Ve O derdim ;
Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum, konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Görmediğim kadar özlediğim,özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek...

Ve O derdim ;
Yaşayıpta yitirdiğim değil yaşamayıpta bilmek istediğim, konuşmasını beklediğim kızıl dudaklarına hasretlendiğim hasreti ile eridiğim, yanımda iken bile özlediğim gittiği yolu kıskandığım aydınlık günlerimi aradığım

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Mayıs 2008 Çarşamba 17:21:29



























 










 






 





      

 

       

       
 

 



 








 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
22 Mayıs 2008 Perşembe 13:12:13

Gerçekten harika iki sayfa olumuş

 

Akşamın Kurgusu

 
Gölgem ol ve beni izle
Kimselerin bilmediği yerlere
-Ne güzeldir ıslak kıyılar şimdi-
Gülerek gidelim seninle

Ben senin gölgen olayım
Durarak koşarak hep arkanda
Görülmedik yerlere savrulayım
Her çekip gidişinde
Ben hep senin yanında

Ayaklarının izi
Çorabının alacalı yeşili
Kafandaki düşünce
Yüreğindeki karasevda
Düşlerindeki uzaklar özlemi
Kim derlerse beni göster çekinme

Hırçın uzak denizlere
Açılmak istediğinde
Bilerek isteyerek güvenerek
Her zaman beni bağla yedeğine

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
22 Mayıs 2008 Perşembe 13:17:06

Akşamüstü

 
Severdim kentlerin yağmuru bekleyişini
Eskimiş bir limana sarılan çocuksu bulutların bıraktığı hüzünleri,
Ayaküstü yaşama bağlanan yüreklerin çığlığında yazılan
Kayıp şiirlerin gözyaşlarında kaybolan
Yalnızlık bekleyişlerini
Korkuyla bir olup uçan kuşların kanatlarına
Ve bambaşka bir dünyanın bambaşka yaratıklarına,
Bıraktığım bir iz gibi sis dolu gecelerin karanlığında,

Severdim,
Ellerine sımsıkı sarılırken umut dediğim yarınlarına
Umutsuzluk içinde diz çökerken
Ve bir hüznü getirip boynuma dolarken,
Kimsesizce yaşadığım ve yaşlandığım çıkmaz sokakların
Takvim yapraklarına yenik kıyılarından sessizce geçerken,
Ağladığım sayfalarda,bir oyun gibi çocukluğumu karalarken
Severdim elbet yağmurların kentimi özleyişini,
Denizde kaybolan ayışığının renginden kaçarken gölgelerim,
Ve ben insan olduğumu anlamışken,anlatamamışken sana
Yazamamışken,
Dokunamamışken böylesine özgürce ellerinin sessizliğine
Öpememişken dudaklarının sınırlarıma vuran kıyılarından
Özleyememişken,
Ve şafak rüzgarlarında,
Hiçbir düşünceye yakalanmamışken bir başıma,
Severdim derdim,öncesi olmayan öfkelerime bıçaklanıp
Dönerdim yalınayak çıplak yalnızlığıma,
Bomboş bir sayfada aranan küçük bir nokta gibi
Ötesinde ne sırların saklandığı batık bir kalyon pasında,
Çürümemişken daha ayaklarım,
Ve koparılmamışken kollarım,
Dinlemekten yorulmayacağım sevda şiirlerini
Hep severdim,
Hep özlerdim,gözlerim önüne bir bir sıralanan
Bir bir kaybolan gölgelerin matlaşmış ayrıntılarını
Ve ben
Senin olduğumu gecelerce
Sana böylesine kolay anlatamamışken,
Severdim çıkmaz sokaklara yağan yağmurların sesini
Dinlerken sessizce,
Ve ben,adammışım insanmışım kendimce,
Yarına bugünden daha yakın,
Bugüne yarından daha uzak,
Küçücük bir noktaymışım,yalnızlığın ıssız caddelerinde
Bu kentte,
Yağmurlu bir çıkmaz sokakta,
Son kez bakarken gözlerine,yüreğimin donukluğundan
Tanıştığımız gibi bir akşamüstü kaldırılmışım....

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
22 Mayıs 2008 Perşembe 14:25:32
Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi vardı avuçlarımda o gece... Hayallerim gözümün önünde dans etti... Düşlerimdi gökyüzünden bana göz kırpan, yıldızlar değil; yalnızlığımda... Oysa aşk iki kişilikti... Şarabım vardı; bir kadeh elimde, diğer elimde ise o gece yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesi... Çiseleyen yağmur bile ürpertemedi bedenimi; Hayalin gibi... Bense yalnızdım; yokluğunda... Sadece yalnızdım işte bu aşkta, oysa aşk iki kişilikti...
Denizin dalgalarımıydı azan; içimdeki volkanlar misali... Oysa içim azdıkça sustu dudaklarım... Ben sustum, bulutlar haykırdı isyanımı... Şimşekler vardı yüreğimde ürkütücü!... Korkutan. Sadece ben duydum, ben hissettim içimdeki yalnızlığın sesini. Dudaklarım suskun, gözlerimde yaş. Sen ise sadece yoktun!... Sadece yok!!! Oysa ölümdü tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti.
Gökyüzü bir kızardı, bir kapkara oldu saçların gibi... Bak o bile seni hatırlattı bana, gözlerinin karası gibi... Gözlerin gibi öfkeliydi yıldırımlar o gece... Yeryüzüne düşen ilk yağmur tanesiydi elimdeki, elimde hayallerim bile yitmişti. Umutlarımdı yanımda olan nicedir, hayallerim ve düşlerim... Ne zaman terk ettiler beni, hiç bilemedim... Sense sadece yoktun, SADECE YOK !!! Oysa, yalnızlıktı tek başına yaşanan, aşk iki kişilikti...
Ellerimdeki yağmur tanesini bıraktım denize, özgürlüğüne kavuşsun diye... Büyüdü büyüdü deniz oldu... Sonra deniz büyüdü büyüdü okyanus oldu... Okyanuslar geçilmez, dağları aşılmazdı ve kırılmış kalbim bir düşman gibi seni andı... Sense sadece yoktun... Sadece yok !!! Bıraktım kalan son hayallerimi de özgürce gökyüzüne... Özgürce döndüler önce başımın üstünde sonra uçtular semaya... Bir öpücük kondurdum her birine, kokumu sana taşısınlar diye... Duydun mu? SEN ise yoktun yanımda, sadece yok... Bense iki kişilik yaşadım bu aşkı, yorgun bir kambur gibi üzerimde. BİR BAŞIMA KATRAN GECELERDE!... Senden kalan son hatıraydı, yüreğimdeki AŞKIM, onu da semaya bıraktım ÖZGÜRCE! geriye sadece CAN kırıkları!...
HANİ, ÖLÜMDÜ BİR BAŞINA YAŞANAN, AŞK İKİ KİŞİLİKTİ


Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Mayıs 2008 Cuma 04:33:00



Ben ağlardım gün batımlarında. Bir sen bilirsin birde ağaç dalları.
Yapraklar hüznüme koşardı, rüzgar feryadıma, sen acı bir tütsü olur dolardın yüreğime.


Seni ilkin böyle tanıdım. Saçlarının rengini hatırlamıyorum; ama gözlerin grup vakti kızıllığını andırıyordu. Uykudan yeni uyanmış gibi mahmur.

Şiirler okurdum sana ağaç dallarından tutunarak. Gözlerine bağışlardım bakışlarımı. Sen çok uzaklarda değil, yanı başımda ağlardın ve ben ilhamımı narin göz yaşlarından alıyordum senin. Sen benim her gün yeniden dirilişim, sevincim, sevgim oluyordun.

Tıpkı dün gibi uzaksın şimdi. O zaman varlığının sarhoşluğuyla, şimdi
de yokluğunun acısıyla ağlıyorum gün batımlarında. Her gün batımı acı
bir tütsü, vaftizlenen rüyalarımı kırbaçlayan deli bir hoyrat. Martılar olurdu mısralarımda, denizi yararak ilerleyen vapurlar, çocuk sesleri, genç sevgililerin taze bakışları, toprak kokusu, çimen rengi, albatros ve de aşk celladının kemendine takılan kaytanlı, fosforlu sözler…


Sen şiir gibiydin, mısraya benzerdi bakışların. Gülünce çiçekler açardı yanaklarında, bahar olurdu, yaz olurdu. Sen sevdiğim, yitip gitmesini istemediğim mevsimdin. Karlı kış geceleri sımsıcak şöminem, umudum, ekmeğim, aşım, kimseyle paylaşmadığım arım, züllü yarınımdın. Sen benim
masmavi göğümdün. Gün olur kitaptın avuçlarımda okunan, gün olur şemsiyeydin yağmurlardan koruyan ve gün olur “bendin”, ”sen” olmayı dilediğim zaman.


Bakışlarını en çok sen olmayı düşlediğimde seyrettim. Tebessümün
okyanuslar kadar derin, baharlar kadar narin. Seviyordum seni tepeden
tırnağa. En çokta bakışlarına hayrandım bakarken gözlerimin rengine. Ve bir
şeyler akardı o an coşkun bir sel gibi yüreğime. Seninle dolardı tüm
azalarım. Yeni uyanmışçasına bir tüy gibi hafiflerdim esrik bakışlarında.
Kanat çırpardım, mutluluk denen o kutsanmış sevdayla sarmaş dolaş
olurdum, bulutlarda gezinirdim, göğe, maviliklere değerdi başım.


Sen mevsimdin bağrımda; taze çiçekleri olan, serin bir meltem gibi
umutlarıma, ruhuma, güzel yarınlarıma dolan. Sen bir mevsimdin bağrımda.
Yüreğime akan bir ırmak, bir pınar. Aşktın, parıltıydın gökler kadar yüce, denizler kadar berrak.


Ya şimdi nerdesin ? Hangi iklimde, kimin mevsimisin? Gözlerin hala grup
vakti kızıllığına mı çalmakta, hala okyanuslar kadar derin mi tebessümlerin. Beni unuttun mu, ağaç dallarından tutunarak sana şiirler okuduğun gün batımlarını bizi dinlemeye gelen kuşları, rüzgarı, martıları…


Seni bilmem, ama ben hala aynı yerdeyim. Kıpkızıl akşam manzaralarını
andırmakta yüreğim. Döneceğin demleri avlıyorum. Bir ben bir de ağaç
dalları biliyor şimdi yüreğimdeki yangını.


Birde... Geleceksen gel artık...

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Mayıs 2008 Cuma 05:21:40

 

Şiirlerin Hatırı Var


   ......................... Eğer,
   Seni yaşayabilseydim
   Sensizliği yaşadığım kadar.
   ................... O zaman
   Bu şiir yazılamazdı canım
   Sahipsiz kalırdı satırlar

   .................. Zaten ben;
   Bu yüzden.................
   Terk edemiyorum seni

   Nasıl terk ederim ki?
   Yaşanmamış duyguların
   Ve.............Henüz
   Yazılmamış şiirlerin
   .................Hatırı var


   28/11/2003 çamlıca

   Mine Özdemirtaş
 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Mayıs 2008 Pazartesi 16:35:59
Uzaktayım senden çok uzakta
Ve senden uzaktayken her rüzgarda titriyo içim.

Üşüyorum gece çöküyo üstüme. Korkuyorum.

Sonra sen geliyorsun aklıma birden, ansızın henüz sabah olmadan aydınlanıyo içim.

Ve bir an için anlıyorum uyumadan da rüya görebilirmişim.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Mayıs 2008 Perşembe 04:57:12

 

Yürüyelim Seninle İstanbul``da

Kırmızıyı sevdiğini bilseydim
hayallerim kıpkırmızı olurdu

İstanbul hala günesin ardında
ufuklarında birkaç kara leke
birkaç kan pıhtısı dudaklarında
İstanbul hala sevimli mi sevimli
ve hala bir tomurcuk tadında
yürüyelim seninle İstanbul``da

korkusuz bir rüyadır
bekler bizi Beykoz``da, Üsküdar``da
birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü
yenilgisiz bir muamma gibidir
arar buluşmayan ellerimizi
deli rüzgâr yine sarhoş, hovarda

tam orada, Çamlıca yokuşunda
birkaç bulut çekelim gökyüzünden
damarlarımızdan geçirelim ve birden
bırakalım suların üzerine
sen bir defa konuş, sen bir defa gül
kumlu ebrular yapalım seninle
serpmeli ebrular, bülbülyuvası
hercaimenekşe, gonca ve sümbül

 

yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında
yürüyelim seninle İstanbul``da
Boğaziçi mağrur türkülerini
gözlerine baka baka söylesin
martılar üşüyünce
denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi

anlayabilir misin
neden çıban gibi büyür bağrımda
büyür de kelebek olur bu sizi
kırmızıyı sevdiğini söyledin
bu yüzden mi günlerdir
İstanbul``da gül kokusu yayılan
tepeler kırmızı, sular kırmızı

İstanbul bilmeli ki, sahillerine
mehtabı taşıyan senin bakışlarındır
İstanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler
önce senin yüreğine açılır
uzaklarda bir yerde
toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın
parmaklarında hüzün
sana doğru akan nehrin
ağlayan suretidir

 

bir elimizde umut
bir elimizde sevda
yürüyelim seninle İstanbul``da
musiki kesilsin, tükensin yazı
çaresiz kalınca mızrap ve şiir
ozan bir kenara bıraksın sazı
ressam fırçasına neden mi kızgın
tuvalde çizgiler, renkler kırmızı
kırmızıyı sevdiğini bilince
çekilir mi artik güllerin Nazi

Anadolukavagi``nda her aksam
burcu burcu bir rüyadır hayalin
karanlık, hüznünü düşürür dağa
kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar
endamın her sabah iner toprağa

hasret, yalnızlığı çoğaltan deniz
ayrılık acıyla süzülür kandan
nefesin fermandır Topkapı Sarayı``nda
dönüsünü bekliyor rıhtımda şehzadeler
öylesine yorgun, mahzun ve candan

 

İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda
uykusundan uyanınca fırtına
dalgalar türkümüze aşina olur
yüzümüze bakınca deniz fenerleri
sahibini arayan gemilerin
çığlığıyla vurulur

tarih heyelandır hainlerin ardında
İstanbul tarihin soylu anası
biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız
sevdayı kız kulesi``nden
yalıların burukluğu altında
geçiyoruz sokaklardan delice

anlayabilir misin
Beyoğlu``nda gezinen
hayal kırıklığının benden türediğini
anlayabilir misin
kırmızı neden böyle
doldurur aynalara inleyen yüreğimi

 

sana giden yolların kavşağında
bir adam direniyor izini bulmak için
siliyor tanyerine akan alin terini
ufkunda sapsarı umudun rengi
mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah
arıyor sessizce kaybolan günlerini

Gülhane``de simit satan çocuklar
nasıl anlasınlar ellerimizin
neden böyle çekingen olduğunu
Ayasofya önünde tramvay bekleyenler
gökyüzüne dokunurken bu acı
kimdir diye sorsunlar içlerinden
birlikte yürüyen iki yabancı

biz gitsek de, İstanbul``da yine de
yıllar yılı gezinmeli bu sizi
benden bir yaralı şiir kalmalı
senden bir tebessüm, bir de kırmızı

Nurullah Genç

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Mayıs 2008 Perşembe 16:51:25
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı,
unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi...
Kimi derinden sevsem, o bir başkasını derinden hatırlardı.
Öylesine çok sevdim ki onları,
başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını
sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim.
Beni yitirmekten hiç korkmadılar;
çünkü onlara göre fazla iyidim;
bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden.
Beni terk edenlerden tek bir isteğim olurdu.
`Ne olur, bir daha beni aramayın!
Çünkü ben kolay unutamıyorum.
Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden
keder bahçemi dağıtıyorum.
Çocukluğumun o güzel bahçesini.
Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni...
Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece
mutlaka akıllarına ben gelirdim...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
30 Mayıs 2008 Cuma 03:31:50

 
Seni bana anlatmak zor demişlerBeni sana anlatmak kolay mı sanki?Senin aşkın gerçekten zor da,Benim aşkım kolay mı sanki?Boşuna arama o günleri,Sen beni unuttun da,Ben seni unutmadım mı sanki???
 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
30 Mayıs 2008 Cuma 12:01:40

Bekleyiş





Özlem yalnızca sensiz geçen yılların
Verdiği acı değildir ey diğer yarım.
Sensizliği buram buram çekiyorsam içime
Alarak yanına hasreti de.
Bastığım toprak alev saçıyorsa,
Puslu gözlerle mutluluğumu çaldılar
Diye kızıyorsam ağlarken hasretle
Buda özlemdir elbet en katmerlisinden.
Ve eğer amaç diye bir şey varsa bu;
Sana kavuşacağım günü bekleyişimdir
hiç gelmeyeceğini bilsem de.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
30 Mayıs 2008 Cuma 18:55:44
KİM DEMİŞ
BEN Mİ İÇİYORMUŞUM
HİÇ SU KATMADAN GECE YARILARINI...
BEN Mİ SÖYLÜYORMUŞUM
O MUTSUZ, O UMUTSUZ ŞSRKILARI...
RESİMLERİNİ
BEN Mİ ÇİZİYORMUŞUM GÖZLERİMLE GÖKYÜZÜNE..
AWUÇLARINI ISLATAN
BENİM GÖZYAŞLARIM MIYMIŞ.?
BEN Mİ YAZIYORMUŞUM
O ŞİİRLERİ PARMAK UÇLARINA....

KİM İNANIR SANA SÖYLE KİM
HANGİ YALNIZ RÜZGARLAR
HANGİ MEYHANELERİN SIRILSIKLAM CAMLARI
HANGİ SAHİL BOYLARI...
KİM TANIKLIK EDER SANA SÖYLE KİM.?
SELLER, YAĞMURLAR MI
YUNUSLAR, MARTILAR MI
YOKSA UYKUSUZ SABAHLARDA
YORGUN SOKAKLAR MI...???

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
2 Haziran 2008 Pazartesi 17:40:48
GÜLLERiN AĞLADIĞI SAAT

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Büyür o saatte yalnızlığı bahçelerin
Düşer korkusu kalbe yaklaşan gecelerin
Bir dev uzatır gökten o çirkin ellerini

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Gitgide uzaklaşır batan güneşle sesin
Bir bakarım ki benden en uzak çizgidesin

Başlar geceye doğru upuzun bir yolculuk
Her şey o saatlerde merhametsiz ve soğuk
Yüzünü hatırlatır gökyüzüde ne varsa
Gözlerin bu saatte kopkoyu elemlidir
Dudakların kimbilir şimdi nasıl nemlidir

Ellerin öyle yanar ufuk nasıl yanarsa
Yüzünü hatırlatır gökyüzünde ne varsa
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Umulmadık bir anda bitiverir şarkılar
Kapanır yüzümüze o mermer kapılar

Özlemler ateş şimdi anılar duman duman
Bir çıngırak sesidir uzaklarda kaybolan
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur
Çagırır yaşamaya bizi tek-tük ışıklar

Böylece üstümüze çöker de karanlıklar
Camlar, bir bir kapanır, odalar, evler uyur
Ak köpükler kararır deniz görünmez olur

Güllerin ağladığı bir saat vardır hani
Cıvıl cıvıl bahçelerden el-ayak çekilir
Yapraklar düşünceli, dallar hüzün kesilir
Her akşam uzaklara alır götürür seni
Güllerin ağladığı bir saat vardır hani.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
3 Haziran 2008 Salı 02:28:39

 

bu şiiri çokça severim, yüreğine sağlık sevgili Yiğit...

Sevgilerimlee.

 

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
3 Haziran 2008 Salı 02:33:52

 

İnsanin bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir
peki?
Yüreğin bir başkası için çarpması mı?
Suyun yüzünde, yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer
mi yoksa?
Göç mevsimi, yaralı eşini kanatlarıyla örterek
ölümü bekleyen yaban kazlarının vefası mı?
Ya da kayayı delen tomurcuğun direnci mi sevmek?
Kan ve gözyaşından oluşmuş bir dünyanın ortasında
bile,
insanı insanla kucaklaştıran duygu mu?

Önce kendini tanımakla başlar sevgi. Kendini onarmakla
başlar...
İnsanın, insan olma bilincini, aklıyla, yüreğiyle
duymasıyla başlar...
Doğanın ve yaşamın bir parçası olduğunu anlamasıyla...

Yaşam benim için var. Su benim temizliğim.
Ben suyu en uzak dallara taşımalıyım...
Sonra insan var... Doğanın en güzel ürünü...
Üç bin yılda ayağa kalkmayı öğrenen ve beni bugüne
hazırlayan insan...
İlmek ilmek örülen kültürümün ilk halkası...
Bir insana duyulan sevgiyle başlayan yaşam...

Peki nedir sevgi?
Birlikte bir gülüşü uzatmak, acıyı paylaşıp azaltmak
belki de.
Aynı duaya el kaldırmak. Dokunmak biraz.
Kanın, damarlardan akışını hızlandırarak duymak
insanın sıcaklığını...
Aynı anda görebilmek bir şimsek çakımını...
Ocağı birlikte üflemek ısınmak için...
İnsan olmanın o eksikliğini güzelliğini sezebilmek
karşılıklı.
Tamamlayabilmek birbirini...

Bir türlü önleyemediğimiz o ses: "benim onurlanacağım
kadar önemli
ama benden bir adım geri..." diyorsa eğer, o sesi
susturabilmek...

Koltuklara, halılara, kristallere, markalara
gösterdiğin özenin
çok fazlasını gösterebilmek bir insana... Duygularını,
düşüncelerini
anlamaya çalışmak. Özlemlerini aramak birlikte...

Benim ol ama benden bağımsız bireyliğini de koru.
Olduğun gibi kal ama çoğalsın, zenginleşsin içinin
erdemi...
Seni ilk sevdiğim gün gibi sürdür kişiliğini ama
durmadan gelişelim birlikte...
Birlikteliktir sevgi... Kimsenin kimseyi
kullanmadığı...
Kimsenin kimseye hükmetmediği...
Kimsenin kimseyi mülkiyetine geçirmediği...

Önce beni bekle duraklarda, sonra bekleyeni olmayan
bütün yolcuları...
Önce benim için bir şarkı söyle, sonra bütün sağırlar
duysun sesini...