Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > Niçin susar insan?

Niçin susar insan?


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
12 Mayıs 2008 Pazartesi 14:44:57

 

Ave Merıa
  


Rüzgar tersine esiyor... Niçin?
Eski günler geri mi gelecek?
Kımıldıyor kozasında böcek
Bildiği hayata doğmak için.


Neden içimize doldu vehim?
Ah ümit, ümit yollar boyunca
Düşünmez miydi aksam olunca
Hacer`in kollarında İbrahim


Ve gemisinde Kleopatra?
Neden yine kaynaştı havalar?
Saadet mi getiriyor rüzgar
Dolarak erguvan atlaslara?


Elimize değen kimin eli?
Kimdir bu muammalarla gelen?
O mu helezonlara yükselen,
Saba ellerinin en güzeli?


Sesler mi çözülüyor derinde,
Nedir durup dinlediklerimiz,
Şarki mi söylüyor semiramis
Babil’in asma bahçelerinde?


Omzundan örtüler kaydı yere.
Kim bu, kim? alnımızdaki yazı:
Gözlerinde günahının hazzı
Gülüyor saz benizli bakire.
 
Orhan Veli Kanık


 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
12 Mayıs 2008 Pazartesi 14:59:49

Serseri





Yine sensiz bir gece
Ve yine yalnızlık
Zaten hiç gitmedi ki başımdan...

Oysa nasıl başlamıştık
Seninle bütün denizleri geçmeyi düşünürken
Şimdi sensiz bir derede boğuluyorum...

Hayatta hep mutlu anlar olacak değil ya
Nasıl yaşadıysam dünü
Elbette yaşamalıyım bu günü
Bugün beni sorarsan
Seni getiren yollardayım.
Her yere adını yazdım
Ağaca, taşa, kaldırımlara
Ve çok seviyorum seni
Çünkü ben hala bıraktığın
Serseri` yim…

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Mayıs 2008 Salı 04:05:05



Serserim - Aşkın Nur Yengi

Karanlığın içinde yandı gözbebeklerim
İlk önce gözlerini gördüm
Ilık rüzgarlar misali
Tenin değdi tenime
Belki bin defa yanıp yanıp söndü


Bir yanda sen
Bir yanda tövbeler
Bir yanım karşı koyar
Bir yanım ister


Serserim benim
Deli dolu sevgilim
Kor gibi sıcak
Yada sular gibi serin
Gelme uzak dur
Korkuyorum çok
Çılgınlık bu
Halim yok


 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 12:27:22
Eğer bir yaşamak sana ağır gelirse...Taşıdığın yük omuzlarına ağır gelmeye basladıysa işte o zaman artık bir karar vermek zorundasındır.Ya hayatın seni terketmesine göz yumacaksındır..Ya da sımsıkı tutunacaksın hayatın en sıcak bağlarına...
Sen ne kadar kaçarsan hayattan o kadar uzaklaşır hayatta senden..İyisi mi sen hayatı tüm kötülüklerrine rağmen sev...Sen onu sevdikçe sana güzel bahçelerinin kapısını açacaktır Sen ne kadar karamsar olursan dünyada cehenemme o kadar yaklaşırsın...Karar senin elinde Yaşının hiç önemi olmadığı hayat çemeberinde şairin sözünü kulaklarında hisset...
GENÇLİĞİNE GÜVENİP DAHA ERKEN DERKEN,BELKİ VEDA BİLE EDEMEZSİN GİDERKEN......

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Mayıs 2008 Çarşamba 18:39:18
Yüreğinin Sesini Biraz Daha Aç(TEK VE SON AŞKIM :.SONSUZLUĞUM’A&hellip

“ Düştüm cümlelerimden..Susuyorum..Susuzluğuma can ver nefesinle…”

Katransı bir geceden sonra “ gül “ doğumlarına şahit yüreğimle akıyorum satırlara. Ağustos ayazlarına maruz kalmış kalemimi kıyılarında umut dalgalarına vuruyorum..Susuzum biliyorsun. Ve bir o kadar uykusuzum.Giydir gözlerini Harami karanlığı gözlerime.Dudaklarım çölleşmiş. Vur bulutların nemini senli cümlelerimin benli boylarına..Durma öyle..Kaldır başını (son) baharlardan. Topla gülüşlerini vadesi dolmamış zamandan. Sancıları bağladım yüreğimin yamalarına. Karanlıklarda kaldım. Susuzluktan çatlıyor yüreğim.. Çölleşmiş topraklarıma “ susmalarınla “ düş...Yağ üzerime bulut bulut..Sal üzerine ıslak kirpiklerini. Savur gölgelerini delice bağrı yanık göğsüme. Eğ başını göğsümün kanayan yanına..Sesini aç yüreğimin..Duy yüreğimin kuruyan çığlıklarını..Hadi sevgili..Susuzluğuma yürek susuşlarınla can ver ..Geleceğime bin kurşun sıkan kuraklığa inat sözlerim ol nadasa bırakılmış dudaklarımda...Dua dua savrul yalnızlıktan kavrulmuş denizlerime. Varlığınla düş susuzluğuma.

“ Mülteciyim zamansızlığın…Adressizim…Kıyılarında yaşamama izin ver…..”

Sınır dışı hallerimi bilirsin sen. Kovulmalarımı, imla bozukluklarımı..Mülteciyim zamansızlığın. Adımlarımı çektim adreslerimden..Bir bavulu bile doldurmayan ömür sahifemi düştüm satırlardan..Adressizim. Hayat yekun yetersiz. Bakiyelerim hep karanlığa bölünüyor. Menzilim hiçlik iken sen tut beni.. Ve öyle bir sev ki beni; ölüm bile hayran kalsın sevdana. Yusuf’un Zülayha’yı sevdiği gibi sev gibi.Gözünü karat..Kapat perdelerini.Benden başka göz bilme ..Adımdan başka hiçbir cümleyi alma dudaklarına.Avuçlarına yasla uykusuz gözlerimi.Öyle bir sev ki; Mecnun gibi savur dudaklarından beni mim``siz çöllerine..Susuz bırak beni...Kurusun geçmişim..Yeter ki senin yanında olsun son nefesim..Sırtlan beni geleceğimi / kız düşlerimi..Kimliğimden soyunmuş bu kadını hüviyetine al..Sahiplen adressiz ellerimi..Yalnızlık etiketini, fişlenmiş geçmişimi, Filistin askısı gören kimliksizliğimi savur tozlu raflara. İçimdeki kekeme çocuğu sev. Şefkatine al öznesiz cümlelerimi..İki dudağından gayri bir yer bilmeyeyim.. Devrildim bir kez karanlığın ayak dibine..Yaralarım Eyyub gibi kanar. Sancılarım İsa gibi sabrımı yoklar…Hadi ölümle yamamadan hüviyetsizliğimi al beni cümlelerine.Ben susayım. Kapat üzerimi sesli kelimelerinle..Dizlerim kan revan. Köklerim ise ağıt figan..Kapındayım..Kıyılarındayım...Dağın- klığımı , yarımlığımı sen TAMAMLA.. Ve sonra her şeye göğsünü gerip benim sende YAŞAMAMA izin ver..


“ Sürgüle Kapılarını..Ört üzerine Umutlarını..Sen ve Ben..Biz’iz artık...”

Beni ve seni biz yaptığın için diline kepenk vurmak isteyecek rüzgarlar.Beni hayatına aldığın için karanlıklar üşüşen saçlarına..Ayazlar kıyılarına dolacak..Küfür kokan yangınlar zorlayacak kapılarını..Sana kast edecek zaman. Beni yüreğine aldın diye bıçağın keskin yüzü beklese de seni, sakın boynunu bükme kekeme gecelere.Rest çekecek ölüm..Sen beni yaşat sonu ölüm ile müjdelense de susma sen..Eteğine uzanırsa militan yüzlü karanlıkların eli sakın çekinme elini tetiğini götürmeye.Vur alnı ortasından bize uzanan ayrılıkları.

Korkma sakın. Tek bir adım atma geriye..Bu doğum sancılı olsa da vakit tamam. Gün; güle, karanlık, fecre gebedir…Dilin vurgun yese de toprağa susmak yakışmaz sevgili...Tek toprağa vurulmaz kelepçe. Hadi durma öyle..Bağır bağırabildiğin kadar.. Yaşa beni gücün yettiği kadar..



Yüreğinin sesini biraz daha aç ;
Çünkü hiçbir “ gül “ topraksız....
Hiçbir hayat “ umutsuz “ yeşermemiştir...

…………………….

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
17 Mayıs 2008 Cumartesi 03:00:42

 
Al yalnızlığımı ört üzerine
Al yalnızlığımı ört üzerine . Al yalnızlığımı, ört üzerine. Belki o vakit bırakıp her şeyi, gelirim biryerlerden başlamak için yeniden. Hani yalnızlığa pek alışmışların cesareti de gün gün kırılırmış da aydınlıktan dahi korkar olurlarmış. Bir yaprak hışırtısı, en şiddetli yağmurlardan birinde gökte damar damar çizilen şimşek ve ardından patlayan gürültü, konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar...  Korkular çok, bil ki korkular ille de sebepli . Al yalnızlığımı ört üzerine. Bitsin benliliğin hükmü üzerimde.
’Sevdiğini incitir insan’ diyenleri haklı çıkaracak kadar kapanışım.
Rüzgar ektiğim günlerin sonrasında biçilen fırtınalarım.
Geceleri katettiğim menzillerim.
Bir şiire vurulup da hiçbir şiiri çözemeyişim.
Yapmak istediklerimi yaptıklarımla bir türlü örtüştüremeyişim.
Hepsi bir ‘yaşandı bitti’ noktasının etrafında gezinen cümlelerim. Al yalnızlığımı ört üzerine .

Buralardayım uzun zamandır. Birgün’ü bekliyorum sanırım, Birgün’ü. Öyle büyük fırtınalarım var ki, o fırtınaların birinde ‘artık yeter’ feryadına kapılıp kaybolacağımı sanıyorum. İzin vermeyeceğimi bile bile dik duruşların ardında bir söğüt eğikliği tavrında, hemen apartmanın ucunda kıvrılan sokak köşesinde, önümden gelip geçen her şeyi derin bir huşû içinde göz hapsinde tutuyorum. Sonbaharın yaprak dökümünde her yer sarı rengin hükmünde. Bu yüzden işte, al yalnızlığımı ört üzerine .

Orhan Pamuk’un dediği gibi, doğru olanı yapmak her zaman mutlu etmiyor . Mutlu olmak adına tüm düşüncelerimi bir kenara bırakma arzusuyla yırtarken yazılmışları, hani ‘niye mutlu olmaya bu kadar çaba’ cümlesiyle kol kola geçiyorum ara yolları bir bir. Biliyorum ki artık, kendi istemedi mi gelmiyor, konuk olmuyor hayatımıza . Bu yüzden al yalnızlığımı ört üzerine. Al yalnızlığımı.

’İnsanın hiç unutmadığı şeyler var’ diyor Jean-Christophe Grange. Ya unutamadığından, ya unutmaya meyli olmadığından, ya da hep hatırlatmaya hevesli ayrıntıların bir boşluk bulup gözlerle buluşuverdiğinden... Ben zihin çıkınımı karıştırdığımda öyle çok unutulmuşlarla karşılşıyorum ki, ‘Hayret’ diyorum kendi kendime. ‘Nasıl olmuş da bir çizgi geçmişim üzerinden.’ Bu bir zihin oyunu. Bu benim zihnimin bana oyunu şiraze. Oyunlarım. Ben oyun oynamayı sevdiğim günlerin peşine takıldım bak yine. Hemen. Bir cümlede kayıverdim anıların içine. Anılarda mutluluk göz kırparmış. Hani insan mutlu olduğunu mutluluk anında değil de sonraları anlarmış. oyun oynayalım seninle. Oynayalım ama, içinde yalnızlık olmasın. Al yalnızlığımı ört üzerine . Al yalnızlığımı. Ört üzerine.
Ve uyut ninnilerle.

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
17 Mayıs 2008 Cumartesi 04:12:24

 
Bütün gücümü kullanarak mı susuyorum, sustuğum için mi düşüyor çenem, hangisi? ..Sen nereden bileceksin, sustuğum zamanlar daha çok konuştuğumu?Ve yorulduğunu boğazımın dilimin? ..Aslında, konuşuyor olandan çok, suskun olanın yanında şişiyor kafam; bütün düşünüyorve konuşuyor olabileceklerini düşünmekten…Yorma beni.Seni yormamak için bir iki kelam edeyim dedim.Saklama yüzünü benden, biliyorum uykusuzluktan halkalandığını göz altlarının… * * *Bu aynalar hep gençlere eder iltifatını, sonra yavaş yavaş tükenirkomplimanları…Aynalar kadar nankör gözler kimde var?Hiçbir zaman görmek bilmez yüreğindekini.Sen seni; aynalara değil bana sor.Yüreğimin gözlerine sor, biraz evvel sorduğun gibi…Biliyorum uykusuzluktan sarardı rengin. * * *Ben uykusuzken sen de vardın, bütün uykusuzluklarımda olduğun gibi.Sen uykusuzken; ben hiç uğramadım mı yüreğinin semtine?Senin kıvranışlarından hiç haberim olmadı mı?Ya ben çok kötüyüm, ya da?Ya da kötü aynalardan farkı yok gözlerimin!Bilmiyor musun yoksa?Hiçbir ayna sana benim gibi bakamaz.Sen bile bakamazsın yüreğim gibi… * * *Bütün gücümü kullanarak mı susuyorum, sustuğum için mi düşüyorçenem, hangisi? .. ...Hangisi? Sultan Yürük 

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
18 Mayıs 2008 Pazar 16:25:18

Konuşacak birşeyi kalmadığı için değil elbette;
Bazen susmak sessiz bir çığlık gibi yankılanır harabe şehrin en soylu meydanında... 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Mayıs 2008 Pazartesi 00:01:32

 

ve bazen de;

İfade edebiliyor olmanın kumbarasıdır susmak...



 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Mayıs 2008 Pazartesi 00:15:23

 

Ya hayatın seni terketmesine göz yumacaksındır..Ya da sımsıkı tutunacaksın hayatın en sıcak bağlarına...

--------

hep sımsıkı tutunmayı seçtim sıcak bağlara, bazanda rüzgara, bozkırlara, ummayı seçtim hep, yeniden başlamayı, ardıma bakmamayı peşim bırakmasada bıraktıklarım ardımda..

en ümitsiz anlarımda hep o küçük istavrit balığı geldi de aklıma kırdırmadım ümitlerimi "-siz" lere..

bazan seçtiğim yalnızlık oldu, onarmak için bazanda yelken açtım bilinmezlere..

ama hiç göz yummadım, çare_siz olmadım hiç, bildim, inandım, tek çare bendim kendime... hiç göz yummadım, bükmedim boynum.. öleceksem bir gün, olsa olsa ortasında olacağım yine bir mücadelemin.. belki sessiz, belki yalnız, belki kimsesiz...

yasmin

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Mayıs 2008 Pazartesi 01:08:33

Hiç bir zaman yalnız,kimsesiz ve çare-siz kalmamanı dilerim Yasmin.

 

Karbeyaz Gelecek

 


Bana yarınını anlat
İçinde hüzün olmasın
Gözyaşı olmasın
Umutsuzluk olmasın
Beklenenin dönmeyeceğini bile bile
Yorgun yorgun bakan gözler olmasın
Sağa sola bakmadan yürüdüğün yollarda
Üzerine düsen bir yağmur damlası gibi
Usulca süzülüver
Usulca açıver aydınlık günlere
Bak güneşin açışına
Nehirlere bak sakin sakin akışına
Kuşlara bak kanatlanışlarına uçuşlarına
Sonra kendime bak yavaşça yargısızca
Belki bir kuş gibi uçamazsın
Belki bir güneş gibi açamazsın
Belki nehir gibi akıp gidemezsin
Ama gözlerinle bakabilirsin
Yüreğinle hissedebilirsin
Korkusuzca dokunabilirsin
Anlatabilirsin her şeyi aydınlığa
Haydi, ver elini,
Çekinme dokunmaktan
Çekinme anlamaktan
Ne kadar zor olsa da gerçekler
Merhaba deyip gir içeriye
Merhaba de gözyaşlarının arkasından
Usulca bir gülümsemeyle
Kar beyaz geleceğe...

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Mayıs 2008 Pazartesi 01:16:19

Kelebekler Hiç İki Bahar Görür Mü ?

 
Sen, baharın nadide gülüydün.
Sen, sevgiye adanmış bir ömürdün.
Bülbüller şarkılarında sana yanardı.
Toprak ise yüreğini dallarına açardı..
Rüzgar bile susardı kokunda.
Sema, nazlı nazlı düşer
Rahmet olurdu dalında...

Bir gün ;
Kanatlarımın üşüdüğünü,
Dallarının solup teninin öldüğünü gördüm.
Kış mevsimiydi rüzgarla gelen..
Kış uykusuna dalacaktı o gözlerin.
Toprağa uzanıp bahara açacaktı o yüreğin.

Hüzün çöktü küçük yüreğime.
Elbet sana olan aşkım bitmeyecekti..
Sen sonraki baharda tomurcuk açacaktın.
Topraktan aynı güzelliğinle kalkacaktın...
Ben ise; yalnızlığa kanatlanacaktım..

Yağmurlar yağsa ,
Baharlar uzasa diye kaç kez iç geçirdim.
Hasret bulutları düşse de,
Bir gün karlı sabahlara uyanacaktık
Sen; gözlerini baharda gülümsemek için
Hülyalara dalacaktın...
Ben ise sonsuzluğa uçacaktım.

Sakın üzülme sevda gülüm.
Sevdam hep gökyüzünde olacak.
Sakın sitem etme bana;
Ne olur anla beni.
Kelebeklerin ömrü ,
Hiç iki bahar görür mü gülüm?

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Mayıs 2008 Pazartesi 01:18:01

Keşkeleri Çıkardım Hayatımdan

 
Keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil artık
bana göre değil pişmanlıklar
keşkeleri çıkardım hayatımdan.
ben seni unuturum sevdiğim
ela gözlerini bir bardak rakıya gömerim
anıları içime
yıllar önce bir temmuz gecesinde
zamansız bir yağmur altında başlayan
o zamansız aşkımızı unuturum
ben seni unuturum sevdiğim
zaten hayat bir yalan.
gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha
üzerimde eskiden kalma bir sevdanın yorgunluğu
yüreğimin kara kaplı defterinde
sararmış sayfaların arasında
bir adamın yıllar arkasında kalmış
suskunluğu var
ve küskünlüğü hayata
o ki kapanmış bir kapı umutlarıma
çaresizliğe bir geçit
durma hadi gözlerimden de çekip git
çek git gecelerimden
bir daha girme düşlerime
kanıma girme artık
yeter git.
kimseler bilmez geceden başka yine yalnızım
sokaklar dolusu insan içinde
bir ben bir ben yalnızım.
gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha
ne fırtınalar kopar yine içimde
bu sevda yakar yüreğimi
yıkar derinden
susar içimdeki ağıtlar
geceler inadına susar
ben susarım.
an gelir
zamanlar dolusu ağlarım
ağlarım çocuk gibi
ihanet karası gecelerde
kıvrandırır bir sancı
kahpe bir kurşun gibi
arkadan vurur yalnızlık
sabahlara kadar ağlarım
ağlarım ölesiye.
neden içi karanlıktı bu kadar gecelerin
neden geceler umut taşımaz sabaha
ve neden ağlatır beni bu uzun yolculuklar
yeter artık yeter
buraya kadar
keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil
bana göre değil yerli yersiz ağlamak
madem ki bir kez yaşanıyor bu hayat
kılıcımı çektim kınından
kuşandım cesareti
ve bitirdim esareti
gömdüm denizlere.
keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil artık
anladım ki insan her an sevebilir
mevsimsiz açan bir çiçek gibi
dirilir yeniden
keşkeleri çıkardım hayatımdan.
geleceksen bugün gel
yarın çok geç olabilir.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
19 Mayıs 2008 Pazartesi 18:40:56

Arkadaşlığın büyüsünü tadanlardanım
Dostluğun kavramını yaşayanlardanım
Bir söz söyle bana taaa uzaklardan
İçten olsun.
Arkadaşça, dostça bir selam gönder bana
Yürekten olsun.
Atma içine üzüntülerini
Tatma kederli saatleri
Paylaş kardeşçe mutlu sevgileri
Düşünme,
Ardına bırak üzüntülerini
Gel arkadaşım
Birlikte atalım kederli düşünceleri
Dünya değmez hiç bir üzüntüye
Kapıl git yepyeni sevgilere
İnandır dünyanın sevgi dolu olduğuna
Evrende saygının var olduğuna
Çocuk gibi, saf, temiz, tertemiz
Yüreğinin bir köşesinde
Yer var mı bana da?
Canımı verirdim o yürek için.
Arkadaşça, sevgiyle, dostça
Bir selam gönder bana
Ama ne olur yürekten olsun

Ahmet (ts1004263023)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
231
20 Mayıs 2008 Salı 15:39:53

İŞTE SUSKUNLUĞUMUN, DİLE GELEN NAĞMELERİ...

Oy Dila

uçurum kokuyor bakışların
bir yanağından fırat esiyor
bir yanağından murat
çığları çağırıyor çığlıkların
oy dila, can dila, yar dila

derin kanyonların küskün kelebeği
hazan vurmuş mavi saçlarında
kardelenlerin isyankar peteği
neden böyledir bakışların, neden dila
oy dila, can dila, yar dila

süngü yemişsin sürgün gecelerde
yanılgılar ve yenilgiler akıyor parmaklarından
hüznün, yağmurun ve yoksulluğun kızı
neden sözler sitemli çıkıyor dudaklarından
oy dila,can dila, yar dila

mülteci saatlerin gizemli anlarında
bir boynu bükük mektup gönderdim yüreğine
yüreğin ki çukurova, yüreğin ki harran
mektubumun katilidir kör yarasalar
mektupsuz kalma dila, kardelensiz diyarlarda
oy dila, can dila, yar dila

posta güvercinleri uçtu gönlümden
senin kalbinin derin vadilerine doğru
kuşlarım vuruldu
sularım duruldu be dila
oy dila, can dila, yar dila

aşk dedim, sevda dedim, yar dedim
olmadı kör kurşuna beni sar dedim
gittim uçurum kenarlarına
isyan dedim, dişe diş, cana can dedim
olmadı bir asil vaktin kızıllığında
geldim, senin gözlerinin gizlisinde
bir acı, bir asi intihar dedim
öldüm mü, kaldım mı, bilemedim dila
oy dila, can dila, yar dila

işte böyle uçurum çiçeği
bana hazan, bana ölümlü bir zindan
bana aşksız, bana sevdasız
bana isyansız bir can kaldı
kansızların hain fermanlarında
olsun be dila
senin sürgün yemiş serin gözlerin var ya
oy dila, can dila, yar dila

bana ay ışığı damıtmak yasak artık buralarda
bir güle gülmek, gül dudaklarında ölmek
hepsi yasak
gözbebeklerine sığınıyorum dila
sar beni, ruhuna kar beni
oy dila, can dila, yar dila

işte geldim oyunun sonuna
dicle, fırat ve murat hep sensin
bir şey kalmıyor senin dışında
intiharlarına gebeyim
bir ölüm öpücüğü ver bana
dirilmem için senin civarında
hoşça kal, hoşça kal, el-veda dila
oy dila, can dila, yar dila  

Necdet Karasevda

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
20 Mayıs 2008 Salı 17:32:51
Gözlerime değince, akar gönlüm
İsyanımı bağışla, beni aşkla sar,
Hasretim dinsin
Bir deniz gibi coşar, vurur dağlara
Ağlar şu çocuk kalbim
Yokluğunu nasıl yaşar, acıyı nasıl saklar
Ah ümidim
Senden bana ah hatıra kalan
Bir kırık ayna duvarda
Soluyor tüm rengi çiçeklerin
Sönüyor feri ah mehtaplı gülüşlerin
Aşk ölüyor, kalbim izin verecek mi buna?
Hayır de, sevdim de sana küstüm de
Ama aşk ölmez de
Senden bana ah hatıra kalan
Bir kırık ayna duvarda









Sen aşk nedir hiç bilmedin
Eridik, bittik hissetmedin
Her yalan söze değer verdin, hata ettin
Ne istesem olmaz dedin
Yanılırsın bak, geçer dedin
Sevgisizliğe, ilgisizliğe alışamadım
Sen! kıvılcımı fark etmeden
Yangına körükle giden
Başımın belası sen!
Sen! rüyalarıma dur diyen
Cevabı bile bilmeden
Çok sevmeyi öğreten
Sen, yanlışsın sen!



Eyvah!
Simsiyah gecede
Kuytu bir köşede
Yar elden gidiyor gibi
Aşkım!
Ellerin ne soğuk
Bir beyaz gül gibi
Avcumda soluyor yazık
Tanrım!
Geçmeden saatler
Bitmeden ümitler
Ne olur sen ona
Derman ver
Kader!
Amansız düşmansın
Zalimsin, yamansın
Koparma gülümü benden
Lütfen kalsın
Bil ki
Unutsam ben seni
Unutsan sen beni
Unutur mu bu aşk bizi?
Hep hatırlar...






Yürüyorum şimdi patika yollarında aşkın
Rüzgarın, yağmurun kollarında üşüyorum
Kalbimin sokağında bir hüzünlü şarkıyla
Karşılaştım bugün, ısındım gözyaşımla
Yağmur yağar bu şehrin
Bu şehrin gözlerine
Yağmur yağar gözbebeğim
Sen giderken
Gülmüyor yüzüm, aşktan yana
Sevmiyor kalbim
Sebebi sensin inan



Kuytu köşelere saklanır güneş
Gelir sokulur tenime akşam
Titrek gölgeler dolaşır caddelerde
Geçip gider o serseri zaman
Bu ne bitmez karanlık
Bu nasıl bilmece?
Yalnızlık kesiyor yollarımı
Her gece, her gece.
Gece en eski isyanımdır
Gece en eski sevdalımdır
Gece başımda belalımdır
Gece zalim karanlıktır
Beni usulca koynuna alır gece





Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 05:28:33

 

Aklım başımda iken gönlümün sefası yok,
Mest olduğum zaman da aklımın vefası yok.
 
Sarhoşlukla ayıklık arasında bir hal var ki,
O hal olmasa hayatın manası yok...
 
Omer Hayyam




 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 05:40:07

 

Susarız... İletişimin tıkandığı yerdeyizdir... Hiçbir iletinin bize yeterli gelmediği ve hiçbir iletimizin doğru algılanmadığı yanlışlıklar... Yanılgılar... Ve kim bilir belki de gerçeklerdir bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup duran... Sözler yerini sessizliğe bırakmaya başlar... Ve siyah, tek nokta konur cümlelerin sonuna... Zamanla cümlelerimizin sonuna konan o tek ve siyah nokta büyüyerek bir kara deliğe dönüşmeye başlar.... Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak...


 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 05:40:42

 
Sen gölgesinde dinlendiğim kökü bende bir çınardın...
Gazel dökmüş bir bahardı yokluğun!

Sen bir saçak altıydın dolu yağarken sığındığım... Dağ başında tahta küçük bir kulübe, ayazlarda ısındığım...
Tutunduğum tüm dalları kıran, korkunç bir fırtınaydı yokluğun!

Sen hep yolumun üzerinde suyu sonsuz bir pınardın...
Tenimde, yüreğimde çöl yanığıydı yokluğun!

Sen ayrılığı bile sevdiren sapsarı bir güldün... Kavuşmaların o tatlı heyecanı... Ömrüme yüklenen anlamsız, tesellisiz bir hasretti yokluğun!

Sen türküler gibi yanık, mısralar gibi hoyrattın...
Şiirleri dilsiz, türküleri issiz bıraktı yokluğun!

Sen bakmaya doyamadığım siyah beyaz bir fotoğraftın... Atmaya kıyamadığım, eski, değerli bir kitap...
Sen bütün yorgunluğumu alan bir akşam güneşiydin... Umudumu besleyen serin bir seher yeli...
Sen dağların bağrında kirlenmemiş bir ırmaktın... Kumsalımda serinleyen çığlık çığlığa bir martı...
Sen avuçlarımda taze ekmek kokusuydun... Yüreğime kazınmış muzip, şirin bir gülümseme...
Dinmeyecek sandığım gözyaşlarıydı yokluğun!

Sen tozpembe ruyalardın, ilk sana anlattığım...
Uyanmayı beklediğim bir kabustu yokluğun!

Sen, ``Bensiz yaşarsın, sensiz yaşamayı denerim! `` derdin...
Bizsiz yaşayamadığım, dipsiz bir karanlıktı yokluğun!

Sen en tatlı sohbetlerin gevezesiydin... Sözü hiç tükenmeyen bir düş gezgini...
Ortasında boğulduğum sessizlikti yokluğun!

Sen kadehimdeki en berrak şaraptın... Gökyüzümdeki en parlak yıldız...
Avuntusuz gecelerin korkusuydu yokluğun!

Sen aklın başında değil de, yüreğin elindeyken gelirdin bana... Sanki soluk soluğa yaşanmalıydı herşey, hep aceleciydin...
Elimi bir yerlere koyamadığım, duvarlardan nefes alamadığım... Tarifsiz bir sıkıntı, tekdüze bir ümitsizlikti yokluğun!

Sen mutlulukla kıydığım; ölüm ayırana kadarlık bir nikahtın...
Sıranın acıya geldiği, bir bedeldi yokluğun!

Sen yazılarıma eni konu yerleşmiş Adı, cismi belirsiz bir sevda... Mutlulukla sarmaş dolaş bir hüzündün...
Kalemimi tutuşturan...Ölümü, hasreti cümlelerime taşıyan bir ateşti yokluğun!

Sen hayatla yaptığım bütün savaşların ganimetiydin...
Namlusu yüzüme dönük bir silahtı yokluğun!

Sen, vazgeçmemin engeliydin... Anlaşmaya hep uydum.
Ölümle hayat arasında gidip gidip geldiğim, Rus ruletiydi yokluğun!!!
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Mayıs 2008 Çarşamba 05:41:29

 
Dünlerimin yarım kalmışlığıyla yazıyorum bu satırları...
Garip bir hüzün var içimde...Sanki bir yanım hep ağlamaklı...

Kaç kez söndürdüm yalnızlığımı sigaramın külünde, ben bile unuttum..
Kaç kez bitirdim o adı sigaramın dumanında...
Ama yine de, sevdamı kırık kalemimde harcayamadım...

Bir fotoğrafa bakıyorum şimdi...
Resmi de hayalim gibi, ben gibi, dünlerim gibi...Yarım kaldı bir ocak sabahı...
Şimdi düşünüyorum da yarım kalan kimin düşüydü acaba...!

Sevmekse, en büyüğünden seviyorum ama... Geleceğimde yok artık, dünlerime bıraktım onu...
Sinsice akan zamanlara kattım sırtımdaki yaralarımı... Şimdi ismi ritimsiz kalp atışlarımda saklı...  Ne yapalım bedenimize hapsolmuş ruhlarımızı ben özgürleştirdim, o yapamadı...
Şimdi o mahkum ben özgürüm... İki kişilik bir yürek bu...
Artık ben yetemiyorum içine... O`na verdikçe küçülüyor, küçücük oluyor gözümde...

Acı bir gerçek kıpırdıyor artık hayatımın sayfalarında...
Rüzgar kulaklarıma fısıldıyor; ``giden gitti`` diyor ``bekleme``

Yüreğimde onun için büyüttüğüm sevdamı hançerlediği vakit... Dünya dönmekten vazgeçti onun için sanki..
Bir ocak sabahı ben ondan vazgeçtim... Ama sevgimden vazgeçmedim...

Anlamak biraz zor, neden mi böyle...Çünkü bütün benliğimle, duygularımla ve sevgimle o KADINI yaratan benim... Olduğu gibi kabullenmek de bana düşerdi tabiiki özellikle de savunmak...
O`nu herşeyiyle sevdim ben... Sevdim ve yarattım... Bu uğurda herşeyimi kaybetsem bile..
Ne demiş üstad; ``Güzelliğin beş para etmez, bu bendeki aşk olmasa``...
Şimdi bir hiç değilsen bunu benim sevgime borçlusun!!!

Hadi gel de şimdi karanlığı konuşturan yazılarımı, sustur susturabilirsen !!!
 

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa