|
| Gönderen | Mesaj |
|
19 Haziran 2008 Perşembe
16:16:40
|
|
|
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
16:23:40
|
|
|
...Ama gene de herkes sevdiğini öldürür, Bu böylece biline, Kimi bunu kin yüklü bakışlarıyla yapar, Kimi de okşayıcı bir söz ile öldürür, Korkak, bir öpücükle, Yüreklisi kılıçla, bir kılıçla öldürür! Kimi insan aşkını gençliğinde öldürür, Kimi sevgilisini yaşlılığına saklar; Bazıları öldürür Arzunun elleriyle, Altın`ın elleriyle boğar bazı insanlar: Bunların en üstünü bıçak kullananır çünkü Böylelikle ölenler çabuk soğuyup donar. Kimi insan az sever, kimisi de çok uzun, Kimiler aşkı satar, kimiler satın alır; Kimileri de yapar bu işi gözyaşıyla, Kimilerinde aşka serin kanla kıyılır: Hemen herkes bir türlü öldürür sevdiğini, Ama bunlardan ötürü herkes asılmamıştır... OSCAR WILDE
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
16:28:35
|
|
|
Hayatı krndim için yaşamıyorum. Ve korkmuyorum hiç birşeydrn.. Başıma gelecekleride biliyorum.. Herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız... Yarın bizim çünki... YILMAZ GÜNEY.....
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
16:53:57
|
|
|
Bizimki Ask Degil, Sevda Hic Degil . Sesini duyarak geçiyor yıllar. Yüzünü görme şansım bile yok. Son tren gibi kaçıyor bahar, kaçan trenlereyse kahrım çok. . "Geleyim" diyorum, gelme, diyorsun. "Öyleyse, sen bana gel" desem, "bilmem" diyorsun. Sanki açıkca "gülme" diyorsun, "ağlayıp, gezmek senin şansın" diyorsun. . Bizimki aşk değil, sevda hiç değil. Biz bilerek avlandık çıktığımız yolda. Zifiri karanlıkta çıktığımız dağda, "bir yol göster diyorum"; susuyor, susuyorsun. Leyla, Mecnun`a ne söylemişse, ben de sana aynı sözleri dedim. Seven sevdiğinden ne istemişse, ben de senden aynı şeyi istedim. Bilirim, yok benim gönlümün aklı. Sitemde mi haklıyım, hüzünde mi haklı? Maalesef düşünemezsin beni, asla telli duvaklı... Sevgi vefa ister, özveri ister. Tapar gibi bakan gözler, duymak istediği sözler ister. Emek ister, mücadele ister, güven ister. Sana "bir söz ver" dediğim zaman, verdiğin yanıtlar ateşle, duman... Saçılıyor etrafımda küller her zaman.. Gerçek bir sevgide kavga olur mu? Hangimiz aldattık, hangimiz ihaneti yaşattık? Hangimiz hile sezinledik gözlerimizde ? Bu nasıl talih, nasıl yazgı böyle? . Ne çok sevdiğimi; çağırsan, koşup geleceğimi bilemiyorsun. "Seninim" dediğimdeyse, gülüp geçiyorsun.. "Sen benim olmazsın" , "aramızdaki dağlar kalkmaz" diyorsun.. Sevda bahçesinde yoluna güller derdim, sense "yoluna serilmem" dedin... Bir sevda böyle yaşar mı? Gönüller hayalle, düşle kanar mı? Seven; seve, seve hüzne koşar mı? Seven, sevdiğini böyle salar mı? Söylüyorum sana son sözümü, söylüyorum tüm benliğimi, bütün özümü.. . Biliyorum ne diyeceğini..Su getireceğin dere geçecek bini. Onun için sen sus, bir şey söyleme. Hiçbir şey deme. Sus sevgilim sus. Sen söyleme. . (sen söyleme-13) . 24/09/2004 Nesrin Göçmen
|
|
|
7 Temmuz 2008 Pazartesi
20:18:13
|
|
|
Anladım Sevgili
Gözlerinde telaş... Anladım sevgili gideceksin. Bırak o zaman uzasın gece, Son değişiyse dudaklarına dudaklarımın, Bırak veda etsinler birbirlerine, özgürce.
Anladım sevgili, Üryan, yalınayak, Geçen yılları hiçe sayarak, Gideceksin biliyorum, Kendini bende bırakarak...
Ellerindeki ürkeklikten anladım. Tıpkı ilk günkü gibi, Çıplakken utanmandan, Bitti belli,hiç bitmez sandığımız. Kapatalım ışığı, Görünmesin ağladığımız..
Neyi kurtarabilirim, bilmiyorum, İndirsem suya yüreğimin filikalarını? Anladım sevgili, Yetti beklediğin Benimle batmak yerine, sen de terk edeceksin...
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
11:44:25
|
|
|
Bir gün öleceğim biliyorum
Bunu her an ölür gibi biliyorum
Anamın yüreğinde bir kor
Ölene dek sönmeyecek bir ateş
Kımıldanıp duracak hep
Karım bomboş bulacak dünyayı
--- Nolurdu birlikte ölseydik, deyip duracak
Oysa insan yalnız ölür
Ama o olmayacak dualarla teselli arayacak
Kızlarımın gırtlaklarında bir düğüm
Bir süre kaçacaklar insanlardan
Boşluğa düşmüş gibi bir duygu içlerinde
Sonunda onlar da kabullenecekler öylesine
Ölümüme en çabuk dostlarım alışacaklar
--- Yaşayıp gidiyorduk yahu
Ne vardı acele edecek!
Diyecekler
Biliyorum yaklaşıyoruz her an
Biliyorum oruçlu doğar insan
Ölümün iftar sofrasına.
ERDEM BAYAZIT ( RAHMETLE ANIYORUZ )
|
|
|
10 Temmuz 2008 Perşembe
19:14:42
|
|
|

|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma
02:39:32
|
|
|
Güneşe Mektup
Neden o kadar merak ediyorsun ne yaptığımı GÜNEŞE MEKTUP YAZIYORUM GÖRMÜYOR MUSUN Hele dur işim var oyalama beni Yağmurları gözlerine dolduracağım daha. Ve mum dikeceğim denizlerime. Senin yollarından yürüyeceğim usulca.. SANA ARKADAN YAKLAŞIP SIMSIKI SARILACAĞIM. SAKIN BANA KİMSİN SEN DEME Bilmem ki farkında mısın. Ben yüreğimi koydum senin ellerine. Artık sıra sende. Bence sen… Yağmak için ince ince Bulut olmalısın benim göklerime. Ve rüzgar şarkımızı çalmalı Çalmaya başladı bile….dinle Mine Özdemirtaş
|
|
|
11 Temmuz 2008 Cuma
14:14:28
|
|
|
Ekmek şarap sen ve ben bir de sabahın dördü dışarda kar odamız ılık gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını
kıskandım Gogen’i Tahitilim terlemiş vücudunu silerken cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum güneşi doğurmuştu ölü cisim martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında nefesin vücudumu yakıyordu yer yer sam yelim sahra-i kebirim kahrettim her şeye o gün babanın şarap çanağına, Gogen’e, kadere, sana, bana , bir de gittiğin arabanın tekerine
ne diyordum arkadaş…. diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim ama içerken düşünmem neden içiyorum diye daha sonra yaparım hayatın felsefesini
sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni bazen kadın hamamında tellak…. bazen Christoph Colomb Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi…. bir kere Aristo’nun hocası olmuştum ona verdiğim dersle gurur duymuştum bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum
eğer daha da içersem Shakespare halt etmiş derim karşımda salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim enayiymiş be Platon… bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu
ıslak kaldırımlarda yürürken acırım önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline ukalalık işte derim neme l
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
17:28:25
|
|
|
Artık çok geç sevgili.
Senin sonundayım,
Ölümün, bitişin sonunda...
Hayata sondan başlıyorum,
Mezarında yanlız bıraktım seni,
Yine de güller bırakmasın peşini...
|
|
|
13 Temmuz 2008 Pazar
18:10:20
|
|
|
eğer daha da içersem Shakespare halt etmiş derim karşımda salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim enayiymiş be Platon… bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:41:36
|
|
|
Karanlıklar çöker ya hani o zifiri karanlıklar Aydınlık doğmaz ya sabahlarına Güneş ısıtmaz ya içini Yaz’ın en sıcağında buzlar sarar ya yüreğini İşte öyle içimdeki hasret Dolmak bilmeyen bir boşluk Ve de doldurmaya kimsenin gücü yetmeyen Kelimelerle dahi ifade edilemeyen bu acı Bitmek tükenmek bilmezken Akıp giderim ellerinden Gücümün son damlasına kadar savaşsam dahi Bir mum gibi erir , kül gibi savrulur ve de ölüm gibi yok olurum Kaybolurum kollarının arasından Tutmazsan sımsıkı yüreğinle, kayar giderim yıldız misali Sonsuzluk denen o yolculuğa, sessizce Buluşmak ümit bile olmaz bizim için Ben karanlıkların esiri, sense mavinin en delisi Beyazlar yok bizim sevdamızda Her yer zifiri karanlık ve ben kaybolup giderim bu karanlıklarda Acıların en büyüğünü çekerim nereye baksam zifiri karanlık Göremiyor seni gözlerim nerdesin
Mavi Gülüm güvenmiyorsan yansın ruhunun en ince yerleri sende yum kahpe gecelere gözlerini gelde utansınlar yık engelleri hüzün oldu herşey neşem yok erteledim günleri
sevdin mi beni inan bilmiyorum dem oldum karardım sevemiyorum ne oldu sana yollarını şaşırdın gelmemekle suçlusun kendini kandırdın
başkaları sırtımdan vurdu hep onları ahım alsın gelsen har olurum harmanda kanıma kansın dönüpde bakmam isterse dünya yansın ne çok sevmişim aşkın adı batsın
bu şiirler sana bilmiyorum niye ne güzel yaşıyordum kendi kendime şiirleri taş yapıyordum tüm dertlerime kurutamam gülü gelse bile düşlerime
geçmişin hesabını tutmakdan yoruldu ruhlar mavi gülüm orda yalnızlıklarımız var buluşmakla ilgili hiçbir şiirim yok manidar hasret kokuyor tüm şiirlerimle şarkılar
sen akıyorsun damarlarımdan ismin düşmüyor dudaklarımdan affet sana yaptıklarımdan bülbül bile güle tutunuyor dallarından
imrendim sevenlere sarılmaya var mısın engel yaratma kendince yollara dargın mısın söz verdik ölmeden buluşmaya hatırlar mısın beni ayağa kaldır desem gelmeye hazır mısın
Mavi Gün Merhaba mavi gün Merhaba yaşam Yükselirken dağların ardında güneş Yürür tarlalara emek Uyanır bereketli topraklar yavaş yavaş
Merhaba mavi gün Merhaba eriyen kar Yürüsün dağlardan denizlere Irmakların gür sesi Yürüsün aç topraklarda bahar
Merhaba mavi gün Merhaba yaşam denen savaş Daha nice tutkular tutuşacak Nice zaferler göreceğiz Geçerek ortasından aydınlık ufukların Kıracağız zincirini karanlıkların
|
|
|
27 Temmuz 2008 Pazar
05:09:20
|
|
|
beklemediğim tutuşan yollardı susardık
yakamozlanırdı gözlerin birikirdi avuçlarıma damla damla sözcüklerin
demlenirdi kilometre yangınlarında kana kana içerdim
beklediğimdin…
tutuşur göz kapaklarım yumarım
parmak uçlarımla seni çizerim boşluğa
damla damla sağılır boşluğa özlemim…
neşecan atar 06.01.2004-İstanbul
|
|
|
28 Temmuz 2008 Pazartesi
01:16:37
|
|
|
Sensizlik...
Sensizliğe doğru yürüyorum Elimde bir sigara Her çektiğim nefeste Yine sen varsın aklımda Sensizliğe doğru yürüyorum Elimde senden kalan bir resim Her baktığımda Ben burdayım dercesine bakar gözlerin Sensizliğe doğru yürüyorum Elimde senin yazdığın o mektublar Her okuduğumda Gözyaşımla birbirine karışır satırlar Sensizliğe doğru yürüyorum Ellerim havada Dua ediyorum Allah`ıma Seni sonbir olsun göreyim şu dünyada
|
|
|
28 Temmuz 2008 Pazartesi
20:50:14
|
|
|
|
harika paylaşımlar arkadaşlar.emeginize saglık
|
|
|
29 Temmuz 2008 Salı
17:46:12
|
|
|
Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım
Sensizliğin köşe başındayım
Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar
Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum
Bütün umutsuzluğuma inat
Yine seni arıyorum...
Dudaklarımda bildiğin o ıslık
Sokak lambalarına sığınıyorum
Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle
Bir deli rüzğar saçlarımda
Yalnızlıktan üşüyorum
Bulamayacağımı bile bile
Yine seni arıyorum...
Anlatacak nelerim var bir bilsen
Içimde ihtilaller kopmuş
Kendimi sürgüne verdim
Mutluluğum çoktan iflas etmiş
İtiraza hakkım yok biliyorum
Beni savunmak sana düştü
Seni arıyorum...
Yarım kalmış şiirlerim gibisin
Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda
Öylesine eksiğim sensiz
Öylesine sahipsiz.
İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum
İçinde geç kalmışlığın çaresizliği
Çocuklar gibi ağlıyorum
Ve gel gör ki her damla gözyaşımda
Yine seni arıyorum...
Ahmet Selçuk İlkan
|
|
|
29 Temmuz 2008 Salı
18:09:34
|
|
|
Her eve biraz Nazım verelim.Atlas bulutlarda harmanlanmış altın sarısından aşkın.Nasıl kafa tutulurmuş zehirli otlara,dip sularda nasıl yüzülürmüş anlaşılsın.
Karadeniz`i verelim size.`Papa XII. Pie gibi önü açık yatar:Bir eski zaman orospusudur sanki.Sarkık memeli.Huysuz.Yatalak.` İlhan Berk`in penceresinde yanlış öten bir kuşum.Bilmem siz nasıl düşünürsünüz?
`Ya sus-git,ya konuş-gel,ortalarda kalma`.Söylemini getirdim kapınıza Özdemir Asaf`ın.Irmakları tersine akıtmak isteyenlere duyurulur.Kavgalar en az iki kişilikse aşk bire nasıl indirgenir? Sarmalda incecik birer lifiz unutuyorsunuz.
`Işıklarla oynamayın` diyordu Hasan Hüseyin.Kurşun eritiyordu sağır kulaklara.Şarabını yudumlarken çevresinde pervaneydiniz.Ölümün eli değdi alnına.Arabesk dediniz.Gömütünde açan güller soruyor:Işıklar kararırken neredeydiniz?
Küçük evlerin düşlerini isterseniz Behçet Necatigil verelim biraz.Karabiber,kafuru ya da fesleğen.Hırçın sevgilerinize serpersiniz.Hayatın kenar süsüdür yorgun yaşamak.Kimseleri ilgilendirmiyor küsmeleriniz.Anlaşılmak için daha çok beklersiniz.
Sınıfta bırakılıp azarlandıkça başkaldıran doğunun hakkını verelim.Çılgınla mazlum arasına hakem olsun Ahmet Arif.Dicle`nin kıvrımlarından dinleyelim harami masallarını.Baldırıçıplak krallar utanır mı acaba?
Yolcu yolun özgürlüğeyse kapını açık tut şair sözüne.Kartalın görkemine olduğu kadar yağmur kuşuna da pay ver aşkından.Ummana bakarken zerreyi anımsa.Sana ait değil mi başında dönen dünya?
Her eve biraz şair verelim.Bir kurşun gibi ağır.`Üvercinka` gibi ince.Trajedyalardan süzüp hayatı otur aşkın sofrasına.Verilenle eksildiğini anlayıp almaları öğreneceksin.Yolcu yolun özgürlüğe...
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
06:11:13
|
|
|
|
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
15:17:01
|
|
|
Nerdeydi gerçek sevgili...
Hayatın hangi evresinde çıkardı karşına, yada nereden gelirdi sana doğru.. Bazen sıkılınca, sahile iner, biraz kendimi dinlerdim sessizliğin ortasında.Hangi yöne gideceğim, yada neyi seçecekdim bilmeden.. Belki attığım adım sana gelecek, belki biraz daha uzaklaşacakdım senin yüreğinden.. Kalbime çizdiğim resmin gidecekdi gözlerimin önünden.Yada attığım her adımda biraz daha yaklaşacakdım sana.. Ama önce durmalıydım, nefes almalı kendimi aramalıydım sende.. Ya ben sende kaybolmuş olmalıydım, yada sen olmalıydım o günden sonra..
Çalı bile kendine sığınan dalı itmezken, sen geri çeviremezdin beni.Sonuçta ben seni, sen beni sevdiğin için sevmiştim.. Seninle güzeldi ağlamak.. Islandığımda ilk kez ” kahretsin ” demiyordum.. Buram buram kokan baharın içinde, seni sevmekle yetinebiliyordum çoğu zaman.. Bazense, zor geliyordu yokluğun.. Gün 24 saatse, sen hep yanımda olmalıydın.Özlemiyecektim kokunu, ellerim ellerinden ayrılmıyacaktı..
Oysaki ayaklarım kanıyordu.. Bastığım her yerde dikenler bitiyor, bazense yüreğime değiyordu uzanarak.. Damla damla kan akıyordu gözlerimde.Umutlar tükenmiş, hayat çaresiz..
Yeni bir çıkış, bir kaçış arıyordum senden.Sensizliği sevmek istiyordum ilk defa.. Yada sadece hayalini kuruyordum.. ” Sen ben olmuşken senden kaçmakta neymiş ? ” diye soruyordum.. Sonra ağlayarak susuyordum !
Kışa girdiğimizde, kar taneleri düşmüyordu daha gökyüzünden.. Yerlerde en ufak bir ıslaklık bile yokken, gidişinle çığ düşmüştü üzerime.. Taşıyamıyacağım yüklerin altında eziliyordum, seni arıyordum belki, belki de.. Bilmediğim yerleri özlüyordum.. Sel olmaz dediklerinde, gözlerimi sel almıştı.. Kanamayan yarama gelen geçen tuz basmış, biraz daha ayırmıştı seni benden.. Ben senin büyüklüğünde görülmeyecek bir zerreyken, şimdi nefretim silahı elimde.. Kalemim elimde, seni yazıyorum ardında.. Gidişini yazdığım gibi, birde nefretimi ekliyorum satırlara.. Her satır sonuna ismini koyuyorum noktamla.. Ve son sözüm, mutlu ol! benim olmadığım bir dünyada
|
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
17:14:41
|
|
|
yigit kelime hazinen geniş.ve alıntıların duygusal olanlarına özen göstermektesin.güzel yiğitcigim.
sevgilerimle
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|