|
| Gönderen | Mesaj |
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
01:54:04
|
|
|
GÖNÜL SAYFAMDA YOKTUN Kİ… sen aslında hiç olmadın, benim seni sevmediğim gibi,ne el ele tutuştuk, nede sarıldık,öpüşmedik bile... göz göze gelmedik bile ... bulaşıkları yıkamadık... yemeğe asla çıkmadık... hüzünlerini ve sevgilerini.. hasretlerimizi gözlerimizle paylaşmadık... ne saçlarını kokladım, nede tenine dokundum rüyalarımda bile görmedim seni... aslında biz sevgili bile değildik... seni hiç özlemiyordum şimdiki gibi... sana şiirde yazmadım ben hiç... kokun hala burnumda tütmüyor... gözlerin benim için ağlamadı hem de... seni aslında ben hiç sevmedim... Hala da seni asla özlemiyorum... sana canım sevgilim demiyorum bile..GÖNÜL SAYFAMDA YOKTUN Kİ.. Can Akın
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
01:54:52
|
|
|
Giderken bu gece hayaller alemine Şöyle birde döndüm geriye Her günümde varsın, her günümde, Belki mutlulukla belki kederle Ben seni çok sevmişim Sevmiyorum desemde Çok çıkmışım yola gideceğim diye geriye Ama gene dayanamamışım sensizliğe Az değil kaç sene... Bitmez bu aşk sevgilim Meydan okur senelere(!)
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
13:02:41
|
|
|
Karbeyaz Gelecek
Bana yarınını anlat İçinde hüzün olmasın Gözyaşı olmasın Umutsuzluk olmasın Beklenenin dönmeyeceğini bile bile Yorgun yorgun bakan gözler olmasın Sağa sola bakmadan yürüdüğün yollarda Üzerine düsen bir yağmur damlası gibi Usulca süzülüver Usulca açıver aydınlık günlere Bak güneşin açışına Nehirlere bak sakin sakin akışına Kuşlara bak kanatlanışlarına uçuşlarına Sonra kendime bak yavaşça yargısızca Belki bir kuş gibi uçamazsın Belki bir güneş gibi açamazsın Belki nehir gibi akıp gidemezsin Ama gözlerinle bakabilirsin Yüreğinle hissedebilirsin Korkusuzca dokunabilirsin Anlatabilirsin her şeyi aydınlığa Haydi, ver elini, Çekinme dokunmaktan Çekinme anlamaktan Ne kadar zor olsa da gerçekler Merhaba deyip gir içeriye Merhaba de gözyaşlarının arkasından Usulca bir gülümsemeyle Kar beyaz geleceğe...
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
16:26:55
|
|
|
Ben ilk defa sevdim yürekten ve hakkını vererek!!!! Beklide şimdi canımın bu kadar acımasının sebebi budur! evet doğru ayrılık benim seçimimdi. Ama sebebi bana hem bir nefes gibi tanıdık hemde uzay gibi yabancı oluşundu fark etmesende! Evet beklide keşfetmemi bekledin seni!... Ama hiç izin vermedin bana. Yaklaştıkça sana kaçıp uzaklaştın benden. Benle hayatını paylaşmak istediğini söyleyip hep sır gibi kapattın içini bana! Oysa ben seni her şeyini sevmiştim! Beni kıran yanlarına bile hasretim şimdi….. Her şey bu kadar zor ve acı verici olmak zorundamıydı sanki? Hep merak ederdim sensiz yaşayabilirmiyim diye evet bak yaşıyorum işte! Eğer nefes almak yaşamaksa……. Yeni yeni öğreniyorum her şeyi sensizliği bile.! Meğer ne kadar acımasızmış hayat… Sen ne kadar az sevmişsin beni, ne kadar kolay vazgeçmişsin sevginden!? Hani hep yanımdaydın ölsem gelirdin peşimden, hani ben senin her şeyindim ve sen hiç birşeyin olmadan yaşayamazdın?!! Hani ben senin bebeğin sevdiğindim? Hani hani?? Hani nerdesin şimdi ve kimlerlesin sildin beni biliyorum ama olmuyor işte ben senin yaptığını yapamadım.! Silemedim seni kalbimden!!! Beni hep kandırmana ve bırakıp gitmene rağmen bekliyorum seni çekip gittiğin yerde yine aynı sevgiyle senin gibi değil!! Yürekten sevdim ben. Bense seni yaşama sebebim kabul ettim… Şimdi damarlarımla dolaşıyor sevgin, bütün hücrelerimde sen varsın, sen benim iliklerime işledin ölsem içimden sen çıkacaksın sanki.. Biliyorum bigün ya kurtulacağım bu sevgiden yada her acı gibi buna da alışacağım ağlaya ağlaya, yüreğim yana yana!!! Alışmalıyım hatta unutmalıyım!! ama biliyorum sevdiğim; “Ben seni sensiz yaşamaya mahkumum!!!!!..”
Sen benim herşeyim; Ben senin hiçbirşey`inmişim geçte olsa anladım
|
|
|
2 Haziran 2008 Pazartesi
17:34:00
|
|
|
Hürriyet
"Hürriyeti aldık!" dediler, gaybe inandık; "Eyvah, bu bazicede bizler yine yandık!" Cem`iyyete bir fırka dedik, tefrika çıktı: Sapsağlam iken milletin erkanını yıktı. "Turan ili" namiyle bir efsane edindik; "Efsane, fakat, gaye!" deyip az mı didindik? Kaç yurda veda etmedik artık bu uğurda? Elverdi gidenler, acıyın eldeki yurda!
|
|
|
3 Haziran 2008 Salı
20:09:09
|
|
|
bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler.Hep bekletmeyi.,.hep ertelemeyi.. .bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,birşeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini,ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik...Yanımızdakileri kırıp geçirdik,incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri... Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. Gözümüz hep uçan kuşlardaydı.Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inançsız olan bizdik...Bir insan bizi sevmeye başladığında,yenildiğinde sevgimize; ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. Çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde....
Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. Sınırlar erir, karışırdı herşey. Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye...Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı,kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize,sevgiye geçit yoktu.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında.Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık...Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden,birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya.... Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk.Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza.Sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda... Biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.Aslında onları tanımıyordum ben,ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine .Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar,onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben... Bir tek seni tanıyorum aslında ben...Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi...Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden...... __________________
|
|
|
4 Haziran 2008 Çarşamba
03:35:06
|
|
|
ŞAİRLER AĞLAMAZ Farzet ki bu aşkı yaşamadık seninle Farzet ki hiçbir geceyi paylaşmadık ikimiz Farzet ki saçlarını bile okşamadım
Hadi git gözlerime baka baka git Hadi git hayatımdan çıka çıka git Hadi git yüreğimi yaka yaka git Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz
Farzet ki unutulmuş bir şairim köşe başında Farzet ki hiçbir şiirimi sana yazmadım Farzet ki hiçbir şarkımda adını bile anmadım
Hadi git sevdiğimi bile bile git Hadi git bir kalemde sile sile git Hadi git hiç üzülme güle güle git Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz
Farzet ki bir kum tanesiyim sahilde Farzet ki bir çakıl taşıyım yol kenarında Farzet ki boş bir kibrit kutusuyum ellerinde
Hadi git üzerime basa basa git Hadi git umutları asa asa git Hadi git hiç konuşma susa susa git Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz
Farzet ki yokum artık Farzet ki öldüm Farzet ki isimsiz bir mezarım dağ başında
Hadi git saçlarından bir tel bırakmadan git Hadi git avucunda bir el bırakmadan git Hadi git baş ucumda bir gül bırakmadan git Şairler ağlamaz gülüm, şairler ağlamaz
Ahmet Selçuk İlkan
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
17:19:34
|
|
|
Herkesten kendini, bakışlarında beni, sözlerinde mânâyı ve düşüncelerinde bir dünyayı sakladığını anlayınca âşık oldum ona.Hayat denen şu fanide ne aradığımı bildiğimden olsa gerek...
AHMET IŞIKGÖZ
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
17:33:54
|
|
|
Ne güzel söylemiş Ahmet Işıkgöz,
ne güzel bilmişte seçmişsin sevgili Ahmet..
kalemine yüreğine sağlık...
Sevgilerimle..
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
17:44:34
|
|
|
her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla uçak örneğin uçurtma mesela altına konabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için sallanan bir masanın veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında güzelliğine benzetme bulmak zor sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin ve benim bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim anlarım bitkiden filan ama anlatamam toprağın güneşle konuşmasını sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla sen bana ışık ver yeter bende filiz çok köklerim içimde gizlidir gelen giden açan soran bere budak yok bir şiir istersin
"içinde benzetmeler olan" kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok. Uzun bir yoldan gelen Tedariksiz katıksız bir yokuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Her seyı anlattım Olan olmayan acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Sever adım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine Sana bakmak Suya bakmaktır Sana bakmak Bir mucizeyi anlamaktır Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor Çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar Bahçıvanlar değil tüccarlardır Sen öyle göz Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır Bir tek söz kalır Dişlerimin arasından Ben sana gülüm derim Gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim butun sözler Sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim Gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler Sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak Bir beyaz kağıda bakmaktır Her şey olmaya hazır Sana bakmak Suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak Bütün rastlantıları reddedip Bir mucizeyi anlamaktır Sana bakmak Allah`a inanmaktır
Şiir. Yılmaz Erdoğan
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
17:48:45
|
|
|
|
Teşekkürler Yasmin.Bu arada AHmet Işıkgöz benim.Tanıştığıma memnun oldum,duyguların sözlerde manaya dönüştüğü bu güzel gönül dergâhında...
|
|
|
7 Haziran 2008 Cumartesi
03:23:42
|
|
|
O halde sana ve sözlerde mana bulan duygularına teşekkürler sevgili Ahmet, grubumuza itaf ettiğin sözlerinlede mutlandık, onurlandık ayrıca bir teşekkür daha, paylaşımlarınla aramızda daha sık yer alman dileğimle...
Sevgilerimlee..
|
|
|
7 Haziran 2008 Cumartesi
03:25:25
|
|
|
Ben Gidiyorum
bir zerreydim, koskoca kainatın en acılı okyanusunda. bir balıkçı getirdi seni, takılmışsın ağlarına.
ya bir fırtınaya, ya bir yağmur akşamına teslimiyetindendi gelmen. uçmaya özlemli bereket şarkılarında. kaç devir kapatmıştın kim bilir? takılmadan balıkçının ağlarına.
ve ben, yağmalandım yaralandım gölgende. hırpalanmışlık kaldı çaresiz bedenimde. şimdi dinleme vakti,
sus ve dinle!
___ben gidiyorum _____sen de “git” benle....
|
|
|
7 Haziran 2008 Cumartesi
11:11:39
|
|
|
Uykusuzluk Geceleri
Uyandım karanlık gece Sağım solum - her yanım! Yine karanlığa uyandım Sen yine bir bilinmezde uykuda Bulutlara asılmış yüreğin Ayaklarının ucu suda Gönlüm bir kedi gibi pusuda Yokluğunun köşebaşlarında... Sokaklarda sessizlik çınlıyor - avaz avaz! Ruhumda derin sonsuzluk Kalbimde buruk sensizlik... Geceler sızıyor odama onikilerde Kapı pencere aralarından Ellerin de gelmiş, ne hoş! Daha uzat tutamıyorum Sımsıkı tut sar beni Üşüyorum... Gözlerinin hayalini çiziyorum Odamın çatlak duvarlarına Siyah-beyaz çizgilerle Sonra bir tüy gibi hafifleyip birden Ulaşmak çırpınışım başlıyor sana Daha değmeden ellerim Bu sisli hayal perdesine Silinip gidiyorsun artı sonsuza Ben bir daha çaresiz Ben bir daha yıkılmış... Geleceksen, Derin uykudayken gel olmaz mı? Saçlarımı okşa üzerimi ört Geldiğini ne duyar ne bilirim Ama sen yine de gel Beraberinde sıcaklığını da getir Üşüyorum...
|
|
|
8 Haziran 2008 Pazar
14:02:49
|
|
|

Bekliyorum kapının önünde Çalıyorum kapıları bir haykırışın Tanımsal gözyaşı sesinde Bekliyorum kapının önünde umutsuzca Düşüyorum yerlere, kalkıyorum yeniden düşmelere Anlıyorum,duyuyorum ama soramıyorum kapının önünde Bakıyorum her şeyi söylüyorum,hiç birşey beklentisinde Ne yapsam olmuyor, kandıramıyorum gözlerinin ŞİİRSEL GÜZELLİĞİNİ Gözlerin kansada,ayakların gelmiyor Kapının klasik açılmama hastalığına Şiirlerim okunuyor, bir fatiha ezgisinde Bıkıyorum,sıkılıyorum ancak vazgeçemiyorum Kapıdaki gözlerini soruyorum Onlar sadece bakıyor, açmıyor gözyaşıyla sulanmış YALNIZLIK ZAMANLARIMA Bekliyorum kapının önünde Mücadele ediyorum,cevapsız kalmış ve Anlatılmaya layık görülmemiş Birkaç elele tutuşma,tutuştukça sönen AYRILIK EZGİSİNDE Senin için yaşamaya çalışıyorum ve içimde benimi bulamıyorum Ölümü beklediğim gibi, seni de bekliyorum Herşeye muhtaç oldum hayatta Belkide bu kadar muhtaç olmadım SENİ SEVİYORUM KELİMESİNE
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
04:11:21
|
|
|
Kendini Sevdirmelerine Kızgınım Fena halde kızgınım Bakışına Duruşuna Hani hiç farkında değilmiş gibi Kendini sevdirmelerine kızgınım...
Kanlı bıçaklıyım gülüşünle Ne zaman gözümün önünde canlansa hayalin Sigaramın dumanını üfleyip yüzünü dağıtırım...
Sıcaklığını Sıcaklığını sevmiyorum bir de Bir dokunup bir kaybolması yüzünden sıtmalarım...
Bak buraya yazdım bile Görülecek hesabım var gönül gözünle Öyle kendini beğenmiş günlerinden birinde Bir bakacak Bir görecek ki Sevdam kendini asmış!
Öylece asılı kalacak günlerce Duyarsız Uumarsız Tam gözünün önünde
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
13:55:02
|
|
|
Kızma Bana
Adına beyitler dizilen bir şehirde Soğuk kış günü Mahsen gibi bir evde doğmuşum. Soğukmuş.üşümüş ağlamışım Anam,gelişimi dogmadan üç gün evvel kömür taşıyarak kutlamış para yetmemiş, fabrikayla ev arasında mekik dokumuş.
Kızma bana naçar kaldığım için Süt bize uğramazmışta ondan. Çayı çok şekerli içerim ben hep böyle Çikolatayıda reddettiğimi görmemişsindir. Bizim oraya bunlarda uğramazmışta ondan Toz toprağa hiç tahammülüm yoktur bilirsin Kızma bana oda çokmuş önceden.
Bana dokunuşunda yaprak gibi titrerdim Hoşuna giderdi.. Bundada ben kendime kızardım Senden önce kimse sevgiyle dokunmamıştı. Hoyrattım!
Düğmeyle tutturulmuş kırık camlara hiç ama hiç tahammülüm yoktur,bilirsin buna ne kız nede sor adaletsizliğe isyan ederim ben hep böyle o da benden önce varmış.
Haklısın ben herşeye kızıyorum ama,yinede sen bana kızma.
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
18:04:04
|
|
|
hoca sana kimse kızamaz sen grubun kıymet deger dostlarınsdansın öyle degilmi yasmin abla
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
20:59:08
|
|
|
|
Teşekkür ederim Yiğit.Buradaki dostların hepsi saygıdeğer ve değerli.
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
21:03:43
|
|
|
|
Hayat; yaşamayı, Mutluluk; gülümsemeyi, sevgi; Haketmeyi, vefa; hatırlamayı, dostluk;paylaşmayı bilen için vardır.
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|