Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > biliyorum bu yara hiç kapanmayacak

biliyorum bu yara hiç kapanmayacak


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Temmuz 2008 Pazartesi 17:43:07

Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar
koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin
kimse dönüp bakmıyor
görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin
eğilip almıyor ateşler içinde
yanıyor kalbim!
kalbim ahhh!!!

Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen
yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında
yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim
ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin
kirli bir hayatın karanlık odalarında
mil çekiliyor gözlerime
kör oluyorum!
dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme
yaralanıyor canevim
kan damlıyor her yerimden
yüreğimden
ellerimden
gözlerimden
dudaklarımdan...
ahhh!!!

Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu
kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat
ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık
ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar
çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım
şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz
kış kadar soğuk bedenim şimdi
param parça her yerim
bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi
yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs
sisli geçen her gecenin ardından yağmuru bekliyorum

Ah!!! Diyorum,
keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim
yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından
aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım
yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına
gözlerime perde çekip, unutabilseydim her olup biteni
ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar

Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni
anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra
bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı
el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde
yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak,
onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum...
bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle
sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.

Ey kalbe saplanan hançer
ey ciğere işlenen kurşun
bu yürek artık ağlamamalı,
yanmamalı acılara bu kadar
ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü
bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş
yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide
gözlerimde kaç bin yıllık ah!
yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi
alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar

Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım
yaşama sevincimi yıllar önce
çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim
ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş
yorgunum, bitkinim, dargınım!
elini vermiyor hayat!
bir uçurum kenarında
ha düştüm düşeceğim

her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden
yüreğimden bir dilek sönüyor her gece
bu yüzden hep yetimdir bir yanım
bir yanım aşka ve acıya ayarlı

enkaz oldum, toz oldum, duman oldum
(*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum"
kara bir dumanla boğuluyorum şimdi
şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim
karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda
dolunay
bulutların arkasından
bakar
bakar
darılır...

ben
dolunaya
bakar
bakar
utanırım...


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Temmuz 2008 Çarşamba 17:43:17
Mavilik





Bir gün bir bakmışsın ki
Ben o üstünde ki gökyüzü olmuşum,
Düşünüp düşünüp durmuşum…
Parçalı bulutlu olmuşum,
Üzülmüşüm bazen de
İçimde tutamayıp damlalara vurmuşum;
Benim, o gökyüzü
İstersem beyazlara bürürüm hayatını…
Saçlarını uçururum havaya bir meltem rüzgarı ile.
Sabaha bir çiçek açtırır
Koparır sana veririm daha sonra




Mavilikler
Kaç kere sökük yelkenle dümen aldın sen
git! Git hiç durma
elbet bir gün batıracaksın bu gemiyi
koca mavi okyanus çağlayacak ardından.

Kaç kere varlığına hasret bıraktın beni sen.
Git! Git hiç bakma
elbet bir gün yakacaksın bu resimlerimi
mavi gökyüzü karanlığa sığınacak ardından.

Kaç kere şu canımı öldürüp de dirilttin sen
git! Git hiç sorma
elbet bir gün unutacaksın bu beni
bir çift mavi göz ağlayacak ardından.

Kaç kere olmayacak duaya amin dedin sen
git! Git hiç duyma
elbet bir gün bozacaksın bu yeminini
tüm mavilikler solacak ardından...


Mavişim Ben onları sevmeyi sevdim
Her şeyi onlarsız yaşadım da
Bir seni sensiz yaşayamıyorum
Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum
Yemin sana güzel gözlüm
Bir tek seni sevdim
Ve seni severek öleceğim



çııÖÖçşMavişim Yine hüzünlü bir aksamdayim,
Hangi yöne baksam sen varsin.
Düsünmeden edemiyorum.
Yine aklimdasin MAVISIM...

Ah o gözlerin yokmu,beni benden alan.
Ya o bakislarin,icimi isitiyor.
Hele o beni sevdigini söyleyisin,
Beni alip bambaska diyarlara götürüyor.

Ne olur hep yanimda kal.
Beni kollarina al.
Öyle siki sarki,birdaha kopmamacasina.
Ama cook uzaktasin MAVISIM...

Artik uzaklar yakin olsun.
Sevdigim yanliz benim olsun.
Sanma bunca siirler bir baskasina,
Anla MAVISIM asigim sana...

BU SIIR BIRICIK ASKIMA...



Maviydi Sevişmelerim



Aşk ekti yalnızlığım
Hasadında maviydi sevişmeler...



Omuzuna konulan bir içimlik öpücükler
Sarhoş gönüllerin tesellisi niyetindeydiler

Bir güvercin yüreğinde gizlemlerim
Salınır mavi dalgaların hayat salıncaklarında
Süzülür perdelerinden ihtişamı nazların
Usulca kavuşur göz yaşları gönül koyaklarına

Yaşanası kazınır usuma divane aşklar
Vurur dalgalar sevdayı çığlık çığlığa
Masalımsı kesişmelerin derinlik korkularında
Manolyalar alevlenir gün batımı sohbetlerinde

Çobanaldatan kuşu uyanıklığında gözler
Tarar gönül arşlarını sûkut özlemleriyle
Işıltılar nağmelenir viyolonsel kıvrımlarında
Çığlıklar sarar sevdayı söz dönüşümleriyle

Silinmiyor karanlığın izdüşümlerindeki iz
Terketmiyor yüz çizgilerimde saklı hatıralar
Maestro fırçasıyla uçuşuyor kanundan musiki
Dökülüyor sahneye konfeti yağmuru fasıllar

Bir imkansız huşu içinde temaşadayken sevdalar
Kayan yıldızlara adandı dilekler yakamozlarla...




Maviye Gece baştan aşağı mavi
Kanın rengi maviydi
Durmadı damarımda
Ak dedim durma ak hadi
Nasılsa durduramıyorum
Bitsin damarımdaki mavi
Kanın rengi maviydi
Gecenin karanlığında aktı
Durduramadım,hiç durmadı
Gecede, gök mavi
Deniz mavi
Birde gözlerin geldi
Gözümün önüne
Masmavi
Sevda oldu
Aktı geceye mavi mavi
Ay’ın yüzü döndü, oldu mavi
Güller gecede açtı mavi
Aktı kanım mavi mavi
Kan mavi
Gözlerin mavi
Kan..
Gözlerin..
Mavi....

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Temmuz 2008 Çarşamba 17:43:41
Maviye Döndü Yüzünü evet dedi
unutmuş gibi tencereyi ocakta(panikle)
eskittik zamanı ve gövdelerimizi seninle

evet dedi adam
aradı kadının baktığı maviyi
eskiyen sesini dinledi

eskimiş bir denizi onarıyordu
kırlangıçlar ve martılar kanatlarıyla

evet diyordu kadın
puslu bir ayna gibi sesiyle
bir kolye yapıyordu bu görünümü
geceden kalan morlukları saklamak için.


Maviymiş






Maviymiş
düş renginde yansımalar
Yakılan ateş
umut yüklü trenlerde
Bulutların üstünde uçuşan külmüş
beyaza bezenmiş kar taneleri.
Hayalden ibaret
sinemaskop filmde

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
27 Temmuz 2008 Pazar 05:02:01
OLSA DA GÖRSEM!...

İçimde umutlar bitmeden daha
Yalansız bir sevda olsa da görsem!...
Dağların ardında kalsın razıyım
Gerçek bir sevgili olsa da sevsem!...

İsyankar oluyor insan bir yerde
Doğrular masalda aşklar şiirde
Kutsal kitapların yazdığı nerde
Günahsız bir eli bulsam da öpsem!...

Ağrıma gidiyor böyle tükenmek
Yaşamak dediğin gerçeği görmek
İş değil aşk için can vermek ölmek
Öyle bir aşkı ahh bulsamda ölsem!...

Ahmet Selçuk İLKAN

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:41:43
http://www.ortanokta.com/hurimelek88ist/blog/blogid=2202065#blog
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı`nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

Kuşlar Simurg`a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg`u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg`un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg`un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg`un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg`un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı`nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı`na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg`un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.

Onların hepsi Simurg`muş. Her biri de Simurg`muş.
Simurg Anka`yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 18:02:36

İstanbul`a Kar Yağıyordu - İbrahim Sadri

Yetmiş dokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul`a kar yağıyordu
Kömür yanıyordu sobalarda
Geceleri polisler, bekçiler oluyordu
Bir de biz oluyorduk
Ölümüne üşüyorduk ha
Yalan yok polisler de üşüyordu

On altı yaşındaydım
Her şeyi bükecek bileğim vardı
On altı yaşındaydım

Aslan gibi ortadaydım
Gündüzleri okulda coğrafya defterimin arkasına
Senin için şiirler
Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için
Kahrolsun yazacak kadar adamdım
On altı yaşındaydım
Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden
Ne de birileri kahroluyordu
Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden
On altı yaşındaydım
Yalan yok

Ben yazmaya böyle başladım
Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti
Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer
Yıkıldı gitti

Simdi güzel kağıtlara yazıyorum
Kocaman laflar ediyorum
Marşlar biliyordum
Kitaplar okuyordum
Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan
Koşarak ve ıslanmadan yaşıyordum
Bak
İstanbul`u seviyordum
Seni seviyordum
Dualar öğreniyordum
Meydanlarda toplanıp bağırıyordum
Herkes gibiydim
Herkes kadar cesur
Herkes kadar korkak
Herkes kadar filinta delikanlı
Ve herkes kadar buralı

Yetmiş dokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul`a kar yağıyordu
Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken
Halic in arkasında toplanıyorduk
Gece adami içine çekiyordu
Biz geceyi içimize çekiyorduk
En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları
Herkes beni seviyordu
En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa
Coğrafya defterimin arkasına
Bunu kimse bilmiyordu

Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum
Ve hızla kaçıyordum
Sizin evin duvarına bir kez olsun
Seni seviyorum diye yazamadım
O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
Dedim ya
Yetmişdokuzun kışıydı
Sertti, soğuktu
İstanbul`a kar yağıyordu

 

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
31 Temmuz 2008 Perşembe 06:15:36

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
31 Temmuz 2008 Perşembe 08:59:21
Sensizlik... Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok.
Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim,
sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim,
kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda...



Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz
ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum,
imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi
isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni,
hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum...



icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum!
Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi...
Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim
anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum...
Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye
calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...



Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim
falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis
itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil...
Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani,
kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini,
sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi,
dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...



Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi
ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus
gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana...
Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde,
gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki?
Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...



Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim
yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...



Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin;
dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum...



Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin,
üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da
sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum...
Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan
bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken
belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim...
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?



simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan
ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini,
ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin
sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi,
suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak...



Söylesene unutulmak kime yakisiyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ...



Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask`a ve sana ihanet etmiyorum
benim kirginligim ask`a... Sen üstüne alindin...

ALINTI

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
31 Temmuz 2008 Perşembe 15:02:21

Dost aradım dost aradım

Gönülde seyran edecek
Dost aradım dost aradım
Görünce bayram edecek
Dost aradım dost aradım

Canıma katacak canı
Birlik dolaşacak kanı
Sevgi saygı temiz anı
Dost aradım dost aradım

Dost dosta verir mi acı
Dost dostun derdin ilacı
Bir ömür başımın tacı
Dost aradım dost aradım

Bedenime baş olacak
Kazanımda aş olacak
Sırrıma sırdaş olacak
Dost aradım dost aradım

Borani sevgiye kanık
Benim gibi bağrı yanık
Bir ömür gönlüme konuk
Dost aradım dost aradım

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
31 Temmuz 2008 Perşembe 15:04:51
Minnacık bir kız vardı
Bir ormanda yaşardı
Karanlıkta kaybolsak
Elimizden tutardı


Yürüdüğü kırlarda
Papatyalar açardı
Omuzundan güvercinler uçardı

Öldürdüler yarım kaldı
Dudağında son gülücük
Yalnızca bir adı kaldı
Kızın adı özgürlük

Minnacık bir kız vardı
Göğsüne gül takardı
Beyaz bir at üstünde
Bulutlara konardı

Irmağın aynasında
Saçlarını tarardı
Yüzünü ay ışığıyla
Yıkardı

Minnacık bir kız vardı
Yüreği kuş kadardı
Tutunca rüzgar olur
Bir su gibi kayardı

Geciken şafaklarda
Yıldızları yakardı
Uyanınca seher yeli
Kokardı

Öldürdüler yarım kaldı
Dudağında son gülücüK
Yalnızca bir adı kaldı
Kızın adı özgürlük

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
31 Temmuz 2008 Perşembe 23:20:57

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
4 Ağustos 2008 Pazartesi 15:21:27

Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin.
Yerin hazır.
Hoş geldin.
Dinleyip diyecek çok.
Fakat uzun söze vaktimiz yok.
YÜRÜYELİM.....
N.Hikmet - 1932

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
5 Ağustos 2008 Salı 00:00:48
Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi…
Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin
gözyaslari…
Yabanci hiçkiriklar gelip dügümlendi mi gögsünde…
Düsündün mü geceleri… senin olmayan rüyalar gördün mü…
senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktin mi , yildizlar düstü mü günes dogdu mu her
gecenin sonunda ?
Uyandin mi baska birinin sabahina?
Hiç sevdin mi sen,
Duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi…
Gülümseyisini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarindaymiscasina yakin… Sicak…
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir sehirde, bir gecede, bir bedende yasadin mi hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ….

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
6 Ağustos 2008 Çarşamba 00:46:25
Ötelere sevdalı yüreklerin yolculuğu

Uzaklık mı? O bizim için değil dost.
Biz `yürek devleti`yiz ötelere uzanan...
Açarız avucumuzu, Doslarla o dem yürek yüreğe konuşuruz...
Gözyaşımız vardır bizi ayakta tutan; Bir de gönül selamımız...
Dost için geceleri tatlı uykumuzu böleriz,
Dost için secdeye kapanır dua ederiz.
Dostun muhabbetiyle gelir Hak selamı,
Bize en güzel hediye dost kelamı.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Ağustos 2008 Çarşamba 02:33:18
AĞITI YARALI KUŞLAR KONAR ALNIMA

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Beni bir sağucu mu sanırlar
Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar
Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna
Gelir bana konuk olurlar

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür
Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge
Dalında yaprak çürür
Evren küçülür

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Tanrının üvey çocuğu mudur onlar
Bu yüzden mi şairlere dokunurlar
Göğün yorgun yüzünde sessiz uyurlar

Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Hüznüme usul usul yağar kar...

Bülent Özcan

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Ağustos 2008 Çarşamba 17:43:41



EMEKLİ KEREM

Ne karşıdan gelen var,
Ne de beni geçip giden;
Kayboldum korkuyorum..
Aslında bildiğim yerler..
Hep tanıdık virajlar..
Savrulup duruyorum..
Bu yollar onu gidilmez yapanlar,
Çukurlar, uçurumlar..
Ne kadar gitsem bitmez içimden geçer yollar..
Ben emekli Kerem'im
Aslım dijital olmuş ..
Gizlice buluştuğumuz yer katlı otopark olmuş (:
Yaralar, ince ince yaralar ..
Zamana bırakırım
Zaman onu allar pullar;
Kapanmıyor yaralar ..
Kılavuzum kalbimdi, burnum çoktan sürtüldü;
Arzuların üstü örtüldü..
Arzular, hiç durmadan arzular ..
Dokunuşlar ikinci el;
Naylon maylon mutluluklar ..
Kapanmıyor yaralar ..
Yalanlar, günah keçisi zamanlar ..
Bu şarkı yarım kalsın belki belki bir gün hayal tamamlar ..
Kapanmıyor yaralar !!

F.D

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
6 Ağustos 2008 Çarşamba 23:39:54
a Gerçekten Öldü Aşk, Ya da.....

--------------------------------------------------------------------------------

Dün aşk’tan, bu gün aşk’tan, söz ettiler, söz ettik
Yarın da bizler gibi, aşk’tan bahsedecekler
Gariptir; Aşk, aşk diye “aşkın içine ettik”
Ve bir gün; “Can yerine, aşk’tan vazgeçecekler”

Bir nar-ı libas’dı aşk! .. Şimdi ruhsuza çaput
Çölde ki zerrelerin üstünü örten kaput
Belki çelik bir kafes, belki tahta bir tabut
İçinde taşıyarak, kefensiz gömecekler

Zalim miydi, mağdur mu, var mı gören tanıyan
Bilmiş mi değerini yüreğin de taşıyan
Ne biz ona yabandık, ne o bize aşiyan
Aşk’ı “bir dem yaşanan” fasıl zannedecekler

Aşkın özünü yedik, kalan çekirdek, kabuk
Aşkı tariften uzak, söylenen abuk-sabuk
Magazine malzeme etmiş onu, dalkavuk
Hani bir soran olsa; ” Masaldı” diyecekler

Sevmek için “kul” seçtik, kin duymak için aşkı
Lakin çıkaramadık yüreğimizden kask-ı
“Aşk lafzıyla” her kitap, bilmem kaçıncı baskı
Bir seri fasiküldü, şimdi ciltleyecekler

Sahip çıkan yok mu? ..Var! .. Elin parmağı kadar
Onları da tutmak zor! .. Eller de eldiven var
Aşkı bilmezse insan, insanlık neye yarar
Yaşamaktan vazgeçtim, lügatten silecekler

Ya gerçekten öldü aşk! .. Ya anlamı kalmadı(!)
Hep biz ona kast ettik, o bizden “öç” almadı
Kalp hırsızı dese k de, o hiçbir şey çalmadı
Suçlu sandalyesin de “iftira” edecekler

Servet gibi “kese’de”, kimin göğsünde saklı
Her kime sordum ise; Adresler farklı farklı
Aradıkça kaybettim! .. Ne magrip de ne şarklı
Korkarım bir kabirde taşı gösterecekler..

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
8 Ağustos 2008 Cuma 03:42:46
SEVMEK

Seni yazmalıyım satırlarımda,
Gözlerin için,
Ayrılık için aşkımız için,
Yağmurlar yağmalı,
Denizde deli dalgaar büyümeli,
Esen rüzgar korkumu sana getirmeli,
Islanmalı sırılsıklam olmalıyım,
Saçlarımdan yüzüne yağmur akmalı,
Islak gözlerin buğulu bğulu sevgiyle bakmalı,
İlk bulştuğumuz günlerdeki gibi,
Dudaklarından doyasıya öpmeliyim,
Gözlerin gözlerimi aramalı,
Hani sevgiler vardır ya,
Hani içten bir gülmek öpmek vardır ya,
Lekesiz tertemiz saf yalansız,
Hani konuşan gözler vardır ya,
İşte ondan istiyorum yeterki sen ver,
Senden istiyorum,
Bir yudum, yada bir damla olsada, olsada yeter

UZAKLARDA DEĞİLİM Kİ...SENİ SEVİYORUM YANIMDA OLMASANDA SANA DOKUNAMASAMDA SENİNLEYİM.SENİNİM.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
8 Ağustos 2008 Cuma 03:53:54

 
BİZ O ÇOK SEVENLERDENİZ,
BİR GONCAYI KOPARIP DALINDAN
BİNLERCESİNE VERENLERDEN
BİR TOPLULUK İÇİNDE HEMEN FARK EDİLENLERDEN
BİZ BÖYLEYİZ İŞTE
DEĞİŞMEYİZ,DEĞİŞTİRİLEMEYİZ
HER ŞEYE İNAT YAŞARIZ
KOCAMAN BİR TABUDUR VARLIĞIMIZ
  BİZ HER GECE SEHER VAKTİ YARİ ÖZLER GİDERİZ,

BU GİDİŞİ KENDİMİZDEN BİLE GİZLER GİDERİZ,

YÂR İLİNDE AKIL VE CAN PERDEYİ MÜŞKİL OLUR,

AKL-Ü CANI TERKEDERİZ, AŞKI İZLER GİDERİZ.
 
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Eylül 2008 Perşembe 13:47:19

 

 

 
Ağlayacaksan Konuşmayalım…

(susku duvarları yıkarsa, ardında ben olacağım&hellip

I

öpüldüğü yerden kanar aşk
acı siyahtır oysa, akar ve boyar gözleri
gülüşlerimi tahliye et ey Panos!... Cezasını çekmedim mi?...

II

yüzüme kapattım telefonu, sesimi duymak istemiyorum
zamanla kabulleniyor insan arızalı ümitleri
meşgule düşen beklemeleri
kendimden kaçıyorum, beni saklayabilir misiniz?...

içinden taşan bir kadının dalgaları ıslattı aynayı
ayna!... Göstermiyor iç yıkımları
ağrıyan kırgınlıklarımın test sonucu geldi oysa
iyi huylu çıktı yüreğimdeki sevgi, kahrolsun ayrılık!...

III

dikişleri kaynadı kesilen mavilerin
suya düştü öpüşüm, düpedüz intihar bu
dur!... Ölme öpüşlerim
ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşka
ben de düş kanatlarıyla lir çalarım
hadi uyan içimde ki kadın
kır zincirlerini… Dört ikilik bu hüzün senin
söyle şarkını, dillen, sahnedesin
sahne senin
ağlayacaksan başlamayalım

IV

firar etti özlem, geceler tutuştu
hayatım uykuya daldı göğsümde, saçlarını okşadım
kim serdi üzerime bu sessizliği?... Terlemek kötü

bağışlasın beni çocukluğum, koruyamadım yumuk ellerini
dağınık sevgilerin ortasında kaldı yaptığım kumdan kaleler
hadi baba!... Bir kez olsun yardım et
teller örelim anılarımın çevresine
yaralanmasın sevişmelerim

V

uçakların arkasından su döktüm bekleyenler için
gemilerin rotasına çiçekler ektim
suladım tren garlarında unutulan hüzünleri
halinize gülün, halime değil
blöfünüzü gördüm, artık çekiliyorum

son kez sigaramı yakar mısınız?... Ateşime kar yağdı…

VI

siz hiç martılarla şiir içtiniz mi?...
sızdınız mı bir yıldızın üzerinde dibe vurmuşken?...
bıçak kemiğinize dayandı mı, kemiğiniz titrerken?...
çıldırmak içten değil, dışarısızlığımdan geliyor

VII

kimlerin albümünde fotoğrafım varsa tozunu alsın lütfen
öksürüyorum…
 Pelin Onay