|
| Gönderen | Mesaj |
|
14 Temmuz 2008 Pazartesi
17:43:07
|
|
|
Yerde kıvranan kalbimin üstünde dansediyor acılar koparıp göğsümden yerlere fırlattığım kalbimin kimse dönüp bakmıyor görmüyor ateşler içinde kıvrandığını kalbimin eğilip almıyor ateşler içinde yanıyor kalbim! kalbim ahhh!!!
Yaprakları acılı rüzgarlada ürperen yorgun bir dağ lalesiyim bir yol başında yaralı ceylanların gözlerinde inliyor bedenim ruhum bir cellâtınki kadar soğuk ve tedirgin kirli bir hayatın karanlık odalarında mil çekiliyor gözlerime kör oluyorum! dost bildiklerim hançerini saplıyor göğsüme yaralanıyor canevim kan damlıyor her yerimden yüreğimden ellerimden gözlerimden dudaklarımdan... ahhh!!!
Zifir karası gecelerin acısı zaptediyor ruhumu kalbimin en ince sızısından vuruyor hayat ne güneş ısıtıyor üşüyen anılarımı artık ne de insanlardan kaçıp sığındığım tenhalar çıkmaz sokaklarda yitirdim yolumu, şaşkınım şimdi yüreğim çırpınan yaralı bir kuş gibi çaresiz kış kadar soğuk bedenim şimdi param parça her yerim bir ihanet sisinde yitirdim herşeyimi yıldızlar göz kırpmıyor , ay küs sisli geçen her gecenin ardından yağmuru bekliyorum
Ah!!! Diyorum, keşke bende duygusuz yaşamayı becerebilseydim yalanlar sıralayabilseydim, yalanların ardından aç çocukların gözlerine bakıp utanmasaydım yanmasaydım bu kadar dünyanın acısına gözlerime perde çekip, unutabilseydim her olup biteni ihanetlere incitmeseydim yüreğimi bu kadar
Ey ömrüm ödedim borcunu acıların, azad eyle beni anladımki söz geçmiyor yüreğe tufandan sonra bağışlamıyor hayat yüreğiyle oynayanı el yordamıyla yürüyorum şimdi yürüdüğüm yerde yalanlardan örülmüş bir duvarın kenarından tutunarak, onurlulara mahsus acılı taşlara yürüyorum... bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikle sürüklüyorum bölük pörçük hayatımı ardımdan.
Ey kalbe saplanan hançer ey ciğere işlenen kurşun bu yürek artık ağlamamalı, yanmamalı acılara bu kadar ağır geliyor onurlu bir ömrün çekilen yükü bir yanım deniz, bir yanım uçurum, bir yanım ateş yalnız bir yolcuyum meçhule giden dümensiz bir gemide gözlerimde kaç bin yıllık ah! yüzme bilmediğini bile bile denize atıyorum kalbimi alıp götürsün diye upuzun yanlızlıklara dalgalar
Yorgun bir dağ lalesinin hazin hikayesi hayatım yaşama sevincimi yıllar önce çiçekleri çiğnenen bir bahçede yitirdim ağrılar içindeyim şimdi ah! mavi kuş yorgunum, bitkinim, dargınım! elini vermiyor hayat! bir uçurum kenarında ha düştüm düşeceğim
her gece bir yıldız kayıyor gözlerimden yüreğimden bir dilek sönüyor her gece bu yüzden hep yetimdir bir yanım bir yanım aşka ve acıya ayarlı
enkaz oldum, toz oldum, duman oldum (*)"ben bu kahrı çeke çeke yoruldum" kara bir dumanla boğuluyorum şimdi şimdi kara gecelerin kör kelebeği gözlerim karanlıklar içindeyim dipsiz bir kuyuda dolunay bulutların arkasından bakar bakar darılır...
ben dolunaya bakar bakar utanırım...
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:43:17
|
|
|
Mavilik
Bir gün bir bakmışsın ki Ben o üstünde ki gökyüzü olmuşum, Düşünüp düşünüp durmuşum… Parçalı bulutlu olmuşum, Üzülmüşüm bazen de İçimde tutamayıp damlalara vurmuşum; Benim, o gökyüzü İstersem beyazlara bürürüm hayatını… Saçlarını uçururum havaya bir meltem rüzgarı ile. Sabaha bir çiçek açtırır Koparır sana veririm daha sonra
Mavilikler Kaç kere sökük yelkenle dümen aldın sen git! Git hiç durma elbet bir gün batıracaksın bu gemiyi koca mavi okyanus çağlayacak ardından.
Kaç kere varlığına hasret bıraktın beni sen. Git! Git hiç bakma elbet bir gün yakacaksın bu resimlerimi mavi gökyüzü karanlığa sığınacak ardından.
Kaç kere şu canımı öldürüp de dirilttin sen git! Git hiç sorma elbet bir gün unutacaksın bu beni bir çift mavi göz ağlayacak ardından.
Kaç kere olmayacak duaya amin dedin sen git! Git hiç duyma elbet bir gün bozacaksın bu yeminini tüm mavilikler solacak ardından...
Mavişim Ben onları sevmeyi sevdim Her şeyi onlarsız yaşadım da Bir seni sensiz yaşayamıyorum Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyorum Yemin sana güzel gözlüm Bir tek seni sevdim Ve seni severek öleceğim
çııÖÖçşMavişim Yine hüzünlü bir aksamdayim, Hangi yöne baksam sen varsin. Düsünmeden edemiyorum. Yine aklimdasin MAVISIM...
Ah o gözlerin yokmu,beni benden alan. Ya o bakislarin,icimi isitiyor. Hele o beni sevdigini söyleyisin, Beni alip bambaska diyarlara götürüyor.
Ne olur hep yanimda kal. Beni kollarina al. Öyle siki sarki,birdaha kopmamacasina. Ama cook uzaktasin MAVISIM...
Artik uzaklar yakin olsun. Sevdigim yanliz benim olsun. Sanma bunca siirler bir baskasina, Anla MAVISIM asigim sana...
BU SIIR BIRICIK ASKIMA...
Maviydi Sevişmelerim
Aşk ekti yalnızlığım Hasadında maviydi sevişmeler...
Omuzuna konulan bir içimlik öpücükler Sarhoş gönüllerin tesellisi niyetindeydiler
Bir güvercin yüreğinde gizlemlerim Salınır mavi dalgaların hayat salıncaklarında Süzülür perdelerinden ihtişamı nazların Usulca kavuşur göz yaşları gönül koyaklarına
Yaşanası kazınır usuma divane aşklar Vurur dalgalar sevdayı çığlık çığlığa Masalımsı kesişmelerin derinlik korkularında Manolyalar alevlenir gün batımı sohbetlerinde
Çobanaldatan kuşu uyanıklığında gözler Tarar gönül arşlarını sûkut özlemleriyle Işıltılar nağmelenir viyolonsel kıvrımlarında Çığlıklar sarar sevdayı söz dönüşümleriyle
Silinmiyor karanlığın izdüşümlerindeki iz Terketmiyor yüz çizgilerimde saklı hatıralar Maestro fırçasıyla uçuşuyor kanundan musiki Dökülüyor sahneye konfeti yağmuru fasıllar
Bir imkansız huşu içinde temaşadayken sevdalar Kayan yıldızlara adandı dilekler yakamozlarla...
Maviye Gece baştan aşağı mavi Kanın rengi maviydi Durmadı damarımda Ak dedim durma ak hadi Nasılsa durduramıyorum Bitsin damarımdaki mavi Kanın rengi maviydi Gecenin karanlığında aktı Durduramadım,hiç durmadı Gecede, gök mavi Deniz mavi Birde gözlerin geldi Gözümün önüne Masmavi Sevda oldu Aktı geceye mavi mavi Ay’ın yüzü döndü, oldu mavi Güller gecede açtı mavi Aktı kanım mavi mavi Kan mavi Gözlerin mavi Kan.. Gözlerin.. Mavi....
|
|
|
23 Temmuz 2008 Çarşamba
17:43:41
|
|
|
Maviye Döndü Yüzünü evet dedi unutmuş gibi tencereyi ocakta(panikle) eskittik zamanı ve gövdelerimizi seninle
evet dedi adam aradı kadının baktığı maviyi eskiyen sesini dinledi
eskimiş bir denizi onarıyordu kırlangıçlar ve martılar kanatlarıyla
evet diyordu kadın puslu bir ayna gibi sesiyle bir kolye yapıyordu bu görünümü geceden kalan morlukları saklamak için.
Maviymiş
Maviymiş düş renginde yansımalar Yakılan ateş umut yüklü trenlerde Bulutların üstünde uçuşan külmüş beyaza bezenmiş kar taneleri. Hayalden ibaret sinemaskop filmde
|
|
|
27 Temmuz 2008 Pazar
05:02:01
|
|
|
OLSA DA GÖRSEM!...
İçimde umutlar bitmeden daha Yalansız bir sevda olsa da görsem!... Dağların ardında kalsın razıyım Gerçek bir sevgili olsa da sevsem!...
İsyankar oluyor insan bir yerde Doğrular masalda aşklar şiirde Kutsal kitapların yazdığı nerde Günahsız bir eli bulsam da öpsem!...
Ağrıma gidiyor böyle tükenmek Yaşamak dediğin gerçeği görmek İş değil aşk için can vermek ölmek Öyle bir aşkı ahh bulsamda ölsem!...
Ahmet Selçuk İLKAN
|
|
|
29 Temmuz 2008 Salı
17:41:43
|
|
|
http://www.ortanokta.com/hurimelek88ist/blog/blogid=2202065#blog Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı`nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg`a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg`u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg`un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg`un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg`un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg`un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı`nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı`na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg`un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg`muş. Her biri de Simurg`muş. Simurg Anka`yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
|
|
|
29 Temmuz 2008 Salı
18:02:36
|
|
|
İstanbul`a Kar Yağıyordu - İbrahim Sadri
Yetmiş dokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul`a kar yağıyordu Kömür yanıyordu sobalarda Geceleri polisler, bekçiler oluyordu Bir de biz oluyorduk Ölümüne üşüyorduk ha Yalan yok polisler de üşüyordu
On altı yaşındaydım Her şeyi bükecek bileğim vardı On altı yaşındaydım
Aslan gibi ortadaydım Gündüzleri okulda coğrafya defterimin arkasına Senin için şiirler Geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için Kahrolsun yazacak kadar adamdım On altı yaşındaydım Ne senin haberin oluyordu şiirlerimden Ne de birileri kahroluyordu Mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden On altı yaşındaydım Yalan yok
Ben yazmaya böyle başladım Coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti Duvarlarına yüreğimi bağırdığım o evler birer birer Yıkıldı gitti
Simdi güzel kağıtlara yazıyorum Kocaman laflar ediyorum Marşlar biliyordum Kitaplar okuyordum Koşarak ve ıslanmadan geçiyordum sulardan Koşarak ve ıslanmadan yaşıyordum Bak İstanbul`u seviyordum Seni seviyordum Dualar öğreniyordum Meydanlarda toplanıp bağırıyordum Herkes gibiydim Herkes kadar cesur Herkes kadar korkak Herkes kadar filinta delikanlı Ve herkes kadar buralı
Yetmiş dokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul`a kar yağıyordu Ağzımızdan dumanlar çıkıyordu konuşurken Halic in arkasında toplanıyorduk Gece adami içine çekiyordu Biz geceyi içimize çekiyorduk En güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları Herkes beni seviyordu En güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa Coğrafya defterimin arkasına Bunu kimse bilmiyordu
Sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum Ve hızla kaçıyordum Sizin evin duvarına bir kez olsun Seni seviyorum diye yazamadım O zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu Dedim ya Yetmişdokuzun kışıydı Sertti, soğuktu İstanbul`a kar yağıyordu
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
06:15:36
|
|
|
|
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
08:59:21
|
|
|
Sensizlik... Biliyorum konusacak birseyimiz kalmadi, paylasacak hic bir seyimiz yok. Yine de yüregimden gücümün yettigi yere kadar sana sesleniyorum, seninle konusuyorum... Bugün sana olan kirginligimi rafa kaldirdim, sevgimi aldim avuclarimin arasina, ona siginiyorum... Cümlelerimi kisalttim, kelimelerim buruk, gülüslerim istenmeyen dudaklarimda...
Bir ihtimal gelisine sigindigimi farkettiysem de, engel olamadim gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hos tutmak istiyorum, imkansiz olan her rüyaya inanasim geliyor... Bir cocuk gibi isteklerimi bastiramiyorum... calmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende oldugunu israrla yazmaya calisiyorum... Bende olan seni, hic kirmadim, degistirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasil oldugunu, gülüp gülmedigini anlamsiz bir sikintiyla merak ediyorum...
icimdeki güzelligine inanip inanmamani artik umursamiyorum! Üsüyorum, bu üsüme yalnizligimdan geliyor ve sariyor her tarafimi... Tutunabilecegim hicbir güzellik yok, hatirlamaktan usanmayacagim anilarim disinda... isinabilmek icin onlara sariliyorum... Anlamsiz ve cevapsiz sorular hihzirca siritiyor, ben görmemeye calisiyorum... Düsler uzak gibi görünüyordu ama yakindi...
Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini ac desem kapatacaksin ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldim ama bakmadim falima... Gözlerimi gelislere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemis itiraf etti sonunda... Düsüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam degil... Gelseydin, kendimi unutup sana kosacaktim, susturacaktim icimdeki isyani, kavgalarin ortasinda bir günes gibi dogup isitacaktim yüregini, sevincten aglayacaktim bu defa, mutluyken hemen sarhos olmusum gibi, dokunacaktim, sarilacaktim. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hic niyetin yoktu aslinda... Kendimi kandirdigimi anladigimda agliyordum...
Eskiden kimi sarkilarin ne kadar anlamli oldugunu düsünürken, simdi ayriligin ardindan calinan her sarki umutsuzlugumu ve sevgimi anlatiyormus gibi geliyor... Sevdigim ne cok sarki varmis, bunu senin gidisin gösterdi bana... Her sarkida sen varsin, her yerde, her gördügüm insanda, denizde, gecede, uykumda... Nasil beceriyorsun her yerde olabilmeyi... Bu bir marifetse eger, neden benim yanimda degilsin ki? Gözyaslarim asilligini yitiriyor ve yenik düsüyorum sevdana...
Gittin! Belki de hic gelmemistin ben, geldigini sandim... Ayak uyduramadim yorgunluguna... Dudaklarina düslerindeki öpüsü konduramadim...
Kimi zaman bir cocuk oldum gülüslerinde simaran, kimi zaman bir kadin; dokunuslarinda kendini bulan... Ama! En cok da imkânsizin oldum...
Her gelisimde bir kez daha gönderdigin oldum... inanamadigin, Yenemedigin, üzerinden atlayamadigin korkularin oldum... Agladigin, bagirdigin ya da sustugun isyanin oldum, sessizce bosalan gözyaslarin, birikmisligin oldum... Yüregindeki kadin ben olmak isterken yüregine siginan ve tozlanacak olan bir ani oldum... Haketmediklerin, artik yeter dediklerin ve herseyin olmak isterken belki de hicbir seyin oldum... Söylesene ben gercekten senin neyin oldum? Sesin hep uzaklari cagiriyordu, ben üstüme alindim, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenisi sahiplenir miydim?
simdi bir mevsimlik ask kaldi avuclarimda sadece bir mevsim yasanan ama bir ömür gibi gelen ask... Kalbime henüz söyleyemedim gittigini, ögrenirse onun da aci cekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamin yokluguna alisabilirim belki ama sesinin uzak yollarin sonunda olmasi acitiyor icimi... Suskunlugun en büyük silahindi, suskunlugunla vurdun beni asil aci olan, canimi acitan unutulmak...
Söylesene unutulmak kime yakisiyor? Unutan sen olsan da sana bile yakismiyor ...
Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun iste, ask`a ve sana ihanet etmiyorum benim kirginligim ask`a... Sen üstüne alindin...
ALINTI
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
15:02:21
|
|
|
Dost aradım dost aradım
Gönülde seyran edecek Dost aradım dost aradım Görünce bayram edecek Dost aradım dost aradım
Canıma katacak canı Birlik dolaşacak kanı Sevgi saygı temiz anı Dost aradım dost aradım
Dost dosta verir mi acı Dost dostun derdin ilacı Bir ömür başımın tacı Dost aradım dost aradım
Bedenime baş olacak Kazanımda aş olacak Sırrıma sırdaş olacak Dost aradım dost aradım
Borani sevgiye kanık Benim gibi bağrı yanık Bir ömür gönlüme konuk Dost aradım dost aradım
|
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
15:04:51
|
|
|
Minnacık bir kız vardı Bir ormanda yaşardı Karanlıkta kaybolsak Elimizden tutardı
Yürüdüğü kırlarda Papatyalar açardı Omuzundan güvercinler uçardı
Öldürdüler yarım kaldı Dudağında son gülücük Yalnızca bir adı kaldı Kızın adı özgürlük
Minnacık bir kız vardı Göğsüne gül takardı Beyaz bir at üstünde Bulutlara konardı
Irmağın aynasında Saçlarını tarardı Yüzünü ay ışığıyla Yıkardı
Minnacık bir kız vardı Yüreği kuş kadardı Tutunca rüzgar olur Bir su gibi kayardı
Geciken şafaklarda Yıldızları yakardı Uyanınca seher yeli Kokardı
Öldürdüler yarım kaldı Dudağında son gülücüK Yalnızca bir adı kaldı Kızın adı özgürlük
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
31 Temmuz 2008 Perşembe
23:20:57
|
|
|
|
|
|
4 Ağustos 2008 Pazartesi
15:21:27
|
|
|
Hoş geldin! Kesilmiş bir kol gibi omuz başımızdaydı boşluğun... Hoş geldin! Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik... Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta... Hoş geldin. Yerin hazır. Hoş geldin. Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. YÜRÜYELİM..... N.Hikmet - 1932
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
5 Ağustos 2008 Salı
00:00:48
|
|
|
Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi… Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari… Yabanci hiçkiriklar gelip dügümlendi mi gögsünde… Düsündün mü geceleri… senin olmayan rüyalar gördün mü… senin olmayan birini sevdin mi? Gökyüzüne baktin mi , yildizlar düstü mü günes dogdu mu her gecenin sonunda ? Uyandin mi baska birinin sabahina? Hiç sevdin mi sen, Duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi… Gülümseyisini hissettin mi belli belirsiz senin dudaklarindaymiscasina yakin… Sicak… Hiç sevdin mi senin olmayan birini? Senin olmayan bir sehirde, bir gecede, bir bedende yasadin mi hiç? Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini ….
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
00:46:25
|
|
|
Ötelere sevdalı yüreklerin yolculuğu
Uzaklık mı? O bizim için değil dost. Biz `yürek devleti`yiz ötelere uzanan... Açarız avucumuzu, Doslarla o dem yürek yüreğe konuşuruz... Gözyaşımız vardır bizi ayakta tutan; Bir de gönül selamımız... Dost için geceleri tatlı uykumuzu böleriz, Dost için secdeye kapanır dua ederiz. Dostun muhabbetiyle gelir Hak selamı, Bize en güzel hediye dost kelamı.
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
02:33:18
|
|
|
AĞITI YARALI KUŞLAR KONAR ALNIMA
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Beni bir sağucu mu sanırlar Tünedikleri ömrün kâhinidir onlar Dökerler kanatlarını rehin bir nehrin avlusuna Gelir bana konuk olurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır Zamanın aynasında salınır salkım söğüt Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Baharı firar etmiş bahçelerin imlası dökülür Bir serçenin düşünü hayra yorar bir bilge Dalında yaprak çürür Evren küçülür
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Tanrının üvey çocuğu mudur onlar Bu yüzden mi şairlere dokunurlar Göğün yorgun yüzünde sessiz uyurlar
Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma Hüznüme usul usul yağar kar...
Bülent Özcan
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
17:43:41
|
|
|
EMEKLİ KEREM
Ne karşıdan gelen var,
Ne de beni geçip giden;
Kayboldum korkuyorum..
Aslında bildiğim yerler..
Hep tanıdık virajlar..
Savrulup duruyorum..
Bu yollar onu gidilmez yapanlar,
Çukurlar, uçurumlar..
Ne kadar gitsem bitmez içimden geçer yollar..
Ben emekli Kerem'im
Aslım dijital olmuş ..
Gizlice buluştuğumuz yer katlı otopark olmuş (:
Yaralar, ince ince yaralar ..
Zamana bırakırım
Zaman onu allar pullar;
Kapanmıyor yaralar ..
Kılavuzum kalbimdi, burnum çoktan sürtüldü;
Arzuların üstü örtüldü..
Arzular, hiç durmadan arzular ..
Dokunuşlar ikinci el;
Naylon maylon mutluluklar ..
Kapanmıyor yaralar ..
Yalanlar, günah keçisi zamanlar ..
Bu şarkı yarım kalsın belki belki bir gün hayal tamamlar ..
Kapanmıyor yaralar !!
F.D
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
23:39:54
|
|
|
a Gerçekten Öldü Aşk, Ya da.....
--------------------------------------------------------------------------------
Dün aşk’tan, bu gün aşk’tan, söz ettiler, söz ettik Yarın da bizler gibi, aşk’tan bahsedecekler Gariptir; Aşk, aşk diye “aşkın içine ettik” Ve bir gün; “Can yerine, aşk’tan vazgeçecekler”
Bir nar-ı libas’dı aşk! .. Şimdi ruhsuza çaput Çölde ki zerrelerin üstünü örten kaput Belki çelik bir kafes, belki tahta bir tabut İçinde taşıyarak, kefensiz gömecekler
Zalim miydi, mağdur mu, var mı gören tanıyan Bilmiş mi değerini yüreğin de taşıyan Ne biz ona yabandık, ne o bize aşiyan Aşk’ı “bir dem yaşanan” fasıl zannedecekler
Aşkın özünü yedik, kalan çekirdek, kabuk Aşkı tariften uzak, söylenen abuk-sabuk Magazine malzeme etmiş onu, dalkavuk Hani bir soran olsa; ” Masaldı” diyecekler
Sevmek için “kul” seçtik, kin duymak için aşkı Lakin çıkaramadık yüreğimizden kask-ı “Aşk lafzıyla” her kitap, bilmem kaçıncı baskı Bir seri fasiküldü, şimdi ciltleyecekler
Sahip çıkan yok mu? ..Var! .. Elin parmağı kadar Onları da tutmak zor! .. Eller de eldiven var Aşkı bilmezse insan, insanlık neye yarar Yaşamaktan vazgeçtim, lügatten silecekler
Ya gerçekten öldü aşk! .. Ya anlamı kalmadı(!) Hep biz ona kast ettik, o bizden “öç” almadı Kalp hırsızı dese k de, o hiçbir şey çalmadı Suçlu sandalyesin de “iftira” edecekler
Servet gibi “kese’de”, kimin göğsünde saklı Her kime sordum ise; Adresler farklı farklı Aradıkça kaybettim! .. Ne magrip de ne şarklı Korkarım bir kabirde taşı gösterecekler..
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
8 Ağustos 2008 Cuma
03:42:46
|
|
|
SEVMEK
Seni yazmalıyım satırlarımda, Gözlerin için, Ayrılık için aşkımız için, Yağmurlar yağmalı, Denizde deli dalgaar büyümeli, Esen rüzgar korkumu sana getirmeli, Islanmalı sırılsıklam olmalıyım, Saçlarımdan yüzüne yağmur akmalı, Islak gözlerin buğulu bğulu sevgiyle bakmalı, İlk bulştuğumuz günlerdeki gibi, Dudaklarından doyasıya öpmeliyim, Gözlerin gözlerimi aramalı, Hani sevgiler vardır ya, Hani içten bir gülmek öpmek vardır ya, Lekesiz tertemiz saf yalansız, Hani konuşan gözler vardır ya, İşte ondan istiyorum yeterki sen ver, Senden istiyorum, Bir yudum, yada bir damla olsada, olsada yeter
UZAKLARDA DEĞİLİM Kİ...SENİ SEVİYORUM YANIMDA OLMASANDA SANA DOKUNAMASAMDA SENİNLEYİM.SENİNİM.
|
|
|
8 Ağustos 2008 Cuma
03:53:54
|
|
|
BİZ O ÇOK SEVENLERDENİZ, BİR GONCAYI KOPARIP DALINDAN BİNLERCESİNE VERENLERDEN BİR TOPLULUK İÇİNDE HEMEN FARK EDİLENLERDEN BİZ BÖYLEYİZ İŞTE DEĞİŞMEYİZ,DEĞİŞTİRİLEMEYİZ HER ŞEYE İNAT YAŞARIZ KOCAMAN BİR TABUDUR VARLIĞIMIZ BİZ HER GECE SEHER VAKTİ YARİ ÖZLER GİDERİZ,
BU GİDİŞİ KENDİMİZDEN BİLE GİZLER GİDERİZ,
YÂR İLİNDE AKIL VE CAN PERDEYİ MÜŞKİL OLUR,
AKL-Ü CANI TERKEDERİZ, AŞKI İZLER GİDERİZ.
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
13:47:19
|
|
|
Ağlayacaksan Konuşmayalım…
(susku duvarları yıkarsa, ardında ben olacağım&hellip
I
öpüldüğü yerden kanar aşk acı siyahtır oysa, akar ve boyar gözleri gülüşlerimi tahliye et ey Panos!... Cezasını çekmedim mi?...
II
yüzüme kapattım telefonu, sesimi duymak istemiyorum zamanla kabulleniyor insan arızalı ümitleri meşgule düşen beklemeleri kendimden kaçıyorum, beni saklayabilir misiniz?...
içinden taşan bir kadının dalgaları ıslattı aynayı ayna!... Göstermiyor iç yıkımları ağrıyan kırgınlıklarımın test sonucu geldi oysa iyi huylu çıktı yüreğimdeki sevgi, kahrolsun ayrılık!...
III
dikişleri kaynadı kesilen mavilerin suya düştü öpüşüm, düpedüz intihar bu dur!... Ölme öpüşlerim ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşka ben de düş kanatlarıyla lir çalarım hadi uyan içimde ki kadın kır zincirlerini… Dört ikilik bu hüzün senin söyle şarkını, dillen, sahnedesin sahne senin ağlayacaksan başlamayalım
IV
firar etti özlem, geceler tutuştu hayatım uykuya daldı göğsümde, saçlarını okşadım kim serdi üzerime bu sessizliği?... Terlemek kötü
bağışlasın beni çocukluğum, koruyamadım yumuk ellerini dağınık sevgilerin ortasında kaldı yaptığım kumdan kaleler hadi baba!... Bir kez olsun yardım et teller örelim anılarımın çevresine yaralanmasın sevişmelerim
V
uçakların arkasından su döktüm bekleyenler için gemilerin rotasına çiçekler ektim suladım tren garlarında unutulan hüzünleri halinize gülün, halime değil blöfünüzü gördüm, artık çekiliyorum
son kez sigaramı yakar mısınız?... Ateşime kar yağdı…
VI
siz hiç martılarla şiir içtiniz mi?... sızdınız mı bir yıldızın üzerinde dibe vurmuşken?... bıçak kemiğinize dayandı mı, kemiğiniz titrerken?... çıldırmak içten değil, dışarısızlığımdan geliyor
VII
kimlerin albümünde fotoğrafım varsa tozunu alsın lütfen öksürüyorum… Pelin Onay
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|