|
| Gönderen | Mesaj |
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
6 Kasım 2008 Perşembe
02:24:14
|
|
|
Aşk ekti yalnızlığım Hasadında maviydi sevişmeler...
Omuzuna konulan bir içimlik öpücükler Sarhoş gönüllerin tesellisi niyetindeydiler
Bir güvercin yüreğinde gizlemlerim Salınır mavi dalgaların hayat salıncaklarında Süzülür perdelerinden ihtişamı nazların Usulca kavuşur göz yaşları gönül koyaklarına
Yaşanası kazınır usuma divane aşklar Vurur dalgalar sevdayı çığlık çığlığa Masalımsı kesişmelerin derinlik korkularında Manolyalar alevlenir gün batımı sohbetlerinde
Çobanaldatan kuşu uyanıklığında gözler Tarar gönül arşlarını sûkut özlemleriyle Işıltılar nağmelenir viyolonsel kıvrımlarında Çığlıklar sarar sevdayı söz dönüşümleriyle
Silinmiyor karanlığın izdüşümlerindeki iz Terketmiyor yüz çizgilerimde saklı hatıralar Maestro fırçasıyla uçuşuyor kanundan musiki Dökülüyor sahneye konfeti yağmuru fasıllar
Bir imkansız huşu içinde temaşadayken sevdalar Kayan yıldızlara adandı dilekler yakamozlarla...
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
6 Kasım 2008 Perşembe
23:49:19
|
|
|
|
|
|
8 Kasım 2008 Cumartesi
04:04:25
|
|
|
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
8 Kasım 2008 Cumartesi
04:08:55
|
|
|
|
|
|
8 Kasım 2008 Cumartesi
04:11:40
|
|
|
|
|
|
8 Kasım 2008 Cumartesi
23:20:12
|
|
|
Meçul Bir Aşk Cinayetimsin...
sana bakmak o kadar kolay mı sanıyorsun? içim ağrıyor seni görünce. oylesine içten bakıyorum sana caresizlikten bakışlarım. kolay mı sanıyorsun? sana bakarken dokunulmaz olduğunu bilmek kolay mı sanıyorsun ? seni sevmeyi müebbet yemiş bendeki sevdalar işkence görmüş senden istemeden kıydığım ilk meçul bir aşk cinayetimsin
senin acın ile yıllar gecirmektense üç ayaklı dar ağacında bedenimi özgür kılarım sensiz yaşamak kolay mı sanıyorsun?
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
9 Kasım 2008 Pazar
15:26:58
|
|
|
.......Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden
bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder
gibi hareketler yapan birini görür.
Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile
vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir
adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
- Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
Genç adam yanıtlar;
- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
- Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
Ne fark eder ki?
Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı
daha alır, okyanusa fırlatır.
- Onun için fark etti ama...
|
|
|
10 Kasım 2008 Pazartesi
20:37:41
|
|
|
BILIYOR MUSUN YILLAR´DAN BERI BIR GÜL SEVIYORUM AYRI OLSAK BILE… O HEP YANIMDA… DÜSLERIMDE… ANILARIMDA… YINE GECELERI SABAHLARA KADAR BU SIIR SAYFALARINDA YENI ASK… HASRET… SIIRLERIMDE…
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
10 Kasım 2008 Pazartesi
21:31:45
|
|
|
Pişmanlıkların dönüşü yoktur bilirsin Hatıralar sonsuzlukta kayıpsa Ne torpil geçer kader Geri gidişe Ne zaman sarıp sarmalar Çocuksu duygularını Korkuların hep vardır Endişelerin hep yanındadır Yanlızlığa uyanırsın her sabah Yatağın sol yanı Soğuktur her zaman Sen istediğin için bu böyledir Sen istediğin için Kaçmıştır anılar En ıssız kuytulara Albümde ki resimlerde Kalmıştır insanlar Coşkular sararmıştır emin ol Telefonun hiç gelmez Mektup hiç gelmez posta kutuna Düğün davetiyeleri yoktur masanda Sen istediğin için Pişmanlıkların dönüşüyoktur bilirsin Yaşmın sonuna geldiğinde Geriye dönmenin Mümkünatı yoktur bilirsin Sen geri dönmek istesen bile
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
10 Kasım 2008 Pazartesi
22:03:30
|
|
|
kimseye soramıyorum seni!
kirlenme diye hiç öpmedim ya
belki başkasını seversin diye
hiç söylemedim sana sevdiğimi
bilmiyorsun
boğazımda düğümsün!
yutkunsam gideceksin
yutkunmasam
ölürüm.
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
10 Kasım 2008 Pazartesi
22:06:46
|
|
|
Yırttığım gök kubbe peşimde faili meçhuL cinayetLer gibi
günahLar ardı ardına,
duraksız!!
akrep ile yeLkovan.. kovaLıyor
kaçıyor durmuyor bir öndeki
ve ben yine susuyorum inadına,
bir anLatsam cehennem daha bir körükLenecek..
ateş yakacak seni, yıLLardır bu bedenin yandığı gibi
anLatsam keLimeLerLe..
anLatamam!
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba
02:40:55
|
|
|
Biz Birbirimizin Hiçbir Şeyi...
`Ben senin herşeyin olacağım` açgözlülüğü, sevdiğin insanı kendi varlığınla sarıp dünyadan kopartarak, yalnızca kendine ait, başkalarının girmeyeceğinden emin olduğun bir kapalı bahçe haline getirme arzusunun boğuculuğu... Oysa tersine bir yolculuk var gibi. Hiçbir şeyi olmamaktan başlarsan, o geniş özgürlük meralarından `herşeyi olmaya` ulaşabiliyorsun. Herşeyi olmaktan başlarsan, kısa zamanda gideceğin yer `hiçbir şeyi` olmamak oluyor. Hafızamızın bizden bağımsız bir hayat sürdürdüğünden şüpheleniyorum bazen, kaybolduğunu sandığımız nice anı, nice çehre, söz, cümle, yazı, kendi derinliğiyle bulanıklaşmış kanalların içinde varlıklarını sürdürerek yüzüp duruyor; sonra birden, neredeyse ilk günkü kadar taze ve parlak olarak beliriveriyorlar, o zamana kadar niye saklanmışlardı ve o gün ortaya niye çıktılar, bunu hiç bilemiyoruz. Geçenlerde, her mevsimden kendinde bir şeyler taşıyan kararsız bir sabah vakti, beyaz yelkenler gibi şişen bulutlarla çocuksu bir güneşin yaşadığı saklambaçın bir yağmura mı yoksa ılık bir güne mi döneceğini kestirmeye çalışarak, uzaktan kremalı bir pasta gibi gözüken uçuk sarıya boyanmış konağa yaklaşırken, Goethe`nin Frau von Stein`a yazdığı bir ayrılık mektubundan bir satır, görünürde kendisini çağıran hiç kimse olmadığı halde çıkıp geliverdi. `Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık ama herşeyi olduk` diye yazmıştı Alman şiirinin Zeus`u. `Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık...` Bu kısa mektubun tümünü okumak için duyduğum ani istekle hemen eve dönüp `Goethe`nin Mektupları`nı çıkardım. Kendisinden yedi yaş daha büyük olan, evli ve dört çocuk sahibi soylu kadına bu mektubu yazdığında Goethe yirmi yedi yaşındaydı, bütün hayatını geçireceği ve `Ben Weimar`lı bir dünya vatandaşıyım` diyeceği Weimar`a geleli henüz bir yıl olmuştu. Daha o yaşında, çok az yazara nasip olmuş olağanüstü bir şöhretin tadını çıkarıyordu, yirmi altı yaşındayken yazdığı `Genç Werther`in Acıları` yalnızca Almanya`da değil bütün Avrupa`da büyük ilgi görmüş, kıtanın hemen hemen her yanında gençler Werther gibi giyinip Werther gibi konuşmaya, Werther gibi ölmeye başlamışlardı. Sokaklarda, Werther`in kitapta anlatılan kıyafetine bürünmüş, altın düğmeli mavi frak, sarı pantolon, fırfırlı pantolon, fırfırlı beyaz gömlek giymiş binlerce genç dolaşıyordu. Goethe`nin bu kitabında, çok yakın bir arkadaşının sevgilisi olan Charlotte Buff`a duyduğu aşkı ve bu imkânsız aşk nedeniyle çektiği acıları çok içten anlattığı için gençleri bu kadar etkilediği söyleniyordu. Sonunda çareyi tutkuyla sevdiği kadının yanından kaçmakta ve duygularını yazıp kurtulmakta bulmuştu. O büyük aşkın ertesinde rastlamıştı bir başka Charlotte`a. Charlotte von Stein zarafeti ve etkileyici kültürüyle bağlamıştı genç yazarı kendisine. Zor bir ilişkileri vardı. Sık sık yaptıkları kavgalardan birinde Goethe işte o mektubu yazmıştı. `Neden sana acı çektiriyorum sevgilim? Neden hep, ya sana acı çektirmek ya da kendi kendimi aldatmakla geçiyor günler. Biz birbirimizin hiçbir şeyi olmayacaktık ama herşeyi olduk... Seni artık görmeyeceğim. Yıldızları nasıl seyrediyorsam, bundan böyle sana da öyle bakacağım demek.` İnsana ait bütün duyguları şiirlerinde ve yazılarında anlatan Goethe, sanki anlattıklarını daha iyi bilebilsin diye tanrının kendisine bağışladığı bütün çelişkileri ruhunda barındıran bir yazardı ve elbette ki bir aşk ilişkisini tek bir mektupla bitirebilecek birisi değildi. İlişkileri, Goethe çok daha genç ama çok daha basit bir kıza aşık olup onunla evlenene ve von Stein`ı `Cenazemi onun evinin önünden geçirmeyin` dedirtecek ölçüde kızdırana kadar uzun yıllar sürdü.i `Birbirlerinin hiçbir şeyi olmayacakken herşeyi olmaya` devam ettiler.
./..
|
|
|
12 Kasım 2008 Çarşamba
02:41:56
|
|
|
devam...
Biz birbirimizin hiç bir şeyiyiz
Hem çok sevdiği hem çok beğendiği biriyle `onun hiçbir şeyi olmamak` üzere yola çıkıp onun herşeyi olmaya varmak, kabul etmeli ki, insanın ilgisini çeken bir macera. Hele bunun `birbirlerinin herşeyi olmak için yola çıkıp birbirlerinin hiçbir şeyi olan` insanların çoğunlukta bulunduğu bir dünyada yaşandığını düşünürseniz, daha baştan `birbirinin hiçbir şeyi olmamaya` karar vermenin sihrinin etkisinden pek kurtulamazsınız. `Sen benim hiçbir şeyim olmayacaksın ve ben senin hiçbir şeyin olmayacağım` deyişteki korkunç vazgeçiş, hep biraz uzakta kalıp, aradaki bağın, kararlarla, sözlerle, açıklamalarla, nikâh kağıtlarına atılan imzalarla, birbirinin sahibi olabilmek için duyulan isteklerle değil de yalnızca karşısındakine hissedilen sevgiyle sürebileceğine olan muhteşem inanç, bir aşkı bir buçuk asır sonra da hatırlanır kılıyor elbet. `Ben senin herşeyin olacağım` açgözlülüğü, sevdiğin insanı kendi varlığınla sarıp dünyadan kopartarak, yalnızca kendine ait, başkalarının girmeyeceğinden emin olduğun bir kapalı bahçe haline getirme arzusunun boğuculuğu; kimse kimsenin `herşeyi olamayacağından` sonunda insanı sıkıntıyla bunaltarak, karşısındakinin `hiçbir şeyi olmama` isteğine sürüklüyor herhalde. Tersine bir yolculuk varmış gibi gözüküyor. Hiçbir şeyi olmamaktan başlarsan, o geniş özgürlük meralarından `herşeyi olmaya` ulaşabiliyorsun. Herşeyi olmaktan başlarsan, kısa zamanda gideceğin yer `hiçbir şeyi` olmamak oluyor. Hiçbir şeyden başlayan macera artarak, çoğalarak, genişleyerek büyüyor. Herşeyden başlayan ise sürekli eksilmeye, azalmaya, sonunda yok olmaya mahkum gözüküyor. `Birbirlerinin herşeyi olmak` gelip bir sınıra dayanmanın, her türlü hareketten, kıpırtıdan yoksun iki kişilik bir hapishanenin temellerini atmanın parolasına dönüyor. Sanırım, yeryüzünde birbirini seven hiç kimse `birbirinin hiçbir şeyi` ya da `birbirinin herşeyi` olmayı becerememiştir, ikisi de imkânsızdır çünkü. Birbirinizi seviyorsanız `birbirinizin hiçbir şeyi` olarak kalamazsınız, sevgi hareket eder, yürümek, ilerlemek, `herşeyi olmaya` doğru gitmek ister, sonunda `herşeyi olursanız, ` ondan sonrası bir ayrılık mektubudur ya da daha fenası, bir sıkıntı ve kaçış. Ama yine de bu uzun yürüyüşte unutulmayacak epeyce haz ve acı derlersiniz. Herşeyi olma arzusu ise, daha sevgi başlarken onun yürüyeceği yolları keseceğinden, sıkıntı, yaşanabilecek birçok haz daha yaşanmadan gelir, vurur sizi. Goethe `hiçbir şeyi olmamayı` ve `herşeyi olmayı` daha yirmi yedi yaşında keşfetmiştir; daha sonra bütün hayatı aşkta ve edebiyatta hep bu iki şeyi keşfederek geçti. Yirmi altısında parlak bir şöhretle taçlanırken kırkında onu derinden yaralayan büyük bir başarısızlığı, okuyucularının kendisini terkedişini, sekseninde ise gelmiş geçmiş en büyük şair ilan edilişini gördü. Yirmi yedisinde sevdiği kadının `hiçbir şeyi` olmamayı isterken, yetmiş dördünde, karısı öldükten sonra, aşık olduğu ondokuz yaşındaki bir kızın `herşeyi` olmayı isteyerek evlenme teklif edip reddedildi. `Biz birbirimizin hiçbir şeyiydik` diyen serazat çocuk, `herşeyi olmak` istediği kadın tarafından reddedildiği için arabasında ağlayarak evine dönen adamın acısını da yaşadı. Yazarken `herşeyi` bilen bir yazardı, yaşarken `hiçbir şey` ona mutluluğun nasıl ele geçirilebileceğini öğretemedi. Hiçbir şey ve herşey, hepimiz gibi onun da hayatını altüst etti.
Ahmet Altan
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe
00:36:44
|
|
|
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe
13:39:35
|
|
|
Aradığım bir sıcak sözdü Bir buket güldü beklediğim. Yollarıma serenler oldu gülüp geçtim Heyecansızdı ifadesizdi ifadelerim Özlemini çektiğim senden gelendi.. Bakma karamsarlığıma senin zaferin Başardın seni tebrik ederim. http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38318107 hayat diplomamı aldım elinden En güzel günlerde acı sözlerim var Şimdi sitemim can yakar Ama sanma söylerim Nihayetsiz sevdam Bakma suskunluğuma senin zaferin Başardın seni tebrik ederim. http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38318731 Senden ödünç aldığım kelimelerle Sana şiirler yazıyorum İçinde birtek benim birde iradesiz olmasan Senin anlayacağın bin asi. Gülüyorum inan Hayata soyuma yasaklara ve sana inat gülüyorum İçime akıttıklarım da mühim değil Ben beni artık onlarsız sevmiyorum Bakma umarsız olduğuma senin zaferin Başardın seni tebrik ederim. http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38227787 Artık gitmiyorum kanyon.`da Ve eskisi kadar sevmiyorum İstanbul`u., Ben yaşamayı ve seni ıssız sokaklarda seviyoru dum. Küçük şeylerle avunmayı bana sen öğrettin Bakma kaygısız olduğuma senin zaferin Başardın seni tebrik ederim... http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38318450 Hala unutmadıysam müsebbibi değilsin Bilakis çabaların unutmamdan yanaydı Bir özelliğinde yoktu senin Vurgunluğum vasıfsızlığınaydı. Lakin gururum senden bile önce gelir Yüreğimdeki yerin yerle bir kuru yaprak... Bakma gamsız durduğuma Bakma seni unuttuğuma senin zaferin Başardın tebrik ederim http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38319260 bu sana yazığım son şiirim olacak.. gözümde ki. son damlasın sen... bulunmaz hint kumaşı değilsin.. seni kendi değerlerinde bırakıyorum.. insanlara.olan inancım bitti.. bakma ağldığım senin zaferin başardın seni tebrik ederim.. http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38318318 maskeler taktım gülen yüzüme... nefreti aldım sevgi yerine.. inancımdan oldum sen uğruna.. uçurumdan bir dünya kurdum kendime bunu sen başardın tebrik ederim.. http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=38317753 lalece yaşiyor dum.huzurlu hayatım.. seni tanidim bir hazran gecesi.. nerden bilecektım sonum olacağını.. sonum oldun seni tebrik ederim...... http://tr.netlog.com/asibela64/photo/photoid=37442136
|
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe
14:10:18
|
|
|
Sibel Harika görünüyorsun,hayran olmamak elde değil
|
|
|
Sweety love (sweetylove)
1
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe
15:20:54
|
|
|
Arkaya dönüp bakarmısınız ara sıra 10 yıl 20 yıl öncesine,,, o günlerden kim kalmış yanınızda yakınlarınız sevdikleriniz dostlarınız arkadaşlarınız ve belki çocuklarınız,,, çoğu yok değilmi? yeni birileri var hayatınızda 10 sene sonra onlarda yok olacaklar şimdi olmazlarsa olmaz göründüklerine bakmayın
alıştıra alıştıra giderler,,,önce biri sonra öteki......
Koşuşturma içinde farkedemezsiniz,ara sıra düşünmeye zamanınız olursa bir bir aklınızdan geçirirsiniz eski dostlarınızı sevdiklerinizi,,,,
Sizin bir döneminize damgasını vurmuş insanlar vardır içlerinde,,,, ozaman kıymetini bilmemişsinizdir........
ŞİMDİ YANINIZDAKİLERİN KIYMETİNİ BİLMEDİĞİNİZ GİBİ,,,
Kimi temelli göçüp gitmiştir,,, bir gün bir haber alırsınız yada gazetede bir ilan VEFAT diye başlıyan........
burnumuz sızlar,yüreğimiz sıkışır gibi olur...... Ne zamandır aramak istediğiniz biridir belkide o.
Aramak için fırsat bulamadığınız biri,,,, "KAHRETSİN" dersiniz.........
Niye aramadım
Yaşarken önemi yoktur insanların,sadece olaylar önemlidir..... Abuk sabuk çekiştirmelere kaptırmışızdır kendimizi.......
Sonra hiç biri kalmaz anılarda yalnız kişiler kalır ama iş işten geçmiştir........
Onlara sevdiğimizi söylemek için geç kalanlardan olduğumuzu farkederiz,,, ama artık çok geçtir.....
Şöyle bir düşünün uzun zamandır,görmediğiniz özlediğiniz birileri vardır mutlaka?
Yeterince iligilenmediğiniz bir büyüğünüz,,, ihmal ettiğiniz bir arkadaşınız,,,,,
En son onlara ne zaman SENİ SEVİYORUM demiştiniz??
HATIRLIYOR MUSUNUZ ?
Hemen şimdi arayıp bulun onları, YARIN GEÇ OLMADAN...................
Sonra ilerde bu günler için yüreğinizin sızlayacağını düşünün..............
Şuanda yakınlarınızdan kim varsa ona daha dikkatli bakın,,
onlara ne kadar çok sevdiğinizi anlatın........
ANNE-KIZ,,,,BABA-OĞUL,,,,,KARDEŞ-ARKADAŞ,,,,,,,-
aranızdaki bağ her neyse,ilişkinizin tadına varın......... hemen şimdi..
.............YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR................
Keşkeyle başlayan sözcüklerin hiç bir önemi yok artık..........
Geçmişi geriye getiremiyeceğiz,, ama geleceğe güvenle bakmak için geçmişin izleri hep yüreğimizde kalır.....................
....................SAKIN UNUTMA ....................
............YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
|
|
|
13 Kasım 2008 Perşembe
17:21:48
|
|
|
teşekkürler efendim.
eskiden mütevaziydik.şimdi harikayız
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
14 Kasım 2008 Cuma
11:14:12
|
|
|
bir masal mı hayat,
üç elma hikayesi yani...
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
16 Kasım 2008 Pazar
22:15:24
|
|
|
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|