|
| Gönderen | Mesaj |
|
24 Eylül 2008 Çarşamba
13:55:46
|
|
|
Bilmiyorsun
şimdi... gecenin ıssızlığında kaçak ruhumla yine sensizlikteyim gelişin düş olsa da sen sevgili cennetimsin
kısacık bir an dokunuyorum gözlerimle kalbine ellerimle bulmuş gibi sıcaklığını koyu/veriyorum tenime...
korkmuyorum çünkü... varlığın beni aydınlık kılan karanlık ağır ağır çökse de üzerime
öylece dur...! ne olur gitme hayalim az daha kalıver bu beden can bulsun
çok zor inan sende olup da sensiz olmak bilmiyorsun bilmiyor bil..
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
15:02:57
|
|
|

Yağmurları da görünce yavaş yavaş bir sonbahar havasına iyice kapıldık sanki, camda, kapıda, şiirde, resimde, hüküm süren bu sepya bu farkettirmeden yerleşiveren gökyüzümüzdeki hazan sardı bizide, en azından kendi adıma, depresiftir bu havalar diyor bazı psikologlar doğru sanırım, bu yüzden daha bir erken kalkmalı, fırsat bırakmamalı sonbaharın hegamonyasına, şimdi güzel renkli anılarla beslenme zamanı, şimdi hani sanki fasıl şarkıları zamanı gibi geliyor bana, kendi güneşimizi kendimiz parlatmalı, önce kendimiz içimizi ısıtmalı sonrada yaymalı çevreye.
Şimdi tabiatın ayrı bir renk tonu cümbüşü var, baharın civelek renkleri yerini daha bir derin renklere bırakmakta, yazın sıcak renkleri hala kuruyan yapraklarda biraz puslu da olsa görünmekte, şimdi yürüyüşler zamanı, şimdi kol kola sıcak omuzlar hele birde yağmur varsa büyükçe bir şemsiyenin gölgesinde sıkı sıkı tutunmalar, yaklaşmakta olan buğulu nefesler zamanı.
Hazanın keyfine varabilme zamanı, her zaman hatırladığım gibi Nazım yine yetişiyor bu duygularada...
Hoşgeldin hazan, hoşgeldin sepya, hoşgeldin bereketli Eylülün yağmurlarıyla... Hoşgeldin Sonbahar..
yasmin.

Hoş geldin! Kesilmiş bir kol gibi omuz başımızdaydı boşluğun... Hoş geldin! Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik... Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta... Hoş geldin. Yerin hazır. Hoş geldin. Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. YÜRÜYELİM.....
N.Hikmet - 1932

|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
15:11:20
|
|
|
Teşekkürler Demir arkadaş..
Sevgilerimle..
|
|
|
25 Eylül 2008 Perşembe
17:45:55
|
|
|
OY OY OY DEVRİM BABA DEMİR BEY YASMİN ABLOŞ HEPSİ BNURDALŞAR
OH NE GÜZEL
|
|
|
7 Ekim 2008 Salı
04:08:09
|
|
|
Birikti her şey içimde.. Birikti.. Çok birikti.. Daha iyi oldu belki. Elini uzatmadın ya sen sevgili.. O çok güvendiğim elini.. Daha iyi oldu.. Deliliğime sarıldım ben de sımsıkı.. Ömrümün kısalığına sarıldım. Oysa sen hayatsın. O bir zamanlar çok güvendiğim hayat.. Ama yine de eski bir alışkanlık bendeki.. Düşerken boşluğa el uzatma alışkanlığı.. Belki tutarsın diye.. Hiç yaşamadım ki... Ama yine de bir gelenekti bu bizim gibiler için. Hiçbir şeye inanmazken inanmış görünüp, kendini arenanın ortasına atmak.. Ölmek istemek.. Aldanmak istemek.. Ama yine de anlamıyorum.. İşte kaybettim, işte ilan ettim kısa ömürlü olduğumu.. Bu dünya ile ilgili bir derdimin kalmadığını.. İsteyenin olsun.. Çünkü belki son anda elini uzatırsın demiştim. Meğer yanılmışım. Meğer sen de uzun yaşayacakmışsın. Tıpkı düşmanlarım gibi.. Tıpkı yanımda sandığım ama düşmanlarımla olanlar gibi. Yanılmamışım. Hem ne fark eder bundan sonra.. Sen ve senin gibiler şimdi itin beni arenaya.. Dövüştürün beni Dövüştürün yarattığınız hayaletlerle.. Siz yukardan düşmanlarımla dostlarım sandıklarım, beni seyredip alay edin halimle.. Alay edin inanmış aldanmış halimle.. Alay edin deliliğime, sımsıkı sarılmışlığımla.. Ne fark eder.. Ama son kez
Şu sözler dökülecek ağzımdan... Herkesin bir bildiği varmış bu hayatta benim ise bilmediğim... Hepsi bu... hepsi.. İnanmıyorum sevgili sana.. Hiç inanmıyorum.. Sen de bu hayat gibisin.. Ve bu yüzden sevinçle düşüyorum sunduğun boşluğa... Sevinçle....
Cezmi Ersöz Söylesene mücadele etmeye değecek insanlar var mı bu dünyada? Ben masallara çabuk inanırım sevgili.. Dedim ya "çok uzun yaşamak istemiyorum" diye .. Bu yüzden ben aşklara da çabucak inanırım, aslında inanmak isterim. Bu aldanış içimdeki sıkıntıyı, kasveti dağıtır. Bilirim yoktur ama yine de inanırım. En acısı da budur aslında. İnanmadığım halde o inanmadığım o şey için herkesten daha çok uğraşır, yıpranır, hayatimi seve seve ortaya koyarım. Nasılsa hiçbir iddiam yoktur. Böyle kurmuşumdur hayatımı. Aslında hayat budur benim için. İnanmak isteyip de inanmadığım şeyler için her şeyimi ortaya koymamdır.. Beni bensiz bırakanlara hayatımı vermemdir. Gülerken ağlamam budur..
|
|
|
8 Ekim 2008 Çarşamba
16:40:54
|
|
|
SARTEBUS VE KİM`İN HİKAYESİ
Antik zamanlarda yaşamış yaşlı bir adamla, genç bir çocuğun hikayesidir bu: Yaşlı adamın adı SARTEBUS, genç çocuğunki ise KİM`di... Kim, yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir neden arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi. "Neden" diye merak ederdi; "Neden herşey bukadar zor ? Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi?".. Bunlar, Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi.. Birgün, aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı. Yaşlı adam, oldukca ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu. Yol kenarında mola verdiklerinde, yaşlı adam yorgun bir halde sepetini yere koydu. Kim`e, sanki "yaşlı adam varını-yoğunu bu sepette taşıyormuş"gibi geldi. "Sepetin içinde onu bu kadar ağır yapan ne var?" diye sordu Kim, Sarbetus`a.. "Onu senin için taşımak beni mutlu edecektir. Ne de olsa sana göre çok genç ve güçlüyüm!". O senin, benim yerime taşıyabileceğin birşey değil" diye yanıtladı yaşlı adam. "Kendim taşımam gereken birşey". Ve ekledi "Bir gün, kendi yolunda yürüyeceksin ve benimki kadar ağır bir sepet taşıyacaksın". Günlerce ve kilometrelerce birlikte yürüdüler ve Kim, Sarbetus`a "insanların neden böyle kendi kendilerine eziyet ettikleri" hakkında sorular sordu. Ama ne yanıtlarını öğrenebildi, ne de yaşlı adamın taşıdığı sepetin içindeki ağır yükün ne olduğunu.. Sonunda Sartebus, artık daha fazla yürüyemeyeceği ve son kez dinlenmek için uzandığı zaman, sepetin içindeki sırrı söyledi ve neden insanların kendi kendilerine eziyet ettiklerinin yanıtını da verdi: "Bu sepette" dedi Sartebus, "kendim hakkında inandığım ama gerçek olmayan şeyler var. Onlar, yolculuğum boyunca ağırlık yapan taşlardı." "Şüphenin her çakıltaşının, tereddütün her kum tanesinin ve yanılgının yol boyunca topladığım her kilometre taşının ağırlığını sırtımda taşıdım.
Bunlar olmadan çok ilerilere gidebilirdim. Hayalimde canlandırdığım insan olabilirdim. Ama bunlarla, yolun sonunda,gördüğün gibi başbaşayım.." Ve sepeti kendisine bağlayan ipleri bile çözemeden, yaşlı adam gözlerini kapadı, son uykusuna daldı.. Kim, sepeti Sarbetus`un sırtından çözdü ve içini merakla açtı.. Sepetin içi boştu!.. Ve o anda sorularının yanıtını anlar gibi oldu: Çoğumuz,sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz...
|
|
|
8 Ekim 2008 Çarşamba
23:00:37
|
|
|
günaydın güneşim işte ben..şafak vakti hazırım sana.. duyuramıyacagım sesimi biliyorum yinede çığlıkçığlığa bir merhaba.. merhaba sevdiğim tatlım ..birtanem duygulu aşkım ..merhaba..
bugun çok farklı bigün olacak yorgunum..uykusuzum ama olsun. uzun zamandır ilk defa aynı şehirde karşılıyoruz sabahı. aynı kokuları..aynı gürültüleri aynı sokakları..caddeleriyle aynı kentteyiz.
bugün ayın kaçı bilmiyorum günlerden cumartesi yirmidört saatini aksatmadan pylaşacağımız tek gün.. al işte mutlu olmak için bir neden daha. ah.
|
|
|
9 Ekim 2008 Perşembe
15:50:21
|
|
|
Elvanım yazını şimdi gördüm canım
Mert arkadaşın paylaşımı misali
iyiyiz diyelim iyi olalım dimi
umarım sende iyisindir caannn..
bugun çok farklı bigün olacak yorgunum..uykusuzum ama olsun. uzun zamandır ilk defa aynı şehirde karşılıyoruz sabahı. aynı kokuları..aynı gürültüleri aynı sokakları..caddeleriyle aynı kentteyiz.
ortanoktadaaaaaaaa.....
Sevgilerimi yolluyoruummm..
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
9 Ekim 2008 Perşembe
16:30:27
|
|
|
|
al işte mutlu olmak için bir neden daha. =)
|
|
|
9 Ekim 2008 Perşembe
18:11:47
|
|
|
slmlar arkadaşlar
|
|
|
10 Ekim 2008 Cuma
14:14:42
|
|
|
Merhabalar arkadaşlar, nasıllarsınız 
Cumanız mubarek olsun, herşeyler gönlünüzce olsun diliyorum....
Sevgilerimlee...
|
|
|
16 Ekim 2008 Perşembe
02:07:30
|
|
|
Ey Hayat Kucakla Beni
Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
Çekip gitsem bu şehirden
Anılar incinir mi?
Üşür mü? dalında bir yaz çiçeği
Ve bilir mi?
Bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
Bin ilmik atanı usuna
Çekilen her tetiğe karşılık
Kirpiklerinde
Baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
Düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
Ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
Bir şiir vurur kıyılara / gücenik
Değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları
İçimin ırmakları kurudu / bütün yapraklar soluk
Hüzün kokuyor çiçeğim
Hangi yağmurları müjdelersen müjdele
Yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
Aşk da küstü
Kim dinler kalbimin kırık sesini artık
Ceylanların
vurulduğu bir dağbaşı ıssızlığıyım işte
Gelinciklerin ürperdiği şafak
Ğülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
Giden gelmedi terketti bütün mevsimler
Bir korkunç acıya düştümki
Sırtımda kırk paslı bıçak kırkyerimden kanayan
Avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
Acılar tünedi sevincin tüneğine
Giden dönmedi terketti bütün mevsimler
Bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
Şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım
Kirpiklerimde yıldızlar saklasamda
Bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece
testisi kırık bir yolcuyum / yolum duman
Artık hiç bir şey avutmuyor beni
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım
Üşüyorum
Ey hayat kucakla beni
Mavikanatlarının altına al
Sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine
Nuri CAN
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
18 Ekim 2008 Cumartesi
00:40:28
|
|
|
Sitem
Kalpten kalbe bir yol vardır izlenir Sevgim hazinemdir kalpte gizlenir Eyüp`ün sabrıyla gönül bezenir Sevda bilmez dosta sitem eylerim
Dostun bahçesine güller ekmeyi Vuslat eylemeyip özlem çekmeyi Canımı yandırıp cana bakmayı Anlamayan dosta sitem eylerim
Günleri aylara yıla ekledim Sevdamı ben yüreğimde sakladım Kış ayında senden gül mü bekledim Vefa bilmez dosta sitem eylerim
Benim sevdam senin sözünü almaz Söylediğin sözden devasın bulmaz Kırdığın gönlümün tamiri olmaz Gönül bilmez, dosta sitem eylerim
Bahar gelmez artık benim gülüme Bülbül sussun figan etsin halime Taş basarım artık ben bu gönlüme Gül verdiğim dosta sitem eylerim
Mihnet sitem dolu yüreğim özüm Çağladı yaşlarım görmüyor gözün Lazım değil artık söyleme sözün Diyerekten dosta sitem eylerim
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:06:21
|
|
|
DEĞERMİ SÖYLE DEĞER Mİ? BİR GELİNCİĞİ BİNLERCE PAPATYANIN İÇİNDEN ALMAK BİR GELİNCİK İÇİN BİNLERCE PAPTYAYI EZMEYE DEĞER Mİ? SÖYLE… HAYALİNE DALDIĞIN UMUTLARI ZAMANI GELDİĞİNDE YAŞAYAYAMAMIŞSIN DEĞER Mİ? SÖYLE… GÖZLERİNDEN DÖKÜLEN YAĞMUR MİSALİ YAŞLAR DÖKTÜĞÜN VEFASIZIN UMRUNDA DEĞİL İSE DEĞER Mİ? SÖYLE… MECNUN LEYLASINA DELİ OLMUŞ LEYLANIN UMRUNDA DEĞİLSE DEĞER Mİ? SÖYLE.. HAYATINI MAHVEDEN ADAM İÇİN AĞLAMAYA DEĞER Mİ? SÖYLE DEĞER Mİ? ONA DEĞMEZ BUNA DEĞMEZ NEYE DEĞER NERDE SON BULACAK PAHA DENİLEN ŞEY EDERİ ETİKET EZİLEN PAPATYALARA YAPIŞTIR EDERİNİ YAZ VE HATTA GÖZÜNDEN DÖKÜLEN YAŞLARA,VEFASIZ İNSANA , HAYATINI MAHVEDEN ADAMA,LEYLAYA,ETİKETİNİ YAPIŞTIR AMA BİLESİN ARTIK AĞLAMAYACAĞIM BİLİYORMUSUN NEDEN? ÇÜNKÜ: ARTIK HERKESİN ETİKET OLDUĞU YERDE FİYATI BEN BELİRLEYECEĞİM…. SÖYLE… EDERİN NE KADAR?
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:41:33
|
|
|
Gül verenin elinde gül kokusu kalır.
Bazen insanlar güzel kokan güllerin peşinden koşarken ayakları altında ezdıği masum papatyaları hiç farketmezler ...
Meleklerin Saçları Salkım Salkım, Havada Dondurmadan Kaleler Ve Her Yerde Kuştüyü Vadiler. Bulutlara Öyle Baktım. Ama Şimdi Yalnızca Güneşin Önünü Kesiyorlar, Yağmur Ve Karla Kapluyorlar Her Yeri. Çok Sey Var Yapabileceğim, Bulutlar Çıkmasalar Yoluma...
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:55:18
|
|
|
|
Gül verenin elinde gül kokusu kalır
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
23:00:04
|
|
|
gül kokusu güzel bir kokudur..
hayatta her kes bir yaradılmış olan için yorum yapabilir,
yorumlar birbirini tutabilir, ve yorum yapılan her ne ise aynı
şekilde anlaşılmış olabilir, anlaşılabilir de, bu kanıtlanabilir..
ama kimse beğendiği bir kokunun güzelliğini kanıtlayamaz..
bir başkasının aynı şekilde algıladığından da emin olamaz..
çok ilginç değil mi..
her koku, koklayan her bir insan için özel olmuş oluyor bu durumda, ve başka kimse aynı duyguyu algıladığından emin olamaz...
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
23:01:16
|
|
|
etiket yaptım sana abloş
Gül verenin elinde gül kokusu kalır
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
23:05:39
|
|
|
Sağolasan Yiğitcim, teşekkür ederiimm..
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
23:28:50
|
|
|
Dalgalar Sarhoş Gibi...
Kıyısındayım mavinin, Köpük köpük dalgasındayım... Kederde gamda uzak benden. Oh be! Yaşamaktayım...
Çay ,simit ve ben... Demlemekteyim hayatı, Dem`lerin zirvesinde...
Bir martının kanat sesleri, suskun yüreğimin sevinci şimdi... Kopmaktayım hayattan...
Dalgalar sarhoş gibi Saldırıyor ardı sıra. Her gelgit , Gözlerim de büyüyor. Küçülüyor... Hipnoz olmuşcasına. Düşünceler firari....
Bir yudum çay, Bir lokma simit... Ve bir kedi , Yalanıyor ayak dibimde.. Simit veriyorum. Sevinci benden başka... Bir çay daha istiyorum, Bir çay daha, Bir çay daha.... Sarhoş olmuşcasına.... Tanıdık bir yüz, Pelikan Osman geçiyor. Arkasında cıvıldaşan çocuklar... Dostluk kurmuşlar... Bir oh! daha, Yaşama... Ne denklemlerim, Ne sitemlerim,ah`larım... Umrumda değil yaşamaktayım...
Deniz-dalganın hayalinde, Dalga kıyının. Martı-balığın hayalinde, Balık yaşamın.. Kedi-lokmanın, Simit-çayın hayalinde, Çay demlenmekte... Bense, Sarhoşum hepsiyle... Hep birlikte,hayallerde... Oh be!.......
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|