Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > yeşilgözlüm ve dostluk

yeşilgözlüm ve dostluk


GönderenMesaj

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Ağustos 2008 Çarşamba 02:20:20

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Ağustos 2008 Çarşamba 02:21:22

 



Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
13 Ağustos 2008 Çarşamba 02:38:47

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Ağustos 2008 Çarşamba 02:44:31

 

Harikasınııızzz...

 hemen bitanedaha geliyooo..



 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Ağustos 2008 Çarşamba 02:49:16

 



 

 


Leyla`yı İncitirsin

Bir gün Mecnun hasta olup yatağa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar.
Doktor "Damardan kan almak gerek`" diyerek Mecnun` un kolunu bağlar.
Tam iğneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır;
"-Ey doktor, bırak! Ücretini al ve git. Bu hastalıktan öleyim, zararı yok. Vazgeç kan almaktan. "

Doktor Mecnun`a
"-Sen çöllerde kükremiş arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir iğne batmasından mı korkuyorsun?"
diye sorar.

Mecnun`un cevabı şu olur;
"-Ben neşterden korkmuyorum. Benim vücudum,
varlığım Leyla ile doludur. Korkarım ki benim kolumu
yararken Leyla`yı incitirsin, işte ben bundan
korkuyorum."

MESNEVİ: "-Varlığımdan bir addan başka bir şey kalmadı.
Ey güzelim, vücudumda senden başka bir varlık yok.
Bu sebeple sirke, bal denizinde nasıl yok olursa, ben de sende öyle yok olurum."
(Beyit 2023-2024)

 

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
13 Ağustos 2008 Çarşamba 16:24:12
Bir ganimettir ciğerinden geçen her nefes
Gitti giden hiç gidenden var mı ses
Biri yer biri bakardı öyle koptu kıyamet
Büyüklük göstermekti küçüklüğe alamet
Görünüyor ruhunun çirkin köşeleri
Öyle güzelsin ki hala elmasın çamurlu hali
Parlamadığını farkettin oldu akıl vali
Böyle dosta malum olur alemin tüm halleri
Yalniz kalınabilen bir yer var mı bildiğin?
Saklanacak yer yok derdim al bu fedaim
Kullanırda dostu derdi benim canım enayim
Kaf ve Kef’tir helalim sanki bu mudur kemalin?
Şekil alır demir döve döve insan olgunlaşır dert çeke çeke
Dedikodu gibi yayılıyor bende bilmece
Binilmeyen yaşlı bir at bakılmayan yaşlı bir surattı öptün her gece

Bir bilsen içimi bi kemiren var
Bir bilsen anlayan yok halimi
Bir bilsen anlatacağım şeyleri bir bilsen ah bir bilsen sen

Bir bilsen kaybettiğin her şeyi
Bir bilsen çok ağlayacaksın
Hele gülsen zahirden geçip bahtını görsen
Ah bir görsen sen..

Gazla dolsun kesme hızını bunlar rapten laftan anlamaz
Aldım hızımı sende anlamadın bu kız mı tazı mı
Beyin boşluk dolu kavramaz havlayan adam ısırmaz
İyilik edersin eşek hoşaftan anlamaz
Bir kurtarıcı ararken çoktan soğumuştu beden
Gaddar adam neden üzülsün ki zulmederken
Henüz rapi bırakmam için hayli erken
Savaştığımı bir de korkudan doğurma erken
Hakkımda konuşulur ama şahsiyetim bilinmez
Resmime bakarsın ama gözümün derini görünmez
Belki elimi tutarsın elime paha biçilmez
Mayından koşup geçilmez turla ruhum gezilmez
Gayba pek meraklıyız bildiklerimize isteksiz
Bilmediğinden korkan dalaksız yüreksiziz
Şeytan bal sürdü dudağa hoşumuza gitti tadı
Kandırıldık anladık bal değil de külmüş adı

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
15 Ağustos 2008 Cuma 00:40:40

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
15 Ağustos 2008 Cuma 01:37:33

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Ağustos 2008 Cuma 18:25:28
Sen hiç kendin ağladın mı?Ben çok ağladım..
Uyandığım bu dünyada en çok kendime acırdım
En umutsuz arkadaşıydım arkadaşların
İstiridyenin içinde yaşamaya razıydım incin olmalıydım
Beni birisi yolda buldu baygın halde kenara koydu
Çekti gitti işte yeniden yalnızım
Kanım yerde kaldı halsizim
Gücüm olsa biraz emekleyerek evime giderdim
Evimde yine bi ben ve kendim
Kuş kanadın kıymetini kanadı yanınca anladı
Elime bal sürünce cümle arılar elime damladı
Karanlığım gecenin karanlığını zevale uğratır
Uzun uzun bakma bana bu hal beni utandırır
Tuhaf olay beni üzen sen teselli veren sen
Kurtulmayada çaban yok ben neyinim neden ben?
Kaçıp gitsem uzaklara bilirim beni bulur
Ne benle mutlu olur ne bensiz huzuru bulur

Halimi anlayan yok yaşamak ne zor iş imiş
Halimi anlayan yok arkadaş
Yaşamak hayli zor bi zanaat
Vaktimi benden çalan çook kurtulmak ne zor iş imiş
Kurtulmak ne zor bir iş imiş vaktimi benden çalan herkesden
Yer beni ya da sev yaa ölümler ne erken imiş
Ölümler ne erken imiş ölümler ne erken imiş
Ya ağlat beni ya da güldür tebessüm ne zor iş imiş
Tebessüm ne zor iş imiş tebessüm ne zor iş

Yürüyeceğin o yollara kendi peşinden iz bırak
Benden başka kim ısrarcı sence bu kadar
Ayırt et beni , farket beni , bardak gibi kır bırak beni
Ama bırakma beni!
Bırak şu çocukluğu ikimizide yakmak üzeresin
Sakladığım sabır tükendi bende taşmak üzereyim
Nereye kadar dayanacak ha bu kalp
Al kendini git hadi Kolo kalk!
Olsun kabul et beni her sözünle derya dalgalandı
Varsın olsun ben bu aşka karşı yüzsüzüm
Başım öyle bi döndü sanki başım öldü
Herkes halimi gördü
Ama sen değil çünkü senin gözlerin işine geleni gördü
Ateşe verdim evleri ağır ağır yürüyorum
Ateş içimden çıktı artık ben ateşten geçiyorum
Artık seni sevmiyorum…

Halimi anlayan yok yaşamak ne zor iş imiş
Halimi anlayan yok arkadaş
Yaşamak hayli zor bi zanaat
Vaktimi benden çalan çook kurtulmak ne zor iş imiş
Kurtulmak ne zor bir iş imiş vaktimi benden çalan herkesden
Yer beni ya da sev yaa ölümler ne erken imiş
Ölümler ne erken imiş ölümler ne erken imiş
Ya ağlat beni ya da güldür tebessüm ne zor iş imiş
Tebessüm ne zor iş imiş tebessüm ne zor iş

Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
16 Ağustos 2008 Cumartesi 02:18:34

BUNU UNUTMAYIN

Birine sevginizin tumunu sunmak, Asla sizi de ayni sekilde seveceginin garantisi degildir.

Sevgiye karsilik beklemeyin; Sadece sevginin karsidakinin kalbinde buyumesini bekleyin;
 fakat olmazsa da, sizin kalbinizde buyudugune emin olun.

Birine carpilmak icin bir an yeterlidir, birinden hoslanmak bir saat,
 ve birini sevmek icinde bir gun yeterlidir, ama birini unutmak ise bir omur surer.

 

Gorunuse aldanmayin; kandirici olabilir.
 Zenginlige aldanmayin; yok olur gidebilir.
Sizi gulduren birini secin cunku karanlik bir gunu aydinlatan sey bir gulumsemedir.
Kalbinizi gulumsetebilen birini bulun.

Oyle zamanlar vardir ki, bazen birini oylesine cok ozlersiniz ki,
 onu hayallerinizden cikarip, gercek hayatta kucaklamak istersiniz.
 Hayal etmek istediginiz seyi hayal edin, gitmek istediginiz yere gidin,
olmak istediginiz kisi olun, cunku yasayabileceginiz tek bir hayatiniz var
 ve tum bunlari yapabilmek icin tek bir sansiniz.

 

Sizi tatli kilacak kadar yeterli mutlulugunuz olsun, guclu kilacak kadar aci deneyiminiz,
 insan kilacak kadar uzuntunuz, ve sizi mutlu kilmaya yetecek kadar umudunuz olsun.
 Daima kendinizi baskalarinin ayakkabilarina koyun.
Eger ayaklariniz aciyorsa, o kisininkiler de aciyordur.

En mutlu kisiler, herseyin en iyisine sahip olanlar degildir,
 onlar karsilarina cikan herseyin degerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk, aglayanlar, incinenler, arastirma yapanlar, ve cabalayanlar icin vardir,
 cunku boyle insanlar hayatlarina giren her insanin onemini takdir edenlerdir.

 

Ask bir gulucuk ile baslar, bir opucuk ile gelisir, ve bir gozyasi ile son bulur.
 En parlak gelecek, unutulmus bir gecmisin ustunde yukselir,
 gecmisinizdeki kalp kirikliklarini ve hatalari silmezseniz
 hayatin icinde ilerleme şansiniz olmaz.

 

SEVIN.. SEVIN.. SEVIN.. HICBIRSEYI VE HICKIMSEYI DUSUNMEDEN SEVIN..
 SEVGINIZI, SEVDIGINIZI ELDE ETMEK ICIN HER YOLU DENEYIN.


BIRGUN HERSEY COK GEC OLABILIR. UNUTMAYIN!

 

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
20 Ağustos 2008 Çarşamba 19:08:13
HiiCCC


Bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mi hiç?
Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek , ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanin sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek,etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek , artık sonunun "Pi" hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede gecen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insani fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.?
Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mi bir konserden yalnız basına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla. Bir barın kalabalığında hiç yarim vücudunla sallandın mi ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inanlığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç?
Hiiiiiiic.... Hiic

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
21 Ağustos 2008 Perşembe 05:45:58

 

Ağlama karanfil
 Ağlama karanfil,
Beni de ağlatma
Sil göz yaşlarını.
Yeşerecek sevdan
Kutlu tohumlarla
Körpe dudaklarda

Aldırma söylenen o sözlere
Sen dağıt etrafa mis kokunu
Umudu, sevgiyi, özlemlerini
Ve hasretleri...

Susadım karanfil
Çöllerde kavrulan
Kurumuş toprak gibi
Kelepçe vurulmuş yemyeşil gövdene
Ben özgürlüğe hasret..

Aldırma söylenen o sözlere
Sen dağıt etrafa mis kokunu
Umudu, sevgiyi, özlemlerini
Ve hasretleri... Eşref Ziya TERZİ
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
22 Ağustos 2008 Cuma 02:46:23

Teşekkür ederim canımcım..

seninde ellerine sağlık öyle güzel paylaşımlar yapıyorsun ki..
hele resimleri hep topluyorum zateenn...

Sevgilerimi yolluyoruuummm..



Yemliha (gülbahçeli)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
5437
24 Ağustos 2008 Pazar 00:19:48

YAŞAMAYA DAİR

 

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.


 
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

 

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
24 Ağustos 2008 Pazar 04:28:05

 

 

Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

 

 

Yemliha (ts836668986)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1305
24 Ağustos 2008 Pazar 22:24:00
hiç ölmeyecek gibi yarın ölecek gibi yaniii yaniiii

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Ağustos 2008 Pazartesi 01:45:20

 

Kırkıma kadar ben kırka gelmeden öleceğim derdim, hemde gerçekten inanarak beklerdim hee, gülmeyin, esin kaynağım bir rüyamdı çünki, kırkı devirdik hatta kırkdört olduk eeeee, velhasılı yarın ne olur bilinmez ama hala ölmedim..

ammaaaa unutmadım  her gün kendime sorduğum bir soru var.!

" O gün bu gün mü küçük kuş? O gün bu gün mü? "

bu yüzden her merhaba bir kavuşma, her ayrılık bir sonsuz kopuş gibi gelir bana, hee birde hoşçakal sözünü, kendine iyi bak sözünü, elveda sözünü hiiiiç sevmem...

illa ki herşeyler herkeslerin gönlünce olsun isterim..

 

Ölüm bu gün mü küçük kuş, bu gün mü?
 
Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...
1994``te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60``lık vücudu
artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş.
Doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık
Mori``yi tekerlekli sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış,
evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş.
Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır,
poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman:
"Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan
zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda
ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki
son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş.
Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış.

Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni"
düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız
sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce
cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü
haber sunucusu Ted Koppel``ın programına konuk olunca üne
kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja
gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar.
Mori``nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı.
(Mitch Albom, "Öğretmenim Mori``yle Salı Buluşmaları",
Boyner Y. 1997) Birbirinden ilginç o yanıtlardan
benim aklımda kalan ders şu oldu:

"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez.
Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık.
İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin
yaptığını yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor:
- O gün, bugün mü?
Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş,
araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?"

"Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın."
diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?"
sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:

"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla
kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde
güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer
verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp
renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim.
Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve
en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim.
Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim."

Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken
arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak:
"Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"



Can Dündar

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Ağustos 2008 Pazartesi 15:13:46

 

Yolculardan biri , kendine önemli gelen fikrini yanındakilerine söylüyor:"Kadının gözleri yosun yeşiliymiş"

 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Ağustos 2008 Pazartesi 19:11:07
değmez kargalar sahiciysen

kargalar uçuşuyordu üzerinde başımızın
ve deniz haykırıyordu çığlıklarla
vurup dalgalarını kıyılara
soluyordu öfkesi burnunda

değmedi bir damlası bile
laneti miydi denizin yoksa bu
yakar mıydı bedeni gök mavi tuzlu su
oysa yunmuştuk giyinip yalın dostluğu

yaktı mumlarını düşlerimizin inanç
denize nazır…yürek esintili
biraz martı…biraz karabatak sözlerimizi
değdirdik dalgalara ve vapurlar bize el etti

bir fincan ya da
-kalın- kadın belli bir bardak çay
koyu kıvamında
raks etti damaklarda
ki henüz güneşe kur yapmıyordu ay

ve ah o şen gülüşlerin sarhoşluğu
insafsız zamanın ıslak yavşaklığına tutunan
zalim ayrılma sonatları
söyle bana ey bulut
vahdettin de böyle mutlu olmuş muydu?

ey çocuk
sen doğumunu daha kutlamadan
ve ey yaşlı şişman adam
gözlerin böyle deniz kokmadan
ve ey yüreği deli amca
düşlerini henüz böyle yakmadan
ah be çocuk
seni anmalara doymadan
ve bir adam tok sesiyle tiratlar atmadan
git zamanını kim getirdi

şimdi git bak o masaya
duyarsın çınlamaları
ve süzülüşünü imgelerin
ve uçuşur kargalar başının üzerinde
ama aldırma
sahiciysen
ve dostsan eğer
kargalar değmez sana da

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Ağustos 2008 Pazartesi 19:11:51

yeşil gözlü melek

şimdi git bak o masaya
duyarsın çınlamaları
ve süzülüşünü imgelerin
ve uçuşur kargalar başının üzerinde
ama aldırma
sahiciysen
ve dostsan eğer
kargalar değmez sana da

Sayfa:2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10 - 11İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa