|
| Gönderen | Mesaj |
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:20:20
|
|
|
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:21:22
|
|
|

|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:38:47
|
|
|
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:44:31
|
|
|
Harikasınııızzz...
hemen bitanedaha geliyooo..

|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
02:49:16
|
|
|

Leyla`yı İncitirsin
Bir gün Mecnun hasta olup yatağa düşer. Tedavî için bir doktor çağırırlar. Doktor "Damardan kan almak gerek`" diyerek Mecnun` un kolunu bağlar. Tam iğneyi batıracağı sırada Mecnun bağırır; "-Ey doktor, bırak! Ücretini al ve git. Bu hastalıktan öleyim, zararı yok. Vazgeç kan almaktan. "
Doktor Mecnun`a "-Sen çöllerde kükremiş arslanlardan korkmuyorsun da koluna bir iğne batmasından mı korkuyorsun?" diye sorar.
Mecnun`un cevabı şu olur; "-Ben neşterden korkmuyorum. Benim vücudum, varlığım Leyla ile doludur. Korkarım ki benim kolumu yararken Leyla`yı incitirsin, işte ben bundan korkuyorum."
MESNEVİ: "-Varlığımdan bir addan başka bir şey kalmadı. Ey güzelim, vücudumda senden başka bir varlık yok. Bu sebeple sirke, bal denizinde nasıl yok olursa, ben de sende öyle yok olurum." (Beyit 2023-2024)
|
|
|
13 Ağustos 2008 Çarşamba
16:24:12
|
|
|
Bir ganimettir ciğerinden geçen her nefes Gitti giden hiç gidenden var mı ses Biri yer biri bakardı öyle koptu kıyamet Büyüklük göstermekti küçüklüğe alamet Görünüyor ruhunun çirkin köşeleri Öyle güzelsin ki hala elmasın çamurlu hali Parlamadığını farkettin oldu akıl vali Böyle dosta malum olur alemin tüm halleri Yalniz kalınabilen bir yer var mı bildiğin? Saklanacak yer yok derdim al bu fedaim Kullanırda dostu derdi benim canım enayim Kaf ve Kef’tir helalim sanki bu mudur kemalin? Şekil alır demir döve döve insan olgunlaşır dert çeke çeke Dedikodu gibi yayılıyor bende bilmece Binilmeyen yaşlı bir at bakılmayan yaşlı bir surattı öptün her gece
Bir bilsen içimi bi kemiren var Bir bilsen anlayan yok halimi Bir bilsen anlatacağım şeyleri bir bilsen ah bir bilsen sen
Bir bilsen kaybettiğin her şeyi Bir bilsen çok ağlayacaksın Hele gülsen zahirden geçip bahtını görsen Ah bir görsen sen..
Gazla dolsun kesme hızını bunlar rapten laftan anlamaz Aldım hızımı sende anlamadın bu kız mı tazı mı Beyin boşluk dolu kavramaz havlayan adam ısırmaz İyilik edersin eşek hoşaftan anlamaz Bir kurtarıcı ararken çoktan soğumuştu beden Gaddar adam neden üzülsün ki zulmederken Henüz rapi bırakmam için hayli erken Savaştığımı bir de korkudan doğurma erken Hakkımda konuşulur ama şahsiyetim bilinmez Resmime bakarsın ama gözümün derini görünmez Belki elimi tutarsın elime paha biçilmez Mayından koşup geçilmez turla ruhum gezilmez Gayba pek meraklıyız bildiklerimize isteksiz Bilmediğinden korkan dalaksız yüreksiziz Şeytan bal sürdü dudağa hoşumuza gitti tadı Kandırıldık anladık bal değil de külmüş adı
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
00:40:40
|
|
|
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
01:37:33
|
|
|
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:25:28
|
|
|
Sen hiç kendin ağladın mı?Ben çok ağladım.. Uyandığım bu dünyada en çok kendime acırdım En umutsuz arkadaşıydım arkadaşların İstiridyenin içinde yaşamaya razıydım incin olmalıydım Beni birisi yolda buldu baygın halde kenara koydu Çekti gitti işte yeniden yalnızım Kanım yerde kaldı halsizim Gücüm olsa biraz emekleyerek evime giderdim Evimde yine bi ben ve kendim Kuş kanadın kıymetini kanadı yanınca anladı Elime bal sürünce cümle arılar elime damladı Karanlığım gecenin karanlığını zevale uğratır Uzun uzun bakma bana bu hal beni utandırır Tuhaf olay beni üzen sen teselli veren sen Kurtulmayada çaban yok ben neyinim neden ben? Kaçıp gitsem uzaklara bilirim beni bulur Ne benle mutlu olur ne bensiz huzuru bulur
Halimi anlayan yok yaşamak ne zor iş imiş Halimi anlayan yok arkadaş Yaşamak hayli zor bi zanaat Vaktimi benden çalan çook kurtulmak ne zor iş imiş Kurtulmak ne zor bir iş imiş vaktimi benden çalan herkesden Yer beni ya da sev yaa ölümler ne erken imiş Ölümler ne erken imiş ölümler ne erken imiş Ya ağlat beni ya da güldür tebessüm ne zor iş imiş Tebessüm ne zor iş imiş tebessüm ne zor iş
Yürüyeceğin o yollara kendi peşinden iz bırak Benden başka kim ısrarcı sence bu kadar Ayırt et beni , farket beni , bardak gibi kır bırak beni Ama bırakma beni! Bırak şu çocukluğu ikimizide yakmak üzeresin Sakladığım sabır tükendi bende taşmak üzereyim Nereye kadar dayanacak ha bu kalp Al kendini git hadi Kolo kalk! Olsun kabul et beni her sözünle derya dalgalandı Varsın olsun ben bu aşka karşı yüzsüzüm Başım öyle bi döndü sanki başım öldü Herkes halimi gördü Ama sen değil çünkü senin gözlerin işine geleni gördü Ateşe verdim evleri ağır ağır yürüyorum Ateş içimden çıktı artık ben ateşten geçiyorum Artık seni sevmiyorum…
Halimi anlayan yok yaşamak ne zor iş imiş Halimi anlayan yok arkadaş Yaşamak hayli zor bi zanaat Vaktimi benden çalan çook kurtulmak ne zor iş imiş Kurtulmak ne zor bir iş imiş vaktimi benden çalan herkesden Yer beni ya da sev yaa ölümler ne erken imiş Ölümler ne erken imiş ölümler ne erken imiş Ya ağlat beni ya da güldür tebessüm ne zor iş imiş Tebessüm ne zor iş imiş tebessüm ne zor iş
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
16 Ağustos 2008 Cumartesi
02:18:34
|
|
|
BUNU UNUTMAYIN
Birine sevginizin tumunu sunmak, Asla sizi de ayni sekilde seveceginin garantisi degildir.
Sevgiye karsilik beklemeyin; Sadece sevginin karsidakinin kalbinde buyumesini bekleyin; fakat olmazsa da, sizin kalbinizde buyudugune emin olun.
Birine carpilmak icin bir an yeterlidir, birinden hoslanmak bir saat, ve birini sevmek icinde bir gun yeterlidir, ama birini unutmak ise bir omur surer.
Gorunuse aldanmayin; kandirici olabilir. Zenginlige aldanmayin; yok olur gidebilir. Sizi gulduren birini secin cunku karanlik bir gunu aydinlatan sey bir gulumsemedir. Kalbinizi gulumsetebilen birini bulun.
Oyle zamanlar vardir ki, bazen birini oylesine cok ozlersiniz ki, onu hayallerinizden cikarip, gercek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediginiz seyi hayal edin, gitmek istediginiz yere gidin, olmak istediginiz kisi olun, cunku yasayabileceginiz tek bir hayatiniz var ve tum bunlari yapabilmek icin tek bir sansiniz.
Sizi tatli kilacak kadar yeterli mutlulugunuz olsun, guclu kilacak kadar aci deneyiminiz, insan kilacak kadar uzuntunuz, ve sizi mutlu kilmaya yetecek kadar umudunuz olsun. Daima kendinizi baskalarinin ayakkabilarina koyun. Eger ayaklariniz aciyorsa, o kisininkiler de aciyordur.
En mutlu kisiler, herseyin en iyisine sahip olanlar degildir, onlar karsilarina cikan herseyin degerini en iyi bilenlerdir.
Mutluluk, aglayanlar, incinenler, arastirma yapanlar, ve cabalayanlar icin vardir, cunku boyle insanlar hayatlarina giren her insanin onemini takdir edenlerdir.
Ask bir gulucuk ile baslar, bir opucuk ile gelisir, ve bir gozyasi ile son bulur. En parlak gelecek, unutulmus bir gecmisin ustunde yukselir, gecmisinizdeki kalp kirikliklarini ve hatalari silmezseniz hayatin icinde ilerleme şansiniz olmaz.
SEVIN.. SEVIN.. SEVIN.. HICBIRSEYI VE HICKIMSEYI DUSUNMEDEN SEVIN.. SEVGINIZI, SEVDIGINIZI ELDE ETMEK ICIN HER YOLU DENEYIN.
BIRGUN HERSEY COK GEC OLABILIR. UNUTMAYIN!
|
|
|
20 Ağustos 2008 Çarşamba
19:08:13
|
|
|
HiiCCC
Bir insani hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mi hiç? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi, her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek , ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanin sana, ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek,etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi?Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu işitememek , artık sonunun "Pi" hali değil mi? Biliyorsun değil mi? Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, kalabalık caddede gecen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek için o yüzü, belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek, belki su an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur değil mi? Ne kadar eritir insani fark etmeden. Sende biliyorsun değil mi bunları.? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mi bir konserden yalnız basına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, güzel bir film seyrettiğinde, güzel bir şarkı dinlediğinde güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi paylaşamadığın için onunla. Bir barın kalabalığında hiç yarim vücudunla sallandın mi ortada? Hiç iki kişilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inanlığın bütün değerlerini altüst eden birisine aşk şiirleri yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara feda oldun mu hiç? İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç? Kanayan yarasını gördüğün ama merhem olamadığın zamanlar. Gücünün, hani o tanrısal gücünün bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu gördüğün zamanlar oldu mu hiç? Hiiiiiiic.... Hiic
|
|
|
21 Ağustos 2008 Perşembe
05:45:58
|
|
|
Ağlama karanfil Ağlama karanfil, Beni de ağlatma Sil göz yaşlarını. Yeşerecek sevdan Kutlu tohumlarla Körpe dudaklarda
Aldırma söylenen o sözlere Sen dağıt etrafa mis kokunu Umudu, sevgiyi, özlemlerini Ve hasretleri...
Susadım karanfil Çöllerde kavrulan Kurumuş toprak gibi Kelepçe vurulmuş yemyeşil gövdene Ben özgürlüğe hasret..
Aldırma söylenen o sözlere Sen dağıt etrafa mis kokunu Umudu, sevgiyi, özlemlerini Ve hasretleri... Eşref Ziya TERZİ
|
|
|
22 Ağustos 2008 Cuma
02:46:23
|
|
|
Teşekkür ederim canımcım..
seninde ellerine sağlık öyle güzel paylaşımlar yapıyorsun ki..
hele resimleri hep topluyorum zateenn...
Sevgilerimi yolluyoruuummm..
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
00:19:48
|
|
|
YAŞAMAYA DAİR
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
|
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
04:28:05
|
|
|
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
|
|
|
Yemliha (ts836668986)
1305
|
|
24 Ağustos 2008 Pazar
22:24:00
|
|
|
hiç ölmeyecek gibi yarın ölecek gibi yaniii yaniiii
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
01:45:20
|
|
|
Kırkıma kadar ben kırka gelmeden öleceğim derdim, hemde gerçekten inanarak beklerdim hee, gülmeyin, esin kaynağım bir rüyamdı çünki, kırkı devirdik hatta kırkdört olduk eeeee, velhasılı yarın ne olur bilinmez ama hala ölmedim..
ammaaaa unutmadım her gün kendime sorduğum bir soru var.!
" O gün bu gün mü küçük kuş? O gün bu gün mü? "
bu yüzden her merhaba bir kavuşma, her ayrılık bir sonsuz kopuş gibi gelir bana, hee birde hoşçakal sözünü, kendine iyi bak sözünü, elveda sözünü hiiiiç sevmem...
illa ki herşeyler herkeslerin gönlünce olsun isterim..
Ölüm bu gün mü küçük kuş, bu gün mü? Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü... 1994``te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60``lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş. Doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık Mori``yi tekerlekli sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış, evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş. Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: "Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış.
Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni" düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel``ın programına konuk olunca üne kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar. Mori``nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, "Öğretmenim Mori``yle Salı Buluşmaları", Boyner Y. 1997) Birbirinden ilginç o yanıtlardan benim aklımda kalan ders şu oldu:
"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez. Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık. İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını yap ve her sabah omuzundaki küçük kuşa sor: - O gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş, araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?"
"Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın." diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?" sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:
"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim."
Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak: "Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"
Can Dündar
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
15:13:46
|
|
|
Yolculardan biri , kendine önemli gelen fikrini yanındakilerine söylüyor:"Kadının gözleri yosun yeşiliymiş"
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
19:11:07
|
|
|
değmez kargalar sahiciysen
kargalar uçuşuyordu üzerinde başımızın ve deniz haykırıyordu çığlıklarla vurup dalgalarını kıyılara soluyordu öfkesi burnunda
değmedi bir damlası bile laneti miydi denizin yoksa bu yakar mıydı bedeni gök mavi tuzlu su oysa yunmuştuk giyinip yalın dostluğu
yaktı mumlarını düşlerimizin inanç denize nazır…yürek esintili biraz martı…biraz karabatak sözlerimizi değdirdik dalgalara ve vapurlar bize el etti
bir fincan ya da -kalın- kadın belli bir bardak çay koyu kıvamında raks etti damaklarda ki henüz güneşe kur yapmıyordu ay
ve ah o şen gülüşlerin sarhoşluğu insafsız zamanın ıslak yavşaklığına tutunan zalim ayrılma sonatları söyle bana ey bulut vahdettin de böyle mutlu olmuş muydu?
ey çocuk sen doğumunu daha kutlamadan ve ey yaşlı şişman adam gözlerin böyle deniz kokmadan ve ey yüreği deli amca düşlerini henüz böyle yakmadan ah be çocuk seni anmalara doymadan ve bir adam tok sesiyle tiratlar atmadan git zamanını kim getirdi
şimdi git bak o masaya duyarsın çınlamaları ve süzülüşünü imgelerin ve uçuşur kargalar başının üzerinde ama aldırma sahiciysen ve dostsan eğer kargalar değmez sana da
|
|
|
25 Ağustos 2008 Pazartesi
19:11:51
|
|
|
yeşil gözlü melek
şimdi git bak o masaya duyarsın çınlamaları ve süzülüşünü imgelerin ve uçuşur kargalar başının üzerinde ama aldırma sahiciysen ve dostsan eğer kargalar değmez sana da
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|