|
| Gönderen | Mesaj |
|
22 Nisan 2008 Salı
18:19:56
|
|
|
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
18:22:41
|
|
|
Neden Mi Sen
İnsanların verdiği hayat sevgidir. Niçin yalnız sana yazdığımı sorma, niçin yalnız sana geldiğimi...
Sana gelişim işte bundan. Sen aşkı anlatıyorsun, yaşatıyorsun bana. Çünkü yaşıyorsun.O sözlerin kalbinden geldiğini kalbime vuruşundan anlıyorum ben. Sözlerin değil beni sana bağlayan, O sözlerini manasına vurgunum.
Niçin mi sen?
Sen benden önce vardın, varoluşun bu yüzden. Ve sen benden sonrada varsın, sana tutunmam aşka ve varlığa duyduğum özlemden!
Sen benim sözlerimsin. Seni kalbime koyuşum bundan. Ve sen dostsun. Ruhuma sığınak ararken haykırmam hep bu yüzden...
Ve sen dostsun, arkadaşsın. Sen içimi koruyan bir elbisesin. Ben ruhunun çıplaklığını örtüğün tenim. Sen de bunları yaşıyorsun ama saklıyorsun kendinden. Kalbinin sesini dinle bir an. Duyacak o zaman sevginin ve aşkın sesini. Bir liman aradığını ve bu limana sığınmak istediğini...
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
18:23:14
|
|
|
|
Yaşamn birick yolu,her dakikayı tekrarı mümkn olmayn bir mucize gibi kabl etmektr.Ki gerçektn öyledir;her dakika bir mucizedr we tekrarı mümkn deildr
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
19:25:50
|
|
|
Deniz analarinin gözlerini çaldim Sana bakmak için Günesi üçe böldüm Al biri senin olsun Yüzümde bes biçak yarasi var Bir de sen vur Barut kokusunu severim Bir portakali dilim dilim soy Aciktim Tut ki ben yogum artik yeryüzünde Tut ki bir marul yapragiydim Öldüm
Al su serçe parmagim sende kalsin. Ben kötüyüm Allahsizim Korkunç çirkinim Ben seksensekizinci tul dairesiyim Sag gözümün üç kirpigini kestim Al Ben lanetlendim
Chopin` in cenaze marsi çaliniyor Ölüler ayaga kalkti Görüyor musun Su soldan ikinci benim Senin yüzünden öldüm Simdi seni getiriyorlar karanligima Agliyorum Biraz sev beni Gül biraz Yaklas biraz Seni affediyorum
Kuskonmaz dallarina astim kendimi Sedir agaçlarina gül yapraklarina Basimi taslara vurdum Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandi Tanrisal duygular içindeydim Bütün tanrisizligimdan uzakta Bir kemiklerinin sertligini aldim Bir teninin akligini Sonra sicakligini dudaklarinin Gel bak sana bir tanri getirdim Gel bak bir tanri yarattim senden
Ümit Yaşar OĞUZCAN
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
19:26:25
|
|
|
ANLADIM
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği
acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
``Sana ihtiyacım var, gel ! `` diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ``git`` dediğimde anladım..
Biri sana ``git`` dediğinde, ``kalmak istiyorum`` diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ``affet beni`` diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
Can Yücel
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
13:17:55
|
|
|
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
Can Yücel
Çok sevdiğim bir yazı, kalemine sağlık Yiğit....
her kelimesinin altına yapıştırdım adeta imzamı, yetmedi defaiyetlede tekrarladım birmem kaç kez...
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
13:25:47
|
|
|
http://beyaztuval.blogcu.com/1555109/
Mavi Liman"Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.Seyir defterini başkası yazsın.Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.Beni o limana çıkaramazsın…" Nazım Hikmet Öyle yorgunum ki… Gece yarısını geçen saatlerde eve dönüşler, sabaha karşı dalınan uykular, bölünmüş rüyalar ve griye boyanmış sabahlar… Toplantılar, görüşmeler, yabancı sesler ve yüzler...
Hiç susmayan telefonlar, PC’nin ışığı, sayfalar, sayfalar ve sayfalar…
Yorgunluk; düşünmemektir, unutmaktır bir parça. Ertelemektir, hayatı... Fakat, bu sıralar bir ‘mavi liman’a sığınmak istiyorum, unutmadan ve ertelemeden! Öyle yorgunum ki… Sessiz ve sakin bir odada, kahve içerken, sevdiğim bir şiiri ağır ağır okumak istiyorum. Yün sepetimi doldurduğum yünlerimden en parlak renklisini seçip, bir şeyler örmek istiyorum. Ya da hiçbir şey yapmadan, pencereden kışa yenik düşen küçük bahçeyi izlemek istiyorum. Bir mavi liman yaratmak istiyorum kendime; sessizlikten, dinginlikten ve huzurdan… Öyle yorgunum ki…
Fotoğraf: Fernand Matthys, ‘amphora’
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
13:30:45
|
|
|
Dost dağının yolu Gönül bağına gider, bilirmisin orda insanlar kimliksizdir, bütün kimliklerimi bir yana bıraktım sadece insanım, Temmuz du üşüyordum, orda, Dost dağında ısındım zemheriden, insandım, insandın, insandık, iyiki oradaydık... artık özgürce gülebilirdik...
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
13:46:31
|
|
|

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyveler sabırla olgunlaşırmış.
Birgün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış ......
Boşluk, kelimeleri geri vermiyor... Yasini yitirmiş bir yolcu gibi buluyorum kendimi.. Hiç iflah olacak gibi değilim... Bir yağma sonrasının fotoğrafıyım... Gurbetleşen ayrılıklarım var... Toplanınca bir bütün olamıyorum... Yine de dönüyor devran ve alamıyorum kendimi yasamaktan.... Yürekleri de olsun istiyorum bütün sözlerin.. Gözlerim kapalı ve ellerimi ceplerimde tutamıyorum. Bir firari yaşıyor kimi zaman benim de kafesimde.... Ve kimi zaman, kuşları da kurşunlanıyor telgraf tellerinin.... Bugün, önceki günlerden daha da dün sanki. Savunmasızca sarkıyor ümitler ellerimden... Bugün on milyonuncu kez sesleniyorum size. Bugün on milyonuncu kez fısıldıyorum isminizi karanlığa Ve bugün on milyonuncu kez bırakıyorum bu serseri kelimeyi boşluğa ``merhaba``
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
16:24:53
|
|
|
tşkler tşkler tşkler .
her tşk her defa yazılarını okyuşumdur
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
16:45:14
|
|
|
|
|
|
6 Ağustos 2008 Çarşamba
03:47:44
|
|
|

Sana Dokunacagim
BIR GUN BASARIRSAM GELIP SANA DOKUNACAGIM.ANCAK ZAMANA IHITYACIM VAR BILIYORUM VE BELKI DE SENIN KARSINA GEÇTIGIMDE ,KENDIME DAHI HAYRET EDECEGIM ÇÜNKÜ; KONUSACAGIM GÜN İÇIMDEKI "KADIN",YAZILARININ DISINDA OLACAK! DAYANABILECEK MISIN? KIM KIMI NE KADAR YARALAYACAK BILMIYORUM FAKAT BEN BU YOLA ÇIKTIM.SENI SENDEN KAÇ YIL GEÇSEDE GERI ALACAGIM.
AÇILMAMASI GEREKE KAPIYI ZORLADIYSAM ,SEN DE O KAPIYI ARALIK BIRAKMAKLA SUÇLUSUN GEÇMISTEKI AYAGIM GELECEGIMDE YÜRÜYECEGIM YOLDA DOKUNDUGU ATESLE YANACAK. BEYNIMDEKI EN RAHATLATICI BAZEN ISE EN YORUCU DÜSÜNCELER YUMAGINDA KILITLENDIGIMDE SANA,TATMINSIZCE INSANLARI HISSETME ISTEGIMI DUYUMSADIM. IÇINDE SEFKATI,IÇINDE KINI BARINDIRAN DÜSÜNCELER YETMELIYDI BANA,BELKI DE SADECE AYNALAR ARASINDAKI AKISLERDE YASAMAK YETMELIYDI. NE GARIP BIR DUYGU HALINDEYIM KI;BIT YANIM SAFLIK BIR YANIM KURNAZLIK DÜSÜNÜR.BEN PEK ALISKIN DEGILIM ANLASILAN BÖYLE BIR DUYGUYA.GERÇEGI NE ASK MI TUTKU MU? SONUÇTA BIRSEYLER YASANIYOR IÇIMDE,IÇTEN TARTMA ÇABASINDAYIM YINE.SIKAYETÇIMIYIM? OLSAM NE DEGISIR KI;RUHUM SASKIN VAZIYETDE ZOR BIR TEBESSÜM YERLESIYOR ÇEHREME,YASAMIN KISACIK ANLARINDA,CESUR VE OYUNLAR OYNAMADAN RUHUMU BIRAKIYORUM GERIDE SANA SAKINLIKTE KÜKREYIS GIBI GIZLI KALMIS,IÇ SAVASIMI HAYKIRIYORUM SANA DAIR. MASUMIYETIN ARDINDAKI YÜZ,DÖRT BIR YANIMDA IKI AYRI YÖNE AKAN NEFRET VE SEVGI,OLGUNLASMAMIS BASAKLARI ÇAGIRIRKEN BEN SENI YASAMAYI ÖGRENMEYE BASLADIM.UMUTLARIM YARIN DOGACAK GÜNDE SANA DAIR GÖMÜLÜ.HAYALLERIM YASANAN YARINLARDA SAKLI SANA DAIR SENSIZLIGIM KALIN BIR ÖRTÜ GIBI SIRTIMDA.YÜREGIM DINLEDIGI TÜRKÜLERIN MISRALARINDA SANA DAIR BAKARKEN,YASANASI GÜNÜN ORTASINDA GERÇEKLERIM VAR.ASKIM BELKI DE ONCA DERINLIKTE SIG KALIYOR.SANA DAIR TUTKUM ISE SEN "DAG ADAM"A ZIRVEYE UZANIYOR.HEPSINDEN ÖTE BEN,YASAMDA TAN VAKTINI BEKLEYEN BIR VURGUN MISALI HAYATA DIRENEN,SANDAL SEFALARINA KARNI TOK AMA YINE DE SENIN OMUZLARININ ARDINDA SÜZÜLEN YAKAMOZU GÖRMEYE KARARLIYIM.HAYAL DÜNYAMIN GERÇEK VE TEK KAHRAMANI ILAN ETTIGIM GÜN SENI,SEVGIMIN DÜSLERINDE MEÇHULLERIN IZLERINDE YIPRANMAYI GÖRDÜM BEN.GEBE OLSA DA IÇIM YALNIZ YOLLARA,YASAM SEVINÇLER ARDINDAKI PARAVANDA BEKLEYECEKTIR. BIR VARMIS BIR YOKMUS DIYE BASLAYAN AMA SONU HIÇ BELLI OLMAYAN,HA BUGÜN HA YARIN DERKEN GEÇMISI YASANMAYAN GELECEGI GÖRÜNMEYEN,SEVDAMA TUTSAK SANA DAIR BAKACAGIM HEP...PAYLASILABILIR BIR AN ADINA,CEHALETIN ÇIRKIN YÜZÜNE RADAR MISALI DOLANAN ÇIPLAKLIKTA DUR NOKTASINDA,SANA DAIR SONSUZ SÜKUNETDE BEKLEYECEGIM KAYAR GIBI GIDIYOR RUHUM,YALNIZLIGIN BULANTISI SARIYOR IÇIMI. ILGISIZ YÜZLERIN,SAMIMIYETDEN YOKSUN IFADELERINDEN KAÇMAK ANINDA DURDUGUMDA YASAMAK MECBURIYETIMIN IÇINDE SANA DAIRIM. SIRA DISI BIR YASAM SENI SEVMEKLE BASLADI.HEM AYDINLIK HEM KARANLIK,HEM SICAK HEM SOGUK,TÜKENMEKTE OLANA MASUM HAYATLARIN PAHA BIÇILEMEYEN DEGERIYLE ÖZDESLESTIRDIGIM SEN "KOCAMAN AMA ÇOCUK ADAM"
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
17:09:36
|
|
|
DİNGİN MAVİ DENİZE ÖZLEM 16.02.2004
Dingin mavi suları özlüyorum delicesine. Dalgalı denizlerden sıyrılmayı, köpük köpük kabaran dalgalardan kurtulmayı ve çarşaf gibi durgun masmavi bir denizin ortasında kalabilmeyi istiyorum. Yoruldum bu dalgalardan, azgın sulardan, hatta zaman zaman nefes alamamaktan. Çünkü öyle anlarım oluyor ki, dev dalgalar beni adeta yutuyor, üzerimden geçtikçe çığlıklarım duyulmaz oluyor. Yalnızlığım daha bir çekilmez hale geliyor. Beni sevenler, dostlarım nerede? Hiç yılmadan kulaç atıyorum. Sabırla...dalgaların biteceği günü bekliyorum.
Gözlerim tuzlu sudan kızarmış bir halde ağlamayı bile özlüyorum. Çünkü gözyaşlarımın her akışında, yanaklarımdan her sessiz süzülüşünde içimdeki fırtına biraz olsun hafifliyor, deniz tuzunun yakıp kavurduğu gözlerim rahatlıyor. Sevdiklerimi, dostlarımı çağırıyorum tek tek. Ama tek bir yanıt bile gelmiyor onlardan. Neredeyim ben, nereden çıktı bu dalgalar, bu azgın deniz....Oysaki ben denize aşığım....Her sene yaz mevsimini nasılda özlemle beklerim, denizle buluşma anımızı, o anda hissettiklerimi anlatacak kelime bulmakta zorlanırım. Ama bu dalgalar... Ah...bu azgın köpükler yok mu? Gözlerimi acıtıyor, içimi yakıyor.
Yalnızlığım lacivert denizin diplerinde, beni aşağılara çektikçe çekiyor. Tam dayanamayacağım artık dediğim bir anda, ani bir güçle tekrar yüzeye çıkıyorum, ama her defasında “ bu sondu herhalde” diyorum. Yüzüyorum, yüzüyorum… Her bir kulacım bir öncekinden daha yavaş artık. Yoruldum, nefessiz kalmaktan, kalbimin deli gibi atışından, kızarmış gözlerimden, duyulmayan sesimden, artık hissetmeyen kollarımdan...Son bir umut, evet son bir umutla belki de bu kez gerçekten son defa, son bir gayretle atıyorum kulaçlarımı. Özlemlerim yüreğimde, sevdiklerim kalbimin sırça köşkünde. Ama dostlarım, her şeyi paylaşabildiğim gerçek dostlarım yok artık. Onları geri istiyorum, bilmem anlatabiliyor muyum?
Kulaç attığınız denizlerin hep dingin ve sakin kalması dileği ile. Sevgiyle kalın.
11/08/2003
Berya
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
18:59:12
|
|
|
------ yastığını düzelt Henna` ,başın yalnızlığa düşmesin... ------
yıkık kentlerin hayalleri devrik olur henna’..
al bu düş’ü gecenin bağrından as !
Üstü kapaklı bir cinayet olsun bizimkisi, giz karası öznelerin neşvesiyle yad edilmeli şanın.. yeni bir cümlede dirilmenin adıyla; hudâ’nın, leylü nehârın, ve ayn’nın hatrına, aşk-u libasını yırt kefeninden!
Kubur civarı gelenler var isra’na doğru…
Çığırtkan uğrak efkarların fuhşunda, aklımı örtüne bürüdüm .. yastığımın sağ ucunda , ucu ucuna gelmeyen iki bulanık haki nehir gözlerin, b/aktıkça boğuluyorum henna’ !
Ah ömrümün başını yiyenim, ah mütemadi isyanım..
size secdegâhımdan yatacak yerim yok yarın! Anne, anne beni keşke doğurma! Güneşin ne haddine ki , billur suretinle aşık atmakta henna’. Bana doğduğuna bed nazar eyleme.. Seni sevecek kadar sana kıyamayışımdan bu kinim. Hıncımın köküne kibrit çak ! Ya ölüm kadar susma, ya da ölümüne sus(a) henna’! Gecelerimi ağladığını duyurtma nolursun.. yapma henna’! topla dem’ini, kapa perde aralığını, sokağa taşıyor atf-ı beyan’nın.. onlar bilmez , içimde beş paradan kıymetli ah’ın!
Kirpiğin yaslı, yine beni mi ağladın?
Bana değmez henna’, bana değmezken ağla. Gözünden düşen ıslaklığın iştialime dalaşıyor.. Edebi yok bu hüznün, arsız ayağıma dolaşıyor.. Var git , h/içimi didikleme henna’! benden sana yaş çıkmaz sitem etme, için için içime çiselenenken sen.. çek sularını uykularımın çetrefilli sapalarından! böylesi katlin neresi mübah henna ‘ , sebep olduğun sabi’yi boğuyorsun!
Hadi, kurtar meftununu c/isminden!
Hıfzımdasın daim, göz kapandığında ezberden değiyorsun rüzgâra. Alnımın çatısına çarpıyor nefesin, ah bu nasıl kasırgadır henna’, savur beni senden yana, senin aksâ’na… Çıkar/sızım, beni kendime ibtila kılma.. adım başı hakkı, beşâret tütsüsü gezdirilen gecelerime aittir berî isyanın , iğfal edilemez ifrîtlerce, haşiye düş şehr-i yar’in kıyımına.. benim suçumsun, alınmasın kimse üstüne.. Sana ç/ağlamalarımdan bu yana , yalnızlığımın namusuna göz dikti aşk!
aklımın noksanını ar’la henna’..
Bir elimde nar, öte avuçta sözlerin.. Dile yanmak aşka körük, tut günahımı çıkar cehenneminden…
Yatıştım, aslımı tutuşturan kuru bir alevim , topla nefesini benden.. Usul naralarınla kaldırımlarımdan kaldır ayyaş cüsseni henna’ , seni görürse annem beni doğurmayacak ! Ya da beni geçir yüzüne.. öylesi masum bak işte İstanbul’un çehresine, ölesi sen bak ! bir bankta az otur sonra, çok ağla.. bir durak da bekle seni. olmadı, her seferinde aynı soruyu sor kaptana! - müsait bir aşk ta inebilir miyim? ........... - burası dönüş yolu kardeşim .. …. dur ve düşün.. düş’ünde düşün.. sabaha varmadan az biraz çıldır geceye.. ‘peki kim beni yolumdan döndüren’ de, seni sobele! suçluluğundan güçlü ol hadi, yakışır sana!
Aşka na-şinas olan ne bilsin söz hakkı nedir.. Sen üstüne alınma .. ne zaman çullansa enseme pıhtın , hacamat ediyor zebaniyeler kuytumdaki birikmişliğini. sağ elini koy yanağıma, saçlarını ayıkla tellerimden, sen uyu henna`.. ne de çok benziyorsun gilman’a.. Ben düş başı beklerim.. yastığını düzelt henna’, başın yalnızlığa düşmesin.. Bas dizini bağrına , az biraz sancın geçsin.. avuçlarının ötesindeki boşluğun omzuna elini at.. sen beni hiç bilme özlersin, ben soluğumun ağzını avucumla tembihlerim..
Geceden geçen yol sana mı çıkmaz?
Öyleyse dilince aminle aşkı, baksana melekler dualarca hamağını sallıyor yazgımızın.. sendele ve düş yamacıma! Ah ne çok yanmışsın henna’, en çok yandığımmışsın!
Topla perçemini, gece terledi…
Mütevazı bir çıldırış sureti sarsan.. kıyısına deliğimi vurduğum denizleri azdıracak cinsten hani. fazla değil, birkaç ölümlük kadarsın bende.. ölme diye seni diri diri toprağa gömüyorum henna’! Seni sevmeye ölüyorum! Hiçliğimin zekatı olsun gözlerinin kırkta biri.
İçinden çıkılmıyor.. benim neyim’im henna’?
Uykularımın örtüsünün sıyrıldığı utangaç bir geceden düştün tenimin ayazına. bu kış çetin geçecek belli, dilim bulutsuz, yağamıyorum da çise çise utangaçlığımın dimağına. Al bu ürkekliğimi , kınalı güvencinlerin ayağına ip yap, sal Sancılanya’ya …
Bana yine bir masal anlat, senden başlayan..
hiç/bilmediğim dillerde yaz sonunu, bildiğime öykünmek zor be henna’. kolayına kaç , hadi beni sevme yine! Buyur, haklı bul kendini içimde bir yerlerde. Âgâhım nicedir , yüreğimin kandillerini yak! ordaysan tut saçımı çek, ki yaşıyor muyum. - canım acımadı henna’..! - al beni sil baştan sev! Ölmezse canım, ölüyümdür! Yine seni sevmek için, gerdanıma akışına bedel, tut canımı çıkar henna’ !
Aşka son bir söz, ölüme önsöz..
Allah’a ısmarladım seni henna’,
Allah’a ısmarlanma
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
19:03:31
|
|
|
yıkık kentlerin hayalleri devrik olur henna’..
al bu düş’ü gecenin bağrından as !
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
19:04:40
|
|
|
ASKİ GECENİN KOLYESİ OLSUN
ŞAHİT OLSUN TANIK OLSUN
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
19:06:53
|
|
|
Hiç bir hikayeme ben noktayla başlamadım,hep giden oldum, kalan olmayı yakıştıramıyordum kendime... Virgüllerimi ve devrik cümlelerimi görmezlikten gelin, bunalımdayım bugün...
Bu gece içiyorum, Masamda meze, Bu gece gözyaşı, sen ve ben varız... Bu gece isyanlarımı savurmayacağım sana Evet bu gece geçmisi kazımayacağım.
Ayrılığın son çanını çalacağım
Lanet olsun!
Birisi su boşaLan bardağımı doldursun Bu gece hiç sarhoş olamadığım kadar içiceğim sonra da ağlayacağım Gece sabah`a teslim olduğunda, meyhaneden çıkıp uçuracağım bedenimi ve çıkaracağım senli hatıraları beleğimden!
Bu gece canım senle sevişmek istiyor! Adaletsiz, ve otel odasın da yaşadığım heycanın aynısını yaşamak istiyorum zaman`a köle olmadan,sabaha kadar.
Kahpeliği hayatımızdan çıkararak, ışıkları söndür üvey sevgilim! karanlığı seviyorum.. sessiz ol! soru sorma bana!
Sonra vur beni gitsin... Üstümü ört, ölü bedenim kimlerin gelip gittiğini tek tek anlatsın! sonra ölüme emanet et beni
Arkasında da bir kaç gözyaşı dök, hiç ağlamadı demesinler yalanda olsa, seviyorum seni hala de.
hadi kalk masadan! önce, sevişmeye gidiyoruz sonra da ölmeye
|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
19:13:02
|
|
|
ASTIM GİTTİ ABLOŞUNUN KARDEŞİNİ KIRARMIYIM HİÇ..

|
|
|
12 Ağustos 2008 Salı
19:17:38
|
|
|
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum
|
|
|
15 Ağustos 2008 Cuma
18:14:24
|
|
|
Zıtlar kaçtı zıtlardan nasıl ki kaçar ceylan aslandan Dayanamaz kaçar çığ dağlardan ne kadar anlar insan haklardan Çukura düştün havaya bakmaktan ödelek oldun ödünü kopartmaktan Öldüremezsin ümüğüne kadar uğraşsanda sen bir hiçsin Düşmekten kork göl gibi titreye titreye adım at Kaza gelince tezat ağırlaşır tedbirsizlik gerçektende pişmanlık verir Sen hem herşeysin hemde musibetsin ona kalan ipliksin Cebrail gibisin bazen seçemedin hala acaba hangisi sensin Biraz alsan kaale ne zaman bitecek söyle bu ölü kaylule Sağım , solum ,arkam sobe evet o yer benim Saçları lüle lüle yüzümü alıp gidiyorum hadi bana güle güle Yorgunella’yım yoruldum gide gele güme Varmaya gidiyorum yarımdan tüme Bulunur Ebu Ceyler viraneme Ayy ağva acı yine mi Hay hay o da Tanrı misafiri Tay tay öğretir sana yürümeyi Vah Vah dersin sırıtır kalır dişlerin Yüzünde yanınca suratın boğuluyorken İstersin ipinle herkes kuyulara insin ah Hem suçlusun hem erkeksin
Hem haksızsın hem ısrarcısın sen ne kancıksın! Sükse yaparken ise dünyalıktır emeli Utanmasa diktirir heykelini beslersin Sonra alışır ona nezhi şimdi canımamı desin Hayda dünya pay sonrası payda Kolo al bunu böyle kayda İbret sana uzayda ayda bilende fayda Akıbet hayra var bir geri dönüş hep Müstesna gelirse can boğaza kesilir candan her bir aza Kapanır kapılar birbir surata Yok ihtiyacım görmeye keramet Döne döne yandım oldum avare Kim sana olmaz ki deli divane Hikayem oldu şimdide pervane Hadi bi gayret et kalk bi zahmet et Gel bi yardım et bu mudur asalet Hadi itiraf et durma devam et Eh be mübarek sen yalancısın! Olmaz bil bir daha bu böyle olmaz Kim giderde gönlüm kalmaz Şu kefenleri kalbim almaz İstesem olmaz kaderde yazmaz Vaadedilen isim kıymetli Bize bakar hep heybetli Gönlüm yine sana meğil etti Densin arkamdan rahmetli
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|