Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ^^v^^ GECE SESLERİ ^^v^^

^^v^^ GECE SESLERİ ^^v^^


GönderenMesaj

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
14 Nisan 2008 Pazartesi 15:56:42

Hayret ki gece yazılır hep şarkılar ve hep gece yaşanır hayatlar; gece yapılır gözyaşı ile tevbeler, ıslatılır seccadeler. Bir gece vakti yazılan şarkılar,

geceye yazılan şarkılardır aynı zamanda ve bir gece vakti yaşanan hayatlar sahibini yaralar sadece. Herkesin gece olabildiği tek şey, hiç kimse olmaktır.

Ve hiç kimsenin, gecenin içinde hiçbir hükmü yoktur.

Hükümsüz insanlar geçer gecenin içinden, sabaha dek. Kimileri bir sokak lâmbasının fersiz ışığında arar kendilerini, kimileri solgun ve titrek bir mumun

alevinde yitirir benliklerini. Kimileri için hayat henüz vardır, kimileri içinse sonsuz bir kaygıdır o. Bir bebek için boşluğa fırlatılan çığlıktır gece, bir

ölü için mezardaki sığlıktır, iki hece. Bir yıldız sağanağının altında yaşansa da çoğu zaman, tek bir yıldızınız bile olmaz size kalan. Bin yıldız geçer de

başınızın üzerinden, bir yıldızdır sevdalandığınız. Sevda olur yıldızın adı da sizsinizdir yine geceye arta kalan.

Bir rüyadır hiç olmadığı kadar gerçek. Hem geçmiş vardır içinde, hem de gelecek. An``dır, geçmişi ve geleceği bir çırpıda silecek...

Sancıdır gece, bilinmeyene gebe. Bıçaktır gece yüreğinizde, istemeseniz de. Yalnızlıktır gece fildişi kulesinde.

Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür. Saklı kalan aslında, geceden hep gizlediğin yüzündür.

Savaştı, gece, orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar öldüremediklerinizle kendi kavganızdır gece, kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin ortasında, yoğun bir bilmece. Kimi zaman yıldızdır dostunuz, kimi zaman ay, ama kırgınsınızdır hep güneşe.

Gül ile bülbülün hikâyesinde, gülün adı, bülbülün kanıdır gece. Ve aynı hikâyede gece, ilham olur aşka düşen bîçâre gence.

Leyl``dir gece, kelimelerin en karanlığıdır. Leyla olur gece, sebebi mecnunluğundandır.

Yusuf``un gözleridir gece, Züleyha``ya. Yusuf``un sözleridir gece, Züleyha``ya. Züleyha bir ince sızıdır ki, aynı gecelerde, yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf``a.

Yazıdır gece, semaya yazılan kaderdir gece, alna kazılan.

Bir sırdır gece kulağa fısıldanan, bir yardır gece omzuna yaslanılan.

Kelebeğin kanadında naif doku, gülün bağrında yaralı koku, bülbülün sesinde hüzünlü buğudur gece.

Eylülün ortasında vurulan aşklar gibi, ağlatır gece. Garip bir sonbahar bestesi bırakır da ellerine, yanaklarından süzülen birkaç damla yaş kalır geriye.

İki dudağının arasında fısıltı, iki sevdanın arasında yanılgıdır gece.

Yâre yazılan nâme, yârdan gelen nâğme ve ümitsiz bir baş eğmedir gece.

Bir sözdür ki telaffuzu yoktur. Bir közdür gece ki, yaktığı yer çoktur.

Duâya açılan ellerde yalvarıştır gece.

Bir kalemdir gece, yazdığı harf adedince, acı düşer suretine.

Bir kâğıttır gece, kalem üzerinden geçtiği sürece, yıldız olur gözlerinde.

Gece benim...

Ben geceyim...

İzin ver ey sevgili! Gecenin içinden, gül kokulu yıldızlar toplayıp yüreğine serpeyim...

Gece benim...

Ben geceyim...

İzin ver ey sevgili! ..

Gece benim, ben geceyim. Gecenin içinden geçerken, içinden gece geçen yine benim...

 

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
14 Nisan 2008 Pazartesi 16:32:48



 

Yelkensiz Gemi


´Kal´ deseydin, kalırdım. Demedin oysa...
Kuru bir ´Bitmesin´den başka hiçbir şey demedin.
Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki, ondaki anlam!
Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma?
Savunmayacak mıydın sevgimizi?
´Kal´ diye haykırmayacak mıydın ardımdan?

Düşündüğüm bu değildi...
Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden,
Mücadele beklemiştim oysa...
Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım...
Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım...
Oysa, onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun...
Bu kadar yıpratıcı olamazsın...
Oysa, bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda!
Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı.
Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin,
Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı.
Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.

Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi...
Hangi yöne gittiler bilmiyorum,
Geri dönerler mi bilmiyorum.
Dünya boşaldı mı ne!
Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam,
Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde?
Neden artık rüzgar esmiyor,
Her şey seninle mi kaldı yoksa?
Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var.
Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var!
Evet! Ben istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim,
Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim...
Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum.
Ve senin buna nasıl göz yumduğunu...
Tıpkı balkondaki akasyaları sularken,
Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi...
Su, onun için hayat olmalıydı oysa...
Ve... Sen de benim tutunacak dalım!

Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun,
Olmaması gereken ama daima varolan.
Farklı uçlardaydık seninle,
Farklı mevsimleri seviyorduk, farklı zamanlarda....
Ben büyük fırtınalara vardım, sense lodostan bile ürküyordun..
Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen,
Daha doğrusu öyle sanıyordum...
Binlerce yıldız arasında,
Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım...
Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti...
´Bitti´ deyişim öylesine bir şeydi, öylesine, sıradan, şakacıktan...
´Hayır´ demeliydin!
Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde,
Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye.
Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay´a sevgimiz diye...
Beni yolumdan alıkoymalıydın...
Mücadele etmeliydin
´kal´ demeliydin... Defalarca ´kal´ demeliydin...
Oysa, demedin...

Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben
Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim...
Belki böylesi daha iyi oldu...
´Kal´ deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım.
Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım.
Mücadele etmeye, savaşmaya hazırdım.
Demedin oysa! Sen mücadele etmedin
Bilir misin?
Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken...
Bilir misin?
Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek...
Bilir misin?
Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...
´KAL´ desen kalacaktım...
DEMEDİN OYSA! !


Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Nisan 2008 Pazartesi 22:18:28
sayın grubumuzuzun kurucusu tşkler paylaşımınız harikalar

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
14 Nisan 2008 Pazartesi 22:39:22
ATEŞ BİRGÜN SUYU GÖRMÜŞ YÜCE DAGLARIN ARDINDA.
VE SEVDALANMIŞ ONUN DELİ DALGALARINA
HIRÇIN HIRÇIN KAYALARA VURUŞUNA
YÜREGİNDEKİ DURULUĞA
DEMİŞKİ SUYA:GEL SEVDALIM OL
HAYATIMA ANLAM VEREN MUCİZEM OL
SU: DAYANAMAMIŞ ATEŞİN GÖZLERİNDEKİ SICAKLIĞA
AL DEMİŞ YÜREGİM SANA ARMAĞAN
SARILMIŞ ATEŞLE SU BİRBİRLERİNE
SIKICA KOPMAMACASINA
ZAMANLA SUBUHAR OLMAYA
ATEŞ KÜL OLMAYA BAŞLAMIŞ
YA KENDİSİ YOK OLACAKMIŞ
YA AŞKI!
BAŞTAN ALINLARINA YAZILMIŞ
KADERİDE YÜREĞİNDEKİ KEDERİDE
ALIP GİTMİŞ UZAK DİYARLARA SU
ATEŞ KIZMIŞ ATEŞ YAKMIŞ ORMANLARI
ARAMIŞ SUYU DİYARLAR BOYU
GÜNLER BOYU GECELER BOYU...
BİRGÜN GELMİŞ SUYA VARMIŞ YOLU
BAKMIŞ O DURU GÖZLRİNE SUYUN
BİRAZ KIRGIN BİRAZ HIRÇIN
VE O AN ANLAMIŞ
AŞKIN BAZEN GİTMEK OLDUĞUNU
AMA GİTMENİN YİTİRMEK OLMADIĞINI
VE ATEŞ DURMUŞ...

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
15 Nisan 2008 Salı 00:17:20
Her Ayrılık Veda Değildir

Zaman, ödünç alınmış sevinçlerin iade zamanı.
Birazdan kalkacak tren
Kirli bir hüzün kalacak
Yorgun banklarında istasyonun...

Raylar arasına düşmüş bir hıçkırık
Karışıp kaybolacak solgun havaya
Çalınmış bir zamandan
Ödünç alınmış sevinçler
Bir kampana sesinde
Duman duman kaybolacak...

Geride sadece
Buruk bir acı kalacak..
Hoşça kal!

Ne martıların çığlığında ara sesimi
Ne de kokumu, esişinde rüzgarın
“Sözüm teneşir vadesi” demiştim ya
Baştan başa kaldırımlarına yazdım o şehrin
Şimdi her sokak bana uzanır
Her köşe başında bekleyen ben
Yaşlı faytoncuda şaklayan kamçı
Ada vapurunda ağlayan çocuk
Yuşa tepesinde inleyen derviş...
Gece sularda yıkanan ben...

Geç kalmış sevdalara çalınır bütün kemanlar
Bütün şiirler ayrılıklardan yana
Bütün şairler az buçuk melankolik
Bütün ayrılıklar hüzün dolu
Sen benim tek gerçeğim

Her ayrılış son değildir bilmelisin
Sevince ölürcesine sevmelisin...

Ne çıkar ayrılık çalıyorsa barlar
Tavernalar
Ne çıkar ayrılık varsa sarhoş naralarında
Bütün postacılar ayrılık taşıyorsa ne çıkar
Aşk var ya

Her ayrılık veda değildir bilmelisin...
Sevince ben gibi
Ölümüne sevmelisin...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Nisan 2008 Salı 16:36:14

her ayrılıgı bir veda olarak kabul etmemek gereklidir

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Nisan 2008 Salı 16:45:42
Sen tarifsizsin...
Yakinsin ama sadece icimde ve kalbimde... Kaybedisler cok yasadim hayatimda ama hicbiri elimdekilerin hepsini götürmemisti giderken... Ben kimseye sunmamistim, acmamistim kalbimi bütün safligiyla... Belki ondan olsa gerek bu yanlizdan daha fazla yanliz kalislarim... Sana kizmak isterdim ama yapamiyorum... Yasanmislari atamiyorum bir kalemde geriye... Merdivenleri bir bir tirmaniyorum ayrilik cigligi icinde ve kanatlarima agir geliyor gözyaslarim... En tepeye cikmayi hayal ederken askinda simdi yerlerde sürünüyorum... Gözümüm önünde duruyor kum saatinden akan zamanim, bekliyor yeni bir askta tekrar cevrilmeyi...

Gölgeme kadar karamsarim, duramiyorum yerimde boguluyorum okyanusumda... Batiyorum hizla ve filikalarimda alev almis... Yapacak birsey yok bir kaptanin yaptigi gibi en son ben terk ediyorum gemimi... Önden sen ve senle dolu kalbim... Yetim kalan bir aksama birakiyorum olmayan umutlarimi... Ama bosuna aslinda biliyorum... Hangi aksamim bana mutluluk vermiski sen gittikten sonra düsünüyorum, düsünüyorum bulamiyorum... Adim adim yaklasan bir korkuyla daliyorum istemeden uykuma... Arkasindan kabuslar sariyor dört yanimi... Icinde senin olmadigin kendini rüya sanan rüyaciklar görüyorum...

Yalandi, gitmezsin gitmedin derken kayiverdin ellerimden...

Bu kayganligin gitmek istemeden belli ama ben saniyordumki pürüzlü ellerim yeterdi seni tutmaya... Kandir ruhumu olmasanda yanimda sahte oyunlarla... O ihtiyacim varki sana mizikcilik yapmana bile raziyim... Sessiz bekliyorum seni... Kaniyor avuclarim bir yandan askina dogru... Bir yandanda suskun dillerim icinden sarkilar besteliyor sana... Ne yaptigimi bilmeden kavusmaya calisiyorum ellerine.. Ellerini tutusumun her yanimi tutusturacagini hissederek ve agzimdan hic eksik olmayan "seni seviyorum"larla ariyorum seni... Vazgecemedim senden... Vazgecemiyecegim...

Daha fazla gurur eksikligimi arttirmak istemiyorum artik.. Yoruldum yinede cabalamaya... Senden son duyacagimi duydum; iyisiyle kötüsüyle aldim basimi gidiyorum... Kendimi kaderime terk ediyorum...

Ama yinede git gidebilirsen...

Sen icimde herseysin, sen tarifsizsin...

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
17 Nisan 2008 Perşembe 05:08:45

GECENİN KOYNUNDA HASRET MERALARI



Karanlığın içinden uçtu güvercinler

Yakut sıcaklığında tutam tutam kar rengi

Böğürtlen dikeni batmış martılar

Acısını nasıl yaslarsa sahile

Gökten boşandı gibi yıldızlar
Gecenin yüreğinde hasret meralarına

Koştu en güzel gözlü ceylanlar

Ayaklarında Venüs patiği

Alınlarında dağ minesi günün ilk rengi

Peygamber çiçeklerinde ikindi teri

Çocuklar sahabeleri bildiğinden beri

Gecenin koynunda hasret meraları

Bağ yeşilinden yeşil, çiçek denizi sanki...



Naci GÜMÜŞ

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Nisan 2008 Pazartesi 21:18:25

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 02:59:51



Yağmur
.
1.


Ben yağmuru hiç beklemeyen bir şehirdim
Sen bir akşamüstü habersizce geldin
Bilmezdim yağmuru hiç
Ama sen yağmur gibiydin..


Apansız vuruyordu uykularda bakışların
Apansız sırılsıklam oluyordum geçerken gözlerinden
Yağmuru bilmeyen bir şehirdim ben
Sokaklarımda beni böyle sevindiren
Bir askın hikayesi yoktu..


İste her şey bugün oldu
Bir yaprak üşüyordu
Uçmaya hazırlanıyordu bir kelebek, kanatsız
İçimde adsız bir kadın ağlıyordu
Bir gelincik soluyor
Bir geyik ölüyordu..


Sen bana yağıyordun
Ben sana çiçekler vaad ediyordum
Ellerin binlerce vahşi menekşe
Dokunuşun hayata gelmenin diğer adiydi
Sendin içimdeki ayla güneşi tutup kaldıran
Bir yemindin sen yağmur,
Ölümü uykudan uyandıran..


Yağmur.. Bu değil de neydi o zaman
Neydi karanlık rüyalardan akıp giden uçsuz aydınlık
İnsanın ruhuna değince acıtan
Acıtan ölümlü geyiklerin ölümsüz aşklarını
Yağmur.. Bu değil de neydi o zaman..



2.

Ben seni unutmak için ne yalanlar uydurdum
Ne çok vurdu kıyılarıma bilmezsin kirik kalpler, hayaller..
Ben seni unutmak için elimi benden çektim
Gücüm olsaydı gidecektim
Karanlığa aydınlıklar armağan edecektim
Bir bahar gününe
Bir gelinciğe
Bir ölümün üstüne yeminler edecektim
Yeminler edecektim yağmurun böylesine
Böylesine bir günde inan ki gidecektim..


Artik gitmek için bir çift kanada ihtiyacım yok
Başımı çeviriyorum bana uzanan ellerden
Bir bırakıyorum, bir dalıyorum hayata öylesine
Öylesine.. Ne varsa yaşanan senden başka
Tutuyorum, sarsıyorum, uyuşuyor ellerim
Devamını susarak eksik kelimelerin
Acıyı topluyorum takvim sayfalarından
Bıksam da yokluğumun vaz geçilmez tadından
Bıksam da içimde ağlayıp duran kadından
Kendime şarkılar yazıyorum yine de
Kimseye vermiyorum eski defterlerimi..



3.

Ah yağmur ah, sen olmasaydın
Sen olmasaydın
Ben olmasaydım
Ask olmasaydı..
Yoktu belki olanlar, belki hiç olmamıştı
Ne sen beni vurmuştun, ne ben sana alınmış..
Yüreğimdeki şehri kimler kimler acıtmış..
Ne baharım vardı benim, ne bulut göklerimde
Eriyordu bir şehir yağmurun gözlerinde..


Bir yıldırım olsaydım üstüme düşecektim
Bir rüya olsaydım hiç kimselere görünmeden, gidecektim..
Bir yalan olsaydı yeminlerim yürekleri karartan
Üşümeseydim, gülmeseydim, kusmasaydım korkudan..
Eğer ben de içi acıyan, dudakları kuruyan,
Karanlıkta yolunu bulamayan..
Kısacası
Bir INSAN olmasaydım..
Toplayacağım valizler günahkar olmasaydı..
Bir dikişte içecektim avucumdaki zehri
Güzel günün ardından kopan deli zemheri
Gibi azgın perişan yollardan geçecektim
Avucumdaki zehri inan ki içecektim..


Yağmur başka yere yağıyor
Başka yere düşüyor yıldırımlar
Bende yağmurlara sığmayan bir yürek var..
Sen bunu bilmiyorsun!
Sen nasıl bir yağmursun!
Bakışların içimde yangınlar çıkarıyor
Ve sen içime isliyorsun bulanık bir su gibi..
Yağmur kapama gözlerini
Yağmur yüreğime yağ
Yağmur ellerimi ellerinin içine al,
Kapama gözlerini..


Bana eller verildi dokunmam için sana
Ağlamaklı gözler verildi, ıslak
Bana sen gibi yakin
Bana sel gibi yasak düşler verildi..
İki kere ikinin dört olmadığı
Ayin ve günesin hiç tutulmadığı bir yer verildi
Bana bir ben verildi
Bir de sen..
Bir de acılar verildi, çekmem için sen giderken..



4.

Ve ben koca bir şehir..
Ben bir nisan yüzüğü
Ben gelin olamamış genç kızların hiç açılmamış yüzüyüm..


Ben bir kör kuyu..
Ben bir kördüğüm..
Ben bir...
Gördüğün gibiyim iste!
Gözlerinin önünde öldürüyorum geceyi
Gözlerinin önünde yüreğime gökdelenler dikiyorum
Batan güne karşı darağaçları dikiyorum gönlüme..
Sen bana çok uzak
Sen bana çok yakin..
SEN başka şehirlerin kalbinde olmalıydın..


Ben sen olmasan bile gözlerini gördüm rüyalarımda
Bir sigara külüne ve bir tatil gününe yeminler ettim
Saçımı senin sevdiğin gibi kestim sen görmesen de
Sana ve ölüm üzerine dualar ettim
Ve rüyalar gördüm ikimizin yerine
Rüyalarda her şeyimi bitirdim
Şehri de yağmuru da yitirdim rüyalarımda..


Bir yağmura benzeyen gözlerini
Bir senden uzaklarda ölmeyi
Bir de INADINA GÜLMEYI unutmadım
Sen de beni unutma..



Eylül 2001, ISTANBUL
.
Mükerrem Suna Varol


 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Mayıs 2008 Salı 13:22:18
Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım…
Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak…
Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü…
Söz geçiremeyeceğim gözyaşlarıma, akacak…
Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim…
“Ağlama” diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim…
İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı…
Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle…
Kızgınım gidişine çünkü öfkem bir dağ gibi büyük…
Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin…
Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun…
Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun…
Bense binlerce yanlışın ortasında tek başınayım…
Oysa beklediğim sevgiliydin sen…
Yorgun günlerden damıtılmış Kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi…
Sanki seni aramıştım yıllarca da Ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum…
Bu yüzden kimse kandıramadı beni, dindiremedi aşka susamışlığımı…
Hep eksikti hep yarım…
Ne yazık ki “Bu kez tamam” dediğimde de yarım kaldığımı görüyorum…
Belki de sevmeyi beceremiyorum ben…
Öyle ya, deli sevdalar bana göre değil belki de…
Dümdüz, heyecansız, içimdeki kuşlar kanat çırpmadan Ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı…
Buna aşk denirse tabii…
Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu o zaman…!
Peki sen biliyor musun bu acıya katlanmanın ilacını…!
Bu yürek sancısını ne dindirecek…!
Bu geceler nasıl geçecek…!
Söyle yar, içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek…!
Acelen var biliyorum…
Gideceksin, yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin…
Bunu hiç istemiyorum…
Ne berbat bir duygu bu…
İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum…
Benden bağımsız gelişiyor her şey…
Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim…
Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen Ve bir daha hiç görünmeyen figüran…
Haydi, git, bu yol senin yolun…
Dilediğince özgür at adımlarını…
Kendin için iyi olanı yapıyorsun ya ne önemi var gerisinin…
Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu acıyı…
Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta ki…!
Bir insanın başına en kötü şey gelmişe, başka hiçbir şeyden korkmuyor…
Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum, onu da yaşadım zaten…
Haydi, git, merak etme, yaşayacağım…
Sensiz olsam da bu sevdayı yaşatacağım

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 22:40:39

Çocuksun Sen - I

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte


Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için


Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa


Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tanık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada


Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.


Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil


Ahmet Telli

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 22:45:10



Çocuksun Sen - II

Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
Dursam ölürüm paramparça olur dünya


Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm

Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
(Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç


Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte


Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan

Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su


Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
(Soluğunun elma kokması bundandı belki)
Bir elma kokusuna tutundum düşerken
Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle


Çocuksun sen, çocuğumsun

            AHMET  TELLİ



Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
6 Mayıs 2008 Salı 22:47:28



Kendini Sevdirmelerine Kızgınım

Fena halde kızgınım
Bakışına
Duruşuna
Hani hiç farkında değilmiş gibi
Kendini sevdirmelerine kızgınım...


Kanlı bıçaklıyım gülüşünle
Ne zaman gözümün önünde canlansa hayalin
Sigaramın dumanını üfleyip yüzünü dağıtırım...


Sıcaklığını
Sıcaklığını sevmiyorum bir de
Bir dokunup bir kaybolması yüzünden sıtmalarım...


Bak buraya yazdım bile
Görülecek hesabım var gönül gözünle
Öyle kendini beğenmiş günlerinden birinde
Bir bakacak
Bir görecek ki
Sevdam kendini asmış!


Öylece asılı kalacak günlerce
Duyarsız
Uumarsız
Tam gözünün önünde


 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 04:48:40

Yüzündeki serinlik kimin gözlerine dokunsa mahcup bir bakışa dönüşürdü. Uykusuna gömülmüş meyyit olurdu kim varsa.
Önce ben düştüm. Sonra şehir, insanlar…
Bakışların kanıma karıştı ve zehirlendim.
İstasyon istasyon arandım durdum. İçim ezildi. Bir sabahı daha geçtim- buhurumeryem- düşlerimde gezdirdiğim ivedi tutku ve son tren.
Ağır teamüllerin nişanı üstümde gezdirildi; sana mühürlendim. Oysa sen, ne kadar kahramansan, ben o kadar olağan şüpheliydim.
Rutubetli yüzler, çarmıha çekilmiş birkaç resim ve fırtınadan arta kalan son martı çığlığı.
Efkar tutarsa beni bu şehirde, tutarsa yılgın bir titreme; - Anla o zaman ne kadar hatıra varsa karantina.
-Zabit kayıtlarında eşkâlimize şerhler düşüyor sinsi bir kalem. Gözlerini lavaboda unutmuş metalik bir gülümseme beni sana ihbar ediyor. Ve yarım kalmış bir öfke sahibini arıyor. Farkında mısın? -

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 04:49:23
pencereden baktığım

şu sokaktan

-yani ki şu bizim sokaktan-

şimdi kendimin geçtiğini düşünüyorum



geride bırakıp her şeyi

kendimi bile götürmeden

öylece çıkıverdiğimi hayatımdan



ah ne uzak bir hayale öykünüyor ürkek içim

-acı bir gülümseme dudağımdaki-

şimdi (um)arsızca şu sokaktan

kendimi

geçtiğimi

düşü/nü/yorum

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 14:58:22

Efkar tutarsa beni bu şehirde, tutarsa yılgın bir titreme; - Anla o zaman ne kadar hatıra varsa karantina.
-Zabit kayıtlarında eşkâlimize şerhler düşüyor sinsi bir kalem. Gözlerini lavaboda unutmuş metalik bir gülümseme beni sana ihbar ediyor. Ve yarım kalmış bir öfke sahibini arıyor. Farkında mısın?

SÜPER PAYLAŞIMLAR
EMEGİNE SAGLIK

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 15:05:18

geceler malum..

gecelere şirinlikten yok efkarlık yakışıyor galiba..


geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan

geceler, katran karası geceler
ellerim tütün kokar gecelerde
geceler, olmaz olası geceler
açılır yelkenleri yalnızlığın
vurur dalga sesleri yüreğimde

geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan

vurulur zincirlere
çareler gecelerde
bir damla bir damla daha
düşer zındanlara
gözyaşlarım

geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 15:09:04
BAKMAYA KIYAMADIGM,KENDİMDN BİLE SAKINDIGM.BAL RENGİ GÖZLERNE İHANETİ YAKSTRMDM
BİTMELİ AYRILMAYIZ AYRILMAK ZORUNDAYIZ DERKEN BENİ BIRAKMA DİYEMEDİYSEM BU SANA OLAN SEWGİMDENDİ.NEGÜZEL BASLAMISTI HERSEY HATIRLYOMUSUN.......
1 BAKIŞI 1 GÜLÜŞÜ 1DAMLA GÖZYASINI HIÇKIRIGI WE YÜREK CARPMASINI PAYLAŞIRDIK...
KISKANÇ 1 GÜL OLUR,ELLERİNİ KANATIRDIM DİKENİMLE,SEN İNADINA SIKARDIN ELİNİN İÇİNDE...
GÜN GELR HIRCIN 1COCUK OLURDUM,ALIP BENİ SALINCAKLARA GÖTÜRÜRDÜN SAATLERCE SALLANIRDIK
BİLİNMEZ 1 KENTİN,BİLİNMEZ 1EWİNDE ,SENSİZLİĞE VE SENİ BENSİZLİĞE MAHKUM EDEN;
BANA DEGİL GÜZELİM BUNU İSTİYEN SANA ÖFKEYLE HAYKIRIYORUMMM......
KÜÇÜLÜYORUM,GÖRMÜYOMUSUN,TÜKENİYORUM.....
HANİ SIGINDIGIMZ LİMAN,HANİ KOCA GEMİ,EGER BU GEMİ BATIYORSA,BATIRILIYORSA BUNU SEN BATIRIYORSUN......
AYRILMAKKK YOOOOKKKK ÖLÜM BUNUN ADI ,SENSİZLİĞİN;ÖLMEK DEĞİL HAA ÖLDÜRÜLMEK GÜÇÜME GİDİYORR.. BENİ TÜKENMİŞLİĞİM,ÇARESİZLİĞİM,YOKSULLUGUM,- İMKANSIZLIGIM DEĞİL,
İAHANETİN ÖLDÜRÜYORRRRR.....
BENİ SEN ÖLDÜRÜYORSUN,BU SANA YAZDIGIM SON ŞİİR VE SEN COK SEWDİĞİM
BU ŞİİİİRİİİİMLE SOOOOOOOOOONNNNNNNNN BULUYORSUUUNNNNNNNNN

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
10 Mayıs 2008 Cumartesi 19:51:51

Konuğum Ol



Bir akşam konuğum ol
Oturup konusalım biz bize
Anıların çubuğunu yakıp
Uzatalım geceyi biraz.


Geçmişe bir el sallayıp
Yaşanan günleri konusalım
Ve günlerin üstüne çöken
Dumanlı, isli havalardan


Kendimize daha az zaman
Ayırsak da olur geceden
Cünkü boğulabilir insan
Yalnız kendini düsünmekten


Kapağı açılmayan kitaplar
Unutulmuş aşklar gibidir
Kitaplardan söz edelim
Ve onların gizli kalmış
Sessiz tadlarından


Sabaha doğru perdeyi
Aralayıp ufka bakalım
Ve bir çocuk gibi
Hayretle seyredelim
Güneşin kızıllığını


Konuşulmadan kalan
Daha çok şey vardı
Diye düşünerek çıkalım
Güneşle kucaklaşan balkona
Üşütmesin sabah serinliği


Bir bardak demli çay
Burukluğu gibi kalsın
Gecenin ve sabahın tadı
Yaşasın anılarımızda


Konuğum ol, oturup
Konuşalım bir akşam
Ve uzatalım geceyi
Sözün çubuğunu yakarak




 

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4 - 5İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa