|
| Gönderen | Mesaj |
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
15:56:42
|
|
|
Hayret ki gece yazılır hep şarkılar ve hep gece yaşanır hayatlar; gece yapılır gözyaşı ile tevbeler, ıslatılır seccadeler. Bir gece vakti yazılan şarkılar,
geceye yazılan şarkılardır aynı zamanda ve bir gece vakti yaşanan hayatlar sahibini yaralar sadece. Herkesin gece olabildiği tek şey, hiç kimse olmaktır.
Ve hiç kimsenin, gecenin içinde hiçbir hükmü yoktur.
Hükümsüz insanlar geçer gecenin içinden, sabaha dek. Kimileri bir sokak lâmbasının fersiz ışığında arar kendilerini, kimileri solgun ve titrek bir mumun
alevinde yitirir benliklerini. Kimileri için hayat henüz vardır, kimileri içinse sonsuz bir kaygıdır o. Bir bebek için boşluğa fırlatılan çığlıktır gece, bir
ölü için mezardaki sığlıktır, iki hece. Bir yıldız sağanağının altında yaşansa da çoğu zaman, tek bir yıldızınız bile olmaz size kalan. Bin yıldız geçer de
başınızın üzerinden, bir yıldızdır sevdalandığınız. Sevda olur yıldızın adı da sizsinizdir yine geceye arta kalan.
Bir rüyadır hiç olmadığı kadar gerçek. Hem geçmiş vardır içinde, hem de gelecek. An``dır, geçmişi ve geleceği bir çırpıda silecek...
Sancıdır gece, bilinmeyene gebe. Bıçaktır gece yüreğinizde, istemeseniz de. Yalnızlıktır gece fildişi kulesinde.
Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür. Saklı kalan aslında, geceden hep gizlediğin yüzündür.
Savaştı, gece, orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar öldüremediklerinizle kendi kavganızdır gece, kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin ortasında, yoğun bir bilmece. Kimi zaman yıldızdır dostunuz, kimi zaman ay, ama kırgınsınızdır hep güneşe.
Gül ile bülbülün hikâyesinde, gülün adı, bülbülün kanıdır gece. Ve aynı hikâyede gece, ilham olur aşka düşen bîçâre gence.
Leyl``dir gece, kelimelerin en karanlığıdır. Leyla olur gece, sebebi mecnunluğundandır.
Yusuf``un gözleridir gece, Züleyha``ya. Yusuf``un sözleridir gece, Züleyha``ya. Züleyha bir ince sızıdır ki, aynı gecelerde, yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf``a.
Yazıdır gece, semaya yazılan kaderdir gece, alna kazılan.
Bir sırdır gece kulağa fısıldanan, bir yardır gece omzuna yaslanılan.
Kelebeğin kanadında naif doku, gülün bağrında yaralı koku, bülbülün sesinde hüzünlü buğudur gece.
Eylülün ortasında vurulan aşklar gibi, ağlatır gece. Garip bir sonbahar bestesi bırakır da ellerine, yanaklarından süzülen birkaç damla yaş kalır geriye.
İki dudağının arasında fısıltı, iki sevdanın arasında yanılgıdır gece.
Yâre yazılan nâme, yârdan gelen nâğme ve ümitsiz bir baş eğmedir gece.
Bir sözdür ki telaffuzu yoktur. Bir közdür gece ki, yaktığı yer çoktur.
Duâya açılan ellerde yalvarıştır gece.
Bir kalemdir gece, yazdığı harf adedince, acı düşer suretine.
Bir kâğıttır gece, kalem üzerinden geçtiği sürece, yıldız olur gözlerinde.
Gece benim...
Ben geceyim...
İzin ver ey sevgili! Gecenin içinden, gül kokulu yıldızlar toplayıp yüreğine serpeyim...
Gece benim...
Ben geceyim...
İzin ver ey sevgili! ..
Gece benim, ben geceyim. Gecenin içinden geçerken, içinden gece geçen yine benim...
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
16:32:48
|
|
|

Yelkensiz Gemi
´Kal´ deseydin, kalırdım. Demedin oysa... Kuru bir ´Bitmesin´den başka hiçbir şey demedin. Öyle kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki, ondaki anlam! Bu kadar kolay mıydı her şey, bu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydın sevgimizi? ´Kal´ diye haykırmayacak mıydın ardımdan?
Düşündüğüm bu değildi... Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden, Mücadele beklemiştim oysa... Yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... Kıyıya ulaştırırsın sanmıştım... Oysa, onu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... Bu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa, bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. Beynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, Geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.
Yüreğimdeki tüm martıları uçurdun şimdi... Hangi yöne gittiler bilmiyorum, Geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam, Neden artık parlamıyor yakamozlar gözlerimde? Neden artık rüzgar esmiyor, Her şey seninle mi kaldı yoksa? Mantığım... Mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. Bazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! Ben istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim, Kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! Bunu neden yaptığımı bilmiyorum. Ve senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı balkondaki akasyaları sularken, Fazla sudan dolayı sararacaklarını bilmediğim gibi... Su, onun için hayat olmalıydı oysa... Ve... Sen de benim tutunacak dalım!
Bazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, Olmaması gereken ama daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle, Farklı mevsimleri seviyorduk, farklı zamanlarda.... Ben büyük fırtınalara vardım, sense lodostan bile ürküyordun.. Oysa başardığımız şeyler vardı her şeye rağmen, Daha doğrusu öyle sanıyordum... Binlerce yıldız arasında, Ayın güzelliğini gösterebilmekti tek amacım... Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti... ´Bitti´ deyişim öylesine bir şeydi, öylesine, sıradan, şakacıktan... ´Hayır´ demeliydin! Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, Hendekler açmalıydın yoluma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay´a sevgimiz diye... Beni yolumdan alıkoymalıydın... Mücadele etmeliydin ´kal´ demeliydin... Defalarca ´kal´ demeliydin... Oysa, demedin...
Belki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben Akasyaları kışın yaşatmaya çalışmakla hata etmiştim... Belki böylesi daha iyi oldu... ´Kal´ deseydin kalırdım... Hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım. Yakamozlarla kalırdım. Mücadele etmeye, savaşmaya hazırdım. Demedin oysa! Sen mücadele etmedin Bilir misin? Kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken... Bilir misin? Nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek... Bilir misin? Nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek... ´KAL´ desen kalacaktım... DEMEDİN OYSA! !
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
22:18:28
|
|
|
|
sayın grubumuzuzun kurucusu tşkler paylaşımınız harikalar
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
22:39:22
|
|
|
ATEŞ BİRGÜN SUYU GÖRMÜŞ YÜCE DAGLARIN ARDINDA. VE SEVDALANMIŞ ONUN DELİ DALGALARINA HIRÇIN HIRÇIN KAYALARA VURUŞUNA YÜREGİNDEKİ DURULUĞA DEMİŞKİ SUYA:GEL SEVDALIM OL HAYATIMA ANLAM VEREN MUCİZEM OL SU: DAYANAMAMIŞ ATEŞİN GÖZLERİNDEKİ SICAKLIĞA AL DEMİŞ YÜREGİM SANA ARMAĞAN SARILMIŞ ATEŞLE SU BİRBİRLERİNE SIKICA KOPMAMACASINA ZAMANLA SUBUHAR OLMAYA ATEŞ KÜL OLMAYA BAŞLAMIŞ YA KENDİSİ YOK OLACAKMIŞ YA AŞKI! BAŞTAN ALINLARINA YAZILMIŞ KADERİDE YÜREĞİNDEKİ KEDERİDE ALIP GİTMİŞ UZAK DİYARLARA SU ATEŞ KIZMIŞ ATEŞ YAKMIŞ ORMANLARI ARAMIŞ SUYU DİYARLAR BOYU GÜNLER BOYU GECELER BOYU... BİRGÜN GELMİŞ SUYA VARMIŞ YOLU BAKMIŞ O DURU GÖZLRİNE SUYUN BİRAZ KIRGIN BİRAZ HIRÇIN VE O AN ANLAMIŞ AŞKIN BAZEN GİTMEK OLDUĞUNU AMA GİTMENİN YİTİRMEK OLMADIĞINI VE ATEŞ DURMUŞ...
|
|
|
15 Nisan 2008 Salı
00:17:20
|
|
|
Her Ayrılık Veda Değildir
Zaman, ödünç alınmış sevinçlerin iade zamanı. Birazdan kalkacak tren Kirli bir hüzün kalacak Yorgun banklarında istasyonun...
Raylar arasına düşmüş bir hıçkırık Karışıp kaybolacak solgun havaya Çalınmış bir zamandan Ödünç alınmış sevinçler Bir kampana sesinde Duman duman kaybolacak...
Geride sadece Buruk bir acı kalacak.. Hoşça kal!
Ne martıların çığlığında ara sesimi Ne de kokumu, esişinde rüzgarın “Sözüm teneşir vadesi” demiştim ya Baştan başa kaldırımlarına yazdım o şehrin Şimdi her sokak bana uzanır Her köşe başında bekleyen ben Yaşlı faytoncuda şaklayan kamçı Ada vapurunda ağlayan çocuk Yuşa tepesinde inleyen derviş... Gece sularda yıkanan ben...
Geç kalmış sevdalara çalınır bütün kemanlar Bütün şiirler ayrılıklardan yana Bütün şairler az buçuk melankolik Bütün ayrılıklar hüzün dolu Sen benim tek gerçeğim
Her ayrılış son değildir bilmelisin Sevince ölürcesine sevmelisin...
Ne çıkar ayrılık çalıyorsa barlar Tavernalar Ne çıkar ayrılık varsa sarhoş naralarında Bütün postacılar ayrılık taşıyorsa ne çıkar Aşk var ya
Her ayrılık veda değildir bilmelisin... Sevince ben gibi Ölümüne sevmelisin...
|
|
|
15 Nisan 2008 Salı
16:36:14
|
|
|
her ayrılıgı bir veda olarak kabul etmemek gereklidir
|
|
|
15 Nisan 2008 Salı
16:45:42
|
|
|
Sen tarifsizsin... Yakinsin ama sadece icimde ve kalbimde... Kaybedisler cok yasadim hayatimda ama hicbiri elimdekilerin hepsini götürmemisti giderken... Ben kimseye sunmamistim, acmamistim kalbimi bütün safligiyla... Belki ondan olsa gerek bu yanlizdan daha fazla yanliz kalislarim... Sana kizmak isterdim ama yapamiyorum... Yasanmislari atamiyorum bir kalemde geriye... Merdivenleri bir bir tirmaniyorum ayrilik cigligi icinde ve kanatlarima agir geliyor gözyaslarim... En tepeye cikmayi hayal ederken askinda simdi yerlerde sürünüyorum... Gözümüm önünde duruyor kum saatinden akan zamanim, bekliyor yeni bir askta tekrar cevrilmeyi...
Gölgeme kadar karamsarim, duramiyorum yerimde boguluyorum okyanusumda... Batiyorum hizla ve filikalarimda alev almis... Yapacak birsey yok bir kaptanin yaptigi gibi en son ben terk ediyorum gemimi... Önden sen ve senle dolu kalbim... Yetim kalan bir aksama birakiyorum olmayan umutlarimi... Ama bosuna aslinda biliyorum... Hangi aksamim bana mutluluk vermiski sen gittikten sonra düsünüyorum, düsünüyorum bulamiyorum... Adim adim yaklasan bir korkuyla daliyorum istemeden uykuma... Arkasindan kabuslar sariyor dört yanimi... Icinde senin olmadigin kendini rüya sanan rüyaciklar görüyorum...
Yalandi, gitmezsin gitmedin derken kayiverdin ellerimden...
Bu kayganligin gitmek istemeden belli ama ben saniyordumki pürüzlü ellerim yeterdi seni tutmaya... Kandir ruhumu olmasanda yanimda sahte oyunlarla... O ihtiyacim varki sana mizikcilik yapmana bile raziyim... Sessiz bekliyorum seni... Kaniyor avuclarim bir yandan askina dogru... Bir yandanda suskun dillerim icinden sarkilar besteliyor sana... Ne yaptigimi bilmeden kavusmaya calisiyorum ellerine.. Ellerini tutusumun her yanimi tutusturacagini hissederek ve agzimdan hic eksik olmayan "seni seviyorum"larla ariyorum seni... Vazgecemedim senden... Vazgecemiyecegim...
Daha fazla gurur eksikligimi arttirmak istemiyorum artik.. Yoruldum yinede cabalamaya... Senden son duyacagimi duydum; iyisiyle kötüsüyle aldim basimi gidiyorum... Kendimi kaderime terk ediyorum...
Ama yinede git gidebilirsen...
Sen icimde herseysin, sen tarifsizsin...
|
|
|
17 Nisan 2008 Perşembe
05:08:45
|
|
|
GECENİN KOYNUNDA HASRET MERALARI
Karanlığın içinden uçtu güvercinler
Yakut sıcaklığında tutam tutam kar rengi
Böğürtlen dikeni batmış martılar
Acısını nasıl yaslarsa sahile
Gökten boşandı gibi yıldızlar Gecenin yüreğinde hasret meralarına
Koştu en güzel gözlü ceylanlar
Ayaklarında Venüs patiği
Alınlarında dağ minesi günün ilk rengi
Peygamber çiçeklerinde ikindi teri
Çocuklar sahabeleri bildiğinden beri
Gecenin koynunda hasret meraları
Bağ yeşilinden yeşil, çiçek denizi sanki...
Naci GÜMÜŞ
|
|
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
02:59:51
|
|
|

Yağmur . 1.
Ben yağmuru hiç beklemeyen bir şehirdim Sen bir akşamüstü habersizce geldin Bilmezdim yağmuru hiç Ama sen yağmur gibiydin..
Apansız vuruyordu uykularda bakışların Apansız sırılsıklam oluyordum geçerken gözlerinden Yağmuru bilmeyen bir şehirdim ben Sokaklarımda beni böyle sevindiren Bir askın hikayesi yoktu..
İste her şey bugün oldu Bir yaprak üşüyordu Uçmaya hazırlanıyordu bir kelebek, kanatsız İçimde adsız bir kadın ağlıyordu Bir gelincik soluyor Bir geyik ölüyordu..
Sen bana yağıyordun Ben sana çiçekler vaad ediyordum Ellerin binlerce vahşi menekşe Dokunuşun hayata gelmenin diğer adiydi Sendin içimdeki ayla güneşi tutup kaldıran Bir yemindin sen yağmur, Ölümü uykudan uyandıran..
Yağmur.. Bu değil de neydi o zaman Neydi karanlık rüyalardan akıp giden uçsuz aydınlık İnsanın ruhuna değince acıtan Acıtan ölümlü geyiklerin ölümsüz aşklarını Yağmur.. Bu değil de neydi o zaman..
2.
Ben seni unutmak için ne yalanlar uydurdum Ne çok vurdu kıyılarıma bilmezsin kirik kalpler, hayaller.. Ben seni unutmak için elimi benden çektim Gücüm olsaydı gidecektim Karanlığa aydınlıklar armağan edecektim Bir bahar gününe Bir gelinciğe Bir ölümün üstüne yeminler edecektim Yeminler edecektim yağmurun böylesine Böylesine bir günde inan ki gidecektim..
Artik gitmek için bir çift kanada ihtiyacım yok Başımı çeviriyorum bana uzanan ellerden Bir bırakıyorum, bir dalıyorum hayata öylesine Öylesine.. Ne varsa yaşanan senden başka Tutuyorum, sarsıyorum, uyuşuyor ellerim Devamını susarak eksik kelimelerin Acıyı topluyorum takvim sayfalarından Bıksam da yokluğumun vaz geçilmez tadından Bıksam da içimde ağlayıp duran kadından Kendime şarkılar yazıyorum yine de Kimseye vermiyorum eski defterlerimi..
3.
Ah yağmur ah, sen olmasaydın Sen olmasaydın Ben olmasaydım Ask olmasaydı.. Yoktu belki olanlar, belki hiç olmamıştı Ne sen beni vurmuştun, ne ben sana alınmış.. Yüreğimdeki şehri kimler kimler acıtmış.. Ne baharım vardı benim, ne bulut göklerimde Eriyordu bir şehir yağmurun gözlerinde..
Bir yıldırım olsaydım üstüme düşecektim Bir rüya olsaydım hiç kimselere görünmeden, gidecektim.. Bir yalan olsaydı yeminlerim yürekleri karartan Üşümeseydim, gülmeseydim, kusmasaydım korkudan.. Eğer ben de içi acıyan, dudakları kuruyan, Karanlıkta yolunu bulamayan.. Kısacası Bir INSAN olmasaydım.. Toplayacağım valizler günahkar olmasaydı.. Bir dikişte içecektim avucumdaki zehri Güzel günün ardından kopan deli zemheri Gibi azgın perişan yollardan geçecektim Avucumdaki zehri inan ki içecektim..
Yağmur başka yere yağıyor Başka yere düşüyor yıldırımlar Bende yağmurlara sığmayan bir yürek var.. Sen bunu bilmiyorsun! Sen nasıl bir yağmursun! Bakışların içimde yangınlar çıkarıyor Ve sen içime isliyorsun bulanık bir su gibi.. Yağmur kapama gözlerini Yağmur yüreğime yağ Yağmur ellerimi ellerinin içine al, Kapama gözlerini..
Bana eller verildi dokunmam için sana Ağlamaklı gözler verildi, ıslak Bana sen gibi yakin Bana sel gibi yasak düşler verildi.. İki kere ikinin dört olmadığı Ayin ve günesin hiç tutulmadığı bir yer verildi Bana bir ben verildi Bir de sen.. Bir de acılar verildi, çekmem için sen giderken..
4.
Ve ben koca bir şehir.. Ben bir nisan yüzüğü Ben gelin olamamış genç kızların hiç açılmamış yüzüyüm..
Ben bir kör kuyu.. Ben bir kördüğüm.. Ben bir... Gördüğün gibiyim iste! Gözlerinin önünde öldürüyorum geceyi Gözlerinin önünde yüreğime gökdelenler dikiyorum Batan güne karşı darağaçları dikiyorum gönlüme.. Sen bana çok uzak Sen bana çok yakin.. SEN başka şehirlerin kalbinde olmalıydın..
Ben sen olmasan bile gözlerini gördüm rüyalarımda Bir sigara külüne ve bir tatil gününe yeminler ettim Saçımı senin sevdiğin gibi kestim sen görmesen de Sana ve ölüm üzerine dualar ettim Ve rüyalar gördüm ikimizin yerine Rüyalarda her şeyimi bitirdim Şehri de yağmuru da yitirdim rüyalarımda..
Bir yağmura benzeyen gözlerini Bir senden uzaklarda ölmeyi Bir de INADINA GÜLMEYI unutmadım Sen de beni unutma..
Eylül 2001, ISTANBUL . Mükerrem Suna Varol
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
13:22:18
|
|
|
Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım… Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak… Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü… Söz geçiremeyeceğim gözyaşlarıma, akacak… Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim… “Ağlama” diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim… İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı… Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle… Kızgınım gidişine çünkü öfkem bir dağ gibi büyük… Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin… Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun… Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun… Bense binlerce yanlışın ortasında tek başınayım… Oysa beklediğim sevgiliydin sen… Yorgun günlerden damıtılmış Kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi… Sanki seni aramıştım yıllarca da Ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum… Bu yüzden kimse kandıramadı beni, dindiremedi aşka susamışlığımı… Hep eksikti hep yarım… Ne yazık ki “Bu kez tamam” dediğimde de yarım kaldığımı görüyorum… Belki de sevmeyi beceremiyorum ben… Öyle ya, deli sevdalar bana göre değil belki de… Dümdüz, heyecansız, içimdeki kuşlar kanat çırpmadan Ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı… Buna aşk denirse tabii… Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu o zaman…! Peki sen biliyor musun bu acıya katlanmanın ilacını…! Bu yürek sancısını ne dindirecek…! Bu geceler nasıl geçecek…! Söyle yar, içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek…! Acelen var biliyorum… Gideceksin, yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin… Bunu hiç istemiyorum… Ne berbat bir duygu bu… İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum… Benden bağımsız gelişiyor her şey… Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim… Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen Ve bir daha hiç görünmeyen figüran… Haydi, git, bu yol senin yolun… Dilediğince özgür at adımlarını… Kendin için iyi olanı yapıyorsun ya ne önemi var gerisinin… Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu acıyı… Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta ki…! Bir insanın başına en kötü şey gelmişe, başka hiçbir şeyden korkmuyor… Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum, onu da yaşadım zaten… Haydi, git, merak etme, yaşayacağım… Sensiz olsam da bu sevdayı yaşatacağım
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
22:40:39
|
|
|
Çocuksun Sen - I
Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen Kum taneleri var ya onlardan birindeyim Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tanık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil
Ahmet Telli
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
22:45:10
|
|
|

Çocuksun Sen - II
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar Dursam ölürüm paramparça olur dünya
Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç
Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı (Soluğunun elma kokması bundandı belki) Bir elma kokusuna tutundum düşerken Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
Çocuksun sen, çocuğumsun
AHMET TELLİ
|
|
|
6 Mayıs 2008 Salı
22:47:28
|
|
|

Kendini Sevdirmelerine Kızgınım
Fena halde kızgınım Bakışına Duruşuna Hani hiç farkında değilmiş gibi Kendini sevdirmelerine kızgınım...
Kanlı bıçaklıyım gülüşünle Ne zaman gözümün önünde canlansa hayalin Sigaramın dumanını üfleyip yüzünü dağıtırım...
Sıcaklığını Sıcaklığını sevmiyorum bir de Bir dokunup bir kaybolması yüzünden sıtmalarım...
Bak buraya yazdım bile Görülecek hesabım var gönül gözünle Öyle kendini beğenmiş günlerinden birinde Bir bakacak Bir görecek ki Sevdam kendini asmış!
Öylece asılı kalacak günlerce Duyarsız Uumarsız Tam gözünün önünde
|
|
|
9 Mayıs 2008 Cuma
04:48:40
|
|
|
Yüzündeki serinlik kimin gözlerine dokunsa mahcup bir bakışa dönüşürdü. Uykusuna gömülmüş meyyit olurdu kim varsa.
Önce ben düştüm. Sonra şehir, insanlar…
Bakışların kanıma karıştı ve zehirlendim.
İstasyon istasyon arandım durdum. İçim ezildi. Bir sabahı daha geçtim- buhurumeryem- düşlerimde gezdirdiğim ivedi tutku ve son tren.
Ağır teamüllerin nişanı üstümde gezdirildi; sana mühürlendim. Oysa sen, ne kadar kahramansan, ben o kadar olağan şüpheliydim.
Rutubetli yüzler, çarmıha çekilmiş birkaç resim ve fırtınadan arta kalan son martı çığlığı.
Efkar tutarsa beni bu şehirde, tutarsa yılgın bir titreme; - Anla o zaman ne kadar hatıra varsa karantina.
-Zabit kayıtlarında eşkâlimize şerhler düşüyor sinsi bir kalem. Gözlerini lavaboda unutmuş metalik bir gülümseme beni sana ihbar ediyor. Ve yarım kalmış bir öfke sahibini arıyor. Farkında mısın? -
|
|
|
9 Mayıs 2008 Cuma
04:49:23
|
|
|
pencereden baktığım
şu sokaktan
-yani ki şu bizim sokaktan-
şimdi kendimin geçtiğini düşünüyorum
geride bırakıp her şeyi
kendimi bile götürmeden
öylece çıkıverdiğimi hayatımdan
ah ne uzak bir hayale öykünüyor ürkek içim
-acı bir gülümseme dudağımdaki-
şimdi (um)arsızca şu sokaktan
kendimi
geçtiğimi
düşü/nü/yorum
|
|
|
9 Mayıs 2008 Cuma
14:58:22
|
|
|
Efkar tutarsa beni bu şehirde, tutarsa yılgın bir titreme; - Anla o zaman ne kadar hatıra varsa karantina.
-Zabit kayıtlarında eşkâlimize şerhler düşüyor sinsi bir kalem. Gözlerini lavaboda unutmuş metalik bir gülümseme beni sana ihbar ediyor. Ve yarım kalmış bir öfke sahibini arıyor. Farkında mısın?
SÜPER PAYLAŞIMLAR
EMEGİNE SAGLIK
|
|
|
9 Mayıs 2008 Cuma
15:05:18
|
|
|
geceler malum..
gecelere şirinlikten yok efkarlık yakışıyor galiba..
geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan
geceler, katran karası geceler
ellerim tütün kokar gecelerde
geceler, olmaz olası geceler
açılır yelkenleri yalnızlığın
vurur dalga sesleri yüreğimde
geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan
vurulur zincirlere
çareler gecelerde
bir damla bir damla daha
düşer zındanlara
gözyaşlarım
geceler yarı yar
dört duvar efkar
geceler yarı yar
başımda sevdan
|
|
|
9 Mayıs 2008 Cuma
15:09:04
|
|
|
BAKMAYA KIYAMADIGM,KENDİMDN BİLE SAKINDIGM.BAL RENGİ GÖZLERNE İHANETİ YAKSTRMDM
BİTMELİ AYRILMAYIZ AYRILMAK ZORUNDAYIZ DERKEN BENİ BIRAKMA DİYEMEDİYSEM BU SANA OLAN SEWGİMDENDİ.NEGÜZEL BASLAMISTI HERSEY HATIRLYOMUSUN.......
1 BAKIŞI 1 GÜLÜŞÜ 1DAMLA GÖZYASINI HIÇKIRIGI WE YÜREK CARPMASINI PAYLAŞIRDIK...
KISKANÇ 1 GÜL OLUR,ELLERİNİ KANATIRDIM DİKENİMLE,SEN İNADINA SIKARDIN ELİNİN İÇİNDE...
GÜN GELR HIRCIN 1COCUK OLURDUM,ALIP BENİ SALINCAKLARA GÖTÜRÜRDÜN SAATLERCE SALLANIRDIK
BİLİNMEZ 1 KENTİN,BİLİNMEZ 1EWİNDE ,SENSİZLİĞE VE SENİ BENSİZLİĞE MAHKUM EDEN;
BANA DEGİL GÜZELİM BUNU İSTİYEN SANA ÖFKEYLE HAYKIRIYORUMMM......
KÜÇÜLÜYORUM,GÖRMÜYOMUSUN,TÜKENİYORUM.....
HANİ SIGINDIGIMZ LİMAN,HANİ KOCA GEMİ,EGER BU GEMİ BATIYORSA,BATIRILIYORSA BUNU SEN BATIRIYORSUN......
AYRILMAKKK YOOOOKKKK ÖLÜM BUNUN ADI ,SENSİZLİĞİN;ÖLMEK DEĞİL HAA ÖLDÜRÜLMEK GÜÇÜME GİDİYORR.. BENİ TÜKENMİŞLİĞİM,ÇARESİZLİĞİM,YOKSULLUGUM,- İMKANSIZLIGIM DEĞİL,
İAHANETİN ÖLDÜRÜYORRRRR.....
BENİ SEN ÖLDÜRÜYORSUN,BU SANA YAZDIGIM SON ŞİİR VE SEN COK SEWDİĞİM
BU ŞİİİİRİİİİMLE SOOOOOOOOOONNNNNNNNN BULUYORSUUUNNNNNNNNN
|
|
|
10 Mayıs 2008 Cumartesi
19:51:51
|
|
|
Konuğum Ol
Bir akşam konuğum ol Oturup konusalım biz bize Anıların çubuğunu yakıp Uzatalım geceyi biraz.
Geçmişe bir el sallayıp Yaşanan günleri konusalım Ve günlerin üstüne çöken Dumanlı, isli havalardan
Kendimize daha az zaman Ayırsak da olur geceden Cünkü boğulabilir insan Yalnız kendini düsünmekten
Kapağı açılmayan kitaplar Unutulmuş aşklar gibidir Kitaplardan söz edelim Ve onların gizli kalmış Sessiz tadlarından
Sabaha doğru perdeyi Aralayıp ufka bakalım Ve bir çocuk gibi Hayretle seyredelim Güneşin kızıllığını
Konuşulmadan kalan Daha çok şey vardı Diye düşünerek çıkalım Güneşle kucaklaşan balkona Üşütmesin sabah serinliği
Bir bardak demli çay Burukluğu gibi kalsın Gecenin ve sabahın tadı Yaşasın anılarımızda
Konuğum ol, oturup Konuşalım bir akşam Ve uzatalım geceyi Sözün çubuğunu yakarak
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|