|
| Gönderen | Mesaj |
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:06:55
|
|
|
Selam; belki hayalleriniz yıkılır, kırılırsınız, üzülürsünüz hayatınızda belki bir kere yaşarsınız, hatta hep yaşanır çünkü aşk hiç bitmez hep sizinledir sonsuza kadar. Aşk her zaman ölümsüzdür,
Kardelen çiçeği
Kardelen çiçeği, etrafındakilerin dostlarının anlatımıyla güneşe aşık olur.Aslında hayatında güneşi hiç görmemiştir. Çünkü bilir ki güneşi gördüğü an canından olacaktır. Ama bu aşk içinde öyle büyür öyle büyür ki artık dayanılmaz bir hal alır ve Allah`a dua eder,bana bir defacıkta olsun güneşi görmeyi nasip et diye. Ve bir gün dayanamaz Allah`ın huzuruna çıkar ve şöyle der; "Allahım güneşi görmem için bana izin ver." Allah`ta ona şöyle seslenir; "Ey kardelen bilmez misin ki sen narin bir çiçeksin ve güneşle karşılaştığın an canından olabilirsin.İyi düşün sana 2 gün mühlet veriyorum, ya güneş ya canın ." Kardelen yüce rabbinin huzurundan ayrılır ve düşünür.Ama içindeki güneş sevdası adeta onu içten içe kemirir.2.günün sonunda Rabbinin huzuruna çıkar ve şöyle der; "Bu aşk beni öyle büyüledi ki güneşi görmek için can atıyorum. Allah`ta ona; "Cesaretini taktir ederim ey kardelen ama bir yandan da üzülürüm,çünkü canından olacaksın." der. ve kardelen güneşi görmenin aşkıyla tutuşurken karın üstüne çıkmaya karar verir. Tam o beyaz karın içinden kafasını çıkardığı an güneşi görür,ama ona daha önce söylendiği gibi canından olur. Bu olay herkesin kalbinde yer eder.Herkes çocuklarına ve torunlarına bu olayı anlatır,nasihatte bulunurlar. "Eğer günün birinde aşık olursan,birini çok seversen __KARDELEN__ gibi cesaretli ol. Eğer ___KARDELEN___ kadar cesaretin yoksa Sakın Aşık olma!!! Derler.
ben çok beyendim paylasmak istedimm........... sevgilerimle,
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:07:09
|
|
|
En son vuruşları saatin Tik tak Gün bitiyor Kızıl bir gecenin son saniyeleri Göğsüme yaslanmış Sarhoşluğumun bilinmezliği Gece yine oynadı işveyle Fahişe sokaklarda Karanlık arzular Kasıklarımda yangın oldu Bedenim alevlere düşmüş Sonu gelmez Gelmesin Dönen başım hiç durmasın Hayat bu Ne dost Ne arkadaş Ne de tanrı Yok hiçbiri Tek gerçek Volkanların patlaması Tanrı Lavların püskürdüğü Volkanda İçimde İçinde Gün bitti Yeni maskesiyle yeni gün Bir nefes ötemde...
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:07:38
|
|
|
yaşamın güzellikleri
Bir insan gerçekte hiç görmediği birine karşı sevgi duyabilir mi? "Sevgi beklentisiz ve çıkarsızdır" Bu yazının amacı, İnternet` te yaşanan aşkların benzersiz olduğunu kanıtlamak değil. Sonuçta insanlar aynı insanlar ve ilişkilerin niteliğini belirleyen yine onlar. Ancak söylemek istediğim, İnternet`in insana verdiği sınırsız özgürlük duygusu ve fantazileri gerçekleştirmek için mükemmel bir araç olduğu hissi. Başlangıçta ve bazen asla bunun farkına varamıyorsunuz. Ancak bu duygu davranışları ister istemez etkiliyor. Ve siz bakıyorsunuz ki gerçek hayatta oynadığınız rollerden sıyrılmış gerçekte olmak istediğiniz insan oluvermişsiniz. Ve siz önce kendinize sonra da karşınızdakine karşı dürüst olduğunuz sürece ilişki gerçekten dürüst ve çıkarsız bir hale geliyor. Artık olduğunuz gibi kabul edildiğiniz duygusuyla karşınızdakini olduğu gibi kabul etmeye başlıyorsunuz. Anlattığınız düşünceleriniz ve duygularınız o kadar içten, bir o kadar bakir ve el değmemiştir. Gerçek yaşamda olamayacak kadar hızlı yol almışsınızdır kısacık bir zaman içinde. Karşınızdaki kesinlikle doğru kişidir, çünkü siz onunla konuşmaya devam etmektesiniz. Sabahlara kadar birlikte aslında hiç yaşanmamış bir yaşamı paylaşmaktasınızdır. Yıllardır baskı altına aldığınız dürüst tepkiler vermeye başlarsınız. Onunla birlikte olmaktan ne kadar çok hoşlandığınızı, onunla birlikte kendinizi çok iyi hissettiğinizi anlatırsınız. Bu duygularınız karşılıklıdır ve aranızda önceleri beklentisiz bir dostluk doğar ve sonra bu yavaş yavaş sevgiye dönüşür. belki karşınızdaki kişi gerçekte asla birlikte olmayı düşünmeyeceğiniz yaşta veya sosyal statüde olabilir. Ve hatta siz İstanbul` da ve sevgiliniz Brezilya` da olabilir. Ne farkeder ki, ihtiyacınız olan sarılmak için bir beden degildir. Aradığınız ve istediğiniz, sizi sizin kadar iyi anlayan birine karşı duyduğunuz sevginin o, zaman ve mekan tanımaz sıcaklığıdır. Bir elmanın bir yarısı siz diğer yarısı "o" dur. Size "Bu rüyadan hiç uyanmasak" der, siz de ona "Bu bir rüya değil" dersiniz, rüya içinde bir gerçekliği yaşadığınızı bilerek. Birlikte idealinizdeki evi bulur ve içini eşyalarla donatırsınız. Kocaman bir koltuğun üzerinde birbirinizin saçlarını okşar ve küçük sevgi öpücükleri kondurursunuz dudaklara. Bilgisayarın soğuk ve soluk ekranı karşısında o öpücüğü hissedersiniz dudaklarınızda, ve gerçek olan hiç bir öpücük bu kadar derinden sarsmamıştır sizi daha önce. Sonra; "sana tuhaf gelecek belki ama" dersiniz, "Seni seviyorum"... Ekrandaki cevap mutlulukların en güzelini yaşatır size "Ben de seni seviyorum" Sonra ne mi olur? Bilmem.. Bu sorunun binlerce cevabı var. Bu yazının konusu İnternet üzerinde yaşanan sevgilerin nasıl başlayıp nasıl bittiğini irdelemek değil. Sanal sevgileri bir masaya yatırıp psikolojik tahliller yapmak hiç değil. Sadece İnternet`te yaşanan "Sanal aşkların" günümüzde yaşanan bir çok aşktan çok daha gerçek olduğunu anlatmak. Belki hayatınızın aşkını İnternet üzerinde bulabilirsiniz. Belki de bulamazsınız. Ama eğer o doğru kişiyi bulursanız, sakın "Yarın bir başkasını bulurum" kolaycılığına kaçmayın. Bulamayabilirsiniz. Ona sahip çıkın ne pahasına olursa olsun ! Alıntı….
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:14:56
|
|
|
Sevgi aynen öyle bişeydir işte, arı,duru, saf,
sevgi, çıkarsız, amaçsız, nedensiz, beklentisiz olduğunda kavuşur gerçek anlamına.
sevgi insanın mayasında, sevgi yürekte, sevgi geçmişten belleğimize yerleşmiş en güzel en doğal en saf en arı duru bir duygu, insanca, insan insana, yaradandan ötürü misalince her yaradılana, sevgi, sevince güzel, sevgi sevildiğinde, sevgi sevildiğini bildiğinde, sevgi seviyorum seni dediğinde güzel hiç bir şey düşünmeden, sevgi dillendiğinde güzel nedensiz, çıkarsız, ardniyetsiz, yürekten geldiğince arı duru olunca güzel..
Sevgiler yürekten...
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:21:57
|
|
|
|
SAYGILAR
|
|
|
23 Ekim 2008 Perşembe
22:30:37
|
|
|
|
aşk yanında olanı sevmek değil.uzakta olanı yanında hissetmektir. çünki gerçek sevgiyi anlatan duygu özlemektir...AŞK GÖRMEK DEĞİL UZAKTA OLUPTA UNUTMAK DEĞİL AŞK ÖZLEMLE HER ZAMAN YÜREKTEAN VE AN YAŞAMAKTIR BU GÜN YÜREKTESİN AŞK
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
12:52:28
|
|
|
Elimde enjektör öylece kalakaldım.Çok klasikti ama ben de arkamda bişeyler bırakmalıydım.En azından ölümü tercih ettiğimi bilmeliler diye düşündüm.Aslında kimseye bişey borçlu değildim,alış-verişi keseli çok oldu. Nasıl başlayacağımı bilmiyorum,şöyle mi başlasam ; Hey millet ben ölmeye karar verdim.Niye biliyor musunuz çünkü yaşım 27 ye dayandı.ALLAH korusun ya ölmeye değil de üremeye karar verseydim,neyseki aklım başımda Neyse,kötü alışkanlıklara bulaşmayın kendinize iyi bakın... Kimsenin öldüğümü bilmesi gerekmiyor ama en azından aileme (benden nefret etsinler diye) bişeyler açıklamak istiyorum. Annem ve babam ben 10 yaşındayken boşandı.Mahkemede ise beni yalancı şahit olarak kullandı annem.Yaptım...Ama 1 sene sonra tekrar birleştiler... Ergenlik çağım tam bir dengesizlik içinde geçti.Kaldığımız yerde hiçbir hata affedilmiyordu.Hiç unutmuyorum;Bakkalda mahallenin serserileriyle laf dalaşı yaparken dedeme yakalanmıştım.Banyoda bir güzel annemden dayak yemiştim.Bütün aile benim kötü kız olmamdan korkuyordu.Ama ben onları hayal kırıklığına uğrattım.Namaza başladım Evet yırtık kotlar içinde,posterlerin arasında hiç kaçırmadan 5 vakit kılıyordum. Sigaraya 15 yaşında başladım,içkiyi zaten içiyordum.Babam sağolsun İstanbul a git,okumaya bak deyip beni yapayanlız bıraktığı için babam sağolsun 17 yaşında İstanbulda yalnızdım.Burnumu her deliğe sokmaya başladım,ilk delik sosyal etkinlikler kulübüydü.Burada insanlar ya çiftleşiyor ya da daha rezil şeyler yapıyordu.İlk sevgilim de burdan olmuştu. Artık köprü altı günlerim başlamıştı.İçki içmek,şarkı söylemek,uçmak...Ve sonrada bir devrimci serserinin yatağında gözlerini açmak... İstanbul da özgürmüşsün pöh Dışarı çıkarsın serserinin biri keyfini kaçırır,okula gidersin;küçümseyip kaçarsın...Koca bir şehirde 4 duvar arasındasın yani... Köprü altı günlerim sürüp gidiyordu.Orada içiyor,şarkılar söylüyor.Bir geyik bulursam dalgamı geçip deşarj oluyordum.Ama içkinin tesiri geçince acılar başlıyordu.O dayanılmaz acılar... Kendimden nefret ediyor,yaptıklarımdan iğreniyordum.Kahrolsun böyle insan,böyle hayat .. Devrimci arkadaşların toplantılarına katılıyor,gerçekçilik adına söyledikleri şeylere gülüyordum.Çünkü söylediklerine kendileri de inanmıyordu. Gün geçtikçe daha çekilmez bir hayat...Kaç sevgili,kaç yatak,kaç aldattığım insan...Hatta kadını ortak bir mal olarak gören son sevgilimi de hayal kırıklığına uğrattım.Onu da aldattım Artık dayanamıyorum,heryerim sızlıyor.Herşeyden,herkesten nefret ediyorum.O kadar yanlış yaptım ki... Yaşam artık iyice çığırından çıkmıştı Ne yapmam gerektiğini biliyordum Evde kimse yok....Yazacak bişey de kalmadığına göre...Artık bitti...PERDE...
Evet Kanat Güner intihar etti,herkes bundan ders çıkarmalı.Özellikle anne babalar...Çocuklarına islamı imanı ALLAH ı anlatın ki bu durumlara düşmesinler. ALLAH günahlarını affetsin....
Allah kimseyi böyle duruma düsürmesin...
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
12:53:26
|
|
|
|
BİR GENC KIZIN İNTİHAR MEKTUBU,DUR..
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
12:57:47
|
|
|
Kalıbını değil kalbini koyacaksın bu kaşenin ardına.
BEN BU LAFIN ALTINA İMZAMI ATARIM =)
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
13:07:05
|
|
|
Şeytan bir gün büyük bahçeli, koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan yalnızca biraz gevşetmiş. Kuzu ipin gevşemesiyle hareket etmeye başlamış ve malikanenin önünde bulunan aynayı görmüş.şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. "Sen ne yaptın? Ben şimdi burayı nasıl temizleyeceğim. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar," demiş ve kuzuya bir tekme atmış.Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca "Bunu nasıl yaparsın? Bey şimdi ikimizi de kovacak. O kuzu onun için çok değerliydi." demiş.Ve hafifçe kadını itmiş.Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken uşak "Lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın" diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silahı çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine "Eyvah ben ne yaptım? Bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değer miydi?"demiş ve silahı çekip bir kurşun da kendine sıkmış?. Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "Ben hiç bir şey yapmadım ki. Yalnızca acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..." demiş
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
13:37:46
|
|
|
Nerdesin... ...................................
Bu uykusuz saatlerde... Düşerim binbir derde....
Dertlerin dermanı nerde.... Sen nerdesin ben nerde....
Kimsin, nesin, nerdesin... Yoksa bu şehirde misin...
Her gece düşlerimdesin... Sen nerdesin ben nerde...
Uyusam girermisin rüyama Sararmısın beni kollarına Sarılsam sarılsam boynuna
Sen nerdesin ben nerde....
|
|
|
Tikky_jojuk (süfarman)
1235
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
13:50:52
|
|
|
Sensizim...
Ağlamak İstiyorum Ama Ağlayamıourm Çünkü yaptıkların Aklıma Geliyor... Bir Gece ansızın Çekip gidişin... Senin için herşeyi yapabilecekken senin birden beni terkedişin...
Şimdi içimde S€ssiz Bir Çığlık... Seni haykırıyor Aşkını Haykırıyor Birer... Birer... Gitti Dayan Diyor Bu gönül Kalbime SUS!!! Diyorum... İçindenn geçenleri anlatma Dayan...Unut onu Diyorum... UNUT ONU GİTSİN!!! Geceler üstüme geliyor...Çığlık atıyorum...Kimse Duymuyor...Duyan yok...Meğer ki bu çığlıklar içimde kopan çığlıklarmış...Bekliyorum arar diyorum...Kimse aramıyor...Sormuyor...Belki diyorum yollarını gözlüyorum...Gelen yokkkkk Giden yooooook
Şimdi Sensiz Şehrin Sokakları
Sensiz Sessiz... Soruyorlar halin ne Anlayan yok... Anlatsam Dinleyen yok... Sevmiyorum diyorum... İçim içimi kemiriyor... Nerede ne yapıyor? Kiminle? Unutmak istiyorum. Kolay mı bir anda silmek? Zor giden var dönen yok...
Gelsen çocuk kalbim sevinir...Dönsen içimdeki çığlıklar silinir.
|
|
|
25 Ekim 2008 Cumartesi
20:33:08
|
|
|
özledim seni... ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her isi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden `git artık` demek `beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa` demek sana nede zor seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
09:22:42
|
|
|
SANA SOYLECEKLERIMIN HESABINI YAPSAM, SABAHLAR BUNA IZIN VERMEZ. Ve BEN SENI YASIYORUM. Olsa olsa sana "BU SEVGIYI YASA" diyebilirim. "GEL BIRLIKTE YASAYALIM" demeye dilim varmaz. KAYBETTIGIM DEGILSIN. BEN SENI HIC YITIRMEDIM. Cunku ICIMDE TASIDIGIMDIN HEP. Benden bir parca oldun sen. Ben kendimi yitirmedigim surece sen de kaybolmayacaksin.. BAHAR GÖZLÜMM
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
09:35:40
|
|
|
Kalın bir kitap oluşturdum geçmişimden, dışına bir kapak gerekti ve rengi önemliydi.
Beyaz mı olmalıydı? Ya kırmızı, derken kararımı verdim.
Siyah olacaktı, siyah ve kalın kapaklı bir kitap. “Neden siyah?” diye sordu gözyaşım.
Cevabım hazırdı;
“Çok eskidendi, umutlarım dağılmadan önce havaya, yeşermeye çalışan tohumlarım vardı gelincik bahçelerinde, büyümesine, açmasına izin vermeden soldurdular. Toprağını ise savurdular havaya, belki yeniden filiz verir diye çiçeklerim”.
İnsanlar böyle acımasızdı işte, önce sadakat bağı kurarmış gibi yapıp, sonra yıkarlar tüm bağlarını. Ellerini tam uzattığını sanırken hatta uzatmışken onlar çekiverir ansızın,nedeni bilinmez bu kaçışın.
Gün geldi su içmek istedim eski, yosun tutmuş, yıllara meydan okumuş bir çeşmeden, bir el uzandı ve bir bardak ardından;
“Buradan iç” dedi.
Çeşmeden kana kana su içmek varken, bir bardağa sığacak kadar azdı bana ikram etmek istediği su, bilemedi. Nezaketti oysa yapmaya çalıştığı, ben yanlış anladım karşımdakini, haykırdım; “Bir bardak su bumudur bana layık gördüğün?” Cevabını alamadan uzaklaştım oradan, biliyordum geride kırılan bir kalp bırakmıştım.
Sonra bir ekmeğe uzandı elim, sımsıcak, fırından yeni çıkmış, alıp kopardım. Sıcakken ekmek ne güzel kokardı. Biri geldi; “Benimle ekmeğini paylaşır mısın,bende açım” dedi. Hepsini verdim, bir dilim ekmekle doymasını bilirdim ben. Karnı doyduktan sonra yüzüme baktı, derin, manasız. Boştu bakışları, dudaklarını büzüştürdü; "Biraz sıcaktı ekmek, birazdan kesin karnım ağrır". Sinirlendim yüzüne tokatı atmamak için kendimi zor tuttum.
Ardından başkası, diğerlerinden farklıydı, benden sevgi dilendi. En değerli varlığımdı sevgim, ona nasıl verirdim. Acaba layık olabilecek miydi? Sevgi istedi, sevgi, bir bardak su ile susuzluğu giderebilecek, bir dilim ekmekle karnı doyurabilecek en büyük değerdi sevgi. Benden sevgimi istedi, ben ise beraberinde aşk, sadakat,kocaman bir kalp verdim. Onu kalbime kilitleyip, anahtarını attım uçurumdan aşağıya, bir daha bulmam mümkün olmasın diye. İlk sevgi, ilk aşk, ilk göz ağrısıydı bende. Zaman sonra yüzüme baktı, gülümsedi; "Sevgin yetiyor ama..."
Amasını dinlemedim söylediğinin. Sevgide ama olmazdı, yüzüne kapadım açtığım tüm kapıları.
Sana bakan bir çift güzel göze değiyor gözlerin, sonra elleri ellerine. Aldığın nefesten bile değerli olduğunu sanırken, sevgi cümlesinin sonunda kocaman bir “ama” kelimesini söyleyebilecek kadar cesareti bulabiliyor kendinde.
Yıllar geçti, aynadan baktığımda kendimi görmem gerekirken yaşadıklarımı gördüm. Hep bir yerlerde yanlış yaptım diye düşündüm evet yanlışı ben yapmıştım. İnsanın hatalarını anlaması için neden saçlarına aklar düşmesi, ellerinin üzerinde çizgiler belirmesi gerek hala anlamadım.
Bu yüzden kara kaplı bir kitap, içinde boş sayfalar, yazamadım. Düşündüm, gözlerimi gece nemine sakladım, ağladım, fakat bir kelime dahi yazamadım. Kara kaplı bir kitaba sadece boş sayfalar yakışırdı.
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
14:05:22
|
|
|
Sustum! 
Sustum! Ne kadar susulacaksa o kadar sustum! kendimle konuşuyorum şimdi yalnız... yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime kimse duymuyor...
Sustum! Bin ah sürüp dudaklarıma ne kadar susulacaksa o kadar sustum! sustu benimle deniz, sustu deli dalgalar, sustu martılar... umutlarımı sarıp rüzgarlara uzaklara savuruyorum her gece yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne kimse görmüyor...
Sustum! Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum ne kadar susulacaksa o kadar sustum! bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin... içimdeki volkanları boğarak sustum! açmadım kimselere yüreğimi hançeri sadece kendime sapladım sapladım ve sustum! hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum!..
Sustum! sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir yaraları yalayan rüzgar sokaklarında kahrolduğum şehir gözlerim konuşuyor yalnız!
Saçı ağarmış hayaller nemli kirpiklerle bulutlandığında gözlerim gökte şimşek olup çakıyorum kimse görmüyor...
Sustum! tuz basıp yaralarıma! ne kadar susulacaksa o kadar sustum! içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi yaslanıp yalnızlığın duvarına gül döküp kalabalıklara her gece kimsesiz geziyorum gönül ülkemi kimse bilmiyor...
Sustum! tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak acılar konuşuyor şimdi yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir atıyorum uçurumlardan kimse görmüyor
Ne zaman dudaklarından öpmeye kalksam hayatı saçlarını koklasam rüzgarların içimde incecik bir sevgi ürperiyor sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme gelmiyor beklediğim bahar yaralar merhem tutmuyor gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara kimse silmiyor yağmur dinmiyor sevdiğim bilmiyor
Sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata kimse duymuyor
Sustum! İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi sustum sustu dudağımdaki şiir gözlerimdeki nehir gönlümdeki yara bulutlar haykırdı isyanımı şimşekler haykırdı sadece ben duydum sadece ben
Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi yaralar merhem tutmuyor geceler avutmuyor ben sustum acılarım konuşuyor yalnız yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
Ben sustum! susmuyor yüreğimi kavuran kasırga pencereme vuran yağmur damlaları susmuyor dışarda inleyen rüzgar yıldızlar küs ay üzgün yağmur dinmiyor içimde binlerce şiir kanıyor her gece kimse bilmiyor kimse duymuyor
sustum! sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu hayat, sustu zaman acılar konuşuyor yalnız acılarım konuşuyor kimse duymuyor... duymuyor... duymu... duy...
Nuri CAN
|
|
|
27 Ekim 2008 Pazartesi
17:30:52
|
|
|
Aşk her zaman ölümsüzdür....
öyledir...
öldürürsün ölmez, kedi gibin yedi canlıdır, öldü sanırsın bir bakarsın yanılmışsın... yenilenmez, değişmez, değiştirilemez, tekrarlanmaz tekrarı olamaz, aşk aşktır, yakar... her yanığın izi kaldığı gibi onunda izi kalır yürekte...
Aşk her zaman ölümsüzdür...
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
28 Ekim 2008 Salı
00:52:53
|
|
|
İşte Gidiyorsun
Aldın omuzuna hatıraları Yükün ağır/ yolun uzun İşte gidiyorsun. Geçmişin Bir yün yumağı olmuş bakışlarında, Bir ucu bende / düğümü sende, Veda bile etmeden Terkediyorsun.
Gölgen burda ama Ulu bir çınar gibi Uzaklardan besleniyor köklerin, Kirpiklerinde gölgelenmiş hüzünler, Yüreğinin acısı inmiş de dizlerine, Yaralı bir ceylân gibi yürüyorsun.
Dönüşü olan Bir gidiş mi bu böyle? Yoksa terkediş mi / gizliden? Ne ben biliyorum yanıtını, Ne de sen . Ağzın kilitli / bağlanmış gibi dilin Susuyorsun....
Sıkışmış avuçlarına hatıralarımız, Benden birşeyler karışmış bedenine, Dudaklarında sıcaklığım var, Göğsünde yorgunluğum, Bir parçam ellerinde, Gözlerinde bir yanım, Götürüyorsun sana tutsak yüreğimi, Beni burda Eksik bırakıyorsun.
Dalımda kuşlar sustu Esmiyor rüzgârlarım, Çiçeklerim gizlendi taç yapraklarına, Çünkü sen Güneşimi yanında götürüyorsun.
Damarlarımda alıp veriyor fırtına, tipi, Sana giden yollar kapandı kardan, Yüreğim soğudu gidişinle, Suyu çekildi ağaçlarımın, Giderken İçimdeki baharımı da öldürüyorsun.
Gidiyorsun işte uzaklara, Ölüme eş ayrılığa gidiyorsun. Sesin ölgün / bakışların sönük, Ellerin soğuk Üşüyorsun.
Gitme Dönüşü belli olmayan yolculuğa, Belki açmaz uzaklarda tomurcukların, Adın söylenmez ağızlarda Güllerin kokmaz / ırmakların kurur, Dilinde kırılır belki Sevgi dolu sözcükler, Buralara gelmez çağrıların Biliyorsun.
Gidiyorsun işte, Bağrını açmadığın rüzgârlarda sürükleniyorsun. Üzerinden geçmediğin sular, Akşamları Üzerine bulut çöken hüzünlü dağlar Yabancı sana, Anlasana! Beni burda, Kendini Bilmediğin dağlar ardında Yalnız bırakmasana.
|
|
|
28 Ekim 2008 Salı
00:58:18
|
|
|
Gözyaşım düştü sevdaya, Biraz sıcak, biraz tuzlu, Ne güzeldi her şey oysa, Şimdi solgun, şimdi puslu.
Taşlı yollara düşmüşüm, Geride toz, geride duman, Mevsim yaz, ben üşüdüm, Ne yarim var sarılacak ne yorgan,
|
|
|
Yemliha (gülbahçeli)
5437
|
|
28 Ekim 2008 Salı
01:17:40
|
|
|
çok değil ki.
ÇOK DEĞIL Kİ Yüreğimde büyüttüğüm gül güneşe çıkamaz Yüreğim o gülü büyütmezse ışıyamaz. Günüm seninle başlasın istemiştim Çok değil ki...
Bir içten gülüşünle ışısın gecem Uzun suskunlukların dilsiziydim Sesin aksın istemiştim dupduru Dağ suları gibi serin Yüreğimin ölü topraklarına. Kirpiklerin gölgelesin yüzümü Gözlerin ömrümün göğü olsun Demiştim, çok değil ki...
ŞÜKRÜ ERBAŞ
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|