| Gönderen | Mesaj |
|
1 Nisan 2008 Salı
04:01:53
|
|
|

DERİNLİĞİNE KİMSE SEVGİLİ OLAMADI
Ahşap bir yalnızlıktı Okyanusun kalbine iz düşülen En unutulmuş su birikintisi bile Ayna olmuştu özlemine
Yıpranmamış bir ipekle sarılmayı bekleyen Onca insafsız denizin kulağına Bekleyişini fısıldamıştın Kimbilir kaç sahipsiz yürek ağrısını Kaç imkansız hayatı kattın ona...
Bitmedi der gibiydin, bitmedi Bu derinliğine sevgili olabilmek için Kalbine kazıdın onca yitik anı... Şimdi yalnızlığını üşütüyor, Beklenmedik sevinçler, serseri tesadüfler. Okyanusa bir deniz feneri daha katılıyor Düşlerinden.
Sis kalkarsa bunu herkes anlayacak Sınırın hep öteki yakasındaydın sen. Hiç avcı olmadın, hiç elin kana bulanmadı.
Derinliğine kimse sevgili olamadı....
Cezmi Ersöz
|
|
|
1 Nisan 2008 Salı
15:20:57
|
|
|
slm olsun kalbi sevgi için çarpan tüm paylaşımcı kardeşlere
|
|
|
1 Nisan 2008 Salı
17:35:17
|
|
|
YOKSUN
Yoksun Dakikalar bir saat gibi, saat ise bir yıl Yıl ise bir ömür gibi artık Hatıraların da yok Ve resmin de yok ellerimde Ellerim boşluğu tutuyor Yüreğim de umudu kovalıyor Ve bardağımdaki mum sönmeye mahkûm Acılarım ise dinmeye değil
Yaz yaz değil bir güzü yaşatmakta Bir deryada kaybolmuş gibi yüreğim Ve dakikalar seni sayıklamakta Ve boğulmuş gibiyim bir deniz ortasında Ötelerden de öte Uzaklardan da uzak Ateşten de ateş Sen yoksun
Gözlerindeki bakışın Yüreğime öylece akışın Ve ne yazın ne de kışın Bu mevsim hala tam değil Bu mevsim hala eksik Sen yoksun Tüm bunlara rağmen umutluyum Bir ümit muştusu yüreğim
Ama bu resim halâ eksik Bu şiir hala tam değil
Sen yoks
|
|
|
1 Nisan 2008 Salı
18:03:16
|
|
|
Hangi şiire başlasam suskunum sana Dağ göğsünde bir kaya diliyle suskun Güneşte kavrulan bir kum tanesi Çatlayan dudaklarım oluyor her gece Yağmura suskun yaşamaya suskun Haykırabilsem Belki bir nehir köpürebilir sesimde Silinebilir kuraklığın bütün izleri Upuzun çöller vadileşebilir içimde Hangi güzelliği özlesem suskunum sana Yürek boşluğunda bir of kadar suskun Özlüyorum seni masmavi Koşuyorum sana bembeyaz Ve kahroluyorum bir anda kapkara Ah oluyorum Of oluyorum Ve susuyorum Oysa haykırabilsem Işık yumağı bir pınar olur soluğum Hangi türküye uzansam suskunum sana Ağıt ağıt, özlem özlem suskun Tut ki vurulmuşum Aşktan ve kandan bir damla olmuşum Bir saçlarının rüzgarına Bir de ağzının kıyılarına konmuşum Hangi dalga silebilir beni senden Hangi kasırga koparabilir Ben saç tellerinde bir ezgi olmuşum Coşkuların her şahlanışında Sana deprem deprem susmuşum Ve sana susmaktan inan ki yorulmuşum Yeter olsun gözlerinde ışık fırtınası
Sözlerinde baskı yasası yeter Hangi kavgayı özlesem suskunum sana Zafer sabahlarında gece kadar Bayram sabahlarında yas kadar suskun Böyle güzelliklere de Böyle suskunluklara da lanet olsun Al bu suskunluğumu al artık Al ki Bütün gürültüler kahrolsun
ADNAN YÜCEL
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
19:43:01
|
|
|
Sen yokken...En ağır şartlarda filiz veren mucizeler gördüm ben.. ya da en mucizevi anlarda kopan fırtınaları da…
yalın ayak çocuk yürüyüşü gibi yüreğime batan cam kırıklarını görmezden gelmeliydim…gelemedim…
gördüm tüm korku yüklü,ürkütücü,soğuk kırıkları… korktum bir kez daha;kendime dönememekten…
şimdi ufkuma yeni yollar çiziyorum,beğenmeyip siliyorum… baştan çiziyorum…bir sürü söz biriktirip kendime saklıyorum… her gece ansızın kırıp,her sabah yeniden almaya yola koyuluyorum…
yeni sözler öğreniyorum;yeni acılarıma süslü kelimeler kuruyorum… oysa ne çok söz varmış seni anlatmaya…ama hiçbir cümlenin tabiri caiz olmamış…
Senin bu kadar fazla hatta özel sözleri hakkettiğini düşünmüyorum aslında. Senin için söylendiğini de düşünmemelisin,keza sana değil.
Benim sevdamaydı sözlerim.ben sevdama ağladım ağladıysam,ben sevdama aşıktım aşıksam… çünkü ben aşık olabilmeyi özledim,ben aşık olabilmeyi;sen olmasan da öğrenirdim....
yani şu kadarını söylüyorum;sen değilsin bu hikayenin ne baş kahramanı ne de ilhamı…bir tek benim… tek başıma hakkettim,kimseye el sürdürmedim. Sevdama tek kötü söz gelmesin diye yüreğimi paramparça ettim.
Bir kırık sözüm olmadı bu yüzden sana… yoksan…yoksun… var hiç olmadın. ölüme hasret yazıldı adın. ben ölmeyi de yaşamayı da en az senin kadar istedim…
gözlerimi kapatıp karanlığa yürüdüm ben… zifiri karanlıkta sana en yakışır sözü ayak seslerinden tanıdım...
Yokluğun yeni bir varlık oldu kimliğime… Ben seni en çok yokken sevdim…
şimdi seni her düşümden engelliyorum...
Ve nihayet kendime dönüyorum…
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
19:43:56
|
|
|
Sen tarifsizsin... Yakinsin ama sadece icimde ve kalbimde... Kaybedisler cok yasadim hayatimda ama hicbiri elimdekilerin hepsini götürmemisti giderken... Ben kimseye sunmamistim, acmamistim kalbimi bütün safligiyla... Belki ondan olsa gerek bu yanlizdan daha fazla yanliz kalislarim... Sana kizmak isterdim ama yapamiyorum... Yasanmislari atamiyorum bir kalemde geriye... Merdivenleri bir bir tirmaniyorum ayrilik cigligi icinde ve kanatlarima agir geliyor gözyaslarim... En tepeye cikmayi hayal ederken askinda simdi yerlerde sürünüyorum... Gözümüm önünde duruyor kum saatinden akan zamanim, bekliyor yeni bir askta tekrar cevrilmeyi...
Gölgeme kadar karamsarim, duramiyorum yerimde boguluyorum okyanusumda... Batiyorum hizla ve filikalarimda alev almis... Yapacak birsey yok bir kaptanin yaptigi gibi en son ben terk ediyorum gemimi... Önden sen ve senle dolu kalbim... Yetim kalan bir aksama birakiyorum olmayan umutlarimi... Ama bosuna aslinda biliyorum... Hangi aksamim bana mutluluk vermiski sen gittikten sonra düsünüyorum, düsünüyorum bulamiyorum... Adim adim yaklasan bir korkuyla daliyorum istemeden uykuma... Arkasindan kabuslar sariyor dört yanimi... Icinde senin olmadigin kendini rüya sanan rüyaciklar görüyorum...
Yalandi, gitmezsin gitmedin derken kayiverdin ellerimden...
Bu kayganligin gitmek istemeden belli ama ben saniyordumki pürüzlü ellerim yeterdi seni tutmaya... Kandir ruhumu olmasanda yanimda sahte oyunlarla... O ihtiyacim varki sana mizikcilik yapmana bile raziyim... Sessiz bekliyorum seni... Kaniyor avuclarim bir yandan askina dogru... Bir yandanda suskun dillerim icinden sarkilar besteliyor sana... Ne yaptigimi bilmeden kavusmaya calisiyorum ellerine.. Ellerini tutusumun her yanimi tutusturacagini hissederek ve agzimdan hic eksik olmayan "seni seviyorum"larla ariyorum seni... Vazgecemedim senden... Vazgecemiyecegim...
Daha fazla gurur eksikligimi arttirmak istemiyorum artik.. Yoruldum yinede cabalamaya... Senden son duyacagimi duydum; iyisiyle kötüsüyle aldim basimi gidiyorum... Kendimi kaderime terk ediyorum...
Ama yinede git gidebilirsen...
Sen icimde herseysin, sen tarifsizsin...
|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
02:29:35
|
|
|

|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
02:30:21
|
|
|
|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
02:30:52
|
|
|
|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
03:45:44
|
|
|
kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri bir atımlık barut kokan sabrımı gün görmemiş hayâllerime vuruyorum tütsüye mahkûm petekten oğul almak zırdeli şafaklara ağlamak bana mı düştü yar sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp seni sana terk ediyorum...
...çünkü biz aslında kaybettiklerimiziz...

|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
13:03:12
|
|
|
|
ne güzel şeyler bunlar gençligime gittim bi anda yasmin
|
|
|
5 Nisan 2008 Cumartesi
18:05:45
|
|
|
________________________________ SENİ SEVİYORUM agır cümledir herkeze söylenmez bazen yıllarca aranır bazen yıllarca beklenir o bir çift söz için herkez söyleyemez dili yakar dudağı yakar anlayacağın YÜREKLİ İŞİDİR bir ömür pahasına bir defa söylenir keşke her defa söylemeseydi ve sonra her bedene uygun bir hırka gibi önüne gelene GİYDİRİLMESEYDİ...!
|
|
|
6 Nisan 2008 Pazar
02:00:22
|
|
|

Kimsesizdi Asilligin
Kimsesizdi asilligin Soyu tukenmis masal kuslari gibi beklerdin beni dukkanlarin onunde sokak koselerinde...
Kimse sigamazken kendi gecesine sen kapilarin onundeki sahipsiz dalginliga vurulurdun
Cok iyi bildigin bir meyhaneydi dunya duslere karsi yasanan...
Tehlikeliydin, kimsesizdi asilligin en kirli yerde arardin sevgiyi... en dipte...
Hayatin en unutulmus yerinde...
Cezmi Ersöz
|
|
|
6 Nisan 2008 Pazar
02:34:19
|
|
|
KOCAMAN BİR ÇOCUĞU ÖPÜYORSUN... Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen. Herkesin perde perde çekildiği bir akşam Siyah bir su gib yollara akan yanlızlığı öpüyorsun. Ağzında eriklerin aceleci tadı Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun. Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor. Aralık kapılarda bekleyişin çağrısı Bir kedının eksildikçe ömrüme eklenen uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun. Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgar sen bende gittikçe karararn bir halkı öpüyorsun. Sakarya caddesinde sarhoşlar rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin. yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar. Yanlızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun. Örseler acıyla düştüğü yeri susarak büyüyen adamların sevgisi... Ağzından pas tadıyla bir inceliği söylemek bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun... İnsanın zaman karşı biricik şansıdır aşk. Onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını. Sen bende neleri öpüyorsun biliyormusun... Herkesin simsiyah kesildiği bir akşam yıldızlarla yedi renk gökyüzünü öpüyorsun... sen bende, gözlerinin anne ışığıyla bir solgunluktan doğan kocaman bir çocuğu öpüyorsun.... Şiir:Şükrü Erbaş Müzik emet-Bir vurgun bu sevda

|
|
|
|
|
8 Nisan 2008 Salı
03:55:31
|
|
|
En içimdeki ürkek çocuk
Dalgalarından korkup
Uyumaya gidiyor düşlerime
Savaşamaz ki yüreği
Sevgiden öteyi bilmez kumrular
Ellerim uslu bir çocuksun sen
Hiç olmadığın kadar.
Sen günebakan ben yere
Düş gezgini bir yürek
Alnımda dudakların
Düşlerimden korkuyor musun?
Ya da gerçeklerimden

|
|
|
10 Nisan 2008 Perşembe
18:43:45
|
|
|
korkusuzluğunuzdan korkmuş
korkular edinmişseniz
öfkesizliğinizden çekmiş
tövbeler beğenmişseniz
kimsesizliğinizden kovulmuş
ısırılmış hissetmişseniz
o sizseniz hoşgeldiniz
dostum zaman silmiş
benim gözümden akan yaşları
vakitsiz düştüğüm o erken aşkları
canım çekmiyor artık o eski suçları
kara kışa direnen, bahardan korkar mı ?
çal hadi çal, hadi çal şarkımı
bir an olsun unutursun, arsız yalnızlığını
çal hadi çal, hadi çal çal şarkımı
hiç korkma kovalarız, o meşhur şeytanları
|
|
|
10 Nisan 2008 Perşembe
18:44:29
|
|
|
Yürüsün üstüme gelen gelsin..!!
Bırakıp ortada giden gitsin..!!
Olan olmuş diyen sussun..!!
Vurdum ben bu dünyanın dibine..!!
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
14:09:07
|
|
|
SONBAHARIN HÜZNÜ KIŞ SOĞUNA BIRAKTI YERİNİ ARTIK. ETRAFTA ÖZGÜRCE UÇUŞAN KURU YAPRAKLAR YOK. KİMİ ZAMAN YAĞMUR KİMİ ZAMAN KAR VE SOĞUK ETRAFIMIZDA. İNSANLARDA BİR MUTSUZLUK ANLAMI OLMAYAN. HAVANIN ENGİ GİBİ GRİ BAKIŞLAR.. KUŞLARIN CIVILTISI BİLE YOK ARTIK.KISACA KIŞ GELDİ ARTIK(ÇABUK BİTSEDE BAHAR GELSE )
BAYRAM HAZIRLIKLARI SON SAFHADA KURBALIKLAR ALINDI BAYRAM TATLILARI YAPILMAYA BAŞLANDI . VE TABİ BAYRAMLARIN OLMAZSA OLMAZI BAYRAM TEMİZLİĞİ ) SANKİ DİĞER ZAMANLAR TEMİZLİK YAPILMIYORDA SADECE BAYRAMLARDA YAPILIYORMUŞ GİBİ. HANİ BİRDE BAYRAMLARIN ESKİ TADI OLSA ANLAYACAĞIM. BAYRAM DEMEK BİR ÇOĞUMUZ İÇİM KISA TATİL DEMEK.
BAYRAMIN HEMEN ARKASINDAN YENİ BİR ILA GİRECEĞİZ. İYİ TEMENNİLER DİLEKLER KUTLAMA MESAJLARI YADA YAŞLANMA KORKUSU YAŞAYACAKLARIMIZ ARASINDA.
HER NE OLURSA OLSUN
TÜM KÖTÜLÜKLER İYİ İNSANLARDAN UZAK DURSUN ÖNCE SAĞLIK SONRA MUTLULUK DAHA SONRA HUZUR HEP SİZLERLE OLSUN
HER NE KADAR YAŞLANSAKTA ..........
ALLAH HER DAİM YARDIMCIMIZ OLSUN ALLAHA EMANET OLUN SEVGİLERİMLE
|
|
|
14 Nisan 2008 Pazartesi
14:21:34
|
|
|
Allah her daim yardımcımız olsun
Amin..
Her ne kadar yaşlansakta... 
|
|