Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ihtilal oldu gönlümü sürgüne verdim

ihtilal oldu gönlümü sürgüne verdim


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
6 Mayıs 2008 Salı 22:19:13
herkes gider .herşey biter,;bir ben kalırım kendimde kendimle bir ben ölmem.tamda olması gerektigi gibi.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 17:44:34
Dostluk Nedir?
Dostluk her gün 2-3 kere telefonla konuşmak değildir..

Dostluk bu yapılması gereğine inanılan telefon görüşmeleri sırasında diğer insanların dedikodusunu yaparak karşılıklı birşeyler paylaşıldığını zannetmek değildir...

Dostluk; dost bildiğin kişininen ince detaylarını bilme ihtiyacı ve gereği değildir...

Dostluk; dostbildiğin kişinin senin en karışık detaylarını bilmesi gerektiği değildir...

Dostluk her hafta 3-5 kere görüşmek değildir...

1 ay, 1 sene, 5 sene seni aramayan, senin de aramadığın bir insani birden bire arayıp, dertleşmek, hatır sormak istersen ve o insan da seni geri çevirmez ve sanki daha daha konuşmusun gibi kaldığınız yerden konuşmaya devam ederse, ve daha da önemlisi bu 1 ay, 1 sene, 5 sene ayrılığa rağmen bu insanın başı gerçekten sıkıştığında yardımına koşacak ilk insanlardan biriysen ve aynı şekilde onun da öyle oldugunu biliyorsan EMIN OL KI..... O kişi senin dostundur... Sen de O`nun...

" Her tür ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir. Avucumuzu sıkmadan, gevşekce tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur.

Avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya baslar. Bir kısmını tutmayı basarsanız da, çoğu akıp gider.

İlişkiler de böyledir. Esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz. Ama diğer insanı çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter.

Hayatta pek cok insanla karşılaşırsın Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 17:45:01

HEY DOSTUM , SANA SÖYLÜYORUM GÜLÜMSE.)))))))))
>
> Hey dostum, sana söylüyorum; gülümse!
> Tatlı bir kahkaha ile kalk yatağından
> Aynada gördüğün yüze, bir öpücük at
> Aç perdelerini sonuna kadar
> Çek içine uyanan günü
> Çıplak ayak ile dolaş bir kere
> Belki de bilmediğin bir evdesin
> Belki de "evim" dediğin yerde, sadece "misafirsin" !
> Dokun sana ait olan her ne varsa
> Bırakma hiçi bir düşü yarınlara
> Yıkarken yüzünü, suya iyi bak
> Unutma, okyanuslar gizlidir o bir tek damlada
> Yeter ki , yüreğinde tutuşsun bulutlar
>
> Hey, dostum !
> Hiçbir ölü, ödeyemedi borcunu,
> Hiçbir ölü doğurmadı, bir çocuğu,
> Hiçbir çölde yetişmedi, düşen bir tohum,
> Yaşamın içindeysen içinde ol !
> Yaşıyorsan eğer, adam gibi yaşa,
> Kitaplarda yazan gibi değil
> Veya "o dedi", "bu demiş" gibi değil
> El için değil, âlem için değil
> Kendin için, doya doya…
>
> Hey dostum, sana söylüyorum gülümse!
> Bak Güneş ve Ay, hiç beklemedi seni,
> Her gün ne olacaksa oluyor,
> Ve her gün, ya senle ya da sensiz doğuyor
> O zaman, doldur ciğerini ve haykır
> "Ben diriyim" diye
> Yaşam benim ve bana ait, özgürüm diye
> Bırak "mışlar" ve "mişler",
> Korkular ve endişeler kaybolsun
> Sen yeter ki, yeşert düşlerini…
> İsterse saksıda bir tek ot olsun, Senin olsun !
> Ama, istediğin olsun…
>
> Pişmanlıklara değil, umutlara aç
> Seni dimdik tutan kalbini !
> Kullanılmadık hiçbir eşyanı bırakma
> Söylenmemiş bir sözde
> Seninle yürüyenler olacaktır, önüne dikilenler olduğu kadar
> Onlara sıkı sarıl
> Çünkü hiçbir el boşlukta, asılıp kalmamalıdır!
>
> Bir hayatı kucaklamak ne güzel
> Ne güzel,bir hayale sahip olmak
> Hey dostum,sana söylüyorum
> Kafesinin içinde çırpınan, serçe değil
> Küllerinden dirilen "Zümrüt-ü Anka" ol
> Yaşamın kıyısında dolanma,
> Taa içinde ol
> Hadi dostum, gülümse !
> NE OLMAK İÇİN DOĞDUNSA
> ONU OL !
>
>

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 17:46:01
güneşi ısıtıyor yüreklerimizi, buz kesen yüzlerimiz durgun ırmaklarla buharlaşıyor. Bir Pazar akşamı yitip giden sevdalarımız, o kahredici yalnızlıklar mevsimlerin içine düşüyor.
Sen yoksun!
Sen belki çok uzaklarda, çiçekler ormanında tek başına şarkımızı söylüyorsun. Ağlıyorsun hiç farkında olmadan gümüş renkli bir hüznün bahçesinde. Şarkılar yürekte buluşmanın gizli fırtınasını anlatırken sanki bulutlar sevişiyor, mevsimler bir düşün yol bitiminde buluşuyor.
Sen varıp gittiğinde yağmurlu bir geceydi. Yine gece şimdi, yine ay karanlık. Yine yıldızlar, yıldızlarla ağız ağıza. Sen varıp gittiğinde yinelenen bir kıştı.
Hayalinle uyuyorum geceleri, hayalinle uyanıyorum soğuk sabahlarda.
Yüreğin uçan bir kuş gibi yükseliyor. Yalnızlık şarkılarını ben söylüyorum sen yoksun. Yüreğim katlanıyorsa eğer senin sevdandır beni tutan.
Senin olsun bunca geçtiğin yollar, bu gözyaşları, düşlerimi yok eden geceler.
Ey seni benden alan gece beni dinle;
“Hayat fırtınalarının dalgalarını gene de ben mühürlerim, ben çizerim kahverengi gözlerin resmini, ürkek yüreklerin hüznünü ve sevincini”
Bak kış güneşi tepemizde, yüreklerimiz sıcak, durgun ırmaklar akıyor buz kesen yüzlerimizden.
Ağlamak neye yarar şu gümüş renkli hüznün bahçelerinde. Sanki bulutlar sevişiyor bizim yerimize, sanki geceleri yüreklerimiz taşıyor, hüznün penceresinden.
Yeni ayrılıları, yalnızlıkları baştan yazıyoruz, belki de yaşadığımızı sanıyoruz.
Son aşkımdır bu benim; dalgın ve hüzünlüyüm. Son köprüden geçerken seyrettiğim yamaçlar bizim şarkımızı söyleyecek, dudaklarımızın ucunda sevgi sözleri olacak, kış güneşi şehrin üstünde kahverengi gölgeleri çoğaltacak, yarım kalmış sevdalarla oyalanacağım mevsimleri geride bırakarak ve ben yağmur altında rüzgarı dinleyeceğim

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 15:18:52

 

http://img115.imageshack.us/img115/5238/dokununzs7.jpg

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 15:22:20
HIM

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 15:23:54

 



Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 15:26:19

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 15:27:32
Dinle sana bir nasihât edeyim
Hatırdan gönülden geçici olma
Yiğidin başına bir iş gelince
Anı yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle
El iki söylerse sen birin söyle
Elinden geldikçe sen iyilik eyle
Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisin bilmez
Asılzâdelerden hiç kemlik gelmez
Sen iyilik et de o zâyi olmaz
Darılıpta başa kakıcı olma

El âriftir yoklar senin bendini
Dağıtırlar tuzağını fendini
Alçaklarda otur gözet kendini
Kâtî yükseklerden uçucu olma

Muradım nasihat bunda söylemek
Size lâyık olan onu dinlemek
Sev seni seveni zây etme emek
Sevenin sözünden geçici olma

KARAC’OĞLAN söyler sözün başarır
Aşkın deryasını boydan aşırır
Seni bir mecliste hâcil düşürür
Kötülerle konup göçücü olma

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
9 Mayıs 2008 Cuma 20:00:11
Sana baktığım zaman gözlerim kamaşıyor. İnce bir rüzgar esiyor saçlarının arasından, bütün denizler deviniyor .. binlerce güneş parlıyor gözbebeklerinde.. senin ışığın öyle parlak ki gökyüzündeki utancından eriyor Sana dokunduğum zaman sudan geçer gibi ellerim, senin beyazlığınla arınıyor.

Yüreğimin içinden ırmaklar akıyor. Sana dokunduğum zaman nefes alamıyorum, soluğum kesiliyor.Sana dokunduğum zaman boyut değiştiriyorum.. bütün renkler yenileniyor. Bir masanın başında oturuyorsun, elinde her zamanki gibi sıcak çikolata bardağı… Diyelim ki çikolata içiyorsun. Senin oturduğun masa birden anlam kazanıyor.

Çikolata daha lezzetli, masa daha sevimli, bulunduğun oda huzur veriyor. Sen yürüdüğün zaman bastığın kuru toprakta çimen bitiyor, çevrende güller açıyor. Kuşlar havalanıyor sevinçle mavi gökyüzüne. Senin el sürdüğün yerden bereket fışkırıyor.

Ah türkü gözlü sevgilim.. yüreğimin ateşi, başımın dumanlı yüce dağı, dinim kadar imanım kadar güvendiğim ey güzel sevgilim.. seni kimse benim gözlerimle görmüyor. Sana sıradan biriymişsin gibi, yüzüne bile bakmadan bir söz söylüyor, cevabındaki gizemi fark etmiyor. Seninle kurulan cennet umurlarında değil..Ama senin yüzüne bakıyorlar, onlara gülümsüyorsun, sana uzanıyorlar ses etmiyorsun. Verdiğin nimetin farkında değiller….

Ben sana niçin onlarla berabersin diye hesap sormuyorum. Ama onlar senin değerini bilmiyorlar. Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Ama bu, sana layık olmayanların vurdumduymazlığından kaynaklanıyor. Kimse seni bulunduğun yerden bir santim aşağıda göremez, görmemeli..

İşte o zaman çıldırıyorum. Sana uzanan elleri kırmak, sana bakan gözlere mil çekmek istiyorum. Sen burada, benim dünyamda, teksin, ulaşılmazsın. Sana ulaştığını sanan herkese lanet ediyorum. Çünkü onlar seni benim gözümle görmüyorlar.
Dedim ya Türkü gözlü sevgilim seni her şeyden, kendimden bile kıskanırken seni nasıl olurda bir başkasıyla paylaşa bilirim.Nasıl kabullene bilirim sana bir yabancı elin dokunmasını, dokuna bilir mi benim sevgime ait olan ellere, gözlere, dudaklara ve sende olup bana ait olan her şeye kızma bana türkü gözlü sevgilim kıskanmak sevginin bir parçası ise eğer bu can bu sevgi seni ölene kadar kıskanacak. Çünkü Kömür gözlün seni kimseleri sevmediği kadar çok ama çok seviyor…
SENİ KİMSELERİ SEVMEDİĞİ KADAR ÇOK AMA ÇOK SEVEN KÖMÜRGÖZLÜNDEN, TÜRKÜGÖZLÜSÜNE SONSUZ SEVGİLER…. SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM AŞKIM SEN BENİM HERŞEYİMSİN….. SENDEN AYRI GEÇEN GÜNLERİ BEN GÜNDEN SAYMIYORUM…..HAYAT EĞER NEFES ALMAK KADAR GÜZELSE …. O NEFES SENİNLE ALINDIĞI TAKTİRDE GÜZEL

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
13 Mayıs 2008 Salı 04:57:24

Bu derin mor sabahlı geceleri sana sakladık
Umudun kükreyişi idi kıyılara vuran dalgalar
Bu yüreği başka yüreklere bil ki yasakladık
Sağanaktı yüreğimize iliz iliz yağan yağmurlar

Bıktım artık kurşun yemekten yaralar kangren
Yasa boğduğum güllerden ismini aldım yediveren
Bahtsız çalı kuşu ellerindi beni her sabah seven
Yokluğunda bir yıldızdı içimi dişi kırık kemiren

Dumanlara boğmuşum dağındaki başımı
Ömrümü dudaklarına ismini solumuşum
Baktım ki ömür denilen alıp gidiyor yaşımı
Seni yedi kat göğün başına taç diye koymuşum

Umuda haykırıştır kırık özlemden kalan
Gidişimdir damarlarımın ısınıp soğuduğu an
Her mektubun arkasında bir acı burukluk
Bil ki göz pınarlarımdan incileri sana dizilmiştir…

Böylesine derin dibi olmayan sevda düşer mi kuyulara
Zannetmeyinki içimdeki acıları kavuran halsiz yara
Böylesine sebepsiz kaç akşamı böler uykulara
Savurur küllerini rüzgara inat darmadağın yıldızlara

 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 12:35:01
Askti o! Degistiren tum gecelerimi
Askti o! Beni durup durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, doludizgin gidisime dur diyen

Bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim
Askti yine beni yikayan, aritan su
Boyle ak pak olacagimi bilir miydim?
Icimde acmasaydi o sevmek duygusu

Ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu
Cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin
Gorsun prangalarim o dogacak gunu

Ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin
Seninle her yerde guzel, her zaman yeni
Istemem, sensiz hatirlamasinlar beni

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 12:35:28

üşüyor kuşlarIt itches: the left ear of His Lordship the Grand Vizier
Like nobody`s business itches that ear
The Grand Vizier is a most eminent peer
He thinks about the nation sitting here

Now itching is a function of the ear
And thinking behooves the Grand Vizier
Yet it so happens that in our land
What itches is the Grand Vizier
And who thinks is the left ear

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
13 Mayıs 2008 Salı 14:59:37

Seni Sensiz Yaşamayı Düşündüm Dün Gece



seni sensiz yaşamayı düşündüm dün gece
yapayalnızdı kimsesiz bir sokak çocuğu gibi sokaklarda kalmış
soğuktu içimi titretiyordu bu gece yarısında
dedimya sensizliği düşünüyordum
ayyaş bir şarapçı gibi köşe başlarında
parklarda sızıvermiş ve hayata küsmüştü
başıma dünyaların yıkıldığını hissettim
diyorumya sadece düşünüyordum
ve bu düşünceyle heran daha iyi kavrıyordum sensiz hayatın anlamsızlığını
ve her saniye seni daha çok seviyordum
belkide güneşin doğmayacağından dünyanın dönmeyeceğinden
belkide sensiz karanlığın soğuğundan korkuyordum
seni sensiz yaşamayı düşündüm dün gece
deliydi ne yaptığını ne yapmak istediğini bilmiyordu
karanlıktan yalnızlıktan kaçmaya çalışıyor
bir çıkar yol bulamıyordu
sefildi sensizlik yoksul ve sefalet içinde bir aileden farksızdı
huzursuz mutsuz ve umutsuzdu
bütün bunları düşündükten sonra
sensiz zenginlikleri mutlulukları sevinçleri düşündüm
bir şeye yaramazdı ki sensiz mutlu olmak ki zaten
sensiz mutlu olamazdım ki...

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 18:19:25

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 18:20:11

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
13 Mayıs 2008 Salı 18:20:34
en büyük sevgiyi hakedecek kadar mükemmel ,
Herkesin sevmeyi haketmeyeceği kadar özelsin.

Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni çok özlüyorum.

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......

Senin kanadın olmak isterdim
Ben olmadan uçma diye
Senin baharın olmak isterdim
Ben olmadan açma diye

Benim için seni görmek suya benzer
Seninle yasamak ise nefes almaya
Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla

Sana ne demeliyim bilmiyorum,
Güneşim desem güneş batıyor,
Hayatım desem hayat kısa,
Gülüm desem oda soluyor,
Sana canım demeliyim.
Çünkü bu can seninle yaşıyor..

Sen kurumuş yaprak olsan
Çıkmaz tozlu sokak olsan
Ölsen kuru toprak olsan
Yine seni seveceğim..

Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine,
gözlerin zamansız takılırsa,
kulakların zamansız deli gibi çınlarsa
bil ki bir yerlerde özlemişsindir.

Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da...
Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de..
Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek.
Seni Seviyorum ya, iste o en büyük gerçek...

Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan,
Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan,
Varlığına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan..

Canımdaki her nefes nefesine eklensin,
İçimdeki her nefes hayalinle demlensin,
Bırak bu gönlüm varlığınla renklensin,
Sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin!

Acı ve huzun bir yildiz kadar uzak
Mutlulugun gozbebegin kadar yakin
Umutlarin gercek gerceklerin mutluluk
Mutluluklarin sonsuz olsun

Mehtap sularda gümüşten bir iz bırakırken,
Gökte yıldızlar parlıyordu.
Yalnız kaldığım günler ve geceler,
Kalbim her yerde seni arıyordu.

Eğer birgün bulusacağımız yere gelemezsem.
Dünyanın bütün renklerinden oluşan bir demet çiçek yaptır.
Çünkü beni senden ayıracak olan tek kuvvet,
Ölüm beni yakalamış demektir.

Sevgilim bilki senden uzak ne güzellikleri avutur beni bu şehrin,
nede yıldızlı akşamları!... özlemin bir nehir olmuş
YARAR GİDER İÇİMDEKİ DAĞLARI

Kağıt önümde kalem elimde,
Duygular kalpte düşünceler yazıda,
Ay gökyüzünde yıldızlar daha ötede,
Tanrı yukarıda kullar aşağıda,
En zoru da canım sen orada ben burada

Önce düştügümde kalkmayı, sonra aleve dokundugumda acıyı sevmeyi öğrendim
Sonra terkedilip beklemeyi sayende unutulmayıda ögrendim
Herşeyi öğrendimde yalnız unutmayı öğrenemedim...

Cennet dedikleri yer eğer senin gözlerin ise,
Hep açık bırak gözlerini ölünce geleceğim yeniden,
Yaşamak için senin cennet gibi gözlerinde....

Hayatın bir sevgi öpücüğü kadar doyumsuz,
Sevinç gözyaşları kadar güzel,
Seven bir kalp kadar heyecanlı,
Aşkın dokusu kadar masum,
Bir gül kadar gururlu olsun...

Eğer bir gün biri senin için,
İsmini güneşe buzlarla yazabilirse,
Bilki o seni benden daha çok sevmiştir...

Şarkıdaki melodi, doğadaki bahar.
Kalbimdeki yara, hepsi senin için.
Çoğu kez duygular anlaşılmaz ifadeler tutuk.
Eğer söyleseydin sevdiğini benim olurdu mutluluk

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
17 Mayıs 2008 Cumartesi 03:07:16

 

İstediniz mi hiç istemediğiniz kadar mutluluk yüzü görebilmeyi.
Burası bir dünya…
Burası kalabalık bir meyhane.
Burada erkekler hep çogunlukta. Umutsuzluk da öyle…
Birileri camları kırıyor. Dışarı bakıyor bir adam.
Sokaga, geceye bakıyor…
Öldügüne bir türlü inanmak istemedigi sevgilisine bakar gibi bakıyor hayata…
Öyle bir bakıyor ki,
sevmeye hak kazanmak için bile savaşmak gerekiyor,
gecikince insan ömür boyu ölü bir sevgiliyi kollarında taşımaya mecbur kalıyor,
der gibi bakıyor…
Bir kadın kucagına gelen kedinin tüylerinde arıyor
kaybettigi sevginin büyüsünü…
Karşı kösedeki eski duvara vuran sarı ışıgı seyrediyor iki adam.
Sanki suçlu, sanki yasak bir sevisme yaşıyorlarmış gibi mahçup,
ama yine de hiç konusmadan seyrediyorlar duvardaki o sarı ışıgı.
Bu gece bana gelmeni istiyorum, ya da sana gelmeyi,
ama telefonun hep mesgul.
Böyle anlarda hep tasavvufa sarılırım ben.
Sabrın yüceligine…
Telefonun mesgul çalarken
eski duvardaki sarı ışıgı seyreden adamlara bakiyorum
bir taraftan…
Lodos rüzgarları vuruyor o sarı ışıga.
Tenteler uçusuyor.
Biliyorum, bosuna bekliyorum bu telefonun önünde,
burada, bu dünyada;
ama olsun,
yine de ümitsizce seviyorum seni…

 

Sizin hiç biranda bütün hayallerinizin yıkıldığı oldu mu.
İzlediniz mi büyüttüğünüz bütün ümitlerin yıkılışını.
Hiç kendinizde boğuldunuz mu siz.
Aniden varlığınızın yokluğa dönüştüğünü hissetiniz mi.
Kırıldımı pamuktan kalbiniz,bir anda.
Lanet edesiniz geldimi bazı şeylere.
Olmaz olsun dediniz mi en çok olmasını istediklerinize.
Haykırmak istediklerinizin sessizliği altında kaldınız mı hiç.
Aslında hiçbirşeyin elinizde olmadığının farkına vardınız mı bir anda.
Kör kuyularda aramaya başladınız mı kendinizi.
Çekip gidesiniz geldimi bilmediğiniz diyarlara.
Sizi avutacak hiçbirşeyin kalmadığını düşündünüz mü hiç.
Sarıldımı duygularınız boğazınıza.
Yaşadınızmı hiç yaşamak istemediklerinizi.
Ağlamak isteyipte gözünüzden bir damla yaşın gelmediği oldu mu hiç.
Fırtınalar koptumu yüreğinizin tam ortasında.
Savaş alanına döndü mü yüreğiniz.
Anlatılamayacak kadar büyük acılarında olduğunu anladınız mı bir anda.
Hiç bu kadar büyük bir çaresizlik duvarı gördünüz mü hayatınızda.
İstediniz mi hiç istemediğiniz kadar mutluluk yüzü görebilmeyi.
Anladınız mı aslında bunca süre kendinizi kandırdığınızı.
Bir an neler yapabileceğini gösterdimi size.

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
17 Mayıs 2008 Cumartesi 04:06:03

resmin rehindir gurbetimde
gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana...

ve akşam, bir kez daha
saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

çekmiyorsun!

akarsuları imrendiren yüzün de
sabahçı kahveler de biliyor
görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
şimdi siirt`te koyun kokulu bir gecedeyim
beynimde iklimsiz papatyalar
ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

sokakların gün batınca neden boşaldığını
ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
gurbetini rehnetme özlemimde…

YILMAZ ODABAŞI

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
17 Mayıs 2008 Cumartesi 04:07:12

Seni özlemenin kitabını yazabilirim
Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!

Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!

Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!

Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.

Ama hiç kimse kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana anlatamam.
Çünkü senle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!

Sen bana yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa