|
| Gönderen | Mesaj |
|
6 Haziran 2008 Cuma
18:53:03
|
|
|
"şiirimden küçük bir mısra"
Sen gelince aklıma,
Volkanlar patlıyor göğüs kafesimde.
Bedenime yağan kızgın lavlarla kavruluyorum evvela,
Ardından karanlık bir hayat ve rüzgarlarda savrulan bir beden kül kalıyor geriye...
"Yüreğimin mürekkebinden bir küçük nağme" AHMET IŞIKGÖZ
|
|
|
6 Haziran 2008 Cuma
19:33:30
|
|
|
HER NEFESTEN
göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, affet senden habersiz aldığım her nefesten...
NECİP FAZIL KISAKÜREK
|
|
|
7 Haziran 2008 Cumartesi
23:06:49
|
|
|
IN VIVOPencereden bakma denize İnanırsın güzel olduğuna mavilerin Renklerini kaybedersin, Uzaktan Bir yatağın vardır senin Seninledir.. Uyuyunca kaybedersin.Hepsi senin yüzünden, Özdemir Asaf, bakamıyorum,‘’Dünya Kaçtı gözüme’’ ..
|
|
|
8 Haziran 2008 Pazar
13:58:18
|
|
|
saçmalama ne olur, çare çok nasıl gidersin? istediğin her şey sanki yok, değer mi dersin.. başkaları bilmez, görmez o nasıl bir duygu,, al elini kalbime bir koy, işte gerçek bu...
her yer soğuk hep karanlık, kendi kendime tarifsiz. ayrılmamız çok gereksiz, şimdi uzaktan sebepsiz...
biri bana gelsin, o da sensin, beni kırmış olsan da.. ikimiz de aşık, bir tek farkla; benimki senden biraz fazla.
|
|
|
8 Haziran 2008 Pazar
13:58:30
|
|
|
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
04:13:24
|
|
|
SANA YAKIN Bir dostun sıcaklığına öylesine yaslamak istiyorum ki başımı ya omuzunu uzat sevgilim ya da telleri kopuk bir kemanı Kanadının altına sığınacak bir kuş arayan eskimiş saçak gibiyim sensiz ya da bütün balinaların kıyıya vurup intihar ettiği bir deniz Bir hitit çanağıyım toprağa gömülü ve sen ilk kazısını yapan bir arkeolog ürkekliğiyle ellerinin arasına al beni Tek dileğimdir çünkü benim sana yakın bir sunay akın SUNAY AKIN
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
13:10:01
|
|
|
Andıkça
Ne zaman seni düşünsem içim ürperir Seninle geçen her saat, her gün gelir aklıma Bir akşam vakti gelir bir deniz kıyısı gelir O eşsiz hatıralar bütün gelir aklıma Ne yapsam unutamam yaşadığımızı Sevgindi sevgilerin en yalansızı Şimdi nerde bir gül görsem kırmızı Dudaklarımı uzun uzun öptüğün gelir aklıma Bir çıban büyürcesine ortasında gecenin Dolar yüreğime hüznü seni sevmenin Dünyada ne benim yerim var artık ne senin Ağlarım başucunda ölümün gelir aklıma.
Ü.Y.Oğuzcan
|
|
|
9 Haziran 2008 Pazartesi
15:53:05
|
|
|
bir uzak diyâr cinnetiyle düştüm eteklerine kırağı kokuşlu yâr ayağının altına atılan altın renkli hüzünleri midir oyulmuş göz çukurlarımın değilse neden suskunluğun neden yorgunluğu tırnaklarımın yanaklarımın dudaklarımın...
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
04:18:21
|
|
|
ben şiir yazmayı sevmiyorum ama içim dışım kafiye senden beri ruhumda kalanlar geçmiş zamana ait hepsi -miş li... sonra bir de -lıklar kaldı elimde bana giderayak yakıştırdığın ; kırgınlık kırıklık yarımlık yalnızlık, gibi... Sonra virgüllerim var noktalı virgüllerim de üç noktalarım bir de... sen gününün sensizlik vaktinden beri tek noktalarımı sakladım kullanmıyorum, tek nokta bitiştir, üç nokta bitmesin istemek ben bitsin istemedim ki... sürüklenmek istedim seninle, nokta nokta virgülün altında nokta... Göğsünde erimek belki en çok ta...
|
|
|
10 Haziran 2008 Salı
11:14:42
|
|
|
A$K Kokusu warr..!!Hawada a$k kokusu warrr...!!!
yüreğimin kıyısına wurdu minicik bir dalga..susmalıydım tutamadım kendimi..bi canım wardı feda etsem sewdamı bilemezsin..bi acım wardı anlatsam önünü göremezsin.. herkes unuttu gitti,ben de unuttum herşeyi..bari sen...!!
|
|
|
12 Haziran 2008 Perşembe
03:46:28
|
|
|
Mızrapta Sen
Ben şarkı söylerdim eskiden... Sende dinlerdin yanımda değilken.. Ben şarkı söylerdim. Vokalistim , hep sen
Eskiden şarkı söylerdim kendimce. Kafayı beraber bulur ,,mırıldanırdık Manalarında kendimizi arardık.. Nağmeler hüzzam,, biz sırra kadem
Ben şarkılar döktürürdüm eskiden.. Gözlerim mağrur,, şarkı ismi sen Kavuşmak için çırpınan beste.. Mızrapta ben,, melodide sen
Hala şarkı söylüyorum ben.. Yoksun artık nakaratlarda.. Dilim segah okuyor.. Güftede ben ,, bestede sen…
|
|
|
13 Haziran 2008 Cuma
00:27:55
|
|
|
Kara Toprağım
kendi kendimi esir aldım kilitledim kapılarımı pencerelerim sımsıkı kapalı. saatlerim durmuş elektriklerim kesik. yok beğlantım kendimden başkasıyla. kalbim bomboş ruhum olmuş sarhoş bu uğurda zamana bıraktım seni sevmeyi ama sevgin gidince gitti her şey yaşayan bir ölü oldum bahara hasret papatyalar gibi yağmura aç topraklar gibi bekliyorum yağmanı artık gözyaşlarım değil senin bakışların beslesin kara toprağımı...
|
|
|
13 Haziran 2008 Cuma
19:58:03
|
|
|
Elinden elma şekeri alınmış Küçük bir çocuk gibiyim bugün nedense, Yağmur yağıyor , Damlalar camdan süzüldükçe , Sen geliyorsun aklıma... Şimdi seninle elele olmak, Yağan rahmet altında dolaşmak, Gökyüzünden akan her damlada, ``SENİ SEVİYORUM`` diye haykırmak vardı. Seninle ıslandıkça... Katıla katıla gülmeliydik seninle. Senin yerine bugün coşuyor gökyüzü, Anladı mı dersin yüreğinin coşkunluğunu, Ama yüreğin ağlamasın!
Bak sevgilim, Belki sen yoksun şu an yanımda, Ama o kocaman yüreğin,benim için atıyor, Biliyorum Çınar`ım Senin gölgen altında dinlenmek ne güzel, Her çıkan fırtına da sana sığınmak Ne hoş limanım.
Bak artık alabora olmuyorum. Öyle demir attım ki kalbine, Ne savruluyorum, Ne kayboluyorum!!!
|
|
|
15 Haziran 2008 Pazar
14:48:00
|
|
|
|
|
|
16 Haziran 2008 Pazartesi
02:56:06
|
|
|
Sen hiç gelmedin ki aklıma
hep sensizliği yaşadım
anladım ki canım
sen sen hiç yoksun
sen hiç var olma canım
ben seni nasıl seveverim yoksa...
|
|
|
18 Haziran 2008 Çarşamba
20:50:43
|
|
|
Gözyaşlarımı biriktiriyorum, ilerde kendime ait bir göl yapacağım...
Kenarında küçük, ağaçtan bir ev olacak...
İçine küçük çiviler çakıp, özenle sakladığım büyük özlemlerimin resmini asacağım....
Şöminede yalnızlığımdan kestiğim kuru odunlar yanacak ve ısıtacak içerisini, içimi...
Serseri ruhumun postunu önüne serip
Üstünde, itinayla yaşadığım sevdalarımın yıllanmış şarabını içeceğim...
Neden çalmıyor diye düşünebileceğim bir telefonum olmayacak...
Beni bulmak isteyenler, sessizliğimin içindeki sesi takip ederek kapımı çalabilecekler
ki bu ses sadece duymak isteyenlere duyuracak kendini...
Kapımın önünü, filtresini çocukluğumun renkli düşlerinin ateşlediği bir gaz lambası aydınlatacak...
Bahçemde umutlarımla sulayacağım ve her mevsim yüzünü gösterecek çiçekler açacak...
Pencere kenarlarına, tutkularımı yoğurarak yaptığım saksıları yerleştireceğim...
Perdeler, inatçılığımın işe yaramayan parçalarından arta kalanlardan yapılacak ...
Ve güneş her sabah o perdelerin arasından sızarak
Vücudumun bir kadın olduğunu unutan yaralı yanlarını uyandıracak...
Şarkılarımın öksüz kalan notalarını, bir anne iç güdüsüyle büyütüp; yemeyip yedirecek, giymeyip giydireceğim..
Şarkılarım bir aile özlemi çekmeden atılacak hayata...
Bildiğim her şeyi onlara öğretip, gün be gün güzelleştiklerini görerek sevineceğim...
Kelimelerimin bekareti zamanı gelince bozulacak ve kelimelerim istedikleri cümlelerin içine girip
orgazmın doruklarına onları okuyan gözlerle beraber çıkacaklar...
Güneş batımlarında, üstüme, yaklaşan karanlığın montunu alarak, kurduğum iskeleden göle olta atacağım...
Misinama takılan balıklar, mangalda bekleyen heyecanlarımın kömüründe kızaracak...
Her akşam masamda bir otuzbeşlik hüzün, bol zeytinyağlı gönül salatası
Üstünde bir demet maydanoz olan umut dolu bir haydari
Ve beyazlığını düşlerimden alan bir parça peynir olacak...
Sigaramın dumanını alsın diye masanın bir köşesine de
Cevapsız kalan sorularımdan yaptığım bir mum yakacağım...
Şarkılar sırayla dudaklarımı ziyarete gelecek
Hüznümün tuzlu göz yaşlarını melodilerimin içinde başıma taç yapacağım...
Sıradan bir günün sıradan bir gecesinden geçerken, şarkılar gözlerimi uzaklara taşıyıp yakınlarıma getirecek...
Özenle sakladığım bol köpüklü isyanlarımı yolluk namına içeceğim...
Sarhoşluğum sadece sadık yarim yalnızlığımdan gelecek. ..
Başımı yalnızlığımın omzuna yaslayıp, ıslanan gözlerimi ellerimin yorgun parmaklarıyla sileceğim...
Hiç belli olmaz, belki de gereksiz korkularımın tahtalarından yaptığım sallanan saldalyemde geceye dalacağım...
Olur da sızmazsam eğer, içimde hep benimle beraber olan sevimli haylazlığıma sarılarak uyuyacağım...
Vadesi çoktan dolmuş ve sabırla beklenilen sıcak kavuşmalar girecek düşlerime...
Ve her sabah yüzümde bu düşlerin bıraktığı buruk gülümsemelerle uyanacağım...
İnkar edeceğim aynaya yansıyan sevimsiz bakışlarımı ve endişelerime inat
Elinde balonla bekleyen çocuk yüreğimin kapısını sevdaya aralık bırakacağım...
Evet göz yaşlarımı biriktiriyorum, ilerde kendime ait bir göl yapacağım...
Kenarında küçük ve ağaçtan bir ev olacak...
Evim çok güzel olacak ve ben utanmadan sevişeceğim o evde bütün güzelliklerle..
Ağaçlar bile kıskanacak ve gölgesini düşürecek en derin sohbetlere...
Göz yaşlarımı biriktiriyorum...
İlerde kendime, sularında çırılçıplak yüzebileceğim bir göl yapacağım...
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
06:02:42
|
|
|
Bahçemde umutlarımla sulayacağım ve her mevsim yüzünü gösterecek çiçekler açacak...
Pencere kenarlarına, tutkularımı yoğurarak yaptığım saksıları yerleştireceğim...
--
porselen takımların porselen çorba tencereleri olurya hani, ve hani sadece bir kaç kez kullanılır, hani gösteriş olsun diye sonrada seneler senesi saklanır bir köşede, her sene çıkarılır, yıkanır ve sonra yine saklandığı köşesine yerleştirilir, bilmem ki ne için, işte onlara papatya yerleştirttim, birine beyaz, ki onun desenide beyaz papatyadan, diğerinede renkli papatya, evet evet, renkli papatyalar, beyazlara tıpatıp benzemiyorlar ama papatya familyasından oldukları kesin , sonra fidecinin elinde evrim geçirip saksılaşan çorba tencerelerini dış kapının iki kenarına yerleştirdim, eminim yeni görevlerini daha çok sevmişlerdir, en azından gün yüzü gördü garipler, şimdiden merak ediyorum bir de, seneye yeniden yüzünü gösterecekmi papatyalar..
sonra cam saksılarınada sardınyalar ektirdim rengarenk, hele ikisi sakız sardunyaymış, onları öğrendim, yine gösterecekler renklerini kaybolmadan yeni gelen senede de, zaten o yüzden bu sene sardunya seçtim, geçen sene pelinler vardı yerlerinde, onlarda rengarenktiler, çok güzeldiler ama sadece sabahları şenleniyor sonrada bütün gün uyuyorlardı, sardunya gece gündüz uyumuyor..
e güzel..
yerçekimine yenik düşen gözpınarlarımın sularından bir göl yapmak aşsada gözyaşlarımı, yeşil renkli sardunyalı saksılarım ve çorba tencereli beyaz papatyalarım işe yararmı ne dersin?.. umutla sulamaya ve tutkuyla yoğurmaya..
sevgiyle..
canım yazmak istedi..
y.
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
06:10:47
|
|
|
İyiki yazmak istedin arkadaşım.Bizde zevkle okuyoruz.Duygularımıza tercüman oluyorsun.Sözün bittiği yer.....
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
15:25:55
|
|
|
Mavi Karanlık
Işığın bittiği yerde, karanlık hüküm sürer… Neşe kaybolduğu anda, hüzün başlar… …ve karanlık hüzünlendiği zaman, etrafı bir mavilik sarar
|
|
|
19 Haziran 2008 Perşembe
16:16:44
|
|
|
Birisi
Bir şey var aramızda Senin bakışından belli Benim yanan yüzümden Dalıveriyoruz arada bir İkimiz de doğru şeyi düşünüyoruz belki Gülüşerek başlıyoruz söze Bir şey var aramızda Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek Fakat ne kadar saklasak nafile Bir şey var aramızda Senin gözlerinde ışıldıyor Benim dilimin ucunda
Nahit Ulvi Akgün
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|