|
| Gönderen | Mesaj |
|
19 Mayıs 2008 Pazartesi
11:13:21
|
|
|
Bahar
Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, Afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. Yapma bunu bana!.. Bahar, yalvarırım çek git isine!.. Salma üstüme çiçeklerini, aklimi çelme!.. Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; Sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.. Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek... Kavaklar kıpır kıpır, islik ıslığa meltem... Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtüböcek... Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme!. Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı... Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... Kalbimin buzları erimiş. Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziyorum nicedir.. Bir de sen çıldırtma beni... Krizdeyim ben... Tembelliğin sırası değil, uyamam sana... Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. Meltemlerine söyle, deli gibi islik çalıp sokağa çağırmasınlar beni.. Bulutların üşüşmesin başıma... Girme kanıma benim... yoldan çıkarma!.. Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, Sevdanın suç ortağısın. Kıyma bana!.. Biliyorum çünkü, yine kandırıp yeşillendireceksin aşka; Gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin. Tam kanım kaynamışken sana, toplayıp allarını morlarını, Beni bir kuraklığın ortasında terk edeceksin... O iple çektiğim ışığın, dayanılmaz olacak o zaman... Ne o delişmen sabahlar kalacak, Ne günaha çağıran çapkın eteklerin uçuştuğu günbatımları... Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında... Yeşerttiğin çiçekler yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz.. Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... yüreğim viraneye... Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak. İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... İş açma başıma... Git isine! Yoldan çıkarma beni!..
|
|
|
20 Mayıs 2008 Salı
19:09:09
|
|
|
http://www.ortanokta.com/benbuketimm/blog/blogid=1740482#blog Öyle roller oynadım ki, asıl BENi arayıp bulmakta zorlandım.
Yılın son günlerinde daha bir hüzünlü olurum. Belki ömrümden bir yıl daha gitti diye. Belki de bir yıl daha yaşlandım diye.
Nasıl da geçti koskoca bir yıl? Nasıl geçiyor yıllar? Bazen çok uzun, bazen de çok kısa.
Geriye dönüp baktığım zaman ya yaşadığım büyük mutsuzluklar ya da yaşadığım en keyifli zamanlar aklıma geliyor. Arada kalanlar ise unutulmaya mahkum gibi.
Ne çok şeyi öğretti bana geçen yıllar…
Birçok şeyi yanlış, eksik, hatalı yaparak en çetin kışları yaşarken bile bana baharların küsmediğini öğrendim. Bu nedenle de her üzüntünün arkasından sevincin geldiğini bilerek beklemenin, sabretmenin kıymetini öğrendim.
Gün geldi kendi kabuğuma çekildim. Çevremden uzaklaşarak kendime ayna tutmaya çalıştım... Bu serüveni yaşarken yalnız kaldım. Böylece yalnızlığın değerini ve çeşitlerini öğrendim.
Sevdiklerime sıkı sıkıya bağlı kalamadım çoğu zaman. Bağlı olmak, bağımlı olmaktan daha sağlıklı diye düşündüm. Çevremde sevilme ihtiyacıyla yanıp tutuşan gönüllere köprü olamadım. Sevilmenin değil belki ama sevebilmenin gücünü öğrendim.
Kendi hayatımı yaşadığımı zannedişlerim çok oldu. Çevremin bana sunduğu hayatı yaşamayı bırakarak kendim olabilme çabasına girdim. Güvenli limanlardan çıkmak, zincirlerime elveda demekle mümkün olabildi. Vazgeçebilmenin zor ama bir o kadar da şart olduğunu da öğrendim.
Kendimi tamamıyla bir işe, bir olaya adayıp diğer rollerimi hiç aksatmadım. Ama öyle roller oynadım ki, asıl BENi arayıp bulmakta zorlandım. Bu nedenle , ne yaşarsam yaşayayım kendimden caymamam gerektiğini öğrendim.
Öyle bir sevda yaşadım ki, yorulduğum zamanlar kendimden yardım istedim. Kalbimde fırtınalar koparken, beklentileri bir kenara atıp, karşı tarafa huzur verebilmeyi öğrendim.
Gördüm ki konuşmayı beceremiyorum, kendimi yazılarla ifade edebilmeyi öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum. Kelimeler hayatıma renk katıyor, değiştiriyor. Yazdıklarım bir nebze de olsa çizgimi gösteriyor.
En önemlisi de;
Ben geçen her yıla teşekkür etmeyi öğrendim.
Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için, umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla “Hoş geldin, İyi ki geldin” diyebilmeyi öğrendim.!!!!!!!!!!!
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
04:29:26
|
|
|
Bir küçük çiçekle kandırılabilirim şu sıralar, Bir tek papatya, bir kır menekşesi ile örneğin. Bir kaç satır şiire tav olabilirim, Bir gamlık notayla artar sevincim.
Bir parça güneşle kandırılabilirim şu sıralar, Gün-doğumu, gün-batımı, fark etmez. Bir oturumluk deniz kenarına tav olabilirim, Rüzgarlar beni üşütmez.
Bir kaç damla yağmurla kandırılabilirim şu sıralar, Üstelik şemsiyeler evde unutulmuş. Bir bardak sıcak çaya tav olabilirim, Üstüm başım henüz yeni kurutulmuş.
Bir tutam sevgiyle kandırılabilirim şu sıralar, Fazlasına öykünmeden. Bir kaçamak bakışa tav olabilirim, Belki bugün, gün bitmeden.
Yıllanmış bir şarap gibi olsamda yaş itibariyle, Hala bir cümlenin sıcaklığında, Yakamozlar, ay ışığıyla dans ederken, Çılgın küçücük bir sözle, çocukluğuma dönebilirim Tanımadığım için çılgınlık denileni hala… Bir çift gözle tanıştığım anda, O gözlerin ışıltısında kendimden geçebilirim...
Büyümüş olmak yetmiyor işte… Yaşamdan uzaklaştığım her gün, her an, Her şey için hala kandırılabilirim, Kimbilir, belki de saksağan kuşlarının coşkusuyla yeniden sevebilirim… Yalan da olsa bu sevda, Yalnızca bir kaç dakikalığına. Ve hatta her tür yalana kanabilirim… Sahte de olsa o sözü söyle bana. Çünkü… Bugün herşeye inanabilirim.
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
04:31:19
|
|
|
BAHAR
Bahar, yalvarırım çek git işine!.... Salma üstüme çiçeklerini, aklımı çelme!.... Her sabah çimenlerin çiyden ürpererek uyanıyor bahçemde; sonra güneşle oynaşıp tütsülenmiş gibi buğulanıyor.
Ne zaman sokağa çıksam badem ağaçları salkım saçak çiçek.... Kavaklar kıpır kıpır, ıslık ıslığa meltem... Kırda dayanılmaz bir kekik kokusu, toprakta türlü çeşit börtü böcek... Yapma bunu bana bahar, Böyle üstüme gelme...
Zaten damarlarıma zor zaptediyorum kanımı.... Çoktan cemreler düşmüş beynime, yüreğime... Kalbimin buzları erimiş. Göğüs kafesimde ne idüğü belirsiz bir kıpırtıyla geziniyorum nicedir.... Bir de sen çıldırtma beni... Krizdeyim ben... Tembelliğin sırası değil, uyamam sana...
Al git serçelerini sabahlarımdan, çağlalarına, kokularına hakim ol. Meltemlerine söyle, deli gibi ıslık çalıp sokağa çağırmasınlar beni... Bulutların üşüşmesin başıma... Girme kanıma benim... Yoldan çıkarma!... Sen ki en cilvelisisin mevsimlerin, afrodizyakların en etkilisi, sevdanın suç ortağısın. Kıyma bana!... Biliyorum çünkü, yeni kandırın yeşillendireceksin aşkı, gövdemi azdırıp sonra birden çekip gideceksin O iple çektiğin ışığın, dayanılmaz olacak o zaman Tembel kuşların şakımaktan bitap, ebruli çiçeklerin kokmaktan... Buselerin nemi kuruyacak çöl rüzgarlarında.... Yeşerttiğin çiçekler, yürekler solacak; damar damar çatlayacak ruhumuz... Hayat, bir ezik otlar diyarına dönüşecek yeniden... Yüreğim viraneye... Her bahar sarhoşluğu gibi, geçecek bu sonuncusu da... Ebedi bahar, bir başka bahara kalacak.
İyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... İş açma başıma... Git işine! Yoldan çıkarma beni!...
Can Dündar...
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
14:53:07
|
|
|
|
bu baharlardır bizim kalblerimizi karıştıran benligimize katılamn .ötede oyna bahar.
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
16:13:34
|
|
|
he vallaa... 
|
|
|
21 Mayıs 2008 Çarşamba
16:25:42
|
|
|
ben söyledim bahara bana ugramayacak fatih ürekin şarkılarıyla eglen sen hadi hadi hadi
el alem nederse desin sen eglen öetede .
anlaştık biz onla .
her aantlaşmalar bozulmak içindir .
ne kadar uyarsa bu bahar
|
|
|
22 Mayıs 2008 Perşembe
22:02:43
|
|
|
Güzel Havalar
Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Eve ekmekle tuz götürmeyi Böyle havalarda unuttum; Şiir yazma hastalığım Hep böyle havalarda nüksetti; Beni bu güzel havalar mahvetti.
Orhan Veli Kanık
|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
05:12:29
|
|
|

KAFAM GÜZEL, DÜNYA GÜZEL, HER ŞEY GÜZEL
SEN GÜZELSİN,
GÜZELSİN GÜZEEEEELSİN
KAFAM GÜZEL, DÜNYA GÜZEL, HER ŞEY GÜZEL
SEN GÜZELSİN,
GÜZEEEELSİN GÜZELSİİİİİİN GÜZELSİN GÜZEEEEELSİN GÜZEL

|
|
|
23 Mayıs 2008 Cuma
09:10:47
|
|
|
Bahar Ve Sen
Ne Zaman Seni Düşünsem Ala Bir Ceylan Dolaşır Kırlarda Ağaçlar En Güzel Yemişlerini Verir Kuşlar Cıvıldar Dallarda
Ne Zaman Seni; O Gülen Gözlerini Düşünsem Al Bir Güneşdir Doğar İçimde Umut Ekinleri Büyür Sevda Rüzgarları Eser Gönlümde... Kelebekler Konar Ellerime...
Ne Zaman Seni Düşünsem Kekik Kokulu Yarim, Bir Bahardır Kaplar Benliğimi Havaya Aşk Kokusu Dolar Alır Götürür Sana Yüreğimi.
|
|
|
24 Mayıs 2008 Cumartesi
04:14:51
|
|
|
Şiirin Dansı Benimle dans edermisiniz, Sabahlara kadar gözgöze İsterseniz mutluluk olurum, İsterseniz gözyaşı Uçurabilirim sizi Uçsuz bucaksız gökyüzüne
Benimle dans edermisiniz Soluk soluğa elele İsterseniz aşkı tadarız İsterseniz hüznü, acıyı Tıpkı masallardaki gibi Kafdağının ardına gideriz sizinle
Benimle dans edermisiniz Yavaşca ve sessizce Ve ben son sözümü söyleyince Geri alırız zamanı, tekrar yaşamak için Tekrar varabilmek için Kelimelerin bittiği yere Bahadır Atay
|
|
|
24 Mayıs 2008 Cumartesi
10:51:15
|
|
|
Sessizlik
Hasreti hasret yaptım Gözlerimi buğu Sessizce çekip gitmek vardı Uzaklara buralardan
Sadece seni arzuladım Yalnızlık ortamında O ortam ki, bitirdi beni
Şimdi yanımda olmalıydın Sana, Sarılmalıydım doyasıya Hissetmeliydim mis kokunu Öpmeli koklamalıydım seni Hasret acısını çıkarırcasına
Ah sevgilim ,bir bilsen,birbilsen Seni ne çok özlediğimi
Şu hasretin gözü kör olsun Vurdu yine beni sensizlik Vurdu geçti,vurdu sessizlik.
|
|
|
24 Mayıs 2008 Cumartesi
17:06:22
|
|
|
Büyümüş olmak yetmiyor işte… Yaşamdan uzaklaştığım her gün, her an, Her şey için hala kandırılabilirim, Kimbilir, belki de saksağan kuşlarının coşkusuyla yeniden sevebilirim… Yalan da olsa bu sevda, Yalnızca bir kaç dakikalığına. Ve hatta her tür yalana kanabilirim… Sahte de olsa o sözü söyle bana. Çünkü… Bugün herşeye inanabilirim. evet kafam güzel kana bilirim.
güzel paşlaşım abloş
|
|
|
26 Mayıs 2008 Pazartesi
00:07:25
|
|
|
Hikaye
Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde Ceviz agaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkiyalar basardı. Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarları eserdi, Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! Benim doğduğum köyler de güzeldi, Sen de anlat doğduğun yerleri, Anlat biraz! Cahit Külebi
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
02:10:24
|
|
|
- "Benim de öyle bir bisikletim olacak." dedi Hasan.
“Benim de uzun saçlı, kocaman bir bebeğim olur mu?” diye düşündü Esma. Küçük beyaz bulut, o anda upuzun saçlı kocaman bir bebek oluverdi. Esma’nın minicik beyninde büyüdükçe büyüdü, kalbi hızlı hızlı çarpmaya başladı. Alır mıydı babası? “Yağmur yağar, iyi ürün alırsak alacağım demişti.”. Ama alır mıydı?
Elindeki çapayı cılız pamuk saplarının dibinde birkaç defa gezdiren Cemal doğruldu, belini tutarak. Yüzünü armut ağacına çevirdiğinde; çocuklarının gökyüzünü izlediklerini gözledi. Küçük beyaz bir buluttu gözledikleri. Bu mevsimde bir pamuk yumağı gibi gökyüzünde belirir, sonra yitip giderlerdi. Ne gölge verirler, ne de yağmur olup bereket sunarlardı. Yarı eğildi, çapayı yavaşça kaldırıp, ümitsizce indirdi susuzluktan çatlamış kuru toprağa. Birkaç güne kalmaz bu pamuklar kuruyup giderlerdi...
Hacer, kovanın ipini saldıkça saldı kuyuya. Yetmedi ip, eğilip uzandı kuyunun taşına, kolunu uzatabildiği kadar uzattı. Güç bela doldurabildi kovayı. Nereye gitmişti bu sular? Akarsular kurumuş, kuyularda su bitmişti...
Hasan, tekrar bulutu göstererek:
- "Esma bak, dedi. Şimdi de kamyon oldu.".
Hafiften gülümsedi çocuklara küçük beyaz bulut, sonra kendisini belli belirsiz esen rüzgara bıraktı. Dede oldu, koyun oldu, uçurtma, tren, umut oldu, umutsuzluk oldu. Kendisine katılmak isteyen su tanecilerinden özenle uzaklaştı. Büyük kara bulutlara hiç yaklaşmadı.
Kaç zaman geçmişti hatırlayamadı, tekrar rastladığında başı öne eğilmiş, gözleri dolmuştu Hasan’ın. Cemal, tarlanın bir köşesinde acı acı çekiyordu sigarasını. İçinde Hasan’a vurduğu tokadın burukluğu...
Küçük beyaz bulut bisiklet oldu, uzun saçlı kocaman bir bebek oldu, kamyon oldu ama ne Hasan’ın, ne de Esma’nın öne eğilmiş başlarını yukarıya kaldıramadı.
İki damla yaş süzüldü Esma’nın gözlerinden, içinde uzun saçlı kocaman bir bebek olan, iki damla yaş ıslattı toprağı.
Küçük beyaz bulut, birden bire karardı, ağladıkça ağladı... Bereket oldu.
İrfan MUTLUER
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
12:30:23
|
|
|
Hayalsiz Olmuyor
Yapmak istediğim uzanıp Erişemediğim Canıma yeten asktan daha beter Soğuk caddelerde sımsıcak hayallerim Rahat Bırakmaz beni hep arzuları ateşler Ama inanmak Başarmanın yarısıdır öyle Derler Gönül bavulumda hayallerim Arzularım Benimle gider Benimle gelir Bavulum hiç Boşalmaz ki Aksine her Gecen gün daha da dolar Arzular Hayaller çok yakındır insanlara İnanmak Çalışmak ve sevmek en büyük başarma Yoludur Dedim ya Rahat Bırakmaz Beni Hayallerim Hep Arzuları Ateşler...
|
|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba
16:24:37
|
|
|
Bir köşe başında avuç açmak umutlara, sonra da katmer katmer yanmak acılarla.. Hasret yangınlarıyla kanka olmak.. ardından okumak gözlerinden tüm geleceği.. Sevdamın yankısıyla ruhumu acılara gark etmek... yaşamın ağırlığının çökmesi omuzlarıma... Ve yığılıp kalmak bir kaldırım taşına.. Ama her şeye rağmen umutlu olmak, gülümseyerek bakmak hayata...
Bir çocuğun ürkek bakışlarında yakalamak merakı... Kalbini bir zincirle boynuna asabilmek gösterişten uzak...Hayalimdeki sana dokunabilmek gerçekliğe inat... Parmak uçlarımdaki hislerin yansıması yüzüme
Ey içimi yakan güneşim, ne kadar yaklaşsam sana küle dönerim.. Uzaklaşırsam senden ayazda kalır yüreğim...Sevmek, çok ama çok sevmek... Alıp başımı bu şehirden gitmek ve seninle bir ömür geçirmek...
Hayal mi? Gerçek mi? Ya umut? Suskunluğum diz boyu.
Tüm bunlar ne biliyor musun? Sevmek..sadece sevmek.. Her şeyi bir kenara bırakıp, tüm acıları uçurumdan atıp, delicesine sevmek..
Bu kadar çok seviyorum demiyorum, böylesine seviyorum seni diyorum. Biraz hayat, biraz gerçeklik, biraz aşk... Ve en önemlisi vuslat arkası gelen hüzün... Ortaya çıkan ise devasa bir sen. Seni çok değil kocaman değil, böylesine seviyorum işte
Masal değil hayatımın ta kendisi... Gelecek göz kırpıyor omuzlarının üzerinden... Sen hayatsın, hayat da sen...
Uzaktan sevme beni içimden sev.. Ama alışma asla alışma.. Korkuyorum çünkü sana da tattırmaktan o acıyı Alışık olsan da acılara Bu seni öldürür Sev beni.. Çok sev Ben acılarla varoluyorum senin yüreğinde İçimde sevdaları da taşıyorum İçimde hüzünleri de barındırıyorum Ve seni sevgilim seviyorum
|
|
|
29 Mayıs 2008 Perşembe
19:47:15
|
|
|
SEN GİDİNCE...
Uyumaya iznimin olmadığı bir gece daha...İzin alamadığım sen, düşündüğüm sen, dilediğim, hayatımdan bir yıldız gibi kayıp gitmeye hazırlanan yine sen. Tam zamanında gelmiştin ama zamansız kaybediyorum seni. Hata arıyorum,suç, suçlu arıyorum ama yok. “Böyle olması gerekiyormuş”, evet hiç düşürmüyoruz ağzımızdan bu cümleyi. Kadere inanmak zor zanaat aslına bakarsan, ne yaparsa yapsın sana kabulleniyorsun, karşı çıkmıyorsun,çünkü o senin yazgın. Yazgım bana yeni bir oyun daha oynadı,hiç insafı yok,yaşamın en iyi arkadaşı. Vur-kaç oynamayı çok seviyor;vurup kaçan o, ebe hep ben...Bu sefer de beni seninle vurdu,ama yoksun işte ,ne olmaya vaktin oldu ne de kalmamaya.
Sadece mesafelerden korkardım,şimdi çok daha fazla şey var korktuğum.Beni en çok düşündüren oyunbaz kaderimin ne zaman durulacağı,bir de senden korkuyorum,hiçbir şey yapmasan da beni üzecek olmandan,sadece sen olduğun ve yanımda olmadığın için kalbimin kırılmasından korkuyorum.
Gitme.Bunu sana söyleyemem,düşünmeye bile hakkım yok.Söylesem bile sen o kadar derinden duyarsın ki sesimi,anlamazsın bile.Gidene dur demeye kimin hakkı var ki zaten!
Altı ay uzun,altı ay önemli. Değiştireceği şeyler var benim değişmesini hiç istemediğim,ama karşı koyamadığım.Şimdi ki sen mesela! Altı ay geçmeden ki,şu andaki halet-i ruhiyenle,düşüncelerinle,duygularınla sen!
Aslında dirayetli bir kızım ben,hani şu her şeyle başa çıkabilen cinsten.Bunun için mi hayat bana yükleniyor diye düşünmüyorum da değilim tabi ki.Olabilir mi acaba,sen ne dersin?
Bu yazdıklarım korkutmasın seni,açık olacaktık ya birbirimize,bu en açık benim işte.
Istemesem de gidiyorsun,yolun acik olsun
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
03:59:19
|
|
|
Biliyor musun?
İnadına seviyorum ben, Hani yaraya tuz basar gibi…
İnadına gülüyorum, Palyaçonun yukarı çizilmiş dudakları gibi Oysa gözleri hep aşağı çekilmiş ve hüzünlü….
İnadına yaşıyorum inadına Güneşin en güzel görüntüsünü grup vakti batarken sunduğu gibi insanlara…
İnadına başım yukarda inadına Oysa yüreğim yerin sekiz kat altında Pompeipolis……..
y.
|
|
|
30 Mayıs 2008 Cuma
13:07:44
|
|
|

bir ömür anlatılabilir bir şiirde veya belirsizlikler gitmelerin ardından ağıtlar yakılır susmalar belirir satır aralarında..
her şey anlatılabilir üç beş satırda yaşama dair her şeye anlamlar yüklenebilir veya yazılabilir mucizeler güzellikler ardı ardına gizlenir dizelerin sessizliğinde..
her şey anlatılabilir bir şiirde kısa yaşam öyküleri gitmelerin çöküntüleri beklentiler sevmelerden yana yani kısaca akla gelen ne varsa anlatılabilir şiirlerde.. betimlemelerden yararlanılır kâh doğadan destek alınır kâh mucizelerden..
şimdi ne anlatabilir ki seni nasıl tanımlamalı gözlerindeki gizemi mercan mavisi mi demeli okyanus yeşili mi nasıl anlamlandırılır ki bir çift gözdeki yaşam büyüsü.. ne zaman yazmaya yeltensem gülüşün takılır bakışlarıma deniz gözlerinde anlamlar dizili sırdır mucizeler gülüşlerinde gülerken sen güller açar gülerken sen mevsim coşar sonra ben şair olurum kalemle bir olur yazılmış ne varsa güzelliğe dair hepsini alır da koynuma bir şair olurum anlatmaya çalışırım gözlerindeki gizemi..

sen gülersin onulmaz sancılar kaplar bedenimi gitmeler belirir susmalarımda sen gülersin ben şair olurum gözlerinde susuz kalır bakışlarında mutluluğu yudumlarım hasret olur göz kapakların ve her saniye bir daha ölür bir daha dirilirim
bir şiir çaldım gözlerinden sevmeyi, hayatı anlatan zifiri karanlığımda bir tutam ışık olan bir şiir çaldım gözlerinden yeniden doğmak için yeniden küllerinden..
“gözler ki sende birer parçası ilahın gözler ki senin en katı zulmün silahın vur o şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin sen öldürürken de güldürürken de güzelsin”

bir şiir çaldım gözlerinden güzelliğe seni anlatan senden gelen bende yaşlanan bir şiir çaldım gözlerinden nefesler kesen olmadan olmayan..
“gözler ki sende birer parçası ilahın gözler ki senin en katı zulmün silahın vur o şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin sen öldürürken de güldürürken de güzelsin”
şimdi ne anlatabilir ki seni susuşun mermi gülüşün gizemli olmadı gitmelerin sitemi şimdi ne anlatabilir ki seni iyisi mi baştan ayağa sen demeli sen.. sen.. sen.. yine de sen ille de sen..
şimdi ne anlatabilir ki seni bir yanda geçmişim bir yanda güz mevsimi..
Sen sakın kapatma gözlerini kapatırsan eğer; maviler hayata küser..

|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|