|
| Gönderen | Mesaj |
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
02:04:59
|
|
|
Aklım Çıkıyor
İçmeden resmine bakamıyorum Kırılırsın diye aklım çıkıyor İçince karşına çıkamıyorum Darılırsın diye aklım çıkıyor. Korkarım derdimi sana dökerken Utanır gözümden yaşlar akarken Uzunca yazamam belki okurken Yorulursun diye aklım çıkıyor. Yakasız gömleği giysem eğnime Biricik resmini koysam koynuma Ne zaman geçirsem ipi boynuma Sarılırsın diye aklım çıkıyor. Her beden bir candan sorumlu sanma Hey! Ruhu kalbimi saran muamma. Benim bir kurşunluk işim var amma! Vurulursun diye aklım çıkıyor.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
02:32:27
|
|
|
Gece çöktüğünde odama, yüreğim karıncalanıyor... O vakit, Sana emanet ediyorum düşlerimi...
``Ben`` i kaybediyorum gecenin ilerleyen saatlerinde.. ``Sen`` oluyorsun benliğim...
Özlüyorum... Bekliyorum... Ve seviyorum...
Yokluğunda biriktiriyorum ``sen``i... Bir varsın bir yoksun... Sensizliğimle boğuşuyorum, yoksun, bilmiyorsun...
Sensiz azalıyorum...
Hüznü, yokluğuna hapsediyorum.. Yalnızlığı sensizliğimde ağırlıyorum... Kimbilir...Belki... Yüreğimin en sessiz misafiriydi yalnızlığım...
Belki de; Seninle çoktu, sensiz hiç yoktu..
Nezaman ``o`` gelse.. Sende buluyorum kendimi...
Önce, Kokunu çekiyorum içime, nefes niyetine.. Sarılıyorum ruhuna... Hiç bitmeyesin diye... Sonra, Seni bende buluyorum sevgili... Seviyor, seviyorum...
Sana yakın.. Bir okadar uzak... Sensizliğimi dinliyorum geceler boyu...
Bilmiyorum ! Sende, Bensizliği dinliyormusun?
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
02:55:35
|
|
|
Sensiz ama sen dolu bir sabah daha yayılıyor şehire.
Nerdesin hiç bilmedim, ne teninde battı, ne gözlerinde doğdu güneş. Oysa hep göğsünün sıcaklığı vardı yanağımda. Ellerimi hiç başı boş bırakmadın. Yalnızlığıma ortak oldun saatlerce, bilmedin. Benim, seni bilmediğim gibi! Kimdin? ?
Kalabalık ve şarap kokusunda, tokuşan kahkahalara şimşek gibi çaktın – bir andı – tok sesinin bir yumrukla boğazıma dayanması. Şaşkındım...hem de çok, ismin nasıl estiyse kulağıma, o gün bu gündür hala üşür yüzüme bıraktığın alevler, göğsümdeki kıvılcımlar hala uçuşur. Hiç gelmedi mi soluğuna seni sardığım tütün kokusu? Dumanımda kimimdin?
Sensiz ama sen dolu bir sabah daha yayılıyor şehirde.
Adımlar dökülürken caddelere, seni kovaladığım düşlerim çekiliyor ayak izlerinde. Hangi kıyıda sus pussun şimdi? Hangi balıkların izinde, yıldızlarla kalaylarsın yakamozları?
Deniz kenarından ne zaman geçsem, dalar giderim sebepsizce. Kıvrımlarında derinleşir ya rengi, yutar ya şehri tepe taklak... boğulur sanki yalnızlığım. Sen denizleri seversin, ben küçük balıkları. Ne ben balık oldum oltanda, ne sen deniz, ayaklarımda.... yok yok yine de sen denizsin, tenine kulaç attığım.
Dün gece... söylemeden kimseye bir şey yaptım. Lacivert ipin ucunu çektim hilalden ve mavi atlası kurtardım misinandaki iğneden. Bu sabah ağına dolaşmışsa güneşin etekleri, livarından çıkarsa birkaç yorgun martı şaşırma, baş aşağı getirdim maviyi.
Dün gece...dün gece sarhoştum ama ayık bir sevdaydı yüreğimde. Zik zaklar vardı saman yolunda, yıldızlar da sarhoşmuş ben gibi. İzlerini sürdüm, sana geldi balıkçı...ellerindeki pullar... bu pullar oltana takılan yıldızlardan mı? Ben de bekler dururum o zaman dilek yıldızlarımı.
Bunun içinmiş, umudumdaki kırmızı lekeler.
Oysa, titrese de bitik mumun gölgesi dudağımda, söylemem gerekirdi seni sevdiğimi, söyledim, iyi de ettim. Daha ne kadar saklardım ki üç noktaların ardına arzularımı, yüzünü bilmeden hayalini nasıl çizerdim yastığımdayken. Geceler hep göğsündü, başımı yasladığım. Düşlere düşerdim siyah saçlarında, öpüşen balıkları kıskanır, küçük buseler kondururdum sinene. Sen bilmezdin, deniz şahitti ellerimle sevişmeme. Az saklamadım ki seni, az yazmadım, az çizmedim ki...azlarla, azar azar çoğalttım seni, şimdilerde sen çoğaldın, ben azaldım bende.
Sensiz ama sen dolu bir şehir, nerdesin hiç bilmedim. Kalabalık ve şarap kokusu sonrasında adımlar dökülürdü caddelere ve deniz kenarında buldum kendimi. Kimseye söylemeden bir şey yaptım. Sarhoş ve tir tir titreyişlerimde, sevdiğin bir renge buladım aşkı. Ne kırmızıydı, ne beyaz. Aşk lacivertti sende. Bana gelmen için boşuna toplamadım akşamdan mavileri...
Bu kez de benim için çık sulara balıkçı. Benim için çevir misinayı başın üstünde, hayallerimi sana bıraktım, nasılsa dönüştürürsün gerçeğe.
Bir gün ama bir gün teninde uyaracağım denizi.
Haydi şimdi rast gele.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
08:58:59
|
|
|
Aman Yasmin çok içme.İçenler pek sevilmiyor
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
09:04:06
|
|
|
Sarhoş Geceler
Kelimeleri soyarken Kalemin ucundan Biranın köpüğünde türküler yankılanıyor Türkülerimizi sarhoş etmiştik Halaylarımızla Dışardan geliyormuş Arabaların vızıltıları Yosmaların kahkahası karışıyor gecelere Bilmezdim gecelerin sarhoş cilveleşmelerini Bir ayyaş öpüşüyor şarabıyla dudakdudağa Şişenin dibine gömmüş bütün aşklarını.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
09:06:57
|
|
|
Ben Seni Sevdim mi?
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan; gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
13:43:21
|
|
|
sevmişsen senin oacak hiç tereddüt etmeden kafanı karışmadan sevmişsen dönüşü olmayan bir yoldaysan dönmeyeceksin yolundan.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
13:45:21
|
|
|
Her beden bir candan sorumlu sanma Hey! Ruhu kalbimi saran muamma. Benim bir kurşunluk işim var amma! Vurulursun diye aklım çıkıyor.
kısmettte ne varsa o yalanır yasmin abla.
sende sosyetemi katıldın yoksa seni seni.retbul votkayamı devam.
son zamanların modası rus votkası
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
15:21:37
|
|
|
Harikasınız ne diyebilirim ki... 
Tercihim belediye gazozudur genellikle,
lakin arada Aşkın şarabı da olmazsa olmuyor galibaa..
beni gidi beniii...
Sevgilerimlee...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
15:22:33
|
|
|
AŞKIN TARİFİ
Aşk;seni hapsedecek göz aramak, Yalnız gecelerde onun kalbine sığınmak Ve gece onun hayaleyli yatmak Ama uyandığında onu bulamamaktır...
Aşk;onu görünce titremek,üşümek Kalbinden kilitli söz çalmak Aniden güneşli düşlere dalmak Ama ordan çıkamayıp boğulmaktır...
Aşk;dünyayı,bildiklerini unutmak Kemiklerinden gelen sesi duymak Yıllarca aradığın aşkı bulmak Ama onu görüp, kavuşamamaktır...
Aşk;düşündüklerini anlatamamak Sebepsiz yere gülüp,ağlamak Hassas bir kalp taşımak Ama onu hiç kırmamaktır...
Aşk;yalnız seni sevmek Gözlerindeki beni görmek İki kelime uğruna yaşamak Ama seni seviyorum diyememektir...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
15:27:29
|
|
|
BEKLEYİŞİN ÖYKÜSÜ
Günler güz yaprakları gibi birer bir er dökülürken ayaklarımın Dibine ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. SEN YOKTUN...
Binlerce adim attım bu kentin sokaklarında her köseyi her parkı her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adini aradım. SEN YOKTUN...
Evlerin duvarları birer bir er üzerime yıkıldı her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken beni enkazın altından çekip alabilecek elini aradım. SEN YOKTUN...
Özlem şarkılarını ezberledim. Kimini bağıra çağıra kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretini sesimi duyacaksın diye bekledim. SEN YOKTUN...
Senden gelecek tek bir haberi bekledim saatler asır gibi geldi geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli gibi çağlayana dönen atışlarıyla açtım. Senden başka duyduğum her seste hep ayni hayal kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu. Ben ise seni. SEN YOKTUN...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı! Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. SEN YOKTUN...
Her yağmurla birlikte hüzünde yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. Hayat bana merhaba dedi. Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. SEN YOKTUN...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım kıyılarda fark ettim bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limandan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eslik ettim. SEN YOKTUN...
Gözümden tek bir yas akmadı. Onlar sana aitti. Sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman yaslanacak bir omuz aradım. SEN YOKTUN...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
15:29:23
|
|
|
Aynen benim duygularımı tarif etmişsin Yasmin kalemine yüreğine sağlık.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
15:34:21
|
|
|
teşekkür ederim..
Sevgilerimlee...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
17:22:03
|
|
|
HERKES İÇİN............ BU YALNIZ OLANLARA; aşk bir kelebek gibidir. Peşinden koştukça hep senden kaçar. En iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna konuverecek.aşk mutlu eder bazen de üzer. Ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer....... BU SEVGİLİSİ OLANLARA; aşkın amacı birileri için ^^mükemmel insan^^ olmak değildir. Seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır. BU ÇAPKIN OLANLARA; sevmediğin birine asla ^^ seni seviyorum^^ deme. İçinde olmayan duygulardan varmış gibi söz etme. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme. Çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birine kendini aşık etmektir... BU EVLİ OLANLARA; seven insan ^^senin hatan^^ yerine ^^özür dilerim^^diyendir. ^^nasıl yaparsın^^ yerine ^^niye yaptığını anlıyorum^^ diyendir ^^neredesin^^ yerine ^^ben buradayım^^ diyendir. Ve aşk ^^keşke ^^ yerine daima ^^ iyi ki ^^ demektir. BU EVLENMEK İÇİN GÜN SAYANLARA; bir kadın ve bir erkeğin birbirleri için ne kadar uygun olduğu, birlikte geçirdikleri zamanın değil, birbirlerine duydukları aşkın ne kadar sürdüğüyle anlaşılır. BU KALBİ KIRIK OLANLARA; kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer. Ve ilacı bu yaraya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir. BU AŞIK OLMAKTAN KORKANLARA; aşka düş ama tökezleme. Anla ama bekleme. Paylaş ama isteme. Yaralan ama asla acıyı içinde büyütme. BU SEVDİĞİNİ FAZLA SAHİPLENENLERE; sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, oda SEVDİĞİNİN SENİNLE MUTSUZ OLDUĞUNU GÖRMEKTİR.. BU AŞKINI İTİRAF EDEMEYENLERE; sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir. Sevdiğin seni terk edince daha da çoook acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..... VE BUDA DÖNMEYECEK BİRİNİ HALA BEKLEYENLERE; hayatın en hüzünlü anı, DELİ GİBİ sevdiğin insanın buna hiç değmediğini GÖRDÜĞÜN ANDIR ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır. Senin aşkını bugün hak etmeyen, bil ki 10 yıl sonra yine hak etmeyecektir. BIRAK GİTSİN....
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
17:24:02
|
|
|
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!......Sevgiyeydi Giden Adımlarımız... !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!/
Sevgi EVET elle tutulmaz belki ama; insanoğlunu elinden tutar ve 0lmak istediği yere öylesine iter ki...
Bana iki bebek verin. Birini hırsız, diğerini bilim adamı yapayım diyen bir filozof iddiası. Bu iddia sevdirmenin ve sevginin soluğunu takip etmek değil midir? Peşinden sürüklemek değil midir?
Bir şeyi öğretir, sevdirir ve peşinden sürükletiriz. Bir şeyi öğrenir, sever ve peşinden sürükleniriz.
Doğduk, Yere indik Ve işte yürüyoruz... Adımlarımız arasındaki mesafe istediğimiz yere ulaşacağımız zamanı hep belirledi. Yaşımızın iki katı kadar baharlar geçti ömrümüzden ve geride kalansa yaşımız kadar soluduğumuz mevsimler... Neydi bizi yere indikten sonra ileriye iten o şey? Ve adımlarımız arasındaki mesafeyi belirleyen güç?
Doğduk, yürümeye başladık ve yürüdüğümüz çizginin istikameti sevdiğimiz bir yoldan geçiyorsa biz sevdiğimiz o yola illaki saptık.
Niçin?
Sevgiydi, sevgidendi; hayatın üzerine indikten sonra varmak istediğimiz yere giden adımlarımız. Çünkü sevmek, sevilmek, üzerinde yürüdüğümüz dünyanın var ettiği en muhteşem çizgidir. Ve gittikçe o yolda daha da gidesin gelir. Sevmiyorsan da hep dönüşler vardır, dönmeye hevesli duygular belirir suratımızın tam üzerinde.
Yaşamımızın tam ortasında beliren de sevgi, sevda, sevmek, sevilmektir...
Hani bir söz vardır ki; bir adım gittiğimizde iki adımıyla bize daha da yaklaşmaya çalışan o insanın sevgisi ... Bir adım gittiğimizde iki adım bize yaklaşan ve sevdiğimiz her ne ise işte; ona çok daha yakın oluşumumuzun resmi. Daha da yaklaştıkça, daha da yanaştıkça o şeye ve yamacına geliverdiğimizde işte mükemmelliğin işlenişi o vakit karanlığın şehvetinden alır bizi ve gündüze göz atarız, olmayı istediğimiz yerde durararak. Sevgi`nin tam yamacında...
Kaç mevsim geçti ömrümüzden geriye bakarsak. Ve durduğumuz yer öğrenilmişliklerin, istenilenlerin ve en doğru tabirle sevdiğimiz bir şeyin istikametine doğru yürüyüşümüz, koşuşumuz olmadı mı? Eğer durduğumuz nokta sevdiğimiz bir kareyi izletiyorsa bize, yüzümüzün resmi tebessüm içindedir. O nokta sevmediğimiz bir resmi var ediyorsa gözümüzün ucunda işte "keşke" lerin dizili olduğu birsürü cümle sıralanır. Sevmeden içinde kalakaldığımız o yaşamda barınmak zorundayken!
Ne olduğumuz önemli belki ama ne olacağımızın yanıtı: "Neyi ne kadar seviyor ve o yolda gidiyoruz?" sorusunun cevabıyla, ne olacağımızın göstergesinin paralelindeki çizgide durmaz mı?
Durduğumuz ve durmak için çırpınığımız yer sevdiğimiz yerse o çizgide illaki yaşamak için varızdır çoğu zaman. Çünkü biz neyi seviyorsak oradayızdır her vakit. Ya da oraya koştuğumuz yerdeyizdir.
Bugün var olanla yarına koşmak en güzeli. Tabi sevgiyle...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
18:47:50
|
|
|
Durduğumuz ve durmak için çırpınığımız yer sevdiğimiz yerse o çizgide illaki yaşamak için varızdır çoğu zaman. Çünkü biz neyi seviyorsak oradayızdır her vakit. Ya da oraya koştuğumuz yerdeyizdir.
Bugün var olanla yarına koşmak en güzeli. Tabi sevgiyle...
Çok güzel bir yazıydı Yiğit, eline yüreğine sağlıııkk...
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
18:48:50
|
|
|
Hayatımda ilk önce sevmeyi öğrendim, çünkü sevdikçe kendimi hissettiğimi gördüm.
Affetmenin ne olduğunu anladım ve affetmenin aslında yeni insanlar kazandırdığını gördüm.
Bir gün geçmişime baktığımda pişmanlıklarımdan üzülmediğimi gördüm, bunları ben yaşadım çünkü.
Birisini hatırlamanın aslında ufak bir telefon görüşmesi kadar basit olduğunu biliyorum artık.
Trafik ışıklarından geçerken omzumun üstünden şöyle bir baktığımı şehri terk etmeden yakaladım.
Aslında bana değer veren insanların çok yakınımda olduğunu fakat gözlerimin hep uzaklarda olduğunu anladım.
Birisini kırdıktan sonra özür dilemenin aslında beni ben yaptığını anladım.
Sen benim için önemlisin cümlesinin verilebilecek en büyük hediye olduğunu buldum.
Bir yerden sonra kelimelerin mana ifade etmediğini biliyorum.
Sahilde yürür ve düşünürken birinin de beni düşündüğü duygusu beni sevindiriyor.
Mutlu olmanın aslında bir kedinin güzel bir anını yakalamak kadar basit olduğunu anladım.
Kaçırdığım fırsatların aslında bana yeni fırsatlar yarattığını gördüm.
Yıldızların benim için parladığını göremeyen gözlerim, gün geldi hayatımdan kayan yıldızların gömüldüğü maziyi unutması gerektiğini anladım.
Gözlerin kelimelerden daha önemli olduğunu,ve yalan söylemediklerini biliyorum.
Hayatımda yanımda görmek istediklerimi yanımda göreceğim çünkü onlarında bana değer verdiğini biliyorum.
Telefonun 160 karakterine üzüntünün mutluluğun ve yıkıntının sığdığını gördüm.
Yaşamın yaşamaya değer olduğunu ve istersem mutlu olacağımı öğrendim.
|
|
|
28 Nisan 2008 Pazartesi
20:12:01
|
|
|
Yaşamın yaşamaya değer olduğunu ve istersem mutlu olacağımı öğrendim. güzel bir yazıu yasmin abla
|
|
|
29 Nisan 2008 Salı
13:47:54
|
|
|
Çıkmaz Sokak
Suda vefa yalnızca balıklara, Geceleyin güneş utanır aydan, Ellerim uzanırken semalara Parlak bir “yıldız” kayar gökten o an, Suda vefa yalnızca balıklara..
Anlatabilsem seni gecelere Geceler ki her gece aydınlanır, Göz yaşım düştüğü zaman yere Bütün komşular kapıma dayanır, Anlatabilsem seni gecelere..
Ah, baharda şu “gül”ler bir solmasa! Mezarımızın üstüne dikilir, Çürümüş kemiklerimiz de olsa Ruhumuza elbet “Fâtiha” gelir, Ah, baharda şu “gül”ler bir solmasa..
Derin hayallerinde kaybolurum, Süvarisiz şahlanmıyor hiçbir at, Gidilmiyor az ötesi uçurum, Ya bir rüya, ya da yalan bu hayat, Derin hayallerinde kaybolurum..
Esmer deli kanlı içten yaralı Sevdalanır yeşil gözlü dilbere, Bu sokakta bütün yollar kapalı Sadece açık kalmış bir pencere, Esmer deli kanlı içten yaralı..
Titrer ellerim hep seni görünce, Eririm bakışların arasında Hayallerimde gezersin her gece Sensiz günlerim ayrılık yasında Titrer ellerim hep seni görünce..
Gelinlik içinde nereye böyle?!!! Yağmur bulutu rahmetten yoksun mu?! Bir çiçek baharda solar mı öyle? Gidiyorsun ağlamamak olur mu? Gelinlik içinde nereye böyle?!!! Üstü örtülü bütün anıların, Yüreğim yüreğim acı içinde Kim bilir öleceğim belki yarın, Bir yüreğim var, o da kan içinde Üstü örtülü bütün anıların..
Nergisler soluk, kuşlarsa ötmüyor, Yeni bir ölü mü var bu mezarda? Yüzümüze “gül”ler neden gülmüyor? Bir yas var ama, sadece burada Nergisler soluk, kuşlarsa ötmüyor..
Denizde dalga, hiç geçit vermiyor, Her günün bende bir hatırası var, Kalan gün, geçen gün say hiç bitmiyor, Bu yollar çok uzun, bu yollar çok dar, Denizde dalga, hiç geçit vermiyor..
Üşüyorum bu karanlık sokakta.. Güneş buraya hiç doğmayacakmış, Yalnızca ben değil, herkes ayakta Parlak bir “yıldız” gökten kayacakmış, Üşüyorum bu karanlık sokakta..
Zeminde “yılan” var, havada “baykuş”! Bu dünyada hayat kocaman yalan, İnmekle çıkmakla bitmiyor yokuş, Kapılıp gidiyor dünyaya dalan, Zeminde “yılan” var, havada “baykuş”
|
|
|
30 Nisan 2008 Çarşamba
05:13:44
|
|
|
BENİ BAYKUŞLAR ÖLDÜRDÜ
BENİ SEN DEĞİL BAYKUŞLAR ÖLDÜRDÜ Bir akşam alacasında, mavi bulutlara karılarak gitti gözlerin... Yorgun ve suskun bir yüreğim kapkaranlık bir derinlikte...Apansız vurgunlara susuyor...Susuyor şu ağaçlar, kaldırımlar, insanlar ve koca bir kent susuyor... Baykuşlar eyleme geçti... AH MARALLARIN GÖKÇESİ BENİ SEN DEĞİL, BAYKUŞLARIN UĞRUSUZLUĞU ÖLDÜRDÜ... Gözlerim ateş ve su içinde.Işığını saklayan bir sabah gibi...Andolsun okuduğum kitaplara, alıp verdiğim soluğa, şu dağlara ve gökyüzüne andolsun ki... Gök onay verdi, yer yaşattı beni... Ve sanaydı adımlarım, izdüşümüm sanaydı... AH MARALLARIN ECESİ CEREN, BENİ SEN DEĞİL BAYKUŞLARIN ÇIĞIRTKANLIĞI VE SENİN SUSKUNLUĞUN ÖLDÜRDÜ... Issız ufukları çizerdin gözlerinle. Sonra yüreğimin korlarına düşerdin bir kar taneciği gibi... Soyunur çiçek olur dizelerime girerdin.. Dokununca içimdeki ateşe ve gezindikçe dudaklarında sevda sözcükleri... Yüreğime sığınır orada bulurdun esenliği...
AH CEREN, GARİPÇE CEREN; BENİ SEN DEĞİL BAYKUŞLARIN KAPANMAYAN GÖZLERİ VE SENİN BİTMEYEN DUYARSIZLIĞIN ÖLDÜRDÜ... Ateşin, arayışın, umudun, duygunun, visalin ve vuslatın içi güven dolu sarnıcıdır sevgiler... Damla damla birikir, bir çıngıda tutuşur ve dirili... Dirilir unutulmuş sevdalar, bir özge anışla dirilir... Ama sevdaları öldüren yalandır. Yalanlardır Maralların Ecesi... Ben işte böyle öldüm.
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|