Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > YÜREK

YÜREK


GönderenMesaj

Nida (ts669369059)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
12 Haziran 2008 Perşembe 12:27:47

DUDAKLARA GÜLÜMSEME HAKİMKEN BİRBİRİ İLE YARIŞIR BÜLBÜLLER,

NAĞMELERİ EN FAZLASINDA DUYULSUN DİYE…

YÜREĞE KARA BULUTLAR ÇÖREKLENMİŞKEN BİRBİRİNDEN KAÇIŞIR BÜLBÜLLER,

NAĞMELERİ EN DERİNİNDE SAKLANSIN DİYE…

BÜLBÜLLER ;

HER DAİM GÜNE DOST,

HER DAİM GECEYE POSTTUR YÜREKTE…

 

 

             YAŞAM !

            AÇMAKTIR GÖZLERİNİ OLABİLDİĞİNCE OLUMSUZA, ANLAMSIZCA…

            KAPATMAKTIR GÖZLERİNİ OLABİLDİĞİNCE OLUMLUYA, ACIMASIZCA…

            GÜZELLİK !

            KAÇMAYI BAŞARABİLEN BİR FİRARİDİR KAPATILAN GÖZLERDEN, ASLINDA…

 

 

DOĞUNCA YERYÜZÜNE GÜNEŞ, İNANIR HASRET RÜZGARININ DURDUĞUNA YÜREK…

İNANIR AMA ALDANIR, İNANIR AMA ALDATIR…

HAKİM OLUNCA YERYÜZÜNE GECE, ANLAR HASRETİN DERİNDEN DOĞDUĞUNA YÜREK…

YÜREKTEN GECEYE OFF NEFRET…

YÜREKTEN SANA AHH HASRET…

 

 

            GECE ;

            BULUŞMASIDIR GÖKYÜZÜ İLE DENİZİN GİZLİCE,

            KAVUŞMASIDIR SEVDALARIN DİLLERE DESTAN DOLUCA…

            KUSARKEN SEVDAYA ÖFKESİNİ BİR BİLEN VE BİR ŞAHİT GÜNEŞİN,

            DÖKMESİDİR HER YERE BENZİN MİSALİ ATEŞİNİ VE

            YAKMASIDIR KENDİSİNİ, SEVDALARI KARANLIKLARA TERKETMEK UĞRUNA…

            GÜNEŞ DİRETİR GECEYE, KARARAN EMRİVAKİ,

            SEVDALAR DİRENİR GÜNEŞE, AĞLAYAN SİTEMVARİ…

 

 

            MASUM BİR DAMLADIR ASLINDA GÖZYAŞI…

            ŞAKASINA KULAĞINI ÇEKMİŞKEN GÖZ, KAŞLARINI ÇATIP İÇERLEYEN,

            VE KÖR VAKTİNE DEĞMİŞ GECENİN SESSİZLİĞİNE DOĞRU YELKEN AÇAN…

HANİ YALNIZLIKLA YEK YÜREKKEN SİNSİDEN TAARRUZA GEÇİP ÖZGÜRLÜK TÜRKÜLERİNE BİR KADEHİ DE ORTAK EDEN YAĞMURUN PEŞİNE UMARSIZCA TAKILAN…

ADIMLARKEN O TAŞLI ADI MUTLULUK ASLI ÖLÜM YOLUNU, YAĞMURUN ANSIZIN ‘‘ KAŞIN KARA ‘‘ İHANETİYLE KARŞILAŞAN VE SON BİR NEFESLE KENDİNİ YÜREĞE ATAN…

 

 

            SANIR Kİ YÜREK ; DOĞASINDAN GELİR KARANLIK, GECENİN…

            YANILIR Kİ YÜREK ; KAŞLARINI ÇATMIŞ GÖZLERDEN GELİR KARANLIK, GECENİN…

            SANIR Kİ GECE ; AĞLAR KENDİNDEN YAYILAN KARANLIĞA, YÜREK…

            YANILIR Kİ GECE ; GÖZLERDEN YAYILAN KARANLIĞA, YÜREK…

            GECE ENGEL OLAMADIĞINDAN KARANLIĞA,

YÜREK HAKİM OLAMADIĞINDAN GÖZLERE,

            MAHKUM KADERE…

KARANLIK YANLIŞ YAPMAKTAN YÜREĞE,

GÖZLER ÇATIK BAKMAKTAN KARANLIĞA,

MAHKUM ESARETE…

            GECE BAKAMAZ YÜREĞE, BİMAHCUP…

            YÜREK BAKAMAZ GECEYE, BİNMAHÇUP…

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
12 Haziran 2008 Perşembe 18:27:55

ben,
pembe düslerin kızı degilim,
birtanem...
avuçlarına ellerimi bırakamam
yorgun güzelligimle sana,
beyaz güller gibi gelin olamam
duyguları ölü deniz gibiyim
dudagımda donmuş tebessümler
yüregimde üşümüs sevdalar
yalnızlıga mahkum
eylül gibiyim...
ben,
pembe düslerin kızı degilim,
birtanem...
gülen gözlerine gölge olamam
silme gözyaslarımı yanaklarımdan
düslerinde süsledigin gelin olamam
ben,
pembe düslerin kızı degilim,
birtanem degilim,
eylül akşamlarına döndüm
deli gibiyim....

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
12 Haziran 2008 Perşembe 18:39:59

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
12 Haziran 2008 Perşembe 18:40:23

Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

Aldım elime, usul usul okşadım
Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım

Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı

Eğildim kulağına; dur, gitme dedim
Hâreli gözlerinden öpmek istedim

Duydum; avuçlarımda sıcaklığını
Duydum; benden yıllarca uzaklığını

Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçmak istedim onunla göklere

Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı

Soğuk sularından içtim, serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

Belki buydu sevmek hayat belki buydu
Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu

Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan
Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan

Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın mânâsını

Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
12 Haziran 2008 Perşembe 19:11:06

TİTREYEN BİR İNSAN GÖRDÜM...

GÖZLERİNDE BİR NEM, BİR ISLAKLIK;

TİTREYEN BİR İNSAN GÖRDÜM...

YÜREĞİNDEKİ SIZI GİYSİLERİNİN ÜZERİNDEN BİLE BELLİ...

TİTREYEN BİR İNSAN GÖRDÜM...

BİR ENKAZ, BİR YIĞIN...

UMUT YOK, ZAMAN YOK, YOL YOK...

TİTREYEN BİR İNSAN GÖRDÜM...

VEE DEDİM Kİ; KALK AYAĞA "ARKADAŞ"!

SİL GÖZ YAŞLARINI KALK AYAĞA , TOPARLAN,

HİÇ GELMEYECEK OTOBÜSÜ BEKLEMEK YERİNE;
SEN GİT DURAĞA;
BELKİ OTOBÜS BEKLİOR SENİ... ORADA

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Haziran 2008 Pazar 14:49:49

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
15 Haziran 2008 Pazar 14:49:59

Yürek Yanarsa Titrer,Gül Üşürse
Git gide kirletiyorlar gökyüzünü ersin
Umutlarıda tüketiyorlar hep beraber / sevgileri de
dillerinde en ince yalanlar, süslü ve sisli yüzleriyle
soğuk yüreklerinde ne acıma ne sevgi
kimin eli kimin cebinde
kimin eli kimin neresinde belli değil.
ersindendir
bense öyle acemi ve şaşkın
boş kalan ellerimi bir ömür
nereye koyacağımı bilemedim.
bilemedim, hangi yalanla kimi nasıl soyacağımı.
buz üstünde yürümeyi seçtim kendi hesabıma
maske diye bir not düşürmedim yüzüme
bukalemuna çalan rengimde olmadı
ersindendir
tuttuğum her insanın elinde/ ellerim kirlendi
gözlerim kirlendi/ baktığım her insanın gözlerinde
yüreğimi sarktım umut kuyularına her defasında
her defasında yangın çektim su yerine, acı çektim
ne bir gün ışığı aktı içime, ne de bir yağmur damlası.
ersindendir
rezil bir dünyanın orta yerinde
hüzün ben oldum düşen her yaprakta
her savaşta vurulan ben
yıkıldı hayalleri çocukların gözlerimde
yüreğimde yandı son ümitleri
ıstırabın en derin okyanusuna gömüldüm
bu nasıl bir dünya ersin
suskunum, susuzum, yaralıyım
gözlerim, ruhum, bedenim yorgun.
ersindendir
durmadan kirletiliyor/ kanıyor zaman /kimse aldırmıyor
kimse yanmıyor /sevincini ateşe döken gelincik çiçeklerine
dönüp bakmıyor çığlıklarına çocukların
kapkara bir nehir gibi
acı akıyor yüzünde yoksulların her akşam
tüm çabalarımıza ragmen, temiz tutamadık güzelliklerimizi
herşeyin kirletildiği bir dünyada
hep vurgun kaldı bir yanımız
bir yanımız aşka acıya ayarlı.
ersindendir
dumanlar yürüyor her akşam ersin
beton yığınlarıyla örtülü / sevgisiz kentler üstüne
zifiri karanlıklar
kimse kimsenin yasını tutmuyor/ bölüşmüyor acısını
bu nasıl bir dünya ersin
bu nasıl bir dünya
ersindendir
Sarılki,
kokun sinsin tenime /sevgin işlesin yüreğime
bu yalancı dünyada kimim varki, başka gözlerimden öpecek
içimi ısıtacak bu karanlık soğuk kış gecelerinde
Sarılki, serinlensin ateşler içindeki alnım
yorgunum/ beynim, tenim, ellerim yorgun
kendime sürgün yaşamaktan
sevgiye tanımlar aramaktan
tüm bu oldu bittilere
insanın kayıtsızlığından ersin yorgun
ersindendir
yoruldum ağrılarım sızılarım yorgun
ihanetler yedi umudumu, sevgimi, düşlerimi
her gece yalnızlıklar sürüyorum/ kanayan yerlerime
ellerime çaresizlikler yüklüyorum
üşüyorum bu karanlık soğuk gecelerde sarıl bana
ersindendir
oysa hiç dönmedim sırtımı insan emeğine
öpmedim namerdin elini/ eğilmedim zalimin önünde
ama ezildim bir çaresizin bakışından
bir annenın yakarışından
bir babanın haykırışından
utandı ersin dünyayı kirli bahçesine çevirenlerden
aç insanların kederinden utandım
bombalanan şehirlerden, yalvaran gözlerden
insanların kayıtsızlığından tüm bu oldu bittilere
insanlığımdan utandım insanlığımdan.
ersindendir
heyhatki,
bizi ağlatan acılar güldürüyor başkalarını
yürek yanarsa titrer, gül üşürse
kaç insan soyundan ihanet görmüş, kaç gül dikeninden
mademki ihanet var,
öz elleriyle boğsun gül emen çocuklarını anneler
ve ihanet etsin şairler
bir daha yazmasın gül yüzlü sevgililerine şiirler
her mısrası kurşun olup saplansın yüreklerine
....ersindendir
Ve ben
bunca kalabalıkların, bunca mekanların içinde
her defasında yarası kanayan şiirler damlarken içime
yüreğimdeki yağmurlarla, herkesin bildiği bu dünyada
adresi olmayan yitik mektuplar gibi yorgun
yavru bir kedi gibi yalnız ve sahipsiz bu ersin işte
öyle mi?
vayyy.anam vay

.........ersindendir..
ben nazlı bir yaprağım dalından düşmüş
alın beni üşüdüğüm yerden
kaldırın beni düştüğüm yerden
kalbinizin üstüne tutun pul pul
vicdanınızın üstüne
aynı soydanım sizinle
ersindendir
yok başka bir umarım alın beni üşüdüğüm yerden
yok başka kimsem kiminle konuşsam bilmiyorum
sizin elleriniz var soyan, evleriniz var kocaman
sokaklarda gecekondularda yatmadınız karda kışta
bir dilim ekmeğe avuç açmadınız
utanan biz olduk yoksulluğumuzdan
utanan anam oldu, babam, bacım, gardaşım
ersin şaşdı kaldı
ben nazlı bir yaprağım dalından düşmüş
alın beni üşüdüğüm yerden
kaldırın düştüğüm yerden
kalbinizin üstüne tutun pul pul
vicdanınızın üstüne
aynı soydanım sizinle
ersindendir

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
16 Haziran 2008 Pazartesi 12:40:58

Duy Sesimi


Gözlerimi gene çevirdim ayrılığa
Ağlamak zor be aslında
Yaşıyorum evet
Ama tuhaftır gene sana....
Yüzüm gülüyor ama sesim donuk,
Kalbim yüreğinde ağırlanmayan bir konuk,
Bir köşesinde bağırıyorum,
Çok çalıştım sesimi duyuramıyorum....
Vazgeçtim... Vazgeçtim
Şimdi kendimi yaşıyorum
Çok özlersem elime kalemi alıp yazıyorum
Başımı kollarıma yaslayıp seni düşünüyorum,
Seni her gün yüreğimdeki aşka yazıyorum..

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
18 Haziran 2008 Çarşamba 21:08:09
Vazgeçtim ben kendimi hırpalamaktan, duyarlı olmaktan, hayatı kısarak yaşamaktan...



İçim kıpır kıpır, gönlüm rahat, huzurlu ve mutluyum bugün. Hayatı doya doya yaşamak varmış. Şöyle bakıyorum da etrafa herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Kimse kimsenin umurumda değil. Bir de dönüp kendime bakıyorum. Ne kadar duyarlıyım her şeye. Kendimi hırpalayıp duruyorum.

VAZGEÇTİMMMMM!..

Evet, vazgeçtim ben kendimi hırpalamaktan, duyarlı olmaktan, hayatı kısarak yaşamaktan.”Bu da nerden çıktı?” diyenler olur şimdi. Valla ben de bilmiyorum nerden çıktı ama şu anki kararım bu. İleriyi bilmem artık.

Sıkıldım hep başkalarının yerine kendimi koyarak onları anlamaya çalışmaktan, onlara iyi davranıp beni üzseler bile görmemezlikten gelmekten.

Artık yeter.

Bundan sonra sıra onlarda. Diğer insanlarda. Ben de artık düzenin insanı olmaya karar verdim. Madem çarkın içindekiler hep dönmeye devam ediyor niye ben dürüstlük adına çıkıklık yapıp dışarıda kalayım.

HOŞGELDİN DÜZEN, MERHABA ÇARKTAKİLER…

Artık yaşamak var istediğin gibi, Yaşayacak ne kadar zamanımız kaldıysa. Bence insan toplumun içinde de özgür olabiliyormuş. Yaşanası bir yer, yaşanası bir çevre, mutlu insanlar bulduğu zaman. O zaman neden kendimizi sıkıntıya boğuyoruz ki. Ne kadar zamanımız olduğunu bile bilmiyoruz.

Bunları yazarken elbette insanım ve üzüldüğüm de olacak, yıprandığımda, kızdığımda, mutsuz olduğum zamanda veya kararımı uygulayamadığım zamanda.

Ama artık önemli olan bir yerden başlamak değil mi?

Hayatta hiçbir şey için geç değildir.

HOŞGELDİN HAYAT. İYİ Kİ GELDİN.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Haziran 2008 Perşembe 04:48:07

 

Uzak Kaderler İçin
Bir gün, bir yağmurla garip garip
-Çolugu çocuğu terk edeceğim.-
Bir sevgiyle doymayacak kalbim,anladım
Alıp başımı gideceğim.

Asır yirminci asırdır,amenna
Bir yanımda sevgilerim, bir yanımda sancım
Neon lambaları büsbütün karartır gecemizi
Uzaklar daha uzaklaşır
Bir define çıkarır gibi kayalardan, Ademden beri
Sımsıcak sevgilere muhtacım.

Bir gün alıp başımı gideceğim
-Yıldızlar isisin, yollar üşüsün, yollar...-
Belimi bir ilik sal sarsın, mavi
Hüzünlü bir serencamin ardından, şarkısız
Rüyalarım unutulmuş bir handa pes desin
Görmüş geçirmiş bir çift duygulu dudak karsısında.

Kendi kendine çekilmez oluyor ömrüm
Her insanin ayrı ayrı yasayabilsem kaderinde
Diyarı gurbette kanlı bir aşk
Bahtsız bir çocukluk uzak köylerin birinde
En uzak beyazlar,
En yakın ikindilerde, duygulu
Ve bir sahil meyhanesinde bir aksam
İçip içip ağlasam...

Nasıl kısa kesmeli bilmiyorum?
Herkesin derdinden pay isterken.
Uzak kaderlerin suları çağlar simdi
Yıldızlar dökülür sonsuza içimizden.

Bir gün, bir parkta otururken, biliyorum
Bir el yağmurla dokunacak omzuma
Bir çift göz,bir davet, bir kalp
Çolugu çocuğu terk edeceğim.
Yapraklar dökülecek, çiçekler solacak

Bir sonbahar,bir sabah ve bir yağmur olacak
Toprak ve insan kokularıyla,
Uğultulu bir sarhoşluk içinde, yıllar için
Başımı alıp gideceğim.

Edip Cansever

 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Haziran 2008 Perşembe 04:57:11

 

Keşkeleri Çıkardım Hayatımdan
Keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil artık
bana göre değil pişmanlıklar
keşkeleri çıkardım hayatımdan.
ben seni unuturum sevdiğim
ela gözlerini bir bardak rakıya gömerim
anıları içime
yıllar önce bir temmuz gecesinde
zamansız bir yağmur altında başlayan
o zamansız aşkımızı unuturum
ben seni unuturum sevdiğim
zaten hayat bir yalan.
gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha
üzerimde eskiden kalma bir sevdanın yorgunluğu
yüreğimin kara kaplı defterinde
sararmış sayfaların arasında
bir adamın yıllar arkasında kalmış
suskunluğu var
ve küskünlüğü hayata
o ki kapanmış bir kapı umutlarıma
çaresizliğe bir geçit
durma hadi gözlerimden de çekip git
çek git gecelerimden
bir daha girme düşlerime
kanıma girme artık
yeter git.
kimseler bilmez geceden başka yine yalnızım
sokaklar dolusu insan içinde
bir ben bir ben yalnızım.
gece ağır ağır sırtını vermekte sabaha
ne fırtınalar kopar yine içimde
bu sevda yakar yüreğimi
yıkar derinden
susar içimdeki ağıtlar
geceler inadına susar
ben susarım.
an gelir
zamanlar dolusu ağlarım
ağlarım çocuk gibi
ihanet karası gecelerde
kıvrandırır bir sancı
kahpe bir kurşun gibi
arkadan vurur yalnızlık
sabahlara kadar ağlarım
ağlarım ölesiye.
neden içi karanlıktı bu kadar gecelerin
neden geceler umut taşımaz sabaha
ve neden ağlatır beni bu uzun yolculuklar
yeter artık yeter
buraya kadar
keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil
bana göre değil yerli yersiz ağlamak
madem ki bir kez yaşanıyor bu hayat
kılıcımı çektim kınından
kuşandım cesareti
ve bitirdim esareti
gömdüm denizlere.
keşkeleri çıkardım hayatımdan
eyvallahlar bana göre değil artık
anladım ki insan her an sevebilir
mevsimsiz açan bir çiçek gibi
dirilir yeniden
keşkeleri çıkardım hayatımdan.
geleceksen bugün gel
yarın çok geç olabilir.
Şebnem Kısaparmak
 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Haziran 2008 Perşembe 06:16:17

Seni Sana Anlatmak



Seni sana anlatmak
Nice yaşanılan aşkların hatırına,
Gözlerinin derinliğinde susmak gibidir
Yazılan her ne kadar sevda yüklü şiir varsa
Tek heceyle sunmak gibidir.
Sensiz uzayan yollarda,
Üşüyen ellerin arasında kaybolan
Hayalinde ağlamak gibidir.

Mum ışığının gölgesinde;
Geceye gündüzü sormak,
Gecenin zifir karanlığında
Işığınla güneşe göz kamaştırmaktır…
Ve ürperen ışığın gölgesinde,
Gölgeni görmek gibidir.

Seni sana anlatmak
Gönlü serden geçen yâre;
Bir umut türküsü heyecanında
Titrek ellerle son defa
Gözden akan yaşların yırtamadığı kâğıda
İki satır yazmak gibidir.

Seni sana anlatmak
Çeyiz sandığı içindeki umutları
Bir heves uğruna yıkarcasına
Ellerin arasına bırakmak gibidir.

Seni sana anlatmak
İçerdeki mahkûmun yüreğindeki
Nazlı yârine açılan,
Gardiyan engelindeki mektup gibidir.

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
19 Haziran 2008 Perşembe 06:21:21

 

KELEBEK KANADINDA AŞK. 
        
Zamanlar
Güneş ekilip, yıldız biçilen zamanlardı.
Hatırlıyorum...
Ya önce sen vardın yürek olarak içimde
Ya da aşk vardı önce
Gelip içimde kestiğin
Hatırlamıyorum...
Ben imkansıza dudak bükerdim
Sense halime gülerdin...
Olsun! O günlerde ben
Biraz mutlu biraz umutlu
Biraz içliydim
Doğrusu en çok da
Kelebeklerin kanadına işlediğin
Aşkından dertliydim...
Ama o zamanlar
Güneş ekilip yıldız biçilen
Zamanlardı
Aşk dediğin belki de
Geceye veda etmeyen bir ay’dı...
Türküler saklardın derinlerinde
Sazından kaçak...
Bilmezdin.
Ben görürdüm duyardım da
Sen bir kez olsun söylemezdin
Korkularını zaten
Kimselere vermezdin...
Ve böylece
Sen yağmura
Yağmur benim gözlerime hasret
Yaşardık...
Heyhat!
Hep ama hep
O imkansıza takıldın da sen
Ve belki de bu yüzden
Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden:
Ben ağlardım gözlerim gülerdi...
Sen gülerdin gözlerin susardı...
Şimdi ben
O zamanların renklerini unuttum.
Belki mavi, belki sarı, belki aktı...
Hatırladığım tek şey
Güneşle yıldız arkadaştı...
Bilenler bilirdi
Çok sevmiştik biz
Çok!
Ben gönlümden
Sen dilinden...

Ben unutsam da şimdi
Sen hatırlarsın.
Sesinde ufacık bir hüzün olsa
Ya da acıtan bir özlem gözlerinde
Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...
Gelirdim... Gönlümden...
Ve sen
“Hoş geldin" derdin
Dilinden....
Kocaman bir çocuktum o zamanlar
Belli!
Dil nedir, gönül ne?
Anlamını bildiğim
Şüpheli!
Şimdi söyle bana!
Kaldıysa geriye ne kaldı?
Tek tarafı hesaplı bir sevda
Niyeti bozuk bir dava
Bir de
Sadece dağlara caka satan bir sema...
Ama ben bunların hepsini sevdim.
Şaşacak bir şey yok!
Dedim ya... Ben
Güneş ekilip yıldız biçilen zamanlardan geldim...
Sonraları
Belki de hiç gülmedim
Ve sen
Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu
Hiç bilmedin!
      E.Güzelipek

 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
19 Haziran 2008 Perşembe 06:39:55

Ağustos terkindeyim



Ben renginde masmavi kalan denizlerimin,
Beyaza çalan gökyüzünde unutulmuş düşlerindeyim,
Ve limanlara yanaşamayan her yükünü almış geminin,
Belkide son seferindeyim,
Gözlerimi kapatan bir suskunluğun avuçlarında,
Hiç yenilenmemiş bir Ağustos`un terkindeyim,
Uzaklığını içime çektiğim son gecedeyim,seninleyim,
Sen kal olduğun yerde,ve gülümse sevdiğim,
Ben sana aşklardan aşk beğenipte geleceğim,

Ben her hayaline sabahları anlatan biriyim belkide,
Belkide yazılır,çizilir daha çok,
Daha çok yaşanılır bir aşk gibi,
Deniz kokusu saran ellerinin rengindeyim,
Dudaklarında buz mavisi,yağmur damlası,
Kollarında karanfil tarlası,
Ayışığını bekleyen geceyarısı gibiyim,
Sen dur yorulduğun her yerde,bekle beni sevdiğim,
Ben Ağustos`u aşk`a bırakıpta geleceğim....

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
19 Haziran 2008 Perşembe 15:22:12

Sevdiklerimize SENİ SEVİYORUM dememişiz tereddütsüz,sarılamamışız sıkı sıkıya. Belki yolda gördüğümüz sıradan birine , belki en yakınımızdakine yürekten gülememişiz,İyilik etmemişiz acebe döner mi tekrar bana demeden. Affedememişiz en küçük hataları ,candostları silmişiz belki de kocaman hiçler uğruna.
Bir gün daha bitti.ve belki hayattaki son günlerimiz kaybolup gidiyor sezdirmeden bizlere.Yapamadıklarımız için , içimizdeki keşkeler için ek süre tanınmayacak hiç birimize.İyisi mi daha geç olmadan bir yerlerinden tutmalı hayatın,güneşin güzelliğini farketmeli,yıldızlara sevdalar yükleyip sahiplerine ulaştırmalı,SENİ SEVİYORUMMMM demeli,affetmeli herkesi,dostluğun değerini bilmeli.....Bir gün daha kaymadan yüreğimizin ömründen ’’keşkeleri iyikilere çevirmeli’’
.Son gündür belki de diyip bir günü de dolu dolu eskitmeli..
.

YENİ DOSTLUKLARA YENİ PAYLAŞIMLARA DİYORUM

Menekse (aziashop)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
232
20 Haziran 2008 Cuma 11:36:59
slmlar arkadaşlar

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
21 Haziran 2008 Cumartesi 16:52:45

IŞIKTAKİ KARANLIK GÜNLERİM

Yalın duygularla sevgini yaşamak,
Ve senin sesinle süslemekti yarınları hayalim.,
Olmadı, olmuyor...
Nazar engeli heveslere takılıyor gönlüm.,
Talihsizlik kokuyor hep içler acısı anlatamadıklarım...
Sancılı yarınsız şehirlerdeki suskunluğum,
Ve tükenilmişliğim kalıyor saklı dakikalarda.
Cemreler düşüyor iklimlerime, örtüyor seslerimi.
Hasretlerim, ıslak gözlü duygusallığım,
On ikiye isabet etmeyen kurşundaki suç oluyor.
Yakalanıyor boş kovanlar...,Yitiyor gençliğim hedef tahtalarında.
Konaklıyor ellerime acizliğin hüznü...
Adres yetersiz, geri geliyor yeşile yolladığım içimdeki düşler.,
Sedyedeki nefes yetmiyor. Kalıyorum çaresiz.,
Ömür haftalara bölünüyor, hatta günlere..,
Cuma pazarlarında satılan günlük aşkların, eteklerinde dökülüyor namus aşısı.
Sarıyor karanlık bastığında gecenin korkusu şehri...
Vefasızlığın;
Müşteri karşısında ziyafet gibi duran erkeksi bakışların rağbet görüyor,
Sönük yıldızlara has bir hürmetle.,
Yüreğimdeki sevda;
Terazi keselerindeki terkedilmişliği ve mahmur bakışlarındaki asaletle kan kaybediyor...Yıldırım ile yakalanıyor vebal.
Sevincimi paylaştığım menekşe, hakaret eden bir güzellik tavrında, kokmuyor.
Islak karanlıkta temiz kalan bir şehvet, gururun tatlı günahıyla vuslatta. Soluklarda uykuya direnen gözkapağı acziyeti...
Gülüyorsam kirpiklerimde ilkbahar, ağlıyorsam bir sıfır öndeyim.
Bir dilenci yalvarışı çiseliyor, gül bedenlere.
Gönüller bedbaht ve suçsuz infazda..
Kolalı gömlek ve biryantinli saçlarla karşılanıyor şiirdeki hıçkırıklar., Ardından ocak söndüren tebessümler.
Katar vagonları sahipsizliğim yirmi beş, yanında dinmeyen göz yaşlarım bedava.
Yatı misafirliğine giden heyecanla tenler satılıyor, pencere pervazlarında. Orijinalinden ucuz, ikinci el fiyatına.,
Çocuksu memleketlerim yasta.,
Günlerim küskün bir tutam yasemen.., ve gecelerimin üstündeki dolunayım silik., Yorgan kenarı kaçamaklar tatsız.,
Seni yaşamaya adanmış, yüzüme gözüme bulaştırdığım bu hayat, yalpa yapıyor, akit bozuyor.
Eriyor sevgiler, gül bahçeleri mahzun. Ellerim tutsak ve sesim yaralı. Çıkmazlardayım.
gözlerinden başka hiçbir yolum yok.

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Haziran 2008 Pazar 20:01:03
BİR AYRILIGIN ANATOMİSİ

İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır´ der Dostoyevski... Veda acısı, kabuğunu soyar insanınÿÿÿ; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer. Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler. Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.

´Ölene kadar´ diye söz verilmiştir, ama ´ölüm yolunda´ başka tercihler belirmiştir. Kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı ´aklını başına al´ diye fısıldar kulağınaÿÿÿ; haytası ise ´kalbinin sesini dinle´ diye cekiştirir eteğinden. Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar. ´Ama´yla biter alelade iltifat cümleleri: ´Sen iyi bir insansın, ama arkadaşlarin kötü´, ´Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim´, ´Ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim´ vs..vs..

Sonra gelsin uykusuz geceler... bir türlü karar verememeler... Ruhen gidip gelmeler... ´Hele biraz daha zaman geçsin´ diye nikah ertelemeler... Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar.. ´Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için´e kendini kandırmalar. Sonrası hep aynı: Bekleyenin ´Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun´ sızlanmaları... Beklenenin ´Geliyorum az kaldı´ oyalamaları...

Bittiğini bile bile işi uzatmalarÿÿÿ; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar... Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar... Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler... Üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... ´ama kaçınılmazdı´ demeler...´Sözünden caydın´ yakınmalarını ´Sen de eski sen değilsin. Degişmişsin´ diye göğüslemeler.. ...asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler...

Ve son sahne: Terk edenin o mahçup ´Gönlüm başkasında´ itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı: ´Uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum.´ İhanetler hep böyledir: İlki, bir yenisine gebedirÿÿÿ; ikincisi daha az acı verir. Ondan sonra dur durak yoktur:

Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran,gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner. Artık acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin ´ah´ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır.
(ark.K.paylaşım için çook çoook tşkrlrle

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
7 Temmuz 2008 Pazartesi 16:44:28

 

KANAMALI BIR RUH ICIN ACIL BAYAT KAN ARANIYOR!..
Kotu bir oyun bu...
beni hep çıkmazlara sürüklüyorsun...
ruhumdan uzak tut hınzır oyunlarını...
hiçbir şey gerçek değil...
hicbir şey olması gerektiği gibi,
Hiçbir şey olması gerektiği yerde değil...
Ben de, sen de...
Biliyorsun bunu...
O tepenin üzerinde oturuyor ve kaygısız düşler kuruyorum,
yasam,
Yasam yalnızca kaygısız düşlerimi solduran realizm taraftarı diski parçacığı...
Onlar sihri göremiyorlar ve bu yüzden gördükleri olur olmaz absurdlukleri sihir sanıyorlar...
Öylesine körler, öylesine somutlar ve
Öylesine gerçekler ki, midemi bulandırıyorlar...
White lion dinliyorum... Ve bu tiniyla bulunduğun boyuta gelip seninle sonsuza dek dans etmek istiyorum...
Bir tek ben değilim...
Bir tek sen değilsin...
Bir tek biz değiliz görmekten, duymaktan ve bilmekten yakınan, Tanrı` ya,
Yanıtsız bırakacağını bile bile sorularla dolu kanlı mektuplar yollayan...
Bu odada, bir basıma acıdan parçalanırken ruhum,
kaygısız gibi görünmekten mazoşistçe zevk alıyorum...
O odada, bir başına, acı çekiyorsun...
Sen de...
Neden gözlerini kaçırıyorsun durmaksızın...
Ruhuna yapışan sızıyı görmelerine izin ver...
Oldukça fazlayız...

Bu kentte, gece yarıları, isIklari açık, yüzlerce tedirgin ruh sancı çekiyor... Çokluğumuz, yalnızca ruhlarımızın kanamasını artırıyor hepsi bu...
Zihnime yansıyan kurguları sayıklıyorum...
O, kurgularımın uzağında öylece gülümsüyor son fotoğraflarında...
"küçük çocuk ağlama, uyursun ve  uyandığında hepsi geçer"...
Soluk düşlerin arasından gündüze uyanıyorum,
Tanıdık gülümseyişler üzerime üzerime geliyor,
Sırf öyle olması gerektiği için ya da toplum bana bunu dikte ettiği için,
Konuşuyor, gülümsüyor, yasıyor ve oluyorum...

Bu oyunun dışına hapsedilmiş bir izleyiciyim,
İçeri giremiyorum, dışarı da çıkamıyorum...
İki boyut arası sIkisip kaldım...
 Hayat, olum...
Başka şeyler bulmalısın artik Tanrı(m)...

Bu kavramlar oldukça klişeleşti...
Dengemi yitirdim...
Bu absurd kurguda yer almak oldukça canimi yakıyor,
silik düşler biriktiriyorum, isimsiz, uyduruk adreslere postalıyorum düşlerimi...
Cevapsız... Sorular biriktiriyorum ayyaş gecelerime...
Uykular biriktiriyorum huzurlu günlerime...
Uykusuzum, ayığım, bedenim sağlıklı, ruhum verem...

Küçük mutluluklar biriktiriyorum,
İleride benim de büyük bir mutluluğum olması için...
Geri dönmek...
Artik...
Beklemiyorum...
Sadece yürüyorum o Los sokağın neonları arasında bir siluete dönüşene dek...
Sen, uyuyakalıyorsun hep hikâyemin son paragrafında...
Ben ruhuma bayat kanlar biriktiriyorum...
Sönük düşler, kuşkular, özlemler, erdemler,
Erdemsizlikler, hezeyanlar, kâbuslar, kirik ümitler, tınılar, cesetler biriktiriyorum... Yüzüme anlamsızca bakınan gözler biriktiriyorum,
Ruhumu acıtan tümceler biriktiriyorum...
Uykusuzum...
Uykusuz ve eksiğim bu kentte...
Gülümseyen yüzünün tezatinda, kötücül kahkahalar savuruyor yasam...

Kanamalı bir ruh için!
EVET! Tam da simdi... KANAMALI BIR RUH ICIN ACIL BAYAT KAN ARANIYOR!
Sıtmalı tümcelere gereksinim duymadan söyleyeceğim;
HAYAT! YARISMAK DEGIL, YALNIZCA KAZANMAK ONEMLIDIR!
Bu absurd oyunda, biteviye kaybedeceğimizin bilincinde soluksuz ilerliyoruz...
Bilinç NEREDE?
Ruhunuz nerenizde takılı kaldı?

Yasam nerede, bu mekanik ölüler cehenneminde?
Ne zamandır uykudasınız?
Çocukluğunuza özlem duyuyorsunuz,
Finans bültenlerinde ruhunuzun son parçasını da yitirirken...
Gökyüzü nerede?
Martıları ne zamandır görmüyorsunuz?...
İyisi mi devam edin öylece...
Bizler, nasılsa silinip gideceğiz...

yazar??

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
7 Temmuz 2008 Pazartesi 18:24:36
sen de benim gibiydin; sen de benim gibi seni sevmeyeni sevdin hep.Sana
acı çektireni…Seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı, çıkınca seninle bir küfür
gibi konuşanı sevdin…Sen de benim gibi seni incitip üzeni sevdin hep...
Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan…
Beni sevmeyecektin biliyorum ama…Ama, öyle susamıştımki kendim gibi birini
sevmeye…Öylesine muhtaçtımki gercekten incitilmeye, gercekten acı
çekmeye, kendim gibi birini özlemeye öylesine muhtaçtım ki, seni tanır tanımaz
çözüldüm…

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa