Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > Yaşamın yaşamaya değer olduğunu ve istersem mutlu olacağımı öğrendim

Yaşamın yaşamaya değer olduğunu ve istersem mutlu olacağımı öğrendim


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 17:35:06
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
8 Mayıs 2008 Perşembe 17:43:54
Bana Seni Yazdıran Yarım Kalmışlığındır.....

Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, bir de dün gece yazdığımı... Hiç fark yok... Neden azalmıyorsun bende? Neden gidişin dün gibi? Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim... Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim... ve şuna emin ol; hiç kimse, yok’ken bu kadar sevilmedi... Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış’lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım....

Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin..... Bitmeyensin... Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü...... Ben yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam... unutamam..... içimde sızısı kalır. Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı! Biz bunu başaramadık, ayrılamadık! Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır.....

O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum... Anlamıştın
benim soyut’ a tutkun olduğumu... O yüzden gittin kim bilir... Sevilmek için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin... haklıydın belki de... Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca..... Herkesin, her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim... Ben yaşadığım hiçbir aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu
yapanlar her zaman kaybeder... Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın... eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz bunu başaramadık.... oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili... Farklı bir dokunuş,
ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi zamanı durdurmaya..... Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan kimseyi sevemedim... Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları, yokluğunda düşlemek.... Belki de onandır, yanındaylen yüreğinin gurbetine düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek.....

Yokluğun hiç de adil değil... beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim..... Evet seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim... seni yaşamak istemiyorum! .... öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını... sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı... Sana düşman bir sen var içimde.... seni senle savaştıryorum, olan bana oluyor...

Tam olarak hatırlamıyorum ama uzun zaman önce bir yerden duymuştum bu sözü, “HANİ RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜR YA? BAŞKASINDAYKEN AĞZIMIZ...” şu an varlığınla yokluğunun tezatını bu şekilde tanımlıyorum, seni senle savaştırırken mağlup olan yüreğime... Birkaç ay geçtikten sonra, daha anlaşılır bir tanım bulabilirim elbet ama şimdi gerçek olan bu; RUHLARIMIZ ÖPÜŞÜYOR SEVGİLİM...

Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin... Varlığındaki seni, yokluğundaki sen kadar sevemezdim... “Keşke sen yanımda oslaydın, keşke bir şeyler yapıp da seninle zamanı durdursaydık” diye hayıflanmıyorum artık..... Her ne kadar adı konmasa da bir kopuşun, her ne kadar vazgeçmeyi beceremesek de, ayrılık ihtiyaçtandı bu hikayede.... Yazık! son sözü zaman söyleyecek... Yazık! bu sefer hayatın acımasız akışına bıraktık aşkı... Ben senden kalan ayrılığa bile yas tutamıyorum adam gibi! Bunu engelleyen senin varlığın... ben bunca zaman yokluğundaki senle hayatı paylaşsaydım ve böyle bir senle ayrılığı yaşasaydım, hiçbir şiir kolay kolay hayata döndüremezdi beni... işte bu kadar güzeldir senin yokluğun... işte bu kadar ayrılğına üzülmemi engelliyor varlığın.....
VARLIĞININ CANI CEHENNEME, YOKLUĞUNU ALMA BARİ.....

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
9 Mayıs 2008 Cuma 14:09:15

 

Yitik bir ülkenin kâşifi ya da masal kahramanı gibi hissettiğimde, gerçekliği kendi dünyamın varoluşunda aradığımda, sevginin, paylaşmanın, erdemin, üretebilmenin bilmemkaçıncı kez uzağında hissettiğimde, sevgiliye dokunarak yalnızlığımı yenebileceğim bir zamanda kilometrelerce uzakta ise gül nazarlı gözlüm, yağmurlu bir gecede sokağımın arnavut kaldırımlarında yankılanan pejmurde, kimsesiz bir kedi sesi duyduğumda, hüzün sahne alıyor ruhumun seyircisiz tiyatrosunda... “Yine duygularımın eylülündeyim!” deyip geçiyorum!.. Ha gayret gülüm “Nisan’a az kaldı!”...

Ayakta durmanın gün geçtikçe zor olduğu bir iklimi yaşıyor dünya ve insanların mutluluğa, coşkuya, aşka bu iklimin coğrafyasında ulaşması her geçen gün daha da zorlaşıyor ve insanların eskisinden daha çok ihtiyaçları var birbirlerine, yaşama karşı birlikte tavır almanın o güzel ve dayanılmaz keyfini çatmak gerekiyor hüzün arsalarının tam ortasına...

Kucaklara sığmayan apalak bir umudum var... Ah yaramaz, apalak umudum ah! Ergen heveslerin peşine düşüp ne zaman aceleci bir gözyaşı damlası gibi düşse yere, hiçbir şey olmamış gibi üstüne biriken tozları silkip yekiniyor yeniden gülmeye!..




 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:03:29

HERGÜN BİRLİKTE OLMAK GEREKSİNİMİ DUYMAKSIZIN,  İNSAN HERZAMAN YENİ DOSTLAR EDİNİR.

PAPAZ OKULUNDA OLDUGU GİBİ, İNSAN HER ZAMAN AYNI İNSANLARI GÖRÜRSE, BUNLARI YAŞAMININ BİR PARÇASI SAYMAYA BAŞLAR.

BU KİŞİLERDE, BU NEDENLE YAŞAMIMIZI DEĞİŞTİRMEYE KALKIŞIRLAR.

BİZİ GÖRMEK İSTEDİKLERİ GİBİ DEĞİLSEK HOŞNUT OLMAZLAR, CANLARI SIKILIR.

ÇÜNKÜ HERKEZ BİZİM NASIL YAŞAMAMIZ GEREKTİĞİNİ  BİLDİĞİNE İNANIR.

simyacı

 

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:04:34

Aynı ben yaa üşşşel

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:06:30

''BAZEN, BAZI ŞEYLERİ
SÖYLEMEYE HAKKIM VAR DİYORUM,
AMA SÖYLERSEM KARŞIMDAKİNE HAKSIZLIK OLACAK,
SUSUYORUM.
YİNE BAZEN, SÖYLEYECEKLERİMİ,
KARŞIMDAKİNİN DUYMA VE BİLME HAKKININ VAR OLDUĞUNU GÖRÜYORUM,
AMA BU KEZ BAKIYORUM, BENİM SÖYLEMEYE HAKKIM YOK,
YİNE SUSUYORUM.
ANCAK GÖRDÜM Kİ
OLGUN RUHLAR, SÖZCÜKLER OLMADAN DA
DUYUYORLAR, ANLIYORLAR, KONUŞUYORLAR VE PAYLAŞIYORLAR.''



SİMYACI

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:07:10



Ben
Seni
"O kucuk kiz cocugunun"
Oyncak bebegini sevdigi gibi
Sevecektim



DÜŞŞŞŞEEELLL

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:07:30




Palyaco duslere daldiginda aglar
Rimelleri,
Morarmis goz altlarini karalastirir.
Kalbinin aci feryadini ,
Siyahin asilligine boyar
Boyalar akar...
Palyaco sadece aglar..
Yanlizken boyali guzel suratina bakar,
Gozlerindeki huznu
Biraz boyamak ister
Suratinin renklerine uygunca
Gokkusagini cizmek ister gozlerine
Ama palyaco;
Sadece gulen suratlar cizmeye mahkum
Olamaz onun acili kanayan
Kabuk baglamayan yaralari
Palyaco daha cok aglar simdi
Boyali surati bile sakliyamaz
Bu sahte boyali gulusler
Goz yaslarina dayanamaz

Kalbinin kirimi akanlar ?
Yoksa ozlemlerin sitemi`mi?



DÜŞŞŞEELLL

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:08:03

Sensizliklerde bile hic seni oldurmek isteyecek
Kadar ofkelenmedim,
Sen dolu gunlerde de seninle
Mutluluklardan olmedim

çünkü degmezdinki

düşşşellll

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:09:03

 

hah ha haaa  ......

demek sen..

hoşgelmişsin sevgili Yiğit..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:11:20

anlamadım demek sen demenizle.degişik bi,r anlam içermiş cümleniz abloş

demmek sen derken?

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:14:03

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:17:56

Aynı ben yaa üşşşel

karikatürün altına yazılmıştı... aslında ben yazıp ekleyene kadar epeyce vakit geçiyor, sorunlu net yüzünden, araya mesajlar girince anlam karışmış tabii ki Yiğitcim..

aynı ben dediğin mesajın altında olmalıydı

demek sen  dediğim mesaj..

 

bilmem anlatabildim mi..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:19:35

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:21:13



 

sen ağlamaaa

dayanamaaamm

ağlamaa göz bebeğim sana kıyamaaamm

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:21:20
 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:22:05
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:22:07

 

ÖN YARGILAR

 "....Önemli bir toplantida cep telefonuyla bagira
 bagira konusan bir kisi garibinize gidiyorsa,
 paradigmanizi degistirmeden onu degerlendirdiginiz
 için, siz yaniliyorsunuzdur.

 Örnegin trende giderken, bir baba, 3 evladiyla
 oturup,
 sürekli aglayan çocuklarina hiç, susun, demeden
 yolculuga devam ettiginde ; siz ona ne gamsiz adam,
 diyebilirsiniz. Ama sorsaniz, onlar hastaneden
 geliyorlardir ve bir saat önce çocuklarin anneleri
 ölmüstür ve eve dönüyorlardir.

 Prof.Covey in konusmasini dinlemeye gelen annesi,
 arka
 sirada oturan 2 kisinin toplanti boyunca sürekli
 konustuklarini görerek, çok öfkelenmis ve  oglumu
 küçümsüyorlar diyerek te çok üzülmüs. Yemek
 molasinda
 ogluna, sunlarin kafasina çantami indiresim geliyor,
 demis. Oglu, anne o adam Finlandiyali, burada
 smultane
 tercüme yok, mecburen tercümani yanina oturttuk,
 demis.

 Havaalaninda aktarma yapmak isteyen yasli bir hanim,
 uçaginin 2 saat gecikmeli oldugunu ögrenince,
 dergiler
 ve bir kutu kurabiye alarak bekleme salonuna geçmis.
 Yanindaki sehpaya da dergileri ve kurabiye kutusunu
 birakarak, okumaya dalmis. Bir ara bakmis ki,
 yanindaki koltugu oturan bir adam, sehpadaki
 kurabiye
 paketini açiyor ve de yemeye basliyor. Kurabiyelerin
 kendisine ait oldugunu hissettirmek isteyen kadin,
 adama dik dik bakmis. Hatta cani o an istemedigi
 halde, kutudan bir kurabiyeyi agzina atmis. Her
 halde
 kurabiyelerin sahibinin kim oldugunu artik
 anlamistir
 diye düsünürken, adam bir tane daha agzina atmaz mi.
 Hemen kadin da bir tane daha atmis ve bir yarisma
 baslamis, adam bir tane,  kadin bir tane. Sonuçta
 kutuda tek kurabiye kalmis, adam onu hizlica kaparak
 ortadan bölmüs  ve gülerek kadina ikram etmis. O
 sirada, kadinin uçaginin alana indigi anonsu
 duyulmus
 ve  islemler için  kadin bankoya gitmis. Pasaportunu
 çikartmak için çantasini açtiginda, ne  görsün ;
 KENDI
 KURABIYE PAKETI, HIÇ AÇILMAMIS OLARAK  ÇANTASINDA
 DURMUYOR MU  ! MEGER, ADAMIN KURABIYESINI YIYORMUS.

 Baskalarinin düsünce ve davranislari hakkinda hüküm
 verirken, elimizdeki veriler çogu zaman yeterli
 olmuyor. Davranislarin nedenini bilmeden çok yanlis
 yargilara varabiliyoruz.  Covey bu örnekleri ; ayni
 enformasyona farkli bakis, bizim davranislarimizi
 belirler, diye özetliyor. Buradan yola çikarak
 çözemedigimiz sorunlar için,  paradigma (zihin
 haritasi) degistirmenin geregini vurguluyor.

 Einstein`in bir sözünü animsatiyor :
 Karsilastiginiz sorunlari, o sorunlari  yarattiginiz
 düsünce düzleminde kalarak çözemezsiniz.  Çogumuzun
 zaman zaman yaptigi gibi, "sorunlarin içinde
 kaybolmak" yerine,  paradigma degistirmeyi basarip,
 sorunlara farkli biçimde yaklasabilenler, o  sorunu
 asma sansini da yakaliyorlar. Zaten sorunlarimizi
 dostlarimizla  paylasmamizin nedenlerinden biri de,
 farkli bir bakisin, bize farkli  davranabilme kapisi
 aralama ihtimali degil midir. Çözümsüz gibi
 gördügünüz
 sorunlar konusunda paradigma degistirmenin önemi
 vardir. Aslinda hayatimizi, basarimizi, mutlulugumuz
 belirleyen bizim kendi davranislarimizdir.  Basimiza
 gelen her seyle onlara verdigimiz tepki ve yanit
 arasinda genis bir hareket alani vardir......."

 Stephan Covey

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
29 Temmuz 2008 Salı 17:24:12
 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
29 Temmuz 2008 Salı 17:26:42

 

Kendisi ile barışana ne mutlu
Dün yine dilimde şarkılarla çıktım evden. Hava kapalıymış, soğukmuş ne gam.
İçimde lunapark, karınca yuvasına basmamaya özen göstererek geçtim toprak
yoldan. Şarkımın makamı değişti, az daha göbek atacaktım. Derin derin çektim
içime kışın kokusunu, şöyle bir gerindim.
Bir parka girdim sonra, mutlu mutlu yürüdüm gülümseyerek. İlerde, bir bankın
üstünde kendimi gördüm. Oturmuş düşünceli düşünceli sigara içiyordum. Yanıma
yaklaştım.
- "Oturabilir miyim?" dedim. Bana hiç bakmadan başını salladı.
- "Ne düşünüyorsun?" diye sordum.
- "Karışık, sen anlamazsın." dedi önüne bakarak. Sonra sigarasından sıkı bir
nefes çekip, "Çok karışık..." diye dumanları savurdu ağzından.
- "Her zaman bir çözüm yolu vardır." dedim.
- "Ukalâ," dedi. "Hayatım boyunca hiç derin düşündün mü sen? Hiç korktun mu?
Tasalandın mı? Riskleri hesap edip planlar kurdun mu? Senin için hava hoş.
Dilinde şarkılar, deli başında bahar, vur patlasın çal oynasın. Nasıl böyle
iyimser olabiliyorsun?"
- "İşim bu" dedim.
İlk kez dönüp baktı yüzüme, gözlerimin taa içine. Ne mutlu, gözlerimi
kaçırmadım kendimden.
- "Yaşam nedir sence?" dedi.
- "Şu andır işte" dedim. "Yani nasıl diyeyim, sur dibinde kıvırcık, kuş
dilinde pütürcük, yaz gününde bürümcük. Evet evet tam olarak budur yaşam."
- "Bu kadar basit öyle mi?" dedi.
- "Öyle." dedim.
- "Peki benim de senin gibi olmamı ister misin?" diye sordu.
- "Sakın haa!" diye bağırmışım. "Sen benim gibi olursan, nerede durmamız
gerektiğini kim söyleyecek bize, kim riskleri hesap edip plan kuracak? Kim
korkacak, kim kızacak, kim derin düşünecek ve kim ağlayacak insan gibi?
Senin de işin bu..."
- "Demek ömür boyu ben böyle kalacağım, sense gülüp eğleneceksin."dedi.
- "Üzülme" dedim, "Ben hep yanında olacağım. Sen kederlendiğinde sırtına
vurup, `hadii boş ver, sur dibinde kıvırcık, kuş dilinde pütürcük, yaz
gününde bürümcüktür yaşamak` diyeceğim. En çaresiz anında omzunda omzumu
bulacaksın. Ve sen, sen sevgili ben, ben hiçbir şeyden habersiz lay lay lom
düşerken hatalara, uçurumların kenarında kaygısızca seksek oynarken, yetişip
tutacaksın kolumdan.
 
O ilk kez tebessüm etti ve ilk kez gözlerim doldu benim. Sarıldım boynuma.
- "İyi ki varsın" dedi. Ellerimle ellerimi tuttu sıkıca.
- "İyi ki varsın" dedim. Ve işte böylece barıştım kendimle.
Kalkıp hoplaya zıplaya yoluma gitmeden önce yüzüne baktım, gözlerinin taa
içine. Ne mutlu gözlerimi kaçırmadım kendimden.

 

Sayfa:1 - 2İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa