Ebruli Saatler > Mesaj Panosu > ilk bakışta aşka inanırmısnız

ilk bakışta aşka inanırmısnız


GönderenMesaj

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:53:04
♥ İLK GORUSTE ASKA INANIRMISIN? YOKSA DISARI CIKIP TEKRAR MI GIREYIM...

♥ SENI UZAKTAN SEVMEYI,SANA BAKMADAN GORMEYI,SENI DUYMADAN DINLEMEYI,GOZYASLARIMLA GULMEYI,KAVUSMAK ICIN SABRETMEYI OGRENDIM AMA, SENSIZ OLMAYI ASLA OGRENEMEDIM.

♥ DOST VURULUNCA DEGIL, UNUTULUNCA KAHRINDAN OLUR. BIZ SEVDIKLERIMIZI KIR CICEGI GIBI AVUCUMUZDA DEGIL, KURSUN YARASI GIBI GONLUMUZDE SAKLARIZ.

♥ SEN HIC DENIZIN DIBINE BAKTIGINDA YESIL ORMANI GORDUN MU? SAKIN IMKANSIZ DEME; CUNKU BEN SENIN GOZLERINE BAKTIGIMDA OLULERIN BILE SAHIT OLAMADIGI CENNETI GORDUM

♥ INSANLAR GELMELERIYLE YALNIZLIKLARINI DAGITANLARI SEVERLER, GITMELERIYLE KENDILERINI YALNIZ BIRAKANLARA ASIK OLURLAR.

♥ SENSIZLIGI BUZLARA YAZDIM; GUNESTE ERISIN DIYE. HASRETI SAHILE YAZDIM; DALGALAR GOTURSUN DIYE. ADINI KALBIME YAZDIM; BIRLIKTE GOMULSUN DIYE...

♥ OZLEMEK GUZEL SEYDIR, OZLUYORSA OZLENEN. BEKLEMEK GUZEL SEYDIR, GELECEKSE BEKLENEN. SEVMEK GUZEL SEYDIR, SEVIYORSA SEVILEN...

♥ BIRAZ BURUK BIR DUYGU YUKLENIRSE YUREGINE, GOZLERIN ZAMAN ZAMAN TAKILIRSA UZAKLARA, KULAKLARIN ZAMANSIZ DELI GIBI CINLARSA, BILKI BIRYERLERDE OZLENMISSINDIR.

♥ BU DUNYADA 6 MILYAR INSAN VAR,30 MILYONU UYUYOR, 20 MILYONU YEMEK YIYOR, 10 MILYONU MUZIK DINLIYOR, 1 GUZEL KIZ DA MESAJ OKUYOR...

♥ SENI GUNDE BIR KERE DUSUNUYORUM, O DA 24 SAAT SURUYOR...

♥ OYLE SENDEN COK UZAKLARDA DEGILIM, GORMESINI BILEN GOZLERIN BAKISINDAYIM. BELKI SANA SENDEN DAHA YAKIN BIR YERDE, CARPAN KALBININ HER ATISINDAYIM...

♥ BIRGUN DUDAKLARIN KURURSA OKYANUSU GETIRIRIM SANA AKSAM AYAZINDA USURSEN GUNESI GETIRIRIM SANA EGER GONLUN BIR SEVGI ARARSA KALBIMI SOKUP GETIRIRIM SANA...

♥ GOZLERIN NEHIR, KASLARIN KOPRU OLSA TAM ORTASINDAN GECERKEN IPLER KOPSA, YANAGINDAN SUZULUP DUSSEM DUDAGINA. BENI OPERMISIN YOKSA BIR GOZ YASI GIBI SILERMISIN..

♥ SENI TANIMADAN ONCE BEN DEGILDIM, SENI TANIDIKTAN SONRA BENDEKI BENSIZLIGIN ASLINDA SENSIZLIK OLDUGUNU ANLADIM...

♥ SEVGIYI GOSTERECEKSIN, SOYLEMEK YETMEZ. SEVGI GOZLERINDE OLACAK, SOZLERIN YETMEZ. SEVGI HERSEYDIR, KALBE HAPSEDILMEZ. SEVECEKSIN BENIM GIBI AMA YUREGIN YETMEZ..

♥ BIR INSANIN IDEALLERI OLMALI, SONSUZLUK GIBI BIR INSANIN OZLEMI OLMALI, OZLEMLE ACAN CICEKLER GIBI BIR INSANIN BIRTANESI OLMALI, O DA SENIN GIBI...

♥ DALGALAR KIYIYA CARPARKEN SU SOZU SOYLER; SENI SEVIYORUM...

♥ EN AGIR ISCI BENIM. CUNKU 24 SAAT SENI DUSUNUYORUM...

♥ NE SENI UNUTACAK KADAR ZAMAN GECECEK, NE DE GECEN ZAMAN SENI UNUTTURMAYA YETECEK, BIRAKIP GITSEMDE UNUTURUM SANMA, ZAMAN ALISMAYI OGRETIR, UNUTMAYI ASLA...

♥ LAYIK OLDUGUN YER SENI KABUL ETMESE BILE, GIYDIGIN GELINLIK YERINE KEFEN OLSA BILE, ARDINDAN GOZYASI DOKENIN OLMASA BILE, BEKLEME ARTIK DONMEM SANA

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:53:40
bazen öyle bir an gelir ki
abartılmış sevdanızın
gerçekle yüzleşmesini yaşarsınız
sizi çok sevdiğini sandığınız ses
geçiştirmek için bir seni seviyorum kondurur
yüreciğinize
en kimsesiz en ilgiye aç halinizde

halbuki içten bir canım
kaç seni seviyorum eder değil mi
yalnız hissedersiniz kendinizi
sığınmaK istersiniz delice
sarılmak ağlamak sonra da gülmek
ışık açıktır ama etraf karanlık gelir
yazdır ama nedense soğuktur
hava durumu bozuktur gönül yaylarında
kar yağar abartılmış sevgilerinize birden
kim seviyor ulan bu dünyada beni gerçekten
diye haykırmak ister yürek değil mi
Annem dersiniz buruk sesinizle
ama yok o da nafile
zaten o sayılmaz ki

işte bazen böle gelir
bazen düzelir ama
kanarsınız yine abartılmış sevgilerinize
kimsesizliğin hikayesidir işte bu
yanlış bir yerdeyim dedirtten hikaye
herkes bilir herkes yaşar bu hikayeyi
tıpkı benim şu an yaşadığım gibi
insanoğlu olmaktan gelir
bu hikaye
en az abartılmış sevgileriniz kadar
abartılmıştır
biraz eksik çoğu fazla

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:54:00
papatyanın Aşkı...
Koskoca bir bahçede
Demetler içinde bir papatya.
Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş
Ak sakallı bahçıvana...
Bir ümit bekliyormuş.
Yüzlerce çiçeğin arasından
Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini.
Buz gibi suyunu
Sadece ona döksün istiyormuş...
Sadece ona değsin makası,
Sadece ona gülsün dudakları.
Kıskanıyormuş bahçıvanı
Kırmızı güllerden,
Sarı lalelerden,
Mor menekşelerden.
Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,
Bembeyaz yapraklarını...

Bir gün,
Aşkı öyle büyümüş ki,
Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.
Eğilivermiş boynu.
Toprağa bakıyormuş artık.
Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş
Ayaklarını görüyormuş.
Bunada sükür diyormus.
Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.
Zaman akıp gidiyormuş.
Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.
Ne var sanki boynumu kaldırsa
Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormuş

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 20:59:26

Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan`da Ganj Nehri`nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York`ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
23 Nisan 2008 Çarşamba 21:09:11
Ne zaman dilimle ıslatmaya kalksam cümlelerimi ayazda kalıp donuyorlar. Hiç biri güneş yüzü göremeden dilimin gölgesine çekiliyor. Gözlerimin ardında gizli saklı bir yerden beynime vuruyorlar yazılmamış, söylenmemiş ayazda kalan cümlelerim. Hep arka sıralarda otururdum. Ben orda öğrendim sıra sıra dizmeyi aklımdakileri. Aklımdakiler dilime çarptığında ya üşürdüm ya terlerdim yada yüzüm kızarırdı.Ateşim cümlelerime vururdu. Söyleyecek ne çok söz kalmış yarım yamalak. Bazen sıkılır sessizlikten ayazda donmuş cümlelerimi ateşe verir yakardım. Cümlelerim yandıkça ince ince sızlardı birilerinin kalbi. Susmayı öğrendim ben, sustukça bildiğim cümlelerimi unutmayı, unuttukça yarım kalmayı, yarım kaldıkça ayak üstü yasamı atıştırmayı öğrendim....

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
24 Nisan 2008 Perşembe 03:43:14

 

Sustum...!
Tuz basıp yaralarıma, ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki, sustum...!
Bir çığlık kanıyor demedim en derininde yüreğimin...
İçimdeki volkanları boğarak sustum...!
Açmadım kimselere yüreğimi...!
Hançeri sadece kendime sapladım ve sustum...!
Hüznü yüzümde, acıları gözlerimde topladım sustum...!
Bir ah sürüp dudaklarıma...
Ne kadar susulacaksa, o kadar sustum !!!




 

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
24 Nisan 2008 Perşembe 03:51:56

 

İlk bakışta aşka inanırım, aşk doğacaksa o ilk bakışta doğar zaten, belki kişinin bunun farkındalığına varabilmesi uzun sürebilir ancak..

öncesinde öyle vitrinden seyredip, sonra kumaşını kontrol edip, ve dahası üzerinde deneyip elbise alır gibi aşk mı olurmuş... ısmarlama... içinize sinmedi yok bir de terziye verin tam uysun diye... pöh.. 

o aşk değil ancak alışveriş olur..

 

 

 

 

 

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
24 Nisan 2008 Perşembe 03:54:18

 

Bir alıntı...

Geçenlerde konuşmuştuk seninle
Konumuz yalnızlıktı
Bana yalnızlığını tarif et demiştin,
Yapamam doğru kelimeleri bulup sıralayamam diye cevap vermiştim.
Hatırladın mı?
Bazı şeyler vardır anlatılamaz,
İstesen de anlatamazsın...
Fakat bir düşün...
Bir kalabalık mekan, insanlar birbirleriyle konuşup,
Şakalaşıp eğleniyorlar
Müzik sesi onları bastırmaya çalışıyor ama başaramıyor
Eğlence dorukta, etrafın, tanıdığın ve tanımadığın kişilerle sarılı,
Sana ara sıra bakanlar oluyor, gülümsüyorlar hafiften
Ne yapacaksın, sen de onlara gülümsüyorsun
İçinden hiç gelmese de...
Ve o an anlıyorsun ben yalnızım
Bana yalnız değilsin demiştin hatırla,
Öyleyse anlat bana ne olur,
Eğer gerçekten yalnız değilsem,
Ben o büyük kalabalığın içinde,
Neden duvarda asılı olan saatin sesini duyuyorum...




 

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Nisan 2008 Perşembe 04:05:39

Issız Geceler



Yine bir ıssız gecede seni düşünüyorum
Senin nerede nasıl yaşadığını bilmesem de
Ben yine de seni düşünüyorum
Senin nasıl birisi olduğunu tanımasam da
Yalnızlığımda birgün karşıma çıkacaksın
Seni tanıyamamaktan çok korkuyorum
Umarım yinede bir ıssız gecede karşılaşırız
Ve seni nasıl tanıyacağımı
Ben o zaman iyi biliyorum
Benim gibi sevgiye muhtaç biri olarak
Karşıma çıkacağını ben biliyorum
Yalnızlığımızdaki o geceler kucaklayacak bizi
Sevgimizle o ıssız gecelerde yok olacağız
Aşkımızın şahidi olacak o ıssız geceler
Bir gün yine toprak olacağız
O ıssız gecelerde hissediyorum
Büyük hayallerle yaşayacak aşkımız
Bir efsane olacak sevgimiz
Hiçbir aşk yerini tutamayacak
Ve hiçbir sevgili yerini alamayacak
İnan bana adım gibi biliyorum.

Abdullah (candaş)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
2062
24 Nisan 2008 Perşembe 04:15:19
Merhaba Ebru hanım.Bende tam tersi ilk bakışta aşka inanmam.Hoşlanabilirsin,hayran olabilirsin ama kesinlikl aşk değildir.Aşk birdenbire olmaz.Birgün senin için vazgeçilmez olduğunu anlayınca aşık olmuşsundur.Geçmiş olsun

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
24 Nisan 2008 Perşembe 15:15:29
heyecan duymadıgına talip olmaz.daima yenilemeyi  farkılı olmayı  ister

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
24 Nisan 2008 Perşembe 21:51:18

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
24 Nisan 2008 Perşembe 21:52:01

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Nisan 2008 Cuma 02:55:06

 

BENİM SEVGİLERİM 

Sessiz bir türkü gibidir benim sevgilerim.
Teli olmayan bağlama gibi suskun,
bir o kadar da muhtaçtır ses vermeye ..
Dile geldiğinde,
dilsiz kaval gibi sihirli,
ve
tadına doyulmazdır sesi ..

Safi yürektir benim sevgilerim;
yüreklidir.

Utangaçtır
çilelidir
dingindir.
Sevda tepelerinin zirvesine konan yürek,
Sevdalının karşısında engin mi engindir ..

Kaçamak bir bakıştır benim sevgilerim.
Bir bakış için nice masum kaçamak icat etmek ve,
kaçamak bir bakışa,
sığması gayrı mümkün nice anlamlar yüklemektir ..
Bir çift sözün açacağı kapıları aşılmaz surlara dönüştürüp,
kavuşulamayan sevdalılar,
kavuşulmadıkça yücelen,
imkansızlaşan sevda destanları yazmanın sanatıdır ..

Benim sevgilerim, hep yarına ertelenmiştir.
Sevginin yer bulamadığı önceliklerim,
sevgi dışında cüceliklerce parsellenmiştir ..
Hiç kimseye ve hiç bir şey söylemenin gereği yoktur
Çünkü sevgilerim,
ben,
bugünü kurtarmanın telaşındayken örselenmiştir ..

Açtır sevgilerim,
gürül gürül sel sularına hasret
kurumuş bir dere yatağıdır ..
İçin için yanan
yüreğin içini kasıp kavuran
ama
buz tutmuş çemberini eritip dışa vuramayan bir kor gibidir ..

Anlaşılması
bilinmeyen dilde yazılmış bir roman kadar zor
ve
iki mısradan müteşekkil bir şiir kadar kolaydır
benim sevgilerimi anlatmak.

Karmakarışık yüreğimin en sakin köşesi,
Sıradan yaşantımın
fırtınalar kopan sıra dışılığıdır.
Hem sığdır,
hem de dibi görünmeyen bir okyanus derinidir ..

En umulmadık yerde ve
hiç beklenmedik zamanlarda fışkıran kaynak suyudur benim sevgilerim.
Katıksızdır,
buz gibidir ve,
billur gibidir ..
Önce toprağı,
sonra dere yatağını doyurur suya,
ummana karışıp gider çaresiz ..
Kaynağın akıp giden sularına takılan yürek,
şaşkındır, talimsizdir, beceriksizdir.
Sevgi bir adım ötesinde
ve kayıp giderken avucundan,
O,
bir türlü dile getiremediği sevdasının yerine koyacağı
"kavuşamama türküsünün" bestecisidir.
Sonsuza dek akması mümkün olmayan sevgi ise,
"Bu kaynağı da kurutma" der gibidir ..


 

Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
25 Nisan 2008 Cuma 03:06:25

 

Abdullah bey sizin söylediğiniz de doğru olabilir elbet ki..

Ne denilebilir ki, aşk bu... sağlaması da yok üstelik çarpma gibi..

ancak yaşayanların, yaşadıklarını sananların, yada yaşamayıp yaşamayı hayal edenlerin tasavvur ve telafuzlarıyla biçimleniyor... ıspatı da yok, kanıtı da.. İlk bakışta geçmiş olmuştum, tecrübeyle sabit bir yorum, keşke geçmemiş olabilse...

Sevgiyle..

 

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
25 Nisan 2008 Cuma 16:44:47

MUTLULUĞUN MESAJI
> Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
> Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
> dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
> temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
> dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
> sıkkındı, birde sinirlenmişti.
>
> Alaycı bir ses tonuyla :
> - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
>
> - Hayır çikolata parası lazım!
>
> Bülent`in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali
> de başka oluyor diye düşündü.
>
> - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
>
> - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da
> bulamadıysak aç yatarız.
>
> Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.
>
> - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?
>
> - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.
>
> - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?
>
> - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata
> götürmek istiyorum.
>
> - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.
>
> - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona
> bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata
> götürdüm. Çikolatayı çok sever.
>
> Adamın söyledikleri Bülent`in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga
> etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile
> kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı. Oysa eskiden
> denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.
> Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey
> onu rahatlatmıyordu.
>
> Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek
> mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.
>
> - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
>
> Bülent`in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından
> başka bir şey çıkmadı.
>
> - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.
> Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.
>
> Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.
>
> - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.
>
> Adam çekingen çekingen oturdu yanına.
>
> - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?
>
> - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
> doyururlar.
>
> - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?
>
> - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.
>
> - Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en
> fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.
>
> - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.
>
> - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa
> sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.
>
> - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.
>
> - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık
> evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga
> ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız,
> işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin
> yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?
>
> - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
> Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan
> daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
> Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey
> olan.
>
> - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet
> ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?
>
> - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
> anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
> yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu
> bildiğinde ancak mutlu olur.
>
> - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?
>
> - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne
> kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.
>
> - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?
>
> - Küçük kızı severek.
>
> - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?
>
> - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
> vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da
> o kadar mutlu edersin.
>
> - Nasıl yani ?
>
> - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep
> beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.
> Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep
> prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak
> isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz
> küçük kızlar. Öyle değil mi?
>
> - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her ak

Ebru (Ebruliden)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
246
26 Nisan 2008 Cumartesi 04:05:59

 

doğru söze ne denir...

 



Yasmin (Yasmini)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
247
23 Mayıs 2008 Cuma 05:30:11

 

Boğaz
Kanıyorken size kalbimdeki en gizli yara
Geçiyorduk hani sandalla hisardan hisara
Baktınız hayli zaman öyle ki durgun suya siz
Sonra bir aşkı anlattı ela gözleriniz.
Ağlayan bahtına yahut gülen sevgililer;
İstemiş kaç gece can vermeyi canana meğer!
Geçmiş üstünden ilahi nice yazlarla bahar...
Görmemiş aşıkı güldürmemiş avare sular
İşte dün aynı tahasüsle dolaştım boğazı
Kokladım bir sarı yaprakta o hülyalı yazı
Gönlümün en dolu hasretle coşup yandığı an
Bir hayal belirmiş gibi ta Kanlıca’dan
Uçtu rüzgarla sevincim ve vurulmuş gibi ben
Döndü bin alemi aşkın o ilahi tepeden
Ey yanan kalbimin avazına bigane boğaz
Geçti bak hasılı sevda diye sevda diye yaz
İşte bu son faslıdır artık boğazın
Gidiyor bilmediğimiz bir yere ahengi yazın
Tutuşur pembe bulutlarla yamaçlar yer yer
En güzel gölgeler akşamla İstinye’ye iner
Ay matemle ufuklarda durup
Seyreder böyle guruplarla bir günün bittiğini
Her biten günle bir ömrün göçüp gittiğini
Değişir lakin bu hüznün ve ahın ötesi
Duyulur bir yalıdan tamburun en tatlı sesi
Uçuşur ruhları mızrabın tılsımlı atı
En sonra başlar ufuklarda ayın saltanatı
Kurulur Göksu’da aşıklara bir sırça saray
Her gelen ve geçen yolcuya açılmaz kapısı
İşte aşkın böyle kurulmuştur o ilahi yapısı...

Hüseyin Mayadağ

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Mayıs 2008 Pazartesi 16:11:31

Yiğit (ts1112511870)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
307
26 Mayıs 2008 Pazartesi 16:13:28

Sayfa:1 - 2 - 3İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa