|
| Gönderen | Mesaj |
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
21:37:25
|
|
|
bir tutkuyu tarif edebilirmisiniz
hayır
edemezsiniz tutkuyu
asla anlatılmaz ve
anlatamaz
anlatışlan şey ise
asla tutku olmaz
olamaz
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
21:37:45
|
|
|
|
tutku tek başına bir anlamdır
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
21:38:53
|
|
|
yanına gelen her kelimeye bir anlam katar
tutku
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
21:40:16
|
|
|
tutkulu bir bsakış tutkulu birsöz
tutkulu bir sarılma
tutku
hiç bir zaman anlam yitirmez
herşeye anlam katar
anlatılşmaz
sadce yaşanır işte bu tutku
|
|
|
21 Nisan 2008 Pazartesi
21:41:09
|
|
|
BAZEN BİR SESLENİŞTİR BAZENDE DE BİR BAKIŞ
DERİNLEMESİNE BİR ATEŞ
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:28:26
|
|
|
Size katılıyorum kesinlikle, TUTKU, çok özel bir kelime, ve iyiki seçmişsiniz.. aslında kelimeleri derinine irdelesek, yatırsak masaya, inanıyorum ki yaşamsalımızda bir çok şey daha anlamlı olacaktır...
Birden aklıma ne geliverir acaba, konu TUTKU olunca, size katılmak ve paylaşmak istedim, bakalım ne çıkacak..
Anlamlandırma şeklinize kesinlikle katılıyorum, adlandırılamaz bir his, hani denirya aşk için
"aşk hissettiğin hissi, hissettiğini hissettiğin an hissettiğin histir"
misali, tutkuda öyle kanımca, kişiye özel, örneklendirilebilir belki başkalarının yaşamlarından hisselerle, şöyle yaptı böyle yaptı ona bunu tutkusu yaptırdı misal, zira içte yanan bir şey, közü doğuştan yüreğe katılan her bireyin farklı farklı miktarlarda nasiplendiği bir şey, hatta çoğu zaman kişi içindeki tutkunun farkında da değil, bazan keşfedilmesi yıllarda alabilir, onu içinizde hissedersiniz, yaşam yolunda orda yüreğinizde bir yerdedir, siz yolunuzda ilerlerken tutkunuz sizi etkiler, hisseder ve keşfederseniz ki siz tutkulu bir insansanız, ilk öğrenmeniz gereken şey tutkunuzun hakimi olabilmek olmalıdır, çünki oradadır, tutku bencildir tek başına, ve varolmak ister, tutku bir diktatör de yaratabilir bir deha da çıkabilir ateşinden, siz farkına varamamışsanız sizi esir edebilir, ve kendiniz ve çevrenizdekiler için yangın olabilirsiniz, çünki yanmak ister alev alev, etrafına geçmek ister yayılmak ister, yanamıyorsa, yayılamıyorsa döner sizi vurur, içinizi yakar, kendinizi boyutu büyük ruhsal yıkımlar içinde bulabilirsiniz, ama farkında iseniz ve elinizde tutabiliyorsanız tutkunuzla bir Edison olabilirsiniz, çünki siz özelsinizdir, bir çok insanda olmayan o tutku denilen güce sahipsinizdir, inançla ilerlersiniz tutkunuzla, kimse sizi yıkamaz, durduramaz, tutku var ise mutlaka keşfedilmesi ve farkedilmesi gereken bir güçtür kendiniz ve çevrenizdekiler için, eğer ailenizden biri mesela tutkularını içinde bastırılmış olarak yaşıyorsa ve bu enerji dışa çıkamıyorsa hem kendi hemde çevresi için sorun olacaktır, çünki tutkunun gücü yüreği aşar, hatta belki mantığı dahi aşabilir, o debisi yüksek sakin bir görünümde akan bir nehir gibidir, gücünü sakin dış görünüşünden anlamayabilirsiniz, onu iyi yönde harekete geçirip elektrikde elde edebilirsiniz şehirleri yerle bir eden sele de dönüştürebilir farkedilmemişse... o iyi amaçlar için ve güzellikler için kullanılması gereken ama mutlaka kullanılması gereken ne yazıkki sadece seçilmiş olanlar olarak adlandırabileceğimiz kişilerde varolan bir güçtür, onun varlığı zaten kişiyi seçilmiş yapar zira..
Çevrenizde tutkulu insanlar varsa mutlaka bunu farkedersiniz, farklıdırlar, ne yapıyor olurlarsa olsunlar mutlaka farkedilirler...
ilk anda aklıma gelenler bunlar..
Sevgiyle..
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:34:13
|
|
|
Tutkulu insan yaptığı işe mutlaka yüreğini katacaktır,
tutkulu insan ne yapıyorsa yapsın amacından asla vazgeçmeyecektir,
tutkulu insan mutlaka enerjisini çevresinede yayacaktır,
ve tutkuyla yapılan şey her ne olursa olsun farklı ve özel olacaktır...

|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:37:56
|
|
|
alkış
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:38:45
|
|
|
ben bu sözleri daha önce devrim denen bir arkadaşım var ondan dinlemiştim .
akabinde sizdende binlemek okumak hoş
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:42:59
|
|
|
tutku bir diktatör de yaratabilir bir deha da çıkabilir ateşinden, siz farkına varamamışsanız sizi esir edebilir, ve kendiniz ve çevrenizdekiler için yangın olabilirsiniz, çünki yanmak ister alev alev, etrafına geçmek ister yayılmak ister, yanamıyorsa, yayılamıyorsa döner sizi vurur, içinizi yakar
bu kelimeleleri çok dakkat etmemi söylemişti
yine brigün tutkudan söz açıldı .sizin yazdıgınız şeylerei anlattı.ama en önemlisi etrafını kendini yakmamak dikdatör olmamak esir olmamak demişti
onu hatırladım
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:50:58
|
|
|
ne güzel, şimdi bende aynı yönde bir yoruma tanıklık ettiğim için çok daha emin oldum doğru düşüncelere sahip olduğuma..
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:53:00
|
|
|
siz dogru olanlarsınız
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:53:23
|
|
|
Yağmur
Yeşile düşünce toprak Suya düşünce deniz Yüreğime düşünce yar kokan yağmur Yalnız değilim seninleyim bu gece Seni dinliyorum davet eden sesini Ama vakit geç sokaklar ıssız Işıklar sönmüş uykuda şehrim. Islanmak güzel olurdu damlalarınla dans etmek Üşümek, ürpermek senin dilinle yari öpmek Rüyalarda... İçimdeki hazin duyguları okşama İsterdim ki yalnızlığıma bir kelepçe takıp Götür beni ona... Yapma bunu bana yağmur Çelme aklımı anımsatma Ve unuttum sanma tanığısın büyük sevdamın Sen varsın O yok belki de hiç olmamıştı Boşver be yağmur uyumalıyım artık bu gece Sen varsın yanımda Sesinde binbir nağme.
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:53:32
|
|
|
tutkulu bir insan yaşayan bir insandır diyebilirmiyiz,
çevremizde tutkulu insanların tutkularını iyi yönde takip edenlerin
çokça olması dileğimle..
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:54:43
|
|
|
özletiyor bu sağanak sırılsıklam özletiyor..bu yağmur hiç dinmeyecek
işte buda bir tutkudur
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:55:57
|
|
|
Ve sende doğru bir insansın şu kadarcık tanıklığımdan edindiğim fikrimce genç arkadaşım..
İyiki varsın..
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:56:28
|
|
|
tutku bu uzar gider bir sonuca varılabilirnir
|
|
|
22 Nisan 2008 Salı
16:57:19
|
|
|
sizin görüşünüzdür tşkler
|
|
|
23 Nisan 2008 Çarşamba
16:58:06
|
|
|
O’nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O’nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O’nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O’nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O’nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O’nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O’ysa... her filmin kahramanı O... her roman O’ndan söz ediyor, her çiçek O’nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O’nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O’na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümlealem bilsin istiyorsanız... O’nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O’nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız... kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bugün sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|