| Gönderen | Mesaj |
|
22 Mart 2008 Cumartesi
09:30:15
|
|
|
ölümsüz aşk Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde: - Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor: - Bir aya kalmaz geçer, demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı : " Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
SANA KALBİMİ VERECEK KADAR SEVİYORUM CANIMSIN SENSİZ BİR KALBİ NE EDEYİM!!!!!!!!!
|
|
|
3 Nisan 2008 Perşembe
20:08:40
|
|
|
kapına gülller koyan. telefonda dinleyip susan gölgen gibi peşinde koşan bendim bendim. camına taş atan .içip içip aglayan yoluna adını yazan .bemndim dendim ben. çilek dudaklarından yapışıp kalacam gözlerinden kalbine akacam. yar. senin için bu şehri yakacam senin aklını alacam.
|
|
|
3 Nisan 2008 Perşembe
22:17:47
|
|
|
kaLk gururum !! bugün burdan gideLim ne olur ona yeniLmeyeLim.. hadi dik dur toparLan gideLim!.. geL GURURUM !! her zaLim böyle deiL eğilceksen sen gerçek AŞK`a eğil !! gözLerinden kurtuLda gideLim.. tesLim etme beni ona.. son keLime AŞK`tan sana.. ARTIK SENİ SEVMİYORUM!! kaLbime dönüyorum sevdama ağLıyorum.. UMRUMDA DEİLKİ ONURUM.. AŞK benim sonum!!!
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
17:38:13
|
|
|
bir hasta bakıcısı bakıyor gözlerimin içine derinn derin hemde kusursuz bir kabus gibi bu karşımda duranlar neydi peki yaşadıklarım yaşattıklarım? oysa herşeyin en iyisini istedim ben acının bile onun bile en iyisini istedim bir adam bakıyor gözlerimin taaa derinlerine gözbebeklerim titriyorr çenem uyuşuyor konuşmak isteyip de konuşamadığım konuşsam sölicek olduğum cümlelerin büyüklüğü sarmış olacak adamın vücudunu ki söylemeyeyim diye bakıyor ısrarla gözlerime çekiyorum bakışlarımı üzerinden olmuyor yasak hissediyorumm ya inatla bakıyorum acaba ilk kim başlıcak dökülmeye o nefrettle doldurulmuş sözcükleri? acaba kim önceden ağlamaya başlayacak? "acaba hala seviyormuyum" diye kendime sorduğum anları hissedecek mi bana bakarak? hissedecek mi acılarımı? beni benden iyi tanıyacak mı? gözlerime ısrarla bakıyor bir adam içime işlemek istercesine bakışlarını ve bense tırnaklarımı yiyorumm belki korkudan belki zaman zaman çekindiğimden bu huzurdan ısrarla bakma gözlerimin içine be adam görme yaşadığım bu acıyı çek git son kez son kez ağlat gözyaşlarımı birdaha bekleme gözlerimin sana bakmasını ben huzurla doldurdum avuçlarımı kokluyorum her yeni günn çek git be adam al bu sabrımı da parlak gözlüklerimin camlarına yansıyan o koltuktaki rahat oturuşunun görüntüsünü de al çek git!
[ küçük kaLp kırıntınız .]
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
18:28:43
|
|
|
paylaşımın için teşekkürler eline sağlık.
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
18:35:30
|
|
|
Hele Bir Yol Sefa Geldin Desene
Böle midir sizin ilin töresi Hele bir yol safa geldin, desene Geçer bu güzellik sana da kalmaz Hele bir yol safa geldin, desene
Öl dediğin yerde ölürüm , derdin Kal dediğin yerde kalırım, derdin Her derdine derman olurum, derdin Hele bir yol safa geldin, desene
Sarardı gül benzim ayvaya döndü Hakk`ı söyledikçe müşkülüm kandı Ayrılık ateşi sinemi deldi Hele bir yol safa geldin, desene
Yatarım Muhammed, kalkarım Ali Gittiğimiz on`ki İmam yolu Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hele bir yol safa geldin, desene
Kırmızı güller solmaz mı sandın Pir Sultan Abdal`ı gelmez mi sandın Bir safa geldin de demez mi sandın Hele bir yol safa geldin, desene .
PİR SULTAN ABDAL
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
18:35:46
|
|
|
tşkler gül
|
|
|
4 Nisan 2008 Cuma
18:42:44
|
|
|
TOPLARIM KALBİMİN KIRIKLARINI YERDEN BATMASIN AYAKLARINA.
BAGLARIM MARTI AYAGINA ATSIN DENİZE
En çok senin yanında üşürdüm sen beni her zaman üşütürdün de haddimi aştığım zamanlarda sana yaklaşmayı denediğim zamanlarda yani en acımasız soğuğunu çarpardın üstüme çok toydum dayanamazdım buz kesilirdim ve son bir vuruşla paramparça etmeyi de ihmal etmezdin o buz kütlesini her seferinde
Yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını...
Suya benzerdin musluktan damlardın mesela ben uykuya dalmadan hemen önce uykumu bölmek için yada durup dururken bir salgın hastalık getirirdin uzaklardan bana armağan ederdin hiç bi şey yapmasan ayakkabımın içine girerdin tam da evden yeni çıkmışken ben
Sen basbayağı suya benzerdin ne zaman kötü hissetsen kötü hissettirmek için yokuş aşağı akmaya başlardın bütün gücünle tabi ki ben olurdum yokuşun altında ve her zaman hazırdı savunman; yokuş yukarı nasıl akacaktın ve tabi ki gövdemi parçalardın sen benim gövdemi parçalardın da
Yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını...
Sen suya benzerdin ya sensiz olmazdı olduğu kadar da olmazdı yani ben bir hiç kimseydim
Ama yine de ben toplardım yerlerden kalbimin kırıklarını...
SIRF AYAKLARINA BATMASIN DİYE ...
|
|