| Gönderen | Mesaj |
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:10:18
|
|
|
bozuk moralimi düzelttiniz valla helal size
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:13:58
|
|
|
sevindim duzelmesine lafi deismede sira sende hadi bakalim ))
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:15:58
|
|
|
ARKADAŞLAR BUGÜNLÜK
YETER DİCEM BANA İZİN
EKLEMEK İSTEYEN BUYURSUN
SOYADIM:karlidag
allaha emanet olun gönlünüzden güzellik eksilmesin
hayırlı akşamlar
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:18:52
|
|
|
|
tmm arıyorum az bekleyin
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:24:27
|
|
|
Kopenhag`da bir genç doğum kliniğine girip danışmaya başvurdu:
— 48 numaralı odada yatan genç kızla görüşmek istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu: Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın? Ben mi? Erkek kardeşi? Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:
— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben de annesiyim...
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:25:27
|
|
|
hahaha ))))
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:28:07
|
|
|
Nasrettin Hoca evlen meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka rırlar. Şöyle huylu! Böyle soylu! — Dünyalar güzeli... Hoca`nın gönlünü çelerler.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah`ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:
— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki me görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün... der..... ihi ihi
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:30:20
|
|
|
hahaha koptum yaa ))))))))))) superrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:31:33
|
|
|
Hoca`nın hanımı çok gezermiş. Düğün-dernek, bayram-seyran... dolaşırmış.
Hoca`nın dostları:
— Hocam, yenge biraz çok do laşmıyor mu? derler.
Ne de olsa hatunu. Hiç laf söy-
letir mi Hoca... Hiç sanmıyorum, der ve ekler: O kadar dolaşsaydı, bazen bize de uğrardı... buda komik ya ilahi hoca ehe ehe
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:36:22
|
|
|
))))))))))))))))))
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:37:21
|
|
|
İstanbul`a yeni gelen köylü, ku yumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için: Hemşerim, dedi, ne bakıyor sun öyle? Hiç... Bu dükkânda ne satılır diye merak ettim de... Çocuk güldü: Eşek kafası satılır. Allah versin... Alışverişiniz yolunda olmalı... Nereden bildin, dayı? Baksana, koca dükkânda seninkinden başka kal mamış!
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:38:12
|
|
|
|
ee aylin sen de sıra dedin sen hiç yazmıyorsun akıllım yok öyle yağma hadi bakayım sende fıkra gönder
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:44:42
|
|
|
ben koptum yaa      
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:49:45
|
|
|
Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin-
cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek tak sinin yanına geldi, sert bir sesle sordu:
— Levhayı görmedin mi?
Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu:
— Görmesine gördüm de sizi görmedim...
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:50:23
|
|
|
|
h.g deli kız hadi sende yaz fıkra
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:51:25
|
|
|
Adam kaynanasıyla birlikte Avrupa gezisine çıka caktı, arkadaşı sordu: Yahu sen hep kaynanandan yakınıp durmaz miy din? Şimdi de Avrupa gezisine mi çıkarıyorsun? Ne yapayım kardeşim, sık sık Avrupa`yı görme den Allah canımı almasın! deyip duruyor... Benimki, bir umut işte... işte fıkra budur ya aha aha aha
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:56:47
|
|
|
Tembel bir öğrenci, yazılı kağı dına şu satırları yazmış: — Yürü boş kağıt, yürü... Öğretmenin yüzünü gör de gel.
Üç zayıfım vardı, dört oldu mu sor da gel...
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
20:58:39
|
|
|
Müthiş bir eleştirici olan bir Bektaşi yazar, kadınlar hakkında öyle bir kitap yazmış ki söylenmedik söz bırak mamış. Bunun üzerine on- beş kadar kadın biraraya gelerek yazarı dövmeye ka rar verirler. Bir gün Bektaşi evine giderken yolunu kesip bağırmaya başlarlar:
— Sen bizim hakkımızda bir kitap yapıp aleyhimiz de türlü türlü şeyler yazmışsın. Biz de seni öldürünceye kadar dövmeye karar verdik. Birer kamçı alarak buraya geldik. Cezana hazır ol, diyerek kamçılan göstermişler.
Bektaşi kadınları yatıştırmaya çalışmışsa da başarılı olamadığından dayak yemeğe razı olarak:
— Fakat bir şartla. Birinci kamçıyı içinizden en çir kin olanı vuracak, demiş. Kadınlar bu şartı kabul etmiş ler.
Fakat ilk kamçıyı vurmak için kimse öne çıkmayın ca, bu dayak faslı da yarım kalmış....tuttum bu fıkrayı ihi ihi
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
21:25:13
|
|
|
|
herkese slm kanka bi açıldın pir açıldın.bi gün şiir bi gün fıkra çoştun yine kankaaaa anlat anlat krize girecem
|
|
|
2 Kasım 2007 Cuma
21:28:41
|
|
|
|
h.g kanka deli kız seni benimi var akıllım benim ilham kaynağım oldun bende yaptım
|
|