|
| Gönderen | Mesaj |
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:25:03
|
|
|
Saçlarından bir tek teli
Koparsaydı sevda yeli
izin alıp Allahım´dan
Ben koparırdım kıyameti
Şimdi ise gidiyorsun
Anladım ki sevmiyorsun
Bari bırak bundan sonra
Senin adın yalan olsun
Hayalimi kaç yağmur ıslattı benim
Gözlerimde bir bilsen kaç güneş battı
Ben severken vurgunu kalbimden yedim
Sen bilmem ki kim bilir hangi düştesin
Beddualar ruhumu sardı
Beni gören hep sen sandı
Söylesene ne olursun
Senin günahından sonra, cehennemde yer mi kaldı
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:31:32
|
|
|
|
eeee hayırlı olsun diyelim bizde
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:32:41
|
|
|
|
evet desdek olalım dimi kadir kardeş
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:35:00
|
|
|
eyvallah beyler halolar teşekkürler hepinize allah razı olsun kardeşlerim
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:36:46
|
|
|
Senki bilmiyorsun hangi yağmurlarda ıslandığımı Hangi girdaplarda yasadığımı Hangi bulutların gözlerime yağdığını Yüreğimin hangi gecelerde ağladığını İsyanlarımın sebebini de anlayamazsın benim yaşadıklarımı yasamadan Aniden içimde kopan fırtınalarıda
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:39:56
|
|
|
benden tesbih
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:42:00
|
|
|
bendende çakı olsun bari
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:54:37
|
|
|
BENDEN TESBİH...
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
19:59:36
|
|
|
|
BENDEN ÇAKI
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
21:53:20
|
|
|
BEN DEN KALP

ACILARA KALP DAYANMIYOR ÇÜNKÜ
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
21:55:22
|
|
|
BİR TANE DE KOYUN

DÜŞÜNMEKTEN KAFAYI SIYIRMAMAK İÇİN.
|
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
22:07:27
|
|
|
iki oda kiraladim, biri yalan sevenler biri ise gercek sevenler odasi ama hic kimseye soylemedim bunu gunden gune takip ettim herkesi yalan sevenleri bir odaya, gercek sevenleri ise bi odaya tiktim bu boyle bi muddet surdu sonucu cok merak ediyosunuz dimi? ben hic sasirmadim sizde sasirmayin yalan sevenler daha coktu gercek sevenler arasinda ise sadece bi kac kisi vardi sonra herseyi anlattim onlara yalan sevenleri cogu kabullenemedi bir turlu tamam dedim, cikalim bir binanin sonuncu katina hadi cesaretiniz varsa atlayin bakalim.. herkes bakakaldi ne oldu dedim hani sevdiginiz icin caninizi feda ederdiniz? hepsi de kaybolup gitti gercek sevenlerle birlikte basbasa kaldik onlarla beraber askimizi ispat etmek icin, sevdiklerimiz ugruna canimizi feda etmek icin atliyorduk derken arkadan bizi yalan sevenler tuttu siz belli ki cok aci cekmissiniz sevdiginize onu olumune sevdiginizi ispat edememissiniz dediler oteki dunya da onlar da gercekleri ogrenecekler biz sahidiz en onemlisi ALLAH sahit dediler.. bizim agimizimiz ise acik kaldi..
SIMDI SORUYORUM SIZE BENI HANGI ODAYA KOYARDINIZ??
bu dunya da yalan sevenlerin gercek sevebilmeleri icin mucadele edecem, buna gucum yetmez, zaten yettigi kadar..
tugba memis almanya, 2006
kim gucluymus kocum gor, ac gozlerini olma oyle kor, sen git kendine kefenini or, tabutunda benden sana soz..
tugba memis kutahyayer6 2007 DISS`INDEN bir parca..
emoş ablamın yayınıdır alınmasım canım ablam
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
16 Mayıs 2007 Çarşamba
22:17:01
|
|
|
|
iyi geceler mustafa
|
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
11:22:15
|
|
|
SENİ İSTİYORUM
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyeceğimi biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep; dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni, Payıma düşen her şeyi erteledim. Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda bozulurdun, bozulmayan bir ‘şey’din...
Gidilecek bir yer olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir ‘şey’din... Uykuda görülecek bir rüya olsa uyanırdım, beni rüyamdan uyandırmayacak bir ‘şey’din... Simsiyah saçların olsun istiyorum, ama bahtın değil... O gün seni gözlerinden, Anafatma’dan, üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem, aklına ırmaklar gelir. Düşün ki yılan dağından aşağı iniyoruz ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz. Öyle bir ‘şey’sin sen... Seni düşündükçe yoruluyorum desem dünyanın en büyük yalanı olur. Yalanım yok...
Bu günden yarına ne kalır bilmem, ama sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi... Yaşadıklarımız azdı, zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi. Bu gün şarkı söylüyorsam, o gün şarkı değil, şarkı gibi seni yaşamak isterim. Halkıma benziyordun, bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep. Gezmediğim yerin kalmadı, bazen yasaklandın bana, bazen suç gibi boynumda taşıdım seni.
Yedi telli sazımla bile tam anlatamadım. Sen bir uçurum gülüydün, ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm. Yasaların bile tanımlayamadığı bir ‘şey’din sen. Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun, uzundun, inceydin, dokunduğumda nereli olduğumu seninle hatırlardım. Bana hep kendimi hatırlatan bir ‘şey’sin sen... Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama bugün değil, yarın gibi bir ‘şey’sin sen...
Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken, sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda. Kabul ediyorum. Dünyaya bu kalsın, ama sen bilme... Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var? Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin. Bilme!..
Bugün her ölümle biraz ölürken, seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden. Gecenin en karanlık yerindeyim, bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan yine de istiyorum seni. Sadece benim seni anladığım, kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği, ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni.
Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan. Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak, “günaydın” der gibi sokağa fırlamak ve şarkı söylemek istiyorum sana.
Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar... Bana yetmiyor. Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum. Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur...
Gelincikler gibi bir mevsim değil, dört iklim, köşe bucak, kim ne derse desin geri dönecek yerim yok, bir kentin ortasında çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni. Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
11:27:35
|
|
|
|
günaydın ablacım.
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
12:01:13
|
|
|
Al iste yine gunes dogdu, sabah oldu sana sormadan ve kalkmak uyanmak zamani geldi gundelik vazifelerini yerine getirmek icin. Ne o, basin mi agriyor, yoksa gozlerin mi uyuyamamaktan isyan ediyor gibi bir halde yatakta dogruldun. Kollarini destek et de kalkmaya calisir halde iken tansiyon falan duser sonra basin doner gibi olur tesebbusun sendelemeyle sona erer. Ya da bos ver nasilsa ikinci bir hamlede kendi kurtariveririsin yatak denen uyku vahasindan, ve hayat colundeki gundelik bedevi yolculugun artik baslar artik.
Yol denen icat, acaba insanlar duz cizgide yurusunler ve yurumeye alissinlar diye mi, zaten disaridaki dunyada varolacak cizgi takintindan kurtulman icin mi, yoksa hani o guzel paytak ayaklarin evin icinde yapacagi terliksiz ve corapsiz kisa yolculuklarda usumesin, donmasin kucucuk parmaklarin diye mi icat edilmistir? Zira uyku kardes de henuz senin yakani birakmamistir bu kadar ulvi bir konuyu dusunmen icin. Burnun ve gozlerin senkronize bir sekilde yari kapali -ya da iyi tarafindan bakalim- yari acik vaziyetteyken banyoya duhul et, ayna denen insanligin en eski ve en gereksiz icatlarindan birinin karsisina dikil ve cinsiyetine gore, karsi bir hal al karsindaki sana benzeyen, seninle aksi gozleri kirpistirip duran ve seninle dalga gecen mahlûka.
Yani bir sac ancak bu kadar karisabilir, ancak bu kadar yaglanabilir ve ancak bu kadar felaket gozukebilir diye dusunurken, keske dagda yasasam da kafama sapka takip ciksam kimse benim sacimla basimla ilgilenmese ya da zaten hayatima butunuyle ortak olan seytan oturdugu yerden itekliyor beni yine hadi kalk diyor kalk da git kafayi sifira vurdur hem sen rahatla hem ben, zaten kusun kici gibi olmus tepen kabarmis kabarabildigi kadar diyor, ama hayir sen bu sefer kanka seytana uymayacaksin degil mi?
Disarida firtinadan hallice ruzgarlar eserken sen yine yari kurutulmus saclarla disari cikacak ve sinuzitle Rus ruleti oynamaya mecbur kalacaksin, ama ne yapalim toplum ahlaki bu kafandaki saci onaylayamaz degil mi? Banyoya girmeden once her zaman yaptigin gibi suratina carp su soguk suyu, yandim Allah diye icin icin bagirirken, carcabuk capak kir ne varsa temizleyiver suratindan ve bir daha dus alip saclari duzene sokmak meselesini dusun! Alternatif bir sac jolesi kutusu aynanin onunde her zamanki yerinde bir asker edasiyla haz`rolda bekliyor, ancak kafaya jole surmekten yedin bitirdin saclarini be kardesim, kepekten, kiriktan gecilmez oldu, uc tel sacin vardi onlarda havasizliktan heba olacak, sen en iyisi kisa ve oz bir dus seansiyla kendine gel ve saclarini da duzeltiver, yikayiver bilmem kac bin vitaminli yika bas git sampuaniyla, oh ne guzel rahatlayacak iste sac diplerin daha ne istiyorsun?
Bu kadar nazlanmanin anlami yok iste, biraz prensip sahibi ol, her sabah ayni naz, kime yapiyorsun kendine mi? Al iste girdin dusa carcabuk hem iliklerin de isindi bak sicak suyu yiyince oh misler gibi de oldun her cinsten insan senin o muhtesem sampuan kokuna da tav olacak, ama zaten senin karsi cinsle ilgili herhangi bir problemin yok ki, aslanlar gibi kim varsa donup bakmiyor mu sana, hem banyoya girmeden once igrenc icada bakarak son bir ciplak halini kontrol edip kendini begenmedin mi? Cik hadi disari gec kalacaksin yine yetismen gereken yerlere sonra kosturmak hic de hosuna gitmez zaten, yeni banyodan cikmis vucudun gereksiz terleyecek yaglanacak, kirli hissedeceksin kendini, olmadik takintilarin bas gosterecek, durduk yerde ter kokuyormus gibi kendi kendini koklayip acaba duydular mi diye rahatsiz olacaksin ve zulandaki parfum sisesini gereginden fazla ustune boca edip, yasli kokanalar gibi kokacaksin.
Tabii usumek gayet dogal disar da yagmur varken banyodan cikmisken, ustelik igrenc icat yine igrencligini yapti degil mi, bugulu yuzunden sana islak sican halini gosterip alay ediyor iste cabuk giyin de resmi yuzunu gorelim bir de! Ya banyoya giderken neden terliklerini giymeyi unutuyorsun bak yine her yer islandi kurulamak gerekir, hadi banyo ortulerini bos ver, evin icinde kar adami Yeti gibi ayak izleri sonra kuruyacak imza gibi birakacaksin fayanslarin, karolarin, mermerlerin uzerinde ve sonraki banyo ziyaretinde de coraplarin islanacak henuz kurumayan izlerden, sinir olacaksin. Daha da otesi basarsan eger parkelere sonradan kuruyan su matlastirmaz mi cilayi, kabartmaz mi hic dusunmuyorsun sabah sabah bak ne kadar cok stres oluyor sana terlik meselesi.
Kiyafetler ne olacak peki? Tum hayati kararlilik icerisinde gecen bir insan bile bu konuda kararsizlik cekmez mi zannediyorsun; bittabi eger Einstein gibi ayni takimdan elli cift bulundurmuyorsa dolabinda, o bile bir onceki gun giyip de kirletmedigi kiyafetle yenisi arasinda kararsizlik cekecektir. Ne yapalim siradan bir takinti bu iste takma kafana giy rengi ahenkli bir seyler, sonucta defileye ya da gorucuye gitmiyorsun ve hayatinin askiyla da karsilasacaksan dahi seni oldugun gibi kabul etmeyecekse varsin kabul etmesin; ego denen bir sey var, her gun insanlara iyi gozukursen ve canin siradan bir seyler giymek istediginde tepki toplamaz misin, egonu tatmin etmek icin durmadan cici kiyafet mi giyeceksin?
Giyindin iste misler gibi de surundun parfumunu, acaba yine mi fazla kacti, aman artik bos ver koca gun seni idare edecek iste ne yapacaksin? Kos git aynada kendine bir ceki duzen ver kurut sacini basini, duzelt kendini bak vahsi dunya seni bekliyor, hanimis karizmatik bakisin bak bakayim bir daha, iste kim tutar seni be!
|
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
12:11:24
|
|
|
|
Abla ne iş günaydın diyon hemen kayboldun iş abla günaydın bu arada ablam.
|
|
|
Masal perisi (karaağaç)
4940
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
12:12:40
|
|
|
  günaydın canım.
|
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
12:19:45
|
|
|
|
nasılsın ablam?
|
|
|
17 Mayıs 2007 Perşembe
13:36:49
|
|
|
kadınmı?
Öperseniz beyefendi DEGILSINIZDIR,
Öpmezseniz adam DEGILSINIZ. İltifat edersiniz "YALAN" der, Etmezseniz bırakır GIDER. Her isteğine evet derseniz KAREKTERSIZ olursunuz, Karşı çıkarsanız ANLAYISSIZ. Çok yanına giderseniz "SIKILDIM" der, Az giderseniz küser. İyi giyinirseniz "ÇAPKINSIN" der, Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar. Kıskanırsınız "HUYUN KÖTÜ" der, Kıskanmazsınız "SEVMİYORSUN" der. Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar, Kendisi bir saat gecikirse "BUNDA NE VAR???". Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur, O buluşur "BİZİM KIZLAR" olur. Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur, Başka bir adam ona baktığında adı "HAYRANLIK" olur. Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister, Dinlediğiniz anda "NEDEN KONUŞMUYORSUN?" der.
Kısacası...
Sade ama çok karışık. Zayıf gibi ama çok güçlü. Akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran İnsanı çıldırtan ama mükemmel! Bu arada tercümelerin de kadın gibi olduğunu belirtmek isterim... Çok güzelse nadiren sadıktır, Çok sadıksa da nadiren güzel...Hayat yaşandığı kadar vardır. Gerisi ya hafızalardaki hatıra yada hayallerdeki ümittir. Hüsran ise, bir tek yerde kabullenebiliyorum, Yaşamak mümkünken yaşamamış olmakta
ASUMAN ABLAMIZDAN 
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|