kültür sanat > Mesaj Panosu > şiir köşesi

şiir köşesi


GönderenMesaj

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
16 Şubat 2008 Cumartesi 18:16:41

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK


Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

 

Adnan Yücel

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
17 Şubat 2008 Pazar 17:39:46

                  BİR KOMŞU KIZI İÇİN

 

Güneşin korkusuyla, gizlendim elbisemin ardına.
Can sıkıcı baharda, üşençle kalkıp giyindim.

Nadide bir mücevher bulmak kolaydır.
İyi bir adam bulmak neredeyse imkansız.

Yastıkta gizliden dökülmüş gözyaşları,
Açılan çiçekte kırılmış bir kalp.

Eğer Sung Yü`nün gözüne ilişebilseydim,
Ne derdim olurdu ki, bitişik evdeki delikanlıyla?

Yu Hsuan Chi


Feridun (fd_)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1403
17 Şubat 2008 Pazar 20:20:08

AŞK  UYKUDA

gitmeye yalnızlık düşmesin diye
aşk`ı damarında tutan elim büyür

zamanı incitemez
kan döken dudağın

gözlerim ölüme son durağın
önce deniz yıkılır

yaz gelir, ıslıklarız şehri
sarılmak ışığa vurulur, yaz biter

sevişme vaktinde gebeyiz
içimizde özgür balıklar

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
27 Şubat 2008 Çarşamba 19:58:35

DÜŞÇÜ

artık anımsamıyorum
her yanını
sarmaşıkların bürüyüp sardığı
kıvrılıp içeri dönen
denizdi
denizin esrarıydı
hayır
değildi

denizin esiriydim
demiyorum
içimdeki son duvar denizdi
demiyorum
yıkıldı ve kurtuldum
da demiyorum
içimdeki duvarların sonuncusuydu deniz
içimdeki duvarların sonuncusu da yıkıldı

yaz kırığı bir akşamdan ayaklarımı uzatıp
dayansam bulutlara
bütün düğümler çözülmüş de sanki
salt
kalbim karşıcı

ötekim sevebilir beni
ötekim sevebilir mi beni
belki
belki yeryüzü sensin
zaman sensin
iyesi olduğun
büyük saat de
diyen kimse

yaşam sensin
yaşam bedenin
kuş pastel tören artığı bir akşammış
değilmiş
arzu güvenli bir sığınak
değil mi
ki
raks boşlukta
rakkas ölümünü oynuyor
seni seviyorum diyen kimse
ey ötekim

siyah ölümün zaferiyle girdi günlerimize
gördün mü
cumartesiler de buruklaştı sonunda
kış da ödeşti şehirle

arkamdan kasaphavası çalsın kemanlar
bahçedeki kuyuyu kapatma

E.topaloğlu

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
28 Şubat 2008 Perşembe 19:22:06

KİR

 

 Ruhu bel fıtığı olmuş,haddinden fazla zorlanmış
hiç bir ada hiç bir ev hiç bir ağaç imdadına yetişmemiş
yükün altında begonya çiçeği taklidi yapmaktan fena halde canı sıkılmış
insanlardan umudunu kestikçe,sesi eflatun bir defineye, ki ;
keşfi imkansız, sonsuz kuyuların içinde
yankısı tümden telaş tümden tufan ve tümden yanlışlaşmış ..

ay çekirdeği gözlerimi boşluğa dayamış,boşluğun o keskin , o ıslak yüzünde
rutin bir kırmızı içinde hareketli nesnelere tavrını koymuş,
tavır gereği uçan sinekle bire bir düelloya tutuşacak kadar ahmak
ve yine tavır gereği hamile bir itin doğum sancısını
alnının ortasında taşıyacak kadar geniş bir yelpaze
dantellerin arasında el işlemeli bir ur
ve adaletin boşlukta maddeye uzanışı
konulan teşhisle uygulanan tedavi arasında ki o organik bağın müthiş uyumsuzluğunun
ardında geniş bir yelpaze
düşümdeki uru serinleten dantelleri huzurla havalandıran o erime noktası..

kaba taslak bir hesapla ciğeri beş para etmez bir ölümlü isem ;
boşluğun o onanmaz cesaretini kıramıyorsam
ve psikiyatrik bir vuruşla sersemlemekten
adaletin kanını akıtıyorsam dantellerimin üstüne
bu derece anti steril bu derece habis bir toplum olmuşsam kendi içimde
şimdi söyle neye yarar ; bir kadının önünde tanrısal sözler ve bedenimin tavafa açık tutulması
artık insan kanı suyun altına tutulmalı
evet ,evet!
kir
daha çok kir!

yani bildiğimiz aklın lekesi....

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
1 Mart 2008 Cumartesi 21:23:49

ŞARAP KOKUSU

 

Nicedir gökyüzü hasret mavisi
bulutlar yatağında beyaz pamuk
yastıksız kalan uykularda rüya
rüzgarın çağrısı bir garip sazda...

bu nasıl sema güneşi yangın
yağmuru ıslak öpüş duası
teni buğday kaçağı bu şehrin
sokuldukça koynuna esmer geceler
ne zordur kendinde solumak
bir rüyaya açılır göğsün
bir ışıltıdır düşer gözlerinde
sonrası, sonrası öykü düzmesi…

sırtıkara yüzlü düşün güzü alıngan
uzansan tanıdık gelir
unutsan yabancı kalır
elleri tele alışkın bir şarkıda hüzün
alçalıp yükselir deniz döngülü
uçuk sarı yaprak döküntüsü
zaman;
pırıltı alır gece satar
düş sevişir döş acır
ertelemeden
yeniden uyanır sabaha…

bu kaçıncı kadehtir kırmızı yalancısı
dudak izi tango kalıntısı
ellerim Darvin bir sancı
geçmişi uyutup
geleceğe çaldığı ıslıktı şarkı…

arşınlanan sokaktı acıyan yanımız
ayraç attığımız kısır umutlarda yürür
yürüdükçe arnavut kaldırımında bir dilber
inadına söverdi bir köşe şarapçısı
martılar hicaz bir bağırtı
incinen yazgının tellalı olurdu.

asi bir göçtür ömür
geceler, şehirler birbirine benzer
karanlık uykulara sabahtır beklenen
asma da koruğa
zamandır tat veren.

Bir üzüm tanesi tattı aşk asma da şarap kokusu

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
4 Mart 2008 Salı 20:12:01

Serseri

 

Gel uzun bir tatile çıkalım seninle
Koşalım varisli yalnızlıklara inat.
Yanımıza devrik cümleler alıp
Hayatı kışkırtalım.
Her durakta
Hırpalanmış bir şiir bırakıp
Kaçalım.
Ardımızdan şairler köpürsün
Serseri bilsinler bizi
Her yerde arasınlar.
Korkma,
Birbirimizin aklına yatarsak
Bulamazlar bizi.

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Mart 2008 Çarşamba 13:02:59

BAHARA İZİN

“Bahar geldi” diye yazdım içerdeki arkadaşa.
Dedim ki “tomurcuklanan yapraklar
gelecekten bir müjdeyi taşıyorlar
incecik kanatlarında.”
Dedim ki “çiçeklerin rengi yansıyor yüzümüze,
konuşkan kuşların sesi yüreğimize”

Bunları yazdım ve arkadaşımı düşündüm,
on yıllık hapsi ve daha yatılacak olanı....
Dikenli teller, demir kapılar ve beton duvarlar
izin verir mi baharın ulaşmasını
içerdeki arkadaşa?

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Mart 2008 Çarşamba 13:25:41

TUTSAK

Sen kıramadıktan sonra kabuğunu,

Ne fark eder,

dalda olman

                        toprağa düşmen…

v.ipek

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Mart 2008 Çarşamba 13:26:38

KÜÇÜK KIZIN DÜŞSEL AĞITI

Küçük kız kendi kendine ağıt yakıyor,
düşsel bir kardeşin ölümüne ağıt bu.
Küçük kız düşsel kardeşi tanımıyor,
ama ölümü tanıyor.

Küçük kız yemek pişiriyor düşsel konuklarına,
görülmez yemekler bunlar.
Bilmiyor yemeklerin ne olduğunu
Ama açlığı biliyor.

Küçük kız oynuyor küçük çöplerle,
büyük anlamlar yüklüyor incecik dal parçalarına,
ama bilmiyor yaşamın anlamı ne.

c.çakır

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Mart 2008 Çarşamba 13:28:26

VİŞNE LEKESİ

bir konuğum sadece: erkek ve yorgun

ten durgun; en kestirme yol günah: merhaba şehir

 -artık ay büyürse yalandır-

 

ikiye katlanmış bir evin içinde çocuklar

anneler ve babalar kadar katılaşır

içindeki prens ölür öpülüp durdukça:

nereden kapansa kapı sen biraz dışarıda

kirli bir tabak gibi bırakır kalbini

yol yorgunu her şeyi bilen yazdan yapılma acı

birisi öldürülmüş gibi erkenden sabah

gözlerin küser kendiliğinden anlasan

uyanmazsın: perdeleri çektikçe bir aydınlık

aynanda çekirge sürüsü

yeni örgütlenmiş bir anlam:

bundan daha yalnız olamazsın

 

istediğin sessizlikse önce kalbimi durdur

sözün acısı: vişne lekesi

o.akyıl

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
7 Mart 2008 Cuma 18:56:11

LA`L SOPRANO DÜŞLERİ

 I

“gibi’ye sone”

Ansızın gelecek gibisin.
Şuracıkta, köşede tanıdık bir yerlerde duran
iki elimin arasına konacak gibi yüzün.
Bir suyu avuçlar gibisin,
bir kadehi iki parmağımın arasına alacakmışım gibi.
Kırılgansın sevgilim, parçalandıkça sen, içimde çoğalıyor yüzler ve sesler ve küller.
Ansızın gelecek gibisin.
Bir aynaya, bir su damlasına, bir cam parçasına düştüğünde yüzüm, saçım, başım, dağınıklığım, pencereye düşecek gibi birazdan yüzün.
Beni toparlar mısın?
Çok fazlayım, eksilt beni,
Çarpma, bölme, kategorize etme,
Susuştu yüzün hatırlıyorum, kaçı bana ait gülümsenin,
en iyisi çıkar beni ama önce kendimden.
Nereye saklandım bilmiyorum,
neyi kaybettiysem lanet, bırak orada kalsın!
Yalnız, kırıklarımı topla,
yürür mü bilmem sana doğru
kör, topal!


II

“ıraksama”


Geldin!
Varsay ki ben yokum,
yanında gibiyim, alıştır varlığına yokluğumu.
Dilimin söylediğini işitmesin kulakların önce,
sıkkınlığını gidermesin gözlerim, boş bak!
Varsay ki hani yan odadayım,
bir duvar  var aramızda tuğlalarıyla iç içe,
tırnaklarını yırtarcasına dokun,
sütten ak etini sürtün,
kupkuru derinliğe,
hissetmesin ellerin bir soğukluktan başka şey!
Varsay sevgilim varsay, özle.
Önce kendini.
Düşmüş saatlerin
başıboş sarhoşlukları tütsün vücudunda, kendini okşa önce.
Önce kendi etini acıt, oyruğundan boşalan tuzlu suyunu sen tat önce, evde yokum de kendine!
Var say sevgilim varsay
yokluğumu var say!

III

“beniz etme”

Benzimi dökmüşüm, kırıntısıyla karıncalar ilgilenir,
Nereye döktüysem toplayanı da var hani,
Suya karışmıyor, düşüyor sade,
Bu anda kırıntı çok bayat bir kelimedir!
Kıpırtısıyla ilgileneni de var ama daha çok teni para ediyor,
Kaybetmeyeyim kendimi, çakallarıyla yaklaşır karanlıklar,
Hazırdır ormanı her vadinin, ıraksa bacası tüten ev!
Yakılacak ne kaldı ki, neyin külünden bu yeni doğmuş yalan.
Kökü var mıdır her sevişmenin,
Bir aralık sızıntı mıdır sade,
Bu anda bulanıklık gayr-i ihtiyari bir yanılsamadır.
Yanıldığım bir şey var biliyorum.
Zaman,
Eksik olan tek şey şu biliyorum:
Her şeyi ve her sev(iş) meyi bu anda
Kendime ben(i)z etmem
Sana söz,
bundan sonra ben iz etmem!

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
19 Mart 2008 Çarşamba 20:05:56

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

Gözlerim gözlerine değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım...

ne vakit maçkadan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldümü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
FELAKETİM OLURDU AĞLARDIM...
(ATTİLA İLHAN)

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Nisan 2008 Cumartesi 21:58:35

Ölmezlik Yontusu

o ölmezlik yontusu var ya
hani şu ihtiyar çocuk
gözlerinden tanıdım
sımsıkı  yakalayıp soğuk taşları
kirpikleriyle
ıpılık bakıyordu en uzaklara
gök boşlukla
hüznün kesiştiği noktada
öyle çoktu ki
ve uysaldı
yanıp sönen Horus’un Gözleri
 
alazlandı yıllar
yürüdü geçti sevdanın mırıltısı
akrebin tırmandığı duvarlarda
elveda dedi gün yarısı
 
bitimsiz çavlan
o ölmezlik yontusu
hani şu ihtiyar çocuk
bir dinleseydiniz sözlerini
sırılsıklam
her yanı yağmur sesi
ellerinden su içer hala kuş sürüleri
de…  delirir gök mavi

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
18 Nisan 2008 Cuma 23:20:26
Kayıp gitmektedir hatıra silinmez bir yumuşaklıkla
bir çan sesiyle ta uzakta.

Che Guevera

Feridun (fd_)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1403
18 Ekim 2008 Cumartesi 18:57:33
yazdıklarınızı beğenemedim nedense.sorun var sitede yani galiba sanırsam falan filan

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
23 Kasım 2008 Pazar 18:14:01
boşver gitsin abicim

Sayfa:1 - 2 - 3 - 4İlk sayfa « Geri · İleri » Son sayfa