|
| Gönderen | Mesaj |
|
15 Kasım 2007 Perşembe
18:38:36
|
|
|
sen yoksun ki
gün çingeneler gibi göçebeydi ufukta, çimenler üzerinde yuvarlandığımız gün, akarsulardı gittikçe kararan boşlukta; sularda yüzünden yayılan tatlı bir hüzün.
göğe sessizce yükselen ay on dördündeydi; gece akasya dalında asılı gölgeydi, bahtiyar başlarımız aynı penceredeydi!
hala o penceredeyim, lakin sular ölgün; sen yoksun ki, vefasız, sularda ay görünsün.
c.s. tarancı
|
|
|
15 Kasım 2007 Perşembe
18:39:31
|
|
|
Git
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.
Her darbene tehammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim.
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka!
Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!
Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
c.süreya
|
|
|
15 Kasım 2007 Perşembe
18:41:47
|
|
|
GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NAZIM!A BİR ÇELENK
Niçin öldün Nazım? ne yaparız şimdi biz şarkılarından yoksun?
Nerde buluruz başka bir pınar ki orda bizi karşıladığın gülümseme olsun?
Seninki gibi ateşle su karışık acıyla sevinç dolu gerçeğe çağıran bakışı nerde bulalım?
Kardeşim, öyle yeni duygular, düşünceler yarattın ki bende, denizden esen acı rüzgâr kapacak olsa bunları bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir yaşarken seçtiğin ve ölümünden sonra sana barınak olan oraya, uzak toprağa düşerler.
Al sana bir demet Şili kasımpatıları al güney denizleri üstündeki ayın soğuk parlaklığını, halkların savaşını, kendi dövüşümü ve yurdumun kederli davullarının boğuk gürültüsünü kardeşim benim, dünyada nasıl yalnızım sensiz, çiçek açmış kiraz ağacının altınına benzeyen yüzüne hasret, benim için ekmek olan, susuzluğumu gideren, kanıma güç veren dostluğundan yoksun.
Hapisten çıktığında karşılaşmıştık seninle, zorbalık ve acı kuyusu gibi loş hapisten, zulmün izlerini görmüştüm ellerinde, kinin oklarını aramıştım gözlerinde, ama parlak bir yüreğin vardı, yara ve ışık dolu bir yürek.
Ne yapayım ben şimdi? Tasarlanabilir mi dünya her yanına ektiğin çiçekler olmadan Nasıl yaşamalı seni örnek almadan, senin halk zekanı, ozanlık gücünü duymadan? Böyle olduğun için teşekkürler, teşekkürler türkülerinle yaktığın ateş için
p.neruda
|
|
|
15 Kasım 2007 Perşembe
18:43:33
|
|
|
SEN GİDİNCE
sen gidiyorsun ya işine yetişmek için saçlarını, gözlerini, ellerini neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak termometrede yükselen çizgi kimbilir nerelerde soğuyorsun
senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen insan insan bakan gözbebeklerin beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder
ne gelirse onlardan gelir bana çalışma gücü yaşama direnci mutluluk gibi kazanılması zor mutluluk gibi yitirilmesi kolay
bir açarsın ki mutluyum bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş
r.ılgaz
|
|
|
15 Kasım 2007 Perşembe
18:44:25
|
|
|
Git
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
Git de şen şakrak geçen günlerime gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.
Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysa ki hep yedekte, hep elde var saymıştın.
Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez.
Her darbene tehammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim.
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka!
Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!
Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.
Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm, Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum.
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git!
c.süreya
|
|
|
17 Kasım 2007 Cumartesi
19:30:53
|
|
|
piyale
Sıra hep son kadehe geliyordu Dudakların başkalarının masasında lâle Ben boynumdaki ipe bir düğüm daha atıyordum Peşinden başka gidecek yer yoktu Seni artık hiç sevmediğim halde
Senin o eskisi olmamana imkân yoktu Ama inadından yapıyordun bunu Cemile İnattandı hep o içip içip gitmeler Bense boşalttığın kadehleri satın alıyordum Enayilik ettiğimi bile bile
Hele o çıkışın yok mu kapıdan O Allahın belâsı herifle Başkasının olmayı bir türlü beceremiyordun Millet arkandan gülüyordu Düştüğün hale...
c.süreya
|
|
|
17 Kasım 2007 Cumartesi
19:33:02
|
|
|
Seni Seviyorum
Tanımadığım bütün kadınlar adına seviyorum seni Yaşamadığım bütün çağlar adına seviyorum seni Enginlerin kokusu sıcak ekmeğin kokusu adına İlk çiçekler adına eriyen kar adına İnsanın ürkmediği temiz kalpli hayvanlar adına Sevmek adına seviyorum seni Sevmediğim bütün kadınlar adına seviyorum seni
Kim yansıyor bana sen değilsen ben kendimi pek az görüyorum Sensiz uzayıp giden bir çöl görürüm yalnız Geçmiş ile bugün arasında Bütün bu ölüler vardı atlayıp geçtiğim samanın üzerinde Delemedim aynamın duvarını Yaşamı sözcük sözcük öğrenmem gerekti bana Unutur gibi
Benimki olmayan bilgeliğin adına seviyorum seni Sağlık adına Yalnız kuruntu olan her şeye karşı seviyorum seni Zorla tutmadığım bu ölümsüz yürek adına Sen kuşku sanıyorsun kendini oysa akılsın Sen başımda yükselen güneşsin Güvendiğim zaman kendime.
paul eluard
|
|
|
18 Kasım 2007 Pazar
19:09:17
|
|
|
Stronsium 90
Acayipleşti havalar,
bir güneş, bir yağmur, bir kar.
Atom bombası denemelerinden diyorlar.
Stronsium 90 yağıyormuş
ota, süte, ete,
umuda, hürriyete,
kapısını çaldığımız büyük hasrete.
Kendi kendimizle yarışmadayız, gülüm.
Ya ölü yıldızlara hayatı götüreceğiz,
ya dünyamıza inecek ölüm.
n.hikmet
|
|
|
19 Kasım 2007 Pazartesi
18:00:20
|
|
|
CİN
Tapınırken bulduk kendimizi O sonsuz geceye Gece mi, değil mi, bir gece hayaleti mi belki Dolaştı durdu bizimle Bütün gün dolaştı durdu ve Sindi Büyülenmekten arta kalan bir bitkinliğe.
Sahi, o ölen kimdi.
İlkel bir acı gibi Düşüverdi ilk bakış gözlerinden Kaskatı. Ve belirdi sanki yüzünde Görünürdeki tek şey; daa sonra da olmak Çıkardı birden şapkasını ve çıkardı şapkasını, şapkasını Şapka mı, değil mi, bir şapka hayaleti mi belki Bir bira içti ve vurup gitti kapıyı ardından Yürüdü, geçti, kuru otlar Yapraklar yakılan bir caddeyi.
Peki, o ölen kimdi.
Tam o sırada bir dolu bardak cin istemiştin sen Bir dolu bardak cin, öğle üzeri Damıtılmış gündüzden Cin, cin! Seni bir daha kendine gömen, bir daha Kendine gömdükçe de bir önceki acı yenisinden Elbette ki güzeldir İnsanın insana verebileceği en değerli şey Yalnızlıktır.
Cin bitti.
e.cansever
|
|
|
21 Kasım 2007 Çarşamba
18:51:36
|
|
|
SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden. Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
yahya kemal beyatlı
|
|
|
21 Kasım 2007 Çarşamba
18:53:07
|
|
|
ACI UTANMAK
Büyüsün küçülmen, Bu senin yakının! Yaklaştın mı sağlığında Şimdi de uzaksın!
Duyur istersen İlanlar ne yapsın? Ana baba kardeş Yaşarken ne yaptın?
Görseler gazetelerde Dostlar tedirgin Bir iki telefon Yeter üç beş akraba.
Yükler ağır kaldırdınız Kırık, ezik bir yığın. Göm, gömülmez Utancın, uzaklığın
behçet necatigil
|
|
|
21 Kasım 2007 Çarşamba
18:54:51
|
|
|
BEKLEYECEĞİM SENİ
Savaşa gitmek mi istersin, git asker, Gidenin bir daha gelmediği Kanlı, kuduran savaşa. Burda olacağım geri dönersen, Yeşeren karaağaçlar altında bekleyeceğim seni, Bekleyeceğim çıplak ağaclar altında, Dönünceye dek en son asker, Bekleyeceğim seni daha da çok.
Sen geri gelince savaştan Göremeyeceksin kapıda başka bir çizme. Yanımdaki yastık hep boş kalacak. Dokunmamış olacak dudağıma başka dudak. Bıraktığım gibi diyeceksin her şey, Sen geri gelince savaştan, Sen geri gelince.
bertolt brecht
|
|
|
21 Kasım 2007 Çarşamba
22:00:39
|
|
|
BANKO
Biber ki yasa dışı önderidir sebzelerin: Şu sofrada ikimiz için de vur emri! Sözcükler alevler içinde nasıl da serin! Orta yerde durmuyor bir türlü yumru.
Bu akşamüstü üç şey doğruladı beni: Kulüp rakısının üstündeki resim, bir; Ortak arkadaşımız prens hayati, iki; Üçüncüsünü sorma, bizimle ilgilidir.
Bekarlara ev vermiyorlar, doğru; Evlilere kız vermedikleri de doğru, Bu yüzden bir gün seni bırakırım ya, Tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu.
Evet, gün geliyor bıkıyorum senden Ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey bu,
Git, istersen, cüzam kap bir yerlerden, Görmek istersen, nicedir, tutkunluğumu
c.süreya
|
|
|
24 Kasım 2007 Cumartesi
22:42:15
|
|
|
RESİM
Bir savaş: Otlukbeli Bir mavi: Spartaküs Bir soru: niçin Spartaküs Bir kuş: nereye gidiyon kuşu Bir çiçek: bilmem ki çiçeği Bir su: şüpheli
Bir belge: noterlerinden Elbet başkent noterlerinden Bir şair: Ahmed Arif Toplar dağların rüzgarlarını Dağıtır çocuklara erken Bir çocuk: ince burunlu
Ey ince burunlu Güneyli çocuk Ne soracaksan işte sor Bir çalgı: fayton Bir içki: rakı hayır votka Bir tabanca: tabii dolu Bir haber: ölümüm yakın
Bir imza: okunmuyor
c.süreya
|
|
|
25 Kasım 2007 Pazar
16:00:49
|
|
|
GÜNEŞ DOĞUNCA
O çırılçıplak gecede Sen sendin ben de ben Bütün gece güneş açtık öpüşlerden Gün doğunca ne oldu birden O sabah kendi soğuğumuzdan Kar yağdırdık güneşten hep o korkuydu içimdeki Ya sen de sen değilsen.
a.nesin
|
|
|
25 Kasım 2007 Pazar
16:02:49
|
|
|
VAZGEÇEMEDİM
Gözlerin bir kilit vurdu gönlüme Senden başkasını hiç sevemem Ne engeller koydu kader önüme Yine de ben senden vazgeçemem
Aşkın ateş oldu kahrolmam için Hasret kurşun oldu vurulmam için Günler asır oldu yıkılmam için Yine de ben senden vazgeçemedim
Ne büyük bir aşktın anlatamadım Kimler gelip geçti unutamadım Uğrunda mevsimler yıllar harcadım Yine de ben senden vazgeçemedim
a.s. ilkan
|
|
|
27 Kasım 2007 Salı
22:34:21
|
|
|
KAÇAK
Küçük kızları ve ölümü kuşatır yüzü Önce küçük kızları sonra ölümü Yıkar yüreğime öptükçe Ağzındaki yükü
Dağlar ovalar ve atının terkisinde Önce dağlar ovalar sonra atının terkisinde* Sarılır eşkiyama türkümü söylerim Bembeyaz bir kadın halinde
C.süreya
|
|
|
29 Kasım 2007 Perşembe
22:31:41
|
|
|
BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENİ
Şimdi utançtır tanelenen sarışın çocukların başaklarında.
Ovadan gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan çeviriyor o küçücük güneşimizi.
Taşarak evlerden taraçalardan gelip sesime yerleşiyor.
Sesimin esnek baldıranı sesimin alaca baldıranı.
Ve kuşlara doğru fildişi: rüzgarın tavrı. Dağ: güneş iskeleti.
Tahta heykeller arasında denizin yavrusu kocaman.
Kan görüyorum taş görüyorum bütün heykeller arasında karabasan ılık acemi - uykusuzluğun sütlü inciri - kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü beni öp, sonra doğur beni
c.süreya
|
|
|
1 Aralık 2007 Cumartesi
18:08:50
|
|
|
YALNIZIN ŞARABI
Seven kadının o garip bakışı var ya, Sere serpe yıkansın diye güzelliği Dalgalı ayın titrek göle gönderdiği Beyaz ışın gibi bize doğru kayar ya;
Bir kumarbazın sonuncu para kesesi; Çapkıca bir öpücüğü sıska Adeline’in; Tıpkı uzak sesi gibi insan derdinin, Sinirlendirici, tatlı bir müzik sesi,
Bütün bunlar değmez, derin şişe, senin Dindar ozanın susamış yüreği için Bağrında tuttuğun etkili balsılara;
Umut, gençlik, yaşam boşaltısın içlere, - Ve onur, hazine bütün dilencilere, Ki bizi yengin ve eş kılar Tanrılara!
c.baudelaire
|
|
|
2 Aralık 2007 Pazar
16:46:05
|
|
|
UMARSIZ AŞKA GAZEL
Gelmek istemiyor gece Ne sen gelebiliyorsun o yüzden Ne de ben gidebiliyorum. Ama ben gideceğim. Akrepten bir güneş şakağımı yesede. Ama sen geleceksin. Dilin tuzlu yağmurlarca yakılmış.
Gelmek istemiyor gün. Ne sen gelebiliyorsun o yüzden. Ne de ben gidebiliyorum. Ama ben gideceğim. Kurbağalara atarak ağzımda çiğnediğim karanfili. Ama sen geleceksin. Çamurlu lağımından karanlığın.
Gelmek istemiyor. Ne gün, Ne gece. Ölebiliriz o yüzden. Ben senin uğruna. Sen de benim..
g.lorca
|
|
Mesaja cevap yazmak için gruba üye olmanız gerekmektedir.
|
|