kültür sanat > Mesaj Panosu > Güncel

Güncel


GönderenMesaj

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
23 Şubat 2008 Cumartesi 22:55:24
okuyan birilerinin olduğunu bilmek sevindirici.bir nebze yardımcı oluyorsa ne mutlu bana

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
23 Şubat 2008 Cumartesi 22:56:35
o zaman ne mutlu sana

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
26 Şubat 2008 Salı 19:14:41

KATLİAM DAVSI GÖRÜLDÜ





19-22 Aralık Bayrampaşa katliamı duruşması 22 Şubat Cuma günü görüldü.

“Koridorlara Akan Kan
Bu Ülkenin Bağımsızlığı İçindir!”


Duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan TAYAD’lılar “19-22 Aralık Katliamcıları Yargılansın” pankartı açtılar. “19-22 Aralık Katliamcıları Yargılansın, Adalet İstiyoruz” sloganları atan TAYAD’lılar adına Mehmet Güvel açıklama yaptı.

Açıklamada “Bir katliam yapılmıştır ve her zamanki gibi bu katliamın üstü kapatılmaya deliller karartılmaya çalışılıyordur. Suçlular bizzat katliamı yapanlar, katliam emrini verenler, katliamın propagandasını yapan medya, katliamda delilleri karartmaya ve katliamın üstünü örtmeye çalışan savcılar hakimler yargıçlardır. 19 Aralık katliamcıları yargılansın, hesap versinler” dedi.

Duruşmaya DHKP-C davasından Serdar Karaçelik ve Kenan Günyel de getirildi. Tekirdağ 2 No’lu hapishanesi’nden getirilen Günyel ve Karaçelik Mahkeme bahçesinden “Yaşasın 19 Aralık Direnişimiz” sloganlarıyla adliyeye girdiler.

Mahkeme hakimi bütün duruşmalarda olduğu gibi bu duruşmada da değişmişti.

Avukatların “neden bu mahkemenin yargıcı yok” sorusuna, bir davanın 15 hakim değiştirmesi doğal bir olaymış gibi “bilmiyorum emekli olmuştur herhalde” şeklinde cevapladı. Tutuklu yargılanan Serdar Karaçelik ve Günyel meslekleri sorulduğunda “devrimcilik” cevabı verirken Karaçelik davaya ilişkin 4 sayfalık savunmasını okudu.

19 Aralık sonrası sürece değinen karaçelik basının “sahte oruç kanlı iftar” başlıkları atarak ahlaksızlık yaptığını söyledi. Zeki Bingöl’ün kitabına değinen Karaçelik katliamın açık bir şekilde ortada olduğunu söyledi. “7 yıldır süren bu hukuk komedisine son verilmelidir” diyen Karaçelik 19 Aralık katliam operasyonunun bu ülkenin gerçek vatanseverlerini, işbirlikçiliğe karşı gelenleri ortadan kaldırma operasyonu olduğunu söyledi.

“Bu gerçek bilindiği için kurşunlar bombalar altında direnildi. Bunun için Fırat Tavuk onlarca sloganın içinde Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye sloganlarıyla ölümsüzleşti. …Koridarlara akan kan bu ülkenin bağımsızlığı içindir. Bizim iddia edildiği gibi lavımız, roketimiz yoktu, ama daha güçlü bir silahımız vardı bu ülkeye bağlılığımız. Türkiye devrimcilerini 19 Aralık katliamı karşısında güçlü kılan buydu” diyen Karaçelik mahkemenin hukuksuzluğuna ve mahkeme başkanının sürekli değişmesine değindi.

“19 Aralık’ta Bayrampaşa’da yaşananlar gizlenemeyecek kadar açıktır. Insanlıktan çıkacak kadar bu zulmü uygulayan zihniyet sorgulanmalıdır. 19 Aralık katliam operasyonunda yeralan tüm katliamcılar yargılanmalıdır” dedi. Karaçelik sözlerini şöyle sonlandırdı ; “19 Aralık katliamında planlananlar ölüm orucu direnişinin bağımsızlığı karşısında yerle bir olmuştur. Bugün burada yargılanması gereken işbirlikçi politikaları uygulayanlardır. Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!”

Mahkemede savunma yapan Kenan Günyel’de sözlerine Karaçelik’in okuduğu savunmaya katıldığını söyleyerek başladı. “Gerçekler er yada geç ortaya çıkar. 19 Aralık operasyonunda da gerçekler açığa çıkmıştır. 19 Aralık katliamcıları halk tarafından unutulmadı unutulmayacak” sözleriyle savunmasını sonlandıran Günyel’in ardından gazeteci yazar Oral Çalışlar duruşmada tanık olarak dinlendi.

Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile yaptıkları görüşmeleri anlatan Çalışlar tutukluların insan haklarına uygun düzenlemeler yapıldığında açlık grevini bırakmayı değerlendiririz dediğini söyledi.

“Bakan F tipi cezaevlerine naklin 6 ay erteleneceğini söylemişti., sözünde durmadı. Bu operasyonu yapan kişiler hakkında soruşturma açılmamasını hayretle karşılıyorum. Daha sonra çıkan raporlar bilirkişi raporu savcılık incelemesi bu operasyonun devlet güçlerinin açıklıdığı gibi olmadığını kanıtladı” diyen Çalışlar operasyonun yapılması için Hikmet Sami Türk’e devlet içindeki bazı kurum ve kişilerin baskı yaptığını gördüklerini söyledi.

Tutuksuz yargılanan Gülizar Özpolat ve Mehmet Güvel’in de katıldığı duruşmaya TAYAD’lılar da izleyici olarak katıldılar. Duruşma 18 Temmuz tarihine ertelenirken avukatların Zeki Bingöl’ün kitabında adı geçen Dursun Ertuğrul`un bir sonraki duruşmaya sorgu için getirilmesini talebi mahkeme tarafından reddedildi.

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Şubat 2008 Çarşamba 01:19:34
......

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Şubat 2008 Çarşamba 01:24:19
haklısın ezo..yapılan şeylerin üstünü örtebilmek için bu kullanılıo.bunu görmek de bizlere bağlı ya görüp de ses etmeyenler çok yada türkiyenin yarısı kör..

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Şubat 2008 Çarşamba 01:47:05
bence de kime sorsan cumhuriyetçi..ama her 2 kişiden 1 i oy vermiş ben hiç savunan görmedim o zaman bu oy verenler nereye gitti bende anlamadım

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:06:08

çok hızlı işleyen bir süreçten geçtiğimiz kesin arkadaşlar.günümüzü çok iyi analiz etmeli ve politik araçlarımızı ona göre yönlendirmeliyiz...

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:22:03
haklısın da analiz eden yok  hiç kimse düşünmek için bi çaba bile sarfetmiyor.ne deniosa doğrudur deyip geçiliyor..

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:26:36

ilk amaçlardan biri(araç değil) toplumsal bilincin temellerini atmak ve kitleleri mücadeleye kanalize etmek olmalı...böyle de oluyor ama kitle iletişim araçlarında ki yetersizlikler apolitize edilmeye ve hümanist yaklışımcılığa mahkum edilmiş bir toplumdan ibaret elimzde olanlar...

Seray (redsgün)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
1235
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:36:45
bence kimsede hümanist bi yaklaşım yok.var ama iş ciddiye binince yok.ben hiç başımızda olanı savunanı görmedim ya bu bi tesadüf ya da bu işin içnde başka şeyler var Türk milleti kandırılıyor.

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:41:13

 

ÇHDPERASYONLAR ÇÖZÜM DEĞİLDİR
 Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi bugün “Irak’a Operasyon” konulu bir basın açıklaması yaptı.

Operasyonun bu topraklarda yüzyıllardır bir arada yaşayan halkların acılarını arttıracağını, bu kez de çözüm olamayacağını vurgulayan ÇHD, sorunun, iktidarın ifade ettiği gibi “terör sorunu” değil, “Kürt sorunu” olduğunu vurguladı.

“Bu nedenle, başta operasyon olmak üzere Kürt halkı üzerindeki tüm baskı politikalarına son verilmeli operasyon derhal durdurulmalıdır.” şeklinde açıklamasını bitiren ÇHD, ayrıca Başbakan Erdoğan’a da bir mektup ve bir asker künyesi göndererek doğum gününü kutladılar.

ÇHD’nin açıklamasını ve Başbakana gönderdikleri mektubu yayınlıyoruz:


BASINA VE KAMUOYUNA


Türk Silahlı Kuvvetleri “Terör örgütünü bitirmek” için hava saldırısından sonra kara harekatı ile Irak kara sınırından içeri girdiğini açıkladı.
AÇIKLANAN AMAÇ terör örgütünü bitirmek. Bu işgalin gerekçesi gerçekten bu mu ?

Cevabı Irak resmi makamlarının yaptığı açıklamada arayalım, yetkili doğrudan Amerika’ya soruyor. “bize karşı bir saldırı yaptığınız hissi uyandı”

Harekat kararı veren TBMM, savaşa giden Türk askerleri, Ama Iraklı üst düzey yetkili kendi ülkesine giren Türkiye Devletini muhatap olarak görmüyor. Sen ülkemin bütünlüğüne saldırıda bulunuyorsun diye Türkiye Devletine bir şey sormuyor. Muhatap bu saldırıyı planlayan uygulatan ve tam destek verdiğini açıklayan Amerika. adres belli, halkları yıllarca birbirine kırdıran aynı adres.

Askeri yetkililer ve hükümet "harekatın sonuna kadar sürdürüleceği “ şeklinde açıklamada bulunuyorlar. Amaçlarının "Bu bölgeyi, artık PKK`nin üslenip faaliyet gösteremeyeceği duruma getirmek" olduğunu söylüyorlar. Türk askeri, uzunca bir zaman burada kalıp, bir "tampon bölge oluşturacak. Anlaşılan yapılan yalnızca bir harekat veya operasyon değil .

Bu savaş Türkiye halkına değil, yalnızca emperyallerin pazar ve kar arayışına hizmet etmektedir.

BİZ DE AMERİKAYA SORUYORUZ. “Bin Ladin’i buldunuz mu?”
Irak işgaline gerekçe yaptığınız “Kimyasalları buldunuz mu?
Terör örgütünü bitirmek gerekçesi en az bunların bulunması kadar gerçekçi bir gerekçe.
Daha şimdiden onlarca ölüm haberi aldığımız bu harekâtın en meşru ve kabul edilebilir gerekçesi vatanın bölünmez bütünlüğünü savunmak olabilirdi. Peki, gerçekten vatanın bölünmez bütünlüğü müdür savunulan?
Vatan önce vatanda savunulur. Vatan Telekom yabancı sermayeye ülkenin güvenliği pahasına satılırken savunulur. Vatan TEKEL ironik bir biçimde operasyonla eşzamanlı olarak British American Tobacco’ya satılırken savunulur. Ülkenin değerleri tek tek Amerika ve diğer çok uluslu yabancı sermayeye sunulurken savunulur. Vatan Büyük Ortadoğu Projesini değil ülke halklarının menfaatini gözeterek savunulur. Özce vatan emperyalistlerin çıkarlarını değil halkın çıkarlarını gözeterek savunulur.

Ülke laik-anti laik, Türk-Kürt, Alevi- Sünni diye birbirine düşmanlaştırılıp, gericileştirilirken Cumhurbaşkanlığından, türbana, anayasa değişikliklerinden YÖK’e uzanan gündem eskitirken emperyalist krizin ülkemizde en az tepkiyle geçiştirilmesi hedeflendi. TEKEL satıldı sınırötesi operasyon düzenlendi ve böylece yapılan zamlara alınan haklarımıza tepkisiz kalmamız sağlandı.

Doğrudur. Terör bitirilmelidir. Temel Hak ve özgürlüklerin yasaklanmasıyla, başta eğitimde, sağlıkta olmak üzere yaşamın tüm alanlarında yaratılan fırsat eşitsizliğiyle, tırmandırılan işsizlikle , insanı değil karı temel alan bir anlayışın hakim kılındığı bu “terör” bitirilmelidir.

EVET SAVUNUYORUZ
Bu gün cüppelerimizle; Öldürülen yoksul halk çocuklarının yaşam hakkını savunmak için ,
Vatanın yer altı ve yerüstü zenginliklerinin, kıyılarının, tarihi eserlerinin kısaca tüm değerlerinin özelleştirme adı altında satışa çıkarılmasına karşı insanca yaşama hakkını savunmak için,
SSGSS saldırılarına karşı halkın sağlıklı güvenli gelecek hakkını savunmak için,
İşgal ve saldırıya karşı direnme hakkını,
Emperyalist savaşa karşı halkların kardeşliğini
Gerçekten tam bağımsız Türkiye’yi savunmak için toplandık.
Bu gün burada bir kez daha operasyonun çözüm olamayacağını haykırıyoruz. Kürt halkına karşı geliştirilen asimilasyon ve baskı politikası bu güne kadar sorunu çözememiştir. Çözemeyecektir de. Operasyon sadece bu topraklarda yüzyıllardır bir arada yaşayan halkların acılarını arttıracaktır. Sorunun çözümü bir halkın varlığının kabulü ile mümkündür. Keza sorun siyasal iktidarca tanımlandığı üzere terör sorunu değil kürt sorunudur. Bu nedenle, başta operasyon olmak üzere Kürt halkı üzerindeki tüm baskı politikalarına son verilmeli operasyon derhal durdurulmalıdır.


ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ
İSTANBUL ŞUBESİ



* * *

SN. RECEP TAYYİP ERDOĞAN
BAŞBAKAN



21.02.2008 tarihinde Irak kara sınırından başlatmış olduğunuz kara harekâtını ancak haberlerden öğreniyoruz. Biz çağdaş hukukçuların ne düşündüğü sizin için önemli değilse de bizim için düşündüklerimizi söylemek ve ülke kamuoyunu uyarmak bir görevdir.

Nasılsınız? Bizleri soracak olursanız iyi değiliz. Çoluk çocuk konu komşu da iyi değiller? Malum elektrik, su, doğalgaz, benzin derken tüm zaruri tüketim malzemelerine zam geldi. Cebimizde ise bir artış yok. Üretime gelince İMF nin tarım politikaları belimizi bükeli, özelleştirmeler ile ülke değerleri elden çıkalı üretim diye bir şey kalmadı z

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
27 Şubat 2008 Çarşamba 18:44:58
şu bri gerçek hümanizm insanları bireyci yaşamaya mahkum ediyor.hani var ya "her koyun kendi bacağından asılır "o hesap işte.hümanizm insanların toğlumsal tepkilerini örten bir araç...

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
1 Mart 2008 Cumartesi 22:02:04

8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ 

 
Mart Dünya Emekçi Kadınları Günü için İdilcan Kültür Merkezi’nde 8 Mart çağrı etkinliği yapıldı. 1 Mart Cumartesi günü saat 13.00’da etkinlik Bağımsızlık mücadelesinde şehit düşenler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

Saygı duruşunun ardından İdilcan çalışanı Ayşe Arapgirli 8 Mart 1957 yılında Newyork’lu kadınların direnişinden başlayarak günümüze kadar gelen kadınların direnişini anlattı. Arapgirli’nin ardından “ekmek ve gül” isimli şiir okundu.

Daha sonra Nimet Yıldız davet edildi. Yıldız yaptığı konuşmada: “ben ilk önce abi baskısı ile karşılaştım. 17 yaşında evlendirdiler koca bakısını yaşadım. Ben Marksist-Leninist bilipte ahkâm kesenlerden değilim. Hayatın içinde öğrendim direnmeyi.

Önceden üniversite okuyanları gözümde çok büyütürdüm. Ama daha sonra gördüm ki okul okumakla olmuyormuş, o kadar büyük değillermiş. Hayır demesini bilmeliyiz. Kadın da, erkek de, çocuk da olsak önce kendimize değer vermeliyiz.

8 Mart’lar da kadından çok erkekler yürüyor. Demek ki onlar da birileri tarafından eziliyor. Yani asıl mesele hep birlikte mücadele etmekte. Ben köyümde davar güderken türkü söylerdim. Sesim yankılanınca daha bir hoşuma giderdi. Şimdi de söylemeye çalışıyorum”
diyerek türkülerini seslendirdi.

Çekilen halaylardan sonra da “Ekmek ve Gül” isimli belgesel gösterildi. 20 kişinin katıldığı etkinlik saat 15.30’da sona erdi.


Ben anayım oğul
Dayanmaz yüreğim acına
Dedim ya oğul ne kadar zorlasam
Söz dinlemez gözlerim
Sus kar etmez
Akar gelir karlı dağ eteğinden
Akar gelir Nurhak’tan
Akar gelir Munzur’ca
Kızılırmak seni anlatır oğul
Yanarım “Madımak”ça
“Ağlama” demen bend olur mu?
Anayım ben oğul
Ne diyeyim
Yolun açık olsun…


 

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
5 Mart 2008 Çarşamba 13:11:51

ADTLİLER CEBECİDEN KOVULDU 

 
3 Mart günü Ankara Üniversitesi Cebeci Kampusu Siyasal Bilgiler Fakültesinde ADT (Atatürkçü Düşünce Topluluğu) adına masa açan grup “Asala Teröründe Ölenler Şehitlerimiz” diye bir etkinlik duyurusu yaptılar.

ADT‘liler ”Vatan size minnettar” diye vurgu yapılarak afiş asılması ve masa açılması üzerine masanın kaldırılmasını söyleyen devrimci-demokrat öğrencilere “her şeyi göze alarak geldik, kaldırmayacağız” diyerek getirdikleri sopaları gösterdiler.

Bunun üzerine bir bildiri kaleme alarak okuldaki öğrencilere dağıtan devrimci öğrenciler daha sonra “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Cebeci Faşizme Mezar Olacak” sloganlarla toplanmaya başladılar.

ÖGB’ler öğrenciler arasına geçerek beklemeye başladı. Derslere girmek üzere olan öğrencilere ajitasyonla durumu anlatan öğrenciler, mülkiye ruhuna sahip çıktıklarını, bir mülkiyeli olan Mahir Çayan’ı mücadelelerinde yaşattıklarını belirterek “Mahir, Hüseyin, Ulaş Kurtuluşu Kadar Savaş” sloganını attılar. Daha sonra fakültedeki bazı öğretim üyelerinin ADT’lilerle görüşmesi üzerine ADT’liler Okulu terk ettiler.

Sloganlarla kampus önüne yürüyen öğrenciler, burada içeride dağıtılan bildiriyi okudular.

Bildiride ADT’nin asıl yüzü anlatılarak, İşçi Partisine bu topluluk üzerinden örgütlenmeye çalışıldığı, geçen yıl 9 Mayıs’ta benzeri bir olay yaşandığı vurgulanarak mülkiye öğrencisi Mahir Çayan yaşıyor diyerek açıklamayı bitiren öğrenciler “Mahir Çayan Yaşıyor, Cebeci Savaşıyor”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganıyla açıklamayı bitirdiler.

Açıklamaya 50 kişi katıldı

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
14 Mart 2008 Cuma 19:53:22

BUGÜN YAPTIĞIMIZ BİR UYARIDIR

Çukurova Üniversitesi Öğrencileri: Bugün Yaptığımız Bir Uyarıdır. Herkes Haddini Bilecek!

6 Mart Perşembe günü Çukurova Üniversitesinde, kendilerine Türkiye Gençlik Birliği adını veren İşçi Partili gurup, demir çubuk ve bıçaklarla üniversitedeki Devrimci Demokrat öğrencilere saldırmışlardı. Saldırının ardından Çukurova Üniversitesi öğrencileri aynı gün bir basın açıklaması yaparak saldırıyı protesto etmişlerdi.

Üniversitedeki Devrimci Demokrat öğrenciler 11 Mart 2008 tarihinde saat 12.00’da Fen-Edebiyat Fakültesi önünde İP çetesinin saldırısını protesto eden bir basın açıklaması yaptılar.

Açıklamaya katılan 300 kişi fakültelere doğru yürüyüşe geçtiler.

Yürüyüş sırasında sık sık, “Faşizme Karşı Omuz Omuza, Çukurova Faşizme Mezar Olacak, Bedel Ödedik Bedel Ödeteceğiz, Faşizme Geçit Vermeyeceğiz, Edi Bese, “ sloganları atıldı.

İlk olarak Güzel Sanatlar fakültesi önünde İP çetesinin yaptığı saldırıyı teşhir eden konuşmalar yapıldı. Daha sonra aynı konuşma diğer fakültelerde de yapıldı. Saldırıyı teşhir eden konuşmaların yapıldığı sırada okuldaki diğer öğrencilerin eylemi ilgili bir şekilde izlemeleri dikkat çekti. Yine yürüyüş sırasında kantinlerde oturan öğrenciler ve öğretim görevlileri eylemin neden yapıldığını sordular ve eylemin içeriğini anlatan bildiriler aldılar.

Fakültelerde yapılan konuşmalardan sonra öğrenciler üniversitenin girişine doğru yolu trafiğe kapatarak yürüyüşe devam ettirdiler. Üniversite girişine gelen öğrenciler okula girmek isteyen araçları girişten geçirmediler ve grup adına okunan açıklamada;

“Çukurova üniversitesi öğrencileri olarak bizler; Gericiliğe,Irkçılığa ve Faşizme şimdiye kadar izin vermedik bundan sonrada vermeyeceğiz. Herkes haddini bilecek, bugün yaptığımız bir uyarıdır. Bizler eşit, parasız, bilimsel anadilde eğitim hakkımızı savunmaya devam edeceğiz. Bunu kimse engelleyemez halkların kardeşliği şiarını haykırmaya devam edeceğiz!” sözleriyle açıklama bitti.

Öğrenciler korteji bozmadan R-1 Eğitim fakültesine doğru yolu keserek yürüyüşe geçtiler ve R-1 Eğitim fakültesi önünde eylem sonlandırıldı.

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
19 Mart 2008 Çarşamba 20:03:14

AMERİKA`YI NASIL BİLİRDİNİZ?

Tecrite Karşı Sanatçılar “Suç Dosyası, Amerikayı nasıl bilirdiniz” konulu, canlı performanslardan oluşan bir sergi düzenleyeceklerini duyurdular:

DUYURU

Aydın sorumluluğumuz gereği, sadece ülkemizdeki değil, dünyada olan bitenle de ilgili olmayı görev biliyoruz. Sadece bizim çektiğimiz acılar değil, dünya halklarının çektiği acılar da bizimdir.

Ve biz diyoruz ki; tecrit denilen işkenceyi de, katliamları da, soykırımları da, çekilen tüm acıları da bulan, yapan, planlayan emperyalizmdir. Bu gerçeklik, hiçbir yalanın örtemeyeceği kadar açıktır.

Tecrite karşı mücadele ederken, bugüne kadar onlarca kez sanatımızı kullandık. Şarkılar söyledik, sergiler açtık, oyunlar oynadık, konserler verdik, oyunlar yazdık. Binlerce insana ulaştık.

Şimdi sıra ilk kez yapacağımız bir etkinlikte. Canlı performanslardan küçük tiyatro oyunlarına; film gösterimlerinden karikatür-fotoğraf sergilerine kadar onlarca ürün sunulacak izleyenlere.

Tecrite Karşı Sanatçılar olarak, büyük bir ilgiyle izleyeceğinizi düşündüğümüz etkinliğimize sizleri de davet ediyor, bu ürünlerin anlattığı gerçekleri herkese aktarmanızı bekliyoruz.

Yer: TMMOB Makine Mühendisleri Odası
Giriş Kat / Sergi Salonu

Tarih / Saat: 20 Mart 2008 Perşembe / 19.00
Bilgi için: (0 212) 253 78 81 - 253 78 88
www.hepimiztecritteyiz.com - [email protected] 




 http://www.halkinsesi.tv/haber_detay.php?bilgi_id=1868#  

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
18 Nisan 2008 Cuma 23:27:33

Onlar mücadelenin yaşı olmaz diyerek hak ve özgürlük mücadelesini ısrarla sürdürüyorlar. “Emeklilerin sendikası mı olur?” diyenlere inat yıllardır sendikaları için direniyorlar. Devlet onlara sendikalı olmayı yasaklasa da onlar en meşru ve en doğal olan haklarını kullanarak en temel haklarını istiyorlar.

“Bizler ülkemiz için çalıştık, ürettik, vergi verdik, insanca bir yaşam bizim hakkımızdır, sadece kendimiz için değil, çocuklarımız ve ülkemizin geleceği için mücadele ediyoruz” diyorlar ve ekliyorlar: “Demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz.”

Emekli-Sen üyeleri 20 Nisan’da Ankara’da yapacakları mitingin hazırlığı içindeler.


Halka bildiriler dağıtarak, yapacakları mitinge davet ediyorlar, yediden yetmişe herkesi talepleri konusunda bilgilendirmeye çalışıyorlar.

Aslında en doğal insani talepleri ile iktidarın karşısında duruyorlar:

- Açlık sınırı altında değil insanca yaşayabilecek bir emekli maaşı istiyorlar.
- Yaş durumları göz önüne alınarak sağlık sorunlarına kalıcı çözümler getirilmesini istiyorlar.
- Sosyal Güvenlik sisteminin çökertilmesi ve sağlıkta yıkım anlamına gelen SSGSS yasası ile Sosyal Güvenliğin özelleştirilmesini istemiyorlar.
- Herkese eşit, parasız sağlık ve eğitim hizmeti verilerek, insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkının sağlanmasını istiyorlar.
- TÜFE ve KEY alacaklarının derhal ödenmesini istiyorlar.
- Kamu çalışanlarına verildiği halde emeklilere verilmeyen ek ödemelerin kendilerini de verilmesini istiyorlar.
- Ve en temel hakları olan EMEKLİLERE SENDİKA YASASI’nın çıkarılmasını istiyorlar.
Yani bu topraklarda yaşayan üreten ve emeğiyle geçinen bütün insanların insanca yaşayacağı koşulların sağlanmasını istiyorlar.

Bu talepler için bir kez daha 12 Nisan’da Galatasaray Lisesi önünde toplanan kavganın yaşlı emekçileri, yine en gür sesleriyle ve hesap soran sloganlarıyla sendikal haklarını isteyip yürüdüler.

En önde “DİSK/ EMEKLİSEN KAPATILAMAZ İstanbul Şubeleri” pankartı açan Emekli-Sen’liler “Haklarımızı İstiyoruz, İnsanca Yaşamak İstiyoruz” yazılı kırmızı önlükler giyip “Emekliler Sendika Yasası Çıkartılsın, TÜFE Alacaklarımızı İstiyoruz” yazılı dövizler taşırken, sık sık “1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanı’nda Taksim’de” olacaklarını ifade eden sloganlar atıp dövizler de taşıdılar.

Taksim Tramvay Durağı’na kadar süren yürüyüş boyunca halk da alkışlarla Emekli-Sen üyelerine destek verdi.

Emekli-Sen üyeleri ayrıca yürüyüş sırasında yoldan geçenlere 20 Nisan’da yapacakları mitingin duyurusu ve taleplerinin yazılı olduğu bildirileri dağıttılar.

Taksim Tramvay Durağı’na gelindiğinde sayıları yeni katılımlarla 70’i bulan Emekli-Sen üyeleri sık sık “Emekli-Sen Kapatılamaz, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz, Sadaka Değil Toplu Sözleşme, Emekliyiz Haklıyız Kazanacağız, Direne Direne Kazanacağız, Gün Gelecek Devran Dönecek AKP Halka Hesap Veerecek. Katil ABD İşbirlikçi AKP, Sendika Hakkımız Engellenemez, Sağlık Haktır Satılamaz, Faşizme Karşı Omuz Omuza, Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz, Yaşasın Onurlu Mücadelemiz, Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek, Bu Memleket Bizim Kahrolsun Emperyalizm” sloganları attılar.

Emekli-Sen Genel Başkanı Veli Beysülen ise yaptığı konuşmada Anayasa’nın 90. maddesine göre sendikalı olma haklarının güvence altına alındığını, fakat 13 yıl önce açılan sendikalarının hukuksuz bir şekilde 2007’nin Ekim ayında kapatıldığını, davayla ilgili hukuki sürecin devam ettiğini, eğer Yargıtay’dan da olumsuz bir karar çıkarsa AHİM’e gideceklerini söyledi. Ve sendikalarını kimseden icazet almadan kurduklarını her şart altında fiili ve meşru mücadelelerini sürdüreceklerini belirtti.

Bugüne kadar bir çok eylem yaparak iktidarı sorunlarını çözmeye çağrdıklarını ifade eden Beysülen iktidarın seslerini duymama tavrını sürdürdüğünü ama AKP iktidarına seslerini duyuruncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerine vurgu yaptı.

Beysülen ayrıca 16 Nisan’da tüm Türkiye’de basın açıklamaları yaparak bildiriler dağıtacaklarını ardından ise 20 Nisan’da Ankara’da “Emekliler İnsanca Yaşamak İstiyor” mitingi yapacaklarını duyurdu. Beysülen son olarak tüm emeklileri eylemlerine katılmaya davet ederken siyasi parti ve diğer sendikaları da kendilerinde destek vermeye çağırdılar...

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
18 Nisan 2008 Cuma 23:28:22
 İdil Kültür Merkezi emeğin ve emekçinin bayramını Taksim’de kutlamaya çağırırken;

Türkiye’de yaşanan 1 Mayıs’ları ve bu bayram gününde kanı dökülenleri anlatan ve bu sene 1 Mayıs’ta emekçilerin bayramının neden Taksim’de kutlanması gerektiğine cevap veren bir sergi düzenliyor.

İdil Kültür Merkezi’nin daveti:


“bu yol taksime çıkar!”

1 Mayıs fotografları sergisi


Tarih’te yeni bir 1 Mayıs’ın daha arifesindeyiz. Ülkemizde 1 Mayıs’lar, her sene mutlaka gündemin en önemli maddeleri arasında yer almıştır.

İdil Kültür Merkezi olarak, bu önemin farkındayız. İşçi sınıfının, alınterinden başka satacağı bir şeyi olmayan tüm emekçi kesimlerin, ezilen-sömürülen milyonların birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ları herkese bir kez daha tanıtalım istedik sergimizle.

Bu ülkenin tarihinde 1 Mayıs’lar nasıl yaşandı, kimlerin kanı döküldü bu bayram gününde, 1 Mayıs’lar üzerinde kontrgerillanın provokasyonlarında kimler katledildi… gibi soruların cevabını verelim istedik.

Ve her şeyden önce 2008’in 1 Mayıs’ına herkesi en güçlü sesimizle çağıralım, 1 Mayıs’ın 1 Mayıs Alanı’nda, Taksim’de kutlanması gerektiğini, sergimizi izleyen herkese anlatalım istedik.

Sergimiz altı gün boyunca açık olacak. Kısa filmler izleteceğiz sergi bünyesinde izleyenlere. Canlı performanslarımız olacak ayrıca…

Hepinizi sergimize çağırıyor, sesimize ortak olmanızı istiyoruz.


SERGİ / “BU YOL TAKSİM’E ÇIKAR!”

Düzenleyen:
İdil Kültür Merkezi
Yer: TMMOB Makine Mühendisleri Odası Giriş Katı
Tarih: 21–26 Nisan 2008 tarihleri arası
Açılış tarihi: 21 Nisan 2008
Açılış saati: 19.00
Adres: TMMOB Makine Mühendisleri Odası
Katip Mustafa Çelebi Mah.
İpek Sk. No:13
Beyoğlu/İstanbul
İletişim: 0 212 253 78 81 / 0 212 253 78 88
www.1mayissergisi.blogspot.com
[email protected]

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
22 Nisan 2008 Salı 14:50:26
“Liseli Gençlik” Eğitim sistemini değerlendirirken, okullarda zorunlu din dersinin de kaldırılması talebiyle 19 Nisan 2008 tarihinde yayınladıkları yazılı açıklama ile “Zorunlu Din Dersine Son Verilmelidir” dedi.



Eğitim-öğretim deyince aklımıza bolca sorun-sıkıntı geliyor. Elbetteki bu durum eğitimin niteliğini de ortaya koymaktadır. Bugün okullarımızda verilen eğitime baktığımızda tamamıyla tekellerin zimmetindedir. Yani okulumuzda öğrendiğimiz bir çok şey yaşamımız boyunca işimize yaramayacak, pratik olarak hayatımızda uyguladığımız tarzdan değildir.

Paramız olmadığından, niteliksiz eğitimin sonuçlarından, yıllarca okuyup, bir sınavı kazanamamaktan yılların emeği hiçe sayılıp, eğitim hayatımız sona erebiliyor.

Liselerde yaşadığımız sorunlardan biri de zorunlu din dersleridir. Düşünün bir farklı inançtan, dinden olan insanlara zorla farklı dinler benimsetilmeye çalışılıyor.

Bu durum öyle bir hal almıştır ki din dersinden kaynaklı ya da namaz kılmadığı için dayak yiyen, notu kırılan öğrenci sayısı hiç de az değildir. Yaşadığımız son örnek de durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne sermektedir. “Gaziantep Hasan Ali Yücel Lisesi’nde ikinci sınıf öğrencilerine din dersi öğretmeni Fatma Yakar” iki hafta önce namaz kılmayan bir gencin başına geleceklerin anlatıldığı Azrail ve ilim konulu şiddet içeren “Rabbim geri döndür” adlı VCD’yi izlettirdi.

Korku ve şiddet sahneleri, ölü yıkama gibi sahnelerle dolu VCD’yi izleyen öğrencilerde davranış bozuklukları ortaya çıktı. Öğretmen Yakar “filmi izlemekte bir sakınca görmediğini” söyledi. Filmin içeriğine baktığımızda eğitici bir yanı yoktur. Tamamen gençler korkutularak dini düşünceler benimsetmeyi içeriyor.

Ülkemizde yıllardır farklı dinlerden, inançlardan insanlara tahammül edilmiyor. Bunun için halklar birbirine kırdırılmaya çalışılıyor. Onlarca saldırı, katliam gerçekleştiriliyor. Eğitim de bu biçimiyle şekillenerek, öğrenciler din ile hizaya getirilmeye çalışılıyor.

Bugün gördüğümüz gerici, baskıcı eğitim bir avuç Amerikan uşağı tarafından dayatılan eğitimdir. Eğitim-öğretim hayatımız boyunca yaşadığımız bütün sorunların sorumluları bir avuç uşaktır.

Tüm gençlerimizi yaşadığımız sorunlara çözüm üretmek için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Gücümüz birliğimizdir.


Zorunlu Din Dersi Kaldırılsın!
Öğrenciyiz Haklıyız Kazanacağız!


LİSELİ GENÇLİK
www.liseligenclik.org
 

Suat (mavi_sakal)
Bu kişi şu an çevrim dışı.
3427
6 Mayıs 2008 Salı 22:27:47

TAKSİM ISRARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ

DİSK, KESK, Türk-İş 1 Mayıs’ta yaşanan saldırılarla ilgili bir basın toplantısı düzenleyerek “Taksim ısrarımızı sürdürüyoruz” dedi.

5 Mayıs günü DİSK binasında yapılan basın toplantısında KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel yaptıkları açıklamalarla AKP’nin emekçi düşmanı olduğunu belirttiler.

İlk olarak Başbakan ve Valinin açıklamalarının da yer aldığı polis saldırısının teşhir edildiği bir sinevizyon gösteriminin yapıldığı toplantıda kurumlar adına açıklamayı Süleyman Çelebi okudu.

Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanı ve TMMOB Başkan Yardımcısı’nın da katıldığı toplantıda yapılan konuşmada sendika ve demokratik kitle örgütlerinin neden 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istedikleri açıklandı “yaşam hakkımız, kişi dokunulmazlığımız, kişi özgürlüğümüz, konut dokunulmazlığı hakkımız, düşünceyi açıklama özgürlüğümüz, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımız açıkça ihlal edilmiştir” denilerek vali hakkında suç duyurusunda da bulunulacağı açıklandı.

“1 Mayıs konusundaki tutumu ve İstanbul sokaklarındaki pervasız şiddeti AKP hükümetinin mazlumların değil zalimlerin saflarında yer aldığını göstermiştir” denildi.

Basının “Seneye Taksim ısrarınız sürecek mi?” şeklindeki soruları üzerine Süleyman Çelebi yaptığı açıklamada, ”Hükümetin yaptıklarından dolayı özür dilemesini istiyoruz. Biz Taksim ısrarımızdan ve talebimizden vazgeçmedik. Şimdiden hangi tedbirleri alacaksa güçlü devlet, güçlü hükümet alsın diyoruz” dedi.

Basının taşların atıldığını söylemesi ve bu yöndeki soruları üzerine de İsmail Hakkı Tombul

“Bu kadar gaz bombası vb. atıldığı can güvenliğinin olmadığı bir yerde taş atılmasını asla onaylamıyorum ancak bu koşullarda nefsi müdafaa yapan insanları da dikkate almak gerekir. Halkın güvenliğini sağlaması gerekenler halkın canına kastetmiştir. Böyle istisnai olaylar olmuş olabilir, olmaması gerekirdi. Ancak buna zemin hazırlayan da güvenlik güçleridir. DİSK binasına saat 6.30’da silahsız savunmasız insanlara saldırılmış gaz atılmıştır. İnsanlar ölümün eşiğine getirilmiştir bu noktada siz şişe atılmış diyorsunuz. Siz burada ısrarla provokatör arıyorsunuz” şeklinde cevapladı.

Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel ise yaptığı konuşmada, “Taksim’i adeta yasak bölge ilan ederek değil işçilerin tüm insanların oraya girmesini engellediler. Onlar gazlarla bizim ellerimizdeki çiçekleri soldurdular ama inancımızı kıramadılar. 1977 katliamının ardından 30 yıl sonra Türkiye az gitmiş uz gitmiş bir arpa boyu yol gitmiş dedirttiler. Türkiye’nin demokratikleşmede hiç ilerleyemediğini hiç kimse bu kadar iyi anlatamazdı Hükümeti kutluyorum” dedi.

Basın toplantısı hükümete 1 Mayıs 2009’un Taksim’de kutlanması için süreç şimdiden başlatılmalı çağrısıyla son buldu.